Skip to main content

Full text of "internet yazilari 2 ismail hakki altuntas"

See other formats


YAZILAR 
2 




H. Ismail Hakki ALTUNTA^ 



ISBN: 

ismailhakkialtuntas@gmail.com 
http://ismailhakkialtuntas.com 



Dizgi 

Kapak 

Baski-Cilt 



H. ismail Hakki Altunta; 



2011 



X y y y y 

internetteki sitemiz http://ismailhakkialtuntas.com/ da 2011 yilarinda okuyucularimizia paylajti- 
gim yazilan bu kitapta topladim. Yazilarda sira gozetilmedi. Degijik konular pe? pe§e yazildi. Bu jekil- 
de okuyan agismdan fazia sikinti olujturmayacagi dujunuldu. 
Tevfik ve inayet Allah Teala'dandir. 

ihramcizade 

Ismail Hakki ALTUNTA§ 

Esenler /Istanbul 



5 YAZILARIM 



KARALAMA 

Yolculuk, bir giJn biter diye dujiJndugum, 

Yolculuk. 

Hevesliyim. 

Beni yikan yolculuk. 

Sevsekte, nefret etsekte 

Bikip usanmadigim yolculuk. 

Sonsuzluga! dediler. 

Bulamiyorum 

Suglusu ben miyim? 

Bitmeyen yolculuk. 

* * * 

"Allah rizasi igin bir §ey yok mu?" 

Dilenci! 

Kirk kapiyi dolajan dilenci! 

Son kapin evinde olsa 

istemekten usanmazsin dilenci! 

* * * 

istegim diJnya, 
Ben diJnyali degilim. 
Neyin istegi o zaman bu, 

Tanri'da degilim. 

* * * 

Mutlu musun? 

Aci gekenler var. 

Acidan kurtuldum demektir. 

Mutluluk. 

* * * 

Sevgi ate§tir. 
Acidir, istiraptir. 
Tatliliksa 

Tuzlulukia beraber. 

* * * 

Ariyorum 
Sonsuz bir istekle, 
Bulamayacagim. 

Bulmamakia beraber. 

* * * 

Niye, 
Nigin, 
Neden? 

Hepsi benden? 

* * * 

Dogru batar. 
Egri gakilmaz ki, 
Keser dogrunun, 

Bajindan hig eksik olmaz ki. 

* * * 

HayatgiJzeldir. 
insanda sikinti 
Her 5eyin bir hesabi var. 



6 YAZILARIM 

Oltim takinti. 

* * * 
DUA 

Dualar ederdim 

Agilsin kapilar 

Dertler biter de sevinirim diye. 

Kabul olan dualann var diyorlar. 

Sordum "nigin gecikti?" 

"Sen kendine dua ediyorsun. 

Ya bizim sana olan duamiz." 

Hayir. 

Olamaz, desende 

BIzIm duamiz sana daha hayirlidir. 

Sabret dediler. 

Meger "Duam ba§ka duaya muhtagmi?. 



YAZILARIM 7 
7 YAZILARIM 

HELAKE SEBEP OLAN MUTLU AZINLIK 

Toplumu ayakta tutan ve korunmasi gereken, deger ve yargilandir. Ancak tarih boyunca siJrekli 
toplumun igindeki kijguk mutlu azinlik, degerleri tahrip ederek oynamaktan gekinmemijierdir. 
GiiniJmuzde ise deger yargilanni degijtirmede yeni ihtiyaglar uretilmi? ve hayat tatil, karnavala 
dbnijjen bir tarz halini bajlamijtir. Bozulan hayat tarzinin temelini de giplaklik olujturmaktadir. 
Mutlu azinligin cinneti o dereceye varmijtir ki, giyinmeyi dahi sug olarak gormij? ve her jekilde 
insanlara hedef gostermektedir. 

Mutlu azinlik, hayata yansittigi ili§kileriyle, yanli? orneklerl dayatirken hedefleri de ozel olarak fert 
ve sonucuyla cemiyettir. 

Mutlu azinlik, insani degerleri igi bo? efsaneler olarak topluma dayatir; insani, insanliktan 
uzaklajtirmak; insanin, insan dunyasindaki "insan efsanesini" yikarak, "hayvan insani" "mutlu etmek" 
gabasina girerler ki, bu, olu? geregi imkansiz bir durumdur. 

Yozlajmi? ahlaklariyla ortaya koyduklari yajama bigiminin, medeniyet g6ru§u olmasi igin siJrekli 
reklamini yapmaktadirlar. Her yeni ve garpik ilijki, mutlu azinligin populitesini artirmada onemli etken 
oluju siJrekli giJndeme getirilmesi de gayretleri arasindadir. Aslinda mutlu azinligin degerleri yok 
sayan bir aniayiji sonunda gegici hazlarin dayanilmaz anaforunda yok olmaya dogru gitmektedir. 
Sayginligini kaybetmi? hayat tarzlari, siJrekli tekrarlaria toplumun en aktif kesimi olan gengleri 
etkilemekte ve kendi dunyalarinin hizmetgileri olma gayretini esirgemezler. 

Mutlu azinlik insanin ve toplumun bozulmasini istemektedir. ^unkij kendileri bozuktur. Korkak ve 
ahlak fukarasi olan bu azinlik, ancak bireyleri bozulmu?, dolayisiyla birey olmaktan gikip surij olmu? 
toplumda huzur iginde olabileceklerini sonucuna ulajmijtirlar. Bu nesillerle gelecegini mutluluklarini 
garantiye almaya galijirlar. Ulkenin bagimsizligini, uluslararasi meyhaneler, be? yildizli kumarhaneler, 
dev eglence merkezleri, yaygin fuhu? ve uyujturucuyla betimlemek isterler. 

Mutlu azinlik amaglarina ulajmak igin gijglerini medyayi kullanmaktan gekinmezler. Bunun en 
bajinda geleni televizyondur. 

Televizyon; sosyal alijkanliklari, kiJlturel yapiyi, hayat tarzlarini, ejya ve hadiseleri algilayi? 
tarzlarini, duygu ve dijjunce bigimlerini, davrani? kaliplarini, tavirlari, tutumlari, aniayijlari, kararlari, 
zevkleri, ahlaki degerleri, ihtiyaglarimizi, orf ve adetleri, aile igi ilijkileri ve daha sayisiz alani 
bigimlendirmege tam tejebbiJs etmi? bir sug aletine donijjturmujlerdir. Bu sayede ahlaksiz fiilleri 
halka yayildikga ve elit tabakalarda bir hayat tarzi, serbestiyetini daha da artirmaktadir. 

Mutlu azinligin bilingli sanayisi ve kiJltur endiJstrisi kapitalist aniayijiyla diJnyayi bir pazar olarak 
goriJr.. Mutlu azinligin kontroliJnde olan kitle iletijim araglari onlarin sanayileridir... Urettikleri ve 
yaydiklari bilgi ve haberler bir hirer art niyet urunij olma yaninda bir ekonomik hedefe yoneliktir. Bu 
sayede kurduklari tiJketim malzemelerini satarlar. Bu sayede ikinci bir somiJrmenin payi elde ederler. 
Ahlaklarini gokerttigi toplumun cebindeki kijgucuk sermayelerine goz dikmekten zevk dahi alirlar. Bu 
sayede toplumda iletijim araglarinin etkisiyle gereksiz ve a§iri tijketme istegi, gelecek korkusu, 
bireycilik, hayatin anlamsizla$masi ve yabancila$ma gibi bir takim sorunlar ortaya gikmasina sebep 
olurlar. 

Mutlu azinligin kontroliJnde tuttugu degerlerin siJrekli degi§imi, a§inmasi ve ijlevlerini kaybetmesi, 
belirgindir. Onlar somiJrgecidir ve somiJrusunun devamini, halkin kiJlturunu tamamen degijiklige 
ugratmakta oldugunu gormektedir. istekleri "bilinmeyen" ya da "kayip nesil (generation X)"lardan 
olujan toplum istemektedirler. 

"Kayip Nesil" 

"Higbir deger yargisina sahip olmayan, 

Higbir kuruma, kijiye, kavrama, ideye karji sorumluluk duymayan. 

Her §eye sahip olma hakkini kendinde goren, 

Higbir jeye gergekte sahip olmadigi igin her jeyi bir anda kaybetmeye hazir olan, 

Ne istedigini, ne istemedigini, neden isteyip istemedigini bilmeyen, giJduleriyle ve diJrtuleriyle ya- 



8 YAZILARIM 

§ayan, 

Uyujturucuya ve bagimliliga yatkin olan, 

Sinirsiz bir tiJketici ve kullanici ozelligi sergileyen, 

Birlikte yajadiklarini kendine 'mecbur' sayan, kendini kimseye 'mecbur' saymayan, 

Hayati intihar ve intikam gizgisinde yajayan, giJnluk ve anlik yajayan, 

Ahlaka kar§i duyarsiz, sorumsuz, kendine karji asia giJveni olmayan" lardir. 

insanlarin ozgurce du§undugu duygulan, iletijimle kavu§tugu duyumlaria kontrol edilmedigi 
takdirde, dumura ugrayip olmayan yone gekilir. ^unkij edimlenen bir davrani§ veya egilimin kitle 
tarafmdan benimsendigi soyleniyorsa, bu davranijin veya egilimin sagduyuya en uygun segenek 
oldugu iddia edilmesi kaginilmaz olmujtur. Ancak bu degijimin birdenbire olmasi dijjunulmez. 

Degi$menin merhaleleri vardir. 

imam Gazali rahmetiJllah-i aleyh bu zihniyet degijmesinin ajamalanni joyle siralar: 

"Yemleme, 

Aviama, 

Ali$tirma, 

^ijpheye Du$urme, 

Bo$lukta Birakma, 

Baglama, 

Hile Yapma, 

Kafasmi Kari$tirma, 

Ayirma, 

Soyma." 

Yoksullugun arttigi bir toplumda, mutlu bir azinlik varsa, bu onlarin egemenliginin oldugunu agiga 
gikarir. Eger zenginlik bijyuk bir kismin paylajamadigi ve bir azinlik elinde tutuluyorsa, bu bir yanlijin 
habercisidir. Mutlu azinlik hayati kendi kendini yetijtirmi? kimseler olarak degil, kendini diJzenine 
uydurmu5 kimseler olarak guruplajip, kujaktan kujaga siJrdurulmesi gereken bir miras gibi algilar. Bu 
mirasi da, kendi aralarinda ve belli ailelerce devam edecektir. Bu arada ezilen siniflar daha 
fakirlejerek kolelejme ve du§uncesiz toplum durumuna dijjurulmesi onlar igin bir mana ifade 
etmeyecektir. Bu jekilde ayrijan toplumda ezilenler, somiJrenler siniflari olujacaktir. ijin kotij tarafi 
ise ezilenler kendilerini ayaga kaldiracak gucij bulma yetisine ancak kaosia ele gegirmeye sonucuna 
ulajmalaridir. Bu ise yikimini erkene almi? sosyal toplumdan gikmi? "farkiiiajan toplum"dur. 

Allah Teala'ya siginiriz. 

YA RABBi MUTLU AZINLIK YUZUNDEN BJZJ HELAK MJ EDECEK MJSJN? 

Din temelini insanlari koruyan bir ilahi merhametten ilham almaktadir. Bu, topluma sosyal adalet 
esaslarina gore yeni bir nizam vermek yaninda ziyade, kudret elinde olanlarin yardima davet edildigi 
bir jekildedir. 

islamiyet'te, sosyal dengenin korunmasi igin uyarilari ve tavsiyeleri §u §eklindedir. 

^imarmamak, 

Azmamak, 

Zekat Vermek, 

Sadaka Vermek, 

Yoksullari ve dksijzieri korumak. 

istenilen bu fillerin temelinde insan vardir. Bu tavsiyelerin yaninda tehditlerinde oldugunu unut- 
mamiz gerekir. Bahsedilen igtimai ahlak kaideleri ihlal edildiginde acikli bir durumu da Allah Teala 
haber verirken ilijkilerde olujan dengesizligin diJnyada karjiliksiz kalmayacagi ve sosyal hayatimizin 
bajibo? jekilde olmayacagini hatirlatilmijtir. 



YAZILARIM 9 
9 YAZILARIM 

"Aranizdan yalniz zaiimlere eri$mekle kalmayacak fitneden sakinin, Allah'm azabinm $iddetli 
oldugunu bilin." (Enfal, 25) 

Ayetin agiklamasini Elmalili Hamdi Yazir rahmetiJllah-i aleyh §u §ekilde agiklar. 

"Yalniz ijleri yerinden oynatip bozanlara mahsus bir musibet olmakla kalmaz, beiki umumTlejir, 
size de kapsamina alir. Bazi giJnahlar vardir ki zarari umumi olur. Sebeb olacagi fitne ve ihtilal, celb 
edecegi mihnet ve musibet yalniz o giJnahi yapan, iji yerinden oynatan ve bu suretle kendine ve 
bajkasina zulmetmi§ olan zaiimlere mahsus kalmaz da kurunun yaninda ya§i da yakar. 

Mesela kotij jeyleri aleni ijlemek, Allah Teala'nin emir ve yasaklari ile alay etmek, akideyi bozmak, 
kelimeleri manasindan ayirmak, cihadda gevjeklik bu tiJrdendir. Bir §ahsin hatasi bir orduyu 
batirabilir. 

Hadisi §erifte geldigi uzere Rasulullali sallallaliu aleyhi ve sellem fenaliklar kar$isinda, iyilerin se- 
yirci kalmamasi, kotijler yuzunden gelecek (fitne, fesad, $er vs. her (e$itten) igtimat izdirablarin, 
iyiler de dahil biJtun cemiyetin varligini tehdid edecegini ifade ederek fenaliklar kar$isinda ne- 
melazimciligi onlemek igin zihinden (ikmasi zor olan bir de te$bThte bulunur: 

"Allah'm hududuna (emir ve yasaklarma) giren meseleleri tatbtk eden -ve yagcilik yaparak 
mijsamaha ve gev$eklik gostermeyen iyi- kimse ile, yasaklari i$leyen kimselerin durumlari, bir ge- 
miye binip kur'a gekerek, geminin alt ve iJst katlarma yerle$en yolculara benzer. Oyle ki, alt katta 
oturanlar, su ihtiya^larmi giderirken ijsttekilerin yanmdan ge^ip onlari rahatsiz ediyorlardi. (Alttaki- 
ler bu duruma son vermek igin) bir balta alarak geminin dibini delmeye ba$lasalar, iJsttekiler he- 
men gelip: 

"Yahu ne yapiyorsunuz?" diye sorunca alttakiler: 

"Biz su ihtiyacimizi gorijrken sizi rahatsiz ediyorduk, halbuki suya muhtaciz, $imdi sizi rahatsiz 
etmeden yerimizi delerek bu ^ekilde elde edecegiz" deseler ve iJsttekiler bu i$te onlara mani olsalar 
hem kendilerini kurtarirlar, hem onlari kurtarmi$ olurlar. Eger yaptiklari i$te serbest biraksalar, 
hem onlari helak ederler, hem de kendilerini helak ederler." 

Fakat dikkat edilmek lazim gelir ki gemiyi delmege kalkani menedelim derken karmaja ile dengeyi 
bozup geminin devrilmesine de sebebiyet vermemelidir. Evvela farzi kifayenin ifasini deruhde ederek 
farzi ayn gibi icra edecek kaptan ve maiyyeti gibi Allah Teala'nin emir ve yasaklanni aniatan biri olarak 
bulunmak, saniyen herkes kendi nefsini muhasebe etmek, cereyan eden umumT ijlerden gaflet 
etmeyerek umumi miJrakabeyle dikkat ve intizam ve giJzel ahlak ile devam ederek bu suretle umumT 
cezadan korunmak lazimdir. Bu ise her miJminin kendi nefsinde Allah ve ResuliJ igin itaat ve icabeti 
baglanarak ve fitne vaki olmamasi igin kendine ve cemaatine dikkat ile gafletten kaginmasina baglidir. 

Bundan anla$ilir ki umumT ceza yalniz asil gijnah i$leyen zaiimlerin cezasi degil ayni zamanda 
korunmayip onu uyarmayan gafillerin gafletlerinin de cezasidir. Son nefese kadar cali$ip da 
muvaffak olamayanlara gelince ozurleri ile Allah Teala katinda sorumlu olmazlar. Bununia beraber o 
zaiim veya gafillerin iginde bulunup onlara yakinlik ettiklerinden dolayi DiJnyada o umumT musibetin 
gevreledigi daireden harig kalmamalan da ihtimal olarak bulunuyor. Ahirette kar§iligini gorseler de 
DiJnyada mihnet gekerler ve bunlann gektikleri, sebep olanlann kotiJ ve jiddetii olmalanni neden 
olur. Bunun igin fitne, bela ve mihnet zaiimlerden ba§kasina isabet etmez zannetmeyip oyle bir 
fitneden korununuz. QiJnku Allah Teala'nin azabi $iddetlidir. Azabinm $iddeti ki yalniz zaiimlere 
mahsus kalmaz da onlarin etraflarmi ve her $eylerini istTIa eder. Onun igin Allah Teala'nin "korkun- 
sakinin" emrini teblig eden RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin ne kadar hayatimizi koruyan bir 
davette bulundugunu aniami? oluruz/ 

DUA 

Hayatimizi kontrollerine gegirdikleri yetmedigi gibi gocuklarimizi da elde ettiler. Sosyal yajantimiza 



Bkz: Hak Dini Kur'an Dili Tefsiri (bazi kelimeler gunumijz TiJrkgesine fevrilerek verildi.) 



10 YAZILARIM 

ve haklanmiza tecaviJz ettikleri gibi az jeyle de yetinmemizi istediler. Bu da yetmez gibi televizyonda, 
sinemada, gazetede hayatlanni bilmemem gerekiyormu§ gibi bilgi bombardimanina tuttular. Gecemiz 
gundiJzumuz onlarin eline gegti. BuyiJk dedigimiz kimselerde kudretleri arttikga onlaria beraber olup 
bizi korumaktan kagindilar. Hayatimiz onlarin oldu. Onlar, "mutlu azinliklar" 

Ya Rabbi Kur'an-i Kerim'de buyurdugun bu mutlu azinlikia bizi bir mi tutacaksin, biz onlardan degiliz ki. 

"Kitabi sol elim verilen kimse ise, ke$ke kitabim elime verilmeseydi, hesabimm ne olacagmi ke$ke 
bilmeseydim, ke$ke dlijnce her i$im olup bitseydi. Mallarim bana fayda vermedi, kudretim zeval bulup gitti. 
(Boylesine denecek ki) onu tutun, zincire atin, daha sonra onu yetmi; ar$in zincire sarin. Qunkij YiJce Allah'a 
iman etmez, yoksul beslemeye (kimseyi) te$vik etmez, onun ign burada onun candan dostu yoktur, onun 
yiyecegi ancak zikkimdir, ki onu ancak su^lular yer." (Hakka, 25-34) 

"Fakat o sarp yoku$u gkamadi. Sarp yoku; nedir, bilir misin? Bir kole azad etmek yahut a^lik gunijnde 
hisimlardan bir oksijzu yahut yerdesijrunen biryoksulu beslemek." (Beled, 11-16) 

"Dini yalan sayan kimseyi gordijn mij sen? i$te odur oksuzij itip kakan. Ve odur yoksulu doyurmak ign 
onayak olmayan. Vay haline o namaz kilanlarin ki, gdsteri$ yaparlar onlar. Ve en sakinilmayacak yardimlari 
esirgerler." (Maun SiJresi) 

Ya Rabbi! Kur'an-i Kerim'de onlara ozenip sesimizi dahi gikartmaz isek bizi helak edecegin haberle- 
ri de senelerdir iJzerimizde dururken, jikayetimizi zatindan bajka iletecegimiz yerimiz ve yurdumuz 
var mi? 

Ne olacak? 

Kim neyi bulacak? 

Ya Rabbi! Sesimizi duyacak birileri olmayinca, azabin ile bizi tehdit ediyorsun, ama bize kim aciya- 
cak. itiraf etmeliyiz ki, bunu biz hak ettik. Emirlerini dinlemedik. Ancak aci gekmek istemiyoruz. ^o- 
cuklarimizda aci gekmesin. Lanetii kavimler arasinda anilmaktan bizi kurtarmani diliyoruz. Dualanmizi 
kabul eyie Ya Rabbi 

ihramcizade Ismail Hakki 



YAZILARIM 11 
11 YAZILARIM 

MUSLUMANLARI BOYLE OYUNA GETIrIYORLAR 

Dr. HiJseyin HATEMi'nin yazmi? oldugu "§eytan ayetleri" kitabinda degindigi bir konu gunumuz 
igin gok onemli oldugundan sizinle paylajmak istedim. Paragraflar jeklinde segip vurgulamak istedi- 
gim konu joyledir. 

"Bu siralarda ortaya gikan ve esrarengiz bir bigimde ve zamanda hidayete eren "Mohammed Es- 
sad Bey"^ ise, Rodinson ^ gibi, Resul-i Ekrem sallallahij aleyhi ve sellemin hayatina dair yazmaya 
ciJr'et ettigi bir Kitapta, "Garaniyk olayi"ni'* Rodinson'un naklinden de utanmazca bir yorumla aktar- 
maktadir." 



"1932'de Berlin'de yayinlanmi? bu kitap 1934'de Fransizcaya gevirtilerek (Payot, Paris 1934, yazari 
Mohammed Essad Bey, geviren Jacques Marty, Onsoz: M.E.F. Gautier)^ yaymlaniyor, Musluman ve 
Musluman olmayan nice "bilim adami" da bu kitaptan "bilimsel bir eser"mi5 gibi yararlaniyor, yazari 
nice itibarlar gormeye devam ediyor. Tipki Ka'b-ul-Ahbar \\n, EmevTIer'in islam'in ilk yuzyilindaki 
kurnaz ijbiriikgisi bu sozde-miJhtedi igin oldugu gibi, O'nun yaptiklari degil de O'nu ele$tirenler kina- 
niyor." 



(Hassas olmasi gereken konuda (^eytan ayetleri) hassas olmayan bu Muhammed Essad'm MiJs- 
lijmanlarm canini yakmak igin $u tavsiyeden de vazge^miyor.) 



"BiJtun bu nitelemelerin hangisinin bir digeri ile uygunluk gosterdigini okuyucunun takdirine bira- 
kiyorum. ilgi gekici olan husus judur: Bu "sozde-miJhtedT"^ de islam Alemi'nde bir "sozde-devrim" si- 
rasinda ortaya gikmi?, bu "s6zde-devrim"in sonucunu Bati'ya joyle bildirmijtir. (ihbar ediyor) 

"ibn Saud (Vahhabiler Lideri) bugijn Peygamber'in ornegini izlemekte ve yirminci yijzyiida da ay- 
ni derecede gu^iij olan Allah kelammi insanlara hatirlatmakta, bir zamanlar, yedinci yiJzyilda oldu- 



^ Muhammed Esed (1900 - 1992) 



Muhammed Esed, 1900 yilmda, Dogu Galigya'nm Lvov 5ehrinde, Yahudi bir ailenin ug gocugun ortancasi ola- 
rak dunyaya geldi. Baba tarafmdan dedesi Czemowitz'de, matematik ve fizikte uzmanligi olan ve astronomiye 
de ilgisi bulunan satrang ustasi bir hahamdi. 

1952 yili ba5larmda yirmi be5 yillik aynliktan sonra Pakistan': Blrle5ml5 Mllletlerde temsll etmek uzere New 
York'a gittl. Kisa sure sonra bu vazlfeslnden ayrildi ve Mekke'ye GIden Yol adii hatiratmi ve seyahatnameslnl 
yazdi ve ne5rettl. Daha sonraki yillarmi ellnlzdekl bu meal! hazirlamaya hasrettl. 

1992 yilmda Ispanya'da vefat ettl. 
^ Maxime Rodinson (1915 - 2004), 

Fransiz, Markslst tarihgl, sosyolog ve dogu blllmcl. Fransiz Komunlst Partlsl'ne 1937'de girdi, 1958'de ayrildi. 
Stallnlzme kar5i gikti, Islam ara5tirmalarinm ozgunluguyle tanindi. 
Konumuzia llglll olmadigi Igin 5eytan Ayetleri hakkmdaki olayi yazmak geregi duymuyorum. 
Mahomet, 571-632. Preface de M.E.G.Gautier, traduction de Jacques Marty. Payot, Paris 1934. Herdruk in 
1948 
^ Ka'bul- Ahbar (Ebu ishak Ka'b b. Mati' b. Heynu el-Himyenel-Yemam) (o. 32/652-53): 

Aslen Yemen Yahudilerinden olan Ka'b Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin vefatindan sonra Mus- 
luman oldu. ilmi geni§ olmasi veya murekkep ile yazi yazmasi sebebi ile ona bu ismin verildigi rivayet edilir. 
islam kulturune ve islam tarihine Israiliyat haberlerini ta5idigi boylelikle Islam kulturunu bozmakia suglanir. 

Ka'bul- Ahbar bir 50k ki5i tarafmdan Islam dinine yanli5 5eyler sokmaya 5ali5an ve dini tahrip etmek isteyen 
bir ajan olarak kabul edilir. Musluman olduktan sonra ge5mi5ten gelen bilgisini soylemi§tir ancak Islam dinine 
nifak sokacak veya Islam akidesini bozacak fikirleri gekinmeden beyan etmi5tir. 
Eserleri:l- Siretu Iskender 2- Vefatu Musa 3- HadTsu Zilkifl 
Muhammed Esed'in mealleri bir zamanlar dergi promosyonlari olarak yurdumuzda fok dagitildi. 



12 YAZILARIM 

gu gibi bir Devlet kurulmasi ve yonetilmesi amacini gutmektedir" (s. 325) 

Bu devrimi yeteri kadar ovdiJkten sonra da, burunlari dibinde uyanan islam tehlikesini gormeyip 

uyumakta devam eden Bati DiJnyasi'na sinirlenmektedir: 

"BugiJn islam tekrar eyieme ge^meye hazirdir, amaci da her zaman aynidir: 

Bu ama^, Muhammed'in ve HaricTler'in (?), iman ugruna sava$an ve dua eden sofu ki$ilerin ama- 

cidir: 

DiJnyayi fethetmek, dijnyayi boyunduruk altina almak, kole kilmak: (s. 327) 

"Karga$a ve felaketler icinden bir yen! guc dogmu$tur, ne var ki Avrupa bu yen! giJcun gercek de- 

gerini takdir edemiyor. Bu giJc, cagda; Islam'dir. Yen! halklari (her halde Afrika halklari kasdediliyor) 

cevresine toplamada, orgutlenmede, kurmada ve degi$im (transformation) gostermede, sava$a hazir- 

lanmadadirl... Yen! Dogu, yeni Islam buyiJk Ihvan tarTkati (Vahhabiler kasdediliyor), diJsunce ve silah 

savasma, Islam'm kutsal savasma (cihad) hazirlaniyor, (s. 328) 

ijte her gagda, her ne zaman islam DiJnyasi'nda bir kipirdanma sezilirse, ajagi-yukari ayni sozlerle 
ve ozellikle "cihad" terimi^ slogan olarak kullanilir ve islam'a karji "^agdaj hafii seferleri" orgiJtlenir, 
kijkirtilir. BugiJnlerde tasarlanan Hagli Seferi'nin adi "Harmagedon"dur. (Har-megidon)^ Bizim DiJnya- 
dan habersiz, agizlari siJt kokan "entel"lerimize duyurulur."^° 

Alinti yaptigimiz kisimdan aniajilan, MiJslumanlar eger tepki gostermiyorsa tepki gostermeleri igin 
birilerini iglerine sal ve onlardan olsun. Onlari da rahatsiz etsin. Onlar rahatsiz olunca emperyalist gijg 
olarak miJdahale etme yetkisini insan haklari gibi palavralaria icraata gegirebilirsin. 

ijte bu zihniyet hagli zihniyetinin miJdahale tekniklerinden biri ve en onemlisidir. 

Yine emperyalist guciJn MiJslumanlari piyon olarak kullanmakia, uyuyan Hiristiyan ve Yahudi diJn- 
yasini harekete gegirmesi igin gereklidir. ^unkij kendi halkina dijjmanin hazirlik yapiyor, bunda bana 
destek ver. Vermezsen bajin belaya girecek ve seni yok edecek korkusu verilmi? olur. 

Son soz siyaseti bilmeyen ve gegmi? tecriJbesini gelecege aktaramayan MiJslumanlar ezilmekten 
bajka gikar yollari yoktur. 

ihramcizade ismail Hakki 



Bir zamanlar yurdumuzda da bir siyast partinin en ileri slogan: bu olmu5 ve siJrekli Muslumanlar uzerine tepki 
5ekllml5tlr. 

Harmageddon =Armageddon: (mah5er, muthl5 sava5) Latlnce kokenll bu kellme, Incll'de sozu edilen, dunyanm 
sonunda lyl ve kotu gugler arasindaki son sava5 sahnesi aniamina gellr. 

^° Bkz: HATEMi Hiiseyin §eytan Ayetlerl [KItap]. - Istanbul : Ijaret, 1989, s. 34-38 



YAZILARIM 13 
13 YAZILARIM 

AiLEDE EVLIlIK UYUMU, ALDATMA VE iLETi^lM 

Eviilik akde dayali, karjilikli bir dayanijma sonucu kurulmu§, igtimai onaylamayla hayata gegirilmi?, 
turn igtimai yasaklamalann kinlarak cinsel gereksinimlerin ve sosyal ihtiyaglann karjilandigi mijjterek 
bir ortaklik olup, hayatin surdiJrulebilirligi igin gerekliligi vazgegilemez onemli bir kurumdur. 

insanin hayatinda, mutlu ve tatmine uiajmi? ili5kilerin kaynagmin, uyumlu eviilik oldugunu soyle- 
yebiliriz. Ancak evii giftlerin tumij, eviilikleri boyunca kendilerini bazi gatijmalarin iginde ister istemez 
bulmaktadirlar. 

Mutluluk, tatmin ve beklentilerin gergeklejmesi sayesinde olup, eviilikte ise sadece karjilikli uyum- 
la mumkundur. Mutlu ve tatmine ulajmi? eviiliklerde onemli bir role sahip olan eviilik uyumu, birey- 
sel, durumsal ve ilijkisel birgokfaktorden etkilenmektedir. Eviiliklerin uyum iginde olabilmesi igim be§ 
temel konudan bahsedilir. MAHREMiYET, BAGLIUK, UYGUNLUK, iLETi§iM VE DJNi YA§ANTI. 

Eviiliklerde GoriJlen Aldatma Problemi 

Aldatma, evIi giftlerde oldukga sik rastlanan bir problemdir. Aldatma, tek ejlilik- gok ejlilik boyu- 
tundan farkli olarak, ilijkinin siJrekliligi ile sadakat derecesinin en zayif olarak giktigi durumdur. Evii- 
lik di§i yajanan ili§kiler, yaygin olarak onaylanmamasina ragmen, birgok insan tek ejli ilijkiler iginde 
degildir. Bazi insanlarin siJrdurmeye gali§tiklari oncelikli ili§kilerinin di§inda, yajadiklari cinsel ili§kileri 
de vardir. Fakat aldatmayi, sadece cinsel ili§ki diJzeyine indirgemek ve tanimlamak yanlijtir. 

Aldatmayi inceleyen arajtirmalarda yaygin dijjunce, bu konuda pek gok cevaplanmami? soru ol- 
dugudur. Aldatma konusunda yapilan galijmalarin ortak ozelliginde varilan sonug, erkeklerin kadmla- 
ra orania eviilik di$i ili$ki ya$ama yuzdelerinin (ok daha fazia oldugudur. 

Aldatmanm Nedenleri 

Aldatma durumunu pek gok faktore bagladir. Bazilari, 

Eviilik di$i ili$kilerin duygusal-cinsel dogasi; 

Gizli ya da gorij; birligi iginde ya$anilan eviilik di$i ili$kiler; 

Eviilik di$i ili$kilerin nedenleri, sonuglari ve detaylari; 

Eviilik di$i ili$kilerde ki$isel sorumluluk ve bu tijr ili$kilerin aldatilan tarafa etkileri 

Aldatmanm erkeklerde ve kadinlarda ortaya giki? nedenlerinin farkli oldugu goriJlmektedir. 

Erkekler niye aldatir? 

ili§kilerinin hayal ettikleri gibi gitmemesi, 

Yenilik arama, 

Egolarmi tatmin etme, 

^evrelerinde ciddi bir ili$ki istemeyen kadmlarm varligi, 

Hissedecekleri anlik tatmin duygusuna yenilme, intikam duygusu ile aldatmak. 



Kadmlar niye aldatir? 

Kendine gijvenlerini arttirma istegi, 

Duygusal olarak ilimal edildiklerini du$unme, 

Heyecan arayi$i, 

Romantizm ihtiya^larmi kar$ilama istegi, 

E$lerinden daha zengin ve statu saliibi biriyle beraber olmak arzusu. 



14 YAZILARIM 

Cinsel tatminsizlik ve hi( bitmeyen ev i$lerinin ve sorumluluklarm yiikunden kurtulma istegi 

Aldatmada tatminsizlik etkisi 

Eviilik di5i ili§ki ile ilgili en yaygin kabul goren yuklemelerden biri, eviiliklerdeki mutsuzluk ve ga- 
tijmalardir. ^ok ejlilik literatiJrunde dahi tatmin ve eviilik diji ilijki arasindaki baglanti sikga galijilmi? 
bir konu olmasina kar§in, yapilan galijmalar eviilikteki tatminsizligin ilijkiler iJzerindeki etkisini, ne 
tarn olarak desteklemekte ne de reddetmektedir. 

Eviendikten birkag sene sonra aynlmayi ya da bojanmayi dujiJnen bireylerin bu dijjunceleri, ola- 
silikla dijandan gelen etkiler veya di? kaynaklann olujmasi ya da ilijkideki tatmin duygusunun azal- 
masi sonucunda ortaya gikmijtir. Tatminsizlik diJzeyi arttikga ilijkide beklentiler, segenekier ve sinirli- 
liklar onemli bir rol oynamaya ba^lamaktadir. Ki^ilerarasi ili^kiler, ddul-bedel mubadelesine dayanir. 
insanlar fitrati geregi, odulij yijksek, bedeli du$uk ili$kileri tercih ederler. Odul ve bedel arasindaki 
fark, pozitif oldugunda birey ilijkiyi siJrdurme, negatif oldugunda ilijkiyi degijtirme veya sonlandirma 
egilimi gosterecektir. ili5kide algilanan ejitlik de, kijilerin eviilik diji ilijkiler yajamasinda agiklayicidir. 
Burada fedakarlik unsuru unutulup menfaat kavrami araya girince aldatma buyiJk ihtimalle hayat 
alanina dahil olacaktir. 

Bir ilijkideki ejitsizlik, ilijki tatminsizliginin artmasina neden olabilir. Bu nedenle bajka bir ili§ki ya- 
janmasina sebep olur. Aslinda ba§ka bir ilijki yajamak, ejitsiz giden bir ilijkide bu durumu hisseden 
ejlerin ejitligi saglama gabasidir. Kadin ya da erkek ilijkide ejitligi yakalamak igin pek 50k bajarisiz 
tejebbiJsten sonra ortami terk etme ya da ili5kiyi bitirme ajamasmda olabilir. Bu nedenle kaybedece- 
gi gok az §ey vardir ve oniJndeki segenekleri ara§tirarak yeni kazanimlar elde edebilir. ilijkide ejitsizlik 
strese neden olur, bu ejitsizligi gidermenin bir yolu gergek degi§iklikler yapmaktir. 

ileti$imin Qati$maya Ddnu$u 

Pek gok alanda onemli bir yeri olan ileti§im, bilgi iJretme, aktarma ve aniamlandirma siJrecidir. Ai- 
lede ise ejlerin birbirinin farkina varmasi siJrecidir. Aldatma siJrecinden gikabilmek igin ileti§imin ha- 
rekete gegirilmesi gerekmektedir. ^unkij kijiler arasi anla§mazliklarin kokeninde, genellikle ileti§im 
bozukluklari yatar. iletijim saglikli olmadikga siJrtujme ve gatijmalar kaginilmazdir. iletijim kaybolma- 
si ile gatijma ortami ortaya gikar. Ejler arasinda olu§an "hakli ve lider olma" faktoriJ bunu ate§ler. 
Bunu iki kategoriye indirgeyebiliriz. 

Hakli olmada, kendileriyle ilgili problemlerden otiJru gatijmaya girerler. Bu gatijmasina taraf olan 
kijiler, aralarindaki iletiyle degil, birbirleriyle ugrajmaktadirlar; birbirlerine kizmakta, kiJsmekte, bir- 
birlerini dinlememekte ya da birbirlerini yanli? aniamaktadirlar. 

Lider olmada ise kijiler kendilerinden gok, aralarindaki durumdan otiJru gatijmaya girmektedirler. 
Bu gatijmalardan bajka "Karma ^atijmalar" da vardir. Bunlar aktif-onyargili ve pasif-tiJmden reddet- 
me sebebini ejlerin bile tahmin etmedikleri gatijmalaridir. iletijimde en bajta gelen sorun savunucu- 
luktur. Savunucu durumda olan kiji, zihin gucuniJ soz konusu edilen konudan gok, kendisini savunma- 
ya harcar. Muhakkak zitlik vardir. 

Eviilik ve aile hakkinda verdigimiz bu bilgiler ijiginda kaderi bazi hususlari ilave de edecek olursak, 
en onemli hususun Allah Teala'nin yardimi oldugunu soylemeliyiz. insanin rizik ve eceli igine alan ha- 
yati konularinda hikmet babinda 5unlar soylenmektedir. 

Fakir iseniz evienin, Allah Teala zengin eder. 

Gayr-i me$ru hayat omrij kisaltir. 

Oleceginiz korkusu i^iniz sardiysa hemen bir (ocuk sahibi olun. U^uncij bireyin kaderi sizin kade- 
rinizi degi$tirsin. 

E§inizi aldatiyor ve e$inizde size sadiksa muhakkak dijnya i$leriniz, bozulur. i$inizi ve sosyal ko- 
numunuzu kaybedersiniz. 

Gelecek korkusunu yenmenin tek garesi ejinizin size verecegi destektir. En onemlisi de onun dua- 
sidir. 

Eger beddua aliyorsaniz, muhakkak perijan bir ihtiyarlik hayati ve gelecek ile karjilajacaginiz bir 
kaderiniz ve kaderi (bojanma-bliJm, hapis) ayriliginiz olacaktir. 



YAZILARIM 15 

15 YAZILARIM 

Ailede hakli olan ve olmayan durumunda bir ejitlik konumu ba? gosterirse Allah Teala muhakkak 
yardim gonderir. ^unkij evienmek Allah Teala'nin emridir ve yapanlara yardimini mecbur kilmijtir. 

Bekar olanlann birka? ornek dijinda maneviyatta fazia yukselmesi mumkun degildir. Bunun sebebi 
tek kanatia ugan ku? yoktur. 

Ejinin azgin bir yonij varsa onu yok etmek Isteyen sevgi ve sabir lie yok etmeye galijmalidir. 

Eviilik bir emanet statiJsundedir. Eger ayrilir ve aldatirsa higbir §ekilde bir daha evienemez. Emane- 
te hiyanet edene Allah Teala yardim etmez ve yalniz birakir. 

DiJnyayi isteyen eviensin. 

Ahireti isteyen eviensin. 

insan olmak isteyen eviensin. 

Allah Teala'yi bulmak isteyen eviensin. 

Evienmek RasuliJllah sallallahiJ aleyhi ve sellemin siJnnetidir. Onun yolundan giden ancak cenneti 
bulacaktir. 

Son soz olarak insanin evienmek ve eviiligini her ne jekilde olursa olsun yiJz kizartici bir durum ol- 
madigi siJrece devam ettirmek mecburiyetindedir. Havva'sini Ademden, Adem'i Havva'sindan ayir- 
mak isteyen yalnizca ibiis ve taifesi olan jeytanlardir. 

RasuliJllah sallallahiJ aleyhi ve sellem de, aile birliginin siJrdurulmesinde bir etken olarak 5U olayi 
ibret igin nakletmi§tir. 

"ibIis arjini suyun iJzerine kurar, sonra getelerini gonderir. Bunlardan riJtbece en yakin (itibari en 
buyiJk) olani, fitnesi en biJyuk olanidir. Biri gelip, junu junu yaptim, der. ibIis ise, aniatilanlari dinle- 
dikten sonra, 

"hi? bir §ey yapmamijsm" karjiligini verir ve yapilanlari kijgumser. Sonra, bir bajkasi daha gelir ve 

"e$iyle aralarmi a^mcaya kadar pe$lerini birakmadim" diyerek, yaptiklarini aniatir. Bunun uzerine 
ibIis, onun makammi yiJkseltir ve 

"sen ne harikasm!" Diyerek becerisini kutlar. 

Allah Teala'm sana siginiriz. 

ihramcizade ismail Hakki 



16 YAZILARIM 



GEN-X -KAYIP INSANLARIN INANCLARI 

Cinsellik, toplumu oncelikle ilgilendiren olgulardan biridir. igtimai durumda kimligimizle ilgili soru- 
nun cevabi genellikle cinsel kimlik ekseninde karjiligini bulmaktayiz. Oyle ki cinsiyet siniflandirmasina 
heniJz sokulamayacak konumda yer alan bir bebegin bile (erkek olsun gibi) toplumda bir huzursuzluga 
neden oluju gok giJzel ornektir. 

Cinsellik hormonlarm etkisi altindadir. "Androjen" de belirii bir hormon grubuna verilen isimdir. 
Ancak gunumuzde, igtimai cinsiyet rollerini ve gostergelerini tajimayan ve hatta kar§i cinsin ozellikle- 
rini de barmdiran kijiler igin kullanilmaktadir. 

TiJrkgede "erkeksi kadin" ya da "kadinsi erkek" igin kullanilan yunanca kokenii "Androgynous" ise 
'Aner' (erkek) ve 'Gyne' (kadin) kelimelerinden tiJremijtir ve "hem eril hem di$il dzellikler gosteren" 
aniamina gelmektedir. 

Gunumuzde medya, sinema gibi, igtimai norm ve degerleri yeniden iJreten kurumlar, androjen ka- 
rakterlerle giderek daha fazia ilgilenir goriJnmektedir. 1980 oncesinde, Bati toplumlarinda dahi "ote- 
ki" olarak degerlendirilen "androjen erkekler" in dahi yurdumuzda dahi sayilari artmi§tir. 

Teoride, aile yapisi ve cinsiyet gelijimi psikanaliz kuramlari gergevesinde ele alindiginda cinsiyetin 
olujmasinda en onemli aracin once aile sonra gevre oldugu soylemektedir. Konu hakkinda Rene Gi- 
rard; "Oznenin Oteki'nde su^iu buldugu her zaman kendi arzusudur, ama bunun farkmda degildir" 
dijjuncesi de cinsiyet gelijiminde etki ettigini varsayabiliriz. Ki$inin gordugij eksiklik, bir yerde kendi 
noksanligidir. Bu sebeplerle Androjen tipleri "oteki" olarak kabul edip, ilgili teoriler ejliginde soz 
konusu toplumun arzulari belirlerken, daha gok erkekligin andorojenlejmesi ile kadininda ister iste- 
mez degijime ugramasi toplumun "Gorsel Haz ve Aniati anlayi$inda" bilingdijini kar§i cins olarak 
yalnizca kadinligi one alarak eril vasiflari yok etme yoluna yonelmesinde, "Erkekiejme bir dogrultuda 
degi$en kadin temsilinin nedeni, erkegin androjenle$mesi olabilir mi?" sorusu akillara getirmekte- 
dir. 

C.G. Jung: 

"Her erkek, i^inde, o ya da bu kadina ait olmayan sonsuz bir kadin imaji ta$ir. Bu imaj ozijnde bi- 
lin(di$idir ve erkegin organik sistemindeki asil kadin bi^iminin, yani bir arketipin, irsT bir unsurudur. 
Aslinda bu imaj, kadmligm tijm gegmi; deneyimlerinin ve o giJne dek kadmligm biraktigi izlerin bir 
birikiminden olu$ur. imaj bilin(di$i oldugu i^in sevilene biiin^sizce yansitilir." 

Bu varsayim Havva Validemizin yaratilijinda Adem aleyhisselamin bir sebep yerinde olmasindan 
dolayi mi, kadin erkekle$mek istemektedir, diye du^unebiliriz. 

Bahsedilen sebeplerle androjen ozelligi gelijmi? nesil, hayatin belirsizlikleri ve gelijkilerine karji 
kendilerini serbest birakmalari, aidiyetin bajka bir yerde oldugu inanciyla bedevilige yonelmeleri ve 
igsel sorgulamalarini igeren karakterlerle toplum diJzeninde erkek erkekliginden kadin kadin kadinli- 
gindan kagmaya bajlayinca Gen-X: Kayip Nesil (kimliksiz) diyecegimiz kijileri olujturmujtur. Bu nesil- 
ler jartlar geregi daha sonra bir iJst kategori olan sorumluluk diJzeyine gegince de, bir alt nesil karji- 
sinda da kendileri rahatsizlik duyup jikayetgi olmaktadirlar. DiJzenli hayat insanin fitrat geregi olan bir 
istegidir. Gen-x neslinin, yerlejke bir hayat siJrememesi, bir eve ve diJzenli bir ije sahip olamamasi ve 
bir sorumluluktan kagar hale gelmesi de ayri bir sorundur. 

Toplumda hayatin yerlejik diJzeni bulmasi karakter sahibi olmakla ejdegerdedir. Bunun igin yer- 
lejme karakterini kaybeden nesil gogebe bir hayat dijjuncesine dalip bedevilejme ve yaninda cehalet 
etkisinde kali5i sikintiya dujijjun habercisi olmujtur. 

Bedevilik cahilligin artiji ile dogru orantilidir. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin hicret ettigi 
Yesrib' e Medine (jehir) demesi 5ehirle5me ve medeniyet gigirini agmak igindir. Gen-x neslinde ise bir 
yerlere ait olmadan yajammi siJrdurme istegi bedeviligin (cahilligin) bir gostergesidir. Gen-x neslinin 
gogebeligi tercih etmesi, herhangi bir yere ait olmadigindan emin olsada, nereye ait oldugunu da 
bilmemektedir. 



YAZILARIM 17 

17 YAZILARIM 

Zamanimizda Gen-x neslinin medya, televizyon gibi iletijim araglannin yonlendirmesine maruz ka- 
larak bijyumesi, hayali kurgulara, reklamlara ve gereksiz bilgi bombardimanina, dolayisiyla da ben 
merkezli hayat tarzini kutsayan temsillere hedef olmasina yol agip toplum diJzeni iginde yer almaktan 
kagmasi yikimin ba§langicini olu§turmaktadir. 

Vine bahsettigimiz durumla ilgili olarak dijjunce diJnyasinda yeni nesil bir fikir adami gikaramayiji 
altinda beiki en onemli sebep kimliklerin androjenlejmesi ve dolayisiyla dijjuncede olujmu? Gen-X 
neslinin iJretici olmaktan gok tiJketici konuma gelmesidir. Bu o kadar ileriye gitmi§tir ki, gelenegin 
gelecege hiJkmetmek arzusu ile yeni hayat jekillerine uyumlu ve dogru kararlar iJretilemeyip tabular 
igerisinde bogulup kalinmaktadir. Ornek verecek olursak dinimiz agisindan du§undugumuzde RasuliJl- 
lah sallallahij aleyhi ve sellemi bulundugu asirda birakip guniJmuze getirmemekte de andorjenlejme 
ile olu§an kayip nesil MusliJmanlari olujturmaktadir. HayatT yerlejimde merkeziyet ve lider kaginil- 
mazlardandir. GiJnumuzde ise RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem lider konumunda olmayip, hoca- 
lar, mezhepler, jeyhler, vb. lider konumunda olunca her jey bir gikmazin igerisinde yigilip kalmijtir. 
^unkij zihinlerde RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem yillar once gorevini yapip gitmijtir, etkeni gizli- 
ce faaliyettedir. Bu jekilde insanlar dar kaliplar igerisinde kalmasi ile gemberini kiramayan MiJsliJman- 
lar kayip nesil kategorisini olujturduklarmdan ezilen, somiJriJien, mazlum milletler derecesine dij?- 
miJjtiJr. ^oziJm iJretemeyen veya iJretmek igin gerekli olan diJjiJnce kimligi (erkeklik-kadinlik) kay- 
bolmu§tur. Bir konu iJzerinde yeterii olabilmenin en onemli §arti sebep-sonug, ilk-son, gegmi?- 
gelecek, iyi-kotij.... gibi zit karakter ve unsurlari bagdajtirip harmanlamayi bajarabilmektir. Eger bu- 
gijn MiJsliJmanlar diJnyada mazlum ve yetersiz durumda oluyorsa bu ayri§mayi ba§aramayip andoro- 
jenlejmesinden ba§ka bir §ey degildir. Her kimlik yerinde ve sebebinde olmalidir. Eger bir konu hak- 
kinda bir goziJm iJretilmek istendiginde tumturakli ifade ve gorijjierle oyalanip duruyorsak, bu bizim 
digerleri tarafmdan degil kendimizle aldatildigimizdir. Esasli gorij^lerden olan "her $eyi kendisiyle 
yikabilirsin" den maksat nesillerin kolelejmesi ve dumura ugratmak igin di? etkiye miJracaat etmeye 
gerek yoktur, demektir. Eger bir diJjiJnce jahsi kimligini kaybedip andorojenlejmijse tahkikten gok, 
taklid konumunda kalmijtir. Bu ise kaosun bajlica sebeplerinden biridir. Hz. Ali kerreme'llahij veche 
buyurdu ki; 

"Sakin Hakk'i bazi ki$ilerle bilip tanimaya gali$ma; 

Once Hakki'i bil, sonra Hakk ehlini tanimaya gali$." 

Bu soz, insanlarin bagmtisina ancak birileri ile bakmaktan vazgegemediginin delilidir. Allah 
Teala'nin "dij§unun, akiedin" demesi "§uphe edin, bu gergekten dogru mudur?" deyin demektir. 
Herkesin diJjiJncesini "ma! buimu; magribi" gibi kabul etmenin neticesinde hadimlajmak zaruridir. 
Bu zarurette kblelejmektir. Kole olmak ayaga zincir vurmak degil, diJ§iJnmeye ihtiyag duymayacak 
hale gelmektir. DiJjiJnme ihtiyacini yitirmenin hayvanlajma oldugunu hatirlatmak isteriz. Benim ho- 
cam soylediyse dogru soyler gibi du$unceler yanli$tir. BugiJn herkesin bir iJstadi hocasi oldugunu 
diJjiJniJrsek, RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem etrafindakilere sahabe (arkada?) olarak muamele 
etmesi ne guzel bir durumdur. Uhud Harbinde arkadajlarina danijarak onlar igin vahim olacak bir 
durum olacak olsa da tabi olmu5tur. ^iJnkiJ O, onlari du$unen ki§iler olmasmi istiyordu. Ancak her 
gegen giJn MiJsliJmanlar igin bu usul devam edememijtir. 

DiJjiJnenler (Ebu Hanife rahmetiJilah aleyh hakkinda) "islam'a zarar veren sapik mezheplerden bi- 
rinin mensubu" olarak nitelendirilmijtir. Buna benzer durumlaria MiJsliJmanlar kimliklerini kaybet- 
mi§tir. ^iJnkiJ diJjiJncelerini ya iJstadlarinin yazdigi kitap, ya arkasina tabi oldugu hocasi, ya pejinden 
gittigi 5eyhi olunca RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemi unutulup gitmijtir. ^iJnkiJ miJsliJmanin and- 
rojenlejmi? ig diJnyasinda higbir jekilde islam'in emrettigi ozgiJrIiJk kalmamijtir. islam'in ozgijriijgij 
Kur'an-i Kerim'de de agiklandigi iJzere "onlar Aiiali Teala ve rasiJlune tabi" olanlardir. Allah Teala ya 
tabi olmak fitrata ulajmak, RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme tabi olmakta fitratin hikmetine 
sahip olmaktir. 

"Kurtulu$a erenlerdir" diye bahsedilenden kimligini bulan MiJsliJmanlar oldugunu belirtmek iste- 
riz. Oyle liderler vardir ki, bir zaman sonra cemaat ona tabi olacagma o cemaatine tabi olmu$tur. 
CiJnkiJ menfaatler ili§kisi onlari diJjiJnmeden ilkelerden alikoyup, donuklajtirmijtir. 



18 YAZILARIM 

Sonug olarak; Kur'an-i Kerim ve RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem dijinda biJtun insanlar, dij- 
§unceler elejtiriye agiktir. Elejtirmek igin du§unmek, dijjunmek iginde bilmek gerekir. Cahil kalanlar 
igin somuriJlmenin huzur verdigini unutmaymiz. 

ihramcizade Ismail Hakki 



YAZILARIM 19 
19 YAZILARIM 



TARIHI FILMLER VE MUHTE§EM YUZYIL 

insanlar, kahramanlan severler ve genellikle sikintili gunlerinde hatirlatirken de bazen ajiriya ka- 
garlar. ijte milletlerin darbogazdan gegme donemlerinde iJrettigi gergek ve hayali kahramanlar, film- 
lere yansiyinca giJrultuler kopmaya bajlar. ^unku filmier sokaktaki vatandaja dahi hitap edecek sevi- 
yededir. Film kullanildigi siJreg iginde yalani dogrusuyla izlenime girerken etkiledigi hususlar ile zaman 
iginde asil gayesine hizmet eder ve unutulur gider. Ne de olsa hayalidir. Burada hayaller ve gergekle- 
rin birbirine kanjmasi ile ortaya gikan hamurun etkiledigi bir du§unceyle ikinci ve ugiJncuyu bilemedi- 
gimiz bir mevkiye dogru gikarmasidir. 

insanimiz son birkag yiJzyil iginde engelleyici otorite olarak Bati diJnyasi kar§isinda garesiz kalijini 
odiJnlemek igin bazen kitaplaria, filmlerle kahramanlik hikayeleri ile yok etmek istegini bu jekilde 
ortaya koymujtur. Mesela; Avrupa karjisinda yetersizlik, Rumlar ve Yunanlilaria olan Kibris sorunu, 
ABD'nin higbir zaman kalkmayan gizli ambargosu gibi endijeleri kar§isinda Ona gijcij yetebilecek 
kahramanlarini iJretmijtir.. (Zamanimizdaki Kurtlar Vadisi) 

Yurdumuzda tarihi filmlerin ortaya gikmaya bajladigi donemin (60 bajlari) sosyopolitik soylemine 
(veya inancina) uyumlu milliyetgi ve yer yer islamci olan bu filmier ciddi talep gordij. 12 EyliJl 1980 
darbesinin esas sebebi ve ana hedefi oldugu iddia edilen sol akimlarin yiJkselmeye bajladigi bir do- 
nem oldugu gibi milliyetgi soylemlerin de gijglendigi bir donemdi. (ijin garip tarafi seks filmleri de ayni 
ba^ariyi sagliyordu.) Bu ayni zamanda miiiiyetgi sdyleminde giderek artan bir yogunla$mayla yijk- 
selmeye ba$ladigi donemdir. Tarihi filmlere kaynaklik yapan, "milli tarih" du$uncesi dogrultusunda 
aktarilan ge^itii dykijler, mitler ve motifler, donemin atmosferi i^inde miiiiyet^i tezlerle birle$mi$ ve 
bdylelikle gunlijk ya$amda da kar$iligini bulan miiiiyetgiiik vurgusunu gu(lenmi$tir. Bu bir devlet 
a^ismdan kotij bir durumda degildir. Asil olan tariliin, tarihi filmlerde fantezisi ijzerine kurgulanma- 
siydi. Ancak Tarihi fantazya sinemasmda "onemli olan ne inandiricilik ne de gergekiiktir. Onemli 
olan seyircinin tuttugu bir oyuncunun kahraman kiligma girip bize 'du$man' olan kotijleri tepele- 
mesi ve ranttir". Tarihi detaylar ise 'mijkemmellik ve kotiJleri tepeleme' fiili igin fazia onemli degildir. 
UstunliJk namina ne gerekiyorsa o verilirken, insanustij hale biJrunen kahramanlar zihinlerden siline- 
mez hale getirmenin agir sonuglari daha sonra toplumu igten yikima dogru yonelmeye bajlamasi igin 
gizli durtuyij harekete gegirmektedir. Bu vahim bir durumdur. 

Prof Dr. Unsal Oskay, Marmara Universitesi Radyo-TV BoliJmundeki ileti§im Teorisi konulu Doktora 
dersinde, "Tarihi filmlerimizde hep yagiz Turk yigitleri yola (iktigmda Bizans'm turn dilberleri kapila- 
ra dokijlijp onlari beklerler. Ancak sari$in Bizans delikanlilari yola (ikinca hi^bir esmer gijzeli Ana- 
dolu kizinin boyle bir $ey yaptigmi gormeyiz. Tabi ki gormeyiz, gorsek toplumsal infial olurdu" der- 
ken, neden tarihi daha ba§ka tiJrlu du§unemeyi§imiz sorusunun da bir olgiJde cevabini veriyor. Hemen 
ardindan gelen soru neden boyle bir jeye ihtiyag duyuldugu olacaktir. "MiJkemmel ve iJstunliJk ijze- 
rine kurulan kahramanlik, birgereksinimin yansimasidir". 

ijte sorun burada ba§liyor. 

Hayali veya ger^ek kahramanlarimizin ustiJnlukleri kabullenirken, zayifliklarini kabul etmekte mil- 
letimiz zorluk gekmeye ba§liyor. Yakin zamanlarda gekilen San Zeybek filmi ile bir kesimi galeyana 
getirirken, Muhtejem YiJzyil dizisi ile de bajka bir kesim iJzerinde olu§mu5 fikirleri yipratiyor diye 
dijjunebiliriz. ABD gibi hayali kahraman ihtiyag duymayacak kadar zengin bir tarihi olan milletin fan- 
tazya senaryolar ile bir donem yogrulmasinin acisinm sikmtisini ileride gok gekegiz, gibi goriJluyor. 

MiJkemmeliyet nasil bir gereksinimdir ki, ihtiyag duyuluyor? 

Bu ideolojilerin, tarihi kendi lehine gevirmek istemelerinden bajka bir jey degildir. Mevcut ideolo- 
ji, dogal olarak kendini mejrulajtirmak hakki oldugunu iddia eder. §imdiye kadar milli devlet, demok- 
ratik devlet ve hukuk devleti olma ozelliklerinin tiJmunu gergeklejtirmeyi arzulayan ancak en gok milli 
devlet olmayi beceren devletimizde soylenmek istenip de ya inandiriciliktan uzak olmasi ya da bajka 
sebepler yiJzunden soylenemeyenlerin tamaminin filimler tarafindan dile getirilmesi olarak da gorij- 



20 YAZILARIM 

lebilir. Kurtlar Vadisi'de burada anilabilir. 

Hakikatte bu filmlerin bize verdigi sikinti tarihi iyi bilmeyi$imizden ve yanli; bili$imizden ve in- 
sani insan olarak gormedigimizden ba$ka bir $ey degildir. Filmier gegici bir doyumdan ba§ka bir §ey 
degildir. Normal hayatta insanimizin o kadar gilesi vardir ki; 

Yurt dijinda ijgi olmak mi? 

ingiltere, ABD vize kuyrugunda horlanmak mi? 

AB'ye uyellk muracaatimiza dair Batili devlet bajkanlarinin tahkir edici agiklamalarmi dinlemek ml? 

Okuldan mezun olur olmaz ije girmek veya askere gitmek kararini vermekte mi? 

IVlaa§ kuyrugunda beklemek veya jehirlerarasi otobiJs kazasinda jarampole ugmak mi? 

Kenar mahallede agik kanalizasyona mi dijjerek yoksa teror olaylarinda serseri bir kurjunia mi 61- 
mek? 

Her on senede bir ihtilal veya benzeri bir miJdahaleyle mi kar§ila§mak veya hiper enflasyonia, ban- 
ka-banker vurgunlariyla ya§amak mi? 

Hepsi ve beiki de daha fazlasi. " 

Bu kadar derdi olan bir milletin, mekan injaati ve kostiJm maliyeti toplam 4 milyon lira olan Muh- 
tejem Yuzyil'i, Topkapi Sarayi ve bazi tarihi mekanlarin yam sira kurulan 2.100 metrekarelik platoda 
gekilmesinden alip veremedigi yoktur. Sadece filmi gekenlerin ucuz reklam lie pastadan buyiJk pay 
almak niyetleri fark ediliyor. Onlarin (romanlarin etkisinde kalmadan) gergek belgelere uygun gekece- 
gi film hakkinda kim ne diyebilir. Gergek gergektir. 

Sonug olarak, dizide yetersizligimizin yoksa yeterliligimizin gosteriminin yapildigini aniamak igin 
zamani beklemek gerekmektedir. Bu arada filme sponsor olanlara ve birde reklam kujagindaki rek- 
lamlara bakmanizi istiyorum. BiJtun gergekler burada saklidir. Yoksa sikintilar iginde yogrulmu? mille- 
timiz, bu diziyi seyreder. Kimsede mani olamaz.. 

ihramcizade Ismail Hakki 



Bkz: YILDIRIM T. Emre Tarihi Kostume Avantur SInemasmda Kahraman TIplemeslnIn Psikolojik Anallzl 
[KItap]. - Istanbul : Marmara UnlversltesI Sosyal Blllmler Enstltusu iletl5lm Blllmlerl Anablllm Dali Radyo - 
Televlzyon Blllm Dali 208600 Doktora TezI , 2007 



YAZILARIM 21 
21 YAZILARIM 

TECAVUZ -TACiZ E^iTLiGINDE KADIN VE ERKEK 

A$agida bazi yazarlann yakla$imi ve haberler ile erkekler kadar kadmlarmda tecavijz ve tacizde e$it oldukla- 
rina $ahit olacagiz. Yorumsuz olarak aktariyorum 



[Eglence Sinifi, Le$ Yiyicidir... 

Kitleleri k6lele§tiren eglence sinifi yani televole kahramanlan ve onlarin ardindaki biling tasarimci- 
lari le? yiyicidir... Onlar iJretimden kaynaklanmayan gelirlerle semirirler. Rantiye, onlar igin ana man- 
talitedir. Uretmek ayiptir, aim teri "kerizlik"tir. Koje donmek, ancak kendileri gibi agik gozlerin, segil- 
mijierin hakkidir. Erkekler ya baba parasi yer, ya borsada oynar. Kizlar genellikle jarkici ya da man- 
kendir, ama sahneye ve podyuma gikani pek azdir. Onlari genellikle "jarkici sevgilisi" olarak tanimla- 
mak mumkundur." 

Bu durum dogal olarak "sanat^i e$ittir fahi§e" imajinin dogmasina yol agmijtir. Televizyon ele?- 
tirmeni Erdogan Sevgin: "Sanat^i kadinsa 'fahi$e' gdzijyie bakiliyor; (iinkij ekrandaki gorijntij onu 
oyle gosteriyor. Ama bunu da sanat^mm kendisi yaratiyor."^^ diyor. 

SOYUNAN TACiZE KATLANIR 

Pop miJzik sanatgisi Tuba Onal, soyunarak johret bulan meslektajlarini ele§tirir... Onal, "soyunan 
tacize katlanir"^'' diyerek tarihi bir laf eder. Sozlerini joyle surduriJr Onal, "GiJndemde olmak ifin 
erotik poz veren ki$iler, $dhretlerini sijrdurmek pahasma her turlij yoz davrani$i kabul edebiliyor. 
Bu pozlari veren insanlara ydnelik cinsel tacizler de bdylece me$ru hale geliyor..." ^^ 

EDEN BULUR 

HiJlya Avjar, Tejvikiye Camii aviusuna bir cenaze torenine gider. Avjar'i goriJnce televizyon muha- 
birleri etrafini gevirir. Avjar, televizyon muhabirlerinin sorularini cevaplarken, gekim sirasinda arka- 
dan tacize ugrar. Onun tacize ugramasi Tuba Onal'in bu yargisini dogru gikarir. Kitlelere HiJlya Av$ar 
ne sunmu$sa, kitlenin bir parcasi olan birey de ondan, o sundugu $eyi istemektedir. Ve bu olay gekim 
sirasinda ya§anmaktadir. 

Sosyolog Gerhard Kessler iJstsegkinlerin kimligini arajtinrken §u sorulan cevaplandirmaya galijir: 
Rekabette kuvvetii, zengin ve biJyuk olanlar gergekten cemiyetin segme insanlari midir? 
Kazananlar ?ogu kez en giJglu, en kahredici olanlar, beiki gorenek ve gelenekleri ve ahlaki kanunla- 
ri dinlemeyenler, beIki vicdansizlar ve hukuk tanimayanlar degiller midir?]^^ 

[Guzelligini arz eden kadininki de bir segim, arz edilen guzellik ve estetige bakan erkeginki de. E5- 
yanin kaginilmaz tabiati. Shakespeare'in dedigi gibi, "kadin bir giil gibi, bir l<ez agildi mi, yapral<lan 
ddl<Ulmeye bailor. "] " 



" "Jipin Yoksa Sen Bir Hi^sin", Sabah 6 Ocak 2001. 

" "Magazin yozla$ti", CumhuriyetA Kasim 2000. 

" "Soyunan Prim Yapiyor", Birsen Altunta5, Milliyet, 7 Nisan 2000 

"Taciz Me$ru Olur mu?", Duygu Asena, Milliyet, 8 Nisan 2000. 
^'' CEliN Mahmut, X Ili5kiler [Kitap]. - Istanbul : Emre, 2006, s, 30-31 

AVCI, Gultekin. ( Kasim 2007 ). Kiyamet Kadinlari islamci Ve Modern Kadinin Yozla§masi . Istanbul: Metropol 
Yaymlan, s. 44 



22 YAZILARIM 

[1970'lerde gergekte sekiJler olan birgok kadin, §ah'a kar?! oldugunu gostermek igin, saldirgan bir 
muhalefet bayragi olarak, tesettiJre burunmujtij. Franz Fanon, ayni mahiyette bir geli§meyi 
1950'lerde Fransiz idaresini protesto eden Cezayirii kadinlar arasinda g6zlemlemi§tir. 

Hakikat 5U ki, halk iginde cazibesini te§hir eden bir kadin, 'gorsel bir cazibe birsizligi' olarak tabir 
edilebilecek tacizden incinebilir bir konumdadir. Yani normal bir kadinin boyle bir ruha sahip oldugu- 
nu dijjunuyoruz. Boyle bir hengamede, onun tanimadigi erkekler, rizasi olmadigi halde kendisinden 
gorsel ve erotik olarak zevk alabilirler. Yani kadin istemese de karjilajtigi erkeklerin tatmin unsuru 
durumunda kalir. ijte kadin, muhafazakar giyini§iyle kendisini fiziksel bir obje olarak sadece ailesine 
ve kadinlar meclisine gosterme iktidarmi kazanir. Bilhassa Modernizm kaosunun firtinali ikiiminde, 
kullanijli bir tiJr 'manevT femsiye' olarak hicap ve edebe yonelik bu yaklajim, gelenek ve amagtan 
degil, erkeklerin gorsel tecavuziJnden ve luzumsuz gosterijten ozgiJrlejmi? bir iffetii kadin vizyonuna 
ijaret eder. Kadinin, ataerkil sistemie erkek agisindan pasif bir obje konumuna dujuriJlmesine matuf 
feminist itirazin, objektif yaklajimla, hicap karjisinda maglup oldugu goriJlur.]^^ 

SAVIN DUYGU ASENA, VATAN EVLATLARI SANA MINNETTARDIR! 

Bu arada, feministlerin biz erkeklere, bir konuda buyiJk iyilik yaptigini aniatmadan gegemeyece- 
gim. Feministlerin erkeklere yaptigi en buyuk iyilik, kadmlarm bekarete ve sekse baki? agilarini tama- 
men degijtirmeleridir. 

Feminizm oncesinde kadin cinselligi, evienmeden elde edilemeyen, elde etmek igin "ba§lik parasi" 
verilen, gunumiJze gore gok daha zor bulunan bir §eydi. Bir kadin omrij boyunca bir erkekle birlikte 
oldugundan, "kiji ba§ina du$en kadin sayisi" gok sinirliydi- ki hala koylerde bu sorun devam ediyor-; 
ama artik kadinlar "cinsel dzgurliJk" ve "kendi bedenini ya$amak" adina, bir omiJr iginde birgok er- 
kekle birlikte oldugundan, erkekler igin kadinin "piyasa degeri" du§tu. 

Kadmlarda feci olan $ey, ne onlaria ne de onlarsiz ya$anabilmesidir. (Byron) 

Eskiden kadin cinselligi kendi tatmini igin yajamaktansa, cinsellik di§i amaglarina ulajmak uzerine 
yogunlajiyordu. Feminizm seksten zevk almayi, orgazm odakli ya§amayi, bekareti birakmayi kadinlara 
ogretti, 

Kadinlar artik seksi seks igin yapmayi, zevk almak igin sevijmeyi ogrenip, onlar da bizim gibi ugkur 
dijjkunu birer zevk bagimlisi oldular. Onlarin da yakijikli bir erkek gordiJklerinde libidolari tavana 
vuruyor artik! Bu da biz erkekler igin, seksi daha kolay elde edilebilir yapti. Bu durum erkegin, hig 
ugrajmadan elde ettigi en buyiJk stratejik avantajdir, 

Evienmeden istedigi kadar seks yapabilen bir erkek, neden eviensin ki? Ustelik kadinlar artik ga- 
majir, bulajik da yikamiyor!!! 

Gegen yil, bir kadin dergisinin kadin editorij; "OzgurliJk adina onijmijze gelene verdik. Hem ken- 
dimizden igrendik, hem de erkeklerle pazarlik gijcumuzij kaybettik. Ustelik artik erkekler de bizimie 
evienmiyor. Hani ozgijr olunca mutlu olacaktik!" diye Duygu Asena'yi elejtiren bir yazi yazmijti. 

Umarim kadinlar bu konuda uyanmazlar! "Cinsel ozgurliJk" ve "e§itlik" sarho§lugu iginde, bizi 
"zevkten sarlioj" etmeye devam ederler. TejekkiJrler Duygu Asena, vatan sana minnettardir! ^^ 

KADIN ERKEGiN SU? ORTAGIDIR 

Kadin erkekten, aslan yijregi iginde kuzu itaati ister. 

Cenap^ahabettin 

SiJrekli erkekleri suglayan feministlere bir gergegi hatirlatmak istiyorum: Erkegin her hatasinda ka- 
din sug ortagidir. ^unkij; 

1. Erkegi doguran ve onun karakterine ilk tuglalari koyan annesi bir kadindir. 

2. Erkek aldatirken, birlikte oldugu kiji, "oteki kadin" yine bir kadindir. 



^^ (AVCI, Kasim 2007 ),s. 51 
Sinan AKYUZ, Etekli Iktidar - Erkek Haklari Kitabi Alfa Yaymlan, sonsoz, www.maximumbilgi.com 



YAZILARIM 23 

23 YAZILARIM 

3. Erkeklerle ejit §artlarda segme ve segilme haklari oldugu halde bunu kullanmayan, kadin aday- 
lara oy vermeyerek, "erkek egemen" toplum yaratilmasina katkida bulunan kijiler yine kadinlardir! 

Feministler erkekleri "§iddet" uygulamakia suglarlar. Gegenlerde TGRT deki "kadinin sesi" adii 
programinda Yasemin Bozkurt, "annesi tarafmdan dayak atilan erkek (ocuklar, ileride kadmlarmi 
ddven kocalara ddnu$urler" diyordu. 

Yani, fiziksel jiddet uygulamakta da kadin erkegin sug ortagidir. Erkekler evi toplamiyorsa, bu an- 
nelerinin egitiminden kaynaklanir. 

Diyecegim o ki, "masum degiliz higbirimiz". Hem erkek hem kadin, sugluyuz.! §imdi de birbirimizi 
suglama yari§i yapiyoruz. Sadece siz sugladiginizda, hep hakli gibi gorundijgunuz igin biz de sizi sugla- 
maya bajladik. Siz kadin olarak bunu bilin. 

Biz erkeklerde Cenap §ahabettin'in 5U sozunij, en sugumuz bilelim 

"Bizde erkekler asirlarca yukselemedi; (ijnku kadini koyduklari mevkiden yukari salmak isteme- 
diler." 

Tutkulu, umutlu ve mutlu kalin.^° 

KADINLARA HZ. MEVLANA'NIN TAVSJYESJ 

[Zijyyine linnas,^^ hijkmunce Allah Teala'nm insanlar igin bezedigi $eylerden halk, nasil kurtula- 
bilir? 

Allah Teala; kadini erkeklere munis olmak ijzere yaratti. Adem nasil olurda Havva'dan ayrilabi- 
lir? 

Ki$i yigitlikte Zaioglu RiJstem bile olsa Hamza'dan bile ileri gegse yine hijkmetme hususunda ka- 
risinin esiridir. 

AdemTsozlerinden alemin sarho$ oldugu Muhammed sallallahij aleyhi ve sellem bile "Kellimint 
yd Humeyrd" (Benimie konu$) derdi. 

Gergi zahiren su, ate$ten ijstundur; fakat bir kaba konunca ate$, onu fikir fikir kaynatir. 

ikisinin arasmda bir tencere, bir gomlek oldu mu ate$, o suyu yok eder, hava haline getirir. 

Gdrunu$te su nasil ate$ten ijstunse, sen de kadmdan ijstunsun; fakat hakikatte ona maglupsun, 
sen onu istemektesin. 

Boyle bir hassa ancak ademoglundadir. Qunkij insanda muhabbet vardir. Hayvanin muhabbeti 
azdir ve bu da onun nakis olmasmdan ileri gelmi$tir. 

Kadinlar, akilli ki§iye galebe ederler, fakat cahil kiji onlara galip olur 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem dedi ki; "Kadinlar; akilli k'i§'ilere ehli dil olanlara fazlasiyla 
galip olurlar. Fakat cahiller, kadma galebe ederler." QiJnku onlar sert ve kaba muameleli olurlar. 
Onlarda acima, lutfetme, sevme azdir. QiJnku tabiatlarmda, yaradili$larinda hayvanlik ustiindur. 

Sevgi ve acima, insanlik vasfidir; hiddet ve $ehvetse hayvanlik vasfidir. Kadin, Hakk nurudur, 
sevgili degil... Sanki yaraticidir, yaratilmi$ degildir! f^ 



SONUC 

Erkek ve kadin olarak mijjterek yajadigimiz hayatta suglu aramak aptallari oynamaktir. Yeri geldi- 
ginde e§itlikten dem vuran insanlar artik sorunlarm, cezalarin ve goziJmierin e§it olacaklarini unut- 
mamalidir. Hepimiz ayni sualle ayni sorguya cevap verecegimiz igin hayatimiza gekidiJzen vermeli 
Allah Teala'nm emirlerini ya§amak igin gayret gostermeliyiz. Ancak dini inanglari zayiflayan insanlar 
olarak gok iyi bir gelecek vaat etmiyoruz. 



Sinan AKYUZ, Etekli iktidar - Erkek Haklari Kitabi Alfa Yaymlan, sonsoz, www.maximumbilgi.com 
"Insaniara, kadinlar, ogullar, yiiklerle altin ve giirnii; yiginlari, cins atlar, davarlar, ekinler gibi zevklerin 
sevgisi, (ekici hale getirildl. Fakat bunlar, diinya hayatinin ge(lcl nimetlerldlr. Oysa Allah, akibet guzelllgi, 
O'nun yanindadir." (All imran, 14) 
" MesnevI, c.l, b: 2425-2436 



24 YAZILARIM 

Kadin ortiJnerek, giJnah ve fuhuja karji kendisinin, erkegin ve dolayisiyla cemiyetin ahlaki olarak 
muhafazasini ve huzur ortamini saglayacak jekilde hareket etmelidir. Duruma gore kadin, ortiJsuyle 
fitne unsuru olabilirken agilip sagilmasiyla da buyiJk bir giJnah batakligina dijjebilir. Onun igin kadin, 
kendi ortiJnme sininni belirlerken dinin en giJzel uygulayicisi RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin 
yajadigi donem ve sonraki rajid halifeler donemindeki uygulama sonuglanni temel almalidir. Yoksa 
kadinin ortiJnup agilmasi hususunda verilen bireysel kararlarin sonuglannin kadin ve erkek igin genel- 
likle yanli5 oldugu gorulmujtiJr. CunkiJ din koyucudur, bu baglamda Allah Teala ortiJnme iJzerJnde razi 
olmadigi veya ajiri giden uygulamalarin o zaman zarfinda duzeltilmesi igin vahiy gondermijtir. 

Allah Teala'm yardimcimiz olsun. 

ihramcizade Ismail Hakki 



YAZILARIM 25 
25 YAZILARIM 

21.YUZYILIN EN BUYUK LIDERI: TELE VIZ YON 

^ocuklugumda deccal yorumlari^^ yapilirken "Mesih-ud Deccal'm sag gozij kor, sanki kurumu; bir 
ijzum gibi olacaktir." ^*, bir anda yeryuzunij dolajacak, insanlari pejine takacak, Yahudiler ve kadinlar 
askeri olacak ^^ derler ve televizyona ijaret ederlerdi. 

Gunumuz itibanyla bunu daha iyi aniami? olmaktayiz. Dindar olsun olmasin herkes gibi bu liderin 
oniJnde diz kirmasak da oturmaktayiz. Bir zamanlar resim giJnahtir, televizyon jeytan galgisidir, uzak 
duralim derken onun miJridi olmak jerefine artik insanlar haiz oldular. 

Televizyon sinemasiyla, dizileriyle ve gejitii programlari ile insanlari kendine gekiyor. Uyujturuyor. 
Sonra istenilmesi gereken yerde de yalniz birakiyor. 

Televizyon en buyiJk liderimizdir. O konu§unca onu dinlememek olmaz. Onu takip etmek mecburi- 
yetindeyiz. Onu kullanmaktan kaginirsak toplum iginde yok oluruz. Eskiden giJnahti, bugiJn mecburi- 
yet oldu, gibi mazeretimizler vardir. 

Sorabilirsiniz, bu sahte liderden kendimizi nasil kurtarabiliriz. Bunun cevabi 1400 yil once Allah 
Teala tarafindan verildi. "Kitap" la. Kitap deccalmda, $eytaninda tuzaklarma engel olan tek silahtir. 

islam'in ilk emri olan "oku" kitaba ijaret ederken cihanjumul tavsiyesini zaman ve mekan otesin- 
den iletiyordu. 

Kitap, insanin dunyasina girerken onu incitmez, korkutmaz ve hayal diJnyasini yikmaz. Ancak tele- 
vizyon bu ^ekilde degildir. Televizyon, gdzijnden ve kulagmdan insanin dunyasina tecavijz eder. Bu 
bir tecaviJzdur. Televizyon tecaviJz ederken acimasizdir. Oyle ki insanin kulak rahminde gayri me§ru 
gocuklar dogurtur. Onun gayri mejru gocuklari da insan hayatinin fitnesi olur. 

Kulak insanin rahimlerindendir. Onu korumamiz gerekmektedir. Bunun en bariz ornegi olarak junu 
soylemeliyiz ki, RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin sahabesi igerisinde hig sagir yoktu. ^unkij sagir 
olan kijide verim alinmasi gormeyenle kiyaslandiginda gok azdir. Kor liderler vardir. Sagir liderlere gok 
rastlanilmaz. (Ben bilemiyorum) onun igin kulak rahminde dogacak gocuk goziJn jehevT, diJnyevi ses- 
ler ile sakatlandigi zaman biyolojik yapisini diJzeltmek artik mumkiJn degildir. Bebeklerin dahi diJnya 
ile ilk temasi kulaklari iledir. Ana rahminde ve dogu§ta gozleri geli§memi§tir. 

insanlar televizyon deccalinin §errinden kurtulamazlar. Kurtulmakta mumkiJn olamayacagi igin 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin be? vakit namazda siginin emri vardir.^^ Bu emir yeri gelir dec- 
calin hakikatine, yeri gelir yorumlarina (televizyon, sinema, oyun...) olmaktadir. 



"Muhakkak ki kiyamet giiniinden once Mesih Deccal olacaktir. (ondan once de) otuz veya daha fazia yalan- 
ci (deccaller) olacaktir." Ahmed(2/95,103) Said Bin Mansur(l/252) Ebu Ya'la(10/68) Ibni Ebi Hatem Cerh ve 
Ta'dil(5/293) Huseyni ellkmal(l/269) Mecmauz Zevaid(7/333) Busayri lthaf(8561-62) 

Kenz-ul Ummal; Cilt 14; Bab-u Hruruc-id Deccal - Mi5kat-ul Mesabih, Kitab-ul Fiten, Bab-u Zikriddeccal 
"Kabir azabmdan Allah'a sigmirim, Cehennem azabmdan Allah'a sigmirim. A(ik ve gizli fitnelerden Allah'a 
sigmirim. Ve tek gozlii yalanci Deccal'den Allah'a sigmirim." Ahmed(l/305) Tayalisi(l/353) Abd Bin Hu- 
meyd(l/234) Buharl Tarlhul Keblr(2/119) Ukayll Duafa(l/161) 

Ona tabi olanlarm (ogunlugunu yahudiler ve kadinlar te$kil eder. Haklm(4/524) Ahmed(4/2ie) Tabera- 
nl(9/60) Ibni Ebi 5eybe(7/491) Mecmauz Zevald(7/342) hasendlr. 
Gorsel sanatlar, medya Yahudilerin kontroliinde oldugu gibi kadmlarda ba$ sermayedir. 

Al5e Radiyallahu anha deml5tlr ki; 
"^iiphesiz Rasulullah Sallahu aleyhi ve sellem namazda $dyle diyerek dua ediyordu; "Allah'iml Kabir azabm- 
dan Sana sigmirim. Mesih Deccal'in fitnesinden sana sigmirim. Hayatin ve oliimiin fitnesinden sana sigmirim." 
Buharl(l/286) Musllm(l/412) Ibni Hlbban(5/299) Haklm(l/725)Ebu Nuaym Musnedul Mustahrec(2/185) Ebu 
Avane(l/547)Beyhakl(2/154) Ebu Davud(880) Nesal(3/56) Ibni Mace(3838) Ibni 

Ebi 5eybe(6/18) Ishak Bin Rahuye(2/278) Ebu Ya'la(8/125)Tirmlzl(3495) Ma'mer Cami{10/438) Abdurrez- 
zak(2/208)Taberanl 
Evsat(8/331) Ahmed(6/88) Abd Bin Humeyd(l/433) 



26 YAZILARIM 

Onemli olan insanin korunmasi igin gereken tek unsur kitap ve ilim sahibi olmasidir. Eger en buyiJk 
liderimiz televizyon onunde her giJn kurs goriJrsek, emperyalist gijgler bizi giJzel yeti§tirirler. Siyasetgi- 
ler de bizi gok iyi aldatirlar. izledigimiz dizilerde yajamak isteyip yapamadigimiz §eyleri gostererek 
bize haz verirler. Daha daha gok jeyiere kavujuruz ki, sapik olmak ve olmamak bizim kaderimiz ol- 
maktan gikar. Unutmayin ki, biling alti, benlik savunmasini yaparken "bu i§in ornekleri var, denesen 
ne olur ..yalniz sen du$unmuyorsun bunu.. olsun.... Olsun.. yalniz degilsin" du^unceieri ile oigunia^ir 
ve igerigi ile bir eyieme gikar. 

Sonug olarak diyecegimiz, az olsun giJnluk bir jeyler okuyalim. Televizyon buyiJk liderde olsa onu 
susturacak zayif yeri var. DiJgmesi. 

Allah Teala'm sana bir kez daha iman ettim. Sen gergekten buyuksiJn. 

ihramcizade ismail Hakki 



YAZILARIM 27 
27 YAZILARIM 

yukseklerdekIler 

Yukseklerdekiler, ajagiya ne zaman inecekler? 
Bu insanlara yardim edecek kimler? 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin hayatma hig bakmadilar mi? 
Arkadajlan once koleler, sonra ezilenler. 
Bize ne oluyor? 

Kapimiza bir insan gelmez. Sikintisi olan ugramaz. 
Bogulmu5 gideriz, yiJkseklerde, hem de ne yiJkseklerde. 
YiJksekler... 

^ikmasi, inilmesinden kolay olan yiJksekler. 
YiJksektekiler ajagiya bir bakin. bajinizi ajagiya bir indirin. 
Bakmiyor musunuz? 
Ne yapiyor, ajagidakiier? 
Ne yapsinlar...! 

Ajagidakiierde insan ya, kendilerini yiJksekte gormektedirler. 
Ey yiJksektekiier, ajagiya bakin, ajagidakiier? 
YiJksektekiier ajagidakiier kadar emin misiniz? 
Du§mek acidir, ancak ajagidakiler sizi bilmezler. 
O zaman sizi kim bilecek? 
YiJksektekiier, birazda diJnyaliklari olan ki§iler. 
Arayani, soranin derdini aniatani olmayan ki§iler. 
Var midir, yok mudur, yiJksektekiier? 
YiJksektekiier, sonmij? yagli kandiller. 
I§igi olmayan, seveni yok olmu§ kimseler. 
Ey ajagidakiler! 

Hamallar, yiJkseklerden tez dijjecek kimseler. 
YiJksektekiier ajagidakileri fark etmenize gerek kalmadi. 
Kader in bir kanunu bu, 

YiJksekte olanlar bir giJn, mecbur ajagiya dijjecekler. 

* * * 

Allah Teala'm beni a§agidakiler ile beraber kilmani diliyorum. 
ihramcizade ismail Hakki 



28 YAZILARIM 



BAKI§IN TELEVIZYONCULUGU 

Ruh sagligina aci gektiren gormenin ruhsal bozuklugu, gorme diJrtusu olarak diJrtusel alanda baki- 
§in roliJne verebilecegimiz orneklerden biridir. Freud, bakiji bir durtij olarak tasvir ederken, durtij 
merkezini gorme durtusij olarak ifade edilmesinden bahseder. Freud bakiji biJtun diJrtuler bir baki? 
alaninin pargasi oldugu igin ozel karakter kismT bir durtiJ diye ayirmaz; O eger bir durtiJ varsa, id gor- 
mek istemi§tir. 

Gorme temsili, bir sorun olarak ortaya koyulmuyorsa, insanin gorme yetenegini kaybetmeyecegini 
varsayabiliriz, ancak ozne kbr ise, diJrtusii hasar g6rmemi§tir. 

Baki5, gorme yeteneginin bir organi olan gozden farklidir. 

Goz hayatin korunmasi konusunda yeterliyken, nesnenin karjisinda baki? gozden ijlevini yerine 
getirmesi ile ayrilir. O bir haz organinin tajiyicisidir ve bu yiJzden, diJrtuseldir. Onun igin "Baki$ goz- 
den ocunij alir [...], organin bilgisinin yerini alan estetik hazzin etkisi ile..." denilmektedir. 

DurtiJyu tahrik eden nesnelere ait olan bakijta, igtimai baglamda oznenin simgesel yerini bulabil- 
mesi igin, kendini gergek'in dijinda birakmak zorundadir. Rahatsiz edici etken barindirmaktadir. Di- 
dier-Weill'in dedigi gibi: Eger insan 

"Ozne olarak konu$uyorsa, bunu ozne oldugunu unutarak yapar. Oysaki nasil Oteki'nin kendisi 
ijzerindeki baki$ini unutamayacak olan ozne kendini nasil unutabilir ki?" 

Ozne, Otekinde saptadigi unsur sayesinde kendisindeki eksikligi ve fazlaligi kabul eder. Bu durum 
ayrica oznenin etrafinda ordugij etkilejim olarak ve gorme alanmda kendini §u jekilde ifade eder: 

"seni gdrdugijm zaman asia bana bakmiyorsun" ya da 

"bana hi^ benim istedigim gibi olamiyorsun". 

Oyleyse Oznenin Oteki'nin bakijmdan yoksun ve var olmasi; oznenin soyleme, soze, yakinmaya, 
simgesele, kiJlture giriji igin mecburiyettir. Bakijin dijlanmasi, baki? arzusunu ve bu arzudan kaynak- 
lanan, iJst-benin etkileri iJzerinden ifade edilen bir dogruluk-sugluluk duygusunu dogurur. Bu jekilde 
insan hazza ve aciya yonelim gosterir. Zira insanlar mutlak degerlerde ikamet ettigi hazda olduguna 
inanirlar. Fakat bu egilim, biJtun olarak jeffafligi ve oznenin eyiemlerinde gergekligi isteyen iJst-benin 
goziJnde noksanlik duyma durumuna dijjurur. Bakijin otoritesi siJrekli ozneyi hep gozaltinda tutar. Ve 
oznede, suglanan durumun geri donu§u dolayisiyla huzursuzluga neden olur. 

BugiJn "tijketim" iJzerine yonlendirilmi? olmanin geregi olarak bilingalti emirlerden biri olan ken- 
dini gostermek ya da sadece var olmak igin gormek hig olmadigi kadar gijgludur ve kuvvetlenmesi 
istenilmektedir. Zamanimizda insanlar tanim olarak "gormeye-gorulmeye dair" bir toplumu olujtur- 
dular. Durtij nesnesi olarak ve Gerfek'in alanindan dijlanarak ozneye kiJlture girme izni veren bakij, 
bu toplumda birde "gosteri liazzi formu" altina itilmektedir. 

Gorme gereksinimi smirsizdir. 

insan sadece gormeyi istemez, ayrica herkesi, her seyi ve hemen gormeyi ister. Gergek diJnya im- 
gelere aktarilinca ve bu imgeler gosterici-gorme liazzmi garantiye almak ifin gergeklikten de daha 
gergek olur. "Gosteri toplumu"nda, insan var oldugunu hissettirmek icin her seyi gormek ve goster- 
mek zorundadir. 

TOPLUMUMUZ BU YUZDEN BASKIN OLAN DUSUNCELERInI "OTEKI BENI GORUYORSA. OYLEYSE 

VARiM" Ile ya da "goruyorum, oyleyse VARIM'LA sinirlandirmaktadir. 

Gormede imkansizin boyutu insanlar igin artik soz konusu olmamaktadir. ^unkij sinirsiz haz 
imkanlari zorunlu ve istek iginde sunulmaktadir. Ayrica Gorme zorunlulugu, var olmak igin biJtun 
olaylarin imgeye alinmasi zorunlulugunda kendini gosterir. Bu imgeler tercihen dogrudan veya dolayli 
olunca, mutsuzluk, kayip, aci, seks ve oliJm olaylari birbirleri pe§inden algilanabilir olabilmekte olma- 
siyla kaosuda iginde barindirmaktadir. 

Mesela, televizyonda aci, tatli hayal, gergek karijik olarak aniatilabilmekte oldugu gibi bakija hitap 
etmektedir. cenaze goruntiJleri, 11 EyliJl, Irak Sava§i ya da Biri Bizi Gozetliyor'un iyi bir Ornek oldugu 
reality showlarda oldugu gibi. 

DurtiJnun bakijla hazza eri§tirmek igin verilen butiJn bu imajlar, insanlan buyuleyen bir tekrar ha- 



YAZILARIM 29 

29 YAZILARIM 

linde siJrekli olarak tekrarlanir. Ancak hazzin nesnesindeki ozne igin sinirlar kaybolmu? ve degerler 
yikilmaya bajlamijtir. 

Michel Foucault bize bunun gok daha iyi bir ornegini Gozetleme ve Cezalandirma [Hapishanenin 
Doguju] adii eserinde, merkezi bir kuleden tutuklulan ya da hastalari gozetleyenin onlara goriJnmek- 
sizin bunu yapmasini saglayan bir mimari duzenleme soz konusudur. 

iktidar bu kulenin baki$inda algilanabilir, fakat gdrijnmez kalir. Her §eyi ve her hareketi, baki§ 
nesnesi olmaksizin kontrol eder. Mahkum ya da insan boylece "bir bilginin nesnesi olur ve asia bir 
ileti$im dznesi olamaz" Kendisi, artik kirn tarafmdan ve ne zaman goruldijgu onemli olmadan baki§in 
nesnesi olur. Herkesin goriJldugu ve dinlendigi ve ayni zamanda rbntgencinin gorunmez ve anonim 
kaldigi televizyon jovlarinda da, gergek bir temsili soz konusudur. Kahramanlar ayrica bajarili bir tele- 
vizyon programinin oyuncaklari ve nesneleridir. Degeri artan boyut, baki§ altmdaki, hayranlik duyu- 
lan (iplak undijr. Ne bir giri$im ne de bir zaman, sadece aninda istenen ba$ari, taninma ve para. 

Bir zamanlar tejhircilik olarak yorumladigimiz [jeyler], bugiJn televizyonun gijncel mekan ve za- 
maninda, bastirilmaksizin gosterilen bir haz halinde yayinlaniyor. 

Jean Baudrillard'in dedigi gibi, orada, hi^iigin delirten te$hirciligi, hi( olarak izlenme ve lii( olma 
soz konusudur. Bu insanlar izleniyor olmanin di$inda hi^bir degere sahip degillerdir. Televizyon 
izleyicilerinin isteklerine biJtunuyle bagli olmalari nedeniyle, onlarin varligi, umutsuzca ve her ne pa- 
liasina olursa olsun, begenilmenin sefil kanununa takilir. Yine de onlar, izleyiciler tarafmdan kiska- 
nilirlar; (unkij lier insanin eline ge^irmek istedigi Oteki'nin baki$ina, izleyicinin haz nesnesine sahip 
olduklari du$unulur. "Gormeye dair" toplum, ozneye Oteki'nin baki$inin eksikligini sunmak yerine 
ki bu eksiklik onun yoksun olani temsil etmesine ve bdylelikle simgesel sisteme girmesine izin verir. 

Yine kameralar, ornegin, giJndelik yajamimizin yerini dolduruyor. Artik jehir merkezinde yajayan 
birisi ortalama olarak giJnde sekiz ila ijg yiJz defa kameralar tarafmdan goriJntuleniyor. Bu, "gorme- 
gorijlme" giftini pargalayan "Oteki Goz" gunkij gormeyen fakat siJrekli goriJlen, gozetlenen bir ozne 
yaratir ve "herkes herkesi gozetler." Bu ayrica Oteki'nin varligmm yanilsamasmi veren, dolayisiyla da 
hazzm imkanliligmi ogretir. 

BAKI§AHLAKI 

insan, arzusundan vazge^memektedir. Vazgegmeyecegi arzu, ondan kaygilandigimiz aniamda cin- 
sel arzu, ya da iktidar agligi, ya da para igin ag gozliJluk degildir. Burada soz konusu olan, oznenin baji 
bo5 dolajmamasma ve toplumda hareket halinde olmasma izin veren "istek arzusu" dur ki ozneye 
varligmi veren budur, zira arzu varligm mecazidir. Asil fitrat ise smirsiz haz karjismda bir set oldugu 
arzunun yolunu terk etmemeyi tavsiye eder. Akilda hazzm ajiriligmi komuta ederek "gormeye dair" 
topluma karji olarak, fitrT arzunun dogmasmi saglayan baki? ahlakmi getirir. 

Sonug olarak, iginde yajadigimiz toplum arzudan ziyade hazzi (ho5lanmayi) onermektedir. Mesela 
guniJmuzde uyujturucu kullanimlarmm onemli oranda artiji, iginden gikilmasi gijg olan bu arzu soru- 
nu ile asIa yiJzlejmemek iJzerine kurulu olan haz arayi§mm diger bir ornegidir. Gergi toplum bize smir- 
siz hazzin mumkiJn oldugu illiJzyonunu sundugu halde, insanlarm kendilerini taniyip, eksikliklerini 
kabul etmekle beraber kendilerini zayi etmelerine 5a5irmamak gereklidir. ^unkij insan unutkan ve 
cahillik sifatmida iginde barmdirmaktadir. 

ihramcizade Ismail Hakki 



30 YAZILARIM 



YE'CUC-MECUC-TURKLER MJ? 

Ye'ciJc ve Me'ciJc'iJn Ortaya ?iki§i 

Ye'ciJc ve Me'ciJc kelimelerinin hangi dilden geldigi ve Arapga'ya nasil gegtigi hakkinda yeterii bilgi 
bulunmamaktadir. Bu isimlerin ibranice ve SiJryanca gibi dillerden geldigini soyleyen olmakla birlikte 
Yunancadan geldigini kabul edenler de vardir. ^^ 

Kur'an-i Kerim'de adiari Ye'ciJc ve Me'ciJc kavramlanyla ifade edilen bu yaratiklann ne tiJr varliklar 
oldugu konusunda herhangi bir agiklama yapiimamijtir. Bu isimlerin Kur'an'da ilk gegtigi yer ZiJlkar- 
neyn kissasidir. insanlar ZiJlkarneyn'e taleplerini iletirken kendilerine rahatsizlik veren ve bozgunculuk 
yapanlan kastederek jikayet ettikleri iki isim olarak gegmektedir. 

Kur'an'da gegtig ilk gegtigi ayet joyledir: , 

Dediler ki: "By Zu'l-Karneyn, Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde bozgunculuk yapiyorlar. Bizimie onlarm 
ara-sma bir set yapman ifin sana bir vergi verelim mi?" ^^ 

ikincisi olarak helak edilen kavimlere atif yapilarak bu isimler geger: 

"Niliayet Ye'cuc ve Me'ciJc'un onij a^iidigi ve onlar lier tepeden akin etmeye ba$ladiklari zaman, 
ger^ek va'd (yani kiyamet) yakla$mi$ olur. inkar edenlerin gozleri birden donup kalir. 

"Vah bize, biz bundan gaflet iginde idik (bunun dogru olacagmi hi( du$unmuyorduk). Meger biz 
zulmediyormu$uz!" (diye mirildandilar)." ^^ 

Hadislerde belirtildigine gore Ye'cuc ve Me'cuc, kiyamete yakin doneme kadar belli bir yerde 
ajamayacaklari setle engellenmi? halde duracaklar. Onlar siJrekli olarak onlerindeki bu seddi yikmaya 
ugrajacaklar ve sonunda kiyamete yakin bir zamanda bu amaglarina ulajacaklar. Onlerindeki engeli 
ajarak serbest kalacak olan bu yaratiklar her tepeden saldirarak ortaligi yakip yikacaklar. YeryiJzunde 
bulunan yenebilecek ve igilebilecek her jeyi gasp ederek bitirecekler. Bu jekilde meydana gelecek 
olan azginliklarini miJteakip Allah semadan gekirge ve kurt gibi yaratiklari musallat ederek onlari helak 
edecektir. Onlarm cesetleri her tarafi dolduracak ve yeryiJzune pis bir koku yayilacak. Allah yagmur 
yagdiracak ve bu jekilde sular artarak meydana gelen seller oliJleri siJrukleyerek denize gbtiJrecek- 
tir.^° 

Allah Teala bir gece onlara ansizin negaf hastaligi gonderir ve bu hastaliga yakalananlar yok olup 
giderler, soylari kesilir ve biJtun fertleri oliJr. Sonra tarimda arti§ olur, kokler ve dallar yejerir. Meyve- 
ler bollajir ve giJzel bitkiler her yeri kaplar. Allah'a hamd edilir. Kalbe gelen fasit hatiralaria nefis azar. 
Vesveselerin artmasi bunu izler. Kijinin bu azginlik halleri kalp mekanini ijgal eder, oziJnun meyvele- 



^^ Bu iki isim Tevrat'ta Gog ve Magog 5ekllnde gegmektedir. 

'^ Kehf, 94. 

^^ Enblya, 96-97. 47 BuharT, Sahih, FIten 29; Muslim, Sahih, FIten 20; TIrmlzl, Sunen, FIten 59; 

BuharT, SahTh, FIten 29; Muslim, SahTh, FIten 20; TIrmlzl, Sunen, FIten 59; Haktm, Ibnu Mace ve Tlrmlzl'nln de 
tahric ettikleri, Ebu Hureyre'den gelen bir rivayette Rasulullah Sallallahu Aleyhl ve Sellem 56yle buyurdu: 

"Ger^ekte Ye'cuc ve Me'cuc her giinde gune$in i$igini gorecekleri derecede (onlerindeki seddl) kaziyorlar. 
Ba$larindaki olan: 

"Had! doniin, yann kazarsiniz" der. Allah Teala onu (seddl), oncesinden daha muhkemle$tirir. Zamanlari- 
na ula$tigi ve Allah da onlan insanlar iizerine gondermeyi murad ettigi zamana kadar giine$l gorecek derece- 
de (tekrar) kazarlar. Ba$larindakl: "Haydl doniin, ^iiphesiz yann kazacaksiniz." der 

"in$allahu Teala" diye istisna ederler. Bunun iizerine sedde geldiklerinde biraktiklari gibi kalmi$tir. Onu 
kazarlar ve insanlar iizerine (ikarlar. Sulari i^erler. insanlar onlardan kal'alarina sigmirlar. Ye'ciic ve Me'ciic 
oklarini semaya atarlar. Oklarin u(lari $iddetli kirmizi kana bulandigi halde iizerlerine dii$er. 

"Biz yeryiiziindeki ahaliyi kahrettik, gok ehline yiikseldik " derler. Derken Allah Teala negaf adli bocegi ka- 
falanna gonderir. (O bocek burunlanndan beylnlerlne gikar. Ve) Bununia onlan oldiiriir." 

Negaf; koyun ve devenin burnundan beylnlerlne gikan bir bocektir. 

Hasili, kiyamet insanlarm en 5erlilerinin ba§inda kopar. O zaman da yer yuzunde Allah Allah diyen kalmaya- 
caktir. Bu hususta dahl birgok hadlsler vardir. NItekIm Musllm'ln de tahric ettlgl Enes radiyallahij anhdan gelen 
bir rivayette Rasulullah Sallallahu Aleyhl ve Sellem 56yle buyurdu: 

"Yeryiiziinde Allah Allah denilmeyinceye kadar kiyamet kopmaz." 



YAZILARIM 31 

31 YAZILARIM 

rini yiyip bitirir ve ozdeki sulari kuru-turlar. Bu durumda onda irfan namina higbir §ey kalmaz. ijte tarn 
bu hal-deyken onda hakikT uyaniklik hali belirirse, ona RabbanT yardimlar ve ar-maganlar gelir. Kur'an- 
I Kerim'de "....,Ayik olun, Allah'm tarafmda olanlar kurtulu$a ermi§tir" ^^ ayeti bu hale i§aret eder. 
Allah kullanndan diledigini seger. Bundan sonra jeytanT hatiralar ve vesveseler ortadan kalkar. Bunla- 
rin yerlerini lediJnnT ilim, ruhanT nefesler ve kaibi kemallejtiren melekeler alir. Bu tanmin/ziraatin 
gogalmasi, kokten dala kadar bitkilerin yejermesi olarak degerlendirilir. Bu duruma eri§en ki§i, 
yakinlik makamini elde eder. Boyle bir yukseli?, meyvelerin olgunla§arak tatlanmasina benzetilir. 

Ye'ciJc ve Me'ciJc icin yapiian yorumiarda ise; 

insanda hayvanT sifatlarm/kotuluklerin, girkin fikirlerin gikmasindan ve bunlarin tamamen hakim 
unsur haline gelmesinden ibarettir. ^unkij girkinlikler ve kotiJlukler iyilikleri orter. Boyle kotij hallerin 
gogalmasi kaIbi karartir. KajanT, Ye'ciJc ve Me'ciJc lie mizacin bozulmasi, terkibin goziJlmesiyle mey- 
dana gelen nefsanT ve bedenT kuvvetlerin kastedildigini belirtir. 

Bu bilgilerin yaninda YeciJc MeciJc'un Turk kavmi, onlara kargi yapiian duvarin Cin seddi oldugu 
iddialari da vardir. Eski tefsirlerde bu konu ijlenir. Her ne kadar ho§umuza gitmese de bu bilgi bizim 
igin onemlidir. Ajagida gegen hatira gok onemlidir. 

Munevver Aya$li (1906-1999) College de France'da L. Massignon'un derslerine devam edermis. 
Bir gun derste Massignon Ye'ciJc-Me'cuc kavminin TiJrkler oldugunu soyleyince Munevver Hanim 
kizginligini gostermi;. Bunun iJzerine Massignon, konu$masina: 

"Buna hie infial (giJcenme, kizginlik duyma) gostermeyiniz. TiJrkler Islam'i kabul etmeden once 
Ye'ciJc-Me'cuc kavmi idiier. Eger bir gun Jsiam'i unuturiarsa gene Ye'cuc-Meciic kavmi oiacakiardir" 
diye bir aciklama getirmi;^^ 

Bu bilginin durumu bize agik jekilde gosterdigi judur ki; Turk kavmi ozellik bakimindan siJrekli ati- 
lim iginde oldugu, tarihin higbir doneminde devletsiz kalmadigi yaninda, inangsiz donemlerinde "bar- 
bar" sifatmi alacak kadar ileri gidebilecegidir. Ayrica TiJrkleri oven liadislerde mevcuttur.^^ 

Bu nedenle kiyamete kadar TiJrklerin tarih sahnesinden gekilmeyecegini ve devletsiz kalmayacagi- 
na dair rivayetlere de bakilinca dengenin olmasi konusunda L Massignon kilise'nin musliJmanlara 
(TiJrklere) karji nefrete dayanan geleneksel tavrini II. Vatikan Konsili'nde terketmesini saglayan zemi- 
ni hazirlami5; Konsil ijyesi olan talebesi Peder Georges Chehata Anawati de bu zeminin Konsil karari 
olarak kayda gegirilmesinde etkili olmujtur.^'' 

Vatikan, Araplardan gok TiJrkler i^in din konusunda tedirginlik duymaktadir. Bu nedenle Vatikan 
yeri geldigi zaman kendini kotiJleyecek kimselere izin vererek bu durumu dengede tutmaktadir. Bu 
jekilde TiJrklerin dindar ve dinsizlik arasinda kalmasi igin ozel gayret gosterilmektedir. Tanzimattan 
beri TiJrkler cami ve kilise arasinda kalmi§ durumda olmasinm sebebi budur. L. Massignon bunu sene- 



Ayetin tarn metninin meali ^oyledir: "Allah'a ve ahiret giiniine inanan bir toplumun -babalari, ogullari, kar- 
de$leri yahut akrabalari da olsa- Allah'a ve Resuliine du$man olanlarla dostluk ettlglnl goremezsin. i$te onla- 
rin kalbine Allah, Iman yazmi; ve katindan bir ruh ile onlari desteklemi$tir. Onlari i^lerinden irmaklar akan 
cennetlere sokacak, orada ebedT kalacaklardir. Allah onlardan razi olrnu;, onlar da Allah'tan ho$nut olrnu;- 
lardir. i$te onlar, Allah'm tarafmda olanlardir. lyi bilin ki, kurtulu$a erecekler de sadece Allah'm tarafmda 
olanlardir." (Mucadele, 22) 
^^ Ahmed Yiiksel OZEMRE'nin Louis Massignon (1883-1962) hakkindaki makalesi 

"Tiirkler sizlere dokunmadik^a siz de Tiirkler'e dokunmaymiz. Zira onlar (ok sert ve ha$in tabiatli kimseler- 
dir." (El-Cuveyni; Tarih-i Cihan-gu5a, 1, s:ll) 

Ebu Sekine (ki Muharrerlerden bir kimsedir) Rasulullah sallallahu aleyhl ve sellemin bir sahabesinden naklen 
aniatiyor: "Rasulullah sallallahu aleyhl ve sellem buyurdular ki: 

"Sizi biraktiklari miiddet^e siz de Habe$ileri birakin. Sizi terkettikleri miiddet^e Tiirkleri terkedin." (Ravi 
(r.a.): Ebu Sekine Kaynak: Ebu Davud, Melahim 8, 4302) 

II. Vatikan Konsili'nde MusevTIik ile ilgili bir karar metninin hiristiyanlik-di5i diger dinlere ve ozellikle Islam'a da 
agik olmasi hususunda, Konsil uyesi olmamasina ragmen, Papa VI. Paulus ile Konsil'in iJyesi papazlari tahrik ve 
ikna eden Massignon olmu5tur. "Nostra Aetate Deklarasyonu" denilen bu metin, Katolik Kilisesi'nin musluman- 
lar hakkmda olumlu beyanda bulunan ilk resmT belgesidir. 



32 YAZILARIM 

ler once gormij? olmasinin tek sebebi gergek arajtirmaci olmasindan bajka bir jey degildir. Ancak 
bizim onun gordugunij gormemiz ve Vatikanin sirrini fozmemiz biraz zaman alacaktir. 
ihramcizade Ismail Hakki 



YAZILARIM 33 
33 YAZILARIM 

KARI KOCA GECiMSiZLiGiNE DUA 

Gunumuzde, dualann eskisi kadar etkili olmamasinin altinda yatan sebeplerden birisi de, insanla- 
rin ijlerini Allah Teala'ya haksiz yere birakmalarindandir. Bir evde isteklerin kaynadigi kazan iki tane 
olunca o evde dogal olarak huzurda olmayacaktir. Tek kazani yakmak daha kolay olacagindan, bunu 
da karjilikli aniayi? (empati) lie yapmaliyiz. internet ortaminda bu yaziya ulajan bay-bayan kesimden 
insanlanmiz bir gogu belli bir seviyede egitime ulajmi? kijilerdir. Ancak, sorunlarini gozmek igin dua 
ya da arajtirmaya dijjujunun altinda, en onemli sebeplerin "beklenti" /'tatmin" "iJzuntu" vb. jeyle- 
rin sayisini artiracagimiz sonuglardir. 

Ailede genel olarak gegimsizlik, maddiyat ile bajlar, sonra manevT sebeplere yonelir. Huzursuzluk- 
lar kimliklerini degijtire degijtire sonugta tepkiye donijjur. Bu yonelmelerde pi§man olan tarafin dua- 
ya miJracaat etmesi de, vicdanen rahatsizlik duygusunu alt etmek igin, Allah Teala'yi sebep kilma 
katmanina gegmesidir. Dua eder. Der ki; "dualarda ettim birturlij kabul olmuyor". Kabul edilmeyen 
dualann sonucu gergeklejmeyen istekler, yapan igin rahatlama adina iJretilen garesizlik ilaglaridir. 

Dua, dar kapsam iginde gok bir jey ifade etmez. Namaz (salat) aslinda bir duadir. Ancak oyle bir 
dua'dir ki esasen beraberinde eyiemde ifade eder. Bu nedenle de eyiemi olan bir dua, daha aniamli 
bir mana ifade etmektedir. 

Ejiniz hakkinda hangi duayi etmek gerektigi konusunda eger bir goziJm iJretemiyorsaniz, once ha- 
reketlerinize bakmanizda fayda vardir. "Ben ne yapiyorum, o bana ne yapiyor?" 

Ejinden nefret ediyor ve kizdiriyorsun, sonra onun sevmesini bekliyorsun! Bu olmaz. ^unkij bed- 
dua eden fiillerini terk etmeden, ellerini semaya agip Allah Teala'ya yonelmek kabul edilmeyecek 
duadir. Dua geri donijyor "dualar ettim bir turlij kabul olmuyor" jikayetlerinden, bir nevi Allah Teala 
da sorumlu oluyor. Hakikatte ise gegimsizlik, Allah Teala'nin degil, jeytanin istekleri ve arzularindan- 
dir. 

Sonug olarak, ejinizi sevin ve fedakar olun, muhakkak ejiniz sizi sevecektir. Eger buna inancinizda 
tam olursa Allah Teala aileniz igin size muhakkak yeni bir kapi agacaktir. 

Bilmeliyiz ki, birbirini sevmeyen kari-koca igin kabul edilmi? bir dua asia olmayacaktir. En giJzel dua 
birbirlerini seven ve fedakar olan ejlerin yapacagi dua olacaktir. 

ihramcizade Ismail Hakki 



34 YAZILARIM 



INSIDE JOB (2010) 

(inside job) Bir i§ ya da organizasyona kar?! su5:a yardim veya igeriden yardimi ustlenme (tahak- 
kiJm) 

Yapim: 2010 ~ABD 
TiJr: Belgesel 

Y6netmen:Charles Ferguson 

Oyuncular:IVlatt Damon, Christine Lagarde, Daniel Alpert, Dominique Strauss-kahn, John Campbell, 
Jonathan Alpert, Sigridur Benediktsdottir, Willem Buiter, William Ackman 

Senaryo: 
Charles Ferguson 

OdiJiieri: 

1 adet Oscar Kazandi. 1 adet ba§ka odiJl kazandi. 

INSiDE JOB (2010) (TURKCE ALT YAZISI) 

2008 yilinda (ikan dijnya ^apinda ekonomik kriz on milyonlarca insanin tasarruflarmi, i$lerini ve 
evierini kaybetmesine neden oldu. Bu $dyle ger(ekle$ti. 

iZLANDANUFUS: 320.000 

GAYRiSAFi YURTigi HASILA: 13 MILYAR DOLAR 

BANKALARIN KAYBI: 100 MJLYAR DOLAR 

izlanda istikrarli bir demokrasisi olan yijksek bir yasam standardma sahip ve yakin zamana ka- 
dar (ok az i$sizlik orani ve borcu olan bir ijlkeydi. Modern toplumlarm sahip oldugu altyapiya sahip- 
tik. Temiz enerji ve yiyecek ijretimi vardi. Balik^ilik $irketleri kota sistemiyle bunlari idare ediyordu. 
iyi saglik hizmetleri, egitim ve temiz hava vardi. iktisat Profesorij izlanda ijniversitesi Su( orani yijk- 
sek degildi. Ailelerin ya$amasi i^in iyi bir yerdi. Sanki tarihin sonunda ya$iyor gibiydik. 

AMA 2000 YILINDA iZLANDA HUKUMETi ONCE CEVRE, SONRA DA EKONOMi \QU gOK KOTU SO- 
NUCLARAYOLACACAKOLAN BJR DEREGULASYON^^ POUTIKASINI BENIMSEDI. 

Alcoa gibi cok uluslu sirketlerin devasa aluminyum fabrikalari kurmalarma ve jeotermal ve hid- 
roelektrik kaynaklarmi somijrmesine izin verdi. 

Yuksek tepelerde en harika renklere sahip en giJzel bolgeler jeotermaldir. Her jeyin bir etkisi olur. 
Ayni zamanda hukumet izlanda'nm en buyijk ijg bankasmi dzelle$tirdi. 

Sonuc gelmis gecmis en buyuk finansal deregulasyon deneylerinden biriydi. 

EYLUL2008 

Biktikartik. 

BiJtun bunlar nasil olabilir? 

Finans baja gegmijti ve her §eyi tarumar etmi§ti. 

Be? yilda, izlanda dijinda hig faaliyet gostermemi? olan bu ijg kijguk banka 120 milyar dolar borg 
aldi. Bu miktar izlanda ekonomisinin on kati bijyuklugundeydi. Bankacilar kendilerini, birbirlerini ve 
arkada§larini paraya bogdular. 



^^ REGULASYON VE DEREGULASYON POLItIKAS! 



Regulasyon, devletin ekonomiye direkt mudahale ettigi 5e5itli Iktisat polltikasi araglarindan biridir. Devlet 
bu mudahalesini 5e5itli alanlarda, piyasaya giri5 5iki5i duzenleyici yasal tekeller olu5turarak yapmaktadir. 

Deregulasyon, devletin kararalanini daraltan regulasyonlann, azaltilmasi veya kaldirilmasi, kamu kudretlnin 
ozel sektore ve sermayeye devredilmesi yonunde yapilan yasal duzenlemelerdlr. 



YAZILARIM 35 

35 YAZILARIM 

Dev bir balon olujtu. 

Hisse senedi fiyatlari dokuz kat artti. 

Ev fiyatlari iki kat artti. 

Balon, Jon Asgeir Johannesson gibi insanlarin ortaya cikmasina vol acti. Londra'da liJks perakende 
magazalari almak icin milyarlarca dolar bore aldi. Ayrica ozel bir jet 40 milyon dolarlik bir yat ve Man- 
hattan'da bir daire satin aldi. 

Gazetelerde hep $u man$etler vardi: 

MiLYONER iNGiLTERE'DE VEYA FINLANDIYA'DA FRANSA'DA VEYA BA§KA BIR YERDE BIR §iRKET 
SATIN ALDIGINI YAZIYORDU. 

Oysa §6yle yazmaliydilar: 

'BU MiLYONER BU ^JRKETJ SATIN ALMAK i^lN YEREL BANKANIZDAN BJR MJLYAR DOLAR BOR^ 
ALDL' 

Bankalar para piyasasi fonlari kurdular ve mevduat sahiplerine para cekmelerini ve para piyasasi 
fonlarina yatirmalarini onerdiler. 

Saadet zinciri kusursuz i$liyordu. 

KPMG (global denetim sirketi) gibi Amerikan derecelendirme firmalari Jzianda bankalarini de- 
netledi ve hicbir olumsuzluk bulmadi. Amerikan derecelendirme kuruluslari Jzlanda'da her sey ha- 
rika diyorlardi. (Kazik nasil atiliyor, dikkat: parantez yazilari bana ait) 

§UBAT 2007'de izlanda Parlamentosu ozel Arajtirma komitesi derecelendirme kuruluju bankalara 
ij? A derecesi (en ijst yatirim derecesi) verdi. !§, hiJkumet ijyelerinin bir halkia ilijkiler gbsterisi olarak 
bankacilaria birlikte dolajmalarina kadarvardi. 

2008 yilinin sonunda izlanda bankalari batinca i$sizlik alti ayda ij^ kat artti. (not: 2012 Kiyameti 
beiki ekonominin gokujij olabilir.) 

izlanda'da bu olaydan etkilenmeyen kimse yoktu. Bir^ok insan tasarruflarini kaybettiler. Evet, boy- 
le oldu. 

izlanda halkini korumasi gereken hiJkumet denet^ileri Mali Denetim Ba$kanligi hicbir $ey yap- 
mami$ti. Mali denetimden iki avukat bir konu hakkinda gorijjmek igin bankaya gidiyor. Bankaya git- 
tiklerinde 19 SUV'nin park etmij oldugunu gorijyorlar.^^ Bankaya giriyorlar karsilarmda 19 avukat 
oturuyor hepsi de one surduguniJz tezleri guriJtmeye hazir. Eger di$li cikarsaniz size i$ teklif ediyorlar. 

izlanda'daki denet^ilerin ij^te biri bankalarda (ali$maya ba$ladi. Ama ayni sorun bijtun dijnyada 
var, degil mi? 

New York'ta da ayni sorun var, degil mi? (TiJrkiye \g\n durum nedir acaba?) 

Wall Street'te gali5anlarin gelirleri hakkinda ne dijjunuyorsunuz? 

^ok fazla. 

Federal Banka Eski Ba$kani Paul Vocker: 

iMF'nin Birlejik Devletleri'ni ele§tirmesinin gok zor oldugunu soylijyorlar. Ben oyle dijjunmuyo- 
rum. 

Uluslararasi Para Fonu Direktorij Dominque Straus Khan: 

ABD kanunlarini gignedigimiz igin gok iJzgunuz. 

Wall Street galijanlarinm a§iri miktarda kokain kullandiktan sonra kalkip ise gitmeleri onlari 5a- 
5irtmi5ti. 

Milyarder, Yatirimci, Hayirsever George Saroz: 



Sport utility vehicle ya da SUV (Turkge: spor amagli ta5it) hem gekme kapasltesi hem de kamyonet ozelllglne 
sahip yolcu ta§ima aracidir. Arag hem minlvan hem de station wagon ozelllklerlnl bir arada barindirir. Bunun 
yanmda asfalt harlcl arazllerde hareket edeblllr. 

Bazi ulkelerde bu araglara "arazi araci" , "dort geker", ya da "4WD" (4 Wheel Drive) denlr. Ancak tum SUV arag- 
lari dort tekerlekten gekme ozelllglne sahip olmadigi gibl her 4WD yolcu aracida SUV deglldlr. Off-road araglari 
Ise tamamiyla farkli bir sinif olup sadece asfalt veya d65enml5 yol harlclndekl yollar Igin tasarlanmi5tir. Her ne 
kadar bazi SUV araglari off-road ozelllglne sahip olsa da bu, araglar Igin IklncI sirada bir ozelllktir. BIrgogunun 
2WD, 4WD yuksek 5ekl5 ve 4WD dujuk 5ekl5ten birinden digerlne gegme ozelllgl bulunmamaktadir. 



36 YAZILARIM 

Kredi temerriJt swapinin (takaslama) ne oldugunu bilmem. Biraz demode kaldim. 

Balkan, Finansal Hizmetler Komitesi Barny Frank: 

Larry Summers iJzgun oldugunu belirtti mi? GiJnah gikarmalari dinlemem. 

A.B.D. Temsilciler Meclisi hiJkumet sadece gek yaziyor. Bu plan A, bu plan B, bu da? Lan C. 

Bush yonetimi Hazine Muste$ari David Mc. Cormik: 

Yonetici maajlarinin yasal olarak denetlenmesini destekler misiniz? 

Hayir. 

Finansal Hizmetler Masasi Ba$ Lobicisi Scott Talbott: 

Finans kurulujlarmdaki maa§lari onayliyor musunuz? 

Hak ettilerse, evet. 

-Hak ettiklerini dijjunuyor musunuz? 

-Evet. 

Bu Insanlarm diJnyayi mahvetmelerlne yardimci oldunuz. Oyle de diyebilirsiniz. 
Ba$ Dani$man Q\n Banka DiJzenleme komisyonu Andrew CHANG: 
Kamunun zararma kar§ilik korkung karlar sagliyorlardi. 
Singapur Ba$bakani Lee Hsien Loong: 

HIgbir §eyden bir jey yaratabileceginizi dijjunursenjz buna karji koymaniz zordur. 
Fransa Maliye Bakani Christine LAGARGE: 

insanlarm eski sisteme, kriz oncesi sisteme donmek istediklerinden endijeleniyorum. 
Londra Borsa Grubu 

The Financial Times Editor Gillian TETT: 

Bankacilardan bir surij isimsiz e-posta aliyordum. §6yle diyorlardi: 
"^ok kaygiliyim ama adimi vermezsiniz." 
Profesor, NYU i$letme FakiJltesi Nouriel Roubin: 

Sizce neden daha sistematik bir arajtirma yapilmiyor? ^unkij o zaman suglulari bulursunuz. 
Ekonomi Dani$mani, Bush Yonetimi Dekan, Columbia i$letme Fakultesi Gleen HUBBARD: 
Sizce Columbia i§letme FakiJltesinde bir gikar gatiimasi var mi? 
Bence yok. 
Eski New York Valisi Eski New York Ba$savcisi Eliot SPJTZER: 

Denetgiler gorevlerini yapmadilar. Her jeyi yapacak yetkileri vardi. Ama yapmak istemediler. 

* * * 

15 EyliJl 2008 En saygin ve buyiJk yatirim bankalarindan Lehman Brothers iflasini ilan etmek mec- 
buriyetinde birakildi. 

Merrill Lynch, bugiJn satilmaya mecbur birakildi. Dramatik gelijmeler sonunda diJnya borsalari 
du§tu 2008 EyluTunde Amerikan yatirim bankasi Lehman Brothers'in iflasi Lehman Brothers Merkezi 
ve diJnyanin en buyiJk sigorta jirketi AIG'nin bati§i diJnya gapinda bir krize yol agti. Bir gecede borsa- 
lari buyiJk bir korku aldi Hisse senetleri dibe vurdu. Tarihteki en buyiJk du5u§. Lehman'in batijindan 
sonra hisse fiyatlari dijjmeye devam etti. 

BiJtun paramizi istiyoruzl 

Uzla§ma yok! 

Sonug, dijnyaya trilyonlarca dolara 30 milyon ki$inin isini kaybetmesine Birle$ik Devletler'in 
borcunun iki katina (ikmasma yol a^an diJnya ^apinda bir ekonomik durgunluktu. 

Hakkaniyetin, ev sahipliginin gelirin, ijlerin yok olmasiyla diJnyada 50 milyon insan yeniden yoksul- 
luk sinirmin altina dijjebilir. Bu bedeli gok ama gok yiJksek bir kriz. BU KRJZ BJR TESADUF DEGJLDi. 
ONA DENETiMDEN gKMI§ bIr SANAYJ SEBEP OLDU. 1980'lebden bu yana Amerikan finans sektorij- 
niJn yiJkseliji giderek ciddile5en mali krizlere neden oluyordu. Bu sanayi giderek daha fazia kar eder- 
ken krizlerin her birinin verdigi zarar buyuyordu. 



YAZILARIM 37 
37 YAZILARIM 

BOLUM 1: 
BURAYANASILGELDiK 

BuyiJk Buhran'dan sonra Birlejik Devletler tek bir mali kriz yasamadan 40 yil ekonomik olarak bij- 
yudiJ. Finans sektorij siki bir jekilde denetleniyordu. Normal bankalarin ?ogu, mudilerin tasarruflariy- 
la vurgunculuk yapmalari yasaklanan yerel ijletmelerdi. Hisse senedi ve tahvil satan yatirimci banka- 
lar kijguk, ozel ortakliklardi. Geleneksel yatirim bankaciligi modelinde hissedarlar para koyarlar ve 
koyduklari parayi siki bir §ekilde takip ederlerdi. iyi ya§amak isterlerdi ama her §eylerini riske atmak 
istemezlerdi. 

Paul Volcker, Hazine'de galijti ve 1979-1987 arasinda Merkez Bankasi'nin bajkaniydi. Devlet me- 
muru olmadan once Chase Manhattan Bankasi'nda finans ekonomistiydi. Bajkan Merkez bankasi 
(1979-1987) 1969'da Chase'den ayrilip Hazine'ye gegtigimde gelirim yaklajik yilda 45.000 dolar ka- 
dardi. Yilda kirk be§ bin dolar. 1972'de Morgan Stanley'nin toplamda yaklajik 110 Personeli bir ofisi 
ve 12 milyon dolarlik bir sermayesi vardi. §u anda Morgan Stanley'nin 50.000 galijani milyarlarca 
dolarlik sermayesi ve diJnyanin her yerinde ofisleri var. 1980'lerde finans sektoriJ patladi. Yatirim 
bankalari halka agildi bu sayede yatirimcilardan buyiJk paralar topladilar. §irketler 'Oldu' Wall 
Street' tekiler zenginlejmeye ba§ladi. 

gALI^AN BA§INA ODEME BANKACILIK - DJGER SEKTORLER 

1970'lerde Merrill Lynch'te Yazar The Two Trillion Dollar Meltdown hisse senedi satan bir arkada- 
51m vardi. Geceleri tren konduktorij olarak galijirdi gunkij ijg gocugu vardi ve hisse senedi satarak 
onlari gegindiremiyordu. 1986'da ise milyonlar kazaniyor ve bunu kendi zekasina bagliyordu. 

Milletimizin oniJndeki en buyiJk sorun ekonomik refahimiza yeniden kavujmaktir. 1981'de, Baj- 
kan Ronald Reagan Hazine bakanligina yatirim bankasi Merrill Lynch'in CEO'su Donald Regan'i getir- 
di. Wall Street ile bajkan tam bir aniajma iginde. Hazine Bakani (1981 -1985) Wall Street'teki onder- 
lerle goru^tum. "Ba$kanin yijzde yijz arkasmdayiz" diyorlar. Reagan hukiimeti ekonomistler ve mali 
lobiciler tarafmdan desteklendi ve 30 yillik bir finansal deregulasyon program! ba$latti. 

1982'de, Reagan hiJkumeti tasarruf ve kredi jirketlerinden denetimi kaldirip tasarruf sahiplerinin 
paralariyla riskli yatirimlar yapabilmelerini sagladi. Seksenlerin sonunda yiJzlerce tasarruf ve kredi 
5irketi batmijti. Bu kriz vergi miJkelleflerine 124 milyar dolara patladi ve birgok kijiyi omur boyu yap- 
tigi tasarruftan etti. Bu tarihimizdeki en buyiJk banka soygunculugu olabilir. En ijg orneklerden biri 
Charles Keatmg'di. Bay Keating, bir diyeceginiz var mi? 

1985'te federal denetgiler onu incelemeye bajlaymca Keating, Alan Greenspan adinda bir ekono- 
misti ije aldi. Greenspan denetgilere yazdigi mektupta Keating'in saglam i? planlarini ve uzmanligini 
ovdij ve hissedarlarin parasiyla yatirim yapmasinin bir riski olmadigmi soyledi. Beklenen bir risk yok- 
tur Soylenene gore, Keating Greenspan'e 40.000 dolar odemijti. Kisa sure sonra Keating hapse girdi. 
Alan Greenspan'e gelince Reagan onu Amerikan Merkez Bankasi'nin bajkanligina getirdi. Greenspan'i 
ayni goreve sonraki ba5kanlar olan Clinton ve George 5. Bush da atadi. Clinton hiJkumetinde finansal 
deregulasyon Greenspan ile iki Hazine bakani eliyle surduriJldu. Bunlar yatirim bankasi Goldman 
Sachs'in eski CEO'su Robert Rubin ile Harvard ekonomi profesorij Larry Summers'di. 

WALL STREET'iN GUCU, LOBJLERi, QOK PARASI OLDUGU JQiN FINANS SEKTORU ADIM ADIM Si- 
YASALSiSTEMi ELE GE^iiRDJ. Hem Demokratlari hem de Cumhuriyet^ileri. 

1990'larin sonunda, finans sektoriJ birlejmi? birkag dev jirkete donijjmujtu. Her biri o kadar bij- 
yuktij ki gokmeleri biJtun sistemi tehdit edebilirdi. Clinton hiJkumeti ise daha bijyumelerini sagladi. 
1998'de, Citicorp ile Travelers birlejerek diJnyadaki en buyiJk finans hizmetleri §irketi olan Citigroup'u 
olujturdular. Bu birlejme Glass-Steagall Yasasmm ihlaliydi. (tam hizmet araci kurumlar ile i§birligi 
veya yatirim bankaciligi faaliyetlerine katilmaktan yasaklanmi? ticari bankalar) Bu, BuyiJk Buhran'dan 
sonra gikarilmi§ ve bankalarin mudilerin tasarruflariyla riskli yatirimlar yapmalarini engelleyen bir 
yasaydi. Travelers'i satin almalari yasa dijiydi. Eski Yonetici, Greenlining Institute Greenspan sesini 
gikarmadi. Merkez Bankasi onlara bir yillik dokunulmazlik tanidi sonra da yasa cikarttilar. 1999'da, 



38 YAZILARIM 

Summers ile Rubin'in teklifi iJzerine Kongre Gramm-Leach-Bliley Yasasini gikartti. Bazilan bu yasaya 
Citigroup'u Kurtarma Yasasi dedi. Bu yasa Glass-Steagall'i hiJkumsuz kildi ve bajka birlejmelerin yolu- 
nu agti. Rubin, Citigroup baskan yardimcisi oldu ve 126 milyon dolar kazandi. Bu film icin roportaj 
vermeyi kabul etmedi. 

NiYE BUYUK BANKALARINIZ OLUR? 

^unkij bankalartekel gijcunij, lobiciligi sever. 

CunkiJ bankalar bilir ki, gok buyiJrierse onlara teminat varilir. Pazarlar dogal olarak istikrarsizdir. 
Veya istikrarsizlik potansiyeli tajir. Petrol tankeri benzetmesi yapabiliriz. Tankerler gok buyiJktur o 
yijzden petroliJn hareket edip gemiyi batirmasini onlemek igin bolmeler yapilmasi gerekir. Geminin 
tasariminda bu du§unulmelidir. BuyiJk buhran'dan sonra konulan kurallaria gok saglam bolmeler geti- 
rildi. Deregulasyon bu bolmeleri sona erdirdi. Bir sonraki kriz 90'larin sonunda gergeklejti. Yatirim 
bankalari internet hisselerinde buyiJk bir balon yarattilar ve bunu takiben 2001 'de be? trilyon dolarlik 
bir yatirim kaybina yol agan bir kriz meydana geldi. BuyiJk Buhran sirasinda yatirim bankaciligini dij- 
zenlemek igin olujturulan Menkul Kiymetler ve Borsalar Komisyonu higbir jey yapmadi. Etkin federal 
onlemlerin olmamasi ve 6z denetlemenin bajarisiz kalmasi nedeniyle bajkalarinin miJdahale etmesi 
ve gerekli onlemleri almasi gerekmijtir. Eliot Spitzer'in incelemesi yatirim bankalarinin bajarisiz ola- 
caklarini INFOSPACE HiSSE SENEDJ FJYATI bildikleri internet jirketlerini tejvik ettiklerini ortaya gikar- 
di. Analistler getirdikleri i? bazinda para aliyorlardi. Ozel konujmalarinda gok farkli jeyler soylijyorlar- 
di. En yiJksek derece verilen Infospace bir analist tarafindan "be§ para etmez" olarak adiandirildi. 
Ayni jekilde derecelendirilen Excite igin de "i§e yaramaz" denildi. Birgok yatirim bankasinin savunma- 
si: 

"yanlijsiniz" olmadi. 

"Herkes yapiyor, herkes bunun oldugunu biliyor. Kimse bu analistlere guvenmemeli" oldu. (ista- 
tistiklere giJvenin, her jey yolunda gidiyor) 

Aralik 2002'de on yatirim bankasi, 1.4 milyar dolar odeyerek davayi kapatti ve uygulamalarini de- 
gi§tirecekleri sozunij verdiler. Scott Talbott, Washington'in en gijglu gruplarindan olan ve diJnyanin 
neredeyse biJtun buyiJk finans jirketlerini temsil eden Finansal Hizmetler Masasinin ba? lobicisidir. 

Uye §irketlerden bazilarinm sug olu§turan bijyuk olgekli faaliyetlere kari§masi sizi rahatsiz atmiyor 
mu? 

-Ben Biraz daha agik konujun. 

-Peki. Oncelikle sug olujturulan faaliyetler kabul edilemez, nokta. 

Wall Street §irketleri Bir Milyar Dolar Cezaya Hazir Deregulasyon bajladiktan sonra diJnyanin bij- 
yiJk finans jirketleri para akiarken, mijjterilerini dolandirirken muhasebe defterlerin tahrif ederken 
defalarca yakalandilar. JP MORGAN HiJkumet yetkililerine Ru§vet verdi 

J. P. Morgan Alabama Ru$vet Davasmda Anla$ti 

RIGGS BANKASI §ili Diktatorij Augusto Pinochet igin Para Akiadi 

CREDIT SUISSE Iran i^in Para AkIadi 

CREDIT SUISSE Jran'm nijkleer programma ve balistik fijzeler yapan Havacilik Sanayi Kurumuna 
para aktardi. Paranin iran'a gittigini gosteren biJtun bilgiler (ikarildi. Bankaya 536 milyon dolar ceza 
verildi. 

Citibank Meksika'dan 100 milyon dolar uyu§turucu parasi gikardi. 

Ona ^unlari soylediniz mi: "Hesapla ilgili biJtun belgeleri yok et" 

Citibank Bajkan Yardimcisi: Ciddi degildim. 

Mevduat Dolandiriciligi 125 milyon dolar ceza Mevduat Dolandiriciligi 400 milyon dolar ceza 1998 
ile 2003 arasmda Fannie Mae kazancini on milyar dolar daha fazia gosterdi. Bu muhasebe standartlari 
karmajiktir ve uzmanlar bunlarin iJzerinde gogunlukia aniajamazlar. Bajkan Clinton'in biJtge danij- 
mani olan CEO Franklin Raines 52 milyon dolardan daha fazIa ikramiye aldi. UBS varlikli Amerikalila- 
rin vergi ka^irmalarma yardim ederken yakalanmca liukumetle i$birligi yapmayi reddetti. 

isim verecek misiniz? 

-Bir aniajma olacaksa. 



YAZILARIM 39 

39 YAZILARIM 

-Aniajma olmayacak. Bir dolandinciliga karijtiginizi kabul ettiniz. A.I.G.'nin Aniajma igin 1,6 Milyar 
DolarTeklif Etmesi Bekleniyor Bankalar Enron'un Sahtekarligina Nasil Yardimci Oldu Enron'un dolan- 
dinciligi gizlemesine yardim etti: 385 milyon dolar cezaya garptinldi. 

^irketler inanilmaz cezalara ^arptirilirken yatirim firmalari yanli; yaptiklarmi kabullenmek zo- 
runda degiller. Bu kadar gok ijrunle ve mu$teriyle ugra$irsaniz hatalar olur. Finansal hizmetler sek- 
torijnun belirgin bir su( dijzeyi oldugu gorijluyor. 

En son ne zaman Cisco veya Intel veya Google veya Apple veya IBM yiJksek teknoloji lie finansal 
hizmetler konujuna katiliyorum 

-Oyleyse neden? 

-yiJksek teknoloji yaratici sanayidir deger iJretimi ve kar yeni bir jey yaratmaktan kaynaklanir. 

1990'lardan bajlayarak deregulasyon ve teknolojideki gelijmeler tiJrev adi verilen karmajik bir fi- 
nansal iJrun patlamasma yol agti. iktisatgilar ve bankacilar pazari daha giJvenli yaptiklarmi soylediler. 
Ama aslinda istikrarsiz yaptilar. SOGUK SAVA§'IN SONA ERMESJNDEN BU YANA BiR^OK FiZJKg VE 
MATEMATiKCi YETENEKLERJNJ SOGUK SAVA§ TEKNOLOJJSJ ALANINDA DEGJL FINANS PAZARLARIN- 
DA UYGULAMAYA BA§LADILAR. VE YATIRIM BANKACILARIYLA BJRLJKTE -FARKLI SiLAHLAR YARAT- 
TILAR. 

-kesinlikle. 

Warren Buffett'in dedigi gibi, kitle imha silahlari. 

Denetgiler, politikacilar, i? adamlari Profesor ve Direktor, MlT Finansal MiJhendislik Laboratuari 
yeniliklerin finansal sistemin istikrari iJzerindeki tehdidini ciddiye almadilar. TiJrev iJrunler kullanarak 
Petrol fiyatlarinin yiJkselmesi ve dijjmesi bir §irketin iflasi, hatta hava iJzerinde bahis oynayabiliyor- 
lardi. 1990'larin sonuna gelindiginde tiJrev iJrunler 50 trilyon dolarlik denetilmeyen bir pazar oluj- 
turmujtu. Bir kiji 1998 yilinda onlari denetlemek istedi. Brooksley Born, Stanford Hukuk FakiJltesin- 
den birincilikle mezun oldu onemli bir hukuk dergisinin editorlugunij yapan ilk kadindi. 

Born, Arnold & Porter'da tiJrev iJrunler alaninda galijtiktan sonra Clinton tarafindan tiJrev iJrunler 
pazarini denetleyen Vadeli Emtia Ticaret Komisyonu Bajkanligina getirildi. Brooksley Born kendisiyle 
galijmami istedi. Eski Bajkan Yardimcisi (1997-2000) Vadeli Emtia Ticaret komisyonu Ciddi ve istikrar- 
sizliga yol agabilecek bir pazar olduguna karar verdik. 1998 Mayis'inda, CFTC tiJrev iJrunleri diJzenle- 
mek igin bir oneride bulundu. Clinton'in Hazine Bakanligi derhal tepki gosterdi. Brooksley'nin odasina 
gitmi§tim ve telefonu kapatmak iJzereydi yiJzu bembeyaz kesilmijti. Bana bakti, "Telefondaki Larry 
Summers'di" dedi. Odasinda 13 bankaci var. Onunia emir verir gibi konujmu? bu ise karijmamasmi 
soylemi?. Bankalar bu faaliyetlerden gelen karlara bel baglamijlardi. Traders, Guns & Money Bu da 
pazarin denetlenmesini engellemeye galijan bir savaja yol agti. Summers'in telefonundan kisa bir 
sure sonra Greenspan, Rubin ve SEC bajkani Arthur Levitt ortak bir bildiri yayinlayarak Born'u elejtir- 
diler ve tiJrev iJrunlerin denetlenmemesi igin yasa gikarilmasini tavsiye ettiler. CFTC'nin bu alandaki 
yetkisini jiddetle sorguluyoruz Profesyonellerin ozel pazarliklaria gergeklejtirdikleri tiJrev uriJnlerin 
alim satiminm denetlenmesi gereksizdir. 24Temmuz 1998 Maalesef Born'un onerisi reddedildi. Once 
Clinton yonetimi sonra da kongre tarafindan. 2000 yilinda. Senator Phil Gramm tiJrev iJrunleri dene- 
timden muaf tutan tasarinin yasalajmasinda onemli rol oynadi. Bunlar diJzenleme yukunij azaltan 
birlejtirici pazarlardir. 

Ba$kan, Senato Bankacilik Komitesi SENATOR PHIL GRAMM (R-TX): Bunu yapmamiz gerektigine 
inaniyorum. 

Phil Gramm, Senato'dan sonra UBS'nin ba§kan yardimcisi oldu. 1993'ten beri karisi Wendy En- 
ron'un yonetim kurulundaydi. Umuyoruz ki Hazine Bakani (1999-2001 ) bu yil uygun bir bigimde tez- 
gah ustij piyasa turevleri \g\n yasal kesinlik saglayacak yasalari gikartabilecegiz. Larry Summers daha 
sonra tiJrevlere bel baglayan riskli bir fon danijmanligindan 20 milyon dolar kazandi. Bakan Sum- 
mers'in butiJn sozlerine Bajkan, Merkez Bankasi Yonetim Kurulu katildigimi ifade etmek isterim. Ara- 
lik 2000'de, Kongre'den Vadeli Emtia Modernizasyon Yasasi gegti. Finans sektorij lobicileriyle birlikte 
yazilan bu yasa tijrevlerin denetlenmesini yasakladi. 



40 YAZILARIM 

KANUNTEKLiFJ 

Asil olay ondan sonra bajladi. San Diego tiJrev kullanimi ve mali yenilikler 2000'den sonra buyiJk 
patlama yapti. -Tanri yardimcim olsun. -Tanri yardimcim olsun. 

20 Ocak 2001 'de George W. Bush goreve geldiginde Birlejik Devletler'deki finans sektorij hig ol- 
madigi kadar karli, yogunla§mi5 ve gijgluydu. Bu sektore egemen olan be? yatirim bankasi iki finans 
holdingi ijg menkul kiymetler sigorta jirketi ve ijg derecelendirme kuruiuju vardi. Bunlar menkul kiy- 
metiejtirme bejin zinciriyle birbirine bagliydi. Bu, mortgage ve diger krediler yoluyla diJnyadaki yati- 
rimcilari trilyonlarca dolaria iiijkiiendiren yeni bir sistemdi. Otuz yil once, bir ev kredisi almaya gitti- 
ginizde size para veren ki$i borcunuzu odemenizi beklerdi. Borcunuzu odemenizi isteyen birinden 
bore alirdmiz. Sonradan menkul kiymetlestirmeyi bulduk. Buna gore artik bore verenler paralari geri 
odenmese de risk aimiyor. Eski sistemde, ev alan biri her ay mortgage odediginde para borglu olduk- 
lari bankaya giderdi. Mortgage odemeleri gok uzun surdugiJnden, krediler zor verilirdi. 

MORTGAGE ODEMELERi: EV ALANLAR- KREDJ VERENLER 

Yeni sistemde alacaklilar mortgage'leri yatirim bankalarina satti. 

YATIRIM BANKALARI - YATIRIMCILAR 

Bu bankalar binlerce mortgage ile araba ve egitim kredileri ile kredi karti borglari dahil diger kredi- 
leri birlejtirip teminatli borg yukiJmlulukleri veya CDO denilen karmajik tiJrevler olujturdular. Yatirim 
bankalari daha sonra bunlari yatirimcilara satti. Artik ev sahipleri mortgage odediginde para diJnyanin 
her yerindeki yatirimcilara gidiyordu. Yatirim bankalari CDO'lari degerlendirmeleri igin derecelendir- 
me kurulujiarini tuttular bunlar da gogunu ij^ A olarak derecelendirdi. Bu en List yatirim derecesiydi. 
Bu durum CDO'lari emeklilik fonlari igin gekici kildi gunkij fonlar sadece yiJksek dereceli menkul kiy- 
metler satin aliyordu. 

MORTGAGE YENIDEN YAPILANDIRMASI 

Bu sistem saatii bir bombaydi. Kredi verenler borcun odenip odenmeyecegine aldirmadan riskli 
krediler actilar. Bu yatirim bankacilarinin da umurunda degildi. Ne kadar CDO I Collateralized Debt 
Obligation: Teminat Bore YukumliJlugu ) satarlarsa, karlari o kadar yukseliyordu. Yatirim bankalarin- 
dan para alan derecelendirme kurulujiarinin ise yaptiklari degerlendirme yanli? giksa bile bir sorumlu- 
lugu yoktu. 

iCRA SATI^LARI PE^JNATSIZ 

Yakaniza kimse vapismayacakti, denetimin kisitlamalari yoktu. Bu da cok dalia fazia kredi veril- 
mesi icin yesii isik yakti. 

MORTGAGELAR (MJLYAR OLARAK) 2000 ile 2003 arasmda mortgage kredileri neredeyse dort ka- 
tina fikti. Bu zincirin en basindan en sonuna kadar hig kimse mortgage'in kalitesini onemsemiyordu. 
Hacimlerini artirmayi ve bu ijten kar saglamayi onemsiyorlardi. 

20001erin ba$larinda subprime (en yiJksek, en iJstun, yiJce, son, en son, azami, kritik) adi verilen 
riskli kredilerde buyiJk bir arti$ meydana geldi. Ama binlerce subprime kredisi birle§tirilerek CDO'lar 
yaratildiginda bunlarin bircoguna hala iJc A derecesi veriliyordu . Bu riskleri degil de, e§deger mahsup- 
lari tajiyan iJstlenilebilecek riskier iJzerinde sinir olan tiJrev iJrunler yaratmak mumkundij. 

-Bunu yapmadilar, degil mi? 

-yapmadilar. 

Geriye bakinca, yapmalari lazimdi. 

Bu insanlar tehlikeli bir sey yaptiklarmi biliyorlar miydi? Sanirim biliyorlardi. 

Yatirim bankalari subprime kredileri tercih adiyordu gunkij faiz oranlari daha yiJksekti. Bu da yikici 
kredilendirmenin gok artmasina yol agti. Kredi isteyenlere gereksiz yere pahali subprime krediler ve- 
rildi ve kredilerin gogu onlari odeyemeyecek olanlara verildi. Finans kurumlarinin mortgage simsarla- 
rina sunduklari tejvikler en karli iJrunleri satmak iJzerine kuruluydu ki bunlar yikici kredilerdi. insanla- 
ri daha fazIa kar edecekleri yere koyuyorlardi. 

BOLUM 2: 

BALON (2001 -2007) 



YAZILARIM 41 

41 YAZILARIM 

Aniden menkul kiymetle$tirme zinciri kanaliyla her yil milyarlarca dolar akmaya ba$ladi. Herkes 
bir mortgage alabilecegi i^in ev satin almalar ve ev fiyatlari tavan yapti. Bunun sonucu tarihteki en 
buyijk finans balonuydu. 

Gayrimenkul gergektir. 

insanlar varliklanni gorebilirler. 

Varliklannda yajayabilirler. 

Varliklanni kiraya verebilirler. 

Ev sektorunde gok mantiksiz bir patlama meydana geldl. Finans sektoruniJn l§tahi herkesi yonlen- 
dlrlyordu. Ev sektoriJne en son balon 80'lerln sonunda olujmujtu. (TiJrklye'de kredl lie ev alimindaki 
patlamanin sonuglari Ikl-iJg sene sonra agiga gikacak) 

ABD EV FiYATLARI 

O zaman ev flyatlarindakl arti§ gorecell olarak azdi. zamanki balon ciddl bir krize yol agti. 

1970'lerln PATLAMASI 

1980'lerln PATLAMASI 

1996'dan 2006'ya kadar ev fiyatlari Ikl katina gikti. 

2007 EV FiYATLARI Yuzde 194 ARTTI 

500 dolardan bllet alarak kendl Amerlkan ruyalarini nasil satin alacaklarini ogrenmeye gittller. 
Goldman Sachs, Bear Stearns, Lehman Brothers Merrill Lynch, hepsi bu l^ln Iglndeydl. On yil iginde 
sadece subprime krediler yilda 30 milyardan 600 milyara (ikti. Olanlarin farkindaydilar. En fazia 
subprime kredl veren Countrywide Financial 97 mllyar dolarlik kredl verdl. Bunun karjiliginda 11 mll- 
yar dolar kar ettl. 

Wall Street'te, yillik nakit primlerl tavan yapti. SImsarlar ve CEO'lar balon sirasinda gok fazIa zen- 
glnlejtller. Lehman Brothers subprime kredllerin en buyiJk aracilik yiJklenlclslydl ve CEO'su Richard 
Fuld 485 milyon dolar kazandi. Bu ev ve kredl balonu Wall Street'te yiJz milyarlarca dolar kar sagli- 
yordu. 

2006'da, en buyiJk 500 jlrketin karinin yiJzde 40'l finans kurumlarindan gellyordu. Gergek kar veya 
gellr deglldl. SIstem tarafindan yaratilan ve gellr olarak kayda gegen bir paraydi. ikl, ijg yil sonra te- 
merrude du^uldu ve her §ey sifirlandi. (TemerriJt: Bor^lar hukukunda, bir borcun ifasi talep edilebilir 
oldugu halde, bor^lunun bu borcu ifa etmemi; olmasi hali.) Gegml^e bakinca, bu gok buyuk bir ulu- 
sal Sadece ulusal degll, diJnya gapinda bir saadet zinclrlydl. Gayrimenkul Sahiplerinin Haklarmi Ko- 
ruma Yasasi sayesinde Merkez Bankasi'nin mortgage'leri denetleme yetkisi vardi. Ama ba$kan Alan 
Greenspan bunu kullanmayi reddetti. Alan Greenspan, "Bu denetleme demektir. Ben denetlemeye 
kar§iyim," dedl. Robert Gnalzda 20 yildir gijglu bir tiJketlclyl koruma orgutij olan Greenlining'ln ba?- 
kanligmi yapiyordu. DiJzenll olarak Greenspan'la g6ru5uyordu. Ona Countrywide lie 150 ayarlanablllr 
Ipotek falz oranlari hakkmda bir ornek verdlk. BIze joyle dedl, 

"Matematik doktoraniz olsa bile sizin Icin hanglslnin uygun hanglslnin uygun olmadigini bllemezsl- 
nlz." Bir §eyler yapacagini sandik. Ama konu§ma siJrdukge Ideolojislnden vazgegmeyecegl agikga belli 
oldu. 

2005'te Greenspan'le bir daha gorijjtuk. Genelllkle yilda Ikl kez, en az bir kez gorijjuyorduk. FlkrInI 
hig degljtirmedl. Alan Greenspan bu fllmde konujmayi reddetti. 

Bu kiJresel lletljim diJnyasmda sermayenin etklll bir biglmde hareket etmesi tarlhin en buyiJk zen- 
glnllglnln yaratilmasina yardimci oluyor. Menkul Kiymetler ve Borsalar komlsyonu balon sirasinda 
yatirim bankalarini ciddl bir biglmde Incelemedl. 

SEC'in Denetleme BolumiJnden 146 ki$i mi (ikarildi? 

Buna da taniklik ediyor musunuz? 

Evet. 

^alijanlarin sayisini azaltarak bajkanlikta sistematik bir keslntlye gidlllyordu. SEC risk Yonetlml 
Bajkanligi'nda galijanlarin sayisinin bire dujiJruldugunu mij soyledlniz? Evet. O da, o jahis aksam eve 
giderken ijiklari sondursiJn dlye. Balon sirasinda yatirim bankalari daha fazIa kredl satin almak ve 



42 YAZILARIM 

daha fazia CDL yaratmak igin siJrekli olarak mevduat topluyorlardi.^'' Toplanan mevduat ile bankanin 
6z kaynagi arasindaki orana kaldirag denir. 

KALDIRAQORANI 

Bankalar ne kadar gok mevduat toplarsa kaldira^lari yijksek olur. 2004'te, Goldman Sachs'in 
CEO'su Henry Paulson SEC'in kaldirag iJzerJne koydugu siniri kaldirmasi ve bankalarin borglanmalanni 
artirmalari igin lobide bulundu. SEC bir nedenden dolayi iktisat ProfesoriJ, Harvard yatirim bankalari- 
nin daha fazIa kumar oynamalarina izin verdi. Bu gilginlikti. Neden yaptiklarini bilmiyorum ama yapti- 
lar. 28 Nisan 2004'te, SEC yatirim bankalari uzerindeki kaldirag sinirlamasini kaldirmak igin toplandi. 
Bunlar buyiJk oyuncular dedik, bu gok agik. Ama bu, bir jey kotij giderse, felaketin gok buyiJk olacagi 
aniamina da geliyor. 

En gelijmi? finans kurumlariyla karji karjiyasiniz. TiJrev iJrunlerJn gogunu bu jirketler satiyor. 
Normal dijzeyjn ne oldugu konujunda konujtuk. §irketler oranin uygun oldugunu dijjunuyordu. Ko- 
misyon ijyelerj tavsiye edilen yen! kurallarm konulmasmi kararla§tiriyor. 

Evet. 

Karar verildi. Oy birligiyle 

Finans sistemindeki kaldirag orani urkutucij boyutlardaydi. Yatirim bankalarini kaldirag orani 33'te 
1 'e kadar gikti. Bu da, varliklarmdaki yiJzde ijgluk bir azalma iflas ettikleri aniamina gelmektedir. Fi- 
nans sisteminde bir saatii bomba daha vardi. DiJnyanin en buyiJk sigorta jirketi AIG kredi temerriJt 
swaplari denilen tiJrev uriJnlerden gok miktarlarda satiyordu. Ellerinde CDL olan yatirimcilar igin kredi 
temerriJt swaplari sigorta poligesi ijlevi gorijyordu. Bir kredi temerriJt swapi satin almi? olan bir yati- 
rimci AIG'ye 3 ayda bir prim odijyordu. Eger CDO batarsa AIG yatirimciya zararmi telafi edecegine dair 
soz veriyordu. Ama normal sigortanin tersine spekiJlatorler sahip olmadiklari CDO'lara karji oynamak 
igin AIG'den kredi temerriJt swaplari da satin alabiliyorlardi. 

Sigortada sadece sahip oldugunuz bir $eyi sigortalayabilirsiniz. Diyelim ki bir evim var. O evi sa- 
dece bir kez sigortalayabilirim. TiJrev ijrunier evreni herkese bu evi sigortalama izni vermektedir. 
Siz ya da ba$kasi sigortalayabilir. Yani, benim evimi 50 ki$i sigortalayabilir. Yani, eger evim yanarsa 
sistemde kaybeden sayisi (ok fazia olur. Kredi temerriJt swaplari denetlenmedigi igin AIG olasi ka- 
yiplari kar$ilamak amaciyla bir yana para koymadi. Tersine, sdzle$meler imzalandigmda (ali$anlari- 
na 50k buyiJk ikramiyeler verdi. Ama CDL'lar daha sonra degersiz gikarsa AIG hesap verecekti. Aslin- 
da insanlar dev riskier aldiklari igin odiJllendiriliyordu. iyi zamanlarda kisa vadeli gelirler ve karlar geti- 
riyor yani prim yapiyorlardi. Ama bu uzun vadede jirketi iflasa siJrukleyecektir. Bu kesinlikle yozlajmi? 
bir ikramiye sistemidir. AIG'nin Londra'daki Finans UriJnleri boliJmu balon sirasinda 500 milyon dolar 
degerinde kredi temerriJt swapi gikartti bunlarin gogu subprime mortgageler tarafindan destekleni- 
yordu. 2000 ile 2007 arasinda AIGFP'nin 400 galijani 3.5 milyar dolar kazandi. AIGFP'nin bajkani Jo- 
seph Cassano 315 milyon dolarlik kijisel servet yapti. KiJstahlajmak istemeyiz ama Yatirimcilaria ko- 
nujan Joseph Cassano AIG Toplantisi, 

AGUSTOS 2007. 

Bu ijlemlerde tek bir dolar kaybetmemize neden olacak bir senaryoyu mantik sinirlari iginde gor- 
memiz zor. 2007'de, AIG denetgileri uyarilarda bulundular. Bunlardan biri olan Joseph St. Denis Cas- 
sano'niJn siJrekli olarak hesaplarin incelenmesini engellemesini protesto ederek istifa etti. Prim alma- 
yan tek biri vardi. O da St. Denis. Bay St. Denis ikinizi de karjilajacaginiz sorunlar konujunda uyarma- 
ya galijti. Engellendigi igin istifa etti ve prim almadi. 2005'te, o siralar IMF'nin ba? ekonomisti olan 
Raghuram Rajan diJnyanin en segkin bankacilik konferansi olan Jackson Hole sempozyumunda bir 
bildiri sundu. 

Salonda kimler vardi? 

Uluslararasi Para Fonu (IMF) 



Commercial Driver's License: Ticari Ehliyet (CDL) ticari bir motorlu aracm bir sinif 5ali5masma bireysel yetkisi 
bir kijiye, 49 CFR 383 yer standartlara uygun olarak bir Devlet veya diger yargi tarafindan verilen bir llsans. 



YAZILARIM 43 

43 YAZILARIM 

Dunyadaki merkez bankacilar Bay Greenspan'in kendisinden ben Bernanke'ye Larry Summers'a 
kadar birgok kiji. Tim Geithner de oradaydi. Bildirinin bajligi joyleydi: "Mali gelijmeler DiJnyayi Daha 
Tehlikeli Hale mi Getiriyor?" Varilan sonug oyle olduguydu. Rajan'in bildirisinin konuju kisa vadeli 
karlara dayanarak buyiJk nakit primler saglayan ama sonraki kayiplari hig cezalandirmayan tejvikierdi. 
Rajan bu tejvikierin bankacilari sonunda kendi §irketlerini hatta mali sistemin tamamini batiracak 
riskier almaya yonelttigini ileri siJrdu. Felakete gotiJren gokij? Riski artirarak performansi artirmak gok 
kolaydir. Onemli olan performansi risk almadan artirmaktir. ijte yapmasi zor olan asil budur. Rajan, 
ta?! gedigine koymu5tu. Ozellikle sunu diyordu: 

"Siz daha az risk alarak daha (ok kar yapmanin yolunu bulduk diyorsunuz. Ben ise daha (ok risk 
alarak daha (ok kar yaptmiz diyorum. Arada bijyuk fark var." 

Summers gok konujtu. Benim mali dunyadaki degijimi elejtirdigimi dijjunuyor bu degijimi geri 
gevirecek denetimlerin gelmijinden korkuyordu. Temelde beni bir Luddite olmakla sugladi. Yeni ku- 
rallar getirmemizi engellemeye galijiyordu. Larry Summers bu film igin roportaj vermeyi kabul etme- 
di. Mali kurumunuzu riske atarak yilda fazladan iki milyon, hatta on milyon dolar kazanacaksiniz. Be- 
delini bajkasi odeyecek, siz degil. Bu ise girer misiniz? Wall Street'te gogu kimse "Evet, tabii isterim" 
dedi. 

THE HAMPTONS New York'a iki Saat Uzaklikta 

Hig yetmiyordu. 

Tek ev degil, be? evieri olsun istiyorlardi. 

Birde Park Avenue'da pahali bir garsoniyer. 

Kendi ozel jetleri de olmaliydi. 

Sizce bu sektordeki yiJksek gok yiJksek ikramiyeler olmasi adil mi? 

Bence kullandiginiz o "gok yiJksek" ifadesi daha dikkatii, daha ozenii kullanilmali. Bu gorecelidir. 
Florida'da 14 milyon dolarlik bir eviniz var. Sun Valley, Idaho'da bir yazligmiz var. CEO, Lehman Brot- 
hers Milyon dolarlik tablolardan olujan bir koleksiyonunuz var. 

Richard Fuld takas salonunda asia goriJlmezdi. Her zaman ortalikta sanat danijmanlari dolajiyor- 
du. Ozel asansorij vardi. Eski Bajkan yardimcisi, Lehman Brothers kimseyle ilijkisinin olmamasini 
istiyordu. AsansoruniJ programlamijlardi joforij sabah gelirdi giJvenlik kapiyi tutardi. insanlari gordij- 
gij ijg saniyelik bir sure vardi. AsansoriJne biner ve dogruca 31. kata giderdi. Lehman'in jirket jetleri 
vardi. 

-Bunu biliyor musunuz? 

-Evet. Kag taneydi? 

767'ler dahil alti tane. 

Helikopterleri de vardi. Ugak sayisi biraz fazia degil mi? 

karjimizda A tipi kijilikler var. 

Balkan yardimcisi Lehman Brothers (2003-2007): Bankacilik sidik yari^ina donu^tu. 

"Benimki seninkinde biJyuk." 

Bu tiJr 5eyler. Bu arada, ijin basindakilerin hepsi erkekti. Elli milyar dolarlik aniajma yetmez, bize 
yijz milyar dolarlik lazim. Bu insanlar riske giriyorlardi. GudiJleriyle hareket adiyorlardi. Jonathan Al- 
pert mijjterileri arasinda birgok yiJksek diJzey Wall Street yoneticisi olan bir terapisttir. Bu onlarin 
davranijlarinin, kijiliklerinin bir pargasi. Bu i? dijinda da boyle. Bu insanlar igin striptiz barlara gitmek 
uyujturucu kullanmak gok siradan bir jey. Kokain ve fahi§e ?ok sik gordugijm bir §ey. 

Chelsea'deki V.I. P. kulijbijnijn sahibi mijjterilerinin yiJzde 80'inin Wall Street'ten oldugunu soylij- 
yor. 

NOROLOGLAR YAPTIKLARI BJR DENEYDE BJR BJREYJ ALIYORLAR VE MR'A SOKUYORLAR VE ON- 
LARA, ODULUN PARA OLDUGU BJR OYUN OYNATIYORLAR. DENEKLER PARA KAZANMAYA BA§LA- 
DIKLARINDA KOKAJNiN UYARDIGI KISIM. (Aman Ya Rabbi, televizyondaki kumara benzeyen yarijma 
programlarinin tutmasi ve kijilerin bunlari seyretmekten zevk almasi nedeni buymu?.) Cogu terfi al- 
mak ve taninmak igin boyle davranmak zorunda olduklarini du§unuyor. Bir Bloomberg makalesine 
gore, i§ eglenceleri tiJrev iJrunler simsarlarinin gelirlerinin yiJzde beji diJzeyinde ve bunlar arasinda 



44 YAZILARIM 

striptiz kulijpler, fahijeler ve uyujturucu var. 

2007'de, New Yorklu bir simsar, simsarlan eglendirmek igin fahije bulmasi gerektiginden jirketi 
aleyhine bir dava agti. Davranijlannin toplum ve aile iJzerindeki olasi etkisini agikga goz ardi adiyor- 
lardi. Bir fahijeyie birlikte olduktan sonra karilarina gitmek onlar igin sorun degildi. 

Kristin Davis se(l<in bir falii$elik hizmeti sunuyordu. §irketinin merkezi New York borsanin birkag 
blok otesindeydi. 

Kag mijjteriniz vardi? 

Bir aralar 10.000 kadar oldu. 

Fiyatlar saati 1. 000 dolardan bajiiyor 

YiJzde kagi Wall Street'tendi? 

Ust diJzey mijjterilerin yiJzde 40-50 kadari. 

BiJtun buyiJk Wall Street jirketleri temsil ediliyor muydu? 

-Mesela Goldman Sachsp -Leiiman Brotliers. 

Hepsinden vardi. 

Morgan Stanley'den az vardi. 

Sanirim en gok Goldman'dan vardi. MiJjteriler ariyor ve §6yle diyorlardi: 

"Kiz ifin bir Lamborgliini (otomobil) bulabilir misin?" 

Bu insanlar ^irketin parasini harciyordu. Birgok finans $irketinin siyali kredi karti kullaniliyordu. 
Alinan hizmetin karjiligi bilgisayar tamirati olarak gosteriliyordu. Simsarlik veya pazar arajtirmasi 
olarak. Onlara antetii kagidi veriyor, 

"Kendi faturanizi doldurun" diyorlardi. Bu davrani? turij jirketin tepesine kadar uzaniyor muydu? 

Kesinlikle. 

Ulajtigini ben jahsen biliyorum. 

En tepeye kadar ulajiyordu. 

Bir finans jirketinde onemli bir gbrevi olan bir arkada§im §6yle dedi: 

Fortune Dergisi Ba§ EditoriJ: "Subprime mortgage'leri ogrenmenin zamani geldi.' 

Beni simsarlariyla bulujturdu. Tanitimi yapan ki§i bir ara gok heyecanlandi bilgisayarma ko§tu ve 
ug saniye iginde Goldman Sachs'i menkul degerler listesini gikardi. 

Felaket bir $eydi. Kredi alanlar ortalamada evin fiyatmm yiJzde 99.3'unu kredi olarak almi$lardi. 
Yani, eve hie para yatirmamislardi. Bir sey yanlis gitse, mortgaged birakip gidebileceklerdi. 

Siz boyle kredi vermezsiniz, degil mi? 

Cildirmi5 olmaniz lazim. 

Ama bu kredilerin 8.000'ini aliyorsunuz ve Goldman Sachs'teki ve derecelendirme kurulusundaki 
sahislar islerini bitirene kadar kredilerin iJcte ikisine iJc A derecesi veriliyor. Devlet menkul degerleri 
olarak degerlendiriliyorlardi. 

Bu korkung bir jey. 

2006'nin ilk yarisinda bu zehirii CDO'lardan en az 3.1 milyar dolarlik satti. 1. sirada Goldman 
Sachs'in CEO'su Henry Paulson'di yani Wall Street'te en yiJksek maa§ alan CEO. 

30 MAYIS 2006 

GiJnaydin. 

Henry Paulson'i Hazine Bakanligi'na aday gosterecegimi agiklamaktan memnuniyet duyuyorum. 
Yajam boyu deneyime sahip. Mali piyasalari taniyor. Agik sozliJlugu ve diJrustluguyle taniniyor. Pa- 
ulson'in dujiJk memur maajina zor alijtigini dijjunebilirsiniz. Ama Hazine Bakani olmak Devlet me- 
muru olunca, Paulson 485 milyon dolarlik Goldman hissesini satti. Ama ilk Bajkan Bush'un gikardigi 
bir yasa sayesinde bu satijin vergisini odemesi gerekmedi. Bu ona 50 milyon dolar kazandirdi. 

2007'de, Allan Sloan CEO olarak Paulson'in son aylarinda gikarilan CDO'larla ilgili bir makale yayin- 
ladi. Makale Ekim 2007'de yaymlandi. O sirada mortgage'lerin gogu temerriJde dujmujtij. Artik hepsi 
dijjuyor. 

GOLDMAN SACHS CDO DEGERLENDIRMESI 

Artik degersiz olan bu menkul degerleri alan gruplardan biri Mississippi Kamu Emeklileri Sistemiy- 



YAZILARIM 45 

45 YAZILARIM 

di. 80.000'den fazia emekli maajlarini buradan aliyor. Milyonlarca dolar kaybettiler ve §u anda Gold- 
man Sachs'i dava ediyorlar. 

Bir memurun Mississippi emel<lilil< sisteminden aldigi yillil< para: 18.750 dolar 

Bir Goldman Sachs (ali$aninin yillik ikramiyesi: 600.000 dolar 

Hank Paulson'in 2005'teki ikramiyesi: 31. 000.000 dolar 

2006 sonlannda, Goldman ijleri bir adim daha ilerletmijti. Sadece zehirii CDO'lar satmiyor mijjte- 
rilerine bunlann yiJksek kaliteli yatinmlar oldugunu soylerken ayni zamanda onlara karji oynuyordu. 
AIG'den kredi temerriJt swaplan satin alarak Goldman kendisinin olmayan CDO'lara karji oynayabili- 
yor ve CDO'lar batarsa parasini alabiliyordu. Kimse mu§terileri arayip sunu soyledl ml dlye sordum: 

"Artik bu tur mortgage'lere gijvenmiyoruz bilmenizi istedik." 

Bir §ey soylemediler ama telefonda giJlduklerini hissediyordum. Goldman AIG kumarini atejiiyor 
Goldman Sachs AIG'den en az 22 milyar dolarlik kredi temerriJt swapi satin aldi. Bu oyle buyiJk bir 
miktardi ki, Goldman AIG'nin iflas edebileceginden korktu. AIG'nin gokmesi ihtimaline kar5i kendileri- 
ni 150 milyon dolara sigortaladilar. 

2007'de Goldman daha da ileri gitti. MiJjteriler kaybettikge kendilerine kazandiracak bigimde ozel 
olarak olujturulmu? CDO'lar satmaya bajladilar. Goldman Sachs'in CEO'su ve bijtun ijst dijzey yone- 
ticileri bu film i^in roportaj vermekten ka^mdilar. Ama Nisan 2010'da, Kongre'ye ifade vermek zo- 
runda kaldilar. 

HiJkumet Arajtirmalari Alt komitesi onlari satmadan once sati? ekibiniz birbirine joyle demi§: 

"Vay be, §u Timberwolf amma boktan i§ti." Bu ijlemlerden sonra bana gonderilen bir e-postaydi. 

Mortgage BoliJmu Eski Ba$kani Goldman Sachs (2006-2008): Hayir, hayir. Daha sonra da Tim- 
berwolf sattiniz. 

-Sonra da sati? yaptik. 

-Evet. Tamam. 

Bir sonraki e-posta Bakin. 

1TEMMUZ2007. 

sati5 ekibine "Birinci onceliginiz Timberwolf diyor. Birinci onceliginiz o boktan jeyi satmak. Mu§te- 
rilerle gikarlariniz birbirine ters ise bunu agiklamak goreviniz midir? 

MiJjteriye bu ters gikarlari soylemek? 

-Sorum bu. 

-Aniamaya galijiyorum 

Bence aniiyorsunuz. Cevaplamak istemiyorsunuz. MiJjterilerinizin gikarlarini korumanin SENATOR 
SUSAN COLLINS (R-ME) kidemli ijye, ig GiJvenlik ve HiJkumet ijleri komitesi goreviniz olduguna inani- 
yor musunuz? 

Bajkan, Yapilandirilmi? iJrunler Grup Takasi 

- Goldman Sachs MiJjterilerimize fiyatlari gormek isterlerse ijlem fiyatlarini gostermenin gorevi- 
miz oldugunu dijjunuyorum. Kendi elemanlarinizin degersiz buldugu menkul kiymetleri satma konu- 
5unda ne dujunijyorsunuz? 

Bu sizi rahatsiz ediyor mu? S 

anirim onlar Bajkan ve CEO, Goldman Sachs -Varsayimsal olarak mi? 

-Hayir, gergekten. 

-O zaman bilmiyorum 

-BugiJn duyduk. BugiJn duyduk. 

"Bu berbat bir aniajma." 

"Rezalet." Ben bugiJn bir jeylerin yanli? gittigini dijjundurecek bir jey duymadim. Bir menkul kiy- 
meti birisine satarsaniz ve sonra ayni menkul kiymete karji oynarsaniz ve bunu mijjterinize soyle- 
mezseniz bunda bir geli§ki yok mu? Bunda bir sorun gormijyor musunuz? Pazarlama baglaminda 
bunda bir gelijki yok. Bajkan yardimcisi ve CFO Goldman Sachs Calijanlarinizin e-postalarinda, "Ne 
berbat bir anla§ma" dediklerinde bir jey hissettiniz mi? 



46 YAZILARIM 

E-postada boyle yazmak gok talihsiz bir jey. 

Utandiniz mi? 

^ok talihsiz Ben Ben 

"E-postada" mi? Bu konuda nasi! hissediyorsunuz? 

Hangi bigimde soylenirse soylensin, gok talihsiz bir jey. 

SENATOR TOM COBURN (R-Ok) kongre ijyesi; 

HiJkumet Arajtirmalari Alt komitesi Rakipleriniz de ayni faaliyetlerde bulunuyor muydu? Evet, 
hem de gogu durumda gok daha fazla. Hedge fonu yoneticisi John Paulson pazarin dijjecegine oyna- 
yarak 12 milyar dolar yapti. Paulson, oynayacagi mortgage menkul kiymetler bitince yenilerini yarat- 
mak igin Goldman Sachs ve Deutsche Bank ile gali§ti. Morgan Stanley de kaybedeceklerine oynadigi 
mortgage menkul kiymetleri satiyordu ve jimdi Virgin Adalari Memur Emekli Sandigi tarafmdan do- 
landiriciliktan mahkemeye verildi. Davada Morgan Stanley'nin CDO'larin be? para etmez oldugunu 
bildigi iddia ediliyor. U( A ile dereceiendiriimi; olmalarma ragmen Morgan Stanley onlarin kaybede- 
cegine oynuyordu. Bir yil iginde Morgan Stanley yuz milyonlarca dolar kazanmijti oysa yatirimcilar 
biJtun paralarini kaybetmijierdi. Goldman Sachs, John Paulson, ve Morgan Stanley yalniz degildi. Tri- 
cadia ve Magnetar Hedge fonlari kendi gikardiklari CDO'larin kaybedecegine oynayarak Merrill Lynch 
J. P. Morgan ve Lehman Brothers'la birlikte milyarlar kazandilar. CDO'lar mijjterilere "giJvenli" yati- 
rimlar olarak satildi. Emekli sandiklarinin joyle diyecegini sanirdiniz: "Bunlar subprime. Neden onlari 
satin aliyorum?" Moody's ve Standard & Poor's'dakiler ise 'Bunun dereceji ijg A" diyordu. Menkul 
kiymetler derecelendirme kurulujiarinin onayiyla gikti. Moody' s'in Merkezi Derecelendirme kurulu?- 
lari Moody's, S&P ve Fitch riskli menkul kiymetlere yiJksek dereceler vererek milyarlar kazandilar. 

DERECELENDIRME KURULU^LARININ KARLARI 

2000-2007 arasmda, en buyiJk derecelendirme kuruluju olan Moody's karini dort katina gikardi. 
Moody's ve S&P derecelendirme raporlari karjiliginda para alir. Ve ne kadar gok yapilandirilmi? men- 
kul kiymete ijg A derecesi verirlerse o kadar gok kazaniyorlardi. The Times'a joyle dediginizi dijjunun: 

"Olumlu bir yazi yazarsan 500.000 dolar veririm. Yoksa hifbir §ey vermem." (Gazete haberlerine 
ne kadar giJvenebilirsiniz.) 

Derecelendirme kurulujiari joyle diyerek partiye son verebilirlerdi: "Kusura bakmayin. Standart- 
larimizi yijkseitiyoruz" 

Eski direktor moodv's derecelendirme kuruluju ve hemen riskli alicilara fon satimini durdurabilir- 
lerdi. Ug a derecesi verilmi? yeni aaa dereceleri enstriJmanlarin sayisi birkag tane iken binlerce oldu. 
YiJz milyarlarca dolar derecelendiriliyordu ve -yilda mi? 

-evet. Yilda. 

Kongrede ve temsilciler meclisinde derecelendirme kurulujiari Konujunda taniklik ettim. iki defa- 
sinda da ?ok iyi avukatlaria geldiler ve joyle dediler, "BJR §EYE BUNUN DERECESi UQ A DEMi§SEK BU 
SADECE BiZiM 'GORU^UMUZDUR.' BUNA GUVENMEMELiSJNiZ." 

s&p'un dereceleri gorujiimuziJ gbsterir. Verdigimiz dereceler gorujumuzdiJr. Onlar gorijjtur. On- 
lar gorijjtur. Sadece g6ru§tur. Derecelerimizin GoriJjumuz oldugunu vurguladigimizi dijjunuyorum. 
Gorijjlerini bizimie paylajmadilar. Bu filmde konujmayi reddettiler. Onlar bir menkul kiymetin pazar 
degerini fiyatinin oynakligini veya bir yatirim olarak uygunlugunu gostermez. 

BOLUM 3: 

KRiZ 

TEMMUZ2005 

Cogu ekonomist diyor ki: "bu bir balon, patlayacak. Bu, ekonomide bir Sorun yaratacak." kimileri 
bir noktada ekonomik durgunluk bile yaratabilir diyor. Fiyatlarin gergekten de gok du§tugunu gorecek 
olursak en kotij senaryo ne olup bu soylediginize katilmiyorum. Oyle bir jey olmaz. UIke gapinda ev 
fiyatlarinin du^mesi Diye bir §ey olmadi. Ben Bernanke §ubat 2006'da merkez bankasi ba$kani oldu. 



YAZILARIM 47 

47 YAZILARIM 

bu Subpnme kredilerin en yiJksek oldugu yildi. Subprlme kredilerin diger kredilere gore yiJzdesi Ber- 
nanke ile merkez bankasi kurulu higbir jey yapmadi. Ben Bernanke bu film ifin roportaj vermeyi 
kabul etmedi. 

ROBERT GNAiZDA, Bernanke ba§kan olduktan sonra onunia ve merkez bankasi kurulu ile ijg kez 
g6ru§tu. Sadece son toplantida bir sorun olabilecegini ve hukiJmetin bununia ilgilenmesi gerektigini 
soyledi. 

Ne zaman? 

Bu ne Zamandi? 

Hang! yil? 

2009'da. 

Washington d.c.'de, 11 Mart'ta. 

-bu yil mi? 

-bu yil gorijjtuk, evet. 

Yani daha onceki iki yilda gorujtuguniJzde 

-2008'de bile mi? 

-evet. Merkez Bankasi'nda Bernanke'nin altinda galijan alti yoneticiden biri 2006'da ba§kan 
Bush'un atadigi Frederic Mishkin'di. Yonetici, merkez bankasi 2006-2008 Robert Gnaizda ile Greenli- 
ning'in merkez bankasi kurulu ile yaptigi toplantilara katildiniz mi? 

Evet, katildim. 

TiJketici haklari komisyonu ile galijan komisyonda gbrevliydim. Sizi gok agik Bir bigimde olanlar ko- 
nu§unda uyarmi?. Merkez bankasi Kurulu'na elinde sikga verilen Kredilere ilijkin biJtun belgelerle 
gelmi?. Onu kibarca dinlemijsiniz ama higbir jey yapilmami?. Tekrar soyleyeyim, ben aslinda jeyin 
ayrintilarini bilmiyorum aslinda, benim bilgim yok ben ne tur bir bilgi vermi? emin degilim agik konu- 
5ayim, boyle bir jey Konujuldugunu hatirlamiyorum ama elbette bazi sorunlardan soz ediliyordu. 
Mesele 5U, bunlar ne kadar yaygin? 

-niye ara$tirmadiniz? 

-sanirim arajtirildi. ilgili Cali5anlarimiz affedersiniz. Ciddi olamazsiniz. Bir jeyler bulurdunuz. Oyle 
bulurdunuz demek her zaman gok kolaydir. Daha 2004'te jijirilmi? degerlendirmeleri iJzerinde Oy- 
nanmi5 kredi belgelerini ve diger sahtekarliklari rapor ettiler. 2005'te, JMF'nin Ba? Ekonomisti Raghu- 
ram Rajan tehlikeli tejviklerin krize yol agacagi uyarisini yapti. 

2006'da NOURiEL ROUBINTnin uyarilari 2007'de allan Sloan'un Fprtune dergisindeki ve The Was- 
hington Post'taki makaleleri ve JMF'den tekrar tekrar uyarilar geldi. Kurumum adina onumiJzdeki 
krizin bijyuk bir kriz olacagini soyledim. Kiminle konu§tunuz? HiJkumetle, hazine ile, merkez bankasi 
ile, herkesle. 

Mayis 2007'de, HEDGE fonu yoneticisi BJLL ACKMAN "?anta kimin elinde?" adii bir sunum dola?- 
tirdi. Burada balonun nasil patlayacagi aniatiliyordu. 2008'in basinda, Charles Morris yaklajan krizle 
ilgili kitabini yayinladi. Emin degilsiniz. Ne yaparsiniz? Teminat standartlarinin zayiflatmadigindan 
ku5kunuz olabilir. Ama burada sorun, bu konuda bir jey yapmali misinizdir. 

A.B.D. icra sati$lari 2008 geldiginde, icrayla ev sati$lari firlami$ti menkul kiymetle$tirme be$in 
zinciri de patlami$ti. Kredi verenler artik kredileri yatirim bankalarina satamiyordu. Borglar geri 
odenmedigi igin de aniarca borg veren iflas etti. Satilik Citibank'tan CHUCK PRJNCE §u ijniu sozij soy- 
lemi$ti: 

MUZiK DURANA KADAR DANS ETMELIyIZ. 

Aslinda o bunu soylediginde miJzik goktan durmujtu. CDO piyasasi gokmij? yatirim bankalarinin 
elinde satamadiklari yiJzlerce milyarlik kredi, CDO ve gayrimenkul kalmi§ti. Kriz bajladiginda hem 
Bush hiJkumeti hem de merkez bankasi olaylarin gerisinde kalmi§ti. Krizin gapini aniayamadilar. ilk 
kez ne zaman joyle dijjunmeye bajladiniz? "Bu i? tehlikeli, bu i? kotij." gok iyi hatirliyorum. Sanirim 
bir G7 toplantisiydi §ubat 2008'de. Konuyu Hank Paulson'a agtim. Hank'e junu dedigimi hatirliyorum: 
"ijzerimize bir tsunami geliyor oysa siz hangi mayoyu giymemiz gerektigini du$unmemizi istiyorsu- 
nuz." 



48 YAZILARIM 

Tepkisi ne oldu? 

Ne hissed iyordu? 

"Her $ey kontrol altinda. Evet, durumu dikkatle izliyoruz ama evet, her $ey kontrol altinda." 

G7 Toplantisi, Tokyo 9 §ubat 2008 

BiJyumeye devam edecegiz. §u agik gergegi soyleyeyim: Buyuyorsaniz, durgunluk olmaz, degil mi? 
Yani bu hepimizin bildigi bir jey. Ekonomik durgunluk goktan bajiamijti Paulson'in bu sozlerinden 
tarn dort ay once. Wall Street'in payandalarindan clan Mart 2008'de, yatirim bankasi Bear Stearns'un 
nakiti bitti ve hisse basina iki dolara JP Morgan Chase'e satildi. Aniajmayi 30 milyar dolarlik acil ga- 
rantiyle Merkez Bankasi destekledi. O anda hiJkumet ise el atabilir Uluslararasi Para Fonu ve riski 
azaltacak onlemleri alabilirdi. Bana gelen bilgilere gore heniJz sonuna gelinmedi ba§ka iflaslar da ola- 
cak. Bu yatirim bankalarmin 10 Temmuz 2008 Merkez Bankasi ile ve SEC'le galijarak likidite artirdikla- 
rini, sermaye artirdiklarini gordiJm. Bana siJrekli raporlar geliyor. Denetgilerimiz gok uyanik. 7 EyliJl 
2008'de Henry Paulson Merkez Bankasi'nin gokijjun kiyisina gelen iki dev Fannie Mae ile Freddie 
Mac'i devraldigini agikladi. 

7EYLUL2008 

BugiJn yapilan jeylerden higbiri konut politikasinin diJzeltilmesi veya diger finans kurumlarinin gij- 
cijyle ilgili herhangi bir gorij? degijikligini yansitmamaktadir. iki giJn sonra Lehman Brothers 3.2 mil- 
yar dolarlik rekor zarar agikladi ve hisseleri goktu. Lehman ve AIG'nin Eylul'de basina gelenler siJrpriz 
oldu. Yani, Temmuz'dan ve Fannie ile Freddie'den sonra. Eylul'de kimsenin hig bilmedigi onemli jey- 
ler oldugu agikti. 

Sanirim Sanirim boyle soylemek yanii; olmaz. Bear Stearns'e iflas etmeden bir ay dnce u( A de- 
recesi verilmi$ti, degil mi? 

-BuyiJk olasilikla A2. -A2 mi? 

-Evet. -Peki. Yine de A2 iflas demek degil. 

Hayir, yiJksek bir yatirim derecesidir. Yatirimin saglam oldugunu gosterir. 

Lehman Brothers'a iflasmdan birkag gun once A2 verildi. AIG'ye kurtarilmadan birkag gun once 
gift A verildi. Fannie Mae ile Freddie Mac kurtarildiklarmda dereceleri ijg A idi. Citigroup, Merrill, 
hepsi de yatirim yapilabilir derecesine sahipti. (Birilerinin ekonomi iyi gidiyor demesinin ne kadar 
sagma oldugu agik.) 

-Bu nasil olabilir? 

-iyi soru. ^ok iyi bir soru. HiJkumet higbir zaman onemli kurumlara joyle demedi: "i§ ciddi. Duru- 
munuzun ne oldugunu aniatin. Palavra atmayin. Ne durumdasmiz?" Oncelikle, denetgiler Bu onlarin 
gbrevi, degil mi? 

Onlarin gorevi bu kurumlarin durumunu aniamak. Ve onlar gok iyi biliyorlardi ve sanirim daha kriz 
siJrdukge daha farkinda oldular. 

-Yani -Affedersiniz ama bu dogru degil. Ne demek, dogru degil? 

2008 Agustos'unda Lehman Brothers, Merrill Lynch ve AIG'nin kredi derecelerini biliyor muydunuz 
ve bunlarin dogru oldugunu dijjunuyor muydunuz? 

O siralarda daha onceki derece degerlendirmelerinin dogru olmadigi belli olmujtu. 

-Dereceleri dujurulmujtij. 

-Hayir, du§urulmemi§ti. Sektor bazinda derece dijjurulmesi soz konusu kurtarilmalarindan birkag 
giJn oncesine kadar bu jirketlerin hepsinin derecesi en az A2 idi. Oyleyse cevabim, bu konuda sizi 
cevaplayabilecek kadar bilgim yok. Yonetici Fred Mishkin 31 Agustos itibariyle istifa ediyor. Columbia 
ijletme FakiJltesine donmeyi planliyor. Neden 2008 Agustos'unda, mali krizin tam ortasmda Merkez 
Bankasi'ndan ayrildiniz? 

§ey Bir ders kitabi hazirliyordum. Onun ayrilmasi ile yedi koltuktan ij^ij bo$almi$ oluyor hem de 
tam ekonominin en zorda oldugu donemde. Eminim kitabiniz onemli ve gok okunuyor ama 2008 
Agustos'unda diJnyada daha onemli jeyler oluyordu, oyle degil mi? 

12 EyliJl Cuma gunij Lehman Brothers'in nakit parasi bitmi$ti ve tijm yatirim bankaciligi sektorij 
hizia (okijyordu. KiJresel finans sisteminin istikrari tehlikedeydi. O hafta sonu, Henry Paulson ve New 



YAZILARIM 49 

49 YAZILARIM 

York Merkez Bankasi bajkani Timothy Geithner bijyuk bankalann CEO'lanyla Lehman'i kurtarmak igin 
acil bir toplanti yaptilar. Ama Lehman yalniz degildi. Merrill Lynch Merkezi Merrill Lynch de batmanin 
ejigindeydi. Ve o Pazar gunij Bank of America tarafindan satin alindi. Lehman'i satin almayi dijjunen 
tek banka ingiliz Barclays oldu. Ama ingiliz denetgiler Amerika'dan finans garantisi istediler. Paulson 
reddetti. Ne Lehman, ne de federal hijkumet iflasa kar$i bir onlem almi$ti. Bir taksiye binip Merkez 
Bankasi'na gittik. Lehman'in iflas Avukati Weil, Gotshal & Manges, LLP iflas davasinin 14 EyliJl gece 
yarisindan once bajlamasini istiyorlardi. Bunun korkung bir jey olacagi konu§unda israr ettik hatta bir 
noktada kiyamet sozcijgunu kullandim ve onerdikleri jeyin sonuglarini iyi diJjunmelerini soyledim. 
Pazar ijzerindeki etkisinin korkung olacagini soyledim. 

-Bunu siz mi soylediniz? 

-Evet BiJtun gorijjlerimizi dinlediklerini ve pazari sakinlejtirmek igin Lehman'in iflas etmesi gerek- 
tigini soylediler. 

-"Pazari sakinle§tirmek" mi? 

-Evet. Lehman'in iflas etmek iJzere oldugu size ilk olarak ne zaman soylendi? 

-Olaydan sonra. 

-Olaydan sonra mi? Pekala. Ogrenince tepkiniz ne oldu? 

"Vay canina." 

Paulson ve Bernanke diger ulkelerle gdru$memi$lerdi ve yabanci ijlkelerin iflas liukukunun so- 
nugiarmi bilmiyorlardi. Lehman Brothers Londra merkezi masalari bo$altmaya devam ediyor 16 
EyiiJi 2008 ingiliz yasalarma gore Lehman'in Londra merkezi derhal kapatilmaliydi. BiJtun i$lemler 
durdu, oysa binlerce i$lem vardi. Londra'daki Lehman'da menkul kiymetleri olan Hedge fonlari 
deh$etle gordijler ki menkul kiymetlerini geri alamayacaklardi. Zincirin bir halkasi kopmu$tu. Ve 
bunun sisteme gok olumsuz bir etkisi oldu. iJlkedeki en eski para fonu 17 EyliJl 2008 iflas eden Leh- 
man brothers'dan alacakli oldugu 750 milyon dolari zarar gosterdi. Lehman'in batisi tahvil pazarmin 
da gokmesine yol agti 

TAHViL 

Bir^ok $irket maa$ gibi giderleri odemek igin tahvil kullanir. Bu i$gi (ikartacaklari, yedek parga 
alamayacaklari anlamma gelir. Sektor duracak. insanlar, "Biz neye inanabiliriz? Artik hi^bir $eye 
gijvenemiyoruz," dediler. Ayni hafta AIG'nin kredi temerriJt swap sahiplerine 13 milyar dolar odeme- 
si gerekiyordu ama parasi yoktu. Bir diger sorun AIG idi. AIG iflas etse ugaklar ugamayabilirdi. HiJku- 
met 17 EyliJl'de AIG'yi devraldi. 18 EyliJl 2008 Bir giJn sonra, Paulson ve Bernanke Kongre'den 700 
milyar dolar istediler. Bir araya geliyoruz Alternatifinin korkun^ bir (okij; olacagi uyarismi yaptilar. 
Qok urkutucuydij. BiJtun sistem donmu$tu. Finans sisteminin, kredi sisteminin tamami. kimse kredi 
alamiyordu. Sanki kiJresel finans sistemi kalp krizi gegirmijti. Elimden geleni yapiyorum. 

15EYLUL2008 

Yapmaya gali5tigim yillar once yapilmi? olan jeylerin sonuglariyla ugra§iyorum. Bakan Paulson 
sonbahar boyunca konujtu. KokiJndeki nedenlerin hepsine ki bunlar gok sayidadir 

- degindi. Emin degilim 

-Ciddi olamazsiniz. Ciddiyim. Ne bekliyordunuz? 

Ne ariyordunuz da goremediniz? O kredi temerriJt swaplarinin denetlenmesinin engellenmesini ve 
yatirim bankalarinin kaldirag sinirlarinin kaldirilmasini savunanlarin basindaydi. Peki, yani Bunlardan 
soz etti mi? 

Ben soz ettigini duymadim. Sunu bir saniye kapatabilir miyiz? 

Henry Paulson bu film igin roportaj vermeyi reddetti. AIG kurtarildiginda, kredi temerrut swaplari 
sahiplerine ertesi giJn 61 milyar dolar odendi ki bunlarin en onemlisi Goldman Sachs idi. Paulson, 
Bernanke ve Tim Geithner daha dijjuk bir fiyat pazarligi yapmak yerine AIG'yi dolar bajina 100 sent 
odemeye zorladilar. SONUC OLARAK ALG'NJN KURTARILMASI VERGJ MUKELLEFLERJNE 150 MJLYA- 
RAMALOLDU. 



50 YAZILARIM 

AiG uzerinden 160 milyar dolar aktanldi. 14 milyar dolar Goldman Sachs'e gitti. Paulson ve Geith- 
ner AIG'yi Goldman lie diger bankalari dolandinciliktan mahkemeye verme hakkindan vazgegmeye 
zorladilar. BU KRJZJ QOZMEK JgN ATANAN KJ^iNJN GOLDMAN SACHS'JN ESKJ CEO'SU OLMASI BJR 
SORUN DEGiL MJ? KRJZJN BA^LAMASINDA ONEMLJ ROL OYNAYAN BJR KJ^iNJN. 

GiJnumuzde finans sektoruniJn gok karmajik oldugunu soyleyebiliriz. Acilen gereken parayi sag- 
lamak 

4 Ekim 2008'de Balkan Bush 700 milyar dolarlik kurtarma paketini imzalar. Ama dunya borsalari 
dijjmeye devam eder artik kiJresel bir durgunlugun ba§ gosterecegi korkusu yaygindir. Kurtarma ya- 
sasi isten gikarmalar lie icra satijlari dalgasini durdurmak igin higbir jey yapmaz. Amerika ve Avru- 
pa'daki i$sizlik yijzde lO'a fikar. Ekonomik durgunluk hiz kazanir ve biJtun diJnyayi kaplar. ^ok kork- 
maya bajladim gunkij biJtun diJnyanm ayni zamanda ayni hizia gokecegini ongormemijtim. 

2008 Aralik ayinda General Motors ve Chrysler iflasin e$igindeydiler. Amerikali tuketiciler har- 
camalarmi kestikce Cinii imalatcilarin sati$lari dibe vurdu. Cin'de on milyonu a$kin gocmen i$ci i$siz 
kaldi. 

^n Guangdong Eyaleti, ^n Burada ^ok para kazanabilirsiniz. Mesela, ayda 70-80 dolar. Eski Fab- 
rika ijgisi koyde giftgilik yapmak bu kadar gok para kazandirmaz. ijgiler kazandiklari parayi memleket- 
lerindeki ailelerine yollarlar. Kriz Amerika'da bajladi. Hepimiz krizin ^Jn'i de etkileyecegini biliyoruz. 
Bazi fabrikalar i§gi gikartiyor. ijlerini kaybedecekleri igin bazi insanlar fakirlejecek. Hayat zorlajacak. 

Singapur BiJyume hizimiz yiJzde 20 idi. Muhtejem bir yildi. Bu geyrekte birdenbire eksi dokuza 
du§tuk. ihracat yiJzde 30 oraninda azaldi. BuyiJk bir darbe aldik. Ugurumdan yuvarlandik. Kriz giktik- 
tan sonra bile ne kadar yayilacagini ne kadar jiddetii olacagini bilmiyorduk. Hala bir siginak bulmayi 
firtinadan gok etkilenmemeyi umuyorduk. Ama mumkiJn degildi. Cok kiJresel bir diJnyada yajiyoruz. 
Ulkelerin ekonomileri birbirlerine bagli. 

Ahhh Evimizdeyiz! 

2010 ba$inda Amerika'daki icra sati$lari alti milyonu buldu. Bir evin icra yoluyla satilmasi o evin 
(evresinde ya$ayan herkesi etkiler. Ev pazara giktiginda daha du§uk bir fiyatia satilacaktir. Pazara 
(ikmadan once iyi bir $ekilde korunamayabilecektir. Dokuz milyon ki$inin daha evierini kaybedece- 
gini ongdrijyoruz. Hafta sonu satilik evieri gormeye gittik. Birini begendik. Odeme 3.200 dolar olacak- 
ti. Columba Ramos ile kocasi ingilizce bilmiyorlar. Krediyi agan yikici krediciden para alan mortgage 
simsari onlari dolandirdi. Her jey giJzeldi, ev harikaydi. Odeme dijjuktu. Her §ey sanki piyango gikmi? 
gibiydi. Ama ilk odeme geldiginde gergegi gordiJk. Aylik mortgage odemesi: 5.938,33 dolar kocama 
gok iJzuldum gunkij gok galijiyor. Ayrica ijg gocugumuz var. 

"^adir §ehir" Pinellas Bolgesi, Florida insanlarin gogu krizden etkilenenler. GoniJlIu, Katolik yardim 
Dernegi GiJnluk yajiyorlardi, maajtan maaja simdi o da bitti. i§sizlik ayligiyla mortgage veya araba 
borcu odenmez. Kamyonia kereste ta§iyordum. Eski injaat isgisi kereste jirketleri kapandi, hizarlar 
kapandi. Ben de buraya injaatta galijmaya geldim. Simdi de injaatlar kapaniyor. Hayat gok zor. Bu 
durumda birgok insan var. Yakinda bunun gibi ba§ka kamplar gorursiJnuz gunkij bugiJnlerde hig i? yok. 

BOLUM 4: 

SORUMLULUK 

§irket ba$ariliyken, biz de ba$ariliydik. §irket ba$arisizken, biz de ba$arisizdik. Kendi $irketlerini 
mahveden ve diJnyayi krize sokan insanlar yikmtidan servetlerine hi^bir $ey olmadan (iktilar. Leh- 
man Brothers'in en tepedeki be; yoneticisi 2000 ile 2007 arasmda bir milyar dolardan fazia kazan- 
dilar. LEHMAN'IN EN TEPEDEKi BE§ YONETJCiSJ 

$irket iflas edince de paralari ceplerinde kaldi. Sistem cali$ti. 

ODENEMEYECEK KREDJ ANLAMSIZDIR CUNKU KAYBEDEN BJZ OLACAGIZ. 

Countrywide'in CEO'su kredi alan da, toplum da, biz de kaybederiz. 

Countrywide'in CEO'su, Angelo Mozilo 2003 ile 2008 arasmda 470 milyon dolar kazandi. 

140 milyon dolar Countrywide batmadan 12 ay once jirket hisselerinin satijindan geldi. §irket ba- 
§arisiz olursa yonetim kurulunu sorumlu tutarim. ^unkij CEO'yu alan veya i§ine son veren ve onemli 



YAZILARIM 51 

51 YAZILARIM 

stratejik kararlan denetleyen onlardir. Malum gogu durumda yonetim kurulunu CEO seger. Ybnetim 
kurulu ve prim komiteleri yoneticilere yapilacak odemeleri saptayan iki organdir. Son on yil iginde 
nasil performans gosterdiler? 

Eger incelerseniz Ben "B" veririm gunkiJ 

-B mi? -Evet, 

B. -F vermez misiniz? 

-Hayir, F vermem. 

Merrill Lynch'in CEO'su Stan L'Neal sadece 2006 ve 2007'de 90 milyon dolar aldi. 

$irketini batirdiktan sonra yonetim kurulu istifa etmesine izin verdi o da tazminat olarak 161 mil- 
yon dolar aldi. 

Stan O'Neal'i kovmak yerine onun istifa etmesine izin verdiler ve o da 151 milyon dolar alarak ay- 
rildi. Bu yonetim kurulunun verdigi bir karardi. Bu karara ne not verirsiniz? Bu daha zor. 

B verecegimi sanmiyorum. 

L'Neal'in halefi John Thain'e 2007 yilinda 87 milyon odendi. 

2008 Aralik ayinda Merrill vergi miJkellefleri tarafindan kurtarildiktan iki ay sonra Thain ve Mer- 
rill'in yonetim kurulu ikramiye olarak milyarlar dagitti. 

2008 Mart ayinda, AIG'nin Finansal UriJnler bdlijmu 11 milyar dolar kaybetti. 

AIG NET GELiR AIGFP'nin basindan olan Joseph Cassano kovulmak yerine ayda bir milyon dolara 
dani$man olarak kaldi. 

AIGFP'deki ana oyunculari, ana elemanlari o entelektiJel bilgiyi korumak isteriz. 

Bir yil kadar once Amerika'nin en buyiJk bankalarinin birkag yetkilisi ve CEO'su ile Hank Paulson'in 
diJzenledigi gok ilging bir yemege katildim. Ne jajirticidir ki, bu insanlar jbyle diyorlardi: 

"^ok a^gozluydijk, sorumlulugun bir kismi bizde." 

GiJzel. Sonra da Hazine Bakanina donup joyle dediler: 

"Daha siki denetlemeliydiniz. Qok a^gozluydijk, engel olamiyorduk. Bunu engellemenin tek yolu 
denetimin artmasidir." (Bir numara yalan) 

Bu konuyla ilgili olarak birgok bankaciyla konu5tum aralarinda gok iJst diJzey olanlar da vardi. ilk 
kez birisinden ikramiyelerinin denetlenmesini istediklerini duyuyorum. Evet, gunkij o siralarda korku- 
yorlardi. Daha sonra, krizin goziJmu ortaya gikinca muhtemelen fikirlerini degijtirdiler. Artik Amerikan 
bankalari daha buyiJk ve gijglu ve Eskisinden daha konsantreler. Daha az rakipleri var. Ku^iJk bankala- 
rin birgogunu bijyukler aldi. J. P. Morgan Eskisinden daha bijyuk. J. P. Morgan once bear Stearns'u, 
sonra da WaMu'yu aldi. Bank of America, Countrywide ile Merrill Lynch'i aldi. Wells Fargo, Wac- 
hovia'yi aldi. Krizden sonra finans sektorij reformlaria daha fazia savajtilar. Finans sektorij 3000 lobi- 
ci (ali$tiriyor bu da Kongre ijyesi basina be§ ki§i atiyor. Sizce mali hizmetler sektoriJnun Amerika'da 
siyasetin iJzerinde gok fazIa etkisi var mi? 

Hayir. Bence iJlkedeki herkes burada, Washington'da temsil ediliyor. Yani sizce Amerikan toplu- 
munun tiJm kesimlerinin sisteme ejit ve adil ulajimi var, oyle mi? 

istediginiz otiJrumun salonuna girebilirsiniz. 

Evet, bence oyle. istenilen oturuma girilebilir. Ama sizin sektoriJn yazdigi lobicilik gekleri yazilamaz 
veya sizin sektoriJn yaptigi siyasal bagijlar yapilamaz. 

1998-2008 ARASINDA MALJ SEKTOR LOBiCJUGE VE KAMPANYA BAGI^LARINA BE§ MILYAR DO- 
LARIN UZERiNDE PARA HARCADI. Krizden bu yana, daha da fazlasini harciyorlar. Mali sektor etkisini 
daha da sinsice cogu Amerikalinin bilmedigi bir bicimde de kullaniyor. 

HARVARD UNiVERSiTESi EKONOMJ EGJTiMJNi YOZLA§TIRDILAR. 

Columbia iJniversitesi Deregulasyonun miJthi? bir mali ve entelektiJel destegi vardi. ^unkij insanlar 
kendi gikarlari i?in konujuyorlardi. Ekonomi meslegi bu yanilsamanin (illizyon) ana kaynagiydi. 

1980'LERDEN BU YANA EKONOMJ HOCALARI DEREGULASYONUN BA§ SAVUNUCULARI OLDULAR 
ve Amerikan devlet politikasini bicimlendirmede onemli rol oynadilar. Bu ekonomi uzmanlarinin pek 
azi kriz konu$unda uyarida bulundu. Krizden sonra bile, bunlarin cogu reforma kar$i cikti. Bunlari 6g- 
reten hocalar dani$manlik yaparak cok para kazaniyorlardi. i$letme fakijltesi hocalari fakijlteden 



52 YAZILARIM 

alinan maa§la ya§amazlar. MALi DURUMLARI COK lYioiR. SON ON YILDA, HARVARD AMERIKA'DA 
BE§ MiLYAR DOLAR SJYASI BAGI§ YAPMI§. Bu fok buyiJk bir para. 

-Sizi rahatsiz etmiyor mu? 

-Hayir. Martin Feldstein Harvard'da Profesor ve dunyanin en onemli ekonomistlerinden biri. Baj- 
kan Reagan'in ba$ ekonomik dani$mani olarak deregulasyonun mimarlarmdan biri oldu. 1988'den 
2009'a kadar da kendisine milyonlarca dolar odeyen AIG'nin ve AIG Financial Products'in AIG'nin 
kurulunda gorev aldiginiza pijman misiniz? 

Yorum yok. Hayir, AIG'nin kurulunda gorev aldigima pijman degilim. 

-Hig mi? 

-Bunu soyleyebilirim. Kesinlikle hayir. Peki. AIG'nin kararlarindan pi§man misiniz? AIG hakkinda 
bajka bir jey soyleyemem. Chicago'da Northwestern'da, Harvard ve Columbia'da ders verdim. Glenn 
Hubbard Columbia ijletme FakiJltesinin dekani, George 5. Bush doneminde de Ekonomik Danijmanlar 
Konseyinin bajkaniydi. Sizce mali hizmetler sektoriJnun Amerika'da gok fazia bir siyasi gucij var mi? 

Sanmiyorum. 

Hayir. 

Washington'da siJrekli kotek yediklerine bakilirsa bu izlenimi almazsiniz. Akademisyenlerin gogu, 
mali sektoriJn kamusal tartijmalari ve hiJkumet politikalarini yonlendirmesine yardimci olarak servet 
kazandilar. 

The Analysis Group, Cliarles River Associate; Compass Lexecon ve Law and Economics Dani§- 
manlik Grubu akademik uzmanlar saglayan milyarlarca dolarlik bir sektorij yonetiyor. Bu hizmetler- 
den yaralanan iki bankaci da Bear Stearns Hedge fonunun yoneticileri olan ve menkul deger sahtecili- 
ginden yargilanan Ralph Cioffi ile Matthew Tannin'di. Analysis Group'tan danijmanlik alinca, ikisi de 
beraat etti. Glenn Hubbard'a savunmanin tanigi olmasi igin 100.000 dolar odendi. 

Sizce ekonomi bilim dalinda gikar gatijmasi sorunu var mi? 

Sorunuzu aniadigimdan emin degilim. Sizce ekonomi bilim dalinda gok sayida ki§inin, ekonomistin 
mali gikar gatijmalari yiJzunden soylediklerine kujkuyla 

Demek istediginizi aniadim. 

Sanmam. 

EKONOMi HOCALARININ gOGU ZENGJN i§ ADAMLARI DEGJLDJR. Hubbard Metlife ybnetim kuru- 
lu ijyesi olarak yilda 250.000 dolar kazaniyor daha once de balon sirasinda mortgage kredisi veren ve 
2009'da iflas eden Capmark'in kurulundaydi. Ayrica Nomura Securities'e KKR Financial Corporation'a 
ve ba§ka firmalara danijmanlik yapti. Bu film igin roportaj vermeyi reddeden Laura Tyson California 
Universitesi Berkeley'de Profesor, Clinton'in bajkanliginda Ekonomik Dani$manlar Konseyi ba$kani 
sonra da Ulusal Ekonomi Konseyinin yoneticisi oldu. Devletten ayrilinca Morgan Stanley'nin yonetim 
kuruluna girdi ve yilda 350.000 dolar kazaniyor. 

Brown Universitesinin rektorij Ruth Simmons Goldman Sachs'in kurulunda yilda 300.000 dolar- 
dan fazIa aliyor. 

Hazine bakani olarak tijrev ijrunlerin deregulasyonunda onemli rol oynayan Larry Summers, 
2001'de Harvard'in rektorij oldu. Harvard'dayken Hedge fonlara dani$manlikla milyonlar kazandi 
ayrica konu$malardan da yatirim bankalarmdan milyonlar kazandi. Mai beyannamesine gore 
Summers'in yillik geliri 16.5 milyon ile 39.5 milyon arasmda. 

Columbia i§letme FakiJltesine donen Frederic Mishkin Merkez Bankasi'ndan ayrildiktan sonra mal 
beyannamesinde netgelirinin alti milyon ile 17 milyon arasmda oldugunu belirtmi§tir. 

2006'da izlanda'nin mali sistemini ili5kin ortak bir inceleme yaptmiz. 

"izlanda miJkemmel kurumlari olan, ru$vet orani du$uk hukukun ustunlugunij taniyan geli$mi$ bir 
ulke. Ekonomisi finansal liberalizasyona uyum saglami$tir ve tedbirii bir diJzenleme ve giJclu bir dene- 
tim vardir." 

BU BJR HATAYDI, ANLASILDI KJ Izlanda'da o donemde tedbirii bir diJzenleme ve giJclu bir denetim 
- yokmu; -Neden oldugunu du$unmu$tunuz? 

Elinizdeki bilgilerle smirlismiz genel olarak izlanda'nin kurumlarmm iyi oldugu du$unuluyordu. 

-Geli$mi$ bir ijlkeydi 



YAZILARIM 53 

53 YAZILARIM 

-Size bunu kim soyledi? 
-Hangi ara$tirmayi yaptmiz? 
-insanlaria konu$uyorsunuz. 

MERKEZ BANKASI'NA GUVENIYORSUNUZ AMA O DA BA^ARISIZ OLDU. AgiKCASI BU 

-Merkez Bankasi'na niye giJvenilir? 

-§ey O giJven 

CunkiJ elinizdeki bilgilere bakiyorsunuz. 

-Bunu yazmak igin ka? para aldiniz? - 

Aldigim para miktari: Bu a^ik bir bilgi. izlanda Ticaret Odasi Frederic Mishkin'e bu incelemeyi 
yazmasi igin 124.000 dolar odedi. 

Ozgegmijinizde bu galijmanin bajligi degijtirilmi?. "izlanda 'da Mali Istikrar' iken "izlanda 'da Ma- 
li istikrarsizlik" olmu?. Bilmiyorum. Her neyse Yazim yaniiji varsa, vardir. Kamuya agik olmasi gereken 
§ey bir kimse herhangi bir konuda bir ara§tirma yapip yayimladiginda o arajtirmadan maddi gikar 
saglayip saglamadigidir. Ama bildigim kadariyla boyle bir kural yok. Bunu yapmayacak birini dijjune- 
miyorum. Yani Bunu yapmamanin mesleki yaptirimlari vardir. Caiijmanizin higbir yerinde izlanda Tica- 
ret Odasi'ndan bu gaiijma igin para aldiginizi belirtmemi§siniz. 

-Hayir, ben Yani. 

-Peki. ingiltere'deki en unlu iktisat^i ve Londra i$letme FakiJltesi Profesoru Richard Portes'ten de 
izlanda Ticaret Odasi tarafmdan izlanda finans sektoriinu oven bir rapor yazmasi istendi. BANKA- 
LARIN LiKiDiTESi COKYUKSEK. 

izlanda kuronunun deger kaybetmesiyle para kazandilar. 

BunlargugliJ bankalar. Gelecekyil igin piyasa fonlari garantili. 

-Bunlar iyi yonetilen bankalar. 

-TejekkiJr ederim. 

Mishkin gibi, Portes da raporunda izlanda Ticaret Odasi'ndan para aldigini agiklamadi. Harvard el- 
de edilen maddi gikarin agiklanmasmi zorunlu kiliyor mu? 

Bajkan Harvard iktisat BolumiJ Bildigim kadariyla, hayir. 

Kijilerin bajka ijler yaparak kazandiklarini size bildirmelerini 

- istiyor musunuz? 

-Hayir. Sizce bu bir sorun degil mi? 

Neden olsun kip Martin Feldstein'in AIG'nin Laura Tyson'in Morgan Stanley'nin yonetim kurulunda 
olmasi Larry Summers'in dani§manliktan on milyon kazanmasi konuyla ilgisiz mi? 

Evet. Evet. ilgisiz. 

Direktor, AIG & AIGFP (1 988-2009) iktisat ProfesbriJ, Harvard Cok geni§ bir yelpazede bir?ok ma- 
kaleniz var. Denetlenmeyen kredi temerriJt swaplarini risklerini arajtirmaya gerek gormediniz mi? 

Hig gormedim. Ayni soruyu yoneticilerin aldiklari ikramiyelerle ilgili soruyorum. 

§irket idaresinin denetlenmesi? 

Siyasal partilere bagi$larin etkisi? 

Bu tartijmalara ekieyecek bir jeyim yok. Ozgecmi$inize bakiyorum. Anla$ilan iJniversite di$i faali- 
yetlerinizin cogu finans sektoriJnde dani$manlik ve idarecilik diJzenlemeleri. Bu tanimlamaya katilmaz 
misiniz? 

Danijmanlik yaptigim mijjterilerim ozgegmijimde yok. 

-Bu yiJzden bilemem. -kimlere danijmanlikyapiyorsunuz? 

Bunu size soylemek zorunda degilim. Tamam. Birkag dakika sonra bu gorijjme bitiyor. Finans §ir- 
ketlerine danijmanlik yapiyor musunuz? 

-Cevabim evet. 

-Ve? Ve Bunun ayrintisina girmek istemiyorum. Bajka finans jirketleri de var mi? 

Olabilir. Hatirlamiyor musunuz? Bu bir sorgulama degil, bayim. Size nezaketen vakit ayirdim. Simdi 
aniiyorum, aptallikmi?. Ug dakikaniz kaldi. iyi kullanin. 2004'te balonun en buyiJk oldugu donemde 
Glenn Hubbard, Goldman Sachs'in Ba; Ekonomisti William C. Dudley ile birlikte gok okunan bir ma- 



54 YAZILARIM 

kale kaleme aldi. Makalede Hubbard kredi tiJrev urunlerini ve menkul kiymetlestirme zincirini ovuyor 
bunlarin sermaye tahsisini geli$tirdigini ve mall istikrari artirdigini soyluyordu. Ekonomideki istikrarsiz- 
ligin azaldigini ornek gosteriyor ve durgunlugun daha seyrek ve daha yumu§ak oldugunu soyluyordu. 
Kredi tiJrev urijnlerj bankalari zarara karji koruyor ve riskin dagitilmasina yardimci oluyordu. Riskin 
daha geni? bir alana yayilmasina yardimci oluyor. Tip alaninda bir arajtirmaci bir makale yazip joyle 
diyor: 

"Bu hastaligin tedavisi ifin §u ilaci yazmalisiniz." Ortaya cikiyor ki, bu doktorun gelirinin yiJzde 
8Q'i bu ilacin imalatindan geliyor. Bu sizi rahatsiz etmez mi? 

Bunu a^ikiamak onemli. Bu burada konu$tugumuz konulardan biraz farkli bir $ey (ijnku Harvard 
ve Columbia ijniversitelerinin rektorleri maddi ^ikar saglama konu$unda yorumda bulunmayi red- 
dettiler. Her ikisi de bu filmde roportaja gikmayi reddetti. Bu durum ekonomik disiplin hakkmda 
sizce ne diyor? 

DOGRUSU Hie ALAKASI YOK. VE GERCEKTEN DE BENCE BU, PROBLEMIN SORUNUN COK ONEMU 
bIr KISMI. (yalan soylemeyi terk etmek gerekir diyemiyorlar) 

BOLUM 5: 

§U ANDA NE DURUMDAYIZ YIYECEK KUPONU KABUL EDiUR 

A.B.D. finans sektorijnun gij^ kazanmasi Amerika'daki daha buyijk bir degi$imin bir par^asiydi. 
1980'lerden bu yana Amerika (ok daha e$itsiz bir toplum haline geldi ve ekonomik egemenligi dij- 
§u§e ge^ti. General Motors, Chrysler ve U.S. Steel gibi Eskiden Amerikan ekonomisinin temelini olu?- 
turan §irketler kotij yonetildi ve yabanci rakipleri karjisinda geri kaldi. Q'\n gibi ijikeier afik ekonomi- 
ye ge^tik^e Qok uzun yillar geli$mi$ dijnyadaki 660 milyon ki$i gezegende var olan bu i$gucu kar$i- 
smda korundu. Birdenbire Bambu Perde ve Demir Perde kalkti ve 2.5 milyar kiji daha ekiendi. Ameri- 
kan fabrikalarindaki on binlerce i§?i i§ten gikarildi. Birkag yil iginde imalat sanayimiz goktij. ImALAT 
AZALIRKEN DJGER SEKTORLER YUKSELi§E GEQTi. (TiJrkiye imalattan vazgegip tiJketid durumuna dij- 
5U5U gibi) Amerika enformasyon (Bilijim-internet; Dani5ma, tanitma) teknolojisinde dijnyada ba$i 
gekiyor bu alanda yijksek maa$li i$ler bulmak kolay. Ortalama Amerikali \g\n universite egitimi ha- 
yal olmaya ba$ladi. 

HARVARD'A YAPILAN BAGI§LARIN ARTI§I 

Harvard gibi ijniversiteiere milyarlarca dolar bagi$ yapilirken kamu universitelerinin geliri azali- 
yor, egitim ijcreti artiyor. 

CALiFORNiA UNiVERSiTESi EGiliM UCRETi 

California'daki kamu universitelerinin egitim iJcreti 1970'lerde 650 dolarken, 2010'da 10.000 do- 
larin ijstune (ikti. 

Amerikalilarin iJniversiteye gidip gitmeyecegini belirleyen en onemli faktor egitim iJcreti odeyip 
odeyemeyecekleridir. Bu arada Amerika'nin vergi politikasi zenginden yana olmujtur. 11 Ekim 2006 
Bajkan oldugumda vergilerin yiJksek oldugunu du§unuyordum, oyleydiler. En dramatik degi§iklik Ba?- 
kan Bush'un ba? ekonomi danijmani olan Glenn Hubbard tarafindan tasarlanan bir dizi vergi indirimi- 
dir. Bush yonetimi yatirimdan elde edilen kazanglar ve hisse senedi gelirleri ijstundeki vergiyi indirdi 
ve veraset vergisini kaldirdi. Kapsamli bir planimiz vardi ve uygulaninca Amerikan ijgilerinin, ailelerin, 
yatirimcilarin ve kijguk ijletme sahiplerinin cebinde 1.1 trilyon dolar kaldi. Be indirimlerden saglanan 
gelirin gogu yiJzde I'lik en zengin Amerikaliya gitti. 

BUSH VERGi iNDiRiMLERlNDEN SAGLANAN TASARRUFLAR 

Bu bizim ekonomik toparlanma politikamizin temelini olu§turuyordu. BugiJn Amerika'daki gelir 
e$itsizligi bijtun geli$mi$ ijlkelerdekinden daha fazladir. Amerikan aileleri bu degi$iklige iki $ekilde 
tepki veriyorlar: 

Yilda Cali$ilan Saat 

Daha fazia (aii^arak ve borca girerek. 

Orta sinif giderek fakirlejtikge kredi almalarini kolayla§tirmak siyasi bir gereklilik olmaya bajladi. 



YAZILARIM 55 

55 YAZILARIM 

Berbat bir evde oturmaniz gerekmiyor. 

15 Ekim 2002 

Bush: Ev satin almak isteyen dijjuk gelirliler de herkes gibi giJzel evier alabilir. 

Amerikan aileleri evierinin, arabalarmm, sagliklarmm ve (ocuklarmm egitiminin finansmanmi 
bor^lanarak yaptilar. YiJzcle 90'lik alt kesimdeki insanlar 1980-2007 arasmda fakirle$ti. Hepsi en 
tepedeki yijzde 1 'e gitti. 

Tarihte ilk kez ortalama Amerikali ebeveynlerinden daha az egitimli ve daha fakir. Wall Street'teki 
ve Washington'daki aggozliJluk ve sorumsuzluk donemi 29 EyliJl 2008 buyiJk Buhran'dan bu yana 
gordijgumuz en ciddi finansal krize yol agti. 

Barack Obama 2008 se^imlerinden once finans krizi patlak verdiginde Amerika'daki degi$im ih- 
tiyacma ornek olarak Wall Street'in a^gozlijlugune ve denetimdeki ba$arisizliga i$aret etti. Bizim 
basimiza bu belayi Washington ile Wall Street'in ba§arisizligi sarmi§tir. Obama ba§kan olduktan sonra 
sektorde reform ihtiyacini dile getirdi. 

14EYLUL2009 
(OBAMA'NIN HATALARI) 

Bize tiJketiciyi koruma kurumu lazim. Wall Street kiJlturunu degi§tirmemiz lazim. Sonunda 2010'un 
ortalarinda yasa yuriJrluge girdiginde hukiJmetin mali reformlarinin zayif oldugu goriJldu. Derecelen- 
dirme, lobicilik ve ikramiyeler gibi gok onemli konularda ise onemli bir gelijme teklif bile edilmedi. 
Obama'ya ve "dijzenleyici reform" konujuna cevabim tek kelimeyle "hah" olur. 

^ok az reform yapilmijtir. Neden? 

^unkij bu bir Wall Street hukiJmeti. 

OBAMA HAZiNE BAKANI OLARAK TJMOTHY GEJTHNER'i ATADI. Geithner, kriz sirasinda New York 
Merkez Bankasi ba$kani ve Goldman Sachs'e dolar ba$ina 100 sent odeme kararinm kilit aktoruydij. 
(Yine Amerikalilara kazik atildi) Tim Geithner Hazine bakani olarak atandigi zaman yaptigi konu$ma- 
sinda 'Ben hicbir zaman denetleyici olmadim," dedi. Bu bana onun New York Merkez Bankasi ba$ka- 
ni olarak gorevini anlamadigmi gosteriyor. T imothy Geithner bu filmde roportaja cikmayi reddetti. 
New York Merkez Bankasi'nin yeni ba$kani Glenn Hubbard'la birlikte yazdigi makalede tiJrev uriJnleri 
oven Goldman Sachs'in Eski ba$ ekonomisti William C. Dudley'dir. Geithner'in ba$ yardimcisi Eski 
Goldman lobicisi Mark Patterson'dir. Onemli dani$manlardan biri de sattigi mortgage kagitlarinin 
kaybedecegine oynayan Tricadia'yi denetleyen Lewis Sachs'tir. Obama, Badeli Emtia Ticaret Komisyo- 
nu ba$kanligina Eski bir Goldman Sachs yoneticisi olan ve tiJrevlerin denetlenmesinin yasaklanmasina 
yardim eden Gary Gensler'i getirdi. Menkul Kiymetler ve Borsalar Komisyonunun ba$ina ise yatirim 
bankaciligi 6z denetleme organi FiNRA'nin CEO'su Mary Schapiro'yu getirdi. Obama'nin genel sekre- 
teri Rahm Emanuel Freddie Mac'in yonetim kurulunda gorev alarak 320.000 dolar kazandi. Martin 
Feldstein ile Laura Tyson Obama'nin Ekonomik Toparlanma Danijma Kurulundaydi. Obama'nin ba? 
ekonomik danijmani ise Larry Summers'dir. En kidemli ekonomik dani§manlar o yapiyi olu§turan ki§i- 
lerdi. Summers ile Geithner'in danijman olarak onemli rol oynayacaklari aniajilinca bunun statiJko 
oldugunu anlami^tim. Yabanci ijlkeler oyle yaptigi halde, Obama hijkumeti bankalardaki ikramiye- 
lerin denetlenmesine kar§i ^ikti. FJNANS SEKTORU HJZMET SEKTORUDUR. KENDJNE DEGJL BASKALA- 
RINAHiZMETETMELlDlR. 

EyliJl 2009'da, Christine Lagarde ile Isvec, Hollanda, Luksemburg Italya, ispanya ve Almanya maliye 
bakanlari A.B.D. dahil G20 iJlkelerine banka ikramiyelerine siki kurallar getirilmesi cagnsmda bulundu- 
lar. 2010 Temmuz'unda Avrupa Parlamentosu bu kurallari yiJrurluge koydu. Obama hijkumetinden 
bir tepki gelmedi. Bunun gegici bir sorun oldugunu, ijlerin normale donecegini saniyorlar. 

25 AGUSTOS 2009 

i§te bu yiJzden onu yeniden Merkez Bankasi ba§kanligina atiyorum. TejekkiJrler, Ben. 2009'da, 
Barack Obama Ben Bernanke'yi yeniden atadi. 

TejekkiJr ederim, Sayin Bajkan. 



56 YAZILARIM 

2010 ortalarmdan bu yana, tek bir kidemli mali yonetici yargilanmadi, hatta tutuklanmadi bile. 
Hi^bir ozel savci atanmadi. Tek bir $irket bile menkul kiymet veya mevduat sahteciliginden yargi- 
lanmadi. Obama hukumeti balon sirasinda finans yoneticiierine odenen tazminatlari geri almak icin 
hicbir adim atmadi. Ben olsam Mozilo gibi Countrywide'in ijst yoneticiierine kesinlikle dava a^ar- 
dim. Bear Stearns, Goldman Sachs ile Lehman Brothers ve Merrill Lynch'i incelerdim. (Bizde neler 
oluyor, kimse sormuyor) 

-Suglamak igin mi? 

-Evet. 

-§ey konusunda 

-Evet. Kazanmak (ok zor olurdu ama bence altta (ali$anlar konu$sa kazanilabilir. UYU^TURUCU- 
NUN, FAHi^ELiGiN VE FAHJ^ELERJN i§ MASRAFI OLARAK GOSTERJLMESJNiN YAYGIN OLDUGU BJR 
SEKTORDE GERQEKTEN iSTERSENJZ JNSANLARI KONU§TURMAK ZOR OLMAZ. Bana anla§ma onerdi- 
ler, ben de kabul ettim. Kayitlarimla ilgilenmediler. Higbir jeyle ilgilenmediler. 

-kayitlarinizia ilgilenmediler mi? 

-Evet oyle. 

ilgilenmediler. 

Wall Street davalarinda insanlara bajka yapmak igin kijisel kusurlarini kullanmama konujunda bir 
duyarlilik vardir. Beiki yajadigimiz felaketten sonra insanlar bunu yeniden degerlendirir. O konuda 
yargilamak bana dijjmez. Federal savcilar 2008 yilinda Eliot Spitzer'i istifaya zorlamak igin kusurlarin- 
dan yararlanmaktan gekinmediler. Gostermediler. Bize geliyorsunuz ve "OziJr dileriz, istemeden 
oldu. Bir daha yapmayacagiz. Bize inanin," diyorsunuz. 

Temsiici Michael CAPUANO: Segim bolgemde gergekten bankalarinizi soymu? insanlar var. Onlar 
da ayni jeyi soylijyor. Onlar da iJzgun. Onlar da istemeden yaptilar. Bir daha yapmayacaklar. 

2009'da i$sizlik 17 yildir en yijksek dijzeyine (iktigmda Morgan Stanley (ali$anlarina 14 milyar 
dolar Goldman Sachs ise 16 milyar dolar odedi. 

2010 yilinda primler daha yijksekti. Neden bir finans mijhendisine gergek bir mijhendisten dort 
ile 100 kat arasi daha fazia para odenmeli? 

GERCEK BiR MUHENDJS KOPRU JN^A EDER. BJR FINANS MUHENDJSJ JSE RUYA JN^A EDER. Ama 
bu rijyalar kabusa ddnu$tugunde bedelini ba$kalari oder. Onlarca yil boyunca Amerikan mali sistemi 
istikrarli ve giJvenliydi. Ama sonra bir §eyler degijti. Finans sektorij topluma sirtini dondij siyasal sis- 
temi yozla§tirdi ve diJnya ekonomisinde krize yol agti. BuyiJk bir bedel odeyerek felaketten dondiJk ve 
hala toparlanmaktayiz. Ama KRJZE NEDEN OLAN Ki§iLER VE KURUMLAR HALA iKTJDARDA VE BU- 
NUN DEGi^MESi GEREKJYOR. Bize onlara ihtiyacimiz oldugunu ve yaptiklarmm aniayamayacagimiz 
kadar karma$ik oldugunu aniatacaklar. Bir daha olmayacak, diyecekler. Reformlari engellemek i^in 
milyarlar harcayacaklar. Kolay olmayacak. Ama bazi $eyler ugrunda sava$maya deger. 



YORUM: 

Kisa birkag ciJmle yazacagim, iJlkenin mali durumunu bir siyasiden, bir koje yazarindan, bir kanaat 
onderinden veya bir yazilmi? kitaptan ogrenmeyin. Muhakkak sizi bir jekilde aldatacaklardir. 

Ulkenin durumunu bir sokak dilencisinden, bir berberden, bir hamamcidan, bir taksiciden sorun, 
en dogru cevabi alacaksmiz. 

Faizle bankayla hayatini garanti altina alacagini sanan insanlar bu yaziyi okuduktan sonra kendile- 
rini eger emin hissediyorlarsa aptal olduklarini ispatlamak igin bajkalarina miJracaat etmesinler. 

Sonug olarak biz insanlari faiz belasindan kurtulmasi igin yillar once yasaklama getiren Allah 
Teala'ya bir daha iman etmenin zevkini yajadigimizi soylemek istiyorum. (ihramcizade Ismail Hakki) 



YAZILARIM 57 
57 YAZILARIM 

TARiKATLERGEREKSiZMi? 

"§eriatsiz cennete giden yoktur ama tarikatsiz cennete giden ^oktur" 

BediiJzzaman Said NursT 

Tabi ki, jeriati olmayanin tarikati (yolu) yoktur. Ancak bu geli§kili bir cumledir. (paradoks) Sozlerin 
igerigi birgok hakikati banndirsa da uygulayicinin ne yaptigina bakmak gereklidir. Bediuzzaman'in 
uygulama alanindaki cephesi olan Nurculuk jeriattan ve tarikattanda ote hermetik ozellikleride (cifir) 
banndirmaktadir. BediiJzzaman Said NursT'nin gelecekle ilgili varsayimlan oldugu gibi batim tevilleri o 
kadar goktur ki, mistik goruntusij, ornek verecek olursak bir NakjibendTden ?ok fazladir. Nakjiierde 
cifir iJzerine bir gikarim ve yorum usulunde bulunmaz. (Gelecegin cifirle tayini ve yorumu istismari gok 
oldugu igin terk edilmesi uygun hallerden oldugunda herkes hemfikirdir.) 

Bediuzzaman'in bu sozij aslinda zamani itibariyla (devrimler) sikintili donemde ve o giJndeki haya- 
ta kar§ilik s6ylenmi§ sbzlerden olabilir. BugiJn igin insanlarin durumu o kadar farkli olmu§ ki, ne kadar 
guniJmuze hitap eder, arajtirmak gerekir. 

Tarikatlar hakikatte dinin bir yorumudur, giJnubiriik degijebiiir. GuniJmuz igin eski usuller ile tari- 
kati aniamakta yanii? olabiliyor. Bediuzzaman'in bu sozunij eski usullere karji soyledigi bir sozde di- 
yebiliriz. Zamaninda tarikatlarda bidatler artmi?, bozuk haller gogaimijtir. 

Nurculugu, klasik tarikat bigimlerinden ayiran en onemli ozelligi giktigi giJnunde medresenin mese- 
lelerine yeni bir baki? agisi getirirken uygulama alaninda ummi kesime ulajmak ve cahilligin oniJne 
gegmek dujunulmijjtur. (Medrese-i Zehra) Ancak bugiJn ise ayni durum gok farklidir. ^unkij risaleler 
gijnumuz insaninin konujma lisanina bile hitap etmeyince yiJkseklerde kalmi?, ancak bir jakirdin mij- 
talaasiyla aniajilacak duruma donijjturulmujtur. Kur'an-i Kerim'in bile aniajilmasi igin tefsirler yazi- 
lirken, bugiJn risaleler igin jerh sistemi yok gibidir. Talebe yoniJnden bereketii olan cemaatin jerh 
kitaplari niye azdir? GuniJmuz insaninin aniayacagi lisana gevrilmesinde ne sakincalar vardir, buna da 
kafa yormak lazim. Beiki risalelerin igi bojalir korkusu mu tajiniliyor arajtirmak gerekmektedir. (yeni 
bajlayan bir jerh duydum) 

Nurculuk tarikat baglaminda kitaplari bir nevi jeyh olan tarikattir, diyebilir miyiz sorusunu sorabili- 
riz. ^unkij kitaplari miJtalaa etmek jakirtlere mecbur sayilmaktadir. Bu durumu etrafimda bulunan 
kardejierimize acizane kendi yazdigim bir kitabi hediye olarak versem okumaktan igtinap etmelerin- 
den ben bu yorumuma sahip gikabilirim. Hz. AN kerremallahij veche efendimizin ijaretleri oldugu 
soylenen bu kitaplarin ilahilik kapsami igerisinde gormek ancak tarikat zihniyetinde olunca mumkiJn- 
diJr. Yani, Yunus Emre'nin ilahisi gibi. ( ilahi; "Allah Teala katindan gelen bejerin soziJ".) 

Tekrar asil meseleye donecek olursak Bediuzzaman'in bahse konu kelami bilinglenmede kullanilan 
slogandir. Slogan alt tabakaya hitab eden sozdiJr. Alt tabaka, bu sozler ile benlik kazanir. §akirtler 
tarikati inkar etmese de kendinin bir iJstada miJrid (talebe) oldugunu dijjunmek istemez. §akirtlerin- 
de tarikat miJridlerinin virdleri gibi sabah akjam tesbihieri, cevjenleri, cemaat olduklarmda okumalari 
mecbur olduklari risaleleri vardir. 

Sonugta, tarikat jeriatin keskinligini gideren yol genijiemesidir. §eriat mecbur! iken, tarikat ferTdir. 
Oyle ki, cevizin ig tadina ulajma igin yol gibidir. Yahudilerin bugiJn gektikleri sikinti, gikardiklari tarikat- 
larini jeriat ile ejlejtirmeleridir. Hiristiyanlarda ijin cilkini gikarinca islam bu iki unsuru birbirine kata- 
rak huzuru saglami§tir. Bu alt yapidan dolayi islam'da sapik tarikatlar gikmamijtir. 

Tarikata girmeden islam'i yajamak mumkundiJr. Ancak zevkT bazi durumlara ulajmak igin tarikat 
ve tasavvuf tecriJbeleriyle sabit oldugu hakkinda gok bilgiler bulunmaktadir. 

Bahse konu slogan dogru olsa da herkesin bir tarikati, islam'i aniamada yerine gore iJstadi, jeyhi, 
mur§idi vardir. Adin iJzerinde kalmaya gerek yoktur. Cebrail aleyhisselam ile RasuliJllah sallallahij 
aleyhi ve sellemin ili§kisi tarikatlarin gok gereksiz bir miJessese olmadigini gostermektedir. Tarikatlar- 
da onemli sorun girenler arasinda cahil kesimin fazlaca bulunmasi ile yanli? aniamalarin oniJne gegi- 
lememesidir. Yoksa hig kimse birinin cennete girme kefili degildir. Ancak sebebi olabilir. ifrat ve tefrit 
arasinda dogru yolu bulmak Allah Teala'nin rahmetidir. Kimin mejrebine ne uygun ise onu segme 
hurriyetini gasp etmeye hakkimiz yoktur. Cennet geni?, cehennem dardir. insanlarin menfaatine ola- 



58 YAZILARIM 

cak i§leri sinirlama ile fazia bir kazang elde edemeyiz. Tarihin derinlerinden siJzule siJzule giJnumuze 
gelen miJesseselerin giJnumuzde nasil uygularsak daha verimli olur, bunlara gare iJretmeliyiz. Om- 
budsman diye adlandinlan kijilerin bir tarikat §eyhinden ne farki vardir, diye sorabiliriz. 

BediiJzzaman Said NursT'nin sozij bir hakikati igerse de tarikat ve tasavvuf hayatini tercih eden bir- 
gok muslumanin olmasi nedeniyle ihtiyatli olmamiz gerektigini "fil hikayesi"nden hatirlamak gerekir. 
Soffe ashabmin gilesine talip olan gergek tasavvuf erbabinin yolunu inkar etmek mumkun degildir. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin giJzei yolunda hepimiz igin bir kisim bulunmaktadir. Hangisin- 
den yiJriJmek gerektigine sinirlama getirmeye gerekte yoktur. 

"Sadece tek bir kitap okuyan adama gijvenme." ^JN ATASOZU 

ihramcizade Ismail Hakki 



YAZILARIM 59 
59 YAZILARIM 

THE ADJUSTMENT BUREAU - KADER AJANLARI 

TiJr : Bilim Kurgu / Romantik 

Gbsterim Tarihi : 4 Mart 2011 

Yonetmen : George Nolfi 

Senaryo : George Nolfi , Philip K. Dick (Kitap) 

Yapim :2010, ABD 

OYUNCULAR 

Matt Damon (David Norris), 

Emily Blunt (Elise Sellas) , 

Terence Stamp, Daniel Dae Kim, John Slattery 

Philip K. Dick'in 'Adjustment Team' adii kisa oykiJsunden uyarlanan filmde, birbirlerini seven bir 
politikaci ve bir balerinin, bir araya gelmelerini engellemeye galijan gizemli gijglere karji verdigi mij- 
cadele konu ediliyor. 

Filmin konusu ile verilen kader -ozgijr irade ikilemi igerisindeki insanin durumuna etki eden gizli 
gijg bir yerde Allah Teala, bir yerde melekler, bir yerde gizil insanlar ve insanlar jeklinde ijlenmekte- 
dir. 

Film kader yorumlamasi igin seyredilmesi gereken filmlerdendir. Bu §ekilde kader konusunda bazi 
degijik fikirlere kapi agmi? olursunuz. 

Bize gore sanki film islam literaturiJndeki "RJCALU'L-GAYB ERENLERi" konusu igin gevrilmi? bir ya- 
pit oldugunu soyleyebiliriz. Senaryosu igerisinde gok giJzel ijlenmektedir. GoriJnujte bajka bir diJnya 
veya bilim kurgu havasi veriyorsa da tasavvuft igerikli bir film oldugunu soyleyebilirim. 

Filimdeki dikkat edecegimiz bazi kisimlar: 

1-David Norris'in gormemesi ve bilmemesi gereken bir olayi gormekle gizem agiga gikiyor. Gizemli 
gurup aralarinda ne yapmak gerektigini konujuyorlar. 

Ne yapmak istiyorsun? 

Onu sifirlamaliyiz. 

Kitaba ba$vurun. (Kader Kitabi) 

§aka mi yapiyorsun? Bunun igin Bajkan'in izni gerek. (ileride aniajilacagi jekilde her gurubun lide- 
ri) 

- izin aim o zaman. - Al sana izin. 

Bajkan'in sifirlamayi kabul etmesi imkansiz. Bu senin hatan. 

- Sana kitap vermesinin imkani yok. - Segeneklerim neler? 



2-David Norris'in olayi aniamasi igin alt seviyeninin lideri Richardson agiklama yapiyor. 

"Kagacagini bilmiyordum mu saniyorsun? 

Ben akiini okuyabilirim. 

Evet cidden. Bir renk seg. Mavi. Bir numara tut. . §imdi neden hala kagmayi dijjunuyorsun? Bu- 
rada neler oluyor hig aniamiyorum. 

Ama sen varligindan haberdar olmaman gerekirken perde arkasini gordiJn. ^ok sarsici olsa gerek. 
Bu senin hatan degil. BugiJn izledigin yolun diJzenlenmesi gerekirdi. Bu sabah parka girdiginde kah- 
veni dokmen gerekiyordu. Sonra iJstune degi§mek igin yukari gikip otobusij kagirman ve bundan 
dakika geg ije gelmen gerekiyordu. 

- Biz de gitmi? olacaktik. - Kahvemi dokmem mi gerekiyordu? 

Biz buna "dijzenieme" diyoruz. Bazen insanlar kahvelerini dokiJnce ya da internet kesildiginde ya 



60 YAZILARIM 

da anahtarlanni bulamadiklarinda bunun janslannin bir pargasi oldugunu sanirlar. Bazen oyledir de. 
Ama bazen bizim i^imizdir. Bizim insanlari plana dogru durtuklememizdir. Bazen durtuklemek 
yetersiz kalinca yeniden ayarlama takimimiz yetkilendirilir. MiJdahale ekibimizi salariz. Ve onlar se- 
nin igin fikrini degijtirirler. Arkadajin Charlie'ye yaptigimiz gibi. Bu arada kendisi iyi. Onun igin endi- 
jelenmene gerek yok. §imdi gitmene izin vereceksem aniaman gereken bir mevzu var. Peki. BugiJn 
gordiJklerini goren gok az insan var. Ve boyle kalmasi konusunda kararliyiz. Eger varligimizi if§a 
edersen hafizani sileriz. MiJdahale takimi duygularmi hatiralarmi sifirlar. Turn ki$iligin silinir. Arka- 
da$larin ve ailen delirdigini du$unur. Hi^bir $ey du$unemezsin. Aniiyor musun? Bizim liakkimizda 
bir kelime bile etmeyeceksin. ^^ 



3-Yeniden ayarlama ijlemi insanlarin mantiginda gok kugiJk degijiklikler yapar. Duygusal kijilikte 
bir degijiklik yapmaz. Bu gok zorlama olur. - Yetkilendirme dedin kimden yetkilendirme? - Ba?- 
kan'dan. - Ba§kan mi? - sadece bizim kullandigimiz bir isim. Siz ba§ka birgok isim kullaniyorsunuz. 
Burada konujamayiz. 



4-Biz sadece seni planda tutmak iJzere buradayiz. Sadece buna yetkimiz var. Bana bunlari soyleye- 
biliyor musun? Yani 5U an beni takip ediyorlar mi? TiJm DiJnya'yi gozetlemek zorundayiz. Her zaman 
herkesi takip edecek insan guciJmuz yok. Ve suyla ilgili bir jey var. Segimlerini okuma yetenegimizi 
etkisiz kiliyor. - Sen bir meiek misin? - Bize oyle de denmijti. Biz daha gok insanlardan gok daha uzun 
yajayan istihbarat ajanlari gibiyiz. 



5-Dalgalanmanin sinirina vurdun. Tebrikler. Mevzu iJst kata tajinacak. Thompson (iJnlu kimse- er- 
kek ilk isim-lidere uygun isim) ariyor. Neyle karji kar§iya olduguna dair en ufak bir fikri yok. Hadi biraz 
yijruyelim. Aralarindaki siki bag sabit bijkum noktalari var. Sen onlari kere ayirdin. Ama jans onlari 
bir araya getirdi. 



6-Benim adim Thompson. OzgiJr iradeyi daha once denedik. Birbirinizi aviayip cesetleri Roma im- 
paratorlugu kadar dizmenizi engelledikten sonra geri gekildik. Kendi bajiniza nasil idare edeceksiniz 
bakalim dedik. Bu bizi yiJzyil boyunca karanlik bir gaga soktu. Ve sonunda tekrar devreye girmeye 
karar verdik. Bajkan bisikletinizden ek tekerleri tekrar almadan once bisikleti nasil siJreceginizi 6g- 
retmemiz gerektigini dijjundu. Biz de sizin umutlarinizi artirdik Aydinlanma Cagi'm Bilimsel Devrim'i 
verdik. Yil boyunca size iginizdeki diJrtuleri mantiginiza gore kullanmanizi ogrettik. Ve 'da tekrar geri 
gekildik. Yil iginde bize. DiJnya Savaji'ni depresyonu fajizmi soykirimi getirdiniz. Ve KiJba fiJze kriziyle 
diJnyayi yikimin e§igine getirerek son noktayi koydunuz. O anki karar siz bizim bile diJzeltemeyecegi- 
miz bir jey yapmadan once tekrar devreye girmemiz idi. OzgiJr iraden yok David. OzgiJr iradenin di? 
gorunujij var. Buna inanmami mi bekliyorsun? HergiJn kendi kararimi veriyorum. Hangi di? macunu- 
nu kullanacagm ya da yemekte ne igecegin konusunda ozgiJr iradeni kullaniyorsun ama insanlik 
onemli jeyleri kontrol altinda tutmak igin yeterince olgun degil.^^ 



7-Harry isimli gizemli gorevli filmi 5U jekilde finalle kapatir. 

Eger ulajsaniz kaderinizi degijtirebileceginizi ya da kendiniz yazabileceginizi mi sandiniz? ijler boy- 
le yuriJmez. Ve size neden oldugunu soyledim. 



Kurtlar Vadisi Gladio filminin senaryosu bu konuyu degi5ik 5ekilde i5lemi5tir. 

Kurtulu5 sava5i donemi velilerine du5man yurdumuza girince "niye bizi korumadmiz?" jeklindeki sorulara 
"Allah Teala bizlerden tasarrufu aldi." Sozleri 50k soylenir. 



YAZILARIM 61 

61 YAZILARIM 

Thompson'un bile patronu vardir. '^° 

Gergi o(ba§kan) adamla tani$tin ya da kadinla. 

Herkestani$mi$tir. 

Bajkan herkese farkli jekillerde gelir bu yuzden insanlar bunu nadiren fark eder. Yani bu bir gejit 
test miydi? Bir bakima turn bunlarm hepsi birer test. Herkes igin. 

DiJzenleme BiJrosu ijyeleri igin bile. 

ikinizin arasindaki bu durumun plan igin ciddi bir sapma olacagini soylijyor. Bu yuzden de Balkan 
onu tekrar yazdi.(Kader) 

- Pekala ya jimdi ne olacak? 

- Simdi merdivenleri kullanabilirsiniz. Bir surij insan onlar icin diJzenledigimiz cizgide yasar. Baska 
bir tane kesfetmeye cok korkarlar. Ama arada bir de sizin gibi insanlar ortaya cikar ve yolunuza koy- 
dugumuz engelleri ortadan kaldirirsiniz. OzgiJr iradenin bir armagan oldugunu fark eden insanlar ug- 
runa savasmadigi siJrece onu kullanmasini bilemeyecek. Sanirim Baskan'in asil plani buydu. Beiki de 
bir gun planlari biz yazmayiz siz yazarsiniz. 

Filimdeki gegen ki§ilerin RJCALU'L-GAYB ERENLERJ oldugu fikriyle senaryoda bahsedilen konun 
mistik literatiJrden almdigini daha giJzel aniayacagiz. 

RiCALU'L-GAYB ERENLERJ 

RicaliJ'l-gayb kavrami, rical ve gayp kelimelerinden olujan Arapga bir tamlamadir. Rical, Arap dilin- 
de erkek insan, adam manalarina gelen, "raciJl" kelimesinin goguludur. Kur'an-i Kerim'de gogunlukia 
bu aniamda kullanilmakia birlikte cinler igin kullanildigi yerler de bulunmaktadir. 

Gayb kelimesi ise sozliJkte; jek, (kujku, jijphe) gozlerden uzak olan, goriJlmeyen yer ve nesne 
manalarina gelmekte olup istilahta, mijjahede edilenin mukabili olarak gozden uzak, duyularm idrak 
alam dijinda ve akilla aniajilamayacak kadar gizli olan varlik manalarina gelmektedir. Boylelikle gayp 
akil ve idrak diji varliklari kapsamaktadir. 

Rical ve gayb kelimeleri Kur'an-i Kerim'de ayri ayri birgok yerde kullanilmaktadir. Ancak "ricalij'l- 
gayb" jeklinde bir terkib Kur'an-i Kerim'de gegmemektedir. 

Mutasavviflar tarafindan tasavvuf geleneginin onemli ozelliklerinden biri olarak goriJlen bu inang, 
kelime olarak "gayp adamlari" aniamina gelip, tasavvufta alemin diJzenini saglayan bir silsileyi ifade 
eder. 

Gayb erenleri veya bilinmeyen hak dostlari aniamlarina da gelen bu kijiler, diJnya ilgilerinden kur- 
tularak kendilerini Allah Teala yoluna adami? ve diJnyayi idare ettigi dijjunulen suftler toplulugudur. 
Bunlar, ricalullah, merdan-i huda, merdan-i gayb ve hijkumet-i sufiyye gibi terimlerle de ifade edilir. 
Bazilarina gore bu kavram, tasavvuftaki Allah Teala dostlugunun gizliligine dikkat gekmektedir. 

Mutasavviflara gore her ne kadar veliler birbirlerini taniyip bilseler de, siradan insanlarm gozle- 
rinden bir ortij ile ayrilmaktadirlar. Allah Teala, dostlarmi diJnyada gizlemektedir. DiJnya, biJtunlugu- 
nij goriJnmeyen bu velilere borgludur. Allah Teala, diJnyanin cismani diJzenini saglamak igin bazi in- 
sanlarm gejitii gorevler iJstlenmesini takdir ettigi gibi, alemdeki manevi ve ruhanT diJzenin korunmasi 
igin de sevdigi bazi kullarmi vazifelendirmi^tir. Bu kimseler gizli olduklarmdan dolayi kendilerinden 
ba$ka kimse onlarin hallerine vakif olamaz. Herkes tarafindan kolayca taninmadiklari ve gizli olan 
hakikatlere vakif olduklarmdan dolayi ricalij'l-gayp olarak isimlendirilmijierdir. 

Gokten yagmur onlarin bereketleriyle iner, 

Yerden otiar onlarin himmetiyle biter, 

Kafirlere kar§i miJslumanlar onlarin takviyeleriyle zafer kazanirlar. 

Sufilere gore, bu hiyerar$ik yapi kendi iginde irtibatli halinde olup, zaman ve mekanin rahatsiz 
edici halleri onlari engelleyemez. Zira onlar diJnyanin her tarafindan goz agip kapaymcaya kadar de- 
nizleri, daglan ve golleri kolaylikia a§arak bir araya gelirler. DiJnya, biJtunlugunu goriJnmeyen ve gejitii 



Iflerindeki hiyerar5ikguruplari aniatiyor. 



62 YAZILARIM 

mertebelerde bulunan velilerin varligina borgludur Bu mertebeler merdivenin birbiri ardindan gelen 
basamaklanin varisler (ebdal), direkler (evtad), sijtunlar (amaid) v.s. olu^turmakta, ve en son basa- 
makta ise ^evresinde butiin kainatin dondugij kutup (kutb) bulunmaktadir. Eger bu manevT yapi 
olmasaydi kainat paramparga olurdu.(!) 

Suftler bu manevT tejkilatin kendi igerisinde hiyerarjik bir yapi arz etmekte oldugunu soylemekte- 
dirler. Bu yapilanmadaki tertip kaynaklarda farkli §ekillerde siralanmaktadir. 

Bir siralama ornegi $ekildedir. 

1. imaman: Hergagda iki ki§idir. 

2. Evtad: Dort kijidir. Kadinlardan da olabilir. 

3. Abdal: Yedi kijidir. 

4. Nukaba: Her asirda on iki kijidir. 

5. NiJceba: her asirda sekiz kijidir. 

6. Havariyyun: Her asirda bir kijidir. 

7. Recebiyyun: Her donemde kirk kijidir. 

8. Hatm: ButiJn zamanlarda tek kijidir. 

9. Rukaba: Hz. Adem'den kiyamete kadar gok sayida kijidirler. 

10. Kirklar 
ll.Yediler 

12. Bejier 

13. Ugler 

14. Birler 

15. Ricalu'l-Gayb: On kijidir. 

16. ZiJhhad: On sekiz kijidir. 

17. Ricalu'l-Futuvve: Sekiz kijidir. 

18. Rical-i Hannan veya Rical-i Atf: On be? ki§idir. 

19. Ricalu'l-Heybet ve'l-Celal: Dort kijidir. 

20. Ricalu'l-Feth: Yirmi dort kijidir. 

21. Rical-i 'Ula: Yedi kijidir. 

22. Rical-i Tahtajfil: Yirmi bir ki§idir. 

23. Ug Veliyy-i Vasil (AIT bunlar igin ozel bir isim kullanmiyor.) 

24. ilahiyyun-i Rahmaniyyun: Ug kijidir. 

25. Bir zat-i pak 

26. Bir zat-i AzTmiJ'j-jan 

27. Bir zat-i §erTf 

28. Sakit-i Refref 

29. RicaliJ'l-Gina: Her asirda iki kijidir. 

30. Rical-i Ayne't-TahkTm ve'z-Zevayid: On kijidir. 

31. BiJdela: On iki kijidir. Zaman zaman Abdal ve Nukaba ile kari§tirilirlarsa 
da farklidirlar. 

32. Rical-i ijtiyak: Be? ki§idir. 

33. Rical-i Eyyam-i Sitte: Alti ki§idir'*^ 

soNug 

Tespit edebildigimiz kadariyla ricalij'l-gayb ehl-i tasavvuf arasinda ozellikle Ibn Arab! kaddesellahij 
sirrahu'l azTz sonrasinda, tasavvufi cevrelerde yer bulan, "kutub", "gavs", "nijceba", "nukaba", "ab- 
dal" gibi kavramlar, sonraki donemlerde kazandiklari muhtevalariyla Kur'an'da ve sahih hadislerde 
bulunmamaktadir. 

Bu konuda mutasavviflarm a^ikiama ve iddialari Kur'an'la ilgili olarak batintyoruma, hadislerle 



Ahmet Ogke, "Bir Tasavvuf Terimi Olarak Ricalu'l-Gayb -Ibn ArabT'nIn G6ru5lerl-",Tasavvuf (Ankara), Yil: II, 
Ocak 2001, sayi: 5, ss. 172-197; Hasan Turkmenoglu, Gayb Erenlerl, Mavl Yay., Istanbul 2003. 



YAZILARIM 63 

63 YAZILARIM 

ilgili olarak da, isnadi zayif rivayetlere dayanmaktadir. Her ne kadar Kur'an-i Kerim ce$itli ayetlerin- 
de kullar arasinda farkli statiJlere sahip insanlardan bahsetse de ricalu'l-gayb gibi bir derecelendirme 
Kur'an'da bulunmaz. 

Allah Teala kullarmi bazen dijnyadakj durumlanna, bazen de ahirette elde edecekleri makamlara 
gore derecelendirmektedir. Ancak ricalij'l-gayb gibi kozmik gijglere sahip hiyerarjik bir yapiyi Kur'an'a 
dayandirmak miJmkun gozukmemektedir. Bu du$uncelerini delillendirmek ifin suffler tarafmdan 
i$aret edilen ayetlerin hepsi siyak ve sibakia ilgisi olmayan zorlama teviller i^ermektedir. 

Hadislere gelince, ricaliJ'l-gayb ve abdalla ilgili olarak tasavvufi eserlerde bircok hadis zikredilmek- 
tedir. Bu rivayetlerden Ebu Davud'da yer alan bir, Ahmed b. Hanbel'in MiJsned'inde bulunan iki riva- 
yet dijinda, higbiri giJvenilir hadis kitaplarinda yer almamijtir. Ayrica MiJsned'deki hadisler de sened- 
lerinde zayif raviler bulundurdugu gerekgesiyle tenkit edilmijtir. Senet ve metinlerindeki bazi gelijki 
ve zayifliktan dolayi bu hadisler bazi muhaddisler ve kelamcilar tarafmdan tenkid edilmijtir. 

Mutasavviflar arasinda felsefeyle mejgul olanlarin ilklerinden olan HakTm et-TirmizT'nin, bu anlayi- 
5in tejekkiJlunde onemli bir yeri vardir. Ayni zamanda tasavvufi yorumlari hadislere uygulayanlarin 
ilklerinden de sayilan bu zat, ilk donemlerde ortaya gikan hadisleri velayet hakkindaki dijjunceleriyle 
i§lemi5, bazi tasniflerde bulunmu? ve daha once goriJlmeyen bir dujiJnce ortaya koymu§tur. Ozellikle 
onun tarafmdan rivayet edilen bir hadis tasavvufi gevreler tarafmdan bu zijmrenin varligma delil ola- 
rak one surulmu^tur. Velayet teorileri hakkmda ilk soz edenlerden biri olan HakTm et-TirmizT daha 
onceki donemlerde ortaya (ikan hadisleri du$uncelerine kd$e ta$i yapmi; ve bir veliler hiyerar$isi 
olu$turmu$tur. SON §EKLiNi JBN ARAB? KADDESE'LLAHU SIRRAHU'L AZTz JLE ALAN BU DU^UNCE 
HARicT TESiRLERiN DE ETKJSiYLE KOZMJK ALEMDE HUKUM SUREBJLEN, OLAGANUSTU GUgiERE 
SAHiP BiR SiLSiLE HAUNE GELMi^TlR. 

RicaliJ'l-gayb dijjuncesinin son jeklini almasmda ibn ArabT'nin etkisi bijyuktur. ibn Arab! sonrasi 
donemde bu dijjunceden bahsedenlerin ibn ArabT'ye yaptiklari atiflar bizi bu sonuca gotiJrmektedir. 
RicaliJ'l-gayb dijjuncesi Kur'an'a uymayan bazi ozellikleri nedeniyle bir kisim alimler tarafmdan tenkid 
edilmi^, kaynagi uzerinde durulmu^tur. Bu du$uncenin kaynagmi ehl-i sijnnet di$inda arayanlar ge- 
nelde bu du$uncenin, §ia'nin imamet anlayi$inin tasavvuftaki yansimasi oldugu uzerinde durmu$- 
lar, bu iki du$unce arasmdaki benzerliklere dikkat ^ekmeye (ali$mi$lardir. TarihT geli^im iginde bu 
dijjunce gok gejitii di? unsurlardan etkilenmijtir. Bunlarm bajinda ismailT ogreti gelmektedir. ZTra 
ricaliJ'l-gayb dijjuncesinde de geni? yer bulan evrenin kendisini hiyerarjik bigimde yapilandirma, 
ismailT ogretide de gok buyiJk yer tutmaktadir. Konuyu inceleyen alimler tarafmdan ayrica bu dujiJn- 
cenin ihvan-i Safa ile olan ilgisine dikkat 5ekilmi5tir. RicaliJ'l-gayb dujiJncesini §iddetle tenkit edenle- 
rin bajinda ibn Teymiye gelmektedir. 

O'na gore, insanlarm Allah Teala 'la kul arasinda ihtiyaglarini ilettikleri bir vasita kabul etmeleri 
§irk olup islam akTdesiyle bagdajmaz. ihtiyaglarmi ricalij'l gayba arzedenlerle, Allah Teala'nm rahme- 
tinin once ij^yuzlere, onlardan sirasiyla yetmijiere, kirklara, yedilere, dortlere ve nihayet gavsa indi- 
gini zannedenler sapik ve mijjriklerdir. 

Bu tiJrden bir aniayis Rafiza'nin, her asirda masum bir imam bulunur, miJkelleflere kar$i Allah 
Teala'nm delili olur, iman ancak onunia tamamlanir, seklindeki iddialarma benzemektedir. ibn Teymi- 
ye bu mertebelerin varligini iddia edenleri bazi yonlerden ismailiyye'ye ve NusayrTlere de benzetir. 

Sufiler tarafmdan ricalij'l-gaybe atfedilen fonksiyonlar dujuniJldugunde bu tijr bir taifenin varligmi 
kabul etmek ozellikle tevhid inanci agisindan sakincalar dogurmaktadir. Bu tiJr varliklara inanma ve 
onlardan yardim talep etme, bazi hiJviyetleri sebebiyle bazi kijiler dijinda kimseye goriJnmedikleri, 
zaman ve mekan smirlarini ajarak diledikleri anda diledikleri yerde bulunabilecekleri, kendilerinden 
istenen §eyleri Allah Teala 'nin geri gevirmeyecegi gibi telakkileri islam inanciyla bagdajtirabilmek 
oldukga zor goziJkmektedir. 

Alimlerin (oguna gore, sadece Cenab-i Hakk'in yapmasi mumkijn olan $eyleri olij veya diri ba$ka 
bir kuldan istemek caiz degildir. Yardim istenilen sahsin yaratici degil, sefaatci oldugu diJsunulse bile 
bu tarz dua, zahirT aniamda baska ilahlarm varligmi ihsas ettirir ve imam tehlikeye dusurebilir. DUA- 
NIN BOYLE BiR YOLU NE KUR'AN'DA BEYAN EDiLMi§TiR NE DE RASOLULLAH SALLALLAHU ALEYHi VE 



64 YAZILARIM 

SELLEMiiN DUALARI ARASINDA BU TURDEN DUALAR GOZE CARPMAKTADIR. 

§ayet boyle bir dua $ekli mevcut olsaydi buna ilk once Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selle- 
min ve onun ^evresinde bulunan ashabmm i$aret etmesi gerekirdi. 

Bu tiJr ruhlardan yardim istemeyi kesin olarak §irk ve kijfur kabul eden §evkanT kanaatini teyid 
etmek igin bu davrani? ile §irkin karjilajtirmasini yaparak aralanndaki benzer yonleri agiklar. MiJellife 
gore her dua bir ibadettir ve ruhlardan yardim istemek de onlara dua manasma gelir. Dolayisiyla bu 
insanlar Allah Teala'dan ba$kasina ibadet etmektedir. Sadece Allah Teala'nin gucij dahilindeki fiille- 
rin gercekle$mesi icin diri veya olu bir kimseye dua etmek ile cahiliyye mu$riklerinin ta$, agac, meiek 
veya $eytana dualari arasinda bir fark yoktur. Bu ziJmrenin varliginin hikmetini aniamak ve bu gruba 
atfedilen fonksiyonlari agiklayabilmek oldukga zor gorunmektedir. Allah Teala'nin kainat olaylarmi 
idare edebilmek igin bu tiJrden aracilara ihtiyaci yoktur. Her ne kadar Kur'an, tabiat olaylarmm 
icrasiyla ve insanlari korumakia gorevli bazi meleklerin var oldugunu bildirse de bunlarm varligmm 
bazi hikmetleri vardir. Bununia birlikte Kur'an, onlara dua edilmesini kesinlikle yasaklamijtir. Bu tiJr- 
den fonksiyonlara sahip insanlarin bazi i$lere muktedir olduklarina dair tarti$masiz giJvenilir nakIT 
veya akIT bir delil bulmak mumkun degildir. Bu nedenle bunlaria ilgili halk arasinda dolajan veya bazi 
kitaplarda yer alan hikayelere dayanarak dint bir mesele hakkinda hukiJm vermenin saglikli bir yol 
olmadigi agiktir. 

Sonu( olarak soylemek gerekirse; 

l. RicaliJ'l-gayb adiyla yardim talep etmek ve bu ki$ilere dua etmek Islam dininin korunmasi iJze- 
rinde hassasiyetle durdugu "tevhid inanci" aqismdan sakincalar dogurmakta, kisiyi farkinda olmadan 
$irke du$urebilmektedir. 

islam alimlerinin goguna gore sadece Allah Teala 'nin yapmaya muktedir oldugu jeylerin olij veya 
diri bajka bir kuldan istenmesi caiz degildir. Yardim istenilen jahsin yaratici degil jefaatgi oldugu dij- 
5unulse bile bu tarz dualar imam tehlikeye dujiJrebilir. Sadece Allah Teala'nin guciJ dahilinde olan 
yagmurun yagdirilmasi, otiarin bitmesi, miJslumanlara yardim edilmesi ve onlardan zararlarin defe- 
dilmesi gibi hususlarin ricalij'l-gaybdan beklenilmesi bu agidan dogru degildir. 

2. Bu ziJmrenin varligmm hikmetini aniamak ve bu gruba atfedilen fonksiyonlari agiklayabilmek ol- 
dukga zor gorunmektedir. Ozellikle, halktan sikinti ve belalari defettigi iddia olunan bu taifenin, miJs- 
lijmanlarm fert ve toplun olarak gejitii problemlerle karjilajtigi asirlar boyunca nerede oldugu merak 
konusudur. GuniJmuz igin de ayni 5eyi soylemek mumkundiJr. 

3. Kim oldugu tam olarak belli olmayan kimselerden yardim istemek topluma bir fayda sagla- 
mayacagi gibi, zaman zaman onlari hayatin $artlariyla olan mijcadeleden uzakla$tirabilmektedir. 

4. YeryiJzunde yajayan her canli Allah Teala tarafmdan konulan tabiat kanunlarma uymak zorun- 
dadir. Allah Teala (e$itli ayetlerde kainati kendisinin yaratip yonettigini beyan ettigi halde herhangi 
bir kulun bu kurallar di$inda bir hayat surdugunij du$unmek dogru degildir. 

5. Ne Hz. RasuliJllah sallallahu aleyhi ve sellem ne de ashab-i kiram, hayatlari boyunca ce$itli sikin- 
tilarla kar$ila$tiklari halde hie biri bu tiJrden varliklara seslenmemi$ler, ugradiklari belalarm kalkmasi 
icin Allah Teala'ya vasita olmalarmi istememi$lerdir. Duanin boyle bir yolu ne Kur'an'da beyan edilmi? 
ne de RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin dualari arasinda bu tiJrden dualar goze garpmaktadir. 
Bizzat RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem'in istenildiginde yalniz Allah Teala'dan istenmesi gerekti- 
gine dair birgok ifadesi vardir. GiJnIiJk namazlarda her rekatta okunmasi istenen "Yalniz sana ibadet 
eder, sadece senden yardim dileriz" ayeti de bu ilkeyi yerlejtirmeye galijmaktadir. 

6. Kur'an-i KerTm, tabiat olaylarmm icrasiyla ve insani an korumakia gorevli meleklerin var oldugu- 
nu bildirmesine ragmen onlara dua etmemizi emretmemi5tir. Bu meleklerin kainattaki tasarruflari 
bilindigi halde kimse onlardan dua talep etmez. Melekler hakkmdaki hiJkiJm boyleyken ricalij'l-gayb 
adinda kimselere dua edilmesini kabul etmek miJmkiJn gorOnmemektedir. 

SON SOZ: 

Bu konu kullarm Allah Teala'nin miJikiJnde tasarruf etmesi igerigiyle kapaliliklar igermekte olup, 
5irke dijjmeden meselenin ortasmi bulmanm gok zor oldugunu gormekteyiz. 

MiJlk Allah Teala'nmdir. Onun mijlkunu insanlar ile payla$masini du$unmekte hatali durumdur. 



YAZILARIM 65 

65 YAZILARIM 

Ancak degijen kader dedigimiz kisimda Allah Teala bazi kullarinin duasi lie kader degijime gidecegi 
varsayimiyla haddimizi ajmadan bu kullann varligina bir yer verebiliriz goriJlse de tehlikesi faydasin- 
dan goktur. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin Hz. Fatima aleyhisselam annemize "kizim Fatima kalk sa- 
bah namazmi kil babanin peygamberliginigijvenme?" uyansini kalbimizden gikarmayalim. 

Film konu olarak ?ok giJzel, igerigi lie bu bilgileri tekrar hatirlami? olduk. 

Ey Allah Teala'm sana olan guvenimi ve inancimi artirmani, sevab zannettigim giJnahlardan sana 
siginiyorum. 

ihramcizade ismail Hakki 

Kaynak: 

Osman DEMIr, RicaliJ'l-Gayb Kavrami ve Kelam ilmi Agismdan Degerlendirilmesi [Kitap]. - Istanbul: 
Marmara Universitesi Sosyal Bilimler EnstitusiJ Temel islam Bilimleri Ana Bilim Dali Kelam Bilim Dali - 
87011-Yuksek Lisans Tezi:, 1999. 



66 YAZILARIM 



COLLAPSE {COKU§) (II) (2009) 

Yonetmen: Chris Smith 

Senaryo: Michael Ruppert (bool<) 

Oyuncu: Michael Ruppert 

82 Dakika 

(Bu yilin bajlarinda, ClA'in 1980'lerdeki uyujturucu kagakgiligiyla olan baglantisi hakkinda bir ara?- 
tirma yaparken, polls memuru Michael C. Ruppert adinda bir muhbirle gorijjme ayarladik. Ruppert'in 
uyujturucu kagakgiligi hakkinda konujmak istemedigini ve kafasmda ba§ka §eyler oldugu anla§ilinca 
bu belgesel gekilmi§tir. 

Michael Ruppert 5U anda Culver City, California'da yajiyor. Michael gokij? hakkinda yazmayi ve 
arajtirmayi birakti. Son kitabi Mayis ayinda yayinlandi ve genel olarak dikkate almmadi. Artik zamani- 
nin gogunu §arki sozleri yazarak ve miJzik yaparak gegiriyor. §u anda kira odemesini geciktirmi§ du- 
rumda ve evinden atilmamaya galijiyor. ) 

GiRi§ 

Bildiginiz gibi Abraham Lincoln hakkinda birgok jey soylenmijtir. Ama bugiJn ihtiyacimiz olan ba§- 
kan Abraham Lincoln degil, BugiJn ihtiyacimin olan bajkan Thomas Jefferson 'dir. Jefferson, her ku§a- 
gin bir devrime ihtiyaci var der. Thomas Jefferson, ozgurlugunuzij ve hijrriyetinizi koruyabilmek i^in 
devirmeniz gereken $eyin sadece, kafanizda ta$iyip durdugunuz artik gegeriiiigini yitirmi; du$unce- 
ler oldugunu soyler. Birgok konuda tembellejtik. Du§unce sistemimizde bir devrim yapmak igin birkag 
kujak geriden geliyoruz. Ben §iddetten, kan dokmekten bahsetmiyorum ki korkarim bu goktan olma- 
ya ba§ladi. Ben bir devrimden bahsediyorum. Beiki bu devrim en zor olani, bu oyle bir devrim ki insan 
ruhunun iginde olan bir devrim, her jeyi bajtan sona yikabilmek, her 5eyi atabilmek ve beyaz bir sayfa 
agip diyebilmeyi gerektiren tiJrde bir devrim. 

C6ku§ 

Kimsin sen (Michael Ruppert)? 

Bak, bu Tanri'dan bajka kimseye aniam ifade edemeyecek bir plan. Yani ben gok uzun sure once 
aniamaya gali§mayi biraktim. Ben Amerikan Haberalma gevresiyle ?ok igli dijli bir ailede yetijtim 

Annem 2. DiJnya savaji sirasinda Ordu GiJvenlik Birimi ve Ulusal GiJvenlik Ajansinda jifre goziJcu 
olarak gali§mi5ti. Annemin yaptigi galijmalar Bajkan Roosevelt, Sava? Dairesi ve Cordell Hull'a kadar 
gitti. 

Babam Hava Kuvetlerinde pilottu. Titan IMC adiyla bilinen Martin Marietta'da CIA ve Hava kuvvet- 
leri igin ajan uydulari iJreten firmada havaci pilot olarak galijti. 

19 yajinda Los Angeles polisi igin stajyerlik yaparken bir anda beni BoliJm ^efligine aldilar. Anlaji- 
lan birileri benim Q tipi gegi§ iznim [gok gizli bolgelere giri? izni] oldugunu fark etmijti. Ben o zaman- 
lar bunu hakkinda higbir jey bilmiyordum. Eve gidip babama bunu sordum, 

"Evet, benim oglum oldugun i^in bunu yapmak zorundalar" demi^ti 

"^unkij dosyam a^ik kalmi$ olabilir" 

Q yetkisi gok gizli klasman bir yetkiydi, (ok gizli klasmaninm da ijstunde Bir cumhuriyet^i olarak 
UCLA'den mezun oldum. Vietnam savaji hakkinda higbir jeyi sevmiyordum hiJkumet hakkinda higbir 
§eyi sevmiyordum, Sistemin igine girebilirsen, onu igerden degijtirebilirsin diyen o naif dijjunceye 
inaniyordum. Los Angles'da polls oldum, GiJney bolgesinde, Los Angeles cehenneminde galijtim. 

Bir giJn CIA resmi olmayan bir jekilde beni bir operasyon igin istedi. ClA'in iJlkeye uyujturucu sok- 
tugu 1976, 77 yillariydi. Ben bunun bir pargasi olmak istemedim. DiJjundum ki 

"Yani, bu sadece ufak, mijnferit bir bozukluk, Bunu aniattigimda kim duysa mutlaka dijzeitmek 
i^in aninda harekete ge^ecektir. Tanrim Ve tabii bu bir hataydi Sonu^ta hayatim alt ijst oldu.." 

ClA'de galijan nijanlim tarafmdan ihanete ugradim. "Uyu$turucuya bula$mam" dedigim zaman 
nijanlim ortadan kayboldu ve bana ate? etmeye ba§ladilar. noktadan sonra artik bu bir oliJm kalim 
savajina donmujtij. 

O ZAMAN HAYATIMI KURTARMAK IglN KULLANDIGIM ARAQLAR, PARLAMENTERLERE MEKTUP- 



YAZILARIM 67 

67 YAZILARIM 

LAR YAZMAK, JFADE VERMEK, GAZETELERE QIKMAYA QAU^MAKTI. BUNLAR BENIM \Q\N HAYATTA 
KALMA ARAQLARIYDI. Ama ayni zamanda ijlerin nasil yurudijgunu aniamama yardimci oldu. Ben bir 
haritaci gibiydim, etrafta dolanip ijlerin bize aniatildigi gibi degil gergekten nasil yuriJdugunu gizmeye 
galijiyordum. Olu§turdugum harita 10 yil iginde o kadar iJrkutucu bir jekilde dogru gikmaya bajladi 
ki.. Altin fiyatlarinda veya ekonomik olaylarla baglantili jeopolitik gelijmelerde... §u anda beni hayre- 
te dijjuren tek jey, her §eyin nasil miJthi? bir hizia gozuldugiJnu gormek. Ve artik bu mesaj hayatim- 
daki tek onemli jey haline geldi. Bu hayatimdaki yegane jey. Tabi rock and roll miJzigi, iyi miJzik, 
kopegimie oynamak ve plajdaki uzun yijruyujler dijinda. 

ilk olarak enerji meseleleriyle 2001 yilinda ilgilenmeye ba$ladim. 11 Eylul'un uzerinden bir iki ay 
gegmi§ti sanirim, Dale Allen Pfeifer adinda gok zeki bir jeolog benimie irtibat kurdu. Bana enerji hak- 
kinda temel bilgiler verdi ve petrol tavani kavramiyla tanijtirdi. Bir de 2001 yilinda "petrol tavani" 
kavraminin kesinlikle gergek oldugu ve bunu kanitlayan gok buyiJk deliller bulundugunu ve hiJkumetin 
de bu konuda ciddi galijmalari oldugunu aniamami sagladi. 

Plastik petrolden meydana gelir. Neredeyse turn boyalar, bocek ilaflari, petrolden yapilir. Di§ 
macunundan di? firgasina kadar her jey petrolden yapilmijtir. Her araba lastiginde 7 galon petrol 
vardir. DUNYA UZERJNDE HJCBJR §EY HJgBJR KOMBJNASYONLA FOSJL YAKITLARDAN OLU§AN BU 
DEV YAPININ YERiNE GEQEMEZ. Higbir §ey. 

PETROL 

Petrol tavanini agiklamak artik gok kolay hale geldi. Eskiden oldugundan gok daha kolay. Artik in- 
sanlar petroliJn varilinin 147$ olmasi nasil bir §ey biliyorlar. Aslinda petrol tavani gan egrisine benzer. 
Yukari gikar, a^agi iner. Petrol tavani (an egrisinin petrol uretiminindeki tepe noktasidir. Ve ozunde 
kaynaklarinizin yarisini tiJkettiginiz aniamina gelir. Petrol veya buna benzeyen diger madenlerde iJs- 
tiJne ne kadar para harcarsaniz harcayin iJretim tepe noktasina bir kere ula$tiktan sonra bundan 
daha fazia arttirmaniz mumkun degildir. 

2008 YILINDA ULUSLARARASI ENERJi AJANSI PETROL URETJMiNDE, %9'LUK BJR DU§U§ OLDU- 
GUNU iTJRAF ETTi. Bu oran giJnde 8 milyon varile denk geliyor. Alt dallardaki biJtun meyvalari top- 
ladiktan, ve biJtun buyiJk rezervleri bulduktan sonra bu %9'luk dijjuju telafi etmemiz mumkun degil. 
Bir polls dedektifinin baki? agisindan bakarak tiJm boyutlariyla bir davayi bir araya getirmeye galijir- 
sin amaglar, motivasyon, firsatlar gibi.. ve arkasinda ne tip gijglerin ve durtiJlerin olduguna bakarsin. 
Petrol tavani kavrami bir elmas keskisinin tek bir kesme hareketiyle yaptigi gibi benim igin tiJm tajlari 
yerine oturtan ve her jeyin bir araya gelmesini saglayan jeydi. GiJnde 20 milyon varil petrol ile petrol 
ijzerine kurulu bir ekonomi. 

Ocak 2001 yilinda Bush yonetimi ba$a ge^tigi zaman (NEPGD)Ulusal Enerji Politikasi Geli$tirme 
Grubu olu$turuldu. Ozel ayricalikli bir jekilde Bajkan Yardimcisi Dick Cheney'nin ve kesin kontrolij 
altina verildi. Kayitlari gizli tutuluyordu. Zabitlari gizli tutuluyordu. Agilan iki dava sonucunda yedi 
sayfa yayinlandi. Bu sayfalarda bu kurumun neyi arajtirdigi belli oluyordu: 

"Ne kadar petrol var?" 

"Bu petrol nerede? Kim bu petroliJn sahibi? 

Bunun eninde sonunda bajlarina gelecegini biliyorlardi. Bu olayin, iflasin, gokijjun, yaklajtigini 
gorebiliyorlardi. Kimdi bu insanlar? Hi^bir $ey dgrenemedik. Kim bu i$in i^indeydi ve ne yapiyor- 
lardi? 

ilk olarak, eger bir yerde petrol olduguna inaniyorsunuz. ilk yaptiginiz gidip bir deneme kuyusu 
agmaktir. Ardindan yapacaginiz jey, merkezdeki bu kuyunun gevresine tahmine dayali bir jekilde 
petrol arazisinin gidebilecegi yone gore yeni kuyulari arka arkaya agarsiniz. Ne kadar petrol elde ede- 
ceginizi, Kuyunun derinligini, kuyudan ne tip bir petrol elde edeceginizi bilmezsiniz. ^ok degijik tipte 
petrol vardir, birgogunu rafine etmek gok masraflidir. Bu nedenle biJtun olay, petrolij gikarmanin ne 
kadar surdijgune, ne kadar enerji harcadiginiza ve sonugta ne kadar enerji elde ettiginize baglidir. 

Pennsylvania'da yerden sizan petrolden tahmini I'e 200 getiri alirsin. Agik denizlere gidip, 
15,000 feetde derin sularda sondaj yaparsan daha ilk kuyunun maliyeti 150 milyon $ civarinda olacak- 
tir. biJtun o enerji, enerji elde etmek \g\n harcanan enerji, bir varil petrolij gikarmak igin o petroliJn 



68 YAZILARIM 

degerinden daha fazia kaynak harcamaya bajlamijsan o iji unut gitsin. Son 120 yilda DiJnya'nm her 
kd$esi en kuytu kd$esine kadar ara$tirildi. Geriye buyijk petrol sahasi kalmadi. HATTA BUGUNE 
KADAR SUUDi ARABJSTAN'DAKJ GHAWAR PETROL SAHASINDAN DAHA BUYUK BJR SAHA BULU- 
NAMADI. SUUDi ARABJSTAN DUNYADAKJ BJUNEN TUM PETROL REZERVJNJN YUZDE 25'iNE SAHJP. 

EGER HAKlKATEN ARABJSTAN'DA HENUZ ACILMAMIS KUYULAR VARSA NEDEN YOGUN BJR SEKJL- 
DE ACIK DENJZ SONDAJI YAPIUYOR? Eger denizde kuyu a?mak karada kuyu agmaktan 5, 10, 50 kat 
daha pahaliysa bu artik Suudi Arabistan'in elinde bulunacak yeni petrol kalmadigini gostermez mi? 
(Dikkat) 

Eger Suudi Arabistan tepe noktasini gegmijse ve artik iJretim dujijjteyse, Arabistan'daki rezervin 
oranina bakarak biJtun gezegendeki durumun ayni oldugunu gorebiliriz. Irak'taki petrol sadece eriji- 
lebilir degil ayni zamanda Iran Korfezine gok yakindir, bu da gemilere kisa mesafe demektir. Boru 
hatlarini dojerler. Geriye kalan herjey tiJkenirken bu petrolij kiJresel tedarik sistemine ekieyebilirler. 

i§TE IRAK'TAKi HER§EY PETROL JgNDJ. (Libya'da da ayni senaryo) 

Bir cok insan bunu sonucta "e heralde yani tabi ki" diye itiraf etti. 11 Eylul'den 11 gun sonra Sad- 
dam HiJseyin'in saldiriyla ilgili olduguna dair daha ortada hicbir kesin delil yokken, tabi ki saldiriyla bir 
ilgisi yoktu... Irak'i i$gal etme planlari yapilmaya ba$lanmi$ti bile. Amac buydu, petroliJ ele gecirmek. 
Cunkij Saddam Huseyin elindeki petrolijn ijcretini dolardan euroya gecirmekten bahsediyordu. 
Oraya girdik. Her jeyi bajtan kurduk. AMERJKAN DOLARI KULLANAN YANDA§ BJR HUKUMET KUR- 
DUK. Petrol firmalarini Irak petroliJne adil erijim ve paya sahip olacaklari konusunda giJvence verdik. 
Uluslararasi petrol firmalari Irak petrol alanlarina. IRAK'I TERK ETMEK GJBi bIr NiYETJMiZ YOK. AS- 
LA IRAK'I TERK ETMEYECEGJZ. 

2004 yilina donersek, diJnyanin en buyiJk, en kalici ijg askeri ussunij yapmaya bajladik. Ayrica 
diJnyanin en buyiJk konsolosluk yapi grubunu kurduk. Vatikan §ehri'nden daha buyiJk, bir yapi kur- 
duk. Bu oyle gegici bir aniajma degil. O petroliJ kimse alamaz, iJzerinde oturuyoruz. AMA IRAK'TAKi 
PETROL HJCBJR ^EYJ DEGJ^TJRMEYE YETMEZ. Irak'ta tahminen kullanilabilir 90 milyar varil petrol 
var. Bu gok fazlaymi? gibi goriJnuyor. Ama 2008'de diJnyadaki petrol harcamasinin giJnde 85 milyon 
varil oldugunu dujiJndugunuz zaman - ki bu 1 milyar varil petroliJn sadece 111 buguk giJnde bittigi 
aniamina geliyor - bu sayi o kadar da buyiJk gelmiyor. Petrol sag olsun, bu daha Irak'a gelecek olan 
iyi jeylerin bajlangici. (Libya hikayesini aniayin demektir.) Neyin yaklajtigini tam olarak biliyorlardi. 

Ulusal Enerji Politikasi'ndaki jey buydu. Eger o gizli dereceli Geli§me Raporu, agiklanmi? olsaydi, 
biz yarin Dick Cheney'i ve o yonetimdeki digerlerini asmak igin daragci dikiyor olurduk. Hadi diyelim 
kuzey kutbunda 600 milyar varil petrol olsun. Her jeyden once bu petrol buz kiJtlesi altinda. Bu bir 
problem. Bu buzul 10 bin, 15bin feet derinligindeki suyun iJzerinde duruyor. Buzul kiJtlelerindeki 
sorun $u ki; hareket ederler. Yani Sail gunij deldiginiz kuyuyu Per$embe giJnu geldiginizde ayni yerde 
bulamazsiniz. BU YUZDEN BJR SURU DU§UNCE GRUBU VE PETROL §iRKETi BUZULLAR ERJYOR DJYE 
BAYRAM YAPIYOR. ANWR'in bu kijguk bolgesini gelijtirmek 1 milyona kadar gikan... Eger ANWR' 
[Arktik Ulusal Yaban Hayati Siginma Evi]da petrol varsa biJtun Birle§ik Devletler'in sadece 6 aylik 
ihtiyacini karjilayabilir. 1000 mil boyunca higbir boru hatti yok. Global isinmadan eriyen bir tundra- 
dan bahsediyoruz, yani borulara destek dikemezsin. Carnura donen bir tundrada boru hatti. Daha 
ortada tanker giJzergahlari yok kuyular sondajlanmami;, ama biz gelecegimizi harciyoruz sanki petro- 
lijmuz oradaymi; gibi... BiJtun bu yalanlari artik birakmamiz lazim. 

Ne kadar petrol kaldigiyla ilgili kamunun aydinlatilmasi gerekiyor. ^unkij bilmiyoruz. PETROL BJR 
EMTJADIR, DEGERDJR. Topragin altindaki jeye gore borglanirsin, bu yiJzden biJtun o muhasebe te- 
rimleri vardir, olasi kaynaklar, sabit kaynaklar, nihayetinde alinabilir kaynaklar, sinanmi? kaynaklar, 
tahmini kaynaklar... Ama tam rezervin tahmini degerleri devlet sirridir. 

SUUDJLER PETROL URETImINDEKI TAVAN ORANINI GECTiKLERiNi A^IKLAMAYA CESARET EDE- 
MEZLER. NEDEN? 

Suudi Arabistan'daki toplum, hayat standartlarmm gittikge iyile$ecegine dair bir beklenti i^inde 
ya§ayan, kaynayan bir toplum. Suudi halki eger tavan noktasinin gegildigini aniarsa, bu pekala bir 
devrime d6nu§ebilir. (2011 haccindan sonra bu tehlike dijjunulebilir. Diger Arap iJlkelerindeki olayla- 
ra bakinca hac ibadetinden sonra rahatlama donemine girildigi igin bu sene dikkatii olunmasi gerekli- 



YAZILARIM 69 

69 YAZILARIM 

dir.) 

DUNYA PETROL rezervInIn yuzde zs'InIn bulundugu suudI arabIstan'da devrIm 

OLURSANEOLUR? 

BU KADAR PETROL BA^KA NEREDEN BULUNUR? 

Bulunamaz. ^ok karmajik bir problem, ^ok kompleks bir durum. §imdi galijmaya bajlayin yoksa 
zamanimiz kalmayacak. 

Birkag sene ifinde petrolijmuz bitecek. Bu film igin ar§iv taramasi yaparken 70'lerin sonunda en 
az 10 kijinin petroliJn bitmek iJzere oldugundan bahsettigini gordiJm. Bu da belirii bir yajam tarzinin 
bitiji gibi, Yeni bir doneme giriyoruz. Bu durum bu jekilde devam edecek gibi goriJnuyor 30-35 yil 
daha yajam tarzimizi devam ettirdigimizi dijjununce 70'lerde gekilmi? bu goriJntuleri izleyen insanlar 
o donemdeki konujmalari ajiri evhamli bulacaklardir diye dijjunuyorum. BugiJnle o donem arasinda 
bir paralellik gorijyor musunuz? 70'ler ger^ekten de kritik bir donemdi. 70'li yillarda petrol tavani 
konusunu ilk gijndeme getiren Marion King Hubbard 1970 yilinda petrol ijretiminin tavan yapaca- 
gini 1949 yilinin sonlarmda hesaplami$ti. Bu Nostradamus tarzi bir kahinlik degil. Bu matematik, 
bilim, gok agik. Ama 1970'lerde M.King Hubbard kongede ifade verdi. 1974 yilinda. 1976 yilinda ba?- 
kan Jimmy Carter dedi ki; "§u anda tijkettigimizden daha fazia enerji tijketmemiz mumkun degil" 
Enerjiyi daha verimli kullanmak igin. Jam o donemde giJne? panelleri gikti O zamandan bajlamijti ve 
biliyordu. Washington'da biliyorlardi. Ben de websitemde 1976 yilmdaki gizliligi kalkmi$ CIA belge- 
lerini a^ikladim. Ba$kalari da a^ikladi. 

BELGELERDE CIA'JN PETROL TAVANINDAN HABERDAR OLDUGU GOZUKUYORDU. Tabi o giJnler- 
de, Durum son derece normal gozukuyordu, insanlarin isleri vardi, tatilleri vardi, kredi kartlari, aldik- 
lari krediler, herkes bijyumekten bahsediyordu, bijyumek, bijyumek, buyiJmek al, al, al harca, tuket, 
tiJket. Her jey yolunda gibi gozukuyordu. Tabi o zamanlar bizlere yaygaraci dendi. Artik oyle bir 
dunyada ya^amiyoruz. NAKLIYE Amerikalilar bir milyon arabaya sahip olmaya dogru gidiyorlar. 

Gezegenimizde 800 milyon igten yanmali motorlu arag var. Bunlann hepsi petrol ile galijiyor. Da- 
ha bu araglari iJretirken sayisiz varil petrol tiJketiliyor. Ve bu igten yanmali motorlara gidip de yeni bir 
teknolojiyi takamazsiniz. Her lastikte 7 galon petrolle kimse bundan sonra gidip de Bir 800 milyon 
igten yanmali arag daha yapamaz. ^unkij petrol buna yetmez. 

ETiL ALKOL 

Etil alkol tam bir komedi. Oncelikle cok zeki bir bilim adami, David Pimentel, net enerji kavramini 
ele aldi. Ne kadar enerji harcayip, ne kadar enerji iJrettigini hesapladi ve sonuc olarak 10 yil once 
saniyorum, Etil alkol uretmek etil alkol yakmaktan cok daha enerji tiJkettigi sonucuna ula$ti ki, bu 
aptallik demek. ^unkij petrolle galijan makineler falan kullaniyorsun. i§te tarim yapiyorsun, gijbre 
kullaniyorsun, Daha o enerjiyi iJretirken tijketmi; oluyorsun. Ondan sonra buhar yapiyorsun ki bu 
da daha gok hidrokarbon enerjisi demek, daha gok kimyasal ekiiyorsun ve sonunda ethanol iJretiyor- 
sun, bunu da arabana koyuyorsun. 

§imdi Bush yonetimi bir hedef agikladi, dediler ki; ABD'de yakitlarm yijzde 15'i 2015 yilinda etil 
alkolden meydana gelecek. SiZE SOYLEMEYJ UNUTTUKLARI §EY §U KJ; BU TUM EKJU ALANLARI 
MISIR igN KULLANILMASI DEMEK. (GDO lulari da yaninda yemek de cabasi) 

KANADA KATRAN KUMU 

Kanada katran kumu bir gejit petroldiJr. Qiok gok kalin, yapijkan igreng bir maddedir. Kumla ka- 
ri§mi5 durumda, 60, 90, 120, 150 metrelik katmanlar halinde yerin altinda bulunur. Bu jimdi Alber- 
ta'da. Binlerce ton madeni her giJn gikariyorlar. Bunlari dev, petrolle galijan kamyonlara yiJkluyorlar, 
gotiJrup kumunu temizliyorlar. Bunu yapmak igin milyonlarca galon su kullaniliyor ki, zaten her yer- 
de su sikintisi gekiliyor. (Denizleri ijguncu diJnya iJlkeleri kirletmiyor. (Greenpeace=ingilizce: Ye§il 
Barij'gilarin agzindan bunlari hi? duydunuz mu?) Bunu kaynatmak igin dogal gaz kullaniyorlar. DiJn- 
ya'da higbir ihtimal yok ki, Kanada katran kumu iJretimi giJnde 3 milyon, 3 buguk milyon varilin ustij- 
ne giksin. Bu konulari pek bilmeyenlerin inkar etmek igin ilk soyledikleri, "Tamam da, hidrojen ne 
olacak"dir. "Elektrikli arabalar yapamaz miyiz?" O zaman onlara junu hatirlatmam gerekir: Her 
araba lastiginde 7 galon petrol bulunur. Her arabanin malzemesinde binlerce galon petrol vardir 



70 YAZILARIM 

plastiginde, boyasinda, cilasinda, her jeyinde. Turn bunlar petrolden iJretilir. Arabayi iJretirken, nak- 
liyesini yaparken metalini isitirken vesaire petrol kullanilir. 800 milyon elektrikli arag asia olmaz ve 
elektrik bir enerji kaynagi degildir. Elektrik bajka bir enerji yakilarak veya ba§ka bir enerji kullanilarak 
iJretilir. BugiJn ozgiJrluk ve gijg igige gegmi§tir. Elektrik gucuniJn goriJnmez neferleri... 
ELEKTRiK 

Elektjgjn endijstrjyel uygarliklar igin 50k onemli oldugu ajikardir. Buzdolaplarimizi galijtirir, Her 
gijn kanalizasyonunun suyu dijari iten pompasini galijtirir. Elektronik haberlejmeyi saglar, cep tele- 
fonlarimizin pillerini jarj eder, yemekleri taze tutar, ameliyathaneleri galijtirir, vesaire... Alternatif 
enerjiler konusu. 

TEMiZKOMUR 

Temiz komiir diye bir §ey yoktur. Ve asIa olmayacaktir. 

Neden? 

Karbon ayrimi son derece pahalidir. OziJndeki mantik judur, yanan komiJrdeki karbondioksiti ve 
diger sera gazlarini tutup gok buyiJk enerji sarf ederek sikijtirirsiniz. Sonra bunu buyiJk mesafeleri 
ajirtarak yerin altinda hava gegirmez bir odaya pompalarsiniz. Bu odadaki de sera gazlariyla onij- 
miJzdeki 10,000 veya 15,000 yil iginde bu gazlaria ne yapilabilecegini aniamaya gali§ir. NiJkleer ijlem 
10-13 yillik kulugka donemi gibi bir siJreg gerektirir. ButiJn izinleri almak, butiJn kontrolleri yapmak 
niJkleer giJn santrallerinin yapimi diJnya iJzerindeki en fazia enerji harcatan ijlemlerden biridir. QE- 
LiK, KUR^UN KORUMA, URANYUMUN ZENGiNLE^TiRlLMESi KORKUNQ DERECEDE AGIR BJR J^TJR. 
Ortaya bir uranyum taji atip niJkleer enerji yapamazsin. Bu jekilde olmaz. 

DENiZ DALGASI 

Dalgadan elde edilen enerjideki problem §udur; Uretim sadece deniz kenarmda yapilabilir. Deniz 
suyu son derece gurutucudur. Bu tip makineleri iJretmek 50k enerji alan bir ijtir. Bu durumda derhal 
etki yaratacak ve gergekten etkili olabilecek iki alternatif enerji var. 

GUNE§ VE RUZGAR ENERJJSJ 

Ornegin Texas, Oklahoma ve Colorado gibi dev riJzgar santrallerindeki ilk problem §udur: 

Elektrigin temel kanuna gore elektrik ilk kullanilan yerde bo§alir. Evet, elektrigi uzun mesafelere 
gonderebilirsiniz ama insanlarin akiina gelmeyen jey, transformerlere giden gijg hatlarinda kullanilan 
bakirin ne oranda oldugu ve hatlarin ne kadar bakima ihtiyag duydugudur. Bu durumda ne zaman 
"?6lde 150 km boyunca dizili giJne; panellerimiz olabilir" diyen sagma reklamlar gorduguniJz zaman 
dijjunemedikleri jey oradaki elektrigin bajka bir yere gonderilmeden once oncelikli olarak Califor- 
nia'da kullanilacak olmasidir. Hani diyelim bu filmi izleyen biri kim bu adam diye sorabilir, yani tam 
bir fikir edinmek ve bu bunlari nereden bildigini tam olarak aniamak isteyebilir. 

1973 yilinda UCLA siyaset bilimi boliJmunden, derece ile mezun oldum. 1173 sinifi Los Angeles 
Polls Akademisinden mezun oldum, ardindan LAPD tarafindan DEA Narkotik okuluna gonderildim. 
30 yildir ara5tirmaci gazetecilik yapiyorum. TiJm ulusta buyiJk ses getiren skandallari ortaya gikardim. 
Tabii bu arada kongrenin birgok ijyesiyle tanijtim. Uzun siJredir kongrede ifade vermeye gali§iyorum. 
ger5:ekten de hig kongrede ifade veremedim. Aslinda bir keresinde Haberalma Komitesi'nin istegiyle 
yazili ifade verdim. Ama vermek istedigim ifadem okunduktan sonra, taniklik etmeye ^agriimadim. 
Biri Harvard ijletme KiJtuphanesi'ne girmi§ iki tane kitap yazdim. ABD'de ve ve birgok iJlkenin iJniver- 
sitelerinde dersler verdim. Zaten insanlar merak ediyor, UCLA'dan mezun bu adam nasil oluyor da 
tiJm bu jeyleri bilebiliyor diye. Bu genel medyayi 30 yil boyunca okumak ve taramayi ogrenmekle 
oldu. NEYiN GERCEKTE OLUP BJTTiGiNJ MAN^ETLERDEN DEGIL, DUNYADAN GELEN DEGI^IK HA- 
BERLERDEN BULMAYI BJLMEKLE ... Ama bunlar oyle haberler ki, asil karar merciilerinin bakmayi bil- 
digi, ve alakasiz noktalari birbirine yakla$tirip birbiriyle nasil baglayacagini bildikleri tipte haberler. 

BESiN 

Toprak bitkilere tiJm ihtiyaci olan besinleri veren §eydir. Eger topraktan besinleri gekip alirsan 
toprak ije yaramaz hale gelir. TiJm tarih boyunca toprak kendini yenileme yoluyla besinleri bir jekil- 
de geri aliyordu. Bitkilerin guriJmeye birakilmasi topragi giJbreler, eksikligini tamamlar, Bu yiJzden 
ijrun rotasyonu 50k onemlidir. Bir kereviz ekininiz varsa, bu topraktan belli kimyasallari gekecektir. 
Bugday veya bajka bir ekin, o eksik olan kimyasallari tekrar topraga geri verebilir. Yani toprak kendi 



YAZILARIM 71 

71 YAZILARIM 

dengesini saglar. UziJcu olan, bizim insan irki olarak yeryuzunden gok kopuk bir hale geldik. YeryiJ- 
zijyle gergek bir baglantimiz yok. YeryuziJnun fonksiyonlanni aniamiyoruz, verdigi hissi, mevsimleri- 
ni, zamanlamasini... En ba5ta besinlerin yetigtigi list topragi ijstune petrolden ve dogalgazdan elde 
ettigimiz kimyasallari bogalttigimiz bir siingere cevirdik. Bu kimyasallar olmadan... ARTIK TOPRAK 
BiR UYU§TURUCU BAGIMUSI GJBi, TOPRAK DEGERSiZLE§Ti. i§te bundan dolayi §imdi topraga bir 
ekin ektiginizde, petrolle gali§an bir makine surijyorsunuz. Uzerinde gidersin, toprak suruliJr. Sonra 
bajka bir petrolle galijan makine siJrersin, ekin yaparsin. Ardindan sularsin. 

E nasil sularsin? 

Su, elekrikle galijan su pompasi ile basilir. O elektrik nereden gelir? ABD'de ya komurden ya da 
dogalgazdan. Bir sonraki ajama da topragi giJbrelemektir. BUTUN PiVASADAKJ GUBRELER, AMON- 
YAKDAN YAPILIR VE AMONYAKIN KAYNAGI DA DOGALGAZDIR. Yani amonyum nitrat giJbreler ba?- 
ka petrolle galijan bir makine tarafindan sikilir. Ardindan bir bajka petrole dayali makine, ekin ilagla- 
yicilar tamamiyla petrolden yapilmi? olan bocek ilacini sikarlar. 

Hasat zamani geldigine ne yapilir? 

Bir bajka petrolle galijan makine siJrulur ve ekinler hasat edilir. Gene bir bajka petrolle galijan 
makine kullanilarak iJrun, ijlenecek olan yere tajinir. UriJn bir bajka petrolden yapilmi? maddeye, 
plastik ambalaja sarilir, bir bajka petrolle galijan makineye yiJklenir ve bilmem kag kilometre uzaga 
yemek dagitim deposuna tajinir. Buradan da bajka petrolle galijan bir arag ile sijpermarketinize ta- 
5inir. Bu yiyecegin giJnumuzde yetijtirilmesi, iJretilmesi ve diJnya iJzerindeki nakliyesi aniamsiz bir 
jekilde yapilan miJthi? bir hidrokarbon israfindan ba§ka bir jey degildir. 

Neden gilegimiz §ili'den geliyor? 

Neden ispanak ^in'den geliyor? 

Veya neden angiJezi (hamsi) diJnyanin ote yanindan metal konservelere koymak igin tajiyoruz En- 
diJstriyel diJnyada her tiJketilen yiyecekte on kalori kadar hidrokarbon enerjisi var. Hayatimda 3 kere 
gordijgum jeyleri, unutmaya uzaklajmaya gali5tim. GordiJgum jeyler o kadar delice, o kadar zivana- 
dan gikmi5, o kadar yanlijti ki. Ve bir de etrafimdaki insanlar da uzaklajmami istiyordu. Ama ne za- 
man bu yuriJdugum yoldan uzaklajmaya galijsam, kaginilmaz bir jekilde hayatimdaki diger herjey 
elimden aliniverdi ve gene bu yol geriye kalan tek jey oldu. Bajka bir segenegim yoktu. Eh tabi, ofke, 
kirginlik birikiyor insanda, ozellikle tam tersi jekilde davrananlardan bu kadar sahtekarligi, bu kadar 
kanunsuzlugu, cinayeti, ihaneti ve gijrumujlugu gorijp belgelemijsen. Sonunda bardak tajti... 1993 
yilinda Denize! Albay Jim Sabow'un El Toro Hava UssiJnde dlduruldugunij duyunca kendimi ilk defa 
bu i$in i^inde buldum. Albay Hava Operasyon $efiydi, ClA'in ClSO'iaria 2000, 3000 kilo kokaini liava 
ussunden ge^irdigini aniadi ve dlumijne intiliar susij verildi. O olay uzerine ben kopruleri yaktim. 
Ondan sonra bu yolun nereye gidecegini biliyordum ve nereye giderse gitsin, bu yolu takip etmem 
gerekecekti. 

VAH§i DOGADAN 

Biraz yazarlik yetenegim oldugundan, 1980'lerde serbest olarak yazarlik yapmaya bajladim. Bir- 
kag ijim yayinlandi. Bir yazar olabilecegimi fark ettim. Qok kisa sure i^inde A.B.D ordusunda ya§a- 
nan 109 gizemli olijm veya intihar hakkmda yazdim. Ve bunlarm gogunun gizli operasyonlaria 5u 
veya bu §ekilde birbiriyle baglantili oldugunu buldum. Bir sonraki asil ilerleme 1996 yilinda, CIA jefi 
Deutcli, Jolin Deutcli ile Locke lisesinde karji karjiya gelmemden sonra oldu. Orada kalkip §6yle bir 
§ey dedigimi hatirliyorum: 

"Ben bir eski Los Angeles polis detektifiyim" 

"Los Angeles'm gijneyinde gorev aldim" 

"Ve $ef Deutcli size lafi evelemeden" 

"size $unu soyleyebilirim:" 

"CIA uzun sijredir bu ijlkede" 

"uyu$turucu satiyor" ve odaya bomba dijjmu? gibi oldu. Ben zaten 18 yildir ClA'in uyujturucu 
sattigini soylijyordum. Yani bunun yiJzunden bana ate? bile ettiler. Polis tejkilatindan zoria gikaril- 
dim. Hakkimda karalama bajlattilar. Bana deli dediler. Eger IG'nin sorujturmasinda ve Fred Hin- 



72 YAZILARIM 

son'in galijmasinda, agir jug i§lendigine dair bulgu olujursa, Amerikan halkina bunu agiklayacak mi- 
siniz? Bu insanlan adaletin huzuruna getirecegiz ve hesap vermelerini saglayacagiz. ^ok sik oldugu 
gibi, adalet yerini bulacak dedikleri zaman, adalet yerini bulmaz. Yolunmujtur ve a§inmi§tir. i§in 
iginde gok gizemli olumler vardi. O gorijjmede bulunan parlamenter Julian Dixon'in ani bir kalp krizi 
gegirmesi, beni haber biJltenimin ilk sayisini yazmaya itti Mayis 1988 Vahji Dogadan. Oturdum ve 
birkag sayfa yazdim, 8 sayfa kadar sanirim. Bunu 68 kijiye postaladim. Ve bundan sonraki 8 buguk 
yilda, Vah§i Dogadan, 60 kongre ijyesinin ve diJnyanin degijik yerlerindeki iJniversite profesorlerinin 
ve hiJkumet yetkililierinin abonelikleriyle hizia buyudij. CIA ve uyujturucu konusundan sonra ilk ifja- 
atim CNN'in tamamiyla yalan soyledigini kanitladigim 1988 Tailwind skandali denilen bir olaydi. Bu 
CNN'in dogru jekilde verdigi, yapimcilan April Oliver'in bildirdigi, ClA'in Vietnam savagi sirasmda 
Laos'da sinir gazi kullandigi ve buna Henry Kissinger'in onay vermesi haberiydi. Pentagon'un soy- 
lediginin aksine gazi birakan dort farkli A-1 pilotuydu. CNN tabi ki kivirdi. Henry Kissinger aradi. 
Oliver i§ten atildi. Haber biJltenimde yazdigim Pat Tillman serisi. TiJm yedi boliJm, Pat Tillman olayi- 
ni meydana gikardi. dokuz memur ijinden oldu veya disiplin cezasi aldi. HiJkumet en temel gorevini 
ihmal etti. Ama benim o zamanki ekonomik ongoriJlerim, gok yerinde gikti. Yaklajmakta olan eko- 
nomik gbkujiJn arkasmdaki problemler gok katmanli ve bundan once gordugumiJz higbir jeye benze- 
meyecek. 

2006yilinda dedik ki; 

"iPOTEGiNizi ivi kontrol edIn" 

"OZELLiKLE DEGi^KEN ORANLI iPOTEK ALMI^SANIZ" 

"ALTINAYATIRIMYAPIN" 

"BORCUNUZU OLABiLDiGiNCE DU^URUN" 

"FiNANS ARACLARINDAN VE AGIR KREDi KARTI BORCUNDAN UZAK DURUN" 

O zaman biz bu jekilde uyarilar serisi yayinladik. Kag kijinin ipotek senetleri iJzerinden yapilan 
spekiJlasyondan haberi oldu? Yatirim fonlari gibi, ama bu durumda hepsi ipotek senetleri. Bunlarda 
da usulsuzluk yapildi, Enron'daki gibi. Ama biz bu ekonomik uyarilari yaymladiktan 11, 12 sonra, 
tam Tillman serisini yaziyorduk, i$yerlerimiz soyuldu. Yedi bilgisayarimiz pargaiandi ve bundan 
sonra olaylar zinciri bajladi. Sonugta hayirlisi oldu, gunkij benim gelijmem gerekiyordu, gelijtim de. 
Bu olanlardan sonra bir donem yajandi, yani benim ijlerimi sabote etmek igin kasitli giri§imler oldu. 
Bunlarin dort tanesi bize gore FBI ile baglantiliydi. Ben emekli oldugumu yazdim. Resmi olarak dedim 
ki ben emekli oldum. O zaman baktigimda gergekten de dedigim jeyde oldukga samimiydim. Tekrar 
ayaga kalkabilecegimi bilmiyordum. Veya tekrar igimde uguncij, dorduncij kez devam edebilme gucij 
bulabilecegimi, ama bir yandan bunun boyle goziJkmesini istedim, iJstumden o baskinin kalkmasi 
igin. EN AZINDAN BUSH VE CHENEY BEYAZ SARAY'DAN GJDENE KADAR, QUNKU BASKI ORADAN 
GELiYORDU. DJREKT ONLARDAN Ml? 

Yani o yonetimden demek istiyorum. Yoksa ClA'yi, ve FBI'yi yonetenlerden mi? Baski kimden 
geliyordu? 

Richard Cheney ve Donald Rumsfeld'in benimie ozel olarak ilgilendiklerinden hig $uphem yok. 
Ve Bush yonetimi siJresince haber biJltenimde yazilanlardan. Zaten bundan fazlasini da bilmeme 
gerekyok. Von Clasuewitz denilen bir adam vardi, diyordu ki: 

"Sava§ politikanm farkli yollardan devam etmesidir." Politika ekonominin farkli yollardan siJrme- 
sidir. BiJtun bu karma§ayi gozmek igin bir tek terimi aniamak gerekir. Bu aniamasi gok basit, buyiJk 
finansal bir terim. Bu terim tiJrev. TiJrev somut bir §eyin, kendi degerinin iJzerinden ba§ka bir deger 
tijretilerek olu$turulan finansal ara^tir. Bajka bir deyijie, bir misir bajagmin degeri vardir. Bir varil 
petroliJn degeri vardir. Bir eviniz ve bir ipoteginiz varsa bunda sorun yoktur. Paketleyip, gruplayip 
ipotek tabanli hisseler iJretmeye ba$ladiginizda buna turev denir. 

C6ku5 bajlarken, EyliJl 2008 diyelim, Soyut degeri olan tiJrevler vardi. Yani tiJm kagitlari bir araya 
getirince bunun degeri 700 trilyon dolardi. Ba§ka bir deyijie bunlarin hepsi ayni anda bozdurulsa 700 
trilyon dolar nakitin olmasi gerekirdi, tabi ortada bu kadar bir para yoktu. BiJtun bu onlemler ve 
tiJrevler, vermeler, geri gagirmalar bunlarin hepsi tiJrevdir. Ve diger tiJm yaptiklari $eylerde, tek du- 
$undukleri, kredi karti faturasindaki aylik minumum odemeyi yapmakti. Ba§ka bir deyi§le, soyut de- 



YAZILARIM 73 

73 YAZILARIM 

gerii turevlerdeki 700 trilyon dolari karjilayabilmek igin, her ay belli bir nakit odeme yapmalan gere- 
kiyordu. Ve Allah muhafaza ya hepsini ayni anda odemek gerekse? 

§imdi 11 trilyon dolar civarmda olan, mali kurtarmalarda olup biten $ey $u: Butun A.B.D mail 
kurtarma paketleriyle, o 700 trilyon dolarlik tiJrev balonunu indirmeye gali§iyorlar. Para ilk icat edil- 
diginden beri para paradigmasmi ekonomik paradigmayi yonetenler, bunu gizemli kilmak istediler. 
Para diJnyasi ile ilgili teferruati ancak bir uzmanin gozebilecegine insanlari inandirmak istediler. BU- 
GUN DUNYADA PARA i^LERiNJN NASIL YURUDUGUNU ANLAYABJLMEK i^lN BiUNMESi GEREKEN 
SADECE 3 §EY VAR. 

Bir: Kagit Para 

Para nedir? Eger cuzdanimdan bir para gikarmam gerekse cuzdanima erijip bu parayi gikaririm. 
Bu 20$. Wow. Tamam. Bunu yiyebilir miyim? Bunu diJrup yiyebilir miyim? Bundan kalori ve vitamin 
alabilir miyim? Hayir, alamam. Bunu burujturup benzin depoma koyabilir miyim? Araba bunia yuriJr 
mij? Hayir, beiki benzin enjektorunij tikayabilir. Bu sadece bir semboldiJr. Bu paranin higbir aniami 
yoktur. Bu bir kagit. Biri baski makinesinde bunu higten var etmi?. Bundan ibaret. PetroliJn gelijme- 
siyle olujan o dev nijfus patlamasindan once para sisteminde de bir devrim yajandi. Bir zamanlar 
bir pound sterlin ger^ekten de bir pound gumij; sterline anlamma geliyordu. Topraktan ancak o 
kadar gumij? gikarilabiliyordu. Somut bir kar§iligi vardi. GumujiJ basamazdiniz. Gergek bir §eydi. 
Ona kar§ilik gelecek enerji olmadan daha fazia para basamazdiniz. Bu kadar basittir. Bu yiJzden kagit 
para var. Sonra kismi rezerv bankaciligi denilen jey gikti. Bana 10 dolarlik bir teminat yatirdiginiz 
zaman, ben bu gekmeceki 10 dolaria 90 dolarlik borg alabilirim. ^unkij tiJm onciJl hesaplamaya gore 
herkesin ayni anda parasini geri istemesi soz konusu degildir. Buna bankadan (ali$ma denir. Yani 
olasiliklari hesaplarlar, bu Vegas'daki bahisgiler gibi. Ve derler ki: "Evet, yani bildiginiz gibi normal 
ko$ullarda gok ufak bir olasilik var" 

Ben §imdi o 10 dolarlik depozitoya toplamda 100 dolar bor^ veriyorsam bu yoktan var ettigim 
daha fazIa para demek. Eh bu durumda o parayi alan kimse, bunu odeyebilmek igin hala daha fazIa 
para yapmasi lazim. En altta duran bankaya bu borcunu odeyecek ki, banka daha da fazIa para yara- 
tabilirsin. Yani bu noktada artik junu rahatlikia soyleyebiliriz, A.B.D ekonomisinin zaman iginde go- 
kijjuyle artik hemen hemen herkes bilejik faiz'in nasil ijledigini biliyor. Kredi kartmizdaki faiz orani 
yijkseldik^e, kredi karti yijzde 20, yijzde 25 olanlar i^in, bu demek oluyor ki eger her ay nakit ode- 
mezlerse bir o kadar daha para ijretiyorlar. Bu benim aniattigim §ey bir SAADET ZJNCiRJ. Biz sonsuz 
bijyume paradigmasi iginde yajiyoruz. Ki bu sonsuz buyiJme gerektiriyor. Bu sadece Bernie Madoff 
veya Stanford bir gejit saadet zinciriydi demek degil. BiJtun ekonomi bir gejit saadet zinciri. BiJtun 
global ekonomi surdurulemez. Sonsuz bir biJyume gerektiriyor. Ama sonsuz biJyume sinirli kaynak- 
larla drtu$mez. 

Termodinamigin ilk yasasi, "enerji yaratilamaz veya yok edilemez" der. 

ikinci yasa, "enerji sadece tek bir yonde ddnu$ebilir, kullanilabilirden kullanilamaza dogru" Bu- 
na entropi yasasi denir. Nesneler dagilir. Ve tiJm enerji aktarimlarinda, bir kisim enerji her zaman 
israf olur. Yani sinirli enerjiniz ve sinirsiz biJyume gerektiren bir finans paradigmaniz var. Ve artik 
insanlik tarihinde sinirsiz biJyume paradigmasinin paradan daha guglij bir jeyle gakijtigi noktaya gel- 
dik. 2006 YILINDA C6KU§UN, A.B.D EKONOMiSiNiN KENDi iglNE COKMESInIN AN MESELESi OLA- 
CAGINI BiUYORDUM. Ama aslinda bunu bir yil veya biraz daha fazIa fark ile kagirdim. Ben daha once 
olacagini du§unuyordum, ama sonugta oldu. Ve jimdi biJtun bunlar oluyor, pargalar tam yerine 
oturuyor, bizim biJtun soylediklerimiz, yazdiklarimiz, yaptiklarimiz tiJm petrol tavani eyiemcilerinin, 
tiJm siJrdurebilirlik savunucularinin... ^izdigimiz harita tam olarak dogru gikiyor. Nesneler biraraya 
gelmez, dagilirlar. 

BiR HUKUMET gOKERSE NE OLUR? 

Posta dagitilmaz. Hava trafik kontrolciJleri maa? alamaz o zaman ije gitmezler, bu da ugaklar 
ugamaz anlamma gelir. KopriJ ve yol denetimleri yapilmaz. Tarim Bakanligi denetimleri yapilmaz. 
Hizmetliler tasfiye edilir. Kolluk kuvvetleri gali§maz. Yani bu artik bir sir degil. Her giJn man§etleri 
gorijyorsunuz. California iflas etti, Michigan iflas etti, Ohio oyle. Sagda solda hizmetleri kapatiyor- 



74 YAZILARIM 

lar. 

Ulkenin her tarafmda ^adir Rentier yijkselmeye ba$ladi. 

Evsiz, yerinden olmu? insanlar var. 

Qok bijyijk milyarderler, elit diyecegimiz insanlar, sijruyle (ok ama (ok zengin insanlar eziliyor, 
yaniyor, canli canli yeniyor. 

DUYULMAYAN §EY §U, TUM DUNYADAKi EKONOMILER A.B.D EKONOMJSiNDEN QOK DAHA HIZ- 
U gOKUYOR. iNGJLTERE'NiN QARESiZ DURUMDA UMUTSUZLUK PERDESJ BUTUN DOGU AVRU- 
PA'NIN UZERiNE BInIYOR. 

Yunanistan'da devrim yolda. Ayaklanmalar degil. Bu bir halk hareketi degil, bu bir devrim. 

Meksika smirmda uyu$turucu kartellerinin $iddeti, TUM BUNLAR 0KU§UN PARQASI. 

Pakistan'da, Afganistan'da gok fazia jiddet var. DiJnyayi bugiJn geldigi noktaya kadar yonetmi? 
olanlar ve yonetenler artik kontrolij yitiriyor. Bana kompio teorisyeni dendi mi? Tabii ki dendi. Ama 
ben kompio teorileriyle ugrajmiyorum. Ben kompio gergekleriyle ugrajiyorum. Bana uzun sure once 
biri, sanirim 1984'de demi§ti ki: "^armihtan a$agi in, dallama, oduna ihtiyacimiz var" Ben bir mesih 
degilim. Ben kimseyi kurtarmakia yiJkumlu degilim. Benim kurtarmakia yiJkumlu oldugum tek ki§i 
kendimim. Benim gordijgum jey bir paradigmanin (degerlerin) sonu. Bu diJnya iJzerindeki tiJm ya- 
5ami neredeyse oldiJren ve kesin olarak dinozorlari bitiren meteor olayi gibi bir afet. O zamanlar di- 
nozorlar paradigmalarinin kraliydilar. Ve bir paradigma daha bir §ey dijjunmeden once du§undugu- 
niJz §eydir. 

Biri paradan bahseder, ve siz otomatik olarak kabul edersiniz ki, bile$ik faiz, kismi rezerv banka- 
ciligi, kagit para iyidir, ve bunlari korumamiz gerekir, gunkij korumazsak bu bizim igin, kotij bir §e- 
kilde sonuglanir. Darwinism'i biliyorsaniz, soyledigi sey sudur: evrimlesmis veya cevrelerindeki ko- 
sullara uyum saglami; tiJrler, hayatta kamis tiJrlerdi, ve bu kosullara ayak uyduracak donamima sa- 
hip olmayan veya sahip olamayanlarin, evrimsel cikmaza girenlerin kaderleri olumdij. 

"Mike dikkatii olsan iyi olur" 

"Sosyal Darwinismi savunuyorsun" 

Ben sosyal Darwiismi savunmuyorum. Ben gergek Darwinisim'e jahitlik ediyorum. Eger bir kamp- 
ta diger kampgilar ile birlikte kalirken, bir ayi saldirirsa, ayidan daha hizli olmaniz gerekmez. Sadece 
en agir kampgidan daha hizli olmaniz gerekir. Benim kullandigim sadece tek bir grafik var, sekiz iJl- 
kede verdigim 60-70 derste saniyorum ve bu insan nijfusunun grafigi. Bu grafige baktiginiz zaman, 
gordijgunuz jey insan niJfusunun, Hz. isa zamaninda yaklajik kabaca bir milyar insan civarinda olma- 
si. Hiyarcikli veba donemine kadar bu sayi istikrarli seyrediyor sonra ilkel teknolojilerle birlikte yiJk- 
selmeye bajliyor, sonra hiyarcikli veba donemi geliyor. Biraz dijju? var. 

Veba'dan sonra Ronesans dedigimiz donemin ba$langicini gorijyoruz Endustriyel devrimin ilk 
ajamalarini, buharin kejfediliji. NiJfus bu jekilde gitmeye bajliyor. KomiJrun kullanimiyla, nijfus bu 
jekilde gidiyor. Ama 1900'lu yillarda, 20. yiJzyila girerken petroliJn hazir ve nazir olmasi ile birlikte 
niJfus bu jekilde gidiyor ve 6,5 milyar insana ulajiyor. NiJfusumuz 7 milyar insan civarinda olabilir. Ve 
tiJm bu insanlar sadece petrol sayesinde gezegende yajayabiliyorlar. Bu kadar. O zaman petrolij 
ortadan kaldirirsaniz, nijfusunda da ortadan kalkacagi a$ikar. Butun bilimlerde, biyolojide, ister 
bakteri olsun, ister petri kabi olsun, ister arktik geyik, arka arkaya elverijli kojullaria karjilajip oyle 
bir TEPE NOKTASINA GELDJKTEN SONRA ANJ BJR C6KU§U YA§AMAYAN TEK BJR VAKA YOKTUR. Bu 
biryasadir. Bu yergekimi kadar temel bir yasadir. Bu termodinamik kadar temel bir yasadir. Ve bunu 
dujiJndugunuz zaman, bu ayrica borsa veya para piyasasinin bir gergegi olarak dijjunulebilir, bu 
jekilde gider ve boyle gider, ve otomatik olarak boyle gider, Bu tiJm balonlarin hikayesidir. Bence 
bunu "insanlar aniayacak mi" ve sanki tiJm insanlar tek bir kijiymi? gibi sormak da yanlij. BiJtun 
insanlarin aniayip aniamamasi umrumda degil. Ne zaman karji konulmaz hayati tehdit eden bir krizle 
karjilajsan, buzdagina garpan Titanik ornegindeki gibi ve diger insanlardan once bunu fark ettiysen, 
geminin batacagini, yeteri kadar cankurtaran botu olmadigmi ve sen cankurtaran botu yapmayi bili- 
yorsan ve bununia daha once de baja gikmijsan. Gene de Titanic batmaya baslamadan cok once 
gemide iJc tip insania kargilagman muhtemeldir. 

ilk olarak far ijigindaki geyik diyebilecegimiz tip gikar kar§ina. "Gemi darbe mi aldi? Bu ne demek" 



YAZILARIM 75 

75 YAZILARIM 

"Ne yapacagim Ne yapacagimi bilmiyorum" "Nereye gidecegimi bilmiyorum. Bunu mu yapmaliyim? 

Bilmiyorum" Builkgrup. 

ikinci grup der ki; "Geminin batacagini aniadik. Eger cankurtaran botu yapmazsak ve bunu he- 
men yapmazsak hepimiz olecegiz" "Size bunu nasil yapacagimizi goster" 

Bir de u^ijncu grup var. Bunlar da: "Bu titanik" "Bu gemi batmaz" "Ba-ta-maz" "O zaman biz 
gidip bir$eyler i^ecegiz ve kiyamet gijnu habercileri siz de ne haliniz varsa gorijn" Eger siz cankurta- 
ran botu yapmayi bilen ki$iyseniz bunlardan hangisine yardim edersiniz? (Kendine guvenen siya- 
setgiler) 

Bazi 5eyler artik kaginilmaz. Ben size soyleyeyim, FEDERAL MEVDUAT SiGORTA FOND (FDIC) 
ODEME ACZi YOLDA. FEDERAL REZERVJN ODEME ACZi YOLDA. FEDERAL REZERV JFLAS EDEBJUR. 
Hazine bonosu sifirlaniyor. Dev bir iflasin ejigindeyiz, aglik, gog. TiJm bunlar yolda. Her jey farkli 
yerlerde ve farkli jekillerde dagilacak. Benim §u anda yapabilecegim en iyi jey size bazi bazi i§aretler 
hakkinda fikirler vermek olabilir. 

Yillardir arajtirmacilar ve aktivistler tarafindan tarif edilmi? olan "engebeli plato" gergekten ol- 
maya bajladi. Basitge ifade edilirse, petrol fiyatlarindaki arti? egrisini alirsin ve petrol fiyatlarindaki 
arti5 petrol bitene kadar devam eder. Ardindan olan jey judur, petrole olan talebi yok etmen gerekir 
ki bu gokijjle birlikte olan §ey budur. (GunumiJzde petroliJn TiJrkiyede ucuzlatilmayip pahali tutulma- 
sindaki neden bu olabilir. Ancak insanlar bu bilmiyorlar. Bu da ayri bir hatadir.) 

ENGEBELi PLATO: Petrole olan talep yok olur, petrol fiyatlari dijjer. Tekrar toparlanmaya bajladi- 
gin zaman, egrin gene yiJkselir ve tekrar sinirli petrolle gaki§irsin ve enerji fiyatlarindaki arti§, her jeyi 
devre diji birakir. 

Bence endijstriyei insan uygarligma vurulacak asil agir darbe petrol fiyatlarmm tekrar yukseli$iy- 
le olacagi kesin. HiQ KiMSENJN GUCU O PETROLU ALMAYA YETMEYJNCE, HER §EY KAPANIP DEVRE 
Dl§l KALACAK. BU COKUSUN HIZLI OLMASI GEREKJYOR KJ. ALTYAPI AYAKTA KALSIN. HEPJMiZ BU 
ALTYAPI HiKAYESiNi DUYMU§UZDUR. 

i$te lagimlar, koprijler, yollar falan. i$te olay $u ki, ekonomik ^okij; devam ettik^e veya hiz- 
iandik^a, bijtun bu yapilar daha (ok bakimsizliga du$ecek. Bunlari tamir etmek i^in, para veya 
gelen bir kaynak olmayacak. O nedenle yapmak isteyeceginiz $ey yeni bir paradigmaya ge^mek 
liala ortada altyapi kalmi$ken, yeni bir$eyler yapabilmeye ba$lamak i^in eski olani ayak altmdan 
(ekmek olacak. 

iNSAN UYGARLIGININ GE^i^ EVRESJNDE HAYATTA KALABiLMEUYiZ. OTURMU§ BIR UYGARUGIN 
ORTAYA CIKMA SURESiNJN, 20 YIL JLE VE ALLAH MUHAFAZA, BOYLESi AGIR VE SERT OLACAKTIR 
YANi 50 VEYA 100 YILA KADAR. SUREBiLECEGJNi TAHMJN EDJYORUM. GECi§ EVRESJNDE HAYATTA 

KALABiLMENiz gerekIyor. o yuzden panIk yapmayin. kendInIzI DAGITMAYIN. KAFANIZI 

KULLANIN. 

Lokal durumunuzu, nerede oldugunuzu analiz edin tekrar kanalizasyon yapmayi dert etmeyin. 
Birkag yil boyunca su alabilecek durumda olacaksmiz. insanlar petrol ya vardir ya yoktur diyecekler. 
Yiyecek vardir veya yoktur. Ve insanlar diyecek ki, 

"SALI GUNU MARKETE ERZAK GELECEK, VE BU ERZAGI BIR DAHA GOREMEYECEGiZ." Bu §ekilde 
olmayacak. Her 5ey dagilmaya bajlayinca, belli bolgelerde birkag giJn siJren kitliklar olacak. Higbir 
5eyin kalmadigi noktaya varana kadar. Bu nedenle kendinizi hazirlamaniz gereken jey bu en son 
ajama, ama bu gegi? sirasinda hayatta kalabilmek i?in hazirlanmaniz gerekecek. Bazi insanlar 

"Tamam, ben o zaman daglara ka^acagim" "Bir tane kuliJbe in$a edecegim" "10 milyon teneke 
liazir fasulye alacagim " diyorlar. Eh, bunu soyleyenler beiki en ba$ta olecek. ilk olarak, artik gok 
geg. Eger §imdi kirsalda nasil yajayacaginizi bilmiyorsaniz ve 5U anda kirsalda degilseniz, bojuna 
gitmeye gali§mayin. ^unkij aci jekilde bajarisiz olacaksmiz ve oraya sizden once gitmi§ olanlar tara- 
findan vurulabilirsiniz. Bu konularda ekiemedigin 5U faktor var, insanin problem gozmekteki miJthi? 
yetenegini goz ardi ediyor gibiyiz. 

Babam Hava Kuvvetleri'nde kidemli bir havaci oldugu igin gok iyi asker bir egitimden geliyordu. 
Karar verme ve analiz gerektiren oliJm-kalim durumlarmda ele§tirel du§unmek ve acil durumlara ge- 



76 YAZILARIM 

reken tepkiyi vermek i?in egitilmijti. Bu nedenle ben de gok geng yajta, kritik du$unme yetenekleri 
konusunda egitim aldim. Ve beiki dogujtan gelen de bir yetenegim var. Ben bazi insanlann elejtirel 
dijjunme yetenegine sahip olduklanni dujunijyorum. Benim durumumda Los Angeles'da giJney mer- 
kezde polislik yaparken almam gereken bazi hizli kararlar oldu. Bazen insanlann hayatlanni degijtiren 
bazen de insanlann hayatini sonlandirabilecek kararlar bana dogru dijjunmek ve tepkiyi vermek akia 
karayi ayird edebilme yetenegi verdi. BeIki de kritik dijjunebilmek igin ortadan kaldirdigim en buyiJk 
engel juydu: 

HAKiM MEDYANIN YAYINLARINI CiDDJYE ALMAYI UZUN ZAMAN ONCE BIRAKTIM. (Bence de 
hepsi yalan soylijyor.) 

insanlann problem gozme yetenegini konu§uyorduk. Sonsuz oranda teknoloji, sonsuz oranda in- 
san dehasi bunlar bu diJnyanin iJzerine kuruldugu fizik yasalanni ters yiJz edemez. Bunlar sabit, de- 
gijmez, gergek yasalardir. Ve bilim bunu hig gergeklejtiremedi. Bence insanoglunun kiistahligi, ki 
bence bunun bedelini oduyor, gercekten Tanri olabilecegine ve kainatin kurallarini degistirebilece- 
gine inanmasidir. Ben ger^ek, somut altin almayi ve biriktirmeyi gij^iij $ekilde savunuyorum, kagit 
ijzerindeki altini degil. Altini alirsin ve sahibi sen olursun. DEFLASYONUN ARKASINDAN OLU§AN 
HiPERENFLASYON VE ARDINDAN BUTUN O TRILYONLARCA DOLAR GERI GELINCE, BIR PARCA EKMEK 
ALMAK igiN BiNLERCE DOLARI EL ARABALARIYLA TA§IYOR OLACAGIZ VE ZAMAN JNSANLARIN MAL 
KAR§ILIGI KABUL EDECEGi TEK DEGER ALTIN OLACAK. Yapabileceginiz her §eyi yapin. Gerekiyorsa 
evinizi tecrit edin. Bir eviniz, topraginiz varsa derhal petrol-kimyasallardan anndinn. Ve onu tekrar 
restore etmeyi ogrenmeye bajlayin. Kiraladigim yerde yaptigim jey 5u; BarbekiJ ve odun kiJlunu 
birlejtiriyorum sonra dijari gikip her jeyin iJzerine i5iyorum, gunkij bu sayede amonyum-nitratin kok 
elementleri topragi geri getirmeye ba§liyor. Eger cep telefonuna bagliysaniz, gidip normal bir hat 
aim Turn bu telekomijnikasyon $irketleri uydulari, cep telefonu antenlerini, fiber optik kablolarmi 
ve harika telefonunuzu (ali$tiran turn o $eyleri borsa (okijnce, bakim masraflari kisilacak. Ve cep 
telefonu servislerinde kopmalar ya§ayacagiz. Sabit bir hat size yardimci olabilecek bir ekstra olabilir. 
ilk yardim ve bijtuncul tedavi hakkmda kitaplar aim. Orta kararda temiz su depolaym ve makul 
oranda yiyecek depolaym. BiJtun dmrijnuz boyunca yetecek kadar depolayamazsmiz. Sizin ihtiya- 
cmiz olan §ey tohumlardir. MONTANTO VEYA FRANKENSEEDS TARAFINDAN URETiLMEMi§, SADECE 
EKTiGiNiZ ZAMANA MAHSUS OLARAK BJR KERE CALI§AN VE SONRA GIdIP TEKRAR ALMANIZ GEREKEN 
TOHUMLAR. (israil tohumlarini terk edin) GiDJP ORGANJK DOYGUN TOHUMLAR ALIN VE DEPOLA- 
YIN. Bu gelecekte miJthi? bir yatirim olabilir. BuyiJk Bunalim'in aksine, bu oldukga farkli bir senaryo. 
Agilacak sonsuz kaynaklanmiz yok. Elimizde siJruyle toprak yok, herjeyin tepesindeyiz biJtum emtia- 
larda, herjeyde. Dede ve ninemden dinledigim, 1930'lu yillarda ya§adiklari yerde yiyecek yetijtirebil- 
dikleri ve mahallT yiyecek iJretimi beIki de endiJstriyel uygarlik gokerken insanlann hayatta kalabilme- 
leri igin en temel unsur olmu§tu. Petrol ortadan kalktiginda neler olabilecegine, uygarligin nasil tepki 
verecegine ve neyin ijleyip neyin ijlemeyecegine dair ornekler gordiJk. 

1991 yilmda Sovyet Rusya goktijgu zaman, kesinlikle ve tamamiyla kendilerinde hig olmadigi igin 
kesinlikle ve tamamiyla Rus petroliJne bagli olarak yajayan iki devlet vardi: KiJba ve Kuzey Kore. Bu 
iki iJlkenin olanlara tepkisi tamamiyla zitti, sonugta bir jeyi bajina gelince aniarsin. Kuzey Kore kati, 
hiyerar$ik, tepeden inmeci, Sovyet tarzi, bijrokratik bir rejimdi. Her jey merkezi hiJkumetten geli- 
yordu. Her $eyi onlar kontrol ediyordu ve Kuzey Kore agliktan kirildi. Yani, olanlar... insani agidan 
gekilen sikinti inanilmaz boyuttaydi. 

Bir anda petrol yok oldu. 

Dogal gaz yok. 

GiJbre yok. 

Arabalar galijmiyor. 

Trenler galijmiyor. Oyle bir noktaya gelmi§ti ki, bazi giJnler trenler galijiyor veya diger giJnlerde 
elektrik verilir, ama bu ikisi ayni zamanda olmazdi. Ama KiJba hiJkumeti kapitalizmin en saf hallerin- 
den birine dondij. Dediler ki, 

"Herkes topragi tekrar i$lesin ve besin yeti$tirsin." 

"Nerede ya$iyorsaniz, orada besin yeti$tirin " 



YAZILARIM 77 

77 YAZILARIM 

"Kullanilmayan tarima elveri$li bir toprak par^asi" 

"buldugunuz anda onu i$gal edin" 

"ve o topragi i$lemeye ba$layin" 

"ve o toprakta derhal besin yeti$tirin." 

KiJba hiJkumeti yerel giftgiligi 6zgurle§tirebilmek igin ellerinden geleni yapti. Ve zorlu gegen bir 
donemin ardindan, olan jey juydu: KiJba halki o giJne kadar olandan gok daha iyi beslenmeye bajla- 
di. CunkiJ 5U tarim jirketlerinden kurtulmujiardi, Frankenfood kabusundan. Her jey organikti. Ve 
Havana'nin toprak olan her metrekaresinde, gatilarda, saksilarda besin yetijtiriiiyordu. Ve surdurij- 
lebilirlik vardi. Her §ey organik oldu. Ve tek yaptiklari, halki, paranin ijieyijinden ve tepeden inmeci 
kontrolden ayirip, onlara yajadikiari yerde besin yetijtiririerse kurtulacaklarini aniatmalari oldu. 
KiJba kurtuldu ve geli§ti. Ve yeni insanT degereler dizisinde olacak olan jeyin ozij bu. Her §ey yerel 
olacak. En sevdigim yazarlardan biri, Jack London, hayvanlar hakkinda birgok jey yazdi. HAYVAN- 
LAR HAKKINDA BJUNEN BJR §EY VARDIR: 

OlumiJn yakinda oldugunu hissettiklerinde hepsi yuvalarma donmek isterler. Kendi toplulukla- 
rinda veya sijrulerine vs donmek isterler. Tanidik bir yerde olmak isterler. Bu dogal bir iggudijdur. 
Dubai'de o kadar agir bir ekonomik gokij? oldu ki Dubai'de galijan ve yajayan Hintliler ijlerini kaybet- 
tiler ve Dubai Havaalanina arabalariyla gidip, orada arabalarini terk ettiler. Arabalarini terk eden 
Hintliler'in, evierine tek yon bilet alanlar oldugu soylendi. Bu ingiltere'de de oluyor. BJRQOK PO- 
LONYALI VE DOGU AVRUPAU, AVRUPA BJRLJGJ'NE SONRADAN GIRENLER, JNGJLTERE'YJ TERK EDJP 
EVLERJNE DONUYORLAR. §imdi bazi bolgelerde, ozellikle GiJney Kaliforniya havzasinda, oradaki 
13,14 milyon insanin, 4 giJnluk yiyecek stogu olan bu bolgeden ayrilacaklari kesin giJnku bu surdiJru- 
lebilir degil. Suyumuzun buyiJk kismini Kuzey Kaliforniya'dan aliyoruz. Bu bir problem. Elektrigimizin 
buyiJk kismini Las Vegas'daki Hoover Baraji'ndan aliyoruz. 

Phoeniz (ABD"nin en buyiJk 6. §ehri), aman Allah, Las Vegas, oradaki insanlarin nereye gidecek- 
lerini du^unmeleri gerekiyor. Ve bizi kurtaracak olan $ey cemaattir. Bunu aileniz ve kom$ulariniz ve 
(evrenizdekilerle birlik olarak yapmaniz gerekiyor. Yabani bir birey olarak ba^arisiz olursunuz. Bir 
ailenin veya kabilenin ferdi olarak hayatta kalirsiniz. Bu konu beni duygulandiriyor. Dagiliyorum. Biz 
bekledik... gok uzun zamandir birilerinin bizi duymasini bekledik. Hakim medya ve hukiJmet bunu 
kimse tahmin edemezdi dedikleri zaman, agizlarindan yalan akiyor. Hepimiz neler olacagini, nasil 
olacagini ve ilgingtir, ne zaman olacagini tam olarak gordiJk. Higbirimiz, gokijjun 5U anda oldugu ka- 
dar sert ve 5U anda oldugu kadar siJratle olabilecegini tahmin etmedik. Ama yillardir bagirdik durduk 
ve soyledigimiz her jeyin, bir bir giktigini gordiJkge, gok ofkelendik. Bununia duygusal baglantimi 
yitirmi? degilim. Hayatim boyunca ogrendigim jeylerden biri denge kurmak... Yani korkuyu sevgiyle 
dengelemek, oyunia, insanlari giJlumseterek dengelemek. Kopegimi yiJruyuje gikardigim zaman 
yuruyij? sirasinda kag insani giJlumsetebildigimizi sayariz. Culver City'de jehir merkezinde yuriJduk- 
ten sonra eve gelince, ijte derim ki, "BugiJn 23 tane giJlumseme yarattik" Bir jekilde bu aniar, be- 
nim igin bir degerii bir jey, bir zevk. 

Bir psikolog.. pskiyatr vardi. ELIZABETH KUBLER ROSS, Insanin basina basa cikilmasi zor. hayati 
alt ijst eden aci bir olav gelince istirabm BES ASAMASI var dedi. 

iiki INKAR etmektir. "Boyle bir jey olamaz" "Bu dogru degil, bu olmaz" Ve inkar etmeye devam 
edilir, inkar etmekte diretilir. 

Sonra OFKE ajamasi gelir. §una gergekten inaniyorum; insanlik bu ajamaya ancak jimdi giriyor. 
Ofkenin ejiginden zar zor gegildi. §imdi ofke ajamasini atlatmamiz gerekiyor. Ve bu ajamayi nasil 
atlattigimiz gok belirleyici olacak. §u andaki mevcut hiJkumetin ve para piyasasinin yonetimi altinda, 
olujabilecek olan ofke tiJru, yok edici tiJr olacaktir. Bize goziJm diye satilan higbir §eyin, goziJm ol- 
mamasi ve bizi daha iyi hissettirmedigi igin olujan hiJsran ve iJmitsizlikten dogan ofke. 

Ve tabi ondan sonra ijte, PAZARLIK ajamasi gelecek. Aslinda §imdi de bir yandan pazarlik devam 
ediyor. "Beiki bazi jeyleri daha farkli yapabilirdim." "Beiki bunu onceden diJjunebilirdim. Beiki §imdi 
bunu yaparsam daha farkli olmaz" 

Pazarlik a§amasindan gegince, sonunda DEPRESYONA girilir. Artik yava§ yava? olayin farkina van- 



78 YAZILARIM 

lir. ister bireysel, ister bir kiJlture veya uygarliga ait olsun, turn bunlar atlatilmasi gereken duygusal 
a§amalardir. 

Ve sonunda KABULLENME ajamasi gelir. ijte ancak bu ajamada, kabullenme noktasina ulajmi? 
ve Titanik ornegindeki gibi, "Tamam, bize nasil bot yapabilecegimizi gbster" diyen insanlari bulabilir- 
sin. Buna farkli agilardan bakilabilir... 

Yani senin olu5turmak istedigin argiJmanlari destekleyecek olaylar bulunabilir, farkli farkli yazar- 
lar var, senin diJnya gorujunij paylajan ve bazi paylajmayan yazarlar da var. Senin diJnya gorujunij 
destekleyen belirii olaylari segerek bu realiteyi yaratmak mumkiJn degil mi? 

Artik tarti5malara girmiyorum. Bu tartijmalara girmememin nedeni 5u; giJnku girmek zorunda 
degilim. Bir noktada junu kabul etmeniz gerekiyor, Benim yazip durdugum, soyleyip durdugum 
5eyler, etrafimizda gergekten de oluyor. O zaman neyi tartijayim? 

Neden petrol tavani hareketi, surduriJlebilirlik hareketi bir jeyi tarti5ma geregi duysun? 

Olacak dedigimiz her jey 5U anda gergeklejiyor. insanlik tiJm yonleriyle masaya yatirildi. Siyasi 
partilere gelince, onlar tarihsel bir yanilgi. Hepsi gegip gitmi? olan bir yiJzyilin iJrunleri. Artik insan irki 
ideolojilerle degil, sadece kendisini hayatta tutacak jeyle ilgilenecek. KAPJTALiZM, SOSYAUZM, 
KOMUNiZM BUNLARIN HEPSi ARTIK DERHAL COPE ATILMASI GEREKEN TERIMLER. CunkiJ bunlarin 
hepsi sonsuz kaynaklar varmi; gibi yaratildi. $imdi artik tarih oncesi fosillere, olij dinozorlara donij?- 
mu5 bu ideolojilerin bir tanesi bile hayatimizia ilgili degil. Bu ideolojilerin higbiri bijyume orani ve 
gezegenin kaynaklari arasmdaki dengeyi tanimiyor. Bu yiJzden, her jeyden istediginiz kadar alabile- 
ceginiz fikrini unutun. Cui^^u insanoglu sonu olan bir gezegende, yajadigi gergegini kabul edip, bu 
gezegenin sinirli kaynaklari, bitki hayati, hayvan hayati ve turn diger canlilari ile uyum iginde yaja- 
masi gerektigini idrak etmeden higbir yerde, higbir jey igin mutluluk olamaz. Higbir jey igin. Her jey 
dengeyi geri kazanmakia ilgili. Kim bana benim kaderimin bijyumek oldugu fikrini satti? 

HiCBiR §EY SONSUZA KADAR BUYEYEMEZ. Sonsuz bijyijme diye bir §ey yoktur. Bu mijmkijn de- 
gil. Etrafmizdaki her $eye bir bakin, lier $ey canlidir. Bu bir ddngijdur, DOGUM, BUYUME, OLGUN- 
LA§MA VE OLUM. §u anda insanoglunun karji kar§iya kaldigi §ey ya evrimie? ya da yok ol durumu- 
dur. Ya geii; ya da 51. Tanri ugra$maz. Tanri ba$imizda durup, bakicilik yapmaz. Ya kendiniz geli- 
$ip olgunla$irsiniz ve du$unme bi^iminizi degi$tirirsiniz ya da yok olursunuz. Artik her §ey ortada. 
Tanri da ortada. DUNYADAKJ TUM DJNLER DE ORTADA. Bunlarin hepsi "Bu gergek, bu da dinin soy- 
ledigi gergek jeklinde sinanacak" Ve diJnyadaki her din, dev bir mikroskop altinda incelenecek. Bu 
insan dijjunujundeki evrimin ev muhtejem gagi olacak. Korkunuzun iJzerine gidin. O korkuyu kucak- 
layin. Ona karji engeller koymayin. Gergekten bir insan olarak yajamanin, spiritiJel bir insan olarak 
yajamanin yolu korkunuzu ve sevginizi kucaklamaktan ve jefkat duymaktan geger. Higbir jeyden 
kagmayin, gunkij bu hayatin deneyimi iginde, bu zenginligin igine en giJzel sanat eserini, en giJzel 
miJzigi buldugumuzu dujiJnuyorum. Orada insan ruhunun sunabilecegi zenginligi buluruz, ve bu 
zenginlik biJtun bu yalanlarin altinda gomiJlu duruyor. Kendi maneviyatinizdan bahsedebilir misiniz? 
Birgok farkli din hakkinda konujuyorsunuz. Kendi maneviyatinizi nasil tanimlarsiniz? Ben bir AZiZ 
TJMOTHY'den alinti yaparim, onun soyledigi jey bana dogru geliyor; 

Para sevgisi biJtun kotuluklerin kaynagidir. Benim manevi fikri arayijimin sonunda ulajtigim nok- 
ta budur. Bu sondur. insan varoluju ve neden bu jekilde davrandigimiz konusundaki bazi temel so- 
rularin cevabmi bulmak igin otuz yillik boyunca yaptigim gozlem, arajtirma, hukuki ve akademik ince- 
leme sonucunda dogruladigim gergek §u: 

Neden bu $ekilde du$unuyoruz. Neden bu $ekilde davraniyoruz. PARASEVGiSi butun kotulukle- 
rin kaynagidir. Ve insanligin sonunu getirebilecek, soyunu tiJketebilecek potansiyele sahip olan jey 
para sevgisidir. Tamam, bu durumda elimizde 5U var... Bu Beyaz Saray'daki, sempatik, samimi 
adam da, aynen bizim gibi ^aresiz. Burada durmam lazim. Durmam lazim, burada durmam lazim. 
§u anda gok yogun bir duygu sell hissediyorum. CiJi^ku soylemekte oldugum jey hakkinda igimde yeni 
bir tasavvur olujuyor. Bu hakikaten gok ciddi bir jey. O nedenle kafami bir toparlamaliyim. Tamam, 
hazirim. 

Bu adam JiiJkumetin esiri. 

Politikanm esiri. 



YAZILARIM 79 

79 YAZILARIM 

Ekonominin esiri. 

Bu adam New York Federal Bankasi'nin esiri. 

Federal Rezerv'in esiri. 

Bu adam ilkel ve hantal hijkumet yapismm esiri. 

O nedenle insanligin bajari veya bajansiziigini bu adamin omuzlanna yikmamaliyiz. Bu diJnya iJze- 
rinde sizin veya benim degijtirebiiecegim tek jey, kendimize ve gocukianmiza hayatta kalma jansi 
vermek olacaktir. Modern insan uygarligi bir jekiide kafamizdadir. inanmalisiniz, dilemek, ummak, 
dua etmek, yalvarmak degil. Bir giki? yolu olduguna inanmalisiniz. Ve bu yolu bulacaksiniz. Beiki de 
bu Amerikan karakterinin, en onemli ozelligi budur; bir §eye kizarsak, bir i§i akiimiza koyarsak, ve 
tam olarak ne yapilmasi gerektigini aniayip, buna inanirsak, olaylari gergekten degi§tirebiliriz. Ben 
hayatimin bundan sonraki boliJmunde ozgiJr bir adam olarak yajayacagim. Lanet. Nasil bir umut yok 
diyebilirsin? Sadece zihnini degi§tir ve gordijgumuz jeyi gor. Dinozorlar gibi dijjunmeyi birak. O 
zaman bu yaptiginiz i§i, yapmaya devam edeceksiniz. Sonuglari ne olursa olsun. ^ekip gitmek gok 
daha kolay olurdu. Eger 1932,1933 yillarinda bir Alman UgiJncu Reich'in kaginilmaz sonunu gorebile- 
cek, ileriye doniJk ongorusij olsaydi ve yaklajmakta olan jeyi gorseydi, gergekten de vicdani rahat bir 
jekilde higbir jey yokmu? gibi arkasini donijp gidebilecegini dijjunuyor musun? Her gegen giJn, 
Adolf Hitler'in 1933 yilinda jansolye olarak segildigi ilk giJnden itibaren Kristallnacht'dan, Uzun Kiligla- 
rin Gecesi'ne Anschluss'dan, Avusturya'nin ijgaline, Sudetenland, Polonya'ya kadar olacak olanlar 
birebir haritada olsaydi, sence bunu goren insan nasil hissederdi? 

Sence arkasini doniJp gidebilir miydi? 

Hepimiz insan turij olarak, DiJnya Gezegeni'nde yajanabilecek en buyiJk engellenebilir soykirim- 
dan bir biJtun olarak sorumluyuz. Kendi intiharimiz. Buna nasil arkani doniJp gidebilirsin? 
Geceleri nasil uyursun? 

Kim gergekte nasildir? 

Sen bana nasil olur da arkani doniJp gitmek daha kolay olurdu diyebilirsin? 

Sen ben degilsin. Benim igin asia doniJp gitmek kolay olmadi. ^unku arkami dbnijp gitmek taviz 
vermek olurdu. Gitmek davayi satmak olurdu. ijte, ben hala 30 yil once, bir vatanda? olarak hukij- 
mete gidip, magduriyetimi jikayet etmi? bir insanim. ClA'yi uyu§turucu ticareti yaparken yakala- 
dim. Bu yanli§ bir§ey. Bunun hakkinda birilerinin konujmasi gerekiyor. Ve ben hala o adamim. Ben 
hala 27 yajinda, terfi almak iJzere olan, miJkemmel sicilli, miJkemmel degerlendirme raporlu, LAPD... 
kendini adami? tertemiz LAPD polisiyim. O hala benim igimde canli. Ve bazi cevaplar istiyor. 

(Mike Ruppert'in hikayesi, ongoriJleri hepimizin igine yerlejmi? kollektif paranoyaya gok cazip geli- 
yor. Gergekten her yerdeler. Bu kadarini kabul edebiliyorsak, Rupper'in kijisel takintisinin, bizim 
kendi sorumlulugumuzun, iJstlenmede bajarisiz kaldigimiz bir veghesi olabilecegini kabul etmeliyiz.) 
Bana gok hitap eden bir liikaye, fabi var. 

100. MAYMUN HAKKINDA. 

Uzun zaman once 1940'li, 50'li yillarda atom bombasi ve Hidrojen bombasi yer ustij testleriyle 
gijndemdeyken, Pasifikte'ki bir mercan adasinda atom bombasi patlattik ve birkag yil bekledik. ^un- 
ku "Acaba bir yerde atom patlattiktan "bir sure sonra yeniden hayat ba$lamasi muhtemel midir" 
gibi sorulara cevap araniyordu. O adaya yeniden gitmijier ve adayi maymunlaria doldurmaya karar 
vermijier ve maymunlar da hindistan cevizi yer. Her jey oldukga saglikliydi, sadece hindistan cevizle- 
rinin kabuklarinda biraz radyoaktif madde vardi. Bu nedenle bilim adamlari, maymunlari alip onlara 
hindistan cevizlerini, yemeden once adadaki bir akarsuda yikamayi ogretirler. Ve neler olacagmi 
gdrmek igin maymunlari serbest birakirlar. 

Kisa sure iginde, beIki 10,000 maymundan 12'si cevizlerini yikamaya ba$ladi, sonra 20 ve der- 
ken 47. Ama ilgin^ bir$ey oldu. 100. maymun cevizin kabugunu yikamaya ba$ladigi anda, adadaki 
10,000 maymun cevizini ayni anda yikamaya ba$ladi. 

Sanirim hayatima hep bu §ekilde baktim, ozellikle 2001'in sonunda meselenin gergekte ne oldu- 
gunu tam olarak aniadim. Mesele, benim 100. maymunu arayi$immi$. 

YORUM: 



80 YAZILARIM 

Siyasilerin, ki$ilerin sozlerinden gok cebinizdeki kudretin durumunu kontrol edip, bijyijk hayal- 
lerden ka^inip kij^ulmeye, birbirimize saygi ve sevgi ile yana$maya ba^lamadik^a ileride olacak olan 
felaket i^in birka^ yil beklemeye gerek kalmayacak. Etrafimizda ijlkelerin bir bir yikima ugradigmi 
gdrijnce bu sozler pek hayali olmadigmi gorebilirsiniz. 

iki veya ij^ sene kredi odemesi olanlar biran once bor^larmi kapatmaya (ali$mali, on yil gibi va- 
de ile ipotekli e$ya alimmdan ka^mmaliyiz. 

Siyasilerden "PARA YARDIMI" yerine sosyal refahi yijkseltecek sozler duymaliyiz. 

Bir an tarim ijrunleri, tohumlari ve et ithalatmm durdurulmasmm gerekmektedir. Eger durdu- 
rulmayacaksa ve bu konuda birilerinin "yalanci olabileceklerine" inanin. 

Qocuklarimizm yurt di$i egitimlerden geri ^agrilmali, yurt i^inde egitimlerini saglamaliyiz. 

Yurt di$ina yardim yapilacak diye bahsedilen yardim kampanyalari durdurmak acilen gerekmek- 
tedir. 

Devlet bazinda harcamalarda kisitlamalara gidilmeli, fazia para harcayan ki$ilerin nasil kazanip 
nasil harcadiklari tefti; edilmelidir. 

Ba$ibo$ $ekilde ilerleyen in$aat sektorunijn kontrole almmasi ve durdurulmasi gerekmektedir. 

Bankalarm kredi odemelerde uzun vadeli bor^lari daha kisa ve du$uk faizlere ^ekmeleri i^in dev- 
let acil planlar geli$tirmelidir. 

Televizyonlardaki lijks hayat goruntijleri, dizilere kisitlama getirilmelidir. 

Hacca giden ki$ilerin i^inden tekrar tekrar gidenleri engellemeli, umre programlarma kisitlama 
getirilmelidir. Tatil beldelerine de yapilan seyahatler i^inde ayni durum soz konusudur. Bu $ekilde 
yurt di$ina gereksiz doviz (iki$i engellenmelidir. 

Bahis oyunlari engellenmelidir. 



Kisacasi "iSRAF"a hayirli i$ler namina da olsa "DUR" demelidir. 
Yoksa gorijnen koyijn i$iklari sdnijk olacagmi soyleyebiliriz. 
BiZE BiZDEN OLUR, NE OLURSA. 

ihramcizade Ismail Hakki 



YAZILARIM 81 
81 YAZILARIM 

THE ADJUSTMENT BUREAU - KADER AJANLARI 

TiJr : Bilim Kurgu / Romantik 

Gosterim Tarihi : 4 Mart 2011 

Yonetmen : George Nolfi 

Senaryo : George Nolfi , Philip K. Dick (Kitap) 

Yapim :2010, ABD 

OYUNCULAR 

Matt Damon (David Norris), 

Emily Blunt (Elise Sellas) , 

Terence Stamp, Daniel Dae Kim, John Slattery 

Philip K. Dick'in 'Adjustment Team' adii kisa oykiJsunden uyarlanan filmde, birbirlerini seven bir 
politikaci ve bir balerinin, bir araya gelmelerini engellemeye galijan gizemli gijglere kar§i verdigi mij- 
cadele konu ediliyor. 

Filmin konusu ile verilen kader -ozgijr irade ikilemi igerisindeki insanin durumuna etki eden gizli 
gijg bir yerde Allah Teala, bir yerde melekler, bir yerde gizil insanlar ve insanlar §eklinde i§lenmekte- 
dir. 

Film kader yorumlamasi igin seyredilmesi gereken filmlerdendir. Bu jekilde kader konusunda bazi 
degijik fikirlere kapi agmi? olursunuz. 

Bize gore sanki film islam literaturiJndeki "RJCALU'L-GAYB ERENLERJ" konusu igin gevrilmi§ bir ya- 
pit oldugunu soyleyebiliriz. Senaryosu igerisinde gok giJzel i§lenmektedir. GoriJnujte bajka bir diJnya 
veya bilim kurgu havasi veriyorsa da tasavvuft igerikli bir film oldugunu soyleyebilirim. 

Filimdeki dikkat edecegimiz bazi kisimlar: 

1-David Norris'in gbrmemesi ve bilmemesi gereken bir olayi gbrmekle gizem a5:iga gikiyor. Gizemli 
gurup aralarinda ne yapmak gerektigini konujuyorlar. 

Ne yapmak istiyorsun? 

Onu sifirlamaliyiz. 

Kitaba ba$vurun. (Kader Kitabi) 

§aka mi yapiyorsun? Bunun igin Bajkan'in izni gerek. (ileride aniajilacagi jekilde her gurubun lide- 
ri) 

- izin aim o zaman. - Al sana izin. 

Bajkan'in sifirlamayi kabul etmesi imkansiz. Bu senin hatan. 

- Sana kitap vermesinin imkani yok. - Segeneklerim neler? 



2-David Norris'in olayi aniamasi igin alt seviyeninin lideri Richardson agiklama yapiyor. 

"Kagacagini bilmiyordum mu saniyorsun? 

Ben akiini okuyabilirim. 

Evet cidden. Bir renk seg. Mavi. Bir numara tut. . §imdi neden hala ka^mayi du§unuyorsun? Bu- 
rada neler oluyor hig aniamiyorum. 

Ama sen varligindan haberdar olmaman gerekirken perde arkasini gordiJn. ^ok sarsici olsa gerek. 
Bu senin hatan degil. BugiJn izledigin yolun diJzenlenmesi gerekirdi. Bu sabah parka girdiginde kah- 
veni dokmen gerekiyordu. Sonra iJstune degi§mek igin yukari gikip otobusij kagirman ve bundan 
dakika geg ije gelmen gerekiyordu. 



82 YAZILARIM 

- Biz de gitmi? olacaktik. - Kahvemi dokmem mi gerekiyordu? 

Biz buna "diJzenleme" diyoruz. Bazen insanlar kahvelerini dokiJnce ya da internet kesildiginde ya 
da anahtarlarini bulamadiklarinda bunun jansiannin bir pargasi oldugunu sanirlar. Bazen oyledir de. 
Ama bazen bizim i^imizdir. Bizim insanlari plana dogru durtuklememizdir. Bazen durtuklemek 
yetersiz kalinca yeniden ayarlama takimimiz yetkilendirilir. MiJdahaie ekibimizi salariz. Ve onlar se- 
nin igin fikrini degijtiririer. Arkadajin Charlie'ye yaptigimiz gibi. Bu arada kendisi iyi. Onun igin endi- 
jeienmene gerek yok. §imdi gitmene izin vereceksem aniaman gereken bir mevzu var. Peki. BugiJn 
gordiJkierini goren gok az insan var. Ve boyle kalmasi konusunda kararliyiz. Eger varligimizi if§a 
edersen hafizani sileriz. MiJdahale takimi duygularmi hatiralarmi sifirlar. Turn ki$iligin silinir. Arka- 
da$larin ve ailen delirdigini du$unur. Hi^bir $ey du$unemezsin. Aniiyor musun? Bizim liakkimizda 
bir kelime bile etmeyeceksin. '^^ 



3-Yeniden ayarlama ijlemi insanlarm mantiginda 50k kijguk degijiklikler yapar. Duygusal kijilikte 
bir degijiklik yapmaz. Bu 50k zorlama olur. - Yetkilendirme dedin kimden yetkilendirme? - Ba?- 
kan'dan. - Ba§kan mi? - O sadece bizim kullandigimiz bir isim. Siz bajka birgok isim kullaniyorsunuz. 
Burada konu§amayiz. 



4-Biz sadece seni planda tutmak iJzere buradayiz. Sadece buna yetkimiz var. Bana bunlari soyleye- 
biliyor musun? Yani 5U an beni takip ediyorlar mi? TiJm DiJnya'yi gozetlemek zorundayiz. Her zaman 
herkesi takip edecek insan guciJmuz yok. Ve suyla ilgili bir §ey var. Segimlerini okuma yetenegimizi 
etkisiz kiliyor. - Sen bir meiek misin? - Bize oyle de denmijti. Biz daha gok insanlardan gok daha uzun 
ya§ayan istihbarat ajanlari gibiyiz. 

* * * 

5-Dalgalanmanin sinirina vurdun. Tebrikler. Mevzu iJst kata tajinacak. Thompson (iJnlu kimse- er- 
kek ilk isim-lidere uygun isim) ariyor. Neyle karji kar5iya olduguna dair en ufak bir fikri yok. Hadi biraz 
yijruyelim. Aralarindaki siki bag sabit biJkum noktalari var. Sen onlari kere ayirdin. Ama jans onlari 
bir araya getirdi. 



6-Benim adim Thompson. OzgiJr iradeyi daha once denedik. Birbirinizi aviayip cesetleri Roma im- 
paratorlugu kadar dizmenizi engelledikten sonra geri gekildik. Kendi bajiniza nasil idare edeceksiniz 
bakalim dedik. Bu bizi yiJzyil boyunca karanlik bir gaga soktu. Ve sonunda tekrar devreye girmeye 
karar verdik. Bajkan bisikletinizden ek tekerleri tekrar almadan once bisikleti nasil siJreceginizi 6g- 
retmemiz gerektigini dijjundu. Biz de sizin umutlarinizi artirdik Aydinlanma Cagi'i^i Bilimsel Devrim'i 
verdik. Yil boyunca size iginizdeki diJrtuleri mantiginiza gore kullanmanizi ogrettik. Ve 'da tekrar geri 
gekildik. Yil iginde bize. DiJnya Savaji'ni depresyonu fa§izmi soykirimi getirdiniz. Ve KiJba fiJze kriziyle 
diJnyayi yikimin ejigine getirerek son noktayi koydunuz. O anki karar siz bizim bile diJzeltemeyecegi- 
miz bir jey yapmadan once tekrar devreye girmemiz idi. OzgiJr iraden yok David. OzgiJr iradenin di? 
g6runu§u var. Buna inanmami mi bekliyorsun? HergiJn kendi kararimi veriyorum. Hangi di? macunu- 
nu kullanacagin ya da yemekte ne igecegin konusunda ozgiJr iradeni kullaniyorsun ama insanlik 
onemli jeyleri kontrol altinda tutmak igin yeterince olgun degil.''^ 



7-Harry isimli gizemli gbrevli filmi §u §ekilde finalle kapatir. 



Kurtlar Vadisi Gladio filminin senaryosu bu konuyu degi5ik 5ekilde i5lemi5tir. 

Kurtulu5 sava5i donemi velilerine du5man yurdumuza girince "niye bizi korumadmiz?" jeklindeki sorulara 
"Allah Teala bizlerden tasarrufu aldi." Sozleri 50k soylenir. 



YAZILARIM 83 

83 YAZILARIM 

Eger ulajsaniz kaderinizi degijtirebileceginizi ya da kendiniz yazabileceginizi mi sandmiz? i§ler boy- 
le yuriJmez. Ve size neden oldugunu soyledim. 

Thompson'un bile patronu vardir. '"' 

Gergi o(ba§kan) adamla tani$tin ya da kadinla. 

Herkes tani$mi$tir. 

Bajkan herkese farkli jekiiierde gelir bu yiJzden insanlar bunu nadiren fark eder. Yani bu bir gejit 
test miydi? Bir bakima turn bunlarm hepsi birertest. Herkes i^in. 

Duzenleme BiJrosu ijyeieri igin bile. 

ikinizin arasindaki bu durumun plan igin ciddi bir sapma olacagini soylijyor. Bu yiJzden de Balkan 
onu tekrar yazdi.(Kader) 

- Pekala ya jimdi ne olacak? 

- Simdi merdivenleri kullanabilirsiniz. Bir surij insan onlar icin duzenledigimiz cizgide yasar. Baska 
bir tane kesfetmeye cok korkarlar. Ama arada bir de sizin gibi insanlar ortaya cikar ve yolunuza koy- 
dugumuz engelleri ortadan kaldirirsiniz. OzgiJr iradenin bir armagan oldugunu fark eden insanlar ug- 
runa savasmadigi siJrece onu kullanmasini bilemeyecek. Sanirim Baskan'm asil plani buydu. Beiki de 
bir gun planlari biz yazmayiz siz yazarsiniz. 

Filimdeki gegen kijilerin RJCALU'L-GAYB ERENLERJ oldugu fikriyle senaryoda bahsedilen konun 
mistik literatiJrden alindigini daha giJzel aniayacagiz. 

RiCALU'L-GAYB ERENLERJ 

RicaliJ'l-gayb kavrami, rical ve gayp kelimelerinden olujan Arapga bir tamlamadir. Rical, Arap dilin- 
de erkek insan, adam manalarina gelen, "raciJl" kelimesinin goguludur. Kur'an-i Kerim'de gogunlukia 
bu aniamda kullanilmakia birlikte cinler igin kullanildigi yerler de bulunmaktadir. 

Gayb kelimesi ise sozliJkte; §ek, (kujku, jiJphe) gozlerden uzak olan, goriJlmeyen yer ve nesne 
manalarina gelmekte olup istilahta, mijjahede edilenin mukabili olarak gozden uzak, duyularin idrak 
alam dijinda ve akilla aniajilamayacak kadargizli olan varlik manalarina gelmektedir. Boylelikle gayp 
akil ve idrak di§i varliklari kapsamaktadir. 

Rical ve gayb kelimeleri Kur'an-i Kerim'de ayri ayri birgok yerde kullanilmaktadir. Ancak "ricalij'l- 
gayb" jeklinde bir terkib Kur'an-i Kerim'de gegmemektedir. 

Mutasavviflar tarafindan tasavvuf geleneginin onemli ozelliklerinden biri olarak goriJlen bu inang, 
kelime olarak "gayp adamlari" aniamina gelip, tasavvufta alemin diJzenini saglayan bir silsileyi ifade 
eder. 

Gayb erenleri veya bilinmeyen hak dostlari aniamlarina da gelen bu ki§iler, diJnya ilgilerinden kur- 
tularak kendilerini Allah Teala yoluna adami? ve diJnyayi idare ettigi du5unulen suftler toplulugudur. 
Bunlar, ricalullah, merdan-i huda, merdan-i gayb ve hijkumet-i sufiyye gibi terimlerle de ifade edilir. 
Bazilarina gore bu kavram, tasavvuftaki Allah Teala dostlugunun gizliligine dikkat gekmektedir. 

Mutasavviflara gore her ne kadar veliler birbirlerini taniyip bilseler de, siradan insanlarm gozle- 
rinden bir ortij ile ayrilmaktadirlar. Allah Teala, dostlarmi diJnyada gizlemektedir. DiJnya, butunlijgu- 
nij goriJnmeyen bu velilere borgludur. Allah Teala, dunyanin cismani diJzenini saglamak igin bazi in- 
sanlarm gejitii gorevler iJstlenmesini takdir ettigi gibi, alemdeki manevi ve ruhanT diJzenin korunmasi 
igin de sevdigi bazi kullarini vazifelendirmi^tir. Bu kimseler gizli olduklarmdan dolayi kendilerinden 
ba$ka kimse onlarin hallerine vakif olamaz. Herkes tarafindan kolayca taninmadiklari ve gizli olan 
hakikatlere vakif olduklarmdan dolayi ricalij'l-gayp olarak isimlendirilmijierdir. 

Gokten yagmur onlarin bereketleriyle iner, 

Yerden otiar onlarin himmetiyle biter, 

Kafirlere karji miJslumanlar onlarin takviyeleriyle zafer kazanirlar. 

Sufilere gore, bu hiyerar$ik yapi kendi iginde irtibatli halinde olup, zaman ve mekanm rahatsiz 



Iglerindeki hiyerar5ikguruplari aniatiyor. 



84 YAZILARIM 

edici halleri onlari engelleyemez. Zira onlar dunyanin her tarafindan goz agip kapayincaya kadar de- 
nizleri, daglan ve golleri kolaylikia ajarak bir araya gelirler. DiJnya, butunlijgunu goriJnmeyen ve gejitii 
mertebelerde bulunan velilerin varligina borgludur Bu mertebeler merdivenin birbiri ardmdan gelen 
basamaklanin varisler (ebdal), direkler (evtad), sijtunlar (amaid) v.s. olu^turmakta, ve en son basa- 
makta ise ^evresinde bijtun kainatin dondugij kutup (kutb) bulunmaktadir. Eger bu manevT yapi 
olmasaydi kainat paramparga olurdu.(!) 

Suftler bu manevT tejkilatin kendi igerisinde hiyerarjik bir yapi arz etmekte oldugunu soylemekte- 
dirler. Bu yapilanmadaki tertip kaynaklarda farkli §ekillerde siralanmaktadir. 

Bir siralama ornegi $ekildedir. 

1. imaman: Hergagda iki kijidir. 

2. Evtad: Dort kijidir. Kadmlardan da olabilir. 

3. Abdal: Yedi kijidir. 

4. Nukaba: Herasirda on iki kijidir. 

5. NiJceba: her asirda sekiz kijidir. 

6. Havariyyun: Her asirda bir kijidir. 

7. Recebiyyun: Her donemde kirk kijidir. 

8. Hatm: BiJtun zamanlarda tek kijidir. 

9. Rukaba: Hz. Adem'den kiyamete kadar gok sayida kijidirier. 

10. Kirklar 
ll.Yediler 

12. Bejier 

13. U?ler 

14. Birler 

15. Ricalu'l-Gayb: On kijidir. 

16. ZiJhhad: On sekiz kijidir. 

17. Ricalu'l-Futuvve: Sekiz kijidir. 

18. Rical-i Hannan veya Rical-i Atf: On be? kijidir. 

19. Ricalu'l-Heybet ve'l-Celal: Dort kijidir. 

20. Ricalu'l-Feth: Yirmi dort kijidir. 

21. Rical-i 'Ula: Yedi kijidir. 

22. Rical-i Tahtajfil: Yirmi bir kijidir. 

23. Ug Veliyy-i Vasil (AIT bunlar igin ozel bir isim kullanmiyor.) 

24. ilahiyyun-i Rahmaniyyun: Ug kijidir. 

25. Bir zat-i pak 

26. Bir zat-i AzTmu'5-§an 

27. Bir zat-i jerTf 

28. Sakit-i Refref 

29. RicaliJ'l-Gina: Herasirda iki kijidir. 

30. Rical-i Ayne't-TahkTm ve'z-Zevayid: On kijidir. 

31. BiJdela: On iki kijidir. Zaman zaman Abdal ve Nukaba ile karijtirilirlarsa 
da farklidirlar. 

32. Rical-i ijtiyak: Be? kijidir. 

33. Rical-i Eyyam-i Sitte: Alti kijidir'*^ 

SONUC 

Tespit edebildigimiz kadariyla ricalij'l-gayb ehl-i tasavvuf arasinda ozellikle Ibn Arab! kaddesellahij 
sirrahu'l azTz sonrasinda, tasavvufi cevrelerde yer bulan, "kutub", "gavs", "nijceba", "nukaba", "ab- 
dal" gibi kavramlar, sonraki donemlerde kazandiklari muhtevalariyla Kur'an'da ve sahih hadislerde 



Ahmet Ogke, "Bir Tasavvuf Terimi Olarak Ricalu'l-Gayb -Ibn ArabT'nIn G6ru5lerl-",Tasavvuf (Ankara), Yil: II, 
Ocak 2001, sayi: 5, ss. 172-197; Hasan Turkmenoglu, Gayb Erenlerl, Mavl Yay., Istanbul 2003. 



YAZILARIM 85 

85 YAZILARIM 

bulunmamaktadir. 



Bu konuda mutasavviflarm a^iklama ve iddialari Kur'an'la ilgili olarak batintyoruma, hadislerle 
ilgili olarak da, isnadi zayif rivayetlere dayanmaktadir. Her ne kadar Kur'an-i Kerim ce$itli ayetlerin- 
de kullar arasinda farkli statiJlere sahip insanlardan bahsetse de ricalij'l-gayb gibi bir derecelendirme 
Kur'an'da bulunmaz. 

Allah Teala kullarini bazen dijnyadakj durumlarina, bazen de ahirette elde edecekleri makamlara 
gore derecelendirmektedir. Ancak ricalij'l-gayb gibi kozmik gijglere sahip hiyerarjik bir yapiyi Kur'an'a 
dayandirmak mumkun gozukmemektedir. Bu du$uncelerini delillendirmek ifin suffler tarafmdan 
i$aret edilen ayetlerin hepsi siyak ve sibakia ilgisi olmayan zorlama teviller i^ermektedir. 

Hadislere gelince, ricaliJ'l-gayb ve abdalla ilgili olarak tasavvufi eserlerde bircok hadis zikredilmek- 
tedir. Bu rivayetlerden Ebu Davud'da yer alan bir, Ahmed b. Hanbel'in MiJsned'inde bulunan iki riva- 
yet dijinda, higbiri giJvenilir hadis kitaplarinda yer almamijtir. Ayrica MiJsned'deki hadisler de sened- 
lerinde zayif raviler bulundurdugu gerekgesiyle tenkit edilmi§tir. Senet ve metinlerindeki bazi gelijki 
ve zayifliktan dolayi bu hadisler bazi muhaddisler ve kelamcilar tarafmdan tenkid edilmi§tir. 

Mutasavviflar arasinda felsefeyle mejgul olanlarin ilklerinden olan HakTm et-TirmizT'nin, bu anlayi- 
5in tejekkiJlunde onemli bir yeri vardir. Ayni zamanda tasavvufi yorumlari hadislere uygulayanlarin 
ilklerinden de sayilan bu zat, ilk donemlerde ortaya gikan hadisleri velayet hakkindaki du§unceleriyle 
i§lemi5, bazi tasniflerde bulunmu? ve daha once goriJlmeyen bir dijjunce ortaya koymujtur. Ozellikle 
onun tarafmdan rivayet edilen bir hadis tasavvufi gevreler tarafmdan bu ziJmrenin varligma delil ola- 
rak one surulmu^tur. Velayet teorileri hakkmda ilk soz edenlerden biri olan HakTm et-TirmizT daha 
onceki donemlerde ortaya (ikan hadisleri du$uncelerine kd$e ta$i yapmi$ ve bir veliler hiyerar$isi 
olu$turmu$tur. SON §EKLiNi IBN ARAB? KADDESE'LLAHU SIRRAHU'L AZTz JLE ALAN BU DU^UNCE 
HARicT TESiRLERiN DE ETKIsIYLE KOZMIK ALEMDE HUKUM SUREBJLEN, OLAGANUSTU GUQLERE 
SAHiP BiR SiLSiLE HALJNE GELMi^TlR. 

RicaliJ'l-gayb dijjuncesinin son jeklini almasmda ibn ArabT'nin etkisi bijyuktur. ibn Arab! sonrasi 
donemde bu dijjunceden bahsedenlerin ibn ArabT'ye yaptiklari atiflar bizi bu sonuca gotiJrmektedir. 
RicaliJ'l-gayb dujiJncesi Kur'an'a uymayan bazi ozellikleri nedeniyle bir kisim alimler tarafmdan tenkid 
edilmi^, kaynagi uzerinde durulmu^tur. Bu du$uncenin kaynagmi ehl-i sijnnet di$inda arayanlar ge- 
nelde bu du$uncenin, §ia'nin imamet anlayi$inin tasavvuftaki yansimasi oldugu uzerinde durmu;- 
lar, bu iki du$unce arasmdaki benzerliklere dikkat ^ekmeye (ali$mi$lardir. TarihT geli^im iginde bu 
du§unce gok gejitii di? unsurlardan etkilenmijtir. Bunlarm bajinda ismailT ogreti gelmektedir. ZTra 
ricaliJ'l-gayb dijjuncesinde de geni? yer bulan evrenin kendisini hiyerarjik bigimde yapilandirma, 
ismailT ogretide de gok bijyuk yer tutmaktadir. Konuyu inceleyen alimler tarafmdan ayrica bu dijjun- 
cenin ihvan-i Safa ile olan ilgisine dikkat gekilmijtir. RicaliJ'l-gayb dijjuncesini jiddetle tenkit edenle- 
rin bajinda ibn Teymiye gelmektedir. 

O'na gore, insanlarm Allah Teala 'la kul arasinda ihtiyaglarini ilettikleri bir vasita kabul etmeleri 
5irk olup islam akTdesiyle bagdajmaz. ihtiyaglarmi ricalij'l gayba arzedenlerle, Allah Teala'nm rahme- 
tinin once ij^yuzlere, onlardan sirasiyla yetmijiere, kirklara, yedilere, dortlere ve nihayet gavsa indi- 
gini zannedenler sapik ve mijjriklerdir. 

Bu tiJrden bir aniayi; Rafiza'nin, her asirda masum bir imam bulunur, miJkelleflere kar$i Allah 
Teala'nm delili olur, iman ancak onunia tamamlanir, $eklindeki iddialarma benzemektedir. ibn Teymi- 
ye bu mertebelerin varligini iddia edenleri bazi yonlerden ismailiyye'ye ve NusayrTlere de benzetir. 

Sufiler tarafmdan ricalij'l-gaybe atfedilen fonksiyonlar dujiJnuldugunde bu tiJr bir taifenin varligmi 
kabul etmek ozellikle tevhid inanci agisindan sakincalar dogurmaktadir. Bu tiJr varliklara inanma ve 
onlardan yardim talep etme, bazi hiJviyetleri sebebiyle bazi ki§iler dijinda kimseye goriJnmedikleri, 
zaman ve mekan smirlarini ajarak diledikleri anda diledikleri yerde bulunabilecekleri, kendilerinden 
istenen jeyleri Allah Teala 'nin geri gevirmeyecegi gibi telakkileri islam inanciyla bagdajtirabilmek 
oldukga zor goziJkmektedir. 

Alimlerin (oguna gore, sadece Cenab-i Hakk'in yapmasi mumkun olan $eyleri olij veya diri ba$ka 
bir kuldan istemek caiz degildir. Yardim istenilen $ahsin yaratici degil, $efaatci oldugu du$unulse bile 



86 YAZILARIM 

bu tarz dua, zahirT aniamda baska ilahlarin varligini ihsas ettirir ve imam tehlikeye dusurebilir. DUA- 
NIN BOYLE BiR YOLU NE KUR'AN'DA BEYAN EDiLMi§TiR NE DE RASOLULLAH SALLALLAHU ALEYHI VE 
SELLEMiiN DUALARI ARASINDA BU TURDEN DUALAR GOZE CARPMAKTADIR. 

§ayet b5yle bir dua $ekli mevcut olsaydi buna ilk once Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selle- 
min ve onun ^evresinde bulunan ashabmm i$aret etmesi gerekirdi. 

Bu tiJr ruhlardan yardim istemeyi kesin olarak §irk ve kijfur kabul eden §evkanT kanaatini teyid 
etmek igin bu davrani? ile jirkin karjilajtirmasini yaparak aralarindaki benzer yonleri agiklar. MiJellife 
gore her dua bir ibadettir ve ruhlardan yardim istemek de onlara dua manasma gelir. Dolayisiyla bu 
insanlar Allah Teala'dan ba$kasina ibadet etmektedir. Sadece Allah Teala'nin gucij dahilindeki fiille- 
rin gercekle$mesi icin diri veya olij bir kimseye dua etmek ile cahiliyye mu$riklerinin ta$, agac, meiek 
veya $eytana dualari arasinda bir fark yoktur. Bu ziJmrenin varliginin hikmetini aniamak ve bu gruba 
atfedilen fonksiyonlari agiklayabilmek oldukga zor goriJnmektedir. Allah Teala'nin kainat olaylarmi 
idare edebilmek igin bu tiJrden aracilara ihtiyaci yoktur. Her ne kadar Kur'an, tabiat olaylarmm 
icrasiyla ve insanlari korumakia gorevli bazi meleklerin var oldugunu bildirse de bunlarm varligmm 
bazi hikmetleri vardir. Bununia birlikte Kur'an, onlara dua edilmesini kesinlikle yasaklamijtir. Bu tiJr- 
den fonksiyonlara sahip insanlarin bazi i$lere muktedir olduklarina dair tarti$masiz guvenilir nakIT 
veya akIT bir delil bulmak mumkiJn degildir. Bu nedenle bunlaria ilgili halk arasinda dolajan veya bazi 
kitaplarda yer alan hikayelere dayanarak dint bir mesele hakkmda hiJkum vermenin saglikli bir yol 
olmadigi agiktir. 

Sonu( olarak soylemek gerekirse; 

l. RicaliJ'l-gayb adiyla yardim talep etmek ve bu ki$ilere dua etmek Islam dininin korunmasi iJze- 
rinde hassasiyetle durdugu "tevhid inanci" aqismdan sakincalar dogurmakta, kisiyi farkinda olmadan 
sirke diJsurebilmektedir. 

islam alimlerinin goguna gore sadece Allah Teala 'nin yapmaya muktedir oldugu jeylerin oliJ veya 
diri ba§ka bir kuldan istenmesi caiz degildir. Yardim istenilen jahsin yaratici degil jefaatgi oldugu dij- 
§unulse bile bu tarz dualar imam tehlikeye du§urebilir. Sadece Allah Teala'nin guciJ dahilinde olan 
yagmurun yagdirilmasi, otiarin bitmesi, miJslumanlara yardim edilmesi ve onlardan zararlarin defe- 
dilmesi gibi hususlarin ricalij'l-gaybdan beklenilmesi bu agidan dogru degildir. 

2. Bu ziJmrenin varligimn hikmetini aniamak ve bu gruba atfedilen fonksiyonlari agiklayabilmek ol- 
dukga zor goriJnmektedir. Ozellikle, halktan sikinti ve belalari defettigi iddia olunan bu taifenin, miJs- 
lijmanlarin fert ve toplun olarak gejitii problemlerle karjilajtigi asirlar boyunca nerede oldugu merak 
konusudur. GuniJmuz igin de ayni jeyi soylemek mumkundiJr. 

3. Kim oldugu tam olarak belli olmayan kimselerden yardim istemek topluma bir fayda sagla- 
mayacagi gibi, zaman zaman onlari hayatin $artlariyla olan mijcadeleden uzakla$tirabilmektedir. 

4. YeryiJzunde yajayan her canli Allah Teala tarafindan konulan tabiat kanunlarina uymak zorun- 
dadir. Allah Teala (e$itli ayetlerde kainati kendisinin yaratip yonettigini beyan ettigi halde herhangi 
bir kulun bu kurallar di$inda bir hayat surdugunij du$unmek dogru degildir. 

5. Ne Hz. RasuliJllah sallallahu aleyhi ve sellem ne de ashab-i kiram, hayatlari boyunca ce$itli sikin- 
tilarla kar$ila$tiklari halde hie biri bu tiJrden varliklara seslenmemi$ler, ugradiklari belalarin kalkmasi 
icin Allah Teala'ya vasita olmalarim istememi$lerdir. Duanin boyle bir yolu ne Kur'an'da beyan edilmi? 
ne de RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin dualari arasinda bu tiJrden dualar goze garpmaktadir. 
Bizzat RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem'in istenildiginde yalniz Allah Teala'dan istenmesi gerekti- 
gine dair birgok ifadesi vardir. GiJnIiJk namazlarda her rekatta okunmasi istenen "Yalniz sana ibadet 
eder, sadece senden yardim dileriz" ayeti de bu ilkeyi yerlejtirmeye galijmaktadir. 

6. Kur'an-i KerTm, tabiat olaylarmm icrasiyla ve insani an korumakia gorevli meleklerin var oldugu- 
nu bildirmesine ragmen onlara dua etmemizi emretmemijtir. Bu meleklerin kainattaki tasarruflari 
bilindigi halde kimse onlardan dua talep etmez. Melekler hakkmdaki hiJkiJm boyleyken ricalij'l-gayb 
adinda kimselere dua edilmesini kabul etmek miJmkiJn goriJnmemektedir. 

SON SOZ: 

Bu konu kullarm Allah Teala'nin miJikiJnde tasarruf etmesi igerigiyle kapaliliklar igermekte olup, 



YAZILARIM 87 

87 YAZILARIM 

5irke dujmeden meselenin ortasmi bulmanin 50k zor oldugunu gormekteyiz. 

MiJlk Allah Teala'nmdir. Onun mijlkunu insanlar ile payla$masini du$unmekte hatali durumdur. 
Ancak degijen kader dedigimiz kisimda Allah Teala bazi kullannin duasi ile kader degijime gidecegi 
varsayimiyla haddimizi ajmadan bu kullarm varligina bir yer verebiliriz goriJlse de tehlikesi faydasin- 
dan goktur. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin Hz. Fatima aleyhisselam annemize "kizim Fatima kalk sa- 
bah namazmi kil babanin peygamberliginiguvenme?" uyansini kalbimizden gikarmayalim. 

Film konu olarak gok giJzel, igerigi ile bu bilgileri tekrar hatirlami? olduk. 

Ey Allah Teala'm sana olan guvenimi ve inancimi artirmani, sevab zannettigim giJnahlardan sana 
siginiyorum. 

ihramcizade Ismail Hakki 

Kaynak: 

Osman DEMiR, RicaliJ'l-Gayb Kavrami ve Kelam ilmi Agisindan Degerlendirilmesi [Kitap]. - Istanbul: 
Marmara Universitesi Sosyal Bilimler EnstitusiJ Temel islam Bilimleri Ana Bilim Dali Kelam Bilim Dali - 
87011-Yuksek LisansTezi:, 1999. 



88 YAZILARIM 



ZEiTGEiST: MOVJNG FORWARD (2011) 

Zeitgeist: Yol Almal< 

Zeitgeist: Moving Forward 

Yonetmen: Peter Joseph 

Senaryo: Peter Joseph 

Oyuncular: Adrian Bowyer, Colin Campbell, Ashton Cline 

Yapim:ABD, 2011, 161 dk. 

Zeitgeist, Yol Almalc isimli ijguncu filminde farkli bir yol izledi. Aralarinda TiJrkiye'nin de bulundu- 
gu fejitii iJlkelerde once kijguk gruplara gosterildi, ardindan iJcretsiz olarak indirilebilmesi igin inter- 
nete kondu. 

Zeitgeist ijguncu bolumij Yol Almak'ta (Zeitgeist: Moving Forward) sistem elejtirisine giriyor. Tabii 
bu boliJmde de DiJnya Bankasi, IMF, rezerv bankaciligi, serbest piyasa sistemi, Adam Smith, Milton 
Friedman ve bizzat paranin kendisine agikga saldiriyor. 

ilk boliJmunden beri din, ekonomik sistem, siyaset gibi dev sistemleri hedef tahtasina koyan Zeit- 
geist (Burada Zeitgeist derken daha gok Peter Joseph'i kastediliyor) ijguncu filminde biJtun bunlarin 
yam sira ijin en bajina donijp insan tabiati hakkmda benimsedigi tezleri ortaya koyuyor. 

Ancak 3. BdliJmde onerilen "kaynak bazli dijnya kenti projeleri" nde yenidijnya dijzenciierin is- 
tedigi "Tekle§tirme" (Tek DiJnya Devleti, Tek §eliir, Tek Tarili, Tek Yonetim, Tek Pazar.... ) projeleri- 
nin uygulamasi tavsiye edilmesi insanlarm kontrol mekanizmalari i^ine almmasmi istemek sakmcali 
bir durumdur. Ekonomik olarak du$unulen bu kent modeli insan JiiJrriyeti a^isindan biJyiJk sakmca- 
lari vardir. 

[Zeitgeist'i, yani zamanin ruhunu ve zekasini kavrayabilmek, ozel bir onem tajimaktaydi. Pagan 
(putperest) yajam tarzi ve onlara bagli Musevi yajam tarzinin ortak paydalari yoktu, Musevi'nin pa- 
gan yonetiminin Zeitgeist'i karjisindaki direniji genelde Musevi tarikatlari ve ozelde radikal reformcu 
Zealot'larla, pasifik-kagkinci Essene'ler gibi kesimler arasmda geleneksel (ancak mutlaka Kabalistik 
olmasi gerekmeyen) Peygamber yoneticiligini canlandirmanin gerekliligini bir kez daha vurgulamak- 
taydi. Esseneler'e gore, Zeitgeist ger^ekte ZELT-OHNE-GEiST, yani "Adalet/Hakkaniyet Ruhu'ndan 
Yoksun Zamanlar'dan bajka bir jeyi simgelemiyordu. (Aytun^ ALTINDAL, Ug isa [Kitap].- Ankara : 
Yeni Avrasya, Nisan-2002. Sh:lll-114)] 

FiLMiN TURKQE ALT YAZISI 

Qurijyen bir toplumda sanat eger dijrust ise, (ijrumeyi yansitmalidir. Eger sosyal i$levi sayesinde 
inanci kirmak istiyorsa sanat dijnyanm degi$tirilebilir oldugunu gostermek zorundadir ve degi$ime 
yardim etmelidir. 

Ernst Fisclier 

HiJkumet iJzerindeki oliJmcul isyanlar borglarini odeme yukumlulijgunden kaginma plani bu yiJz- 
den ijsizlik giderek artiyor ve daha da artmali ki siz daha da fazia uriJne ulajabilesiniz biJtun hepsi 
borglanilmi5 paradir ve bu borg bajka iJlkelerinden bankalarmdan alindi P-A-R-A kullanijli bir kijisel 
kredi jeklinde tat veren filtreli bir sigara iJrettiler ve ben malt igkisi Cilgin misin!.. 

ABD iran'i bombalamayi planliyor Amerika iran'daki teror saldirilarina destek sagliyor BiJyukan- 
nem miJthi? bir insandi. Bana Monopoly (tekel) '*^ oynamayi ogretmijti. Oyunun adinin "edinmek" 



Bir tekel veya monopol, bir pazarda belirii bir urun Igin uretlcl ya da dagitimci olarak tek bir firmanin bulun- 
masi durumudur. Bir monopol, rakip firmalarm daha du5uk flyat koymasi korkusu olmadan kendl flyatmi bellr- 
leme gucune sahlptlr. Monopoll, serbest rekabetl ortadan kaldirarak kaynaklarm verlmll kullanimmi bnleyen bir 
durum yaratir. 



YAZILARIM 89 

89 YAZILARIM 

oldugunu aniamijti. Biriktirebildigi her jeyi biriktirir ve nihayetinde oyun tahtasinin hakimi olurdu. 
Ardindan bana hep ayni §eyi soylerdi. Bana bakar ve joyle soylerdi 

"Bir gijn bu oyunu oynamayi ogreneceksin." Bir yaz, neredeyse her giJn, her saat Monopoly oy- 
nadim ve o yaz oyunu oynamayi ogrendim. Anlami§tim ki kazanmanin tek yolu "edinmeye" olan ko- 
5ulsuz baglilikti. Anlami§tim ki para ve mevkiiler sizin skorunuzu artirmaya yariyordu. O yazin sonunda 
artik bijyukannemden daha acimasizdim. Eger oyunu kazanmam gerekiyorsa, kurallarin etrafindan 
dolanmaya hazirdim O yilin sonbaharinda bijyukannemle oturduk ve oynadik. Sahip oldugu her jeyi 
elinden aldim. Onu, son dolarini verip mutlak yenilgi ile ayrilirken izledim. Ardindan, bana ogretecegi 
bir $ey daha vardi. Sonra dedi ki "§imdi tamami kutuya geri dondijler. BiJtun o evier ve oteller. Bij- 
tijn demiryollari ve kamu $irketleri BiJtun o gayrimenkuller ve o harikulade paralar Hepsi kutuya 
dondiJler. Zaten hi^biri gergekte senin degildi. Bir sijreligine olayin buyusiine kapildm. Ama sen 
oyunun ba$ina oturmandan gok once de buradaydilar ve sen gittikten sonra da burada olacaklar - 
oyuncular gelir, ge^er. EvIer ve arabalar unvanlar ve kiyafetler hatta viicudun bile." 

Gergek 5U ki, elde ettigim, tiJkettigim, biriktirdigim her jey giJn gelip kutuya geri donecek ve ben 
her 5eyimi kaybedecegim. Kendinize sormaniz gereken soru nihai terfinizi aldiginiz zaman nihai alijve- 
rijinizi yaptiginiz zaman miJkemmel evinizi satin aldiginiz zaman birikim yapip maddi giJvencenizi 
sagladiginiz zaman ve bajari merdivenlerinin basamaklarina tirmanip gelebileceginiz en yiJksek nok- 
taya geldiginizde heyecaniniz da kaybolur kaybolacaktir peki ya sonra ne olacak? 

Yolun sonunu gorebilmek igin daha ne kadar gaba sarf etmek zorundasiniz? 

Eminim aniiyorsunuzdur higbir zaman yeterii olmayacak. Oyleyse kendinize 5U soruyu sormak zo- 
rundasiniz 

Onemli olan nedir? 

Onlar giJzel! 

Onlar zengin! 

Onlar §imarik! 

Amerika'nin numarali §ovu geri dbndiJ! 



Gentle Machine Productions Sunar 
Bir Peter Joseph Filmi 

Ben New York'da bijyuyen geng bir delikanli iken bayraga baglilik yemini etmeyi reddettim. Tabii ki 
MiJdur'un odasina gonderildim ve MiJdur bana "Neden baglilik yemini etmek istemiyorsun?" diye 
sordu. 

"Herkes ediyor!" 

"Bir zamanlar herkes dunyanin dijz olduguna inaniyordu ama bu diJnyayi dijz yapmiyor." dedim 
ve devam ettim 

"BugiJn Amerika, sahip oldugu her $eyi diger kijltijrlere diger milletlere borglu ve ben baglilik 
yeminini dijnyaya ve ijstunde ya$ayan herkese etmeyi yeglerim." dedim. Soylememe bile gerek yok, 
gok gegmeden okulu tamamen biraktim ve yatak odamda bir laboratuar kurdum. Orada bilimi ve 
dogayi ogrenmeye bajladim. Sonra fark ettim ki evren yasalaria yonetiliyor ve insanoglu toplumla 
birlikte bu yasalardan bagimsiz degil. Derken, §imdilerde "BuyiJk Buhran" olarak adiandirdigimiz krizi 
geldi, gatti. BiJtun fabrikalar bo? bo? dururken milyonlarca insanin neden ijsiz, evsiz ve ag kaldigini 
aniamakta zorlandim. Kaynaklar degijmemijti. ijte o zaman fark ettim ki ekonomi oyununun kurallari 
dogasi geregi hukumsiJzdu. Kisa bir sure sonra, bir surij ulusun birbirlerini sistematik olarak yok et- 
mek igin siraya girdigi II. DiJnya Savaji bajladi. Daha sonra bir hesap yaptim; biJtun bu yikim ve sava? 
igin boja harcanan kaynaklar, aslinda gezegen iJzerindeki tiJm insani ihtiyaglari rahat rahat karjilaya- 
bilirdi. O zamandan beri insanoglunun kendi neslinin tiJkenijine zemin hazirlayi§ina tanik oldum. Son 
derece degerii ve sinirli kaynaklarin kar etme amagli ve serbest piyasa adina siJrekli olarak heba edil- 
mesini ve yok edilmesini izledim. Toplumun, toplumsal degerlerinin, materyalizmin ve bilingsiz tiJke- 



90 YAZILARIM 

timin temelini olujturdugu bir yapmaciklik seviyesine dujuruldugunij izledim. Parasal gijglerin sozde 
ozgiJr toplumlann politik yapisini kontrol etmesine tanik oldum. §imdi 94 yajindayim ve korkarim ki 
dijjunce yapim 75 yil oncesiyle tarn olarak ayni. Bu sagmalik artik sona ermeli. 

[ZEITGEIST] [ZEITGEIST VOL ALMAK] 
"Kendini adami$, bilin^li, kij^uk bir grup vatanda$in dijnyayi degi$tirebileceginden asia $uphe 
etmeyiniz. Aslina bakarsaniz, $imdiye kadar bunu ba$armi$ olan yalnizca onlardir. - 

Margaret Mead" 

BOLUM 1 

iNSAN DOGASI 

Bir bilim insanismiz diyelim ve egitiminiz siJresince bir yerlerde zihninize kazinan kaginilmaz bir 
"dogu$tan mi yoksa egitimden mi" kiyaslamasi var ve bu dijjunce akiinizda en azindan Coca-Cola mi 
Pepsi mi veya Yunanlilar mi Truvalilar mi dujiJnceleriyle birlikte yer aliyor. 

Peki, dogu§tan mi? 

Yoksa egitimden mi? 

Bu, davranijiarimiza etki eden faktorleri sorgulayan ajiri basitlejtirilmi? bir baki? agisi. Herhangi bir 
hiJcrenin bir enerji kriziyle nasi! ba? ettiginden tutun da bizi biz yapan en bireysel karakter ozellikleri- 
mize kadar her jeye etki eder. Ula§tiginiz sonug, bu tamamen yanii? ikilem butiJn nedensellik ili§kisi- 
nin en temelinde belirleyici olarak doga etrafinda yapilanmijtir. Yajam DNA'dir ve jifrelerin §ifresi ve 
kutsal kase, ve her §ey onun tarafindan yonlendirilir ya da obiJr taraftan, gok daha sosyal bilimsel bir 
yaklajim olan bizler 'sosyal organizmalariz' biyoloji mantarlar igindir. insanlar biyolojik degildir ve 
agikgasi iki gorij? de aniamsizdir. Bunun yerine goreceginiz biyolojinin gevre baglami di§inda nasil 
galijtigini aniamanin imkansiz oldugudur. 

[KAUTIMSAL] 

§u ana dek ortaya atilmi? ve yayginlajmi? en gilginca ve muhtemelen en tehlikeli kavramlardan biri 
"Bu davrani; kalitsaldir." Peki, bunun aniami nedir? 

Eger modern biyoloji biliyorsaniz, her aniamda incelikle dijjunulmu? sagmaliklar biJtunudur. An- 
cak gogu insan igin bunun heyecan verici anIami biyoloji ve genetik bilimi tek bir kokte toplayan belir- 
leyici bir baki5 agisidir. Genler degi§tirilemez genler kaginilmaz jeylerdir ve onlari onarmaya galijirken 
kaynaklarini harcayamadiginiz gibi geli§tirmeye galijirken de toplumsal kuvvet kullanmamaniz gere- 
kir. ^unkij bu kaginilmazdir ve degijtirilemez ve dijpeduz sagmaliktir. 

[HASTALIK] 

ADHD (Dikkat eksikligi ve Hiperaktivite Bozuklugu) jizofreni gibi hastaliklarin genetik oldugu dij- 
5uncesi yaygindir. Gergekse bunun tam tersidir. Higbir jey genetik olarak programlanmamijtir. Ger- 
gekten genetik oldugu saptanmi? hastaliklarin sayisi bir elin parmaklarini gegmez ve toplumda son 
derece seyrek olarak kar§imiza gikarlar. En karmajik kojullarin genetik bir bile§en barindiran bir egi- 
limi olabilir ancak egilim onceden belirleme ile ayni jey degildir. Hastaliklarin kaynagini genetik kali- 
timda bulma arayiji daha fikir ortaya bile atilmadan bajarisizliga mahkumdu. ^unkij gogu hastalik 
kalitimsal degildir. Kalp hastaligi, kanserler, felgler romatizmal sorunlar, bagijiklik sistemi sorunlarinin 
gogu akil sagligi sorunlari, bagimliliklar Bunlarin higbiri kalitimsal degildir. Ornegin meme kanserinde, 
hasta olan her yiJz kadindan sadece 7'si hastaligin genlerini ta§ir. 93'u tajimaz ve bu genleri tajiyan 
yiiz kadinin da tamami kanser olacak degildir. 

[DAVRANI§] 

Genler gevremizden bagimsiz olarak belirii bir §ekilde davranmamizi saglayan jeyler degildir. Gen- 
ler, gevremize tepki verebilmemiz igin bize gejitii yollar sunar. Hatta goriJnuje bakilirsa, gocuklugun 



YAZILARIM 91 

91 YAZILARIM 

erken safhalarmdaki bir takim etkenler ve yetijtirilme tarzi genlerin dija vurumunu etkiler ve aslinda 
bazi genleri etkin kilip bazilanni devre diji birakarak sizi ba? etmeniz gereken diJnyaya uyum saglaya- 
cak farkli bir gelijim yoluna koyar. Ornek olarak Montreal'de intihar kurbanlanyla yapilan bir gaiijma- 
da kurbanlarin beyin otopsileri incelendi ve ortaya gikan o ki, eger bir intihar magduru (ki bunlar ge- 
nellikle geng yajtaki yeti§kinlerdir) gocukiugunda istismara maruz kaldiysa, bu o kijinin beyninde ge- 
netik bir degijime yol agiyor bu degijim istismara ugramami? insanlarin beyninde goriJimuyor. Bu bir 
epigenetik (farkli zamanda oiujan) etkidir. "epi" iJzerine demektir, yani genetik ijzerine etki dedigi- 
miz §ey belli genlerin ekinle§mesi veya devre diji birakilmasina yol agan gevresel bir olaydir. Yeni Ze- 
landa'nin Dunedin adii kasabasinda da bir galijma yapildi. Bu galijmada bir kag bin §ahis dogumlarin- 
dan yirmili ya§larina kadar incelendi. Bulduklari, jiddet uygulamaya meyilli olmakla bir bakima ilgisi 
bulunan bir genetik mutasyon yani anormal bir gendi fakat bu genin tajiyicisinin ayni zamanda go- 
cukken agir istismara maruz kalmi? olmasi gerekiyordu. Diger bir deyi§le, bu geni tajiyan biri gocuk- 
ken istismar edilmedigi siJrece diger insanlara gore daha fazia jiddet yanlisi olmayacak bilakis normal 
genii insanlara gore daha az jiddet yanlisi olacaktir. Genlerin tek belirleyici faktor olmadigina dair gok 
gijzel bajka bir ornek daha var. ilgi gekici bir teknik sayesinde bir fareden belirii bir geni alip o farenin 
ve soyundan gelenlerin o geni tajimamalarini saglayabilirsiniz O geni "kapi dijari" etmi? olursunuz. 
Yani bir gen var diyelim ogrenme ve hafizayla alakali bir proteini kodlayan ve siz bu "harika gosteri" 
ile bu geni "kapi dijan" ederseniz, artik elinizde eskisi kadar iyi ogrenemeyen bir fare var demektir. 

"Hah! Zekaya dair genetik bir temel!" 

Medya tarafindan her tiJrlu ele alinan ve geki§tirilen bu onemli gali§ma hakkinda daha az dikkate 
alinan ise genetik agidan zayiflatilmi? o fareleri alip kafesteki siradan laboratuvar faresine gore ?ok 
daha zenginlejtirilmi?, tejvik edici bir ortamda yeti5tirdiginizde fareler o eksikligin tamamen iJstesin- 
den gelmektedir. Yani, biri modern aniamda "hah, bu davrani? genetiktir" diyorsa sanki bu gegerii bir 
tabirmi? gibi soylediginiz jey judur Bu organizmanin gevreye verdigi tepkilerde genetik etkenlerin de 
katkisi vardir; genler, organizmalarm belirii gevresel sorunlaria ba? etmesindeki hazirlanma ajamasina 
tesir edebilir. Biliyorsunuz, gogu insanin akiindaki dujiJnce bu degil ve bu konuda fazIa "nutuk geken" 
olmamak gerek lakin eskinin "bu genetiktir" anlayiji ile devam etmek "irk islahi" tarihi ve buna benzer 
jeylere gok uzak degildir. Bu, yaygin ve potansiyel olarak da epey tehlikeli bir hata. §iddetin biyolojik 
olarak agiklanmasinin nedenlerinden biri bu hipotezin potansiyel bir tehlike olmasinin sebebi sadece 
insanlari yanli? yonlendirmesi degil gergekten zarar verebilecek olmasidir ^unku buna inandiginiz 
takdirde kolaylikia "bu konuda bizim yapabilecegimiz bir jey yok" diyebilirsiniz. insanlari jiddete yo- 
nelten yatkinligi degijtirebilmek igin yapabilecegimiz tek jey; onlari cezalandirmaktir; kilit altinda 
tutmak veya idam etmek. Ama insanlari jiddete yoneltebilecek olan sosyal gevreyi veya sosyal jartlari 
degijtirmek adina endijelenmemize gerek yok giJnku "bu son derece aniamsiz". Genetik iddialar bize 
gegmi? ve giJnumuzdeki tarihsel ve sosyal faktorleri goz ardi etme liJksunu kazandirir ve New Yorker 
yazari Louis Menand'in kurnazca dedigi gibi "Her jey genlerde saklidir bu soz dunyanin her nasilsa, 
oldugu gibi devam etmesi gerektiginin bir tarifidir. Bir insan dunyanin en ozgiJr ve refah diJzeyi en 
yijksek iJlkesinde yajarken neden mutsuz hisseder veya anti-sosyal bir tavir sergiler? 

Sebep sistem olamaz. Kablolarin bir yerlerinde temassizlik olmali." Durumu gok giJzel kamufle 
eden bir yontem bu. Oyleyse, genetik iddialar gergekte altta yatan birgok sikintili tutumu ortmeye 
yarayan, sosyal, ekonomik ve siyasi faktorleri goz ardi etmemizi saglayan bir bahanedir. 

[VAKA ANALizi BAGIMULIK] 

Bagimliliklar genelde uyujturucularia ilgili bir konu olarak du§unulur. Ama daha detayli olarak in- 
celedigimde bagimliligi a§iri arzulamayla baglantili gegici rahatlama ve uzun vadede negatif sonuglari 
olan kijinin kontrolij dijinda, birakmak istedigi veya birakmaya soz verdigi ancak devamini getireme- 
digi herhangi bir davrani? olarak agikliyorum. Bunu aniadiginiz zaman ise sadece uyujturucularia ilgili 
olanlarin di§inda birgok farkli bagimlilik gejidi oldugunu gorebilirsiniz. i§koliklik; alijveri?; internet; 
video oyunlarina bagimliliklar Bir de gijg bagimliligi var. GiJg sahibi olup daha fazIa daha fazlasini iste- 
yen, higbir jeyle yetinmeyen insanlar. Daha fazlasina sahip olmak isteyen, §irket satin alan jirketler. 



92 YAZILARIM 

Petrole olan bagimlilik ya da en azindan petroliJn bize sagladigi zenginlik ve iJrunlere olan bagimlilik. 
^evre iJzerindeki negatif etkilerine bir bakin. Bu bagimlilik ugruna iginde yajadigimiz diJnyayi yok 
ediyoruz. Bu bagimliliklarin sosyal sonuglan Dogu Yakasi jehir merkezindeki hastalarimin kokain veya 
eroin alijkanliklarindan gok daha tahrip edici. Buna ragmen, odullendiriliyor ve saygi gorijyorlar. Daha 
yijksek bir kar saglayan bir tiJtun jirketi yoneticisi gok daha buyiJk bir odiJl kazaniyor. Kanunen veya 
bajka bir jekilde, higbir olumsuz sonugia karjilajmiyor. Hatta birgok bajka jirket kurulunun saygi 
duyulan bir ijyesi. Ama tiJtun dumanina bagli hastaliklar, her yil diJnya gapinda 5 buguk milyon insa- 
nin oliJmune sebep oluyor. Birle§ik Devletler'de bu sebepten bir yilda dortyiJzbin ki5i olijyor. Peki bu 
insanlar neye bagimli? 

Kar etmeye. Oyle bir jekilde bagimlilar ki hareketlerinin sebep oldugu sonuglari tamamen inkar 
ediyorlar. Ki inkar, bagimlilarin en tipik ozelligidir ve bu saygidegerdir. Neye mal olursa olsun, kara 
bagimli olmak, saygidegerdir. Yani, toplumumuzda neyin kabul edilebilir ve neyin saygideger oldugu 
son derece degijkendir ve goriJnen o ki, verdigi zarar bijyudukge kara bagimli olmanin saygidegerligi 
artmaktadir. 

[HURAFE] 

Uyujturucularin kendi bajina bagimlilik yaratabileceklerine dair genel bir hurafe vardir. Gergekte, 
uyujturucuyla olan sava?, eger uyujturucunun kaynagini keserseniz, bagimlilikia baja gikabileceginiz 
fikri iJzerinedir. Bagimliligi geni? aniamda aniayabiliyorsak higbir jeyin kendi bajina bagimlilik yapici 
olmadigini goriJruz. Higbir madde, higbir uyujturucu kendi bajina bagimlilik yapmadigi gibi higbir 
davrani§ §ekli de bagimlilik yaratmaz. Cogu insan, alijverijkolige donijjmeden alijveri? yapabilir. Her- 
kes yemek bagimlisina donijjmez. Bir kadeh §arap igmekle hig kimse alkolik olmaz. Esas mesele, in- 
sanlari hassas yapan §eyin ne oldugudur gunkij bagimliligi yaratan §ey potansiyel olarak bagimlilik 
yapici maddeler veya davranijlar ile hassas bir bireyin kari5imidir. Kisaca, bagimlilik yaratan uyujturu- 
cu degil bireyin belli bir maddeye ya da davranija olan hassasiyet sorunudur. 

[CEVRE] 

Bu durumda, bazi insanlari hassas yapan jeyin ne oldugunu aniamak istersek o kijinin yajantisina 
bakmamiz gerekir. Bagimliligin bazi genetik nedenlere dayali oldugu fikri gegmijten beri siJregelen 
yaygin bir kani olmasina ragmen bilimsel olarak gurutulmujtiJr. Gergek olan judur ki; kijiyi hassas 
yapan kijinin hayatinda yajadigi olaylardir. Hayat tecriJbeleri sadece insanlarin ki§iligini ve psikolojik 
ihtiyaglarini bigimlendirmekle kalmaz ayni zamanda gejitii yollarla kijinin bizzat zekasini da etkiler. Bu 
siJregdaha rahimdeyken ba§lar. 

[DOGUM ONCESi] 

Gosterilmijtir ki, ornegin, annelerini hamilelikleri boyunca stres altinda tutarsaniz, gocuklarinin, 
bagimliliklara yatkin kijisel ozelliklere sahip olmasi daha olasidir bunun sebebi ise gelijimin psikolojik 
ve sosyal gevre tarafindan jekillenmesindedir. Dolayisiyla, insanoglunun biyolojisi, ana rahminde ba?- 
layan hayat tecriJbeleri tarafindan oldukga fazia etkilenir ve programlanir. ^evre, dogumda bajlamaz. 
^evre, bir gevreniz olur olmaz bajlar, bir cenin olarak var oldugunuz andan itibaren annenin dolajim- 
lari ile size ulajan tiJm bilgi akijina tabisinizdir. Hormonlar, besin seviyeleri Bu durumun onemli bir 
ornegi "Hollanda Aflik Ki§i" diye bir 5eydir. 1944'te Naziler Hollanda'yi i§gal ederler ve bir takim ne- 
denlerle, biJtun yiyecekleri alip Almanya'ya yonlendirme karari alirlar; dolayisiyla oradaki herkes ijg ay 
boyunca aglik iginde kalir, onbinlerce insan agliktan olecek duruma gelir. Hollanda Agiik Ki$i'nin etkisi 
ise $udur 

Siz bu aglik siJresince, ijg veya alti ayliktan fazIa bir cenin olsaydmiz viJcudunuz bu zaman boyunca 
50k ejsiz bir jey "ogrenirdi". Bilindigi gibi hamileligin ikinci ve ijguncu ajamalarmda biJnyeniz gevre 
hakkmda bilgi toplamaya bajlar. Orasi ne kadar tehdit edici bir yerdir? 

Ne kadar bolluk var? 

Annenin dolajimlari yoluyla ne kadar besin aliyorum? 

Bu zaman siJresince aglik geken bir cenin olursan, viJcudun oyle programlanir ki, hayat boyu vij- 



YAZILARIM 93 

93 YAZILARIM 

cudundaki jeker ve yag miktannin azalacagindan korkarsin ve aldigin miktarlarin tamamini depolar- 
sin. Eger bir Hollanda Aglik Ki§i cenini isen, yarim yiJzyil sonra diger turn etkenlerin ejit oldugu halde 
yijksek kan basinci, obezite, veya metabolik hastaliklari belirtilerine sahip olma olasiligin daha fazia 
olacaktir. Bu, gevre etkisinin hig beklenmeyen bir yerden kendini gostermesidir. Hamile hayvanlari, 
laboratuvar ortaminda stres altinda tutabilirseniz goreceksinizdir ki yavrularmin yeti§kin hale geldikle- 
rinde alkol ve uyu§turucu kullanma egilimleri daha fazIa olacaktir. Anneleri strese sokabilirsiniz, orne- 
gin Britanya'da yapilan bir arajtirmaya gore hamilelik sirasinda istismara ugrami? kadinlarin dogum 
sirasinda plasentalarmda gok yiJksek seviyelerde stres hormonu kortizol tespit edilmi? ve bu durumun 
dogan gocuklarin ileride - 7-8 yajlarinda madde bagimliligina egilimli olmalarina yol agtigi fark edil- 
mi§tir. Yani heniJz ana rahminde maruz kalinan stres ileride hertiJrlu ruhsal ve zihinsel bozukluklarin 
hazirlayicisidir. Jsraii'de 'deki sava; sirasinda hamile olan annelerin dogan (ocuklari ijzerinde bir 
ara$tirma yapilmi$tir Bu kadmlar, dogal olarak $iddetli strese maruz kaldiklarmdan dogan (ocuklar- 
da normalin 50k iJzerinde $izofreni vakalari tespit edilmi$tir. (gelecekleri vahim) Yani, giJnumuzde 
dogum oncesi etkenlerin insan beyninin geli§imine buyiJk etkilerinin oldugunu gbsteren birgok bulgu 
mevcuttur. 

[BEBEKLiK] 

insanin geli$imi ve dzellikle insan beyninin geli$imi ile ilgili en onemli nokta geli$imin bijyuk 
oranda dogumdan sonra ve ^evresei ko$ullarin etkisiyle ger(ekle$mesidir. Eger kendimizi dogdugu 
ilk giJn kojmayi becerebilen bir tay ile kiyaslarsak ne kadar az gelijmi? olarak dogdugumuzu anlayabi- 
liriz. Biz bunu becerebilmek igin gerekli sinir sistemi koordinasyonuna denge, kas gucij ve gorme yeti- 
sine ancak bir buguk-iki ya5inda ulajabiliriz. Bunun sebebi tay gelijimini ana rahminin giJvenli orta- 
minda tamamliyorken insanlarda gelijimin dogumdan sonra tamamlaniyor olmasidir ve bu basit bir 
geli^im bir mantikia ilgilidir. Sebebi ise, bizi insan yapan en onemli ozelligimiz olan, on beynimizin 
bijyumesidir. Aslinda bu geli$meye ba$layan onbeyin insan irkini yaratan ve onu farkli yapan ozel- 
liktir. Ayni zamanda iki ayak iJzerinde yiJruyebiliriz, kalga kemiklerimiz bunu saglamak igin daralir. 
Yani jimdi hem kalga kemiklerimiz daralmi? hem de kafalarimiz buyumu5tur. Bingo! 

ijte bu yiJzden premature olarak dogmamiz gerekmektedir. Bu da demek oluyor ki beyin gelijimi 
hayvanlarda ana rahminde oluyorken bizde dogumdan sonra ve gogunlukia gevrenin etkisiyle gergek- 
lejiyor. Sinirsel Darwinizm kavramina gore gevreden elverijli girdiyi alan sinir devreleri ideal jekilde 
gelijirken alamayanlarin gelijimi ya ideal olmaz yada hig geli5emezler. Dogdugunda gozleri gayet iyi 
goren bir (ocugu alir ve onu be; yil boyunca karanlik bir odada tutarsaniz (ocuk hayatmm geri ka- 
lani boyunca kor olur (unkij gorme devrelerinin geli$imi i^in i$ik dalgalari $arttir ve onlar olmadan, 
(ocuk dogdugunda mevcut ve etkin olan temel devreler dahi korelir ve olijr, yeni sinir devreleri de 
geli$mez. (ancak onun gocugunda bu ozellik kalici olarak kalmaz, goren olarak gocuklari dogar.) 

[HAFIZA] 

Yetijkin birey davranijlarinin jekillenmesinde gocukluk deneyimleri onemli rol oynar hatta dzellik- 
le de hatirlanamayan erken gocukluk deneyimleri. Aniajilan o ki, iki turlij hafiza mevcut aleni hafiza 
hatirlananlardan ibarettir gergekleri, detaylari, durumlari, olaylari geri gagirabildiginiz hafizadir. Fakat 
hipokampijs adi verilen beyindeki yapi ki bu hatirlanan hafizayi $ifreleyen yapidir bir buguk ya$ina 
kadar geli$meye ba$lamaz bile ve 90k sonrasma kadar da geli$imini tamamlamaz. Neredeyse hig 
kimsenin 18 aylikkenden oncesine dair bir $ey hatirlayamamasmm nedeni budur. Fakat ortijlu hafi- 
za adi verilen ba$ka bir tijr hafiza daha vardir ki bu aslinda duygusal bellektir. Duygusal etkiler ve 
gocugun bu deneyimlerden gikardigi yorumlar sinir devreleri jeklinde beyne kazinmijtir ve herhangi 
bir animsama olmadan harekete gegmeye hazirdir. 

Bariz bir ornek vermek gerekirse; eviat edinilmi? kijilerde siklikia goriJlen hayat boyu reddedilme 
hissi vardir. EvIat edinildiklerini animsayamazlar. Doguran anneden ayrili$larini animsayamazlar 
(ijnkij bunlari kayit edecek bir $ey yoktur. Fakat, ayri kalmi$ligin ve reddedilmenin duygusal hatira- 
si derin bir $ekilde beyinlerinde gomuludiir. Bundan dolayi, reddedildiklerini algiladiklarmda diger 



94 YAZILARIM 

insanlara gore bir ret duygusu ve buyijk bir duygusal gokuntu ya$amalari (ok daha muhtemeldir. Bu 

durum eviat edinilmi? kimselere ozgij degildir fakat ortiJlu bellegin bir fonksiyonundan otiJru iglerinde 
bir yerde bzeiiikie kuvvetlidir. Turn arajtirmalara ve kendi deneyimlerime bakarsam bagimlilar ve ajiri 
bagimlilarin tumij buyiJk olgiJde gocukken istismar ediimi? veya ciddi duygusal gokuntiJier yajamijiar- 
dir. Duygusal ve ortiJlu hafizalari dunyanin giJvenilir ve yardimsever olmadigma dairdir, bakicilara 
guvenilmi? degildi ve ilijkiler kalbini agmak igin yeterince giJvenli degildir ve bundan dolayi tepkileri 
de kendilerini, gergek samimi ilijkilerden uzak tutma egiliminde olur. Onlara yardim etmek isteyen 
bakicilara doktorlara ve diger insanlara guvenmemek ve genellikle diJnyayi giJvensiz bir yer olarak 
goriJrler. Bu durum kesinlikle gagrijim bile yapamadiklari olaylarla alakasi olan ortiJlu hafizanin bir 
fonksiyonudur. 

[DOKUNMAK] 

Premature veya genelde kuvozlerde dogan bebekler (e$itli cihazlara ve makinelere haftalar hat- 
ta aylarca bagli kalirlar. GiJnumuzde artik biliniyor ki bu (ocuklara gijnde yalnizca 10 dakika doku- 
nulsa veya sirtlari ok$ansa, bu onlarin beyin geli$imlerini hizlandirir. Yani insan dokunu$u geli$im 
i^in $arttir ve aslinda hi( dokunulmayan ^ocukiar ger^ekten olurler. (bu hususa fazia dikkat edilmi- 
yor gunumiJzde) 

ijte bu, insanlar igin dokunulmanin ne kadar temel bir ihtiyag oldugunun gostergesidir. Toplumu- 
muzda, ebeveynlere (ocuklarmi kucaklamamalarmi onlara dokunmamalarmi, korkudan aglayan 
bebeklere onlari rahatsiz etme korkusuyla ya da geceleri uyumaya ali$sinlar diye sarilmamalarini 
dikte eden talihsiz bir egilim var. Oysa (ocugun ihtiyaci tarn tersi, kucaklanmaktir ve bu ^ocukiar 
beiki de pes ettikleri i^in tekrar uykuya dalarlar. Ebeveynlerince terk edilme korkusuna kar$i bir 
savunma yontemi olarak beyinleri kendini kapatir. Ama drtijlij bellekleri dunyanin onlari umursa- 
madigmi liatirlatacaktir. (^ocuklarin odalarinda terk ederek uyumasini isteyen ebeveynlere duyuru- 
lur. Kan kanserinde en onemli sebep bu bence. Yazan) 

[gOCUKLUK] 

Turn bu farkliliklar hayatin erken (aglarmda $ekillenir. Oyle ki, ebeveynlerin hayatta kar$ila$tik- 
lari zorluk ve de kolayliklara dair (apra$ik deneyimleri (ocuklara aktarilir. Bu ise; ya ailevi depres- 
yonla ya da ebeveynlerin zor bir guniJn ardindan gok yorgun olmalari yiJzunden gocuklarina sinirlen- 
meleriyle gergeklejir. TiJm bunlarin, guniJmuzde hakkinda gok jey bilinen gocukgelijimi programciligi 
ijzerinde gok onemli etkileri vardir. Ancak bu erken duyarlilik sadece gelijimsel bir hata degildir. Bir- 
gok farkli yajam tiJrlerinde de goriJlmektedir. Bitkilerin filizlenme ajamasinda dahi, gelijtikleri gevre 
jartlarina erken bir uyum siJreci vardir. Fakat bu uyum insanlarda sosyal ilijkilerin niteligine baglidir. 
Boylece, erken ya$larda gdrdijgunuz ilgi ve $efkat, ya$adiginiz (ati$malar nasil bir dijnyada bijyijye- 
ceginizin sinyalini verirler. Bir jeyler elde edebilmek igin miJcadele etmeniz gereken kendinizi koru- 
mak igin siJrekli arkanizi kolagan ettiginiz bajkalarina giJvenmemeyi ogrendiginiz bir diJnyada mi bij- 
yijyorsunuz ya da, karjilikli ili§kilere, ortak paylajima ve dayanijmaya bagli giJvenliginiz diger insanlar- 
la kurdugunuz giJzel ilijkilere dayali empati kurmanin onemli oldugu bir toplumda mi bijyuyorsunuz 
Bu diJnya gok farkli duygusal ve bilijsel gelijim gerektirir. ijte, erken duyarlilik ailenin iginde ya$adigi 
dijnyadan edindigi deneyimleri olduk^a bilin^siz bir $ekilde gocuga aktardigi sistemie alakali bir 
durumdur. Unlu ingiliz (ocuk psikiyatristi, DW Winnicott, demi^tir ki (ocuklukta ters gidebilecek iki 
temel $ey vardir 

BiRiNCiSi OLMAMASI GEREKEN §EYLERiN OLMASI DIGERIYSE OLMASI GEREKEN §EYLERiN OL- 
MAMASI. 

ilk kategoride, kent merkezinin Bati yakasmda ya$ayan liastalarimm ve pek gok bagimlmm dra- 
matik olarak istismar ve terk edili§ liikayeleri var. Bunlar olmamasi gereken fakat olmu? jeyler. Diger 
taraftan; her gocugun ihtiyaci olan ama genellikle de goremedikleri stressiz, uygun, odaklanmi? ebe- 
veyn ilgisi var. istismara ugramiyorlar. ihmal edilmiyorlar travma da yajamiyorlar fakat olmasi gere- 
ken onlari yetijtirecek duygusal yeterlilikteki ebeveynlerin olmamasi ve bunun nedeni de, toplumu- 
muzda ve aile ortamimizdaki stres. Psikolog Allan Surer ebeveynin fiziksel olarak var oldugu fakat 



YAZILARIM 95 

95 YAZILARIM 

duygusal olarak var olmadigi bu gibi durumlara "Mesafesiz Terkedij" adini veriyor. 

Hayatimm kabaca son 40 senesini toplumumuzun ijrettigi en vah$i insanlar uzerinde (ali$arak 
ge^irdim katiller, tecavuzcijler ve bunun gibileri Bu vah$ete neyin sebep oldugunu aniamaya (ali$ir- 
ken Park ettim ki hapishanelerimizdeki en azili su^lularm kendileri oyle bijyuk ol^ijde istismara 
maruz kalmi$lardi ki, (ocuk istismari terimini boyle vakalarda kullanacagim akiimin ucundan geg- 
mezdi. Toplumumuzdaki (ocuklarm sik^a gordijkleri ahlaksiz muamelenin boyutlarmdan hi^ habe- 
rim yoktu. Gordijgum en vah$i insanlarm kendileri gegmi^te gogu zaman kendi ebeveynleri veya 
sosyal ortamlarmdaki diger insanlar tarafmda oldurijlmeye (ali$ilmi$ti ya da en yakin akrabalari 
ba$ka insanlar tarafmdan oldurijlmu; olan bir ailenin sag kalan ijyeleriydiler. Buda her §eyin birbiri 
ile baglantili oldugunu savunur. "Teklik goklugu, (okluk da tekligi barmdirir" der. Yani, gevresinden 
soyutlayarak higbir jeyi aniayamazsiniz. Bir yaprak, GiJnej'i, gokyiJzunu ve tabii ki DiJnya'yi barindirir. 
Artik konu ozellikle insan gelijimine ve tabii ki turn gevreye geldiginde bunun gergek oldugu goriJlebi- 
liyor. Bunun igin modern bilimsel terim insan geli$iminin "biyo-psiko-sosyal" dogasidir ve insan bi- 
yolojisinin sosyal ve psikolojik gevreler ile etkilejime oldukga bagli oldugunu soyler. Kaliforniya - Los 
Angeles Universitesi'nde (UCLA) psikiyatr ve arajtirmaci olarak gorev yapan Daniel Siegel "Ki$ilerarasi 
Norobiyoloji" diye bir terim tiJretti ve bu terim sinir sistemimizin ijlevlerinin kijisel ilijkilerimize gore 
oldukga degijtigini ifade ediyor. ilk a§amada bakici ebeveynler ikinci ajamada hayatimiza onemli etki- 
leri olan kijiler ve ijguncu a§amada tiJm kiJlturumuz bulunur. Yani kijinin yetijtigi ve halen iginde ya- 
5adigi boylece devam eden bu yajam dongusunij o kijinin norolojik ijlevlerinden ayiramazsiniz. Bey- 
niniz geli§irken bagimli ve yardima muhtag oldugunuz kismen dogrudur hatta bu yeti§kinlikte ve ya- 
5aminizin sonunda bile gegerlidir. 

[KULTUR] 

insanlar hemen hemen her tiJr toplumda yajamijlardir. En ejitlikgisine kadar Avci - toplayici top- 
lumlar ornegin besin paylajma ve ejya takasi konusunda oldukga e§itlikgi goriJnmekteler. KiJguk top- 
luluklarda akraban olmasa bile hayatin boyunca tanidiginiz yiyecek arama ve biraz da avcilikia hayati- 
ni surdiJren insanlar; gejitii gruplar arasinda buyiJk bir akiciligin bulundugu bir diJnyada; maddeci 
kulturiJn biJtun algiyi ele gegirmedigi bir diJnyada insanlar, insansilik tarihinin buyiJk bir gogunlugunu 
boyle gegirmijierdir. Tabii dogal olarak, bu gok farkli bir diJnyaya yol agar. Bunlarin sonuglarindan 
birisi, gok daha az jiddettir. Organize grup jiddeti insanlik tarihinin buguniJnde ortaya gikmi? degildir 
ve bu oldukga a§ikardir. Peki nerede liata yaptik? 

§iddet evrensel degildir. insan irkina simetrik olarak bbliJnmemijtir. Farkli toplumlarda jiddetin 
miktari gok buyiJk degijiklik gostermektedir. Hemen hemen hig jiddetin olmadigi toplumlar da vardir 
kendi kendilerini yok eden toplumlar da. Mesela anabaptistlerde (vaftizi yetijkinlikte yapilan) gok kati 
pasifist olan Amishler, Mennonitler, Hutteriteler gibi mezhepler vardir. Bu gruplardan Hutteritelerde 
kayitlara gegen cinayet yoktur. insanlarm askere almdigi II. DiJnya Sava$i gibi buyiJk sava$lar sijre- 
since orduya liizmette bulunmayi reddetmi$lerdi. Orduya liizmet etmektense hapse girmeyi tercih 
ederlerdi. israil'de, Kibbutz'larda jiddet orani o kadar dijjuktur ki ceza mahkemeleri sug ijleyen jid- 
det faillerini siklikia jiddet igermeyen bir hayat yajamayi ogrenmeleri igin Kibbutz'larda yajamaya 
gonderirler. ^unkij oradaki insanlarm yajam tarzi budur. Yani, toplum tarafmdan fazlasiyla jekillendi- 
riliriz. Toplumlarimiz daha geni§ aniamda bizim teolojik metafiziksel, sozel vb. etkilerimizi igerir. Top- 
lumlarimiz; hayatin temelde giJnah ya da giJzellik iJzerine oldugunu dijjunsek de dijjunmesek de 
oliJmden sonraki yajam, hayatimizi yajama bigimimizle ilgili bir bedel tajisa da tajimasa da, ya da 
bundan bagimsiz bile olsa; bizi jekillendirir. Geni? bir baki? agisiyla, farkli buyiJk toplumlar bireyci ya 
da kolektivist olarak adiandirilabilirler ve bu toplumlardan gok farkli insanlar ile gok farkli zihniyetler 
elde edersiniz ve tahminim bu toplumlardan farkli beyinlerin ortaya gikacagidir. Bizler Amerika'da en 
bireyci toplumlardan birindeyiz ve kapitalist sistem sizlerin potansiyel piramidin iJstlerine dogru iler- 
lemenize izin verir. Bu durum ise, daha az giJvenlik sinirlari olujmasma sebep olur. Tanim geregi, bir 
toplum ne kadar katmanlajmijsa o kadar az denginiz, o kadar az ejitiniz ve karjilikli ilijkiniz olur. Bun- 
larin yerine bulacagmiz ise ayrim noktalari ve sonsuz hiyerar§ilerdir. Dolayisiyla, az sayida karjilikli 



96 YAZILARIM 

ili§kinizin oldugu bir diJnya gok az ozverinin bulundugu bir diJnyadir. 

[iNSAN DOGASI] 

Boylece, alaka kurmasi tamamen imkansiz bir konuya geliyoruz; bilimsel baki? agisinda degerlendi- 
rerek insan dogasinin oziJnu aniamak. Bildiginiz gibi, belli bir seviyede dogamizin ozij dogamiz tara- 
findan ozellikle kisitlanmaz. DiJnyaya geldigimizde diger bijtun turlerden daha fazia sosyal (e$itlili- 
gimiz vardir. Daha fazia inan^ sistemi, aile kurumu tijrieri ve (ocuk yeti$tirme yontemleri. Sahip 
oldugumuz gejitlilik kapasitesi olaganustiJdur. Rekabeti temel alan ve gergekte, siklikia acimasiz bir 
jekilde bir insanin diger bir insani somurmesine dayali bir toplum. Ba§ka insanlarin sorunlarindan 
gikar saglama ve genellikle gikar saglama amaciyla ozellikle sorun yaratmayi hakim ideoloji genellikle 
mazur goriJr ve bunu insan dogasinin en temel ve degijmez ozelliklerine baglar. Yani toplumumuzda- 
ki hurafe insanlarin dogu$tan rekabet^i dogu$tan bireyci ve dogu$tan bencii oidugu yonijndedir. 
Ger^ek ise tamamen zit yondedir. 

insan olarak belirii ihtiyaglarimiz vardir. Somut olarak insan dogasindan bahsetmenin tek yolu be- 
lirli insani ihtiyaglarimizin oldugunu kabullenmektir. Arkadajliga ve yakin ilijkilere insanca bir ihtiyag 
duyariz. Oldugumuz gibi sevilmek, baglanmak kabul edilmek, fark edilmek ve onaylanmak igin Eger bu 
ihtiyaglar kar§ilanirsa merhametii, yardimsever ve diger insanlar igin empati sahibi bireylere donujij- 
riJz. Fakat alinda toplumumuzda siklikia gordijgumuz bunun tam tersine insan dogasinin kusursuz 
tahribatidir. ^unkij insanlarin 50k az bir kisminin ihtiyaglari karjilanir. Evet, insan dogasi hakkmda 
konujabilirsiniz ama yalnizca iggiJdusel olarak uyandirilmi? temel insan ihtiyaglari bakimindan ya da 
kar§ilandiginda belli ozelliklere karjilanmadigmda da farkli bir takim ozelliklere sebep olan belirii in- 
san ihtiyaglari demeliyim. Yani 50k farkli jartlarda hayatta kalmamizi saglayan olaganiJstu bir adap- 
tasyon esnekligine sahip insan organizmasinin belli gevresel gereksinimler veya insani ihtiyaglar igin 
siki sikiya programlanmi? oldugu gergegini fark ettigimizde toplumsal zorunluluk belirmeye bajlar. 
Ayni, bedenlerimizin fiziksel besinlere ihtiyaci oldugu gibi insan beyninin de gelijimin her basamagin- 
da pozitif gevresel uyaranlara ihtiyaci oldugu gibi, ayni zamanda negatif uyaranlardan da korunmaya 
ihtiyaci vardir. Yani, eger olmasi gereken jeyler olmazsa ya da olmamasi gereken jeyler olursa gayet 
agiktir ki ortaya yalnizca birbirini izleyen zihinsel ve fiziksel hastaliklar degil ayni zamanda birgok za- 
rarli davrani? bigimi gikacaktir. Bu durumda, baki? agimizi di§a dogru yonelterek ve giJnumuzdeki §art- 
lari hesaba katarak 5U soruyu sormaliyiz. 

Modern dijnyada yaratmi; oldugumuz ko$ullar sagligimiz igin gergekten yardimci oluyor mu? 

Sosyo-ekonomik sistemimizin temelleri insanlik, sosyal geli$im ve ilerleme i^in fayda saglamakta 
midir? 

Yoksa toplumumuzun temel egilimi gergekte, ki$isel ve sosyal refahimizi yaratma ve korumamiz 
i^in gereksinim duydugumuz temel geli$me ihtiyaglarimizm tersine mi gidiyor? 



YAZILARIM 97 
97 YAZILARIM 

BOLUM 2 

Sosyal Patoloji (hastaliklar) Birimiz bunlarin hepsi nerede ba§ladi diye sorabilir. BugiJn sahip oldu- 
gumuz tamamiyla gokmek uzere olan bir diJnya. 

[ PAZAR ] 

Her §ey John Locke ile ba^ladi. John Locke bize mijlkiyeti tanitti. 

dzel hak ve ozel mijlkiyet i^in u( $arti vardi. Bunlar; 

Ba$kalari icin yetecek kadar artik birakilmali ve bunlar curumeye terk edilmemeli ama en onemlisi 
bunlari i$ giJcuyle yogrulmali. Bu size dogru goziJkebilir; diJnyayi emeginiz ile yogurmak! Ondan sonra 
ijrune sahip olmaya hak kazanabilirsiniz ama bajkaianna da yetecek kadar biraktiginiz siJrece ve bu 
artanlar guriJmedigi siJrece higbir §eyin ziyan olmasina izin vermiyorsaniz, o zaman tamam. Locke, 
unlij devlet yonetimi iJzerine incelemesine uzun zaman harcadi. Ekonomik, politik ve hukuksal anlayi§ 
ijzerine geleneksel bir inceleme oldugundan hala iJzerinde gaiijiian klasik bir kitaptir. iyi de, Locke bu 
kojuiiarini listeledikten sonra ve siz hala ozel miJlkiyetten yana miyim yoksa degil miyim diye dijju- 
niJrken Locke, ozel miJlkiyeti gayet tutarli ve gijglu bir jekilde savunmasmi vermi§ti bile. Hatta dogru- 
dan ortaya koyuyor! 

Hem de bir girpida. Tek bir ciJmle iginde. Locke §6yle diyor 

"Bir kere paraya ihtiya^ insanligm zimni arzusundan feyz aldi ve ardmdan para varoldu " 

Locke biJtun kojullarin iptal edildigi ve silindigini soylemese de sonunda olan budur. Boylece bizler 
bugiJn iJretmiyoruz ve i? giJcumuzle bir ejya sahip olmuyoruz. Ama hayir; para artik i? gucunij satin 
aliyor. Artik bajkalarina ne olacak endijesi yok yeteri kadar bajkalarina kalmi? mi? 

Ya da kalan mallar ziyan olacak mi? 

^unkij diyor ki para gumu§ ile altina benzer ve altin bozulmaz. Bu nedenledir ki, para israftan so- 
rumlu tutulamaz. Bu gok sagmadir, para ve gumij? hakkinda konujmuyoruz bunlarin etkilerinin ne 
oldugu hakkinda konujuyoruz. Birbiri ile alakasiz ciJmle dizileri. Fakat en endije verici olan mantiksal 
hokkabazlik, buradan pagasini kurtarmasi ancak sermayedarlarin gikarlarina uymasi. Sonra Adam 
Smith gelir ve buna dini ekier. Locke, tanri bunu tamamen bu jekilde yapti bu tanrinin dogrusudur 
diye bajladi ve jimdi de Smith'in soylediginden aniiyoruz ki "bu sadece tanrinm degil " Aslinda bunu 
direk telaffuz etmiyor ancak felsefi olarak, prensipte dedigi "bu sadece ozel miJlkiyet sorunu degil " 
Artik bunlarin hepsi "on ko$ulludur" "Veriimijtir." "i$gucu satin alan yatirimcilar" vardir Verilmijtir. 
Bir bajkasinin ijgucunij ne olgiJde satin alabileceklerinin siniri yoktur ne kadar biriktirebileceklerinin, 
ne kadar ejitsizlik oldugunun bunlarin hepsi verilmijtir. Boylece o buyiJk fikriyle gelir ve bu yine, sa- 
dece satir aralarinda gegmektedir. Bilirsiniz, insanlar satmak igin mallari piyasaya surdijgunde arz ve 
digerleri satin aldiginda talep olujur vesaire. 

Arzi talebe ya da talebi arza nasi! e$itleyebiliriz? 

Bunlar arasmdaki denge nasil saglanabilir? 

Bunlarin nasil dengelendigi ekonomi biliminin merkezi kavramlarindan biridir ve Adam Smith diyor 
ki Bunlari dengeleyen "piyasanin gorijnmeyen elidir." Yani $u anda "tanri" lafinin eli kulaginda ol- 
dugunu biliyoruz. Locke'un soylediklerini hesaba katarak miJlkiyet haklarini, tiJm gerekliliklerini ve 
"dogal haklarini" soylemedi §u anda "tanri" gibi bir sistemie karji karjiyayiz. Aslinda, Smith der ki, bu 
alintiyi bulmak igin Uluslarm Zenginligi'ni sonuna kadar okumaniz gerekir. Smith "Gegim kitligi fakir 
kesimin yeniden yapilanmasmm limitlerini belirler ve dogal olarak bununia ba$ etmek i^in, gocukla- 
rinin elenmesinden ba$ka yol yoktur." Yani en kotij aniamiyla geli§im teorisini beklemektedir. Buna 
Darwin evrim teorisinde "ij^i irki" adini verdi. Yani junu gorebilirsiniz dogal bir irkgilik, sayisiz miktar- 
da gocuk oldiJrmeye goz yumacak du§uncesizlik ve "GoriJnmez el, ihtiyaci kar$ilayacak kadar kaynak 
kaynagi kar$ilayacak kadar ihtiya^ yaratir" diye dijjunuyordu. Tann'nin ne kadar bilge oldugunu 
gorijyor musunuz? 

Yani boica gergek aniamda oldiJrucu hayat yikici, eko-soykirimci du5unceler jimdi de bir jekilde 



98 YAZILARIM 

devam eden "du$unen gen" Smith'de de vardi. Adam Smith gibi erken donem iktisat dijjunurleri 
tarafindan ortaya atilan Kapitalist Serbest Piyasa Sistemi adi verilen konseptin orijinaline baktigimiz 
zaman Piyasa'nin gergek amacinin gergek, dokunulabilir, somut, yajam jartlarini destekleyen bir ta- 
kas sistemi iJzerine kuruldugunu goriJruz. Adam Smith, DiJnya'daki en buyiJk kar saglayici ekonomik 
sektoriJn, neticede finansal takas ya da diger adiyla yatinmin iginde olacagmi aniamamijti. Paranin 
kendini, diger paralann hareketleriyle kazandigi topluma sifir verimli deger sunan keyfi bir oyundur 
Vine de Smith'in niyetini dikkate almadan en temel ilkeleri, paranin ma! olarak kabul edildigi bir teori 
igin, boylesine anormal goriJnen bir kapi sonuna kadar agik kaldi. BugiJn, DiJnya'nm bijtun ekonomi- 
lerinde iddia ettikleri sosyal sisteme ragmen paranin sadece para a$ki i^in pe$inden ko$ulur. Ba^ka 
higbir jey igin degil. Adam Smith tarafindan esrarengiz bir jekiide niteienmi? dini "GoriJnmez El" bil- 
diriminin altinda yatan fikir, bu hayali ticari malm sig, menfaatgi arayi§inin buyiJliJ bir jekilde insanli- 
gin ve toplumun refah ve gelijimine donijjecegi yoniJndedir. Gergekte, parasal tejvik veya bazilarmin 
adiandirdigi gibi Para Deger Dizisi Hayat Deger Dizisi olarak da adiandirilabilecek temel intifa hakkin- 
dan ayrilmijtir. Aslinda olan §udur ki, bu iki dizge konusunda ekonomik doktrinler arasinda tam bir 
kafa karijikligi soz konusudur. Para Deger Dizisinin Hayat Deger Dizisini dogurdugunu zannederler. Bu 
yijzden daha fazia mal satilmasi durumunda Gayri Safi Yurti^i Hasilalari yijkselirse refah seviyesi 
daha da yijkselmi; olacak derler. 

Gayri Safi Yurti^i Hasilasi toplumsal sagligm temel gostergesi olarak kullanilabilecekmi$. 

Karmajayi gorijyorsunuz ijte. (Sagmalik olduguna ijaret ediliyor.) 

Malm sati$indan elde edilen bijtijn almdilar ve gelirler olan Para Deger dizisinden bahsediyor ve 
bunu ya$am ijretimi ile kari$tiriyorlar. Kisacasi ta en bajindan beri her jeyi, Para ve Hayat Deger 
Dizilerinin tamamen birbiriyle birle$mesinden olu$mu$ bir sistem i^ine in$a etmi; durumdasmiz. 
Dolayisiyla, Para Dizisi herhangi bir ijretimden ayri$tik(a git gide daha da olijmcul olan planli bir 
vanilgi ile mijcadele etmek zorunda kaliyoruz. Kisacasi bu bir sistem kari$ikligi ve bu sistem kari$ik- 
ligi olumciJl gibi gorijnuyor. (Servetin toplumdaki dagilimina i§aret ediliyor) 

[MAKiNEYE HO^GELDlNiZ] 

BugiJn toplum iginde, neredeyse kimsenin iJlkelerinin veya toplumlarinin gelijimini fiziksel saglikla- 
ri, mutluluk seviyeleri giJven veya sosyal istikrar ile olgtijgunu gormijyoruz. Daha dogrusu, olgiJmle- 
meler bize ekonomik soyutlamalar yoluyla sunulmaktadir. Gayri safi yurt i^i hasilamiz, tijketici fiyat 
i^erigimiz menkul kiymetler borsamiz, enflasyon oranlarimiz ve daha da fazlasi var. Fakat bu bize 
insanlarm yasam kalitesi gibi gercek degerler ile ilgili bir sey aniatiyor mu? 

Hayir. 

TiJm bu olciJmlemeler paranin kendisinden baska hicbir seyle ilgili degildir. 

Ornegin, BJR ULKENIN GAYRI SAFi YURTigi HASILASI E§YALARIN DEGERi VE SATILAN SERViSLERiN 
DEGER OLCUSUDUR. ONUN OLCUMLEIVIESiNiN ULKE JNSANLARININ "YA$AM STANDARDI" JLE iUSKl- 
LiOLDUGU iDDiAEDiLiR. 

2009'da Amerika Birle$ik Devletleri GSMH'nm % 17'sini saglik i^in hesapladi. Yakla^ik 2,5 trilyon- 
dan fazlasi harcandi. Dolayisiyla, bu ekonomik olcumleme iJzerine pozitif etki yaratiliyor. Bu mantiga 
dayanarak eger saglik hizmetleri daha da artarsa Amerika'nin ekonomisi icin cok daha iyi olur. Beiki 3 
trilyon dolar beiki 5 trilyon. Bu daha fazIa bijyume ve i$ yaratacagindan dolayi, ekonomistler iJlkeleri- 
nin ya$am standardi arttigi icin gurur duyarlardi. 

Ama bir dakika. 

Saglik hizmeti aslinda neyi temsil ediyor? 

Pekala; 

HASTA VE OLMEKTE OLAN INSANLARI. 

Dogru; 

Amerika'da ne kadar fazIa hasta insan varsa o kadar iyi bir ekonomi olur. Aslinda, bu a$iri ya da 
alayci bir gorij; degildir. 

(Saglik iJzerinde yapilan iJcretsizligin arkasindaki gizli plan nasil ortaya gikiyor. insanlar iJcretsiz te- 
daviler yerine kazanglarinin artirimini saglayarak daha verimli, duyarli ve yerinde olacagmi gosteriyor. 



YAZILARIM 99 

99 YAZILARIM 

Bedava ilag olum satarak para kazanmaktir.) 

Hatta, yeterince geri adim atarsak gayri safi yurti^i hasilasmm herhangi bir maddi dijzeyde yal- 
nizca kamusal ve sosyal sagligi gostermedigini aslinda daha (ok, endijstriyel verimsizligin ve sosyal 
bozuklugun bir ol^usij oldugunu fark etrni; olursunuz. OYLE KJ NE KADAR YUKSELDJGiNJ GORURSE- 
NiZ Ki^iSEL, SOSYAL VE QEVRESEL BUTUNLUK BAKIMINDAN O KADAR KOTUSU GERCEKLE^JR. 

KAZANC ELDE EDEBJLMEK JClN SORUN YARATMANIZ GEREKJR. 

Hayat kurtarmak, bu gezegende denge olu$turmak adaleti ve bari$i saglamak veya buna benzer 
diger mevcut orneklerden kazan^ elde edilemez. Bu i$lerde hi^ kazan^ yoktur. 

"BJR YASA CIKAR VE KENDJNE BJR JS KUR" diye eski bir soz vardir. i? kurulan kiji avukat da olabilir, 
herhangi bajka biri de. 

Oyleyse, Haiti'deki deprem nasil i; alani yarattiysa sug da ayni $ekilde i$ alani yaratir. 

§u anda Amerika'daki tutuklu insan sayisi kabaca iki milyon civarindadir ve bunlarin birgogu da 
ozel 5irketlerin ijiettigi hapishanelerde bulunur. Amerika Wackenhut'taki Corrections Corporation 
(Islah Etme A§) Wall Street'teki hisse senedi ticaretini hapishanesindeki insan sayisma orantili yij- 
rijtur. ijte bu hastalikli bir durumdur. Ama bu, mevcut ekonomik modelin talep ettigi jeyin sonucu- 
dur. (Amerikan filmlerinde kotij hapishane §artlari gbsteriierek, insanlari islah i§letmelerine yonlendi- 
rip 5:ali5tirmanin onij mij agiliyor?) 

Oyleyse bu mevcut ekonomik modelin ihtiyaci tarn olarak nedir? 

Ekonomik dijzenimizin devamliligmi saglayan nedir? 

TUKETiM. 

Ya da ba§ka bir deyijie; 

DONGUSEL TUKETiM. 

Klasik piyasa ekonomisinin temelinde yatan $eyin $u anki sistemin i$lemeye devam etmesini isti- 
yorsak durmasina veya adamakilli yava$lamasina bile izin verilemeyen bir para degi$im modeli oldu- 
gunu goruruz. 

Ekonomide 3 temel oyuncu vardir. 

CALI§AN, i§VEREN VE TUKETJCi. 

^alijan ijverene kazang karjiligi ijgiJcu satar. 

i§veren bunun iJretim hizmetlerini ve iJrunleri kazang igin tiJketiciye satar. 

tiJketici dedigimiz kiji de aslinda dongiJsel tiJketimin siJrmesini saglamak iJzere sisteme geri har- 
cama yapan ijveren ve galijanin iJstlendigi bir diger roldiJr. 

Bajka bir deyijie, kiJresel piyasa sistemi 5U varsayima dayanmaktadir; bir toplumda devam eden 
tiJketim siJrecini koruyan bir oranda para dolajimini saglayacak iJrun talebi her zaman olacaktir. Tij- 
ketim hizi arttik^a "sozde" ekonomik bijyumenin de o derece artacagi varsayilir. Duzen boyle surer, 
gider Ama durun bir saniye Ben ekonominin $u i$e yaradigmi saniyordum, ne bileyim? 

Tasarruf saglamak? 

Terimin kendisi zaten muhafaza etme, yeterlilik saglama ve savurganligin azaltilmasi aniamina 
gelmiyor muydu? 

Peki, tiJm bunlara ragmen, nasil oluyor da tiJketim talep eden ve "ne kadar 50k, o kadar iyi" me- 
sajini veren sistemimiz yeterlilik ya da "tasarruf" saglayabiliyor? 

Saglayamiyor. 

Aslinda piyasa sisteminin asil amaci -gergek bir ekonomiden 5U anda beklenenlerin tam aksine- 
hayat igin gerekli olan iJrunlerin iJretim ve dagitimi igin ihtiyag duyulan materyalleri etkili ve tutumlu 
bir yolla yonlendirmektir. Biz smirlari olan bir gezegende, sinirli kaynaklaria ya$iyoruz. Ornegin, kul- 
landigimiz petroliJn geli§mesi milyonlarca yil surijyor. Hatta kullandigimiz minerallerin ki milyarlarca 
BU NEDENLE, "SOZDE" EKONOMJK BUYUMENJN SAGLANMASI JQiN TUKETIM ARTI^INI KASTEN 
TE§ViK EDEN BJR SiSTEME DEVAM ETMEK DOGAYI PAR^ALAYAN BiUNgU BJR DEUUKTiR. Israfin 
olmamasi, yeterlilik bu yolla saglanir. Israfin olmamasi mi? 

5u anki sistem, jimdiye kadar dunya ijzerinde var olmu? biJtun sistemlerden daha da savurgan. $u 
an hayat diJzeninin ve sisteminin her a$amasi bir kriz, bir miJcadele, bir curiJme ya da cokme duru- 



100 YAZILARIM 

munda. Son senede yayinlanmi? bagimsiz degerlendirmeye dayali higbir biJlten size farkli bir jey soy- 
lemeyecektir Turn yajam sistemleri gokmektedir .. 

Sosyal programlar gibi suya erijimimiz gibi Tehdit veya tehlike altinda olmayan herhangi bir yajam 
bigimi soyleyebilir misiniz? 

Soyleyemezsiniz. 

Gergekten bir tane bile yok ve bu gok Qok iizucij. Fakat biz heniJz sebeplerin mekanizmasini goz- 
mu5 degiliz. Sebeplerin mekanizmasi ile yiJzlejmek istemiyoruz. Sadece devam etmek istiyoruz. ^il- 
ginligin ijte bunda oldugunu biliyorsunuz ije yaramayacagini bile bile ayni jeyi tekrar tekrar yapmaya 
devam etmekte. Aslinda sizin gergekte ekonomik bir sistemie degil anti-ekonomik bir sistemie ugraj- 
tiginizi soyleyecek kadar ileri gidebilirim. 

[ANTi-EKONOMi] 

Rekabetci pazar modelinde amacin "en uygun mallari en du$uk fiyatia saglamaktir" diye eski bir 
deyim vardir. Bu deyim esasinda sonug olarak daha kaliteli mallarin iJretimine sebep olacagi varsayi- 
mina dayanarak pazar rekabetini hakli kilan tejvik konseptidir. Kendime en ba§tan bajlayarak bir 
masa yapacak olsam bunu mumkun olan en iyi ve saglam malzemeden yapmam dogaldir, degil mi? 

^unkij uzun sure dayanmasini isterim. 

Neden bunu tekrar yapmam gerekebilecegini ve dolayisiyla daha 50k enerji ve malzeme harcaya- 
cagimi bile bile daha kotij ve kalitesiz bir §ey yapayim? 

Peki, bu, fiziksel diJnyada ne kadar mantikli goriJnurse gorunsiJn piyasa dunyasina gelindiginde ise 
sadece agikga mantiksiz olmakla kalmaz bir opsiyon bile olmasi mumkun degildir. Bir firma rekabet 
avantajini muhafaza etmek ve fiyat olarak mijjterilerine ula§ilabilir seviyede kalmak istedigi siJrece, 
teknik olarak bir jeyin en iyisini ijretmek mumkun degildir. Kelimenin tam aniamiyla sati? igin diJzen- 
lenmi? ve yaratilmi? her §eyin iJretildigi anda degeri dijjuyor. ^unkij matematiksel olarak stratejik, 
siJrdurulebilir, yeterii bilimsel olarak en gelijmi? iJrunu yapmak imkansizdir. Bu 5U gergege dayanir ki, 
piyasa sistemi "maliyet verimliligini" gerektirir ya da iJretimin her safhasinda olujan her masrafin 
azaltilmasini. ijgiJcu maliyetinden malzeme maliyetine ve paketlemeye kadar. Rekabete dayanan bu 
strateji, tabii ki rekabet eden bajka bir iJreticiden (aslinda ayni jeyi yapan) degil de kendilerinden 
satin alindigindan emin olmak ister. Yani kendi mallarini da rekabete dayanan ve satin alinilabilir kilan 
bir iJreticiden. Sistemin bu kaginilmaz israfinin sonuglari "i^sei TiJkenme" olarak adiandirilir. Aslinda 
bu daha buyiJk bir problemin sadece bir pargasidir. Piyasa ekonomisinin temel bir yonetim prensibi 
bu arada bunu okudugunuz higbir kitapta bulamazsiniz joyle ki 

"URETiLEN HiCBJR §EYE DAYANABJLECEGJNDEN DAHA UZUN YA§AM SURESJ JZJN VERJLEMEZ". 

Bajka bir deyijie, iJretilen malm hasar gormesi bozulmasi ve kullanim omriJnun bitmesi kritik de- 
gere sahiptir. Buna "Planli Eskitme" denir. 

PLANLI ESKJTME varolan ve piyasa kurallari uygulayan tiJm jirketlerinin stratejisinin belkemigidir. 
Tabii ki kijguk bir kismi yaptiklarmi maskelemek igin tartijilmasini samimi bir §ekilde kabul eder gibi 
goriJnurken gogu zamanda dayanikli ve siJrdurulebilir bir malm yaratilmasma sebep olabilecek yeni 
teknolojik gelijmeleri gormezden gelecek ve hatta baski ile sindirecektir. Yani, yeterince savurgan 
olmasa bile, sistem yapisi geregi en dayanikli ve randimanli mallarin iJretilmesine izin veremez Planli 
Eskitme bir malm kullanilabilir oldugu siJrenin uzamasmm dongiJsel tiJketimin siJrekliligi igin ve dola- 
yisiyla pazar sisteminin kendisi igin kotiJ oldugunu kasitli olarak kabul eder. Baska bir deyisie. uzun 
omurlij iJrun aslinda ekonomik bijyumeye terstir bu nedenle de uretilen herhangi bir ijrunun yasam 
siJresinin kisa olmasmi saglamak icin dogrudan, destekli bir tesvik mevcuttur. Aslinda, sistem bajka 
tiJrlu galijamaz. Dunyaya yayilmakta olan gopliJk denizlerine bir goz atmak eskitme gergekligini goste- 
recektir. Her biri altin, koltan, bakir gibi degerii cikarmasi giJc materyallerle dolu milyarlarca ucuz cep 
telefonu bilgisayar ve ba$ka teknolojik aygitlar var ve genellikle kuciJk parcalarmdaki basit ariza veya 
eskimelerden oturij $u anda obekler halinde ciJruyorlar ki korumaci bir toplumda bunlar buyiJk olasi- 
likla tamir edilir veya guncellenirdi ve uriJnun omrij uzatilirdi. Maalesef, fiziksel gergekligimizde yani 
yajadigimiz sinirli kaynaklara sahip bu sinirli gezegende bu ne kadar randimanli goriJnurse gorunsiJn 
pazar agisindan agik bir §ekilde randimansizdir. 



YAZILARIM 101 

101 YAZILARIM 

Ozetlemek gerekirse "RANDIMAN, SURDURULEBJURLiK VE SAKLAMA EKONOMIK SiSTEMiMJZiN 
DU^MANLARIDIR." 

Benzer $ekilde, fiziki urunlerin ceve uzerindeki etkilerine bakilmaksizin surekli olarak tekrar tekrar 
uretilmeleri gerektigi gibi bir mantiga hizmet endustrisi de uymaktadir. Gercek $u ki $u anda hizmet 
verilen sorunlarin coziJlmesi hicbir maddi kazanc saglamaz. i$in ash, tibbi kurulu$larin isteyecegi son 
$ev kanser gibi hastaliklarin tedavisi olacaktir cunkij bu durumda sayisiz i$ ve trilyonlarca gelir ortadan 
kalkacaktir. Konumuza donersek sue ve Terorizm bu sistemde iyidirler! 

Eh, en azindan ekonomik olarak polisleri i$e aldigi i^in gijvenlik ama^li degeri yijksek ijrunler 
ijrettigi i^in tabii ki hapishanelerin degerinden bahsetmiyoruz bile ozel sektore ait hapishaneler 
ijstelik kar amagli. 

Ya sava$a ne demeli? 

AMERiKA'DAKi SAVA§ SANAViSi, GHVS'NIN MUHTE§EM BIR §EKiLDE ARTI§INI SAGLAYAN EN KARLI 
ENDUSTRiLERDEN bIrIdIR; OLUM VE YIKIM URETIr. Bu sanayide en sik kullanilan oyun, her §eyi ha- 
vaya ugurup sonra bunlari kar elde etmek igin yeniden inja etmektir. Biz bunu, Irak sava$i i?in yapilan 
ve havadan gelen milyar dolarlik soziejmeierie gordiJk. Ozetle, toplumun sosyal olarak negatif ozellik- 
leri sanayinin pozitif yonde odiJllendirildigi giri§imler haline geldi ve problem gozmeye yonelik her- 
hangi bir ilgi veya gevresel siJrdurulebilirlik ve koruma dogasi geregi ekonomik surdiJrulebilirlige ters 
du§tu. ijte bu nedenle herhangi bir iJlkede gayri safi yurtigi hasilanin yiJkseldigini her gordijgunuzde 
ihtiyaglardaki gergek veya yapay bir artija jahit oluyorsunuz Tanimlarsak, bir ihtiyag verimsizlikten 
dogar. SONUCTA, ARTAN IHTIYAC, ARTAN VERiMSiZLiK ANLAMINA GEUR. 

[DEGER SiSTEMi BOZUKLUGU] 

Amerikan rijyasi sinir tanimayan tijketim temeline dayanir. Bu rijyanin ash ortayolcu medyanin 
ve ozellikle ticari reklamlarin -bu sonsuz bijyumeye ihtiyag duyan tiJm kurulujiarin- bizi ikna ettigi 
veya beynimizi yikadigi gibi. Amerika'daki ve dijnyadaki bir gok insanin mutlu olabilmeleri igin x 
sayida mail mulkij olmak zorunda olmasi ..ve sonsuz sayida, daha da (ok kazanma olasiligidir. Bu, 
kesinlikle dogru degildir. Peki neden insanlar bu tuketim $eklinin sistemli etkileri ekoloji (cevre) soyki- 
rimina yol acacagini bile bile hala bu $ekilde satin almaya devam ediyorlar? 

Aslinda bu sadece klasik bir edimsel kosullanma (gercek olarak var olan $artlanma) . Siz sadece or- 
ganizmaya kojullanmaya dair verileri girersiniz ve istenilen davranijlara, amaglara ya da hedeflere 
gore sonuglari-kazanimlari elde edersiniz. 

Edimsel ko$ullanma tiJm teknolojik kaynaklara sahiptir ve gocuklarm zihinlerine nasil girip duy- 
duklari jeylerle o markaya nasil kojullandirdiklariyla bobiJrlenirler. 

zaman insanlarin nasil bu kadar aptal oldugunu aniarsiniz insanlara "Aptal olmak" ogretildi. Bu 
bir deger sistemi bozuklugudur. insan beyninin kolayca yogrulabilir bir hamur olduguna dair bir kanit 
ariyorsaniz insan dijjuncelerinin ne kadar bigimlendirilebilir olduguna dair bir kanit jartlanmi? ve 
yonlendirilmi? insanin gevresel uyaricilarin ve onu destekleyen jeylerin etkisiyle ne kadar kolay jekil- 
lendigine dair bir kanit ijte reklam diJnyasi bunun kanitidir! 

Ucuz i§ gijcijnu somiJren deniza5iri bir iJlkede en fazia 10 dolara mal edilmi? bir gantayi 4000 dola- 
ra aldim demek igin giJn boyu alijverijte bo? bo? dolanan tiJketici olarak bilinen programlanmi? ro- 
botlar olarak bakildiginda bu beyin yikama diJzeyine korkuyla birlikte hatiri sayilir bir saygi duymaniz 
gerekir. Marka statijsij, bir kijlturmu^^esine insanlara sunuluyor. (Filan markadan giyinmek bir de- 
ger haline gelmesi) 

Ya da toplumdaki giJven ve birligi artiran eski sosyal gelenekler gunumiJzde aggozlij maddeci de- 
gerlerce garpitilip galinmi? ve bugun yilda birkag kez alip birbirimize verdigimiz sagma sapan jeylere 
d6nu§mu5. BugiJn buyiJk bir gogunlugun ahjverije ve tiJketime karji neden iJzerlerinde bu denii bir 
baski hissettigini merak ediyorsaniz; bunun sebebi agikga, gocukluklarindan beri maddi beklentilerinin 
arkada? ve aile gevresindeki statiJlerinin bir i§areti olarak goriJlmesine jartlandirilmalaridir. Gergek ju 
ki; 

bir toplumun temeli onun ijleyijini destekleyen degerlerdir. Toplumumuz, mevcut durumunda 



102 YAZILARIM 

degerlerimiz sadece pazar sisteminin devami igin gereken bariz tuketimi desteklerse ijleyijini surdij- 
rebilir. 75 sene once Amerika ve geli$mi$ ijlkelerdeki ki$i ba$ina yapilan tijketim bugijnku miktarm 
yarisi kadardi. BugiJnun yeni tiJketici kiJlturu gergek tiJketim ihtiyacina gore gittikge artan bir seviye- 
de uretilmi^ ve empoze edilmi^tir. i$te bu yijzdendir ki gijnumijzde (ogu $irket, reklam harcamalari- 
na ijretim maliyetlerinden daha 50k para harcamaktadirlar. Olmayan ihtiyaclara yonelik suni bir 
eksiklik duygusu yaratmak icin 5zenle calisirlar ve gdrijnuse g5re bunda basarililar . 

[EKONOMiSTLER] 

Biliyorsunuz ekonomistler aslinda ekonomist falan degiller. Onlar para degerinin propagandacila- 
ridir ve kurduklari modellerin, son tahlilde jeton degi$ toku$u mantiginda taraflardan biri ya da ikisi 
icin gercek kazanc aniamina geldigini goruyorsunuz. Fakat iJretime dayali gergek diJnyadan ne kadar 
kopuk oldugunu da aniiyorsunuz. Hikayeyi duymu? olabilirsiniz Ohio'da ya$li bir adam elektrik fatura- 
sini odeyemiyor elektrik firmasi elektrigi kesiyor ve adam oiuyor. Elektrigi kesme sebepleri ise adam 
faturasmi odeyemedigi icin elektrik vermenin kazancii oimamasi. Bunun dogru olduguna inaniyor 
musunuz? 

Aslinda bu sorumluluk enerjiyi kesen elektrik $irketine ait degil. Sorumluk, bu adama yeteri ka- 
dar yardimseverlik gostermeyerek onu bu elektrik faturasiyla ba$ ba$a birakan kom$ularina arka- 
da$larina ve ortaklarma da aittir. 

Peki Bunu dogru duydum mu acaba? 

O bu sozleriyle parasi olmadigi icin hayatini kaybeden bir adamin olumunun mesuliyetini diger in- 
sanlara, onlarin etkisine ya da hayirseverliklerine mi yiJkluyor? 

O zaman, diJnyada acliktan olmek iJzere olan milyarlarca insan icin tam bir reklam sati§ina jarap 
tezgahlarma atilacak birazcik sadakaya ve bir diJzine de turju kavanozuna ihtiyacimiz olacak diye 
tahmin ediyorum. TiJm bunlar, Milton Friedman'in kurdugu sistem yiJzunden. Siz, Milton Fried- 
man'in, F.A. Hyack'm John Maynard Keynes'in, Ludwing von Mises'in ya da piyasaya cok az para 
kaptiran akilci temeller iJzerine kurulu diger bijyuk pazar ekonomistlerinin felsefesiyle i§ yaparsmiz ya 
da yapmazsiniz ama bunun bir dinden farki yoktur. 

TiJketim analizleri, istikrar politikalari bijt^e agiklari, tutartalepleri 

Hepsi, evrensel insani ihtiyaclarm, dogal kaynaklarin ve hayati etkin olarak destekleyen diger yapi- 
larin gozerdi edildigi siJrekli kendini yenileyen ve akiayan bir soylem dongiJsunde gercekle§ir ve bu 
soylemde, insanlarin birbirlerine menfaatleri icin yakla$tiklari kendilerini sadece parayla motive ettik- 
leri bencil bir fikir ortaya cikar. Bu sig baki? acisi, gijya; kendisine yeten saglikli ve dengeli bir toplum 
yaratmaya calijir. TiJm bu teoride tiJm bu ogretide hayat e$itligi yok. 

Ne yapiyorlar? 

Yaptiklari $ey para aki$inin izini siJrmek. Hepsi bundan ibaret, onemli olan her $eyi onceden 
tahmin ederek para aki$ini izlemek. 

1- Hayat e$gudumleri (baglantilari) yoktur 

Nasil yok! 

2- Turn bu ajanlar, kendilerini bijyutme firsati kovalayanlardir. 

Yani, kendilerinden bajka bir jey dijjunmezler ve kendileri icin hep en fazlasini elde etmeye cali- 
§irlar. Akilcilik yakla§iminin kurali; kendini en yiJksege cikaracak tercihier yapmaktir. Bu tercihier icin 
ilgilenilecek tek jey ise, para ya da uriJn olmalidir. 

Pekala, sosyal ili$kiler nerede devreye giriyor? 

Kendini en yiJksege cikarma miJnasebeti haricinde yok ki. 

Dogal kaynaklarimiz nerede devreye giriyor? 

Hicbiryerde, somurijyu saymazsak. 

Hayatta kalabilmek icin aile nerede devreye girer? 

Hicbir yerde. Mai miJlk satin alabilmek icin paralari olmak zorundadir. 

Peki, bir ekonominin insan ihtiyaclarini karjilamasi gerekmez mi? 

Temel sorun bu degil mi? 

AH, "iHTiYAC" SiziN SOZLUGUNUZDE BJLE YOK. SiZ ONU "iSTEKLER" iN JQiNDE ERJTTiNiZ. 



YAZILARIM 103 

103 YAZILARIM 

PekiiSTEKNEDiR? 

Satin almak isteyen para talebidir. Eger satin almak isteyen para talebi ise bunun ihtiyacla hie bir 
ilgisi yoktur. CunkiJ beiki de ki$inin para talebi yok. Bunun yerine a$iri derecede suya ihtiyaci var. 

Oysa para talebi altin bir l<lozet isteyebilir. 

Pekala, hepsi nereye gider? 

ALTIN KLOZETE VE SJZ BUNA EKONOMJ Mi DIYORSUNUZ? 

Gergekten, dujiJndugunuzde insanlik dijjunce tarihinin en tuhaf aidaniji bu olsa gerek.(Dubai de 
yapilan tatiller, binalar, zenginlerin saray diJgunieri ile islam hangi yerde birlejiyor, diye sormak gere- 
klyor.) 

[PARASAL SiSTEM] 

§imdiye kadar piyasa sistemine odaklandik. Ama bu sistem kijresel ekonomi paradigma (Belirii bir 
alanda galijan bilim adamlarinin payla§tigi ortak degerler ve aniayijlar dizisi.) sinin aslinda sadece 
yarisidir. Diger yarisini "Parasal Sistem" olujturur. 

Piyasa Sistemi i§gucu iJretim ve dagitim yelpazesinde gikar elde etmek igin ugrajan insanlaria ilgi- 
liyken Parasal Sistem, piyasa sistemi igin uygun jartlari ve bajka jeyleri de yaratan finansal kurulujla- 
rin belirledigi politikalarin temelini olujturur. Faiz oranlari, krediler, borglar para arzi ve enflasyon gibi 
sikga duydugumuz terimleri igerir. Siz ekonomi uzmanlarinin 5U jekildeki ipe sapa gelmez sagmalikla- 
rini dinlerken " Basit onleyici tedbirler almarak ileri tarihierde gerekli olabilecek daha agir ve zorla- 
yici eyiemlerin dniJne gefilebilir." endijeden saginizi bajmizi yolsaniz da bu sistemin tabiati ve yarat- 
tigi etki oldukga basittir. Ekonomimiz veya kiJresel ekonomi ij^ temel $ey tarafmdan yonetilir. 

Bunlardan iiki , bankalarm ortada higbir $ey yokken para basmasi anlamma gelen kismi rezerv 
bankaciligidir. 

Bir digeri bile$ik faizdir. Borg para aldiginizda, aldiginizdan fazlasini geri odemek zorundasinizdir 
bu da sizin hig yoktan para yaratmaniz anlamma gelir ki bu da yine daha fazia para iJretimi ile karji- 
lanmak zorundadir. Sonsuz bir geli$im paradigmasi i^inde ya$amaktayiz. §u anda iginde ya^amakta 
oldugumuz ekonomik paradigma PONZJ DUZENi'dir. Hi^bir $ey sonsuza kadar bijyuyemez. Bu 
imkansiz bir $eydir. Unlu psikolog James Hillman'in dedigi gibi 

"Belli bir ya$tan sonra insan vijcudunda bijyuyen tek $ey kanserdir." 

Artmaya devam etmesi gereken tek $ey para miktari degildir tiJketici sayisinin da artmasi gerekir. 
Daha fazIa para iJretmek icin faiziyle borq para alan tiJketiciler ve bu da $uphesiz ki sonu olan bir diJn- 
yada mumkiJn degildir. Temelde insanlar aslinda $u an dagilmaya ba$lami$ olan bu sistemi koruya- 
bilmek icin hep daha fazIa para yaratmasi gereken para basma makineleridir. 

Herkesin parasal sistem hakkmda bilmesi gereken sadece iki $ey vardir. 

TiJm para bor^tan yaratilmi$tir. 

Para somutla$mi$ bor^tur. Ister hazine bonosundan elde edilsin ister ev kredisinden, ister kredi 
kartlarindan. 

Ba$ka bir deyi$le, eger var olan tiJm borclarin hepsi $imdi bir anda odenseydi dola$imda tek bir do- 
lar bile kalmazdi. Alinan hemen hemen tiJm kredilerde faiz uygulanir ve bu faizi geri odemek igin 
gerekli olan paranin tamami, para arzinda mevcut degildir. Sadece ana kaynak krediler tarafmdan 
yaratilir ve bu kaynak da para arzidir. Yani, tiJm bor^lar bir anda odense dola$imda tek bir dolar kal- 
madigi gibi bir de varolmadigi icin odenmesi imkansiz olan muazzam borclar olacaktir. TiJm bunlarin 
sonucu olarak iki durum kacmilmazdir Enflasyon ve iflas. 

ENFLASYON, hemen hemen tiJm iJlkelerde gegerli olan tarihsel bir egilimdir ve kolaylikia da kendi- 
sine sebebiyet veren etkene; yani, faiz komisyonlarmi odeyebilmek ve sistemi devam ettirebilmek igin 
gerekli olan para arzmdaki surekli arti^a baglanabilir. jflaslar ise bor^ batagi $eklinde ortaya (ikar. Bu 
Cokijjleri ya bir birey ya bir i§yeri ya da bir iJlke yajar ve bu durum genellikle faiz odemeleri artik yapi- 
lamaz hale gelince olur.. Yine de bardagm bir de dolu kismi var en azindan piyasa sistemi agismdan. 
^unkij 

Bor^, baskiyi dogurur. 



104 YAZILARIM 

Borg, maa$li koleler yaratir. 

Borg i^indeki bir insanin, borcu olmayandan daha du$uk bir iJcrete (ali$masi gok daha dogaldir, 
boylece de ucuz bir mala ddnu$ur. 

Bu nedenle, finansal olarak istikrarli bir grup insana sahip olmak, $irketler icin e$siz bir firsattir. 
Ama durun bir saniye! 

Ayni fikir turn iJlkeler igin de gegerii degil mi? 

Uluslararasi §irketlerin gikarlarinin neredeyse vekili olan DiJnya Bankasi ve Uluslararasi Para Fonu, 
(IMF-International Monetary Fund) ekonomik sorunlari olan ulkelere, cok yuksek faiz oraniariyia 
muazzam miktarlarda krediler veriyorlar. Sonrasinda da, bu iJlkeler tamamen bu borca battiklarinda 
ve geri odemelerini yapamayinca tasarruf onlemleri aliniyor ve $irketler bu iJlkelerin iJzerine cuiianip, 
du$uk ucretle i$ci cali$tirip, dogal kaynaklarini ele geciriyorlar. Bunun adi PJYASA ETKiNLiGi. 

Ama bekleyin, dahasi da var. 

Gergekten bir jeyler iJretmektense sadece parayi alip satan, para ve piyasa sisteminin ejsiz bir 
melezi olan BORSA PiYASASI var. 

Peki konu borglara geldiginde, ne yaptiklarini biliyor musunuz? 

Evet, tarn da du$undugunuz gibi, onun da ticaretini yapiyorlar Ciddi bir $ekilde, kar saglamak 
amaciyla bor^lari alip satiyorlar. Kredi borcu takaslari ve tuketici borcuna kar$ilik teminatli bore yu- 
kiJmluluklerinden, neredeyse tiJm Avrupa ekonomisini cokertmi; olan yatirim bankasi Goldman Sachs 
ve Yunanistan arasindaki hileli anla$ma gibi tiJm iJlkelerin borclarini maskelemek icin kullanilan kar- 
ma$ik ve uydurma projelere kadar her $eyi alip satiyorlar. 

Yani BORSA PJYASAS! VE WALL STREET'ten bahsettigimizde, Nakit deger siralamasi nedeniyle or- 
taya gikmi? tamamen yeni bir gilgmlik seviyesi gorijyoruz. 

Piyasalar hakkmda bilmeniz gereken her jey, birkag yil once Wall Street Journal'da, "Beyin Hasari- 
na Ugrami$ Yatirimcidan Dersler" diye yazilmi? bir makalede bahsedilmektedir. Bu ba§ makalede 
hafif beyin hasari olan bireylerin beyni normal ijleyen bireylerden yatirimci olarak neden daha iyi 
olduklarini agikliyorlar. 

Neden? 

CunkiJ hafif beyin hasari olan birey empati sahibi degildir. Bu kilit noktadir. Eger empati sahibi de- 
gilseniz bir yatirimci gibi iyi yapabilirsiniz ve dahasi New York borsasi empati sahibi olmayan bireyler 
cogaltir. Oraya girmek ve karar vermek du$uncesizce, pi$manlik duymadan her ne $ekilde yaptiklari 
ticareti yapmak insanliklarini etkileyebilir. Bu yiJzden, bu robotlari gogaltiyorlar. Bu insanlarin ruhlari 
yok ve insanlara daha fazia odeme bile yapmak istemediklerinden artik robotlari gogaltiyorlar -gergek 
robotlar- gergek algoritmik tiJccarlar. 

Yuksek frekanstaki alim-satim skandalinda olan Goldman Sachs New York Menkul Kiymetler Bor- 
sasi yanina bir bilgisayar koydular. Bu bilgisayar, bu "ej-konumlu" bilgisayar, soyledikleri gibi Borsa 
ijzerinde alim-satimlari yonetir ve alim-satimlari "karaborsa" yollarla alim-satimdan alakasiz kuru? ve 
sentlerle sipari? hacimleri ile vurur. Sanki parayi giJn boyu hortumluyorlar gibi. Gegen yil bir giJn bile 
altina dijjmeden diJzenli 30 ya da 60 giJn boyunca dbrtte bir yol aldilar ve her giJn milyonlarca dolar 
mi yapti? 

Bu istatistiksel olarak imkansizdir! 

Ben New York Menkul Kiymetler Borsasi'nda (ali$irken herkes ru$vet sayesinde terfi edilirdi. 
Borsaci ofis mijdurune ru$vet verir ofis mudurij, bolge sati$ mudijrune ru$vet verir. Bolge sati; mij- 
durij ulusal sati$ mudurijne ru$vet verir. Bu yaygin bir anlayi$tir. 

NOEL ZAMANI, SIRADAN BIR BORSA ACENTE i§iNDE, EN BUYUK JKRAMIYEYI KIM AUR? 

UYUMLULUK MEMURU. Uyumluluk memuru butiJn giJn orada oturur ve aslinda sizin marj sinirla- 
rini ihlal etmediginizden ayrica yasalara "uygun" davrandiginizdan emin oluyormu? gibi yapar. Evet, 
tabii ki de, bir bakima Uyumluluk memuruna rijjvet verebilirsiniz ne de olsa yasaya uyuyorsunuz! 

Peki, dolandiricilik nasil oldu da sistem haline geldi? 

Bu artik bir yan-urun degil. Sistemin ta kendisi. 

Eski bir Woody Allen fikrasi gibi 

- Doktor, agabeyim kendini tavuk saniyor. Doktor, 



YAZILARIM 105 

105 YAZILARIM 

"bir hap al" der ve sorunu gozer. 

- "Ama Doktor bey, aniamiyorsunuz. Bizim yumurtalara ihtiyacimiz var." 

Yani? 

i5lem harci iJretmek igin ikramiye iJretmek igin bankalar arasinda sahte taleplerin gidip gelmesi 
ABD ekonomisinin gayri safi milli hasila uretim geli§tirme makinesi haline geldi. Ger^ekte tamamen 
sahte talepleri takas ediyorlar ve bunlarm geri odenmesi kesinlikle mumkun degil. Aslinda higbir 
$eyi i$liyorlar, ijretiyorlar, yeniden menkul kiymete geviriyorlar. 

Bir kokteyl pegetesine 20 milyar Dolar yazsam ve bunu J. P. Morgan'a satsam J. P. Morgan'da bir 
kokteyl pegetesine 20 milyar Dolar yazsa ve bu iki pegeteyi bir barda degi? toku? etsek her birimiz 
ijcret olarak % I'in geyregini odesek Noel ikramiyesi igin ?ok buyiJk para kazaniriz. Her birimizin mali 
kayitlarinda o zamana kadar gergek degeri olmayan 20 milyar Dolarlik kokteyl pegeteleri olur. Devlete 
gidip odemelerini istesek sistem sahte pegete hesaplarini artik kapatamaz durumda. BugiJn Wall 
Street Ve Global Borsa YiJzunden 700 Trilyon Dolarlik Odenmemis Sahte Talep Var. 

TiJrevler olarak bilinen ve hala gokmeyi bekleyen. TiJm dunyanin gayri safi milli hasilasindan on kat 
daha buyiJk bir deger. Tabii bu sirada jirketlerin ve bankalarin giJlung bir jekilde, yine bankalardan 
borg aldiklari paralaria hiJkumetler tarafindan kurtarilmasina tanik oluyoruz. BugiJn koca koca iJlkele- 
rin ba§ka iJlke men§eli holdingler araciligiyla mali yardim igin uluslararasi bankalardan para almaya 
ugrajtigini gorijyoruz. Fakat bir gezegene nasil mali yardim yaparsiniz? 

§u zamanda borca batmami; bir iJlke yoktur. Matematiksel olarak dijjunulurse elimizdeki varsa- 
yilan katlanmi? iJlke borglari yalnizca bajlangigtir. Sadece Birlesik Devletler'de hesaplanana gore ya- 
kin gelecekte sirf faizin karsilanmasi icin bile gelir vergisinin birey basina % 65'e kadar yiJkselmesi 
gerekecek. Ekonomistler bugiJn birkag on yil igerisinde dijnya ijlkelerinin % 60'inin iflas edecegini 
tahmin ediyorlar. 

Ama durun 5U konuyu agikliga kavujturalim. 

DiJnya iflasa dogru ilerliyor artik bu her ne aniama geliyorsa iJstelik bunun sebebi "borg" denilen 
fiziksel gergeklikte var bile olmayan bir jey. Bu yalnizca bizim icat ettigimiz oyunun bir pargasi ama 
yine de milyarlarca insanin refahi bu sebeple tehlike altinda. ^igirindan gikan ijsizlik - gadir jehirler - 
hizia artan yoksulluk kemer sikma politikalari - kapatilan okullar- ag gocuklar ve gejitii diger yoksun- 
luklar hepsi bu siJslii kurgu yijzunden 

Ne yani, hepimiz budala miyiz? 

Mars- adamim. 

Abine bi yardim eli uzatsan diyorum, ha? 

Adam ol da gel ufaklik. Saturn! 

Kanka ne haber? 

Yakin zaman once takilman igin ayarladigim ta? gibi nebulayi hatirliyor musun? 

Dinle diJnya. Senden gergekten bikmaya bajladik. Sana her jey veriliyor ama sen hepsini tiJketi- 
yorsun. Bir siJru kaynagin var ve bunun farkindasin. Neden biraz buyuyijp sorumluluk nedir ogrenmi- 
yorsun allah ajkina. Anneni perijan ediyorsun. Artik kendi bajinasin arkadajim. Evet, herneyse. 

[KAMU SAGLIGI] 

^imdi, bunlarm hepsini du^undugunuzde pazar ekonomisi olarak bilinen savurganlik dijzeninden 
parasal sistem olarak bilinen borg dijzenine kadar bugiJn kijresel ekonomiyi tanimlayan ve bu para- 
piyasa modelinin yani turn bu sistemin getirdigi tek bir sonug vardir. 

E^iTSiZLiK. 

Tekele ve giJg birligine dogal bir egilim yaratan pazar ekonomisi sistemi kamu yarari gozetmeksizin 
bajkalarinin iJzerinde kule gibi yiJkselen siJruyle zengin sanayiler iJretir. Aynen Wall Street'deki iJst 
diJzey yoneticiler gibi. BugiJn yilda 300 milyon dolar kazaniyorlar hem de higbir jeye katki saglama- 
dan. Diger tarafta bir hastaliga tedavi bulmaya galijan bir bilim adami insanliga yardim edip eger 
jansliysa yilda 60 bin dolar kazanirken. Bu parasal sistem kendi yapisi iginde ziJmreler olu§turmu§ken. 
Ornegin Bir milyon Dolarim varsa ve bunu % 4 faizle mevduata yatirirsam yilda 40 bin dolar kazani- 



106 YAZILARIM 

rim. Higbir sosyal katki - higbir jey olmadan. 

Ama, daha alt siniftan biriysem ve arabami ya da evimi krediyle almak zorundaysam borcu faiziyle 
oderim bu faiz de o milyonerin % 4 faizli mevduatina odenir. Bu jekilde fakirden galip zengine vermek 
parasal sistemin igine inja edilmi? bir dernek gibidir. Aslinda bu "Yapisal Smiflandirma" olarak da 
adlandinlabilir. Elbette ki tarihe baktiginizda sosyal siniflajma her zaman adaletsiz olarak degerlendi- 
rildi ama belli ki genelde kabul edildi. BugiJn nijfusun % I'i diJnya mal varliginin % 40'ina sahip oldu- 
guna gore. Fakat maddesel haksizlik bir yana ejitsizlik gergeginin altinda toplumsal sagligin butununij 
ajiri derecede yipratan ortada donen bajka bir jeyler var. Bence insanlarin gogu zaman toplumlarimi- 
zin maddi bajarisi -emsalsiz zenginlik seviyeleri- ve pek gok sosyal bajarisizlik arasindaki zitliktan 
dolayi kafalari karijiyor. Eger uyujturucu kullanimi jiddet veya gocuklarin kendilerine verdikleri zarar 
ve zihinsel hastalik oranlarina bakarsaniz, toplumlarimizda bir jeylerin kokten hatali gittigini gorebilir- 
siniz. Aniatmakta oldugum veriler agikga insanlarin yiJzlerce yildir sahip oldugu hisleri dogruluyor, 
yani ejitsizligin boliJcu ve sosyal olarak yipratici oldugunu gosteriyor. Fakat o his, sanirim bizim tah- 
minlerimizden gok daha gergek. 

E$itsizligin, (ok gij^lij psikolojik ve sosyal etkileri vardir. 

Zannedersem, ustiJnluk ve ajagilik duygulari ile daha alakalidir. Bu tarz bir ayirim gosterilen saygi- 
ya da bagli olarak insanlarin en dipte kendilerine tepeden bakiliyor gibi hissetmelerine yol agiyor. Yeri 
gelmijken, bu durum vah§etin neden daha az ejit olan toplumlarda daha sik rastlandigini agiklar. 
Vahjeti tetikleyen §ey siklikia insanlarin a§agilandiklarini ve saygisizliga ugradiklarini hissetmeleridir. 
Eger $iddeti onlemek icin vurgulayabilecegim bir prensip varsa ki o da en onemli prensiptir i$te bu 
prensipte ancak "E$itlik" olurdu. §iddet oranini etkileyen en belirleyici faktor toplumdaki ejitlik ve 
ejitsizlik degerleri arasindaki farktir. Yani baktigimiz jey bir aniamda genel sosyal bozulmadir. Ejitsiz- 
ligin artmasi ile ters gidenler sadece bir iki olaydan ibaret degildir. GoriJnen o ki, konu her ne olursa 
olsun sug, saglik, ruhsal hastaliklar vs. her jeyi bunun iginde Toplumsal saglikia ilgili rahatsiz edici 
bulgulardan birisi de 5U Asia fakir olma hatasina dijjmeyin veya fakir dogmu? olmayin. Bunun bedelini 
sayisiz jekilde sagliginizia odersiniz Buna da sosyo-ekonomik saglik degi§im olgiJsu denir. Toplumda 
en yiJksek katmandan ajagiya dogru indiginizde sosyo-ekonomik durum agisindan dijjulen her basa- 
makta, birgok hastalik yiJzunden saglik durumu kotiJlejir. Ortalama yajam siJresi kisalir. Bebek oliJm- 
leri orani yiJkselir. ve bunun gibi gorebileceginiz her jey. Boylece 5U buyiJk soru akillara gelir neden 
boyle bir degi§im olgiJsu var? 

Agik ve net tek bir cevap vardir. Eger kronik bir hastaliginiz varsa yeterince iJretken olamazsiniz 
yani saglik, sosyo-ekonomik farklarin giJdulenmesine sebep olur. KiJgumsenecek boyutta da degil En 
basit 5ekli ile 10 yajinda bir gocugun sosyo-ekonomik durumuna bakarak yillar sonraki saglik durumu 
hakkinda bir tahminde bulunabilirsiniz. Neden - sonug ilijkisi ortadadir. Bir digeri - ah 'bu gok agik' 
fakir insanlar doktor masraflarini ve saglik hizmetlerine eri§imi karjilayamiyorlar. Bununia hig bir ala- 
kasi yok gunkij bu ayni degijim olgusiJnu evrensel saglik hizmetleri ve sosyal saglik kurumlari olan 
ijlkelerde de gorursiJnuz. Peki-diger 'basit agiklama' -Ortalama olarak- ne kadar yoksulsaniz o kadar 
buyiJk ihtimalle sigara kullaniyor ve igki igiyor ve risk faktorij tajiyan her tijrlij kotij §eyi yapiyorsunuz- 
dur. Evet, bunlarin bir katkisi var ancak yapilan arajtirmalar bunun beiki 3 . bir degijkeni agiklayabile- 
cegini gosterdi Bu durumda geriye ne kalir? 

Geriye kalan yoksulluk STRESl ile yapilacak bir ton $eydir Yani, ne kadar yoksulsaniz, Bill Gates'ten 
1 dolar daha az gelirii ki$iden ba$layarak bu iJlkede ortalama ne kadar fakirseniz ortalamaya gore 
sagliginiz o kadar kotudur. Bu bize gergekten gok onemli bir jey soyler saglik ile yoksulluk arasindaki 
baglanti yoksul olmak degil yoksul hissetmekle ilgilidir. Gitgide kronik stresin saglik uzerinde onemli 
bir etkisi oldugunu fark ediyoruz. Ama stresin en onemli kaynaklari sosyal ilijkilerin kalitesidir ve eger 
sosyal ilijkilerin kalitesini azaltan bir jey varsa toplumdaki sosyo-ekonomik tabakalajmadir. Bilimin 
§imdi gosterdigi maddi zenginlige bakmadan tabakalajmi? bir toplumda sadece yajamanin stresinin 
geni5 bir spektrumda kamusal saglik problemlerine yol agtigidir ve ejitsizlik ne kadar buyiJkse o kadar 
kotiJlejirler. 

Ortalama ya$am siJresi dalia esit iJlkelerde dalia uzundur. 

Uyu$turucu kullanimi dalia esit iilkelerde daha az 



YAZILARIM 107 

107 YAZILARIM 

Akil Hastaligi daha esit ijlkelerde daha az 

Sosyal sermaye - insanlarm birbirlerine gijvenme kabiliyetleri anlammda dogal olarak daha esit 
iJlkelerde daha buyijk 

Egitim Puanlari daha egit iJlkelerde daha yijksek 

Cinayet oranlari daha egit iJlkelerde daha az 

Su( ve Hapsedilme Oranlari Daha e$it iJlkelerde daha azdir 

Bu boylece siJriJp gider. 

Bebek oILim orani - obezite - erken yagta dogurma orani Daha e$it iJikeiercle, bu oranlar daha dO- 
$Lik ve beiki de i$in en ilginc yam yenilik Daha e$it iJikeierde cok daha fazia ki bu da rekabete dayaii, 
siniflara ayriimi; toplum yapisinin daha yaratici ve yenilikci olduguna dair asirlik gorij^e meydan okur. 

Dahasi, Birle$ik Krallik'ta yapilan WhiteHall Study adii caligma sosyoekonomik diJzeyde en tepe- 
den a$agiya dogru inildikce hastaligin sosyal bir dagilimi oldugunu dogruiadi. 

Ornegin, alt basamaklarda kalp rahatsizligina bagli olum oraninm ust basamaklardakinin 4 kati 
oldugu ortaya fikti. Bu durum; saglik hizmetlerine erijim olanagindan bagimsizdir. ^unkij bireyin 
maddi durumu kotiJiejtikge sagligi da o olgiJde bozulacaktir. "Psikososyal Gerilim" denen illetten ileri 
gelen bu olay topluma aci gektiren en biJyiJk sosyal bozulmalann temelini olu§turur. 

Sebebi ne midir? 

Sermaye-Piyasasi Sistemi. 

Sakin yanli; anla$ilmasin, Dogayi en cok katleden ziyanin, yok olu$un ve kirliligin ba$lica kaynagi 
siddetin, savasin, sucun, yoksullugun hayvan suistimalinin, gaddarligin bas sorumlusu kisisel ve top- 
lumsal nevrozlarin, ruhsal bozukluklarin depresyonun, kaygilarin bas yaraticisi Buna ek olarak kisisel 
saglik, kiJresel siJreklilik ve gezegenimizin geli$mesine dair yen! yontemlere yonelmemizi engelleyen 
sosyal felcin en bLJyiJk kaynagi- yozla$mi$ bir Hukumet veya mevzuat degil bazi kizil kurulu$lar ya da 
finans kartelleri degil insan dogasinin bir defosu veya kusuru degil ve diJnyayi kontrol eden gizli bir 
komplocu orgLJt de degildir. Bunun gercek sorumlusu; Sosyo-Ekonomik Sistemin ta kendisi ve bizzat 
kokenidir. 



108 YAZILARIM 



BOLUM 3 
YERKURE PROJESi 

Bir an igin, medeniyetleri yeniden tasarlama segenegimiz oldugunu hayal edelim. Varsayimsal ola- 
rak konu§ursak, ya DiJnya'nin bire bir kopyasini bulsaydik ve buldugumuz bu yeni gezegenle 5U anki 
gezegenimiz arasindaki tek fark, insan gelijiminin heniJz gergeklejmemi? olmasi olsaydi en ham haliy- 
le Ulkeler, jehirler, kirlilik, cumhuriyetgiler.. Hig biri yok sadece saflik, agik bir gevre 

Ne yapardik? 

ilk olarak bize bir "ama?" lazim olurdu degil mi? 

Bu amacin hayatta kalmak olacagini soylememizde bir sakinca yoktur. Sadece hayatta kalmak de- 
gil, ayni zamanda saglikli, refah iginde ve en iyi diJzeyde yajamaya galijirdik. insanlarin gogu yajamayi 
sever ve yajamlarini aci gekmeden siJrdurmek ister. Bunun igin, medeniyet insan hayatini destekleyici 
temeller iJzerine kurulmali ve bu nedenden otiJru mumkiJn oldugunca siJrdurulebilir olmalidir. Bu 
uzun kojuda insanlara zarar verebilecek her jeyi devre di5i birakirken tiJm insanligin ihtiyag duydugu 
temel maddelere erijebilmesini saglamalidir. Bu "Maksimum Surdurebilirlik" amacini aniadik. Sonra- 
ki soru, kullanacagimiz "metot". Nasil bir tejebbiJste bulunacagiz? 

§imdi, bir bakalim Bizim bildigimiz politika, DiJnya'nin sosyal girijimlerini uygulama metodu Peki, 
cumhuriyetgilerin, ozgurlukgiJlerin, muhafazakarlarin ya da sosyalistlerin toplum tasarimi konusunda 
ogretileri nedir? 

Pek de bir jey degil 

Peki ya dinler? 

Elbette yiJce yaratici bir yerlere bunun da krokisini birakmijtir. Maalesef, higbir yerde bulamadik 
(veya bulmak istememekte israrci olduk) 

Geriye ne kaldi? 

GbruniJje gore bir tek "Bilim" denen §ey kaldi. Bilim metodlari, onerilen fikirlerin sadece test edi- 
lebilir ve tekrarlanabilir olujuna dayanmamasi yoniJnden ejsizdir. Nitekim bilimin ortaya koydugu her 
5ey dogal olarak giJrutulebilir. Bajka bir deyijie, din ve politikanin aksine bilimin egosu yoktur ve 
onerdigi her jeyin aslinda yanli? olabilecegi ihtimalini de kabul eder. Bilim hifbir §eye ihtiya? duymaz 
ve siJrekii geli$im halindedir. Aslinda, bu bana oldukga dogal geliyor. Oyleyse, 21. yiJzyil bajlarindaki 
bilimsel verileri dikkate alirsak ana hedefimiz olan " maksimum surduriJlebilirlik " ilkesini tiJm insanliga 
yaymak igin galijmalarimiza nereden bajlamaliyiz? 

§u an, sorulmasi gereken ilk soru Ya$amak i^in neye ihtiyacimiz var? 

Cevap elbette ki gezegenimizdeki kaynaklar. igtigimiz sudan, kullandigimiz enerjiden tutun bari- 
naklarimiza, alet yapmakta kullandigimiz hammaddelere kadar, gezegenimiz bize hayatta kalmamiz 
igin gereken her kaynagi sunuyor. Oyleyse, bu gergege gore bulmamiz gereken en onemli jey, bu 
kaynaklar neler ve neredeler. Yani bir arajtirma yapmamiz gerek. Basitge, gezegende bulabilecegimiz 
her turlij fiziksel kaynagin yerini belirleyecegiz. Bakir rezervlerinden, riJzgar giftlikleri kurup enerji 
ijretmek igin en uygun bolgelere dogal su kaynaklarindan okyanuslardaki balik miktarinin degerlendi- 
rilmesine ekip bigmeye en uygun tarim topraklarina kadar her jeyi Ama zaman iginde biz insanlar bu 
kaynaklari tiJketecegimizden onlari sadece tanimlamak ve yerlerini tespit etmemizin yeterii olmadigi- 
ni gorijyoruz. Ayni zamanda bu kaynaklari takip de etmeliyiz. Kaynaklardan herhangi birinin bile ta- 
mamen tiJkenip yok olmadigindan emin olmamiz lazim, yoksa kotij olur. Yalnizca kullanim oranlarini 
degil ayni zamanda dogal olarak yenilenme hizlarini da takip etmeliyiz. Ornegin bir agag diyelim, ne 
kadar zamanda bijyuyor ne kadar zamanda tekrar meyve veriyor? 

Buna "Dinamik Denge" diyoruz. Bajka bir deyi§le, eger agaglari yeniden bijyuyebildiklerinden da- 
ha hizli tiJketirsek nesillerini tiJketmek adina ciddi bir problemimiz var demektir. Peki, o zaman, ozel- 
likle de bu kaynaklarin diJnyanin farkli yerlerinde oldugunu fark ettigimize gore envanterini nasil takip 
edecegiz? 

Afrika dedigimiz yerde buyiJk mineral madenlerine Ortadogu'da enerji rezervine Kuzey Ameri- 
ka'nin Atlantik kiyilarinda devasa gel-git enerjisi olanaklarina Brezilya'da en buyiJk taze su kaynagina 



YAZILARIM 109 

109 YAZILARIM 

sahibiz Peki, yajli bilim amcanin bir onerisi daha var Buna 'Sistemler Teorisi' deniyor. Sistemler teori- 
sine gore dogal diJnya dokusu insan biyolojisinden biyosfere, yeryiJzunde canlilann yajadigi her yere 
ve gune§ sisteminin gekim giJcune kadar sinerjik olarak tamamen birbirine bagli muhtejem bir sis- 
temdir. Tipki insan hiJcrelerinin organlari olu§turmak ve organlarm viJcudumuzu jekiiiendirmek igin 
baglanmasi gibi viJcutiarimiz gida, hava ve su gibi diJnyasai kaynaklar olmadan yajayamadigmdan, 
dogal olarak biz de diJnyaya bagliyiz. Bu boyle devam eder. Yani-doga biJtun bu var olan stoku alma- 
mizi ve verinin izini siJrerek yonetmek iJzere bir 'sistem' yaratmamizi oneriyor. "KiJresei Kaynak Y6- 
netim Sistemi', aslinda gezegendeki tiJm ilgili kaynaklarin hesabini tutmaktir. TuriJmuz uzun donem- 
de yajamini devam ettirmeyi amagliyorsa bunun bajka mantikli bir alternatifi yok. Bir biJtun olarak 
kaynaklarin hesabini tutmaliyiz. Bu aniajildi, artik iJretimi dijjunebiliriz. BiJtun bunlari nasil kullanaca- 
giz? 

Uretim siJrecimiz ne olacak ve surduriJlebilirligimizi en iJst seviyeye gikarmak uzere iJretimimizin 
mumkun oldugunca en iyi jekilde kullanildigindan emin olmak igin neleri gbz bniJnde bulundurmali- 
yiz? 

OniJmuze gikan ilk §ey siJrekli denememiz ve korumamiz gerektigi gergegidir. Gezegenin kaynak- 
lari esasen sinirlidir. Yani "stratejik" olmamiz onemli. Burada anahtar 'Stratejik Koruma'dir. Farkinda 
oldugumuz ikinci jey, bazi kaynaklarin digerleri kadar verimli olmadigidir. Aslinda, bunlardan bazilari 
kullanima konuldugu takdirde gevreye, insan sagligini da tehlikeye sokan korkung etkileri olmaktadir. 
Ornegin yag ve fosil yakitlari, nasil kestiginizin bir onemi olmaksizin gevreye gok etkili yok edici atiklar 
saliyorlar. Bu nedenle, sadece gerektiginde eger jansimiz varsa bu tiJr jeyleri kullanmak igin elimiz- 
den geleni yapmamiz gok onemli Neyse ki bizim igin enerji kaynagi olarak kullanmak iJzere gune§, 
riJzgar, gel-git, dalga enerjisi isi farkindan elde edilen enerji ve jeotermal kaynakli enerjileri gorijyoruz. 
Bu durumda bizler uretim veya kullanim sonucu gevreye dolayisi ile de bize zarar verecek "negatif 
reaksiyonlar" olarak adiandirabilecegimiz etkilerden kaginmak igin neyi nerede kullanabilecegimiz 
konusunda net stratejiler iJretebiliriz. Biz bunu "Stratejik Koruma" planimiza e§ olarak "Stratejik Gij- 
venlik" olarak adiandiracagiz. Fakat, uretim stratejileri burada bitmiyorlar. Uretimin kendi gergek 
mekanik yapisi igin bir "Verimlilik Stratejisi"ne de ihtiyacimiz olacak. Bir de, buldugumuz kabaca ijf 
ozel protokolij burada belirtmeliyiz. 

Bir Urettigimiz lier $ey olabildigince uzun omurlij olarak tasarlanmali. Dogal olarak, ne kadar gok 
hurdaya (ikan $ey varsa bu liurdalari yenileri ile degi$tirmek i^in o kadar kaynaga ilitiyacimiz ve o 
kadar uretim kaybimiz olacak. 

iki Hurdaya ayrilan $eyler herliangi bir ama^ igin kullanilamaz olduklarmda olabildigince (ok geri 
ddnu$turmemiz veya yeniden ijretmemiz zordur. Bu nedenle, uretim tasarimi, bu durumu daha i$in 
ba$inda hesaba katmalidir. 

Uc Teknolojik eskimenin en hizli etkisine maruz kalmakta olan elektronik gibi (ok ^abuk geli$en 
teknolojiler ileride gikabilecek fiziksel yenilikler ile uyumlu olacak $ekilde tasarlanmi$ olmalari ge- 
rekecektir. 

Yapmak istedigimiz son §ey, sadece bozuk bir parca veya geri kalma yiJzunden tiJm bir bilgisayar 
sistemini cope atmaktir. Bu nedenle, basitge sistemin bilejenlerini bu giJnku teknolojik yenilenme 
egilimine bakarak onceden parga parga, standart ve evrensel olarak degijebilecek ve kolaylikia yeni- 
lenebilir bir jekilde tasarlariz. "Stratejik Koruma", "Stratejik GiJvenlik" ve "Stratejik Randiman" me- 
kanizmalarinin herhangi bir insan fikri veya hiJkmunden bagimsiz tamamen teknik miJlahazalar olduk- 
larini aniadigimizda bu stratejileri, mevcut aniayijlara dayanarak siJrdurulebilir uretim igin mutlak en 
iyi metoda her zaman varmamizi saglayan tiJm ilgili degi§kenleri tartmasi ve hesaplamasi igin bir bilgi- 
sayara programlayabiliriz. Bu, her ne kadar kulaga karmajik gibi gelse de aslinda abartilmi? bir hesap 
makinesidir iJstelik guniJmuz diJnyasinda bu tip goklu degijkenii karar verme ve izleme sistemleri izole 
amaglar igin zaten kullanilmaktadir. Yapilacak olan sadece bir bijyutme i§lemidir. Yani Artik elimizde 
sadece Kaynak Yonetim Sistemimiz degil bir de Uretim Yonetim Sistemi var her ikisi de etkinlik, ko- 
ruma ve giJvenligi maksimize etmek igin bilgisayar tarafindan otomatiklejtirilmijtir. Bilgisel gergeklik 
5udur; insan akli hatta bir grup insan izlenmesi gereken jeyi izleyememektedir. Bu ijlem bilgisayarlar 



110 YAZILARIM 

tarafindan yapilmalidir ve yapilabilir. Bu da bizi sonraki diJzeye getirir Dagitim. Burada hangi siJrduru- 
lebilirlik stratejileri mantikli geliyor? 

iki nokta arasindaki en kisa mesafenin diJz bir hat oldugunu bildigimize gore ve nakliye araglarini 
galijtirmak igin enerji gerektigine gore daha az nakliye mesafesi daha randimanlidir. Mallarin bir kita- 
da uretilmesi ve bajka bir kitaya nakledilmeleri ancak soz konusu mallar hedef bolgede uretilemiyor- 
sa mantiklidir. DigerturliJ sadece israftir. Uretimi yereiiejtirmeiiyiz, boylece dagitim basit hizli olurve 
en az miktarda enerji gerektirir. Buna "Cografi Yakmlik Stratejisi" diyoruz basitge ister ham madde 
ister bitmi? tiJketici urunij olsunlar mallarin seyahatini azalttigimiz aniamina geliyor. Elbette hangi 
mallari naklettigimizi ve nedenini bilmek de onemli olabilir. Bu da, Talep kategorisi altina giriyor. Ta- 
lep, basit haliyle, insanlarin saglikli olmak ve yiJksek yajam kalitesi igin ihtiyag duyduklaridir. Bedensel 
ihtiyaglar hayati siJrdurecek gida, temiz su, barinma gibi temel elementlerden insan ve toplum sagli- 
gindaki onemli faktorler olan dinlenme ve hem kijisel hem sosyal hazzi saglayacak sosyal ve eglence 
amagli iJrunlere kadar, gok gejitlidir. O zaman basit bir arajtirma ele alalim. insanlar ihtiyaglarini tarif 
eder, talep degerlendirilir ve iJretim bu talebe gore bajlar. Farkli iJrunlere olan talebin derecesi dogal 
olarak bolgelere gore azalip gogalabilir ve degijkenlik gosterebilir. Talep fazlasi iJretim ve kitliktan 
kaginmak igin bir "Talep/Dagitim Jzieme Sistemi" yaratmaliyiz. Tabii bu fikir yeni bir haber degil. Bu- 
giJn bu sistem belli bajli biJtun magaza zincirlerinde stoklarini idare etmek igin kullaniliyor. Ancak bu 
kez, takibi kuresel bir boyutta yapiyoruz. 

Ama durun bir dakika. 

UriJnlerin asil kullanimini hesaba katmadikga talebi tamamen aniamamiza imkan yok. Uretilen her 
5eyden herkese hirer tane verilecek diye hesaplamak mantikli ve siJrdurulebilir midir? 

Kullanimina bakmadan? 

Hayir. 

Bu iyice savurganlik ve verimsiz olurdu. Bir kijinin bir iJrune ihtiyaci varsa ama bu ihtiyag ornegin 
bir giJnde ortalama sadece 45 dakikaysa bu kijilere o uruniJ ihtiyaci siJresince saglamak ve digerlerine 
ancak ihtiyag duyduklarinda sunmak 50k daha verimli olurdu. ^ogumuz asil istedigimizin uruniJn ken- 
disinin degil o iJrunun amaci oldugunu unuturuz. UriJnun kendisinin aslinda sadece sagladigi yarar 
kadar onemli oldugunu fark ettigimizde "dijtan gelen kisitlama" ya da bugunkij soyleyijie "mijikiyet" 
dedigimiz jeyin esasen ve ekonomik aniamda savurganlik ve gevresel olarak son derece mantiksiz 
oldugunu goriJruz. (Bu fikir ejitlik ilkesi igerisinde marksizmi andiriyor) O zaman "Stratejik Eri§im" 
denilen bir plana ihtiyacimiz var. Bu bizim her ne zaman neye ihtiyag duyulursa duyulsun nijfusun 
taleplerini karjilayabilecegimizden emin oldugumuz her neye ihtiyag duyuyorlarsa, gerektiginde 
ulajmak igin "Talep/Dagitim Takip Sistemi"mizin vakfi olacak topluma yakin yerlerde konuglandiril- 
mi§ ..merkezi ve bolgesel eri§im merkezleri her zaman onemlidir ve bir ki§i basitge gelip, buradaki 
malzemeyi alip ijini gordiJkten sonra getirip yerine birakacaktir giJnumuzde bir kutijphanenin gali§ma 
5ekli gibi. Dogrusu bu merkezler, bugiJn alijik oldugumuz yerel diJkkanlar jeklinde var olamaz fakat 
alaninda uzmanlajmi? merkezler, bazi mallarin, daha az tekrarlanan nakliyatia daha gok enerji tasar- 
rufu yapilmasi amaciyla daha gok kullanildigi ozel alanlarda bulunabilirler ve bu Talep Takip Sistemini 
diJzenli bir bigimde Uretim Yonetimine ve tabii ki, Kaynak Yonetimini sistemimize baglamak ve boyle- 
ce surdiJrulebilirligi saglamak igin sinirli kaynaklarimizin butiJnlugunu giJvence altina almayla bajlayan 
ve en iyisini yarattigimizdan emin olana kadar devam eden her jeyi en zeki ve etkili bir bigimde dagi- 
tirken en elverijli mallari kullanmayi mumkiJn kilan ve siJrekli giJncellenen bir "kuresel ekonomik 
yonetim bilgisayari" yaratilacaktir. Bu sezgisel olarak birgogunun karji oldugu depolama esasli yakla- 
5imin benzersiz bir sonucu gezegenimizdeki insan varliliginin surekliligini aniatan tiJm bu mantikli, 
depolama ve verimlilik deneme i§lemi muhtemelen insanlik tarihi boyunca hig goriJlmemi? bir §eyi 
devreye sokacaktir. Bolluga Eri§im kuresel niJfusun sadece bir kismi igin degil biJtun insanoglu igin. Bu 
ekonomik model, sadece genellenmi5ti. Bu sorumlu, insanoglunu gozeten en etkili ve en siJrdurulebi- 
lir yol olan ve biJtun dunyanin kaynak yonetimi ve siJrecini kapsayan sistem yaklajimi joyle isimlendi- 
rilebilir "KAYNAK-BAZLI EKONOMJ". Bu fikir 1970'lerde toplum miJhendisi Jacque Fresco tarafindan 
ortaya konmujtur. Jacque o zamanlar daha toplumun doga ve kendisi ile garpijma siJrecinde oldugu- 
nu bu siJrecin higbir seviyede siJrdurulebilecek halde olmadigini ve eger bir §eyler degijmez ise o ya 



YAZILARIM 111 

111 YAZILARIM 

da bu jekilde kendimizi yok edecegimizi aniamijti. Jacque, soyledigin biJtun bu §eyler bugunkiJ bilgile- 
rimizle inja edilebilir mi? 

Yoksa bugiJn bildiklerimize dayanarak tahminde mi bulunuyorsun? 

Hayir, bunlarm hepsi bugunkiJ bilgilerimizle inja edilebilir. DiJnyanin yiJzeyini degijtirmek 10 yil 
alacaktir. DiJnyayi ikinci bir cennet bahgesine gevirmek. Segim size ait. NiJkleer silahlanma yanjinin 
aptalligi silahlann geli§imi sorunlannizi bu siyasal partiyi ya da 5U siyasal partiyi segerek siyasal olarak 
gozmeye galijmak ki tiJm politik gorijjler yolsuzluk igine dalmijlardir. Birakin tekrar soyleyeyim Ko- 
miJnizm, sosyalizm, fajizm Demokratlar Liberaller- biz insani oziJmsemek istiyoruz. insanoglu igin 
daha iyi bir hayata inanan tiJm kurulu§lar Zenci ya da Polonyali sorunlari yok Yahudi ya da Yunan 
problemleri yok ya da kadin problemleri; ortada insan problemleri var! 

Kimseden korkmuyorum; kimse i^in (ali$miyorum; kimse beni kovamaz. Patronum yok. BugiJn 
ya$adigimiz toplumda ya$amaktan korkuyorum. Toplumumuz bu yetersizlikle durumunu devam 
ettiremez. (insan igin bu ozgiJrlugu onermek biraz yanli? olmaktadir. Sorumluluk insani bir ilkedir) 35 
yil once serbest giri$imcilik sistemi harikaydi. Bu onun son faydasi oldu. §imdi, du$unme bi^imimizi 
degi§tirmek zorundayiz yoksa yok olacagiz. Toplumumuz gelecek hakkinda yapilan korku filmlerin- 
deki gibi olacak bu sistemin galijmamasi ve politika korku filmlerinin bir pargasi olacaktir. BugiJnlerde 
pek 50k insan analitik olmasi sebebiyle "soguk bilim" terimini kullaniyor ve aslinda analitigin ne an- 
lama geldigini bile bilmiyor. Bilim, diJnyanin ijleyi? yoniJne yakin tahminler aniamina gelir. Yani aslin- 
da dogruyu soylijyor; gergek judur ki bir bilim insani insanlaria uzlajmayi denemez. Onlar sadece 
bulgularinin ne oldugundan bahsederler. BiJtun her jeyi sorgulamak zorundadirlar ve eger bazi bilim 
insanlari belli direnglere sahip materyalleri gosteren bir deneyle ortaya gikarlarsa diger bilim insanlari 
da bu deneyi tekrarlamak ve ayni sonuglari elde etmek zorundadirlar. Eger bir bilim insani, matematik 
veya hesaplamalar soncunda bir ugagin kanadinin belli bir agirligi kaldirabildigini hissetse bile yinede 
kanadin iJzerine ne zaman kirilacagini gormek igin bir surij kum torbasi yigar ve sonra 'gorijyorsunuz 
benim hesaplamalarim dogru' veya 'dogru degil' der. Ben bu sistemi gok seviyorum, gunkij onyargi- 
dan ve matematigin biJtun problemleri gozecegi dijjuncesinden ozgiJrdur. Matematiginizi de ayrica 
teste tabi tutmaniz gerekir. Bence, test edilebilecek her sistem teste tabi tutulmalidir. BiJtun kararlar 
arajtirmalar sonucunda alinmalidir. 

Kaynak Tabanli Ekonomi basit olarak sosyal ilgiye uygulanmi? ve 5U anda dunyada hig olmayan bi- 
limsel bir yontemdir. Toplum teknik bir icattir. iyilejtirilmi? insan sagligi fiziksel iJrununun en etkili 
yontemleri dagitim, jehir altyapisi ve benzeri bilim ve teknoloji alaninda bulunur politika veya parasal 
ekonomide degil. Bu, ayni sistematik jekilde ijler, bir ugagi ele alalim bu ugagi inja etmek igin ne bir 
Cumhuriyetgi nede bir Liberal yontem vardir. Ayni bigimde, doganin kendisi bilimimizi kanitlamak \g\n 
kullandigimiz fiziksel bir referanstir ve bizim gogalan aniayijimizdan olujan kurulmu? bir sistemdir. 
Hatta, sizin bireysel olarak dujundugiJnuz veya inandiginiz jeyin dogrulugunu onemsemez. Daha dog- 
rusu, size bir segenek sunar Ya onun dogal yasalarini ogrenip onlari kabullenirsiniz saglik ve surdurij- 
lebilirligi devamli hale getirerek kendinizi buna gore idare edersiniz ya da mevcut duruma karji gele- 
rek boja bir gaba harcarsiniz. §u anda ayaga kalkip yaninizdaki duvar iJzerinde yiJruyebileceginize ne 
kadar inandiginizin hig bir onemi yoktur gunkij yergekimi buna izin vermeyecektir. Eger yemek ye- 
mezseniz-oliJrsunuz. Bebekken size bakilmazsa-oliJrsunuz. Kulaga ne kadar sevimsiz gelse de, doga bir 
diktatorliJktur ve ya onu dinler ve onunia uyum iginde yajariz, ya da kagmilmaz kotij sonuglarina kat- 
lanmak zorunda kaliriz. 

Dolayisiyla, Kaynak Bazli Ekonomi; tiJm kararlari optimize edilmi? insani ve gevresel siJrdurulebilir- 
lige dayanan ve yajami destekleyen sabit bir aniayijlar biJtununden ba§ka bir jey degildir. Kaynak 
bazli ekonomi; her insanin yine siyasi veya dini felsefesinden bagimsiz $ekilde deneysel "Hayat Ala- 
ni"ni payla$tigini hesaba katar. Bu yakla$im ifinde kijiture! gorecelik yoktur. Bu bir g6ru§ meselesi 
degildir. insani ihtiyaglar, insani ihtiyaglardir ve bu ihtiyaglarin; zihinsel, fiziksel ve gelijim sagligimiz 
igin, ayrica zaten tiJrun devamliligi igin de erijilebilir olmasi elzemdir. Bu ihtiyaglar; besleyici gida ve 
temiz igme suyu gibi hayati gereksinimlere ek olarak gijglendirici ve dengeli bir beslenmeyi ve §iddet- 
ten uzak bir gevreyi de igermelidir. Kaynak Bazli bir ekonomi mevcut kaynaklara dayali bir ekonomi 



112 YAZILARIM 

olacaktir. Temel yajam gereksinimlerine erijim olmadan bir surij insani bir adaya getiremez, veya elli 
bin kijilik bir §ehir in§a edemezsiniz. Dolayisiyla, "kapsamli sistemler yakla$imi" terimini kullanirken 
bahsettigim §ey; oncelikle alanin bir envanterini gikarmak ve o alanin ne kadarlik bir ihtiyaci karjiia- 
yabilecegini belirlemek- sadece mimari bir yakiajimia degil- sadece tasarimsal bir yakiajimia degil- 
insan yajamini geiijtirmek igin ihtiyag duyulan turn gereksinimleri temel alan bir tasarimla yapilmasi- 
dir; ve entegre oimu? dijjunce jekii diyerek aniatmak istedigim de budur. Yiyecek, giysi, barinma, 
sicaklik ve sevgi ButiJn bunlar insan igin zorunludur ve eger bir insani bunlarin herhangi birinden yok- 
sun birakirsaniz bu daha az ijleriigi olan insan demektir. Biraz once aniatildigi gibi, Kaynak Bazli Eko- 
nomi'nin kiJresei esasa, iJretime ve dagitima dayali sistemlerinin temeli ekonominin tiJm alanlarinda 
verimliligi ve surdurulebilirligi garanti eden dogru ekonomi mekanizmalari veya "stratejilerileri"ne 
dayanmaktadir. 5imdi, mantik gergevesinde jekiiiendirdigimiz du§unce dizisine devam edersek Olu§- 
turdugumuz denklemde, sirada ne var? 

Bunlarin hepsi hangi noktada gergeklejecek? 

Kentler. Kentlejme gagda? medeniyetin gostergesidir. Kentlerin rolij, daha fazia sosyal destek ve 
toplumsal etkilejim ile beraber hayatin gerekliliklerine erijimi saglamaktir. Peki ideal bir kenti nasil 
dizayn edecegiz? 

§ekli ne olmali? 

Kare? 

Yamuk? 

§eklin iginde ve etrafinda siJrekli hareket halinde olacagimizi dijjunursek kolaylik saglamasi igin 
mesafeleri ejit uzaklikta yapmak isteyebiliriz. ijte bu yiJzden daire olmali. Kentin iginde ne olmali? 

Dogal olarak bir konut alani, bir iJretim alani bir enerji iJretim alani ve bir de tarim alanina ihtiya- 
cimiz var. Ama insanlar ayni zamanda gelijen varliklar - bu nedenle kiJltur doga, eglence ve egitim 
alanlari da olmali. O zaman jimdi giJzel bir agik park da ekieyelim. KiJlturel amaglar ve sosyallejme 
igin bir eglence/etkinlik alani ve ayrica egitim ve ara§tirma tesisleri de olsun. §eklimiz bir daire oldu- 
gundan bu fonksiyonlarin her birini, ulajimi kolay olacak 5ekilde amacina yonelik ihtiyaci karjilayacak 
oranda yer tahsis ederek ve "Kemer"ler halinde yerle§tirmek oldukga mantikli goriJnuyor. ^ok giJzel. 
Simdi, konunun detaylarina inersek Oncelikle jehir organizmasinin gekirdegini, altyapisini ya da bagir- 
saklarini hesaba katmamiz lazim. Bunlar su, atik malzeme ve enerji ta§ima kanallari olurdu. Nasil ki 
bugiJn jehirlerimizin altlarinda su ve kanalizasyon jebekeleri vardir bu kanal konseptini, entegre atik 
geri d6nu§um ve dagitim sistemine kadar genijietebiliriz. Postaci veya gopgijye ihtiyag kalmaz. Tam 
da igine inja edilmijtir. Hatta, otomatiklejtirilmi? pnomatik (hava basinci ile galijan) tijpleri ve benzer 
teknolojileri kullanabiliriz. Aynisi ulajim igin de gegerlidir. Savurgan, bagimsiz arabalara olan ihtiyaci 
azaltacak, hatta ortadan kaldiracak stratejik ve entegre tasarimlar gereklidir. Sizi 5ehir iginde, yukari 
ve ajagi dahil fiilen her yere, hatta bajka jehirlere gotiJrebilen; elektrikli tramvaylar, tajima bantlari 
transveyorlar ve manyetik/hizli trenler. Tabii bir arabaya gerek duyuldugunda, giJvenlik ve saglamlik 
igin uydu araciligiyla -otomatik- yonlendirilmektedir. Esasen, bu otomasyon teknolojisi faaliyete geg- 
mi§ durumda. Her yil yakla$ik 1 milyon ki$i araba kazalarmda olmekte; yakla$ik 50 milyon ki$i ise 
yaralanmaktadir. Bu cok sacma ve boyle olmasi gerekmiyor. Etkin jehir tasarimi ve otomasyonlu 
5of6rsuz arabalaria bu oliJm rakamlari fiilen ortadan kaldirilabilir. Tarim. BugiJn, gelijigiJzel bir bigim- 
de yapilan, ilaglama, ajiri giJbreleme ve diger maliyet du§urucu endiJstriyel uygulamalarimizia, viJcut- 
larimizin yiJksek dozlarda zehirlenmesi bir yana, gezegenin ekilebilir alanlarinin gogunu bajarili bir 
jekilde yok etmi? bulunuyoruz. Aslinda, endiJstriyel ve tarimsal kimyasal toksinler bugiJn itibariyle, 
gocuklar da dahil, tiJm insanlarda yapilan testlerde gikmaktadir. iyi ki apagik bir alternatif var Mevcut 
besin maddesi ve su kullanimmi % 75 oraninda azaltacak olan topraksiz -su bazli tarim- ve hava bazli 
tarim yontemleri mevcut. Yiyecekler artik, kapali dikey giftliklerde, endiJstriyel olgekte organik olarak 
yetijtirebilecek. Bocek ilaglarinin ve hidrokarbon genel kullanim ihtiyacinm fiilen ortadan kalkacagi 50 
katli 1 doniJmliJk arazilerde. Bu endiJstriyel gida yetijtirmenin gelecegidir. Etkili, temiz ve bereketli. 
Dolayisiyla, boylesine gelijmi? sistemler, zamandan atiktan ve enerjiden tasarruf ederek dijaridan 
higbir jey ithal etmeye gereksinim duymadan biJtiJn bir §ehir nijfusu igin gerekli gidayi iJretecek zirai 
sistemlerimizi kismi olarak kapsayacaktir. Enerji ile ilgili konu§acak olursak Enerji garki, bir sistemler 



YAZILARIM 113 

113 YAZILARIM 

yaklajimi ile verimli yenilenebilir kaynaklanmizdan, elektrik elde etmek igin galijacaktir. Ozellikle riJz- 
gar, giJne?, jeotermal ve isi farkliliklari ve eger potansiyel su kaynaklarma yakinsa, gelgit ve dalga gij- 
cij. Ara vermeyi onlemek igin ve pozitif net enerji donujumunden emin olmak igin bu kaynaklar, fazia 
enerjiyi buyiJk super kapasitorlerde yeraltinda depolarken gerektiginde birbirilerine gijg vererek en- 
tegre bir sistem iginde ijletilebilirler, dolayisiyla geriye hig bir atik kalmaz. Bu jekilde, sadece bir §ehir 
degil, belli yapilar da kendilerine bagimsiz olarak gijg saglayacaklar ve fotovoltaik paneller, yapisal 
basing donujturijculerj, isi pilleri ve gelijim ajamasinda olan diger teknolojiler vasitasiyla elektrik 
ijreteceklerdir. Ama tabii ki, bu joyle bir soruyu akia getiriyor Genel olarak, bu teknoloji ve iJrunler ilk 
a§amada nasil yaratilacaklar? 

Bu bizi iJretime getiriyor Sanayi garki, hastaneler ve benzerlerinden ayri olarak fabrika, iJretimin 
merkezi olacaktir. Tamamiyla yerel olacak jekilde, tabii ki ham maddeleri kiJresel kaynak yonetim 
sistemi yoluyla elde edecek ve az once tartijildigi gibi talep jehir nijfusunun kendisi tarafindan yapila- 
caktir. Uretim mekaniklerini goz oniJne alirsak, insanlik tarihinde gok yakin zamanlarda ortaya gikan 
ve her jeyi degi§tirme gayretinde olan yeni ve gijglu bir fenomeni tartijmamiz gerekiyor. Buna maki- 
nele$me veya i§5ilik otomasyonu deniyor. ^evrenize joyle bir bakarsaniz guniJmuzde kullanmakta 
oldugumuz hemen hemen her jeyin otomatik olarak yapildigini goreceksiniz. Ayakkabilariniz, kiyafet- 
leriniz, ev e§yalariniz, arabaniz ve digerleri Bunlarin hepsi makinelerle otomatik olarak uretilmi§lerdir. 
Toplumun bu teknolojik ilerlemelerden etkilenmedigini soyleyebilir miyiz? 

Tabii ki hayir. 

Bu sistemler gergekten yeni yapilar ve yeni ihtiyaglar yaratirlar ve diger birgok jeyin hiJkmunu or- 
tadan kaldirirlar. Bu demektir ki bizler gelijmeye devam ederken hizia yenilenen bir teknoloji kullani- 
yoruz. Yani, tabii ki otomasyon devam edecek. Sadece laf olsun diye teknolojileri durduramazsiniz. 
Teknolojik ijgilik otomasyonu, tarim devrimi ve sabanin bulunmasindan ilk elektrikli makinenin icadi- 
na ve sanayi devriminden beri yajamakta oldugumuz ileri elektronik ve bilgisayarin icadini da esas 
alan bilgi gagina kadar insanlik tarihinin en buyiJk sosyal degijimlerinin temelinde yer almaktadir. Bu 
gunkij ileri uretim yontemleri sayesinde makinelejme kendi kendine gelijmektedir. Geleneksel parga- 
lari birlejtirerek iJrun tamamlama yonteminden uzaklajarak biJtun bir urunij tek bir seferde iJretebi- 
len ileri bir yonteme gegmektedir. MiJhendislerin birgogu gibi, ben de biyolojiden gok etkileniyorum. 
^unkij biyoloji siradiji miJhendislik ornekleri ile doludur. Biyoloji, kendini kopyalayan $eyleri incele- 
mektir. Sahip oldugumuz en iyi Yajam tanimi Yine bir miJhendis olarak, kendisinin aynilarini iJretebi- 
len makineler daima benim ilgimi gekmijtir. Rep-Rap ijg boyutlu bir yazicidir. Bilgisayariniza bagladi- 
ginizda sadece iki boyutlu bir kagit sayfasi iJzerine baski yapmak yerine gergek, fiziksel ijg boyutlu 
objeler yapmaktadir. Bunda aslinda yeni bir jey yok 3 boyutlu yazicilar 30 yildir piyasadalar. Rep- 
Rap'in en buyiJk ozelliklerinden biri, kendi kendini kopyalayabilmesidir. Yani, sizde bir adet varsa, 
daha gikarabilecegi birgok giJzel jey gibi bundan bir tane daha yapip arkadajiniza verebilirsiniz. En 
basit ev ejyalarinizin baskilarindan tutun da biJtun bir profesyonel araba gizimine kadar otomatik 3 
boyutlu baskilarini alabilir sanal donijjturme i§lemini yapabilir, ev yapimi da dahil iJretimin her ala- 
ninda kullanabilirsiniz. D15 hat i5giligi aslinda direkt olarak bilgisayarda hazirlanmi? 3 Boyutlu model- 
den alinan 3 Boyutlu baski adi verilen bir fabrikasyon teknolojisidir. D15 hat ijgiligini kullanarak yakla- 
51k 200 m^ buyuklijgunde komple bir evi makine araciligiyla bir giJnde inja etmek mumkundiJr. insan- 
larin otomatiklejtirilmi? injaat ijiyle ilgilenmesinin sebebi, birgok fayda saglamasidir. Ornegin, inja 
i§lemi oldukga emek gerektiren bir i§tir ve ayni zamanda insanlara i? imkani saglar. Ayrica bir takim 
sorunlari ve karmajikliklari vardir. Ornegin, en tehlikeli i? injaat ijgiligidir. Tarimdan ve madencilikten 
bile kotiJdur. Neredeyse biJtun iJlkelerde en yiJksek seviyede oldurucudiJr. Diger bir mesele ise hafri- 
yat. Amerika'daki ortalama bir evin 3 ile 7 ton arasi hafriyati vardir. Yani eger in§aatin etkisine bakar- 
sak ve sadece diJnyadaki kullanilabilecek materyallerin yaklajik % 40'inin kullanildigini biliyorsak, 
olayin vahametini goriJruz. Bunun aniami buyiJk miktarda enerji ve kaynak sarfiyati ve gevreye ciddi 
aniamda zarar vermektir. Evieri hala daha iginde bulundugumuz teknolojiye ragmen gekigle giviyle 
tahtayla yapmak gergekten sagmaliktir. Fakat Birle$ik Devletler'de en 50k i§5ilik harcanan uretim 
kolu in$aattir. MIT yazarlarindan ekonomist David Autor'un son zamanlarda yaptigi bir galijma eski 



114 YAZILARIM 

orta sinifimizin yerinin otomasyonia doldurulduguna dikkat gekiyordu. Oldukga basit, gunumuzde 
kabaca her sektorde makinelejme insan emeginden daha iJretken, daha hizli ve verimli ve daha siJr- 
diJrebilirdir. Makinelerin, tatil yapmaya, mola vermeye, sigortaya, maa§a ihtiyaci yoktur ve her giJn, 
gijnde 24 saat galijabilirler. insan emegiyle karjilajtirildiginda verim potansiyeli ve hatasizlik orani 
kiyaslanamaz diJzeydedir. 

Ozetle; 

kendini tekrar eden insani i? giJcu turn diJnyada kullanijsiz, eski moda bir hal almaktadir ki bugiJn 
gevrenizde gordugiJnuz ijsizligin temel sebebi teknolojinin bu etkin gelijimidir. Yeni sektorlerin her 
zaman ijini kaybetmi? galijanlari i5e alma egilimleri sebebiyle adina "Teknolojik i$sizlik" diyebilece- 
gimiz bu bijyuyen olgu, pazar ekonomistleri tarafindan yillarca gormezden gelinmijtir. BugiJn hizmet 
sektorij bu alanda geriye kalan tek aktarma merkezidir ve en 50k sanayilejmi? iJlkelerle beraber Ame- 
rikan !§ giJcunun yiJzde 80'ine !§ olanagi saglamaktadir. Bununia beraber, hizmet sektoriJ de otomatik- 
lejtirilmi? kiosklar (k6§k, bijfe, kuliJbe, telefon kuliJbesi) otomatiklejtirilmi? restoranlar ve hatta ma- 
gazalar ile gittikge artan bir rekabet halindedir. Nihayet bugiJn ekonomistler yillardir reddedilen jeyin 
dogrulugunu kabul etmektedirler Ekonominin kiJresei aniamda sikintili bir donemden gegmesinin 
sonucu olarak ortaya gikan ijsiziigi daha da kizijtiran olgu teknolojik istihdamla beraber ekonomik 
daralmanin etkileri arttikga sanayilerin de buna bagli olarak daha hizli makinelejmesidir. Burada fark 
edilmeyen nokta kar etmek adina makinelejme ne kadar hizlanirsa o oranda da insanlari ijten gikara- 
caklari ve dolayisiyla kamunun alim gucunij ayni oranda dijjurecekleridir. Bunun aniami, jirket iJreti- 
mini gok daha ucuza mal ederken iJrunler ne kadar ucuz olursa olsun bir §eyler almak igin parasi olan 
insan sayisi giJn gegtikge azalacak demektir. Kisaca, "gelir ifin ij gucij" oyununda yava? yava§ sona 
gelinmektedir. Esasen bugiJn mevcut olan i§lerden hangi ijlere otomasyonun hemen uygulanabilece- 
gini dijjunursek ortaya gikacak sonug diJnya gapinda i? giJcunun % 75'inin hemen yarin makinelejtiri- 
lebilecegi olacaktir. Bu nedenledir ki Kaynak Bazli Ekonomi'de parasal piyasa sistemi yoktur. Para 
diye bir §ey yoktur gunkij buna ihtiya? kalmami§tir. Kaynak Bazli Ekonomi makinelejmenin verimlili- 
gini takdir eder ve onu, sundugu imkanlar igin kabul eder. Onunia bugiJn yaptigimiz gibi savajmaz. 

Neden? 

^unkij verimlilik ve surdiJrulebilirlik agisindan bunu yapmamak sorumsuzluk olur. Bu bizi jehir sis- 
temimize geri getirir. Merkezinde, sadece egitim tesislerini ve ulajim anahatlarini barindirmakia kal- 
mayip ayni zamanda §ehrin teknik operasyonlarini yoneten ana bilgisayarlari da igeren Merkez Kubbe 
vardir. §ehir aslinda buyiJk bir otomatik makinedir. Enerji teminini, iJretimini, dagitimini mimari ve 
benzeri gelijimleri takip etmek igin tiJm teknik bolgelerde sensorleri vardir. Peki, bu operasyonlarin 
hata veya bozulma durumunda denetim igin insanlara ihtiyag olur muydu? 

BuyiJk bir olasilikla Evet. Ama bunlarin sayisi zamania iyilejtirmeler arttikga, azalacaktir. Bununia 
beraber, bugiJn itibariyla hesapladiginizda bu ijler igin beiki de §ehir nijfusunun yiJzde 'iJne ihtiyag 
olurdu. Sizi temin ederim ki gergekten size bakmak igin ve her giJn ozel diktatorlere itaat etmenize 
gerek kalmaksizin refahinizi giJvence altina almak igin tasarlanmi? bir ekonomik sistemde teknik ola- 
rak gereksiz ve sosyal olarak gayesiz bir ijle ugrajmak zorunda olmadan ve gogu zaman gergekte var 
olmayan borgia bogujarak aybajini getirmekte zorlanmadan yajamak soz konusu olunca sizi temin 
ederim ki insanlar her yerde onlara ozen gosterecek sistemi devam ettirmek ve gelijtirmek igin za- 
manlarini gonijllu olarak feda edeceklerdir . Bu "durtij" mevzusu ile iliskilendirdigimizde ise genel bir 
sani olarak eger "ya$amak icin cali$mak" konusunda disaridan gelen bir baski yoksa insanlarin oylece 
oturup hig bir $ey yapmadan $i$ko, tembel yag tulumlarina d6nu$ecegi g6ru$u var. 

Bu sagmaliktir. GiJnumuzdeki gali$ma sistemi gergekte tembelligin yaraticisidir gozumij degil. (Ha- 
yir. insanlarin hirslari ile somiJruye hizmet etmeleridir.) 

Cocuklugunuzu hatirlayin; hayat dolu, aniayabilmek igin, yaratmak ve kejfetmek igin yeni jeylerle 
alakali. Fakat zaman gegti ve sistem sizi nasil para kazanilacagina odaklanmaya itti. Erken egitimden 
ijniversite egitimine kadar, zihnen sigla5tiniz. Ortaya gikan sadece bir dijiinin garklari gibi biJtun iJrun- 
leri tepedeki % I'e yollayan yaratiklardir. BugiJn bilimsel galijmalar gosteriyor ki konu maharet ve 
yaraticiliga geldiginde maddi odiJl insanlari motive etmiyor. Bir jey yaratmanin kendisi zaten bir 
oduldiJr. Para esasinda yalnizca miJkerrer, siradan eyiemlerde bir te§vik i§levi gbriJr ki az once bunia- 



YAZILARIM 115 

115 YAZILARIM 

rin makinelerce yapilabilecegini gosterdik. Mevzubahis yenilik getirme oldugunda parasal durtiJnun, 
insan zekasinin esas kullaniminda yaratici dijjunceye bir ayak bagi olarak ona zarar verdigi ve deger- 
sizlejtirdigi ispatlanmijtir. ijte bu durum, Nikola Tesia, Wright Karde$ler ve bunlar gibi dunyamiza 
buyiJk katki saglami? mucitlerin neden hig bir parasal durtij gostermedigini agiklayabilir. Para esasm- 
da hatali bir durtudiJr ve sagladigi katkiya gdre yiJz kat daha fazia zarara yol a^ar. 

GiJnaydin sinif. 

LiJtfen oturun. 

Yapmak istedigim ilk jey odayi dolajmak ve herkese biJyuduklerinde ne olmak istedigini sormak. 
Kim ba§lamak ister? 

Peki, Ya sen Sarah? 

BiJyudugumde annem gibi Mc Donalds'da galijmak istiyorum. Aa, aile gelenegi ha? 

Ya sen, Linda? 

BiJyudugumde New York §ehrinin sokaklarinda bir fahi§e olacagim! 

Aa, goz kama§tirici kiz seni! 

Cok ihtirasli. Ya sen. Tommy? 

BiJyudugumde zengin segkin bir ijadami olacagim New York borsasinda galijip batan yabanci 
ekonomilerden kar saglayacagim. Girijimci ve biraz gok kiJitiJrIiJiiJk ilgisi gormek gok iyi! 

(U^uncij bolijmijn buraya kadar olan kismmda insanlarm menfaati i^in bahsedilen $eyler sa^ma- 
lama ve kijresel tek dijnya devleti projesinin uygulamasmm kafa kari$tirilarak ifade edilmesidir. 
DiJnya ijzerinde milletler ve halklar arasmda olu$an (e$itliligi ekonomik bagimsizlik i^erisinde erit- 
menin yanli; oldugunu belirtmek gerekir. YenidiJnya dijzencilerinin ve Derin DiJnya Devleti dedigi- 
miz kijresel sermayecilerin istekleridir. ilk bolijmlerde aniatilan somijrijnijn tedavisi i^in ba$ka bir 
somurij ilacini sunmak zitlik olu$turuyor. E$itligin, hijrriyetle karde$liligi ile olu$an ekonomik refah 
seviyesi asil hedef olmalidir.) 

[KULTURUN MAGDURLARI] 

Onceden belirtildigi gibi, kaynak tabanli bir ekonomi bilimsel yontemi toplumsal endijelere gore 
uygular ve bu yalnizca teknik yeterlilikle sinirli degildir. Ayrica dogrudan insansal ve toplumsal iyiligi 
ve bunu kapsayan §eyleri de goz oniJnde tutar. Ban? ve mutluluk iginde birlikte var olmayi saglaya- 
mayan bir toplumsal diJzenin ne yarari var ki Oyleyse junu belirtmek gerekir ki, para sisteminin kaldi- 
rilmasi ve hayati gereklilikleri saglamakia sue i$leme oraninda kiJresel olarak neredeyse % 95'lik bir 
azalma gorebiliriz . giJnkiJ galacak, zimmete gegirecek, dolandiracak veya benzer jeyler yoktur. (ilkgag- 
larin parasiz ali§veri§i (trampa) niye tavsiye edildigini aniamak miJmkiJn degil.) GiJniJmiJzde hapisha- 
nelerdeki tiJm insanlarm % 95'i paraya bagli suglardan ve uyujturucu kullanimindan dolayi oradalar 
ve uyujturucu kullanimi sug degil, bir bozukluk. Peki ya diger % 5 ? gergek jiddet bazen bazilarma 
oyle goriJniJr ki 5iddetli olmak, jiddetii olmak igindir onlar sadece "kotij" insanlar midir? insanlarm 
5iddete egilimini ahlaki degerlerle yargilamanm gergek bir zaman kaybi oldugunu diJ5iJnmemin sebe- 
bi, bunun; jiddetin ne sebeplerini aniamamiza, ne de engellememize bir nebze bile yardimci olmama- 
si. insanlar bazen suglulari "affetmeye" inanip inanmadigimi sorar. Buna cevabim joyle "Mahkum 
etmeye ne kadar inaniyorsam affetmeye de o kadar inaniyorum". Biz toplum olarak, ne zaman jid- 
deti goziJmleme konusunu ahlaki bir "giJnah" gibi degil de kamu sagligmi veya onleyici tip alanini 
tehdit eden bir sorun gibi gormeye bajlarsak ne zaman kendi baki? agilarimizi ve degerlerimizi degi§- 
tirirsek ijte o zaman, 5U anda yaptigimizm aksine jiddet seviyesini arttirmak yerine azaltma konusun- 
da bajarili oluruz. 

Ne kadar adalet ararsan, o kadar canin yanar gijnkij adalet diye bir $ey yoktur. (Bu yargi yanli§) 

Di§arida ne varsa o vardir. O kadar. Bajka bir degijie, eger insanlar irkgi yobazlar olmaya §artlandi- 
rilmijsa eger bunu savunan bir gevrede bijyijmijjierse neden bunun igin bireyi sugluyorsunuz ki? 

Onlar bir alt kiJitiJriJn kurbanlari. 

Bu yiJzden yardima ihtiyaglari var. ijin ana fikri, sapkin davranijlar doguran ortami bajtan tasarla- 
mamiz gerektigidir. Asil sorun budur. CoziJm birisini hapse atmak degil. Bu yiJzden; yargiglar - avukat- 



116 YAZILARIM 

lar - ozgiJr irade ve bunun gibi kavramlar tehlikelidir, gunkij sizi yanli? bilgilendirir. O insan "kotij" veya 
o insan bir "seri katil". Seri katiller yaratilir. Tipki askerlerin makineli tijfekleriyle birer seri katile do- 
nu§meleri gibi. OliJm makinelerine donijjurier ama "dogal olan" bu oldugu igin, hig kimse onlara bir 
katil veya suikastgi gozijyie bakmaz. Bu durumda insanlan suglanz "Bu adam Nazi, Yahudilere zuliJm 
yapti" deriz. Hayir, o Yahudilere zuliJm yapmak iJzere yetijtirilmijti. insanlarin birer kijisel tercihieri 
oldugunu ve bu tercihieri yapmakta ozgiJr olduklarini dogru kabul ediyorsaniz; ozgiJr tercih demek hig 
bir etki altinda kalmadan demek ve ben bunu hig aniayamiyorum. Hepimiz turn tercihierimizde iginde 
yajadigimiz kiJlturun, ana-babamizin ve baskin degerlerin etkisinde kaliyoruz. Oyleyse bizler etkileni- 
yoruz; yani ozgiJr tercih yoktur. DiJnya iJzerindeki en ustiJn iJlke hangisidir? 

- Dogru cevap "BiJtun dijnyayi gezmedim, o yuzden bu soruyu cevaplamak i^in degi$ik kijlturler 
hakkmda yeterii bilgim yok." Bu jekilde konujan birini tanimiyorum. KokliJ Amerika Birlejik Devletle- 
ri diJnyanin en iJstun devletidir diyorlar. Hig bir arajtirma yok "Hindistan'a gittiniz mi? 

-Hayir. - ingiltere'ye gittiniz mi ? 

- Hayir. - Fransa'ya gittiniz mi ? 

- Hayir. Oyleyse neden ortaya varsayim atiyorsunuz? 

Cevaplayamazlar. Sizin tavriniza gildirirlar. "Allahin cezasi, sen de kimsin ki bana ne du$unecegi- 
mi sdylijyorsun" derler. Biliyorsunuz Unutmayin Saptirilmi? insanlaria konujuyorsunuz. Onlar cevap- 
lardan sorumlu degillerdir onlar kiJlturlerinin kurbanidir ve bu onlar kultiJrlerinin etkisi altindadir de- 
mektir. (Bu kisimda Zeitgeistin sagmaladigi kisim oldugunu soyleyebiliriz.) 



YAZILARIM 117 
117 YAZILARIM 

BOLUM 4 

YiJkseli? Kaynak Bazli Ekonomiyi dikkate aldigimizda junun gibi bir takim tarti§malar ortaya ?ika- 
cak. 

-Hop! 
-Hop! 
Hey! 

- §imdi dur bir dakika orada bakalim! 

- Evet? 

Ben bunu biliyorum. Buna Marksizm derler dostum. Stalin bu tiJr diJjunceler yiJzunden " 800 Mil- 
yar" insani oldiJrdu. - Babam Gulag'ta oldij. - KomiJnist! 

- Fajist! 

- Amerika'yi sevmiyorsan, terk et! 

- Pekala, lierkes sakin olsun - Yeni DiJnya Diizeni'ne OliJm! 

- Yeni DiJnya DiJzeni'ne OliJm! 

"Seyircinin mantiksizligi bijyudukge 50k iginde ve jajkin aniatici aniden oliimciJl bir kalp krizi ge- 
girdi." 

Boylece bu komiJnist propaganda filmi son buldu. 

[SiSTEMDE HATA] [YEDEKLEME BA^LATILDI - GERI YUKLENDI] 

Fakat biliyorsun, bu tarz bir jeyi 'beyin takimi' durumundaki insanlara soyledim Bilirsin bunlar Ro- 
ma KuliJbu tarzlari ve dalia ilerisi "Marksist!" dediler. Ne? 

Marksist? 

Bu da nereden gikti? 

Bu ikona saliipler fakat tutunmaya galijtiklari jey Kutsal Kase'leri ve bu gok kolay olani, biliyorsu- 
nuz. insanlar bana Sosyalist, KomiJnist ya da Kapitalist mi oldugumu soruyorlar. Ben de bu yukaridaki- 
lerin liigbiri degilim diyorum. Sizce insanlar neden tek segenegin bunlar oldugunu dijjunuyorlar? 

BiJtun politik yapilar yazarlar tarafindan olujturulmujtur ki bu yazarlar yajadigimiz gezegende 
sonsuz kaynaklar oldugunu varsayiyorlardi. Bu politik filozoflardan biri bile herhangi bir jeyde kitlik 
olabilecegi ile ilgili kafa patlatmami^. Komunizm, sosyalizm, serbest piyasa ve fa$izmin, sosyal geli- 
jimin bir pargasi olduguna inaniyorum. Bir kiJlturden diger bir kiJlture dev bir adim atamazsiniz Ara 
sistemler vardir. Herhangi bir "izm" den once, bir ya5am zeminimiz vardi ve bu yajam zemini biraz 
once tarif ettigim gibi gereken butiJn kojullar yani bir sonraki nefesinizi almaniz ve aldiginiz nefesi 
igtiginiz suyu, elde ettiginiz giJvenligi erijebildiginiz egitimi igerir; biJtun bunlar paylajtigimiz ve kul- 
landigimiz jeyler ki kimse bunlar olmadan, higbir kiJlturde yajayamaz. Oyleyse Ya§am Sahasi'na geri 
donmeliyiz ve yajam alani artik herhangi "bir jey-izm" degil. O artik "ya§am deger analizi". 

[SINIRIN OTESi] 

§u, basit bir tarihsel gergektir ki; herhangi bir toplumdaki baskin entelektiJel kiJltur, o toplumdaki 
baskin sinifin menfaatlerini yansitir. Koleligin oldugu bir toplumda insana ve insan haklarina yonelik 
inanglar dogal olarak kole sahiplerinin ihtiyaglarini yansitacaktir. Yine benzer jekilde bazi bireylerin 
bajka bireylerin hayatlarindan ve emeklerinden elde ettigi menfaate ve onlari kontrol etme giJcune 
dayanan bir toplum yapisinda da baskin entelektiJel kiJitiJr baskin grubun ihtiyaglarini yansitacaktir. O 
halde, daha geni? gapli bakarsaniz; psikolojiye, sosyolojiye, tarihe siyasal ekonomiye ve siyaset bilimi- 
ne sinmi? olan temel fikirler aslinda segkin bir kesimin menfaatlerini yansitmaktadir ve bunu geregin- 
den fazia sorgulayan akademisyenler kenara itilmeye galijilmi? veya bir nevi "radikal" ki§iler olarak 
gbriJlmLi^lerdir. Bir kijlturun hakim degerleri o kiJltur tarafindan ddullendirileni destekleme ve siJr- 
diJrme egilimindedir. Ba§ari ve statiJniJn, sosyal katkilaria degil maddi zenginlikle olgijidijgij bir top- 



118 YAZILARIM 

lumda da dunyamizin bugiJn neden bu halde oldugunu aniamak gok kolaydir. §u anda, oncelikli olma- 
lari gereken kijisel ve toplumsal huzurun suni zenginlik ve sinirsiz buyiJme gibi zararli kavramlar karji- 
sinda ikinci plana atildigi -tamamen tabiata aykiri- bir degerlendirme sistemi bozukluguyla karji karji- 
yayiz. §imdi, bu bozukluk bir virus gibi; hukumetlerin - basinin- eglence dunyasinin ve hatta egitim 
sisteminin her hiJcresine ijiemektedir. Kendi biJnyesinde onlara karji gelecek her jeye karji koruma 
mekanizmalari oiujturuimujtur. Paraya Dayali Ekonomi inancinin muritleri StatiJko'nun gonullij mu- 
hafizlari inanglariyla geiijebiiecek her turlij dijjunce formundan kaginmak igin siJrekii ugrajirlar. Bun- 
larin en yayginlari Tasarlanmi; Jkili Dengeler'dir. Cumhuriyetgi degilseniz, kesin Demokratsinizdir. 
Hiristiyan degilseniz, beiki de Satanistsinizdir. Egertoplumun bijyuk ilerleme kaydedecegine inaniyor- 
saniz beIki de, bilmiyorum herkesi dijjunuyor olabilir misiniz? 

O zaman "Utopyaci"siniz sadece. BiJtiJn bunlarin en sinsice olani Eger "serbest-ekonomi" taraftari 
degilseniz ozgiJrlugun kendisine karjisiniz demektir. 

Ben ozgiJrluge inaniyorum! 

OzgiJrluk kelimesini her duydugunuzda soylendigi her yerde ya da "hijkumet kar§itlari" lafinin 
soylendigi her yerde bunun de§ifresi Gizli para sahiplerinin parayi daha da gok paraya gevirmesinin 
engellenmesi. Budur yani. Soyledikleri diger her jey "insanlar i^in daha 50k ticarete ihtiyacimiz var." 
"Zorbaliga karji dzgurlijk bu", ve boyle surer gider. Bunu her gordugiJnuzde asil anlammi gozebilirsi- 
niz ve sanirim her duydugunuzda birebir ilijkilendireceksiniz. Bunu bir aniamda joyle tanimlayabiliriz 
Bir Sbzdizimi. Aniayi? ve degerleri yonetmeye yonelik bir sozdizimi. Yani, kendi bildikleri dijinda bu 
sozdizimi onlari yonetir gikip "aa ben bunu demek istememijtim!" diyebilirler. Ama aslinda yaptiklari 
aynen budur. Ornegin, bir dili konujursunuz ve o dilin bir dilbilgisi, grameri vardir ama o dilbilgisi ku- 
rallarini birebir bilmezsiniz. Buna ben "Yonetici Deger Dizimi" diyorum onemini gosteriyor bunun. 
Yani, onlar her seferinde 5U kelimeleri kullandiginda "hukiJmet karjitligi", "dzgijriuk eksikligi", "6z- 
gurlijk" veya 'ilerleme' ya da 'gelijme' bunlarin hepsinin jifresini gozijp ne aniama geldigini anlarsi- 
niz. Tabii ki "ozgiJrluk" kelimesinin "demokrasi" denen jey ile ayni ciJmle igerisinde yer alma egilimi 
vardir. BU GUN JNSANLARIN SiSTEMiMiziN DOGASINDA HER §EYi SATILIK OLARAK SUNDUGUNU 
UNUTUP DEVLETLERiNiN YAPTIGI §EYLERDEN GERCEKTEN ETKiLENMi§ OLDUKLARINA iNANMI§ GO- 
RUNMELERi OLDUKCA iLGi CEKiCioiR. 

GEQERLi TEK OY PARANIN OYUDUR VE HERHANGJ BJR EYLEMCiNiN AHLAK VE SORUMLULUK Di- 
YE NE KADAR BAGIRDIGININ HIQ BJR ONEMJ YOKTUR. 

Bir pazar sisteminde, her politikaci, her yasa ve buna bagli olarak her hiJkumet satiliktir. 2000 de 
bajlayan 20 trilyon dolarlik banka kurtarma paketi bile gergekte topluma yardim etmek adina hig bir 
§ey yapmayan ve yarin sorgusuz sualsiz ortadan kaldirilabilecek bir surij kuruma gitmek yerine kiJre- 
sel enerji alt yapismi tamamen yenilenebilir yontemlerle degijtirebilecek miktardadir. Politika ve poli- 
tikacilarin toplum saadeti igin var oldugu jeklindeki kor jartlanma hala devam etmektedir. Aslinda, 
politika pazar sistemi iginde digerlerinden farkli olmayan ticari bir ijtir ve her jeyden once kendi gi- 
karlarini gozetirler. Ben gergekten, durijst^e, politik faaliyetlere asia inanmam. Bana gore sistem 
istedigi $ekilde daralir ve geni$ler. Bu degi$iklikleri dijzenier. Bana gore sivil haklar hareketi bir dij- 
zen olarak ijlkenin sahipleri ile ayni safta yer almaktadir. Bana gore onlar, kendi (ikarlarmm nerede 
yalan soylediklerinin bilincindeler; belli bir noktaya kadar dzgijrlugun iyi gorundugunij biliyorlar ve 
ozgurlijk hilesi bu insanlara her yil bir oy kullanma gijnu veriyor bu $ekilde onlar manasiz bir segim 
yanilgisma kapiliyorlar. Hi^bir aniami olmayan se^im; koleler gibi gider ve deriz ki "A. ben Oy Ver- 
dim." Bu ijlkedeki tarti$ma smirlari daha tarti$ma ba$lamadan once belirlenmi$tir ve diger herkesin 
marjinalle$tirilmi$ ve komijnist ya da bir (e$it sadakatsiz "deli" olarak gorijlmesi saglanmi; i$te 
$imdi yeni kelimemiz "kompio". Gorijyorsunuz yaptiklarmi. Oyle bir $ey ki bu bir dakikaligma bile 
kafa yormamali Bu gij^lij insanlar bir araya gelip bir plan yapmi; olabilirler! 

Olamaz! 

Sen "delisin!". "Kompio meraklisism!" 

Bu sistemin biJtun savunma mekanizmalari tekrar tekrar bu ikili ile gelir. 

Birinci fikir $dyledir. Bu sistem bu gezegende bugiJne kadar gordijgumuz gelijimin bir "sebebidir". 

Hayir. Temelde iki ana neden vardir; bunlar bugiJn gordijgumuz artan soziJm ona "zenginlik" ve 



YAZILARIM 119 

119 YAZILARIM 

nijfus artijini yaratmijtir. Bir uretim teknolojisinin giderek artan gelijimi; dolayisiyla bilimsel beceri. 
iki Hidrokarbon enerjinin bollugunun kejfi bu da gunumuzde turn sosyo-ekonomik sistemin temelidir. 
Serbest Piyasa/Kapitalist/Parasal Piyasa Sistemi -artik her ne demek isterseniz- garpik bir tejvik sis- 
temi ile ortaya gikan dalgalarin hukiJm siJrmesi ve gelijigiJzel, kabaca, ejit olmayan bir yararlanma 
metodu ve bunlarin dagitilmasi dijinda higbir §ey yapmadi. 

ikinci savunma ise yillar siJren propagandanin iJrettigi kavgaci sosyal bir onyargidir. Bu propagan- 
da kendi di§indaki turn sosyal sistemleri "despotluga" giden bir yol olarak goriJr. Sik sik Stalin, Mao, 
Hitler'in adini anarak ve onlarin yarattiklari olij sayisini soyleyerek. Yani, bu adamlar ne kadar despot 
olurlarsa olsunlar 6lumsuzle§tirdikleri toplumsal yaklajimlarini da sayarsak i? olum oyununa gelince i§ 
insanlarin sistematik olarak her giin toplu katliamma gelince Tarihte hifbir jey bugijn bize yapilania 
kar$ila$tirilamaz. 

Kitlik - en azindan son yuzyillik tarihimiz boyunca yiyecek eksikliginden dolayi olmadi. Kitliga go- 
receli yoksulluk sebep oldu. Ekonomik kaynaklar oyle haksizca dagitilmijtir ki yoksul insanlarin, ode- 
me imkanlari olmu? olsa bile piyasada bulunabilecek olan gidalari resmen alacak paralari yoktur. Bu, 
Yapisal §iddete bir ornek olurdu. Bajka bir ornek Afrika'da ve diger bolgelerde -ki ben ozellikle Afri- 
ka'ya odaklanmak istiyorum- on milyonlarca insan AIDS'ten oliJyor. 

Neden oliJyorlar? 

AIDS'in tedavisini bilmedigimiz igin degil. Zengin iJlkelerde durumu gayet de iyiye giden iyilejen 
milyonlarca insan var, gunkij hastaligi tedavi edecek ilaglara sahipler. Afrika'da AIDS'ten olen insanlar 
HIV viriJsunden dolayi olmijyorlar; oliJyorlar gunkij onlari hayatta tutacak ilaglari satin alacak paralari 
yok. Gandhi bunu gordij ve dedi ki "§iddetin en diumcul bi^imi yoksulluktur." Bu kesinlikle dogrudur. 
Yoksulluk, tarihteki biJtun savajlarda olenlerden gok daha fazia insan oldiJrur tarihteki biJtun cinayet- 
lerden daha fazIa biJtun intiharlardan daha fazla. Yapisal §iddet, yalnizca bir araya getirilmi? turn dav- 
ranijsal jiddetten daha fazla insan oldiJrmekle kalmaz Yapisal §iddet ayni zamanda davranijsal 5idde- 
tin de ana sebebidir. 

[ZiRVENJN OTESiNDE] 

Petrol, uygarlik abidesinin her doneminde vardir ve uygarligm da temelidir. Sanayile§mi§ dunya- 
da, yedigimiz her kaloride 10 kalorilik bir hidrokarbon -petrol ve dogalgaz- enerjisi vardir. Suni giJbre- 
ler dogalgazdan elde edilir. Tarim ilaglari petrolden elde edilir. Hasat kaldirmak - topragi sulamak - 
tarlayi siJrmek - ekmek - urunij paketlemek - nakliye etmek igin petrolle galijan makineler kullaniriz. 
Gidalari yine petrolden yapilan plastikle paketleriz. BiJtun plastik uriJnleri petroldiJr. Her bir otomobil 
lastiginde 7 galon petrol vardir. Petrol her yerdedir; her yerde her zaman bulunabilir. Yine petrol 
sayesinde bugiJn diJnyada 7 milyar veya nerdeyse 7 milyar insan ya5amaktadir. Bu ucuz ve kolay ener- 
jiye ulajim fikrinin ortaya gikiji ki bu durum aslinda milyarlarca kolenin 24 saat galijmasi anlamma 
gelir gegtigimiz yiJzyilda diJnyayi koklij bir jekilde degijtirdi ve niJfus 10 kat artti. Fakat, yilina gelindi- 
ginde petrol rezervleri, 5U anki yajam kojullarinda §imdiki nijfusun yarisindan daha da az bir kismina 
ancak yeter hale gelecek. Yani, farkli yajamak igin gerekli olan uyum tarifesi muazzam. DiJnya §u an- 
da (ikarilan 1 varil petrol ba$ina 6 varil kullaniyor. Be; yil once (ikarilan lier bir varil ba$ina 4 varil 
kullaniliyordu. Bundan 1 yil sonra ise (ikarilan varil ba$ina 8 varil kullaniliyor olacak. Beni rahatsiz 
eden §ey diJnya devletlerinin ve sanayi liderlerinin buna yonelik kayda deger bir gabalarinin olmama- 
si. Elimizde riJzgar enerjisini artirmaya ve beiki Gel-gitin gucunij kullanmaya yonelik soziJm ona birta- 
kim tejebbiJsler var arabalarimizi birazcik daha verimli yapmaya yonelik girijimlerimiz var ama gorij- 
niJrlerde gergek bir devrime benzeyen herhangi bir jey yok Bunlarin hepsi oldukga kijguk gapli ve 
bana gore oldukga da urkutiJcu §eyler. Ustelik soylediklerimize pek de deger vermeyen bu ekonomi 
uzmanlarinin etkisi altinda yonetilen devletler gegmiji yeniden yaratma umuduyla refahi geri getir- 
mek igin tiJketimciligi tetiklemeye galijiyorlar. Herhangi bir teminat vermeksizin daha da fazla para 
basiyorlar. Dolayisiyla, eger ekonomi iyile$ir ve dijzelirse ve $u me$hur bijyume yeniden ger^ekle- 
$irse bu sadece kisa sijreli bir durum olacaktir gunku yillaria degil aylaria olgulecek kadar kisa bir 
siJrenin sonunda yeniden stok engeline takilacaktir; yeniden bir fiyat firlamasi olacaktir- ve daha da 



120 YAZILARIM 

§iddetli bir ekonomik bunalim yajanacaktir. Dolayisiyla bence gilgin bir kisir dongijye giriyoruz. O hal- 
de ekonomik bijyume yiJkselijteyken - bir anda fiyatlar firlar - ve her §ey bir anda durur. i§te bulun- 
dugumuz nokta budur. Sonra yeniden yukseli§e geger ancak bu sefer oyle bir noktadayizdir ki artik 
ucuz enerji uretimine olanak kaimamijtir. Zirvede, petrol iJretiminin alt yamacindayiz. Dipten daha 
fazia ve daha hizli gikmanin hig bir yolu yok. Bu da bir jeylerin kapatilmasi, petrol fiyatlarmin dijjmesi 
demek. 2Q09'da bu oldu fakat sonra "iyile$me" olarak petrol fiyatlari geri donmeye ba$ladi. Son za- 
manlarda bir varili 80 Polar civarinda asili duruyor ve bizim gordugumuz $imdi bir varili 80 Polar olsa 
bile finansal ve ekonomik c6ku$ ile birlikte insanlar almakta zorlaniyorlar. PiJnyadaki petrol iJretimi 5U 
anda giJnluk 86 milyon varil civarmdadir. On yil sonra kabaca giJnluk 14 milyon varil bile gikarilamaya- 
cak. Boyle bir talebin yiJzde 'ini bile karjilayacak bir jey yok. Eger hizlica bir jeyler yapmazsak gok 
buyiJk bir enerji agigi olacak. Bence en buyiJk hata on yil iginde ya da daha erken siJrdurebilir enerji 
formlarini gelijtirmek igin diJzenli galijma gerektiginin farkina varip kabullenmemektir. Bence bu to- 
runlarimizin geriye donijp baktiginda inanamayacaklari bir jeydir. "Siz insanlar, sinirli madde ile ida- 
re ettiginizi biliyordunuz Nasi! oldu da ekonominizi yok olmak ijzere olan bir $eyin ustiine kurabil- 
diniz?" diyecekler. Tarihinde ilk defa insanoglu bugiJn yajamsal sistemin merkezindeki ana kaynagin 
azalmasi ile yiJz yiJze geldi ve biJtun bunlarin can alici noktasi petrol her giJn biraz daha yok olup gi- 
derken ekonomik sistemin hala korij koriJne bu kanserii biJyume modelini zorlayacak olmasidir. Boy- 
lece insanlar gidip i? ve gayri safi milli hasila yaratmak igin daha fazIa benzinle galijan araba alacaklar 
yikilma ve du§u5 Hidrokarbon ekonomi fikrinin ortadan kaldirilmasi igin goziJmler var mi? 

Tabii ki. Fakat bu degijiklikleri bajarmak igin ihtiyag duyulan yol gereken Piyasa Sistem Protokol- 
leri yoluyla agiklamak olmayacaktir. Yeni goziJmler sadece kar Mekanizmasi yoluyla uygulanabilir. 
insanlar yenilenebilir enerjiye yatirim yapmiyorlar gunkij yenilenebilir enerjide, ne kisa, ne de uzun 
vadede para yoktur. Bu yatirimin yapilabilmesi igin gerekli olan taahhiJt ise ancak ciddi sermaye kaybi 
olmasi halinde gergeklejebilir. Polayisiyla, parasal tejvik yoktur ve bu sistemde parasal te§vik yoksa 
i§ler yuriJmez ve biJtun bunlarin ustiJne, yiJkselen petrol fiyatlari bugiJn daha da hiz kazanmi? olan 
gevresel-sosyal tren kazasinin yiJzeye gikan bir^ok sonucundan sadece bir tanesidir. Piger inije gegen- 
ler arasinda varolujumuzun temel yapita$i Temiz Su dahil hali hazirda giJnumuzde . 2.8 milyar insan 
i^in kitliklar ba$ gostermektedir ve bu kitliklar 2030 yilinda 4 milyar insana ula$acak $ekilde artmak- 
tadir. 

Gida Uretimi insanlarm gida iJretiminin % 99,7 'sini olu$turan tarima elveri$li arazilerin harap 
edilmesi, yeniden ekilmesinden 40 kat daha hizli olmaktadir ve son 40 yilda tarima elveri$li arazile- 
rin % 30'u verimsiz hale gelmi$tir. 

Hidrokarbonlarm, bugiJn ziraatin belkemigi olmasindan bahsetmiyoruz bile ve onun inije gegmesi 
ile gida arzi da inije gegecektir. Mevcut tiJketim kojullarimizda sahip olunan kaynaklar goz oniJne 
alindiginda; bu tiJketim oranlarimizia devam edebilmek igin, 2030 yilinda 2 tane gezegene ihtiyag 
duyacagiz. Yajami destekleyen biyo-degi§kenligin siJrekli yok edilmesi sonucu diJnya gapinda gevresel 
dengesizlige ve nesil tiJkenmesine sebebiyet veriyor olmamiz da cabasi. BiJtun bu gokijjler soz konu- 
suyken bir de katlanarak artan bir nijfusumuz var ki 2030 yilinda bu gezegendeki insan sayisi 8 mil- 
yardan fazIa olabilir. 2030 yilinda boyle bir talebi karjilamak igin sadece enerji iJretiminde %44'luk bir 
arti5 gerekecektir. Yine para, faaliyeti bajlatan tek jey oldugu igin ziraat suyunu yonlendirme, enerji 
uretimi ve benzeri konularda devrim yapmak igin gerekli buyiJk gaptaki degi§imlerin altmdan maddi 
olarak kalkabilecek herhangi bir iJlke olmasini bekleyebilir miyiz? 

KiJresel borg piramidi komplosu diJnyanin tamamini yava? yava? kaplarken Etrafinizda gordijgu- 
niJz ijsizligin teknolojik ijsizligin dogasindan dolayi normal karjilanmaya bajladigi gergeginden bah- 
setmeye gerek bile yok. ijler geri gelmiyor. Son olarak, geni§ bir sosyal baki; afisi. 1970'ten 2010'a, 
bu sistemden dolayi gezegendeki kitlik ikiye katlandi ve §u an ki durumda - ger^ekten, bu oranin 
daha fazIa katlanmasmdan ba$ka bir $ey gorecegimizi mi saniyorsunuz? 

Daha fazIa aci ve daha buyiJk bir kitlesel kitlik? 

[BA§LANGI?] 

PiJzelme olmayacak. 



YAZILARIM 121 

121 YAZILARIM 

Bu sonunda bir giJn iginden gikabilecegimiz uzun bir kriz degil. Bence, ekonomik gokijjun bir son- 
raki devresinde goriJlecek olan, buyiJk bir ig huzursuzluk. 

Birle$ik Devletler parasi kalmadigi i^in i$sizlik ^eklerini odeyemediginde Her $ey kotij gitmeye 
ba$ladiginda ve insanlar se^tikleri liderlere olan gijvenlerini kaybettiklerinde, degi$im isteyecekler. 

ijleyi? siJresince birbirimizi oldiJrmez ya da gevremizi yok etmezsek korkarim ki, geri donujij olmaya- 
cak bir noktada son bulacagiz. ve bu beni son derece rahatsiz ediyor. Bu durumu engellemek igin 
elimizden geleni yapiyoruz. insan hayatinin, muhtejem bir degijimin ejiginde oldugu apagik. §u anda 
yuzle§tigimiz, son yiJzyiida bilinen en esasli en temel degijim. Bu gezegendeki ekonomi ve kaynaklar 
arasinda bir baglanti olmali bu kaynaklar tabii ki de, tiJm hayvanlar ve gezegendeki yajam; okyanusla- 
rin sagligi ve diger her jey. Bu bir parasal paradigma, ve oyle ki; SON iNSANI DA OLDURENE KADAR 
RAHAT DURMAYACAK. "EGEMENLER" GUCU ELLERINDE TUTMAK K\N ELLERINDEN GELENI YAPA- 
CAKTIR VE BUNU AKLINIZDAN CIKARMAMALISINIZ. ORDULARI, DONANMALARI, YALANLARI VE KUL- 
LANMALARI GEREKEN HER §EYi GUCLERlNi KORUMAK IgiN KULLANACAKLARDIR. PES ETMEK UZERE 
DEGiLLER CUNKU KENDi TURLERiNi SUREKU KILACAK BA§KA BJR SiSTEM BILMIYORLAR. 

[NewYork'tan protesto] 

[KiJresel Protestolar DiJnya Ekonomisini durdurdu] 

[Londra'dan protesto] 

[^in'den protesto] 

[GiJney Afrika'dan protesto] 

[ispanya'dan protesto] 

[Rusya'dan protesto] 

[Kanada'dan protesto] 

[Suudi Arabistan'dan protesto] 

[Batidaki Sug Oranlari Firladi] 

[BM KiJresel Acil Durum ilan etti] 

[KiJresel ijsizlik Oram % 65'lere ulajti] 

[DiJnya Savaji Korkusu SuriJyor] 

[Borg Bataklari jimdi gida kitligi yaratiyor] 

[GeriAl] 

Benzeri gbrulmemi? protestolar devam ederken her hangi bir jiddet olayi bildirilmemi§tir. GbriJ- 
nen o ki, diJnya iJzerindeki biJtun banka hesaplarindan trilyon dolarlara denk dijjen para sistemli bir 
jekilde gekiliyor ve merkez bankalarmin onlerinde sirayla bojaltiliyor. 

[BUSiZiN DUNYANIZ] 

[BU BiZiM DUNYAMIZ] 

[i§TE §iMDi DEVRiM ZAMANI] 

[WWW.THEZEITGEISTM0VEMENT.COM] Ceviri Zeitgeist Turkiye "Together we stand, divided we 
fall" facebook.com/zeitgeistturkiye 

YORUM 

DiJnyayi mahveden, dijzeni bozan ve sdmijrenler "EGEMENLER" dir. 7 Milyar insani yoneten 10 
bin ki$i, bunlari kontrol altinda tutan ij^yuzler, onlari kontrol eden yijzlukler ve ijste oturan kirkla- 
rin bagli oldugu yediler ve iiglij komitenin insafma kalmi; bulunmaktayiz. Bahse konulan bu sayilar 
islam kijlturunden almarak uygulamaya gegirildigi zannini ta$iyorum. Bu belgesel aslinda ij^uncij 
bolum di$inda 50k gijzel. Fakat uciJncu bolijm insanligm canina okuyacak gekilde tasarlanmis. AS- 
LINDA BU BELGESEL YANLI§ HESAPLAMA YAPMI§ OLAN TEORJSYENLERJN HESAPLARINI DUZE giK- 
MASI ve HATANIN GiDERJLMESi JgN HAZIRLANMI§. j^inde (ok faydali bilgiler i^erse de insanligm 
menfaatini i^eren bilgi dijzeyinden ba$ka ve kompio teorisinden ba$ka bir $eyler i^ermiyor. Haki- 
katte insanligm zararma gali$an bu ijglu komiteler somurij politikalarma son verdikleri gun her $ey 
yerine oturacak. Onlar, Kudret ve hakimiyet projelerini durdursalar, hemen insanligm bu buhranin 
bitecegine inaniyorum. Ancak ne var ki suyun iJstune kurulmu§ tahtmdaki kralin emirlerine itaat eden 



122 YAZILARIM 

koleler, hizmetlerine olan inanglarini degijtirmeyecegi igin yapilacak tek gare insanligin kendine gele- 
cegi buyiJk bir felaketi gozlemlemekteyiz. Nigin mi? 

Allah Teala tuzak kuranlarin tuzaklanni ve sistemlerini tab! afetlerle surekli durdurdugunu Kur'an-i 
Kerlm'de beyan etmektedir. Ancak bizler, Allah Teala'nin durdurmasini beklemek yerine kendi benli- 
gimize gelerek Kur'an-i Kerim'e ve RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin yoluna donij? yapmaliyiz. 

ihramcizade Ismail Hakki) 



YAZILARIM 123 

123 YAZILARIM 

FAiR GAME (Adil Oyun) 

TiJr : Gerilim / Dram / Aksiyon / Biyografi 
Yonetmen : Doug Liman 

Senaryo : Jez Butterworth , John-Henry Butterworth 
Yapim :2010, ABD, 104 dk. 

Oyuncular 

Naomi Watts (Valerie Plame) , Ty Burrell (Fred) , Sam Shepard (Sam Plame) , Bruce McGill (Jim Pa- 
vitt) , Sean Penn (Joe Wilson) , Sonya Davison (Chanel Suit) , Michael Kelly (Jack McAllister) 

Amerika'nm kendini sorguladigi bir film olarak seyretmeniz gerekmektedir. 

ABD'deki Valeri Plame skandali 5:evresinde gelijen olaylari aniatan film, Joseph Wilson'in Irak'ta 
niJkleer silah olmadigini yazmasi iJzerine ABD hiJkumetinin iJzerine oynadigi kompio iJzerine kurulu... 

intikam olarak Wilson'in ejinin CIA ajani oldugunun basina sizdirilmasinin arkasindaki kiji ise daha 
sonra ortaya gikacaktir: ABD Bajkan Yardimcisi Dick Cheney'nin sag kolu olan Scooter Libby... 

Filmden bdlumler: 



"Cenemi kapatip oturmaliydim. Baban sana boyle mi ogretti Valerie? 

"Albay Sam Plame sana 

"iyi bir vatanda; susar, iyi vatanda; gormezden gelir." diye mi ogretti? 



Kirilma noktani gorene dek. Teker teker herkes kirildi. Ben harig. Bu bana kendimi ozel hissettirdi. 

"Beni kimse kiramaz benim kirilma noktam yok" diye du§unurdum. (Film kirilma noktasina gelin- 
sede tekrar yenilenmeyi sonugta vermektedir.) 



2. Kita Kongresi'nden sonra Independence Hall'den gikijinda sokakta Franklin'in yanina bir kadin 
yakla§mi5 ve demi? ki: 

"Bay Franklin, bize hangi yonetim bigimini miras biraktmiz?" 

Franklin de: 

"Size cumhuriyet biraktim hanimefendi." demi§. 

"Tabii koruyabilirseniz." 

Bir iJlkenin sorumlulugu belli bir ziimrenin elinde olamaz. 

Higbirimiz vatanda§lik gorevlerimizi unutmadigimiz siJrece kimse despotluktan Irak ozgiJrlugumu- 
zij ve giJcumuzu elimizden alamaz. 

ister sokaktaki bir gukur igin olsun ister yalan bir Ulusa Sesleni§ konu§masi igin Sesinizi yiJkseltin. 
Sorular sorun. 

Gergegi talep edin. 

Demokrasi kolay elde edilen bir jey degildir; size soyleyeyim. Ama burasi bizim yajadigimiz yer. 
Gorevimizi yaparsak, ancak o zaman gocuklarimizin da yajayacagi yer olur. 

Tanri bizi korusun." 



124 YAZILARIM 



YE'CUC-MECUC-TURKLER MJ? 

Ye'ciJc ve Me'ciJc'un Ortaya Qiki$i 

Ye'ciJc ve Me'ciJc kelimelerinin hangi dilden geldigi ve Arapga'ya nasil gegtigi hakkinda yeterii bilgi 
bulunmamaktadir. Bu isimlerin ibranice ve SiJryanca gibi dillerden geldigini soyleyen olmakla birlikte 
Yunancadan geldigini kabul edenler de vardir. "" 

Kur'an-i Kerim'de adiari Ye'ciJc ve Me'ciJc kavramlanyla ifade edilen bu yaratiklann ne tiJr varliklar 
oldugu konusunda herhangi bir agiklama yapilmami§tir. Bu isimlerin Kur'an'da ilk gegtigi yer ZiJlkar- 
neyn kissasidir. insanlar ZiJlkarneyn'e taleplerini iletirken kendilerine rahatsizlik veren ve bozgunculuk 
yapanlan kastederek jikayet ettikleri iki isim olarak gegmektedir. 

Kur'an'da gegtig ilk gegtigi ayet joyledir: , 

Dediler ki: "By Zu'l-Karneyn, Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde bozgunculuk yapiyorlar. Bizimie onlarm 
ara-sma bir set yapman ifin sana bir vergi verelim mi?" "^ 

ikincisi olarak helak edilen kavimlere atif yapilarak bu isimler geger: 

"Niliayet Ye'cuc ve Me'ciJc'un onij agiidigi ve onlar her tepeden akin etmeye ba$ladiklari zaman, 
ger^ek va'd (yani kiyamet) yakla$mi$ olur. inkar edenlerin gozleri birden donup kalir. 

"Vah bize, biz bundan gaflet i^inde idik (bunun dogru olacagmi hi( du$unmuyorduk). Meger biz 
zulmediyormu$uz!" (diye mirildandilar)." '^^ 

Hadislerde belirtildigine gore Ye'cuc ve Me'cuc, kiyamete yakin doneme kadar belli bir yerde 
ajamayacaklari setle engellenmi? halde duracaklar. Onlar siJrekli olarak onlerindeki bu seddi yikmaya 
ugrajacaklar ve sonunda kiyamete yakin bir zamanda bu amaglarina ulajacaklar. Onlerindeki engeli 
ajarak serbest kalacak olan bu yaratiklar her tepeden saldirarak ortaligi yakip yikacaklar. YeryiJzunde 
bulunan yenebilecek ve igilebilecek her jeyi gasp ederek bitirecekler. Bu jekilde meydana gelecek 
olan azginliklarini miJteakip Allah semadan gekirge ve kurt gibi yaratiklari musallat ederek onlari helak 
edecektir. Onlarm cesetleri her tarafi dolduracak ve yeryiJzune pis bir koku yayilacak. Allah yagmur 
yagdiracak ve bu jekilde sular artarak meydana gelen seller oliJleri siJrukleyerek denize gotiJrecek- 
tir.^° 

Allah Teala bir gece onlara ansizin negaf hastaligi gonderir ve bu hastaliga yakalananlar yok olup 
giderler, soylari kesilir ve biJtun fertleri oliJr. Sonra tarimda arti? olur, kokler ve dallar yejerir. Meyve- 
ler bollajir ve giJzel bitkiler her yeri kaplar. Allah'a hamd edilir. Kalbe gelen fasit hatiralaria nefis azar. 



'*'' Bu iki isim Tevrat'ta Gog ve Magog 5ekllnde gegmektedir. 

"^ Kehf, 94. 

''^ Enblya, 96-97. 47 BuharT, Sahih, FIten 29; Muslim, Sahih, FIten 20; TIrmlzl, Sunen, FIten 59; 

BuharT, SahTh, FIten 29; Muslim, SahTh, FIten 20; TIrmlzl, Sunen, FIten 59; Haktm, Ibnu Mace ve Tlrmlzl'nln de 
tahric ettikleri, Ebu Hureyre'den gelen bir rivayette Rasulullah Sallallahu Aleyhl ve Sellem 56yle buyurdu: 

"Ger^ekte Ye'cuc ve Me'cuc her giinde gune$in i$igini gorecekleri derecede (onlerindeki seddl) kaziyorlar. 
Ba$larindaki olan: 

"Had! doniin, yann kazarsiniz" der. Allah Teala onu (seddl), oncesinden daha muhkemle$tirir. Zamanlari- 
na ula$tigi ve Allah da onlan insanlar iizerine gondermeyi murad ettigi zamana kadar giine$l gorecek derece- 
de (tekrar) kazarlar. Ba$larindakl: "Haydl doniin, ^iiphesiz yann kazacaksiniz." der 

"in$allahu Teala" diye istisna ederler. Bunun iizerine sedde geldiklerinde biraktiklari gibi kalmi$tir. Onu 
kazarlar ve insanlar iizerine (ikarlar. Sulari i^erler. insanlar onlardan kal'alarina sigmirlar. Ye'ciic ve Me'ciic 
oklarini semaya atarlar. Oklarin u(lari $iddetli kirmizi kana bulandigi halde iizerlerine dii$er. 

"Biz yeryiiziindeki ahaliyi kahrettik, gok ehline yiikseldik " derler. Derken Allah Teala negaf adli bocegi ka- 
falanna gonderir. (O bocek burunlanndan beylnlerlne gikar. Ve) Bununia onlan oldiiriir." 

Negaf; koyun ve devenin burnundan beylnlerlne gikan bir bocektir. 

Hasili, kiyamet insanlarm en 5erlilerinin ba§inda kopar. O zaman da yer yuzunde Allah Allah diyen kalmaya- 
caktir. Bu hususta dahl birgok hadlsler vardir. NItekIm Musllm'ln de tahric ettlgl Enes radiyallahij anhdan gelen 
bir rivayette Rasulullah Sallallahu Aleyhl ve Sellem 56yle buyurdu: 

"Yeryiiziinde Allah Allah denilmeyinceye kadar kiyamet kopmaz." 



YAZILARIM 125 

125 YAZILARIM 

Vesveselerin artmasi bunu izler. Kijinin bu azginlik halleri kalp mekanini ijgal eder, ozuniJn meyvele- 
rini yiyip bitirir ve ozdeki sulari kuru-turlar. Bu durumda onda irfan namina higbir jey kalmaz. i5te tam 
bu hal-deyken onda hakikT uyaniklik hali belirirse, ona RabbanT yardimlar ve ar-maganlar gelir. Kur'an- 
I Kerim'de "....,Ayik olun, Allah'm tarafmda olanlar kurtulu$a ermijtir" ^^ ayeti bu hale ijaret eder. 
Allah kullarindan diledigini seger. Bundan sonra 5eytam hatiralar ve vesveseler ortadan kalkar. Bunla- 
rin yerlerini lediJnnT ilim, ruhanT nefesler ve kaibi kemalle§tiren melekeler alir. Bu tanmin/ziraatin 
gogalmasi, kokten dala kadar bitkilerin yejermesi olarak degerlendirilir. Bu duruma erijen kiji, 
yakinlik makamini elde eder. Boyle bir yukseli?, meyvelerin olgunlajarak tatlanmasina benzetilir. 

Ye'ciJc ve Me'ciJc icin yapiian yorumiarda ise; 

insanda hayvanT sifatlarin/kotuluklerin, girkin fikirlerin gikmasindan ve bunlarin tamamen hakim 
unsur haline gelmesinden ibarettir. ^unku girkinlikler ve kotiJlukler iyilikleri orter. Boyle kotij hallerin 
gogalmasi kaIbi karartir. KajanT, Ye'ciJc ve Me'ciJc lie mizacin bozulmasi, terkibin gozulmesiyle mey- 
dana gelen nefsanT ve bedenT kuvvetlerin kastedildigini belirtir. 

Bu bilgilerin yaninda YeciJc Mecuc'iJn Turk kavmi, onlara kargi vapilan duvarin Cin geddi oldugu 
iddialari da vardir. Eski tefsirlerde bu konu ijlenir. Her ne kadar ho§umuza gitmese de bu bilgi bizim 
igin onemlidir. Ajagida gegen hatira gok onemlidir. 

Munevver Ava$li (1906-1999) College de France'da L. Massignon'un derslerine devam edermis. 
Bir gun derste Massignon Ye'cuc-Me'ciJc kavminin TiJrkler oldugunu soyleyince Munevver Hanim 
kizginligini gostermi;. Bunun iJzerine Massignon, konu$masina: 

"Buna hie infial (giJcenme, kizginlik duyma) gostermeviniz. TiJrkler Islam'i kabul etmeden once 
Ye'cuc-Me'ciJc kavmi idiler. Eger bir gun Jslam'i unuturlarsa gene Ye'ciJc-Mecuc kavmi olacaklardir" 
diye bir aciklama getirmi;^^ 

Bu bilginin durumu bize agik jekilde gosterdigi judur ki; Turk kavmi ozellik bakimindan siJrekli ati- 
lim iginde oldugu, tarihin higbir doneminde devletsiz kalmadigi yaninda, inangsiz donemlerinde "bar- 
bar" sifatmi alacak kadar ileri gidebilecegidir. Ayrica TiJrkleri oven liadislerde mevcuttur.^^ 

Bu nedenle kiyamete kadar TiJrklerin tarih sahnesinden gekilmeyecegini ve devletsiz kalmayacagi- 
na dair rivayetlere de bakilinca dengenin olmasi konusunda L Massignon kilise'nin miJslumanlara 
(TiJrklere) karji nefrete dayanan geleneksel tavrini II. Vatikan Konsili'nde terketmesini saglayan zemi- 
ni hazirlami?; Konsil ijyesi olan talebesi Peder Georges Chehata Anawati de bu zeminin Konsil karari 
olarak kayda gegirilmesinde etkili olmujtur.^'' 

Vatikan, Araplardan gok TiJrkier i^in din konusunda tedirginlik duymaktadir. Bu nedenle Vatikan 
yeri geldigi zaman kendini kotiJleyecek kimselere izin vererek bu durumu dengede tutmaktadir. Bu 
jekilde TiJrklerin dindar ve dinsizlik arasinda kalmasi igin ozel gayret gosterilmektedir. Tanzimattan 



Ayetin tam metninin meali ^oyledir: "Allah'a ve ahlret giiniine inanan bir toplumun -babalari, ogullari, kar- 
de$lerl yahut akrabalari da olsa- Allah'a ve Resuliine du$man olanlarla dostluk ettigini goremezsin. i$te onla- 
rin kalblne Allah, Iman yazmi; ve katindan bir ruh lie onlari desteklemi$tir. Onlari i^lerinden irmaklar akan 
cennetlere sokacak, orada ebedT kalacaklardir. Allah onlardan razi olrnu;, onlar da Allah'tan ho$nut olrnu;- 
lardir. i$te onlar, Allah'm tarafmda olanlardir. lyi bilin ki, kurtulu$a erecekler de sadece Allah'm tarafmda 
olanlardir." (Mucadele, 22) 
^^ Ahmed Yiiksel OZEMRE'nin Louis Massignon (1883-1962) hakkindaki makalesi 

"Tiirkler sizlere dokunmadik^a siz de Tiirkler'e dokunmaymiz. ZIra onlar (ok sert ve ha$in tabiatli kimseler- 
dir." (El-Cuveyni; Tarih-i Cihan-gu5a, 1, s:ll) 

Ebu Sekine (ki Muharrerlerden bir kimsedir) Rasulullah sallallahu aleyhl ve sellemin bir sahabesinden naklen 
aniatiyor: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

"SizI biraktiklari miiddet^e siz de Habe$llerl birakin. SIzI terkettikleri miiddet^e Tiirkleri terkedin." (Ravi 
(r.a.): Ebu Sekine Kaynak: Ebu Davud, Melahim 8, 4302) 

II. Vatikan Konsili'nde MusevTIik ile ilgili bir karar metninin hiristiyanlik-di5i diger dinlere ve ozellikle Islam'a da 
agik olmasi hususunda, Konsil uyesi olmamasina ragmen, Papa VI. Paulus ile Konsil'in iJyesi papazlari tahrik ve 
ikna eden Massignon olmu5tur. "Nostra Aetate Deklarasyonu" denilen bu metin, Katolik Kilisesi'nin musluman- 
lar hakkmda olumlu beyanda bulunan ilk resmT belgesidir. 



126 YAZILARIM 

beri TiJrkler cami ve kilise arasinda kalmi? durumda olmasinin sebebi budur. L. Massignon bunu sene- 
ler once gormij? olmasinin tek sebebi gergek arajtirmaci olmasindan ba§ka bir jey degildir. Ancak 
bizim onun gordugunij gormemiz ve Vatikanin sirrini gozmemiz biraz zaman alacaktir. 
ihramcizade Ismail Hakki 

KARI KOCA GEgMSiZLiGJNE DUA 

GiJnumuzde, dualarin eskisi kadar etkili olmamasinin altinda yatan sebeplerden birlsl de, insanla- 
rin ijlerini Allah Teala'ya haksiz yere birakmalarmdandir. Bir evde isteklerin kaynadigi kazan iki tane 
olunca o evde dogal olarak huzurda olmayacaktir. Tek kazani yakmak daha kolay olacagindan, bunu 
da karjilikli aniayi? (empati) ile yapmaliyiz. internet ortaminda bu yaziya ulajan bay-bayan kesimden 
insanlarimiz bir gogu belli bir seviyede egitime ulajmi? kijilerdir. Ancak, sorunlarmi gbzmek igin dua 
ya da arajtirmaya dijjujunun altinda, en onemli sebeplerin "beklenti" ,"tatmin" "iJzuntu" vb. 5eyle- 
rin sayisini artiracagimiz sonuglardir. 

Ailede genel olarak gegimsizlik, maddiyat ile ba§lar, sonra manevT sebeplere yonelir. Huzursuzluk- 
lar kimliklerini degijtire degijtire sonugta tepkiye donujiJr. Bu yonelmelerde pijman olan tarafin dua- 
ya miJracaat etmesi de, vicdanen rahatsizlik duygusunu alt etmek igin, Allah Teala'yi sebep kilma 
katmanina gegmesidir. Dua eder. Der ki; "dualarda ettim birturlij kabul olmuyor". Kabul edilmeyen 
dualarin sonucu gergeklejmeyen istekler, yapan igin rahatlama adina iJretilen garesizlik ilaglaridir. 

Dua, dar kapsam iginde 50k bir jey ifade etmez. Namaz (salat) aslinda bir duadir. Ancak oyle bir 
dua'dir ki esasen beraberinde eyiemde ifade eder. Bu nedenle de eyiemi olan bir dua, daha aniamli 
bir mana ifade etmektedir. 

E§iniz hakkinda hangi duayi etmek gerektigi konusunda eger bir goziJm iJretemiyorsaniz, once ha- 
reketlerinize bakmanizda fayda vardir. "Ben ne yapiyorum, o bana ne yapiyor?" 

Ejinden nefret ediyor ve kizdiriyorsun, sonra onun sevmesini bekliyorsun! Bu olmaz. ^unkij bed- 
dua eden fiillerini terk etmeden, ellerini semaya agip Allah Teala'ya yonelmek kabul edilmeyecek 
duadir. Dua geri donijyor "dualar ettim bir turlij kabul olmuyor" jikayetlerinden, bir nevi Allah Teala 
da sorumlu oluyor. Hakikatte ise gegimsizlik, Allah Teala'nin degil, jeytanin istekleri ve arzularindan- 
dir. 

Sonug olarak, ejinizi sevin ve fedakar olun, muhakkak e§iniz sizi sevecektir. Eger buna inancinizda 
tam olursa Allah Teala aileniz igin size muhakkak yeni bir kapi agacaktir. 

Bilmeliyiz ki, birbirini sevmeyen kari-koca igin kabul edilmi§ bir dua asia olmayacaktir. En giJzel dua 
birbirlerini seven ve fedakar olan ejlerin yapacagi dua olacaktir. 

iliramcizade Ismail Hakki 



YAZILARIM 127 
127 YAZILARIM 

TARiKATLER GEREKSJZ MJ? 

"§eriatsiz cennete giden yoktur ama tarikatsiz cennete giden goktur" 

BediiJzzaman Said NursT 

Tabi ki, jeriati olmayanin tarikati (yolu) yoktur. Ancak bu geli§kili bir cumledir. (paradoks) Sozlerin 
igerigi birgok hakikati banndirsa da uygulayicinin ne yaptigina bakmak gereklidir. Bediuzzaman'in 
uygulama alanindaki cephesi olan Nurculuk jeriattan ve tarikattanda ote hermetik ozellikleride (cifir) 
banndirmaktadir. BediiJzzaman Said NursT'nin gelecekle ilgili varsayimlan oldugu gibi batim tevilleri o 
kadar goktur ki, mistik goruntusij, ornek verecek olursak bir NakjibendTden gok fazladir. Nakjiierde 
cifir iJzerine bir gikarim ve yorum usulunde bulunmaz. (Gelecegin cifirle tayini ve yorumu istismari gok 
oldugu igin terk edilmesi uygun hallerden oldugunda herkes hemfikirdir.) 

Bediuzzaman'in bu sozij aslinda zamani itibariyla (devrimler) sikintili donemde ve o giJndeki haya- 
ta karjilik soyienmi? sozlerden olabilir. BugiJn igin insanlarin durumu o kadar farkli olmu§ ki, ne kadar 
guniJmuze hitap eder, arajtirmak gerekir. 

Tarikatlar hakikatte dinin bir yorumudur, giJnubirlik degijebilir. GuniJmuz igin eski usuller ile tari- 
kati aniamakta yanii? olabiliyor. Bediuzzaman'in bu sozunij eski usullere karji soyledigi bir sozde di- 
yebiliriz. Zamaninda tarikatlarda bidatler artmi?, bozuk haller gogalmi§tir. 

Nurculugu, klasik tarikat bigimlerinden ayiran en onemli bzelligi giktigi giJnunde medresenin mese- 
lelerine yeni bir baki? agisi getirirken uygulama alaninda ummi kesime ulajmak ve cahilligin oniJne 
gegmek dijjunulmujtur. (Medrese-i Zehra) Ancak bugiJn ise ayni durum gok farklidir. ^unkij risaleler 
guniJmuz insaninin konujma lisanina bile hitap etmeyince yiJkseklerde kalmij, ancak bir jakirdin mij- 
talaasiyla aniajilacak duruma dbnijjturulmujtur. Kur'an-i Kerim'in bile anla5ilmasi igin tefsirler yazi- 
lirken, bugiJn risaleler igin jerh sistemi yok gibidir. Talebe yoniJnden bereketii olan cemaatin jerh 
kitaplari niye azdir? GuniJmuz insaninin aniayacagi lisana gevrilmesinde ne sakincalar vardir, buna da 
kafa yormak lazim. Beiki risalelerin igi bojalir korkusu mu tajiniliyor arajtirmak gerekmektedir. (yeni 
bajlayan bir §erh duydum) 

Nurculuk tarikat baglaminda kitaplari bir nevi §eyh olan tarikattir, diyebilir miyiz sorusunu sorabili- 
riz. ^iJnkiJ kitaplari miJtalaa etmek jakirtlere mecbur sayilmaktadir. Bu durumu etrafimda bulunan 
kardejierimize acizane kendi yazdigim bir kitabi hediye olarak versem okumaktan igtinap etmelerin- 
den ben bu yorumuma sahip gikabilirim. Hz. AN kerremallahij veche efendimizin ijaretleri oldugu 
soylenen bu kitaplarin ilahilik kapsami igerisinde gormek ancak tarikat zihniyetinde olunca miJmkiJn- 
diJr. Yani, Yunus Emre'nin ilahisi gibi. ( ilahi; "Allah Teala katindan gelen bejerin soziJ".) 

Tekrar asil meseleye donecek olursak BediiJzzaman'in bahse konu kelami bilinglenmede kullanilan 
slogandir. Slogan alt tabakaya hitab eden sozdiJr. Alt tabaka, bu sozler ile benlik kazanir. §akirtler 
tarikati inkar etmese de kendinin bir iJstada miJrid (talebe) oldugunu diJjiJnmek istemez. §akirtlerin- 
de tarikat miJridlerinin virdleri gibi sabah akjam tesbihieri, cevjenleri, cemaat olduklarmda okumalari 
mecbur olduklari risaleleri vardir. 

Sonugta, tarikat jeriatin keskinligini gideren yol genijiemesidir. §eriat mecbur! iken, tarikat ferTdir. 
Oyle ki, cevizin ig tadina ulajma igin yol gibidir. Yahudilerin bugiJn gektikleri sikinti, gikardiklari tarikat- 
larini jeriat ile ejlejtirmeleridir. Hiristiyanlarda ijin cilkini gikarinca islam bu iki unsuru birbirine kata- 
rak huzuru saglami§tir. Bu alt yapidan dolayi islam'da sapik tarikatlar gikmamijtir. 

Tarikata girmeden islam'i yajamak miJmkiJndiJr. Ancak zevkT bazi durumlara ula§mak igin tarikat 
ve tasavvuf tecriJbeleriyle sabit oldugu hakkinda gok bilgiler bulunmaktadir. 

Bahse konu slogan dogru olsa da herkesin bir tarikati, islam'i aniamada yerine gore iJstadi, jeyhi, 
miJr§idi vardir. Adin iJzerinde kalmaya gerek yoktur. Cebrail aleyhisselam ile RasuliJilah sallallahij 
aleyhi ve sellemin ili§kisi tarikatlarin 50k gereksiz bir miJessese olmadigini gostermektedir. Tarikatlar- 
da onemli sorun girenler arasinda cahil kesimin fazlaca bulunmasi ile yanli? anlamalarm oniJne gegi- 



128 YAZILARIM 

lememesidir. Yoksa hig kimse birinin cennete girme kefili degildir. Ancak sebebi olabilir. ifrat ve tefrit 
arasinda dogru yolu bulmak Allah Teala'nin rahmetidir. Kimin me§rebine ne uygun ise onu segme 
hurriyetini gasp etmeye hakkimiz yoktur. Cennet genij, cehennem dardir. insanlann menfaatine ola- 
cak i§leri sinirlama lie fazia bir kazang elde edemeyiz. Tarihin derinlerlnden siJzule siJzule gunumuze 
gelen muesseselerin gunumuzde nasil uygularsak daha verimli olur, bunlara gare uretmeliyiz. Om- 
budsman diye adlandinlan kijilerin bir tarikat jeyhinden ne farki vardir, diye sorabiliriz. 

Bediuzzaman Said NursT'nin sozij bir hakikati igerse de tarikat ve tasavvuf hayatini tercih eden bir- 
gok muslumanin olmasi nedeniyle ihtiyatli olmamiz gerektigini "fil hikayesi"nden hatirlamak gerekir. 
Soffe ashabinin gilesine talip olan gergek tasavvuf erbabinm yolunu inkar etmek mumkun degildir. 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin giJzel yolunda hepimiz igin bir kisim bulunmaktadir. Hangisin- 
den yiJrumek gerektigine sinirlama getirmeye gerekte yoktur. 

"Sadece tek bir kitap okuyan adama gijvenme." ^JN ATASOZU 

ihramcizade Ismail Hakki 



YAZILARIM 129 
129 YAZILARIM 

polItIka: yalanina Inandirma sanati mi? 

(Politika: Bir hedefe varmak i^in, 

kar$isindakilerin duygularmi istismar ederek, 

zayif noktalarmdan veya aralarmdaki uyu$mazliklardan 

yararlanmak suretiyle i$ini yijrutme) 

insanlari ikna etme sijrecinde, politikaci-dinleyici ya da yazar-okuyucu gibi iki ijtirakginin de yer 
aldigi etkileyici bir ortamda gergeklejmekte olup, katilimcilardan biri digerini, kullandigi sozlij strateji- 
lerle ve iginde bulundugu iletijim ortamina gore gergeklejtirdigi hamlelerle inandirma gayretleri dog- 
rultusunda hedef kijide sozij fiile gevirmek igin gaiijmaktadir. 

Politikada ikna ise, karjisindaki kijinin dijjunce ve davranijini degijtirmeyi amagiayip etkilemesi ve 
diyalektik ^^bir zaman olarak karjimiza gikmaktadir. Soz konusu etkiiejimie soziJ, hareket olarak ger- 
gekiejtirmeye gaiijiian ikna karjilikli bir yapi iginde meydana gelmektedir. Politikaci bu karjilikli etki- 
iejimie ikna etme gabasi igindeki tutumuyla, i^inde bulundugu ileti§im ortammda katilimci olan hedef 
kitleyi ikna etmeye gaiijmaktadir. 

Siyasetgilerin ikna etmek igin gergekle§tirmeye gaiijtigi hamleler, bazi sozliJ kodlar, araglar ya da 
stratejiler olarak kar§imiza gikmaktadir. Bu kitlenin dijjunce, tutum ve fikrini degijtirmeyi ve kendi 
dujundijgu yonde okuyucuyu ikna etmeyi amagladigi, ikna ifadelerinde kullanilan sozliJ araglardan 
biri olan belagati (etkili ve giJzel soz soyleme yetenegi) yiJksek sorular, bazen hayale gelmez olaylar ve 
kompio teorilerle olujturmaktadir. Bu jekilde, halki etkilemede gergekle§tirmeye galijtigi etken unsur 
olmada, sozden bilinglendirilmi? davranija dogru yiginlar yonlendirilmeye galijmaktadirlar. Bu dogrul- 
tuda, etkili ikna stratejileri sozden-bilingli davrani§a dogru segim sonuglari etkileyerek iktidar ele gegi- 
rilmek istenmijtir. 

iktidari ele gegirme merhalelerinde 7 farkli usul kullanildigi tespit edilmijtir. 

1) Nedeni bilinen tarti$maya a^ik du$unceler, 

2) Nedeni bilinen fakat farkli gdru$ler soylenebilecek du$unceler. 

3) Birbirine zit kutup oldugu bilinen du$unceler. 

4) "Neden" "Nigin" soru kelimesi ifine giren du$unceler. 

5) "Yardimci" kafa kari$tiran du$unceler, 

6) Cevaplariyla birlikte verildigi du$unceler, 

7) Tetikleyici du$unceler. 

7 farkli usuldeki dijjuncelerin, sozden-bilingli davranija gegijinde 4 farkli eyiem ortaya giktigi soy- 
lenebilir. 

1) Dij^unceyi hareketlendirmeki^in propaganda; 

2) Yonlendirme kazanilmi; sempatizanlar olu$turmak. 

3) Qikar Payla$imi ile vaatlerde bulunmak 

4) oy vermeye varacak $ekilde baglam olu$turmak 

Politika sahnesinde, hirsli ve ikna kabiliyeti yiJksek olan insanlarin, halki etkileyip, pejierinden sij- 
riJkledikleri bilinen bir jeydir. Tarih boyunca hep bu jekilde olmujtur. Politikacilar "ben §urada bu 
liatayi yaptim" dememeleri yani itirafta bulunmamalari ise inandiriciliklarina bir zarar gelmemesine 
engel olmak igindir. "in$allali yaptigimi telafi edecegim" "dalia iyi yapacagim vb...." sozleri ise 



Diyalektik: Diyalektik kavrami, ba5langi5ta tarti5ma sanati, ya da 5eli5kili yollardan muhataplarmi ikna etme 
sanati aniamina gelmektedir. Kar5itliklan kullanarak ger5ekle5tirilen akil yurutme bigimidir, diyalaktik ve Sokra- 
tlk yontem, tarti5ma ve du5unme sanati olarak diyalektigin Antik ^ag'daki en yetkin halidir. Degi5imin ve hare- 
ketin surekliligi du5uncesi bu a5amada diyalektik olarak ifade edilmi5tir. Bir fikirden ya da ilkeden igerdigi olum- 
lu ve olumsuz biJtun dufunceleri fikarma yontemine diyalektik denilmekteydi. 



130 YAZILARIM 

beyaz yalanlandir. Oyle ki "Kaderinizi etkileyen ki$iler hakkmda, her zaman hijr iradenizle ve etki- 
lenmeden kendi gdru$ ve du$uncenizle hareket edin" denilse de, politika sanatmda soz cambazi 
olmu5 insanlarin agindan kurtulmak 50k zor olup o kadar da kolay degildir. 

Devlet ijlerini diJzenleme ve yiJrutme sanati olan politikanin, siyaset manasini da beraberinde gag- 
njtirdigini biliyoruz. Gergekte ise, insanlarin huzur iginde yonetilmesini talep etmek bir erdemdir. 
Ancak bu, iktidar hirsi ile ejlejince, ajagilik bir fonksiyona donijjmesi garipsenen bir durumdur. Hik- 
met sahipleri "siyaset velayetten yijksek bir mertebedir" demektedirler. Bunu, asr-i saadet done- 
minden beri gormekteyiz. islam'da en buyiJk siyasetginin de, Hz. Ebu Talib aleyhisselam oldugunu 
soyleyebiliriz. Onun, Mekke Donemindeki bajariii siyaseti sayesinde islam'in temelleri atiimijtir. Ye- 
geni igin kendini feda ediji, siyasetgilere ornek olmalidir. Fedakarlik ve iknasi dogru olan siyaset birle- 
§ince, ortaya gikan mukemmeliyete bunu ornek verebiliriz. 

Bizler, RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem efendimizi hayatimizda ornek aldigimiza gore, politi- 
kacilardan, halki ikna igin verdikleri sozlerini davranija gegirmelerini bekliyor olmamiz, halkin en do- 
gal hakkidir. Dogruluk geregidir ki, eger bir yerde hata varsa onu itiraf etmek en buyiJk erdem oalcak- 
tir. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem dahi, Bedir harbinden sonra esirler igin alinan kararda, hata 
yaptiklarini itiraf edilmesi bizim igin en giJzel orneklerden biridir. Eger insanlar, kendi 6z elejtirilerini 
yapma cesaretlerini gosterebilirlerse, bu gergeklejtirmek istenen vaatlerin dogrulayicisi olacagini 
diJjiJnebiliriz. Beiki yalanciligin, siyasT agidan avantaj sagladigi iddia edilirse, neden yalan soylemeye- 
lim, diyebilirler. Fakat bu sonugta gok girkin olan bir ahlaksizliktir. 

Massachusetts Universitesi Psikoloji ProfesoriJ Robert Feldman, giJniJmiJz toplumunda pek ?ok ki- 
5inin boyle diJ5iJndiJgiJniJ soylemektedir.. 

"Modern hayatta insanlar ge^mi^te oldugundan daha rahat yalan sdylijyor. Ara$tirmalarim, in- 
sanlarin yalanlarmi yijzierine vurdugunuzda pek de pi$manlik gostermediklerini ortaya koyuyor. 
Qijnku toplum bunu artik eskisi gibi yadirgamiyor." 

"Yalan i$imize yariyor (unkij insanlar kendileri hakkmda yalan $eyler duymayi istiyor; (ok iyi go- 
rijnduklerini, bizim onlarin soylediklerine katildigimizi, gok ba$arili olduklarmi... Yani (ogu zaman 
sirf kibar olmak ve aradaki ili$kiyi iyi tutmak igin yalan sdylijyoruz. Bu tijr yalanlari insanlar, diger 
yalanlardan 10-20 kat daha fazia sdylijyor." 

"Bazi durumlarda da bize digerlerinin yaninda bir avantaj sagladigi i^in yalana ba$vuruyoruz; on- 
lari inanmalarmi istedigimiz $eye ikna etmek i^in bunu yapiyoruz. Kisacasi yalan, istedigimizi almak 
i^in kullandigimiz bir sosyal taktik." 

iletijimin gok hizli oldugu diJnyamizda "Biz ne yaparsak, ne soylersek dogrudur", mantigi ile artik 
aldatilma donemi bitmi§tir. 

ihramcizade Ismail Hakki 



YAZILARIM 131 
131 YAZILARIM 

ORTA DOGU'DA SU KRIzI QIKACAK 

Ortadogu ve Kuzey Afrika ulkelerinde etkili politikalar uygulanmamasi, su kullanim davranijlannin 
degijtirilmemesi ve uluslararasi ijbirligine gidilmemesi durumunda bolgede onumuzdeki 10 yil iginde 
gok ciddi bir su krizi yajanacagi iddia edildi. Birlejik Arap Emirlikleri'nin bajkenti Abu Dabi'de diJzen- 
lenen Arap Su Akademisi Su Diplomasisi Programi'na katilan Sudan Dijijieri Bakanligi su ve tabii kay- 
naklar tam, yetkili bakani Abdul Rahman Halil Ahmed, Gulf News Gazetesi'ne yaptigi agiklamada bol- 
gedeki su kaynaklannin yiJzde 60'inin sinirlar arasinda paylajildigini ve olasi bir felaketin onlenmesi 
Igin ulkelerin bblgesel ve uluslararasi manada ijbirligi yapmasi gerektigini soyledi. 

Bakan Ahmed, 'Ortadogu ve Kuzey Afrika'da i^ecek ve tarimda kullanilabilecek su azalirken bu 
krize yonelik politikalar geri kalmi; vaziyette. Bu yijzden di$ politikalarimiza su kitligi problemini 
ekiemek durumundayiz. Ayrica insanlarm problem hakkmda bilgilendirilmeleri ve su tijketiminin 
azaltilmasi gerekmektedir' dedi. DiJnya Bankasi SiJrdurulebilir Kalkmma Departmani Ortadogu ve 
Kuzey Afrika su sektorij mudurij Ato Brown, bolgedeki su kitliginin ancak artan uluslararasi i^birligi 
lie gozulebilecegini soyledi. Brown, 'Bolge nijfusunun 2030'a kadar 200 milyondan 500 milyona gika- 
cagini ve suyun buyiJk kisminin sinir otesinde paylajilmasindan dolayi su ile ilgili kararlarin sadece 
sinir otesi i§birligi ve diplomasisi ile alinabilecegini' ifade etti. Yetkili ayrica diJnyadaki su aritiminm 
yiJzde 60'inin bu bolgede yapildigini ve bunun da ciddi miktarda enerji tiJkettigini hatirlatti. (AJANS- 
LAR) 

OFKENJN YAKITI GIDA 

isyanlar, gida fiyatlari enflasyonundan aylar sonra patlak verdi. Her iki ulkede de yeni bir kijresel 
gida krizinin habercisi oldular. 

DiJnya nijfusunun (ogunlugu i^in yeni bir gida krizinin ba$ gosterecegi gegen yaz duyurulmu$tu. 

Birle$mi$ Milletler (BM), yoksullugun, 2011 yilinda yeni isyanlari ba$latacagi konusunda uyarida 
bulunmu$tu. 

Endonezya ve Meksika'da toplumsal huzursuzluklari kijkirtan ve temel gida maddeleri yol agan 
2008 yili kiJresel gida krizi doneminin, tekrar edebilecegi soylenilmijti. §imdi, BM yetkililerinin hakliligi 
goriJluyor. 

2008 yilindaki gereklilikler yoksul iJlkelerde kanli ayaklanmalara yol agti. Yalnizca Haiti'de degil, 
Misir'da goriJldu. 

Gida ve Tarim OrgutiJ'nun gida fiyat endeksi- alijveri? sepetindeki temel gida maddelerinden bug- 
day, misir, piring, soya, jeker, yag ve siJt iJrunleri fiyatlari- 1990 yilinda agiklanmaya ba§lamasindan 
bu yana en yiJksek noktasina ulajti. O zamandan bu yana aglik zirveye ulajti. 

§u anda 215 puanda, 2008 yili Haziran ayindaki 213,5 puanin iJstunde, aralik ayinda, bugday, yag, 
misir, piring, et ve sutiJn fiyat endeksleri tiJm rekorlari paramparga etti. (BBC Radyosu) 

KAYNAK: TURQUIE DIPLOMATIQUE, Mart-Nisan 2011, SAYI: 26 

Yorum: 

Ulkemizde eger giftgilik ve hayvanciligi destekleme projeleri hayata gegirilmezse gelecekte sorun- 
larin gok olacagi agik jekilde goriJlmektedir. Devlet eliyle injaat sektoriJne aktarilan kredilerin % lO'u 
niye giftgilige verilmiyor, diye dijjunmekteyim. 

Kotalari olan bir tarim iJlkesi olmaktan; yerlisi varken ithalini yemekten; genetik yapimiza uygun 
olmayan ve bizden olmayan iJrunlerden ne zaman kurtulacagiz. 



132 YAZILARIM 



YENi PARA SiSTEMi ARAYI§I 

Dunya ekonomisi, 20'inci yiJzyilin ortalannda Bretton Woods'ta ayaga kaldirilmijti. Reel ekono- 
minin yerini sanal paraya kaptirmasi dengeli bijyumenin sonu oldu. 

§imdi ise yen! bir para sistemi arayi$i ba$ladi. Eski Uluslararasi Para Fonu Ba^kani Michel Cam- 
dessus, diJnya para sisteminin radikal reformlara ihtiyaci oldugunu soyiuyor. 2Q'ler Grubu Donem 
Ba$kani Fransa'nin Cumhurba$kani Nicolas Sarkozy'ye dani$manlik yapan Camdessus doviz piyasala- 
rinda a$iri dalgalanmalarin oldugunu, coRU zaman para kurlarinin ekonomik realiteleri yansitmadigini 
ve bu nedenle de dunya paralarinin yen! bir sabit cipaya ihtiyaci oldugunu belirtiyor. 

New Hampshire mucizesi 

ikinci DiJnya Savaji'nin ardindan diJnya ekonomisinin yeniden jekillendirildigi yillari hatirlayan ikti- 
satgilar nostaljik bir §ekilde ig gegirmeden edemiyorlar. O yillarda dunyanin diJzeni vardi. Sabit doviz 
kurlari, dujiJk faizler ve biJtun diJnyada rezerv para birimi ve odeme araci olarak kabul gormij? Ame- 
rikan dolari vardi. Bu nasil olmujtu? 1944 yilinda ABD, sava$in yerle bir ettigi dunya ekonomisini aya- 
ga kaldirmak iJzere, Almanya ve Japonya ile sava$an biJtun devletleri New Hampshire eyaletindeki 
Bretton Woods kasabasma davet etmi$ti. Uluslararasi yeniden imar ve kalkmma bankasi, kisa adiyla 
DiJnya Bankasi ile Uluslararasi Para Fonu bu bulu§mada kuruimujtu. DiJnya Bankasi, Avrupa ile Asya, 
Afrika ve Latin Amerika'daki gelijme halindeki iJlkelerin yeniden imariyla gbrevlendirilmijti. Para Fonu 
ise, ekonomik yetersizliklerin baskisi altindaki milli paralari istikrara kavujturacakti. 

Polar dijnva parasiydi 

Bretton Woods'un en onemli sonucu ise, sava? sonrasi diJnya ekonomik sistemine altin ve Ameri- 
kan dolarinin baz almacak olmasiydi. ABD diJnya altin rezervinin ijgte ikisine sahip oldugundan Ame- 
rikan dolarinin rezerv para birimi olmasi kaginilmazdi. Boylece ABD savajtan sonra siyasi ve askeri 
oldugu kadar ekonomik bakimdan da diJnya liderligine yiJkselmijti. Viyana'daki Ekonomik Ara§tirma- 
lar EnstitiJsu'nden Stephan Schulmeister o yillari biraz arar gibi konujuyor: 

"1950 ve 60'li yillarin reel kapitalizmi ekonominin motoru olmu§tu. Kar gayesi sistematik jekilde 
reel ekonomiyle ilgili faaliyetlere odaklandirilmijti. Doviz kurlari sabit, faizler de dijjuktu. Borsalar 
adeta uykudaydi. Hammadde fiyatlari istikrarliydi. Boyle bir ortamda finans piyasasmda spekijlasyon 
yapip zengin olmak mumkijn degildi. Bu jartlar altinda kar gudusij mecburen reel ekonomiye yoneli- 
yordu. Bunun sonucunda ekonomik mucize yaratilmi?, tam istihdam saglanmi? ve kamu borglari aza- 
lirken, sosyal devleti bijyutmek mumkiJn olmujtu." 

Savasia gelen bozulma 

ZAMANIN ABD BA§KANI LYNDON B. JOHNSON, VJETNAM'DA KO§EYE SIKI§AN FRANSIZ i§GAL GU- 
CUNE YARDIM ETMEYE KALKI§INCA i§LER BOZULDU. Sava? ?ok pahaliya mal oldu. ABD'nin altin re- 
zervi dolar tahvillerini kar$ilayamaz duruma geldi. Sabit kur sistemi sallanmaya ba^ladi. Fransa ve 
diger devletler ellerindeki dolari altina ^evirmek isteyince Ba$kan Richard Nixon dolar-altm parite- 
sini kaldirdi. iktisat profesorij Schulmeister 1971'den sonra sadece doviz kurlarinin dalgalanmaya 
birakilmadigini ama ayni zamanda ekonomik rejimin de degijtigini aniatiyor. Schulmeister, junlari 
kaydediyor: 

Zamanin ABD bajkani Lyndon B. Johnson, Vietnam'da kbjeye siki§an Fransiz i§gal giJcune yardim 
etmeye kalkijinca ijler bozuldu. Sava? gok pahaliya mal oldu. ABD'nin altin rezervi dolar tahvillerini 
karjilayamaz duruma geldi. Sabit kur sistemi sallanmaya bajladi. Fransa ve diger devletler ellerindeki 
dolari altina gevirmek isteyince Bajkan Richard Nixon dolar-altm paritesini kaldirdi. iktisat profesoriJ 
Schulmeister 1971'den sonra sadece doviz kurlarinin dalgalanmaya birakilmadigini ama ayni zamanda 
ekonomik rejimin de degijtigini aniatiyor. Schulmeister, junlari kaydediyor: 

"Son 40 yilin finans kapitalizmi istikrarsiz doviz kurlarinin, tutarsiz faiz oranlarmm, bir inip, bir 
(ikan borsa endekslerinin ve son derece degi$ken hammadde fiyatlarmm mijsebbibidir. Bu durum 
spekijlasyona davetiye (ikariyor, vurgunculuk fiyat istikrarmi bozuyor ve $irketler de bu yiJzden 
reel yatirimlarmi azaltip talihini spekijlasyonla deniyor." 

Spekijlasyon karsiliksiz parayi katliyor 



YAZILARIM 133 

133 YAZILARIM 

Boylece diJnya para sistemi reel degerlerden soyutlanmi? oluyordu. DiJnya ekonomisi artik genel 
ge^er bir deger kistasmdan mahrumdu. Para ancak ozel bankalarin agtigi kredilerle yaratilabiliyordu 
ve bu maddi karjiligi olmayan paraydi. Bilgisayar teknolojisi sayesinde sanal para elektrik hiziyla diJn- 
yayi dolajiyor, spekiJlatif (havadan) doviz ticareti astronomik boyutlara variyordu. Gunumuzde mal ve 
hizmet miJbadelesi doviz ticaretinin sadece yiJzde be§ini karjiliyor. Doviz alim satimlarinin yiJzde 95'i 
spekiJlatif amagia yapiliyor. Boyle bir manzara karjismda 1950'lere donmek daha iyi olmaz mi? Step- 
han Schulmeister bu soruyu §6yle yanitliyor: 

"Hayir. Ama once tejhis dogru konmali. Krizin sisteme bagli nedenlerini ortaya gikaran tejhise go- 
re finans cambazligi ve spekiJlasyonun degil ijletmeciligin muteber olmasi gerekirdi. Ama son otuz 
yilda bunun tam tersi yapildi. Hatanin diJzelmesi igin 1950'lere donmeye liJzum yok. Ama tedavinin 
her ajamasinda nasil ijletmeciligin on plana gikartilip mali spekiJlasyonun onlenebileceginin dijju- 
niJlmesi gerekir." 

Onunia da onsuz da olmuyor 

Eski Para Fonu Bajkani Michel Camdessus da Bretton Woods'un gokmesiyle para sisteminin reel 
referanstan mahrum kaldigini belirtiyor. ikilem de burada ortaya gikiyor. Referans noktasi olmadigi 
igin Amerikan dolari alternatifsizligi sayesinde anapara birimi olmaya devam ediyor. ^in dolar dev- 
rinin kapandigini savunuyor ama dolarin yerine ne konacagini Pekin yonetimi de bilmiyor. Bu nedenle 
yenidiJnya para sistemi hakkinda kafa yormanin bir aniami olmadigini soyleyenlerden biri de, Kiel 
DiJnya Ekonomisi Arajtirma EnstitusiJ Bajkan Vekili Rolf Langhammer: 

"Doviz kurlari ve diJnya ekonomisindeki dengesizliklerin belli bir koridorda dalgalanabilecegi bir 
para sistemi yararli olmaz. DiJnya para sisteminin merkezini olu§turacak bir rezerv birimine ihtiyaci- 
miz var. Ama dolardan bajka rezerv para birimi de tanimiyoruz. ijte ^inlilerin agmazi da burada yati- 
yor: En buyiJk dolar alacaklisi onlar. Dolari yeriyorlar ama ayni zamanda da destekliyorlar. Bu ikilem 
ortadan kalkmadan yeni diJnya para sistemini giJndeme getirmek nafiledir." 

(Di$i$leri Bakani Hillary Clinton, 2009 yilinda, ^inlilerden ABD Hazinesi bonolarmi satin almalari- 
ni rica etmi$ti.) 

(ROLFWENKEL) 



VAADEDILMI§ TOPRAK: TURKIYE 

ING, BNP Paribas Fortis ve Dexia'dan Sonra Ageas da Bogaz'm Deniz Kizlarmm Cazibesine Kapil- 
di... 

GiJglu bijyume perspektifinin gektigi Batili buyiJk mali kurumlarin gogu, son yillarda birbiri ardina 
TiJrkiye'ye ayakbastilar. Bogaz'm cazibesine kapilan sonuncusu Ageas oldu. 162 milyon avro karjili- 
ginda Belgika sigorta §irketi, TiJrkiye'nin hayat sigortasi yapmayan dordunciJ buyiJk (piyasa payi yiJzde 
8) sigortacisi Sabanci grubunun yiJzde 31 'ini aldigini agikladi. 

Ageas boylece, TiJrkiye'de bulunan diger gok sayidaki Belgikali aktoriJn yaninda yerini aldi. 2005 yi- 
linda Fortis 1 milyar avro kar$iliginda Di$bank'i satin almi$ti. 

Ondan bir yil sonra Dexia, 2,4 milyar avro kar$iliginda Denizbank'i ele gegirdi. 

ING ise 2007 yilinda 2,7 milyar avro kar$iliginda Oyak Bank'i satin aldi. 

Satin alinan bu ijg kurum jimdi bizim "bajlica" bankalarimizin gok umut bagladiklari bir araci oldu. 
Zamani geldiginde Denizbank, Dexia'nin biJyume motoru olacak. Dexia'nin TiJrkiye'deki faaliyetleri, 
Bankanin gelirinin ijgte birini te§kil edecek. BNP Paribas ise, TEB ve eski Fortis'in mirasinin birle§mesi 
ile iJlkenin bajlica bankalarindan biri olmaya bajladi. ING ise, ING TiJrkiye'yi iki kat bijyultmeye hazir- 
laniyor. 

TiJrkiye'nin kurumlarmi sadece "Bel^ika" banka ve sigorta $irketleri almadi. ingiliz HSBC 2001 yi- 
linda Demirbank'i satin aldi. Citigroup, TiJrkiye'nin ba$lica bankalarindan biri olan Akbank'm yiJzde 
20'sini elinde bulunduruyor. 



134 YAZILARIM 

italyan UniCredit, 2005 yilinda Yapi Kredi'ye el atti. 

ispanyol BBVA son olarak Garanti Bank'i aldi. 

italyan sigortaci General! ise General! SIgorta lie Turkiye'de. 

TURK PiYASASININ CEKiCJUGJ NEREDE? 

Ekonomi giderek bijyuyor. 2000'li yillardan beri bijyume orani, diJnyanin en yiJksek oranlarindan 
biri. Ustelik bankaciliga ve sigortaya ali$mami$ 75 milyon nijfus. (Onlara gore soyulmaya hazir kitle 
demek oluyor. Y.) Ayrica TiJrkJye'nJn, Avrupa ve Asya arasindaki ozel cografi konumu goz ardi edile- 
meyecek bir gekicilik sagliyor. 

(SEBASTIEN BURON) (Trends-Tendances - 2 Mart 11) 



YORUM: 

Bu yazilardan benim aniadigim dar gelirii kardejierim ve maajli olan kardejierim altina her ay bir 
kisim para ayiriniz. Yukaridaki yaziya gore gelecekte olujacak finans kriz muhakkak var. insanlarin 
kiyameti depremi finans sektorij lie olacak gibi. 

Faizdeki paralarinizin bajina ne geldigini biliyor musunuz? Yurt dijinda 

§u anda onlar yok, heps! kagit iJstunde var. Bankaya gidin yiJklu bir paraniz varsa hemen odeme 
yapmadiklari gibi sizi kandirmak igin dalavereler sunacaklardir. 

Ayrica koyiJnde tarlaniz ve arsaniz varsa bir an once oralari saglama almaya galijin. Yarin mecbu- 
ren aglikta, finansal krizin pejinden gelecektir. Hig olmazsa topraginiz olurda beiki ekip bigersiniz. 

Sakin sakin bankalardan kredi gekmeyin. Sigorta adi altinda paranizi toplamaya galijanlara inan- 
mayin hepsi muhakkak batacaklardir. Bu nedenle faize giJvenip ihtiyarliginizda sikinti gekmeyiniz. 
Kendi tasarrufunuzu kendiniz yapiniz. Altin aim. Kimseye inanmayin tarih boyunca en gegerii akge 
altindir. Allah Teala altini ticaret metai olarak yaratmi§tir. §u an Sirbistan'daki insanlarin gektikleri 
durumu kendimize ornek almaliyiz. Bizimde onlardaki gibi nijfusumuzda ihtiyar sayisi arti§ gostermek- 
tedir. 

Yatirim diye ?ok agilmayin. Elinizdekiler ile kanaat edin. Bu §ekilde rahat nefes alma imkaniniz olur. 

KAYNAK: TURQUIE DIPLOMATIQUE, Mart-Nisan 2011, SAYI: 26 



YAZILARIM 135 
135 YAZILARIM 

PDF sini JNDJR 

THE CENTURY OF THE SELF (BEN ASRI) 

Yapim: 2002 ^ ingiltere 

TiJr: Belgesel 

Yonetmen: Adam Curtis 

Oyuncular: Adam Curtis, Bill Clinton, Martin S. Bergmann, Robert Reich, Tony Blair, Werner 
Erhard 

Senaryo: Adam Curtis 

Yapimci: Lucy Kelsall, Adam Curtis, Stephen Lambert 

Sure:4saat 10 dk 

S. Freud'un bilingaltini arajtirma tekniklerinin, kitlelerin isteklerini belirlemede kullanilarak nasil 
bir tiJketim toplumunun olujturuldugu iJzerine bir BBC belgeseli. 

TURKCE ALTYAZISI {UQ BOLUM) 

Bundan yil once, Sigmund Freud tarafindan insan dogasi hakkinda yeni bir teori ortaya atildi. 

"Her insanin zihin derinliklerinde sakli ilkel cinsel ve saldirgan gij^ier" ke^fettigini soyluyordu. Bu 
gijgler kontrol edilmedigi takdirde, bireyler ve toplum kaos iginde yok olmaya siJruklenebilirdi. Bu 
belgesel serisi, iktidari elinde tutanlarin kitlesel demokrasi gaginda, tehlikeli kalabaliklari kontrol et- 
mek igin Freud'un teorilerini nasil kullandiklarini aniatiyor. 

KALABAKLIKLAR VE KITLE DAVRANI§I 

Hikayenin merkezinde sadece Sigmund Freud degil, Freud ailesinin diger ijyeleri de yer aliyor. Bu 
boliJmde Freud'un Amerikali yegeni Edward Bernays'den bahsedecegiz. GiJnumuzde Bernays nere- 
deyse tamamen unutulmu§tur. Fakat yirminci yiJzyildaki etkisi neredeyse amcasi kadar bijyuktur. 
Cunku Bernays, Freud'un insan hakkmdaki fikirlerini alip, kitlelerin manipijlasyonu (hileli yonlen- 
dirme) i^in kullanan ilk ki$iydi. Seri ijretim mallarmi insanlarm bilin(di$i arzulariyla ili$kilendirerek, 
ihtiyaglari olmayan $eyleri istemeleri i^in insanlari nasil ikna edeceklerini Amerikan $irketlerine ilk 
gosteren ki$iydi. BURADAN YOLA giKARAK KJTLELERJ KONTROL ETMENJN YOLLARINA DAJR YENJ 
BJR SJYASi FJKJR OLU§ACAKTI. Jnsanlar, iglerindeki bencil arzular tatmin edildiginde mutlu olurken, 
ayni zamanda usiu gocuklar haline geliyorlardi. BugiJn bijtun dijnyayi saran, sadece tijketen insan 
modeli bdyle ba$lami$ti. 

BEN ASRI BiRJNCi BOLUM 
MUTLULUK MAKiNELERi VJYANA 

Freud'un insan zihninin nasil gali§tigina dair fikirleri, aynen psikanalistler gibi artik toplumda 
onemli olgiJde kabul gorijyor. Her yil Viyana'daki biJyuk bir sarayda psikoterapistlerin balosu diJzenle- 
niyor. Bu gorduguniJz psikoterapi balosu. Psikoterapistler geliyor, 

PR ALFRED PRITZ: DiJnva Psikoterapi Konseyi Baskani 

iyilejmek iJzere olan bazi hastalar geliyor, DiJnya Psikoterapi Konseyi Bajkani eski hastalar geliyor 
ve daha birgok bajka insan geliyor. Arkadajlar, ayni zamanda giJzel, §ik ve rahat bir baloya gelmek 
isteyen Viyana sosyetesinden insanlar. Fakat durum eskiden boyle degildi. YiJz yil once, Viyana gevresi 
Freud'un fikirlerinden nefret ediyordu. O zamanlarda Viyana, orta Avrupa'yi yoneten geni? bir impa- 
ratorlugun merkeziydi. Habsburg sarayindaki gijglu soylulara gore, Freud'un dijjunceleri utang; veri- 
ciydi. Ama aslinda birinin igsel duygularini analiz edip dejmek, onlarin mutlak hakimiyetini tehdit 
ediyordu. Bakin, o zamanlarda iktidar bu insanlarm elindeydi. Tabii ki iginizden gegen hisleri dija vur- 



136 YAZILARIM 

maniza izin vermiyorlardi. Yani, yapamiyordunuz. MumkiJn degil yapamiyordunuz. 

KONTESERZIEKAROLYI: 

Budapejte DiJjunebiliyor musunuz, mesela iJzgunsunuz, Budapejte kasabada bir jatoda (!) birini 
gbrijyorsunuz Budapejte gok mutsuzsunuz, bir kadin olarak. Arkadajiniza gidip de omuzlannda agla- 
yamazdiniz. Koye gidip de hislerinizi aniatamazdiniz. Bunu yapinca sanki kendinizi ona satmi? gibi 
oluyordunuz. Yapamiyordunuz. Yani. ^unkij size saygi duymalari gerekirmi?. 

Elbette Freud bu diJjunceyi epey sorguladi. ^unkij bakin, kendinizi incelemek igin, birgok bajka je- 
yi de masaya yatirmaniz gerekiyordu. iginde yajadiginiz toplumu, gevrenizdeki her jeyi. O zamanlarda 
bu iyi bir jey degildi. 

Neden? 

QlunkiJ bir yere kadar kendi kendinize yarattiginiz bu imparatorluk, goktan kijguk pargalara ayrilmi? 
oluyordu. Ancak imparatorlugu yonetenleri daha gok korkutan jey, Freud'un her insanin iginde gizli 
tehlikeli iggudiJsei durtiJler oldugu dijjuncesiydi. Freud "psikanaliz" adini verdigi bir yontem geiijtir- 
mijti. Ruyalari analiz edip serbest gagrijim yontemiyle, hayvani gegmijimizden kalan etkili cinsel ve 
saldirgan durtiJleri yiJzeye gikardigini soylijyordu. Duygularimizi bastiriyorduk, gunkij gok tehlikeliydi- 
ler. Freud, bugiJnierde "biiingdiji" dedigimiz zihnin gizli kaimi? bolumunu kejfetmek igin bir yontem 
geiijtirdi, 

Dr. ERNEST JONES: Freud'un meslektagi 

Bu gizli boliJmden bilingli boliJmun higbir jekilde haberi yoktu. Hepimizin zihninde bir bariyer ol- 
dugunu, Freud'un meslektaji bu sayede bilingdijindan gelen o gizli ve istenmeyen diJrtulerin agiga 
gikmasini onledigimizi soylijyordu. 

1914 yilinda, Avusturya-Macaristan imparatorlugu Avrupa'yi sava§a suriJkledi. Freud ise, artan 
dehjete bakarak bunu kendi bulgularinin korkung bir kaniti olarak gordij. 

"En huzunlij $ey, psikanaliz bilgimizden yola gikarak bakinca, insanlardan tarn olarak bdyle dav- 
ranmasmi beklerdik," diye yaziyordu. Devletler insanlarin igindeki ilkel gijgleri agiga gikarmijti. Kimse 
de bu gijgleri nasil durduracagini bilmiyor gibiydi. 

ENRICO CARUSO: O zamanlarda, Dunyanm en iyi sesi 

Freud'un geng yegeni Edwars Bernays, DiJnyanin en iyi sesi Amerika'da bir basin ajansinda galiji- 
yordu. DiJnyanin en iyi sesi En onemli mij§terisi, Amerika turnesine gikmi§ olan diJnyaca ijniij opera 
sanatgisi Caruso'ydu. Bernays'in ailesi Amerika'ya yirmi yil once g6gmij§tij. Ama o amcasiyla baglanti- 
sini koparmamijti. Tatillerde onunia birlikte Alplere gidiyordu. Ancak bu sefer Bernays'in Avrupa'ya 
donijjij gok farkli bir gerekgeye dayaniyordu. Caruso'nun Toledo Ohio'da giktigi gece Amerika, Al- 
manya ve Avusturya'ya kar§i savaja girecegini agikladi. 

AMERiKABURADA! 

Sava? girijimlerinin bir pargasi olarak, Amerikan hiJkiJmeti halki bilgilendirmek igin bir komite kur- 
du. Basinda Amerika'nin sava? emellerini desteklemesi igin Bernays gorevlendirildi. Donemin bajkani 
Woodrow Wilson, ABD'nin eski imparatorluklari yeniden canlandirmak igin degil, biJtiJn Avrupa'ya 
demokrasi getirmek igin savajacagini agikladi. DiJnya Bariji igin Program Bernays, bu diJjiJnceyi hem 
yurtiginde, hem de yurtdi§inda pazarlama konusunda olaganiJstiJ bajarili oldu. 

OZGURLUK OLMEZ (Her zaman kullanildi bu slogan) 

EDWARS BERNAYS: Roportaj 1991 

Savajin sonunda, bajkania birlikte Paris Ban? Konferansi'na katilmasi igin davet aldi. Sonra bir- 
denbire, Woodrow Wilson ile ban? konferansina gider misin diye sordular. 

Edwars Bernays: 26 ya§imda, biJtiJn bari§ konferansi boyunca Paris'teydim. Konferans kentin di- 
5inda yapilmijti. Demokrasinin yerlejmesi igin diJnyayi gijvenii hale getirmeye galijtik. Esas slogan 
buydu. (OZGURLUK OLMEZ) Wilson'in Paris'te verdigi resepsiyon, Bernays ve diger Amerikali propa- 
gandacilari jajkina gevirmijti. Yaptiklari propagandaya gore, Wilson insanlari ozgijriejtiren biriydi. 
Bireylerin ozgiJr olacagi yeni bir diJnya yaratmak iJzere olan bir adam. 



YAZILARIM 137 

137 YAZILARIM 

"COK YA§A WILSON " 

Onu bir halk kahramani haline getirdiler. Kalabaliklann Wilson etrafinda dalgalandigini goren Ber- 
nays, bari§ zamaninda da boylesine buyiJk kitleleri ikna etmenin mumkun olup olmadigini dijjunmeye 
bajladi. Amerika'ya geri dondugiJmde, sava? igin propaganda yapilabildigine gore, ban? igin de kulla- 
nilabilecegine kanaat getirmi§tim. Almanlar gok kullandigi igin "propaganda" olumsuz bir kelime hali- 
ne gelmi§ti. O yiJzden bajka sozciJkler aramaya ba§ladim. Sonunda "HALKLA iU^KlLER KONSEYJ" 
lafini bulduk. Bernays New York'a dondij ve Broadway civarlarinda kijguk bir biJroda Halkia ilijkiler 
Konseyi'ni kurdu. Bu terim ilk kez burada kullanilmijti. 19. YiJzyilin sonundan bu yana, Amerika mil- 
yonlarca insanin jehirlerde yajadigi bir sanayi toplumu haline gelmi§ti. Bernays, bu yeni kalabaliklann 
dijjunme ve hissetme bigimlerini degijtirmek ve yonlendirmek igin gejitii yollar bulmayi kafasina 
koymujtu. Bunu bajarmak igin, amcasi Sigmund'un yazdiklarina bajvurdu. Paris'teyken amcasina 
hediye olarak bir miktar Havana purosu g6ndermi5ti. Freud da ona "Psikanalize Giri$" adii eserinin bir 
kopyasini yolladi. Bernays bu kitabi okudu. insanlarin icinde gizli kalmi$ irrasvonel giJcler fikrinden 
cok etkiiendi. Bilincdisini manipiJle ederek para kazanip kazanamayacagini merak etmeye bajladi. 

PAT JACKSON: Halkia Jiiskiier Danismani ve Bernavs'in is arkadasi : 

Eddie'nin Freud'dan aldigi jey aslinda insanlarin karar verme siJrecinde gok daha fazia etkenin rol 
oynadigi dijjuncesiydi. Sadece bireyler igin degil, gruplar arasinda da degijik mekanizmalar vardi. Bir 
de bilginin davraniji kontrol ettigi fikri vardi. Boylece Eddie joyle bir fikir geli§tirdi. insanlarin irrasyo- 
nel duygularina oynayacak jeylere bakmaniz lazim. Bakin, bu sayede Eddie hemen bajka bir kategori- 
ye kaymi5 oldu. Kendi alanindan ve birgok hiJkumet yetkilisinden farklila§ti. BugiJn bile yoneticiler 
oyle dijjunmuyor. Saniyorlar ki, insanlara olgusal bilgileri verirsek, hepsi tutup "Ha, tabii ya!" diyecek- 
ler. Eddie diJnyanin boyle ijlemedigini biliyordu. Bernays, popiJler siniflarin zihinleri iJzerinde deney 
yapmaya koyuldu. En garpici deneyi ise, kadinlari sigara igmeye ikna etmesiydi. O donemlerde kadin- 
larin sigara i^mesi bir tabuydu. 

Bernays'in eski mu$terilerinden, Amerikan TiJtun Sirketi genel mudurij George Hill, ondan bu ta- 
buyu yikmanin bir yolunu bulmasini istedi. 

"Pazarimizm yarismi kaybediyoruz," diyordu. 

"Qijnku erkekler, kadmlarm toplu yerlerde sigara igmesine kar$i bir tabu geli$tirdiler. Bunu dij- 
zeltmek i^in bir $eyler yapabilir misin?" 

Ben de dedim ki, 

"Biraz du$uneyim." Sonra da, miJsaade ederseniz kadinlar igin sigaranin ne demek oldugunu an- 
lamak maksadiyla bir psikanalistle gorijjecegim dedim. 

"Ka?a patlar?" diye sordu. Neyse, Dr. Brille'i aradim, A.A. Brille. O zamanlarda Amerika'nin onde 
gelen psikanalistlerinden. 

Neden amcanizi aramadiniz? 

Amcanizi niye aramadiniz? 

E, Viyana'daydi adam. 

A.A. Brille, Amerika'daki ilk psikanalistlerden biriydi. EPEY YUKSEK BJR UCRET KAR§ILIGINDA, 
BERNAYS'E SiGARANIN PENiSi SiMGELEDiGiNi, ERKEGIN CINSEL GUCUNU HATIRLATTIGINI SOYLEDI. 
Bernays'e junu soyledi; 

eger sigarayi erkek iktidarma meydan okuma fikriyle bir araya getirebilirsen. kadinlar da sigara 
icerier. Cunkij o zaman kadmlarm da kendilerine ait bir penisleri olmus oiur. 

New York'ta her yil binlerce kijinin katildigi Paskalya toreni diJzenleniyordu. Bernays, torende bir 
olay tezgahlamaya karar verdi. Birkag zengin yeni sosyeteyi kiyafetlerinin igine sigara saklamalari igin 
ikna etti. Sonra torene katilacaklardi. Bernays onlara i§aret ettiginde, sigaralarini g6steri§li bir §ekilde 
yakacaklardi. Bu arada Bernays basina haber salarak, kadmlarm se?me hakkini savunan bir grup kadi- 
nin, "dzgijrluk me$aleleri" adini verdikleri sigaralarini yakarak protesto yapmaya hazirlandiklarmi 
bildirdi. Bunun buyiJk ses getirecegini biliyordu. O am yakalamak igin biJtun fotografgilarm gelecegini 
de biliyordu. Yani, "OzgiJrluk Me$aleleri" ifadesiyle Bernays artik hazirdi. Burada bir simgeniz var, 
kadinlar, geng kadinlar, yeni sosyeteler, insan iginde sigara igiyorlar. Oyle bir ifade kullaniyorlar ki, bu 



138 YAZILARIM 

ejitlige inanan herkes suregiden tartijmada onlari desteklemek zorunda kaliyor. ^unkij, "ozgijrlijk" 
me^aleleri. Yani, butijn Amerikan paralarmm ustunde ne vardir? 

OzgurliJk! 

OzgiJrluk heykelinin tuttugu me5ale, dikkat edin biJtun bunlar igige giriyor. Duygular var, hatiralar 
var, rasyonel bir ifade var. ^ok fazia duygusallik tajisa da, rasyonel diJzeyde bir aniam ifade ediyor. 
Hepsi bir arada. Sonra ertesi giJn bu olay sadece New York gazetelerinde degil, 

Bir grup geng kiz "OzgiJriuk" ifadesi" olarak sigara dumani uflijyor biJtun Amerika'da ve diJnya ba- 
sininda yer aliyor. 

Bir grup geng kiz "OzgurliJk" ifadesi" olarak sigara dumani ufliJyor Bu noktadan sonra, kadinlara si- 
gara satiji artmaya bajiadi. Bir tek sembolik reklamla, sigara igen kadinlar toplumsal kabul gordij. 
Bernays'in yarattigi dijjunce 5uydu, eger bir kadin sigara igiyorsa, bu onun daha guglij ve bagimsiz 
oldugunu gosteriyordu. 

§ANSLIVURGUN 

Bu dijjunce hala etkinligini surdiJruyor. Bana sari! sevgilim, saril. Bu olayin ardmdan Bernays, in- 
sanlarin arzulari ve hisleriyle iJrunierin baglantisini kurunca, insanlari irrasyonel bir jekiide davranma- 
ya ikna etmenin mumkun oldugunu aniadi. Sigara igmenin kadmlari daha ozgijr kildigi fikri, tama- 
men irrasyoneldi. Ama buna ragmen kadinlar daha bagimsiz hissettiler. Bu 5U aniama geliyordu, gok 
alakasiz nesneler, sizin bajkalari tarafindan nasil goriJlmek istediginize dair duygusal simgeler ta§idi- 
ginda, gok guglij hale geliyorlardi. Eddie Bernays junu gordu, Bir urunij satmak igin, 

PETER STRAUSS: Bernays'in elemani 1948-52 

Akia hitap etmek yanli§. Yani, "Bir araba almaniz gerekir" demeyeceksiniz. "Eger bu arabayi alir- 
saniz, iyi hissedersiniz" demek gerekiyor. Sanirim Bernays, insanlarin sadece bir jey satin almadikla- 
rini, duygusal veya kijisel olarak iJrun veya hizmete kendilerini bagladiklarini ilk fark eden kijiydi. Yeni 
bir elbiseye ihtiyaciniz oldugunu dijjunmek degil mesele. Yeni bir elbiseyle daha iyi hissetmek. Bu, 
Bernays'in gok ciddi aniamda bir katkisidir. BugiJn bu du$unce herkese malum olmu$ durumda, ama 
sanirim ilk fikir ondan (ikti. 

Urun veya hizmete duygusal baglilik du$uncesi. Bernays'in yaptiklari karjisinda Amerikan jirketleri 
5a§kina dondiJler. Savajtan zengin ve gijglu olarak gikmijlardi, ama endijeleri gittikge artiyordu. Seri 
uretim teknolojisi, sava$ sirasinda iyice geli$mi$ti. Artik iJretim bantlarindan milyonlarca iJrun akiyor- 
du. FazIa iJretim tehlikesinden korkuyorlardi. Bir gun oyle bir noktaya geleceklerdi ki, insanlar yeterii 
ijrune sahip olacak, artik bir $ey satin almayacaklardi. O noktaya kadar, iJrunlerin buyiJk kismi kitlele- 
re halen ihtiyag temelinde satiliyordu. Zengin kesim liJks mallara uzun siJredir alijmijti. 

"Akmtiya kar$i dururlar" 

Milyonlarca Amerikali ijgi sinifi igin, "Sokaklari surekli adimlarken" iJrunlerin bijyuk boliJmu ihti- 
yaglar olarak pazarlaniyordu. 

"Saf ipek" i$te giyilecek gorap 

"DAYANIKU" diyerek ayakkabi, kiJlotlu gorap, hatta araba gibi iJrunler i§levine ve dayanikliligina 
vurgu yapilarak pazarlaniyordu. 

Walter:Yeni arabami aldigina bahse girerim! 

Bu reklamlarin amaci, sadece insanlara iJrunun pratik degerini gostermekti, o kadar. 

"i§te burada!" 

"Yeni Ford'unperformansma dair bir ders" 

§iRKETLER FARK EUi Ki, AMERIKALILARIN BUYUK BOLUMUNUN URUNLER HAKKINDAKI DU§UNME 
BiCiMLERiNi DEGi§TiRMELERi GEREKIYORDU. 

Onde gelen Wall Street bankacilarindan, Leahman Brothers'tan Paul Mazer, yapilmasi gereken ko- 
nusunda gok agikti. 

"AMERiKA'YI iHTJYAC KULTURUNDEN ARZU KULTURUNE DONU§TURMEMiZ GEREKJYOR," diye 
yaziyordu. insanlar arzulamak igin egitilmeliydi, yeni jeyler istemelilerdi, hem de eskisi heniJz tama- 
men bitmeden. Amerika'da yeni bir dijjunce yapisi yaratmaliyiz. insanlarin arzulari, ihtiyaglarini gol- 
gede birakmali. O donemden once, Amerikali tijketici diye bir $ey yoktu. Amerikali i$gi vardi. 



YAZILARIM 139 
139 YAZILARIM 

PETER SOLOMON: Yatirim Bankacisi Ve Amerikali sermaye sahibi 

Yatirim Bankacisi, bunlar iJretiyor, biriktiriyor, 

Yatirim Bankacisi, yemek zorunda olduklan 5eyleri yiyordu. Yatirim Bankacisi insanlar neye ihtiyaci 
varsa onu satin aliyordu. Zenginler ihtiya^lari olmayan $eyleri satin almi$tir beiki, ama gogu insan 
almiyordu. Ve Mazer, bunun kirilmasini ongordij. Aslinda ihtiyag duymadiginiz jeylere sahip olacakti- 
niz, istediginiz jeylere, ihtiyaglarin ziddi aniaminda. §irketler adina bu mantaliteyi (zihniyeti) degijtir- 
mek igin merkezde duran adam, Edward Bernays idi. Bernays Amerika iginde, 

STUART EWEN: Halkia Jliskiler Tarihcisi 

§irketler agisindan kitlelere etkin bir jekilde hitap edebilmek igin psikolojik teoriyi en temel unsur 
olarak herkesten gok merkeze koyan kijidir. Her gejit ticari yapilanma ve sati? organizasyonu, Sig- 
mund Freud igin hazir kita bekliyordu. Yani, insan zihnini neyin motive ettigini ogrenmeye gok heves- 
liydiler. Kitlelere iJrun satma konusunda Bernays'in kullandigi tekniklere karji oldukga agikti hepsi. 

20. YUZYIUN BA^LARINDAN JTJBAREN, NEW YORK BANKALARI AMERJKA'NIN HER YERJNDE SU- 
PERMARKET ZiNCiRLERi KURULMASI J^iN FON SAGLADILAR. 

Bu marketler, seri iJretim mallarinin sati? magazalari olacakti. Ve Bernays'in i§i de, yeni mu§teri ti- 
pini olujturmakti. Bernays, bugiJn kitle halinde tiJketicileri ikna edebilmek igin kullanilan birgok yon- 
temi yaratmaya bajladi. 

William Randolph Hurst'iJn yeni kadin dergilerini pazarlamasi igin gorevlendirildi. 

Bernays, bajka mijjterilerinin iJrettigi iJrunleri dergi yazilari ve reklamlaria, halihazirda mu§terisi 
olan Clara Bow gibi iJnlu film yildizlariyla birlejtirerek kadinlari buyiJledi. Bernays ayni zamanda film- 
lerin iginde uriJn tanitimini ba5latti. Kendi temsil ettigi firmalarin kiyafet ve miJcevherlerini, filmlerin 
galasinda (ongosterim) yildizlarin iJzerine giydirdi. Kendi iddiasma gore, araba iJreten §irketlere, erkek 
cinselliginin simgeleri olarak araba satabileceklerini soyleyen ilk kijiydi. 

Dr. DONALD A. LAIRD: Danisman Psikolog 

BERNAYS, BAZI URUNLERIN INSANLARA IyI GELECEGiNi SOYLEYEN RAPORLAR YAZMALARI iglN 
PSiKOLOGLARA PARA VERDI. Sonra da bunlarm bagimsiz (ali$malar oldugunu iddia etti. Supermar- 
ketlerin iginde moda gosterileri diJzenledi. UnliJlere para vererek gok temel ve yeni bir mesaji tekrar- 
latti: 

"Satin aldigmiz $eyleri sadece ihtiyagtan almadmiz, kendinizi nasi! gdrdijgunuzu ba$kalarina gds- 
termek i^in de aldiniz." 

"Kiyafetlerin bir psikolojisi vardir, bunu hi( du$undunuz mij?" 

MRS STILLMAN: 1920'lerin Unlu Pilotu 

Karakterinizi nasil yansitiyorlar? Hepiniz ilging karakterlere sahipsiniz, ama bazilariniz bunu gizli- 
yor. Neden hep ayni jeyleri giydiginizi merak ediyorum, hep ayni japkalar, ayni ceketler. Eminim ki 
hepiniz gok ilgi gekicisiniz, harika ozellikleriniz var. Ama sokakta sizlere bakinca, hepiniz ayni gorunij- 
yorsunuz. i§te bu yiJzden size kiyafetlerin psikolojisinden bahsediyorum. Kendinizi kiyafetin iginde 
daha iyi ifade etmeye galijin. Gizli kaldigini dujundijgunuz jeyleri meydana gikarin. Merak ediyorum, 
kijiliginize hi? bu agidan baktiniz mi? 

Size bazi sorularim olacak. 

Neden kisa etek seviyorsunuz? 

Ah, (unkij gorecek daha fazia $ey oluyor. Daha (ok $ey gormek mi? 

Bunun size ne faydasi var? 

insani daha gekici kiliyor. 1927 yilinda Amerikali bir gazeteci joyle yaziyordu: 

"Demokrasimize bir yenilik geldi, buna tijketiciiik adi veriliyor." 

"Amerikali vatanda$larin ijlke a^ismdan onemi artik vatanda$lik degil, tijketiciiik." (En iyi gok pa- 
ra harcayan vatanda?) 



140 YAZILARIM 

Gittik^e yijkselen tijketicilik dalgasi, borsada patlama yaratti. Ve yine Edward Bernays i§in igine 
girerek, kendi temsil ettigi bankalardan kredi alarak siradan insanlann da hisse senedi almasi gerektigi 
gibi yeni bir fikri pazarlamaya bajladi. Ve yine milyonlarca insan onun tavsiyesini dinledi. UriJnlere, 
fikirlere v.s. kar§i insanlann kitleler halinde (PETER STRAUSS: Bernays'in gaiijani 1948-52) nasil tepki 
verecegini gok iyi bilen biriydi Bernays. Fakat politik aniamda dujiJnursek, sokaga gikacak olsa, etrafi- 
na ijg kiji toplayip da kendini dinletebilecegini hig sanmiyorum. DiJjunceierini kolay ifade edemezdi, 
biraz komik bir tipi vardi ve insanlara birebir uiajmak gibi bir dijjuncesi hig yoktu. Hig olmadi. insanlar 
hakkinda teker teker dijjunmez, konujmazdi. insanlari binlerce kijiiik gruplar olarak gorurdij. Yani, 
benim onunia hig ijim olmazdi. 

Bernays kisa siJrede kalabaliklarm zihinlerini okuyan adam olarak iJn kazandi. 1927 yilinda ba5kan 
onu aradi. Balkan Coolidge sessiz sakin bir adamdi. Ulkede espri konusu haline gelmi^ti. Basinda 
duygusuz ve espriden aniamayan bir portresi vardi. Bernays'in goziJmu, iJrunlerle yaptigi jeyin aynisi- 
ni yapmak oldu. 34 iJnlu film yildizini Beyaz Saray'i ziyaret etmesi igin ikna etti. ilk kez siyaset halkia 
ilijkilerle bir araya gelmijti. ilk kez siyaset halkia ilijkilerle bir araya gelmi§ti. 

UNLU DOSTLARIN ZiVARETJ 

EDWARD BERNAYS: Roportaj 1991 

Kijileri siraya dizdim ve "Adiniz nedir?" diye sordum. Adam "A! Jolson" diyordu. Ben de "Sayin 
Balkan, A! Jolson." diyordum. Ertesi giJn Amerika'daki biJtun gazetelerin birinci sayfasinda bu olay 
yer aldi. 

"Balkan Coolidge Beyaz Saray'da Oyunculari Agirladi." 

The Times'in attigi bajlik joyleydi: 

"Balkan Neredeyse GuldiJ." 

Herkes memnundu. Ancak Bernays Amerika'da zengin ve gijglu hale gelirken, Viyana'daki amcasi 
felaketle karji karjiyaydi. Avrupa'nin buyiJk boliJmunde yajanan enflasyon ve ekonomik kriz Viyana'yi 
da sarsmi§ti. Freud'un biJtun serveti erimi§ti. iflasin ejigindeyken, yegenine mektup yazarak yardim 
istedi. Bernays ise, Freud'un galijmalarmi Amerika'da ilk kez yaymlamak igin yola koyuldu. Amcasina 
degerii dolarlari gondermeye bajladi. Freud bu paralari yabanci bir bankada gizli hesapta tutuyordu. 
Bernays Freud'un ajansiydi diyebiliriz, kitaplarini bastiriyordu. Evet, elbette kitaplar basilmaya bajla- 
yinca, Eddie kendini tutamayip onlari pazarlamaya galijti. Herkesin okudugunu gormek, tartijma ya- 
ratmak istiyordu. 

"Freud'un seks liakkmda ne dedigini duydun mu?" lafini yaymak, "Sigara neyi simgeliyor?" gibi 
gejitii tartijmalar. 

BiJtun bu hikayeler nasil yayildi saniyorsunuz? 

Akademisyenler tutup da bu laflari yaymadilar iJlkeye herhalde. Eddie Bernays yaydi. Ardindan 
Freud kabul gordij. Asil jimdi bir mijjteriye gidip de, "Evet, Siggy Amca" diye bahsetmek aniamli ol- 
du. Aniatabiliyor muyum, pazarlamadan sonra mana kazandi. Ama junu unutmayin, Eddie oncelikle 
Siggy Amca'yi Amerika'da yaratti. Sonrasinda kabul gormesini sagladi. En sonunda da, Siggy Amca'yi 
sermayelejtirdi. 

Tipik Bernays performansi. 

Bernays bir yandan Freud'a kendini Amerika'da tanitmasini tavsiye ediyordu. Cosmopolitan dergisi 
igin amcasindan "Bir Kadinin Evdeki Zihinsel Yeri" ba§likli bir yazi istedi. Bernays bu derginin de tem- 
silcisiydi. Freud sinirden gildirmijti. "Boyle bir fikir du$unulemez," demijti. ^ok kaba bir teklifti, zaten 
Amerika'dan nefret ediyordu. Freud insanlik hakkinda gittikge daha kotiJmser oluyordu. 1920'lerin 
ortalarinda yazin Alplere gekiliyordu. Berchtesgaden bolgesindeki eski bir otel olan Moritz Pansiyo- 
nu'nda kaliyordu. §imdilerde otelden kalintilar var. Freud "grup davrani§i" hakkinda yazmaya bajladi. 
insanlardaki bilin(di$i saldirgan gijgierin, kitleler lialinde olunca ne kadar kolay tetiklendigini soylij- 
yordu. Freud, daha once insanlardaki saldirgan iggiJduleri yeterince dikkate almadigini du§unuyordu. 
ilk dij^undugunden gok daha tehlikeliydi bu gij^ler. I. DiJnya Sava$i'nin ardindan, Freud tarn bir 
kdtijmser oldu. insanin imkansiz bir yaratik oldugunu dijjunuyordu. 

Dr. ERNST FEDERN: Viyanali Psikanalist 

insan ajiri sadist ve kotij bir tiJr. Ve insanin geli§ebilecegine inanmiyordu. insan vahji bir hayvandi. 



YAZILARIM 141 

141 YAZILARIM 

dunyadaki en vahji hayvan. ijkenceden ve oldiJrmekten zevk aliyorlardi. Freud insanlan sevmiyordu. 
Freud'un eserleri Amerika'da yayinlaninca, 1920'lerin gazetecileri ve entelektiJelleri arasinda siradiji 
bir etki birakti. En (ok etkilendikleri ve korktuklari $ey, Freud'un (izdigi tabloda, modern toplumun 
hemen altinda gezinen tehlikeli gij^lerdi. Bu gugler kolaylikia ta^kin kalabaliklar ortaya gikarabilir, 
hukiJmetleri bile devirebilirdi. Rusya'da olanlarin kaynaginda bu gijglerin olduguna inanmijlardi. ^o- 
guna gore bunun aniami, demokrasinin temel prensiplerinden birinin yanli? olmasiydi. insanlarin ras- 
yonel bir temelde karar alma yetenegi olduguna giJvenmek imkansizdi. 

Onde gelen siyaset yazarlarindan Walter Lippmann, eger insanlar irrasyonel bilingdiji gijgler tara- 
findan yonlendiriliyorsa, o zaman demokrasiyi yeniden dijjunmek gerektigini savunuyordu. "§a§kin 
guruh" dedigi kalabaligi yonetecek yeni bir elit kesime ihtiyag oldugunu soyledi. Bu i? psikolojik tek- 
niklerle yapilabilirdi. Kitlelerin bilingdiji duygulari kontrol edilmeliydi. Bir yanda Walter Lippmann var, 
muhtemelen Amerika'nin gelmi? gegmi? en etkili siyasi dujiJnurudur, aslinda diyor ki, 

"kitle zihninin temel mekanizmasi sa^maiik, irrasyonalite ve hayvanliktir. Siradan insanlan so- 
kaktaki kalabalik olarak gorijyor, onlarin zihinleriyle degil omurilikleriyle hareket ettigini soylijyor- 
du. Medeniyetin altinda gezinen bilin(di$i i^gudiJsel dijrtuler, hayvansal diirtulerden bahsediyor- 
du." 

Boylece, psikoloji bilimine kitle zihninin ijleyi? mekanizmalarini inceleyen bir alan muamelesi 
yapmaya bajladilar. Ozellikle de amaglari, toplumsal kontrol stratejilerini bu mekanizmalara nasil 
uygulayacaklarini bulmakti. Edward Bernays, Lippmann'in fikirlerinden gok etkilenmijti. Bu fikirleri 
kullanarak kendini one gikarabilecegini dijjundu. 

1920'lerde Bernays, Lippmann'in istedigi jey igin teknikler geli§tirdigini iddia ettigi bir dizi kitap 
yazmaya bajladi. insanlarin igsel arzularini harekete gegirip onlari tiJketim uriJnleriyle tatmin ederek, 
kitlelerin irrasyonel gijglerini yonetmek igin yeni biryol yaratiyordu. Bunun adina da "riza mijliendis- 
ligi" diyordu. Babama gore demokrasi muhtejem bir kavramdi. Ama etraftaki butiJn kitlelerin giJveni- 
lir bir karar verebilecegine inandigini sanmiyorum. 

ANN BERNAYS: Edward Bernays'in kizi 

COK KOLAY BiR ^EKILDE ONLAR YANLI§ KI^IYE OY VEREBIUR, YANLI§ §EYi iSTEYEBJURDJ. O 
YUZDEN YUKARIDAN YONLENDIRMEK GEREKJYORDU ONLARI. BJR BAKIMA AYDINLANMI§ DESPO- 
TiZM DiYEBiLiRiZ. JNSANLARIN ARZULARINA VE PARK EDJLMEMJ^ OZLEMLERJNE, BOYLE §EYLERE 
HiTAP EDiYORSUNUZ. EN DERJN ARZULARINA, EN DERJN KORKULARINA DALIP, ONLARI KENDi 
AMAQLARINIZ UGRUNA KULLANABJLJYORSUNUZ. 

Sonra, 1928'de Bernays ile ayni fikirde olan bir bajkan geldi. Balkan Hoover, Amerikan yajam tar- 
zinin merkezindeki motorun tijketiciiik oldugunu agik^a telaffuz eden ilk siyasetgiydi. Segildikten 
sonra, bir grup reklamci ve halkia ilijkilerci'ye joyle dedi: 

"Siz arzu yaratma meslegini edindiniz, insanlan sijrekli hareket eden mutluluk makinelerine dd- 
nu$turdunuz. Bu makineler ekonomik bijyume i^in vazge^ilmez oldu." 

1920'lerde ortaya gikmaya bajlayan bu yeni fikir, kitlesel demokrasiyi yiJrutme tarzini aniatiyordu. 
MERKEZJNDE TUKETEN BJREYvardi. Bu birey hem ekonominin yuriJmesini sagliyor, hem de mutlu ve 
uyumlu davraniyor, yani dengeli bir toplum yaratiyordu. 

STUART EWEN: Halkia lliskiler Tarilicisi 

Hem Bernays'in, hem de Lippmann'in KJTLELERJ YONETME KAVRAMLARI, demokrasi fikrini aliyor 
ve onu gegici bir jeye, insanlara iyi hissetmeleri igin ilag vermek gibi, acil isteklere ve acil acilara mij- 
dahale edecek, ama nesnel ko§ullari zerre kadar degijtirmeyecek bir jeye d6nu§turuyor. Yani ger^ek 
demokrasi, demokrasi fikrinin temelinde yatan jey, iktidar ili$kilerini degi$tirmektir, tarih boyunca 
diJnyayi yonetmi? olan iktidarlari. Bernays'in demokrasi anlayi§i ise, iktidar ilijkilerini korumaya yone- 
likti. Hatta bunu, halkin psikolojik hayatini etkilemek pahasina yapiyordu. Aslinda kafasinda bunun 
gerekli olduguna inaniyordu. irrasyonel benligi etkilemeye devam ederseniz, yoneticiler yapmak iste- 
diklerini yapmaya rahatga devam edebilirler. 



142 YAZILARIM 

Bernays artik i§ diJnyasi segkinleri arasinda merkezi bir figiJr olmujtu. Bu segkinler, Amerikan top- 
lum ve siyasetine 1920'lerde hakim olmujlardi. Epey zengin de olmujtu. New York'un en pahali otel- 
lerinden birinin suitinde ya§iyor, burada sik sik partiler veriyordu. Aman yarabbim, Sherry Netherland 
otelinin en iyi k65esindeki suitte yajiyordu. Bu muhtejem evde, biJtun pencereler Central Park'a ve 
plazalara bakiyor. Tam kojedeki bu evi suareler diJzenlemek igin kullaniyordu. Belediye bajkani geli- 
yordu, biJtun medya patronlari geliyordu, siyasi liderler, i? diJnyasindan yoneticiler, sanatgilar. Yani, 
"kim kimdir" partisiydi bunlar. insanlar Eddie Bernays'i tanimak istiyorlardi. ^unkij onun kendisi bir 
tiJr unlij haline geimijti. Olmayan jeyleri olduran bir gejit buyucij gibiydi. Herkesi taniyordu, belediye 
bajkanini, senatorij, siyasetgilerle telefonda gorijjuyordu. Sanki yaptigi i? dolayisiyla gergekten yiJk- 
selmi? gibiydi. 

Tamam, yiJkselsin, fakat bu gevresindeki insanlar igin katlanilacak bir §ey degildi. Ozellikle de di- 
gerlerinin aptal gibi hissetmesine neden oluyordu. Yaninda (ali$an ki$iler aptaldi, (ocuklar aptaldi, 
eger insanlar bir i$i onun gibi yapmiyorsa, onlar da aptaldi. Bu kelimeyi surekli, durmadan kullanirdi. 
Budala ve aptal. 

PEKi KiTLELER? 

Onlar da aptaldi. Ancak Bernays'in gucij ciddi bigimde yok olmak iJzereydi. Hem de kontrol etmek 
igin higbir jey yapamadigi irrasyonel bir insan davraniji yuziJnden. 1929 Ekim ayinin sonunda, Bernays 
buyiJk bir ulusal organizasyon diJzenledi. AmpuliJn icadinin 50'inci yilini kutlamak istiyordu. Bajkan 
Hoover, buyiJk jirket patronlari, John D. Rockefeller gibi bankacilar, hepsi Amerikan i? diJnyasinin 
gucunij kutlamak igin Bernays tarafindan gagrilmijti. Fakat daha toplanirlarken haberler gelmeye 
bajladi. New York borsasindaki hisseler feci bir jekilde deger kaybediyordu. 1920'lerde spekiJlatorler 
milyarlarca dolar borg almi^ti. Bankacilar ise, piyasa krizlerinin artik ge^mi^te kaldigmi, yeni bir do- 
nem ba$ladigini soyleyip duruyordu. Fakat yanildilar. YA§ANAN §EY, TARiHTEKi EN BUYUK BORSA 
KRJZJYDi. Yatirimcilar panige kapilmijti. Acimasiz bir kizginlikia, hig dijjunmeden ellerindeki hisseleri 
satiyorlardi. Ne bankacilar, ne de politikacilar bu kadar sati§i kar§ilayabilecek sermayeye sahipti. 

Ve 29 EKiM 1929'DA, BORSA QOKTU. 

Bu gokijjun Amerikan ekonomisine miJthi? bir zarari oldu. KugiJlme ve ijsizlik sonucu, milyonlarca 
Amerikali ijgi ihtiyaglari olmayan jeyleri almayi biraktilar. Bernays'in gok buyiJk gabalaria gergekle?- 
tirdigi tiJketim patlamasi yok olmujtu. Hem kendisi, hem de halkia ilijkiler meslegi gozden dijjtu. 
Bernays'in kisa suren iktidari bitmi§ gibi gorunijyordu. Wall Street'in (okmesi, Avrupa'yi da ?ok kotij 
etkilemi$ti. Boylece, yeni demokrasilerde gitgide bijyuyen ekonomik ve siyasi krizler daha da yogun- 
lajti. Hem Almanya hem de Avusturya'da, farkli siyasi partilerin silahli kanatlari arasinda §iddetli so- 
kak kavgalari oluyordu. Bu sirada fene kanserine yakalanan Freud, gokij? karjisinda yine Alplere ge- 
kilmi^ti. "Uygarligm Huzursuzlugu" adii bir kitap yazdi. 

Kitap, medeniyeti insanligm ilerlemesinin bir gostergesi olarak goren aniayija karji bir saldiri nite- 
ligindeydi. Freud "Tam aksine, medeniyet insanlarm igindeki telilikeli hayvani gijgleri kontrol etmek 
i^in olu$turulmu$tur." Diyordu. 

Freud USTU KAPALI OLARAK, DEMOKRASJNJN MERKEZJNDE YER ALAN BJREYSEL OZGURLUK 
JDEALiNiN JMKANSIZ OLDUGUNU SOYLUYORDU. JNSANLAR HJCBJR SURETTE KENDJLERiNJ GERQEK- 
TEN JFADE ETMEMEUYDJ, QUNKU BU QOK TEHUKEUYDJ. HER ZAMAN KONTROL EDJLMELJ, YANi 
HEP HUZURSUZ OLMALIYDILAR. 

insanlik medeni olmak istemiyor ve medeniyet huzursuzluk getiriyor. Fakat bu liayatta kalmak 
i^in gerekli, aksi halde ya$ayamazdik. Yani insan liuzursuz olmaliydi, gunkij onu smirlar iginde tut- 
manin tek yolu buydu. 

insanligm ejitligi hakkinda Freud ne dijjunuyordu? 

Buna inanmiyordu. Bizim partimiz vardi ve Hitler dedi ki: 

"Bu partiler yok edilmeden Almanya'dan balisedemeyiz." 

Bu dogru. 32 tane partiniz olamaz. Sonra dediler ki, bu komediyi bitirecek tek bir insan vardir. 
Freud kotiJmserlikte yalniz degildi. 1920'lerde demokrasiye karji duyulan giJvensizlik arttikga Adolf 
Hitler gibi siyasetgiler ortaya gikti. Naziler demokrasinin tehlikeli oldugunu dujunijyordu. ^unkij ben- 
cil bir bireyciligi ortaya gikariyordu, fakat bunu kontrol edecek araglara sahip degildi. Hitler'in partisi. 



YAZILARIM 143 

143 YAZILARIM 

Nasyonel Sosyalistler, propagandalarmda demokrasiyi kaldiracaklari sozunij vererek secimlere girdi. 

CunkiJ demokrasi, kaosa ve issizlige vol aciyordu. 

"Demokratik partiler, dunyada bir cennet sozij verdiler. 38 parti, 6 milyon i$siz 30 Temmuz 
1933" 

1933 Mart'mda Nasyonel Sosyalistler Almanya'da iktidara geldi. 

insanlari farkli bir $ekilde kontrol altina alacak bir toplum yaratmak igin yola (iktilar. ilk yaptikla- 
n ijlerden biri !§ dunyasini kontrol altina almak oldu. Gelecekte uretim planlamasi devlet tarafindan 
yapilacakti. Amerika'daki gokijjun gosterdigi gibi, serbest piyasa gok riskliydi. ijgilerin bo? zamani bile 
"Keyifli gijf" adinda bir organizasyon yoluyla devlet tarafindan planlandi. Sloganlarindan biri "Ben 
degil hizmet" ti. Ancak Naziler, bunu eski otokratik kontroliJn bir gejidi gibi gormijyordu. Bu, demok- 
rasiye karji yeni bir alternatifti. Kitlelerin hisleri ve arzulari yine merkezde olacak, ama oyle bir yon- 
lendirilecekti ki, biJtun ulus birlik olacakti. 

Bunun oncij temsilcilerinden biri Propaganda Bakani Joseph Goebbels idi. Silahlara dayali bir ikti- 
dar iyi bir jey olabilir. Ama eger, ulusun kalbini kanatlandirir ve duygulari ayakta tutarsaniz, daha 
iyisini yaparsiniz. Goebbels buyiJk gosteriler diJzenledi. Ona gore bunlarin i§levi, "ulusun zihnini bir- 
le$tirerek ayni jeyi du§unmek, hissetmek ve arzulamak"ti. Amerikali bir gazeteciye yaptigi agiklama- 
da, ilham aldigi kijilerden birinin Freud'un yegeni Edward Bernays oldugunu soylemijti. Freud, kitle 
psikolojisi iJzerine galijmasinda, boyle kitleler arasinda insanlarin igindeki korkung irrasyonalitenin 
nasil ortaya gikabilecegini agikliyordu. Arzunun "libidinal" dedigi derin gijgleri lidere yonelirken, sal- 
dirgan iggiJduler grubun dijinda kalanlara yoneltiliyordu. Freud bunu bir uyari niteliginde yazmijti. 
Ama Naziler bile bile bu gijgleri destekliyordu, gunkij bunlari yonetip kontrol altina alacaklarini dijju- 
nijyorlardi. 

ViYANA 

Freud, kitlelerin libidinal gijglerle birbirine baglandigini soylijyordu. 

Dr. LEOPOLD LOWENTHAL: Freudiyen Psikanalist 

Birbirlerini seviyorlar ve dujiJnceleriyle hislerini jef iJzerinden yukariya dogru dagitiyorlardi. Libi- 
dinal gijgler nedir? 

Ajk gucij. 

"Nefretyokmu?" 

Hayir, o dijaridaki otekiye ybneliyor. 

ACHTUNGJUDEN (DIKKAT YAHUDILER) 

Bunlar kalabalik. Ihlamur agaglarinin altindan Wilhelm Caddesi'ne yukaridan bakiyordum. Binlerce 
insanin nasil toplandigmi gorijyordum. Hitler'in yanindan gegerken tamamen gildiriyorlardi. Bagirma- 
ya bajladilar. Ve o noktada aniadim ki, bu irrasyonel gijgler, Almanya'nm kontrol diji giJgleri, Almanla- 
rin igindeki gijglerfijkirmijti, dijari gikmijti. Gosteri sirasmda grup mar§larla ilerliyordu. 

FUHREREMRETBiZYAPALIM! 

KJTLE ve DAVRANI§I 

Amerika'da da ofkeli kalabaligin guciJ karjisinda demokrasi tehdit altindaydi. Borsanin gokmesinin 
etkileri felakete yol agmijti. Ofkeli kalabalik, felaketin sorumlusu olarak gordugij jirketlere kar§i ofke- 
sini yoneltmi?, §iddet artmaya bajlamijti. Sonra 1932'de yeni bir bajkan segildi. O da serbest piyasayi 
kontrol etmek igin devletin gucunij kullanacakti. Ama onun amaci demokrasiyi yok etmek degil, giJg- 
lendirmekti. Bunu yapmak igin, kitlelerle baja gikmanin yeni bir yolunu geli§tirecekti. 

BASKAN ROOSEVELT:Devir teslim toreni-Mart 1933 

Anayasal gorevim daliilinde, yarali bir dunyanin ortasmdaki yarali bir milletin ihtiyaci olan ted- 
birleri almak i^in hazirim. Milli buliranm halen kritik oldugu $u zamanda, sonradan kar$ima (ikacak 
olan belli gorevleri savu$turmayacagim. Kongreden istedigim, krize (are olarak elde kalan tek ara^- 



144 YAZILARIM 

tir; geni$letilmi$ yonetme yetkisi. (Kanun hukmunde kararname yetkisi) 

Boylece "New Deal" adi verilecek olan iktisat yasalan bajlamijti. Roosevelt, Washington'da bir 
grup geng planlamaci ve teknokrati bir araya getirdi. Onlara, ulkenin iyiligi igin buyiJk sanayi projeleri 
planlayip yonetme gorevini verdi. Roosevelt, borsanin gokmesinden sonra, modern endijstrjyel eko- 
nomileri artik serbest kapitalizmin yonetemeyecegini du§unuyordu. Bu !§ artik devletin ijiydi. BuyiJk !§ 
adamlari dehjete kapilmijti. Ama New Deal Nazilerin buyiJk ilgisini gekmijti, ozellikle de Joseph 
Goebbels'in. 

"Amerika'daki toplumsal geli$meleri yakmdan takip ediyorum. Balkan Roosevelt'in dogru yolu 
se^tigine inaniyorum. Tarihte bilinen en buyiJk toplumsal sorunlaria kar$i kar$iyayiz. Milyonlarca 
i$size 1$ bulmak zorundayiz ve bu i$ler ozel giri$imlere birakilamaz. Bu sorunu ancak hijkumetler 
gozebilir." 

Roosevelt de Naziler gibi toplumu farkli bir jekilde organize etmeye galijiyordu. Fakat Nazilerden 
farkli olarak, insanlarin rasyonel olduguna inaniyor ve yonetimde aktif rol oynayabileceklerini dijju- 
nijyordu. Roosevelt, siradan Amerikalilara bu politikalari aniatmanin mumkiJn oldugunu, onlarin go- 
rijjlerini dikkate alabilecegini dijjunuyordu. Bunu yapabilmek igin, Amerika'nin sosyal bilimcilerin- 
den George Gallup'un yeni fikirlerine ba$vurdu. Washington'daki New Deal'in en iyi okumasi kamu- 
oyu yoklamasi. UnliJ istatistikgi George Gallup, her hafta milletin ne dijjundugunu Princeton New 
Jersey'deki biJrosundan Washington'a aktariyor. New York'ta ise. Fortune dergisi analisti Elmo Roper, 
ulkenin nasil yonetildigiyle ilgili milletin olumlu ve olumsuz gorijjlerini yayinliyor. Gallup ve Roper, 
insanlarin bilin(di$i gij^lerin kolesi oldugunu ve dolayisiyla kontrol edilmesi gerektigini soyleyen 
Bernays'e katilmiyordu. Kurduklari kamuoyu ara§tirmasi sistemi, insanlarin ne istediklerini bilecek 
kadar giJvenilir oldugu fikrine dayaniyordu. Eger insanlarin duygularmi manipiJle etmeden, dogrudan 
hakiki sorular sorulursa, kamuoyunun fikrini ve davranijini blgijp tahmin edebileceklerini du§unuyor- 
lardi. 

Peki ya buna ne dersiniz? 

"Franklin P. Roosevelt'in New Deal programi, iJlke icin genel olarak kotij mij oldu?" (Dogru soru) 

Olmaz, o soru yonlendirici. Kendi iginde bir cevap oneriyor. §6yle olur mu? 

"§u anda Balkan Roosevelt'e kar$i olan duygularmiz, genel olarak olumlu mu, yoksa olumsuz 
mu?" (hileli soru) 

-Bu daha iyi. 

- Evet, bu daha iyi. 

GEORGE GALLUP Jnr: George Gallup'un oglu 

Bilimsel anketlerden once, bir^ok insan kamuoyu gdru$une gijvenilemeyecegini, irrasyonel ol- 
dugunu, bilgisizlige dayandigmi, kaotik, kuralsiz vs. oldugunu du$unuyordu. Dolayisiyla bu goru§ 
gozardi edilmeliydi. Ancak bilimsel anketle birlikte bence, insanlarin rasyonel oldugu anla$ildi, dog- 
ru karar verdikleri gorijldu. Bu sayede, ulkenin yonetiminde herkese soz hakki verilerek, demokratik 
yonetimlerin halktan gergek bilgi alma jansi oldu. Biliyorum, babam ilia ki halkin sesi Tanri'nm sesidir 
diye dijjunmezdi. Ama insanlarin sesinin rasyonel bir ses oldugunu, dinlenmesi gerektigini igten his- 
sederdi. Roosevelt'in yaptigi, kitleler ve siyasetgiler arasinda yeni bir bag kurmakti. Artik halk arzula- 
rini doyurarak yonetilen irrasyonel tiJketiciler degildi. Tersine, iJlke yonetiminde soz sahibi olan man- 
tikli vatandajlardi. 

1936'da Roosevelt tekrar secilmek icin aday oldu. Buyuk sirketler iJzerinde daha fazia kontrol 
kurma sozij verdi. Sirketlere gore bu, diktatorlugun ba$langiciydi. Roosevelt ozel giri$imlere engel 
oluyor ve ulkeyi nesiller boyu odenemeyecek bir borcun altina sokuyor. iyile$menin yolu, i$ dijnyasmi 
serbest birakmaktir. Ama Roosevelt, buyiJk bir zaferle yeniden secildi. Arkadaslar, bu sefer gercek- 
ten ortahgi kasip kavurduk. Bu zafer kar$isinda 1$ DUNYASI AMERJKA'DA JPLERJ YENJDEN ELE ALMAK 
iCJN KAR$I SALDIRIYA GECTJ. Sava$in merkezinde Edward Bernays ve kendi icat ettigi halkia ili$kiler 
meslegi olacakti. 

Segimlerden sonra i? diJnyasi bir araya geldi. ^ejitli tartijmalar yapmaya bajladilar. Ozel gorijjme- 
ler yapiliyordu, birbirlerine bu New Deal karjisinda ideolojik bir sava§ yiJrutmeleri gerektigini soylij- 



YAZILARIM 145 

145 YAZILARIM 

yorlardi. Bir taraftaki demokrasi fikrini, diger taraftaki ozel girijim fikriyle yeniden birlejtirmek gerek- 
tigini dujiJnuyorlardi. Bunu da, gunumuzde hala devam eden "Ulusal Ureticiler Birligi" jemsiyesi 
altinda yapacaklardi. Amerika'daki biJtun buyiJk jirketler bu kuruma ijyeydi. Agik agik buyiJk jirketler- 
le halk arasinda duygusal bag kurmayi hedefleyen kampanyalar ba§latildi. BuyiJk olgiJde Bernays'in 
yontemleri kullaniliyordu. Aslinda tamamen onun yontemleri. 

General Motors'un Hikayesi ilerleme Toreni General Motors, ilerleme toreni. Amerika'nin otoyol- 
larini ve egimli yollarini geziyoruz. Milyonlarca Amerikaliyi memleketlerine tajiyoruz. Modern sanayi- 
nin ardindaki buyuleyici hikaye. Kampanyada, Amerika'yi siyaset^iierin degil, $irketlerin kurdugunu 
aniatan dramatik hikayeler ijretiidi. Hepimiz igin daha iyi ya$am ko$ullari. 

Bernays, General Motors'un danijmaniydi, ama artik yalniz degildi. Kendi kurdugu endijstrj artik 
geni^lemi^ti. YiJzlerce halkia ili$kiler dani$mani mijthi; bir kampanya dijzeniedi. Sadece reklamlari 
ve reklam panolarini kullanmakia kalmadilar. GAZETELERJN EDJTOR SAYFALARININ igNE GJZU ME- 
SAJLAR SOKMAYI DA BACARDI LAR. 

Sert bir kavga oldu. Kampanyaya cevap olarak hijkijmet, basinin i; dijnyasi tarafmdan ahlaksizca 
ydnlendirildigini aniatan uyari filmleri hazirladi. Merkezdeki kotu adam, yen! bir figur olan halkia 
ilijkiler danijmaniydi. Sonra da amaglarini gergeklejtirmek igin tamamen perde arkasinda galijarak, 
halki yaniltmaya ve kandirmaya galijiyorlar. Halkin gikarlari agisindan boyle gruplarin amaci iyi veya 
kotij olabilir. Ama yontemleri, demokratik kurumlara karji ciddi bir tehlike arz ediyor. Filmlerde, so- 
rumlu vatandajlarin kendi bajlarina basini nasil izleyebilecekleri de aniatiliyordu. Haberlerde gizli 
garpitmalari tespit edip ijaretleyerek bir tablo olujturabilirlerdi. Fakat bu samimi giri$im, Edward 
Bernays'in gugiij hayalgijcu kar$isinda komik kaliyordu. Bir ijtopya yaratmak ijzereydi. Eger bu ger- 
(ekle$irse, Amerika'da serbest piyasa kapitalizmi yeniden ye$erecekti. 

"Gokkusagmm UstiJnde Bir Yerde" (slogan) 

1939 yilinda New York, DiJnya Fuari'na ev sahipligi yapti. Edward Bernays ba? danijmanlardan bi- 
riydi. Fuardaki ana temanin Amerikan i? dunyasi ile demokrasi arasindaki baglanti olmasi igin israrci 
oldu. Artik gelecege gok yakiniz. Fuarin merkezinde dev bir kubbe vardi. Bernays buna "Democracity" 
adini vermijti. Merkezdeki sergide. General Motors'un inja ettigi, Amerika'nin gelecegini gosteren 
hareketii kocaman bir model duruyordu. Bahama gore, DiJnya Fuari statiJkoyu korumakigin birfirsat- 
ti. 

ANN BERNAYS: Edward Bernays'in kizi 

StatiJko da, demokrasi iginde kapitalizmdi, demokrasi ve kapitalizm, o eviilik, o bag, ig ige. Bunu 
yaparken insanlari manipiJle etti ve kapitalist toplum dijinda bir yerde gergek demokrasi olamazmi? 
gibi gosterdi. Kapitalist toplum her jeyi becerebiliyordu. O muhtejem otoyollari yapiyordu. Herkesin 
evine hareketii resimlerden gotiJruyordu. Kablosuz telefonlar yapiyor, parlak spor arabalar. TiJketim 
odakliydi, ama komik bir jekilde, demokrasi ve kapitalizmin bir arada iyi gittigi sonucuna variyordu- 
nuz. 

DiJnya Fuari siradi$i bir ba$ariydi. Amerika'nin hayalgiJcunu etki altina aldi. Ortaya koydugu viz- 
yon, yeni bir demokrasi anlayi§iydi. §irketler, insanlarin en igten arzularma cevap buluyordu. Siyaset- 
giler bunu asia yapamazdi. Ama bu demokrasi ge^idi, insanlari Roosevelt gibi aktif vatanda; degil, 
pasif tijketiciler olarak gorijyordu. ^unku Bernays'e gore, kitlesel demokraside kontrolij saglamanm 
tek yolu buydu. iNSANLARIN SOZ HAKKI OLMASI DEGiL, JNSANLARIN ARZULARININ SOZ HAKKI OL- 
MASIYDI MESELE. iNSANLARIN SOZ HAKKI YOK, JNSANLAR BOYLE BJR ORTAMDA KARAR ALMA SURE- 
CiNDE Hie YER ALMIYOR. Yani, demokrasi aktif vatanda$lik du$uncesinden, pasif tiJketici halk dij- 
$uncesine indirgendi. 

TiJketici, iggiJdusel ya da bilingdi§i arzularia hareket ediyordu. Eger bu ihtiya? ve arzulari tetikleye- 
bilirseniz, onlardan istediginizi alabilirsiniz. Ancak, insanlarin rasyonel mi irrasyonel mi oldugu konu- 
sundaki iki g6ru§un miJcadelesi, Avrupa'daki olaylardan ciddi bigimde etkilenmek iJzereydi. Bu olaylar 
Freud ailesinin de kaderini degi§tirecekti. 1938 Mart'inda, Naziler Avusturya'yi istila etti. Bu olaya 
Anschluss (Almanya ve Avusturya Birlejmesi) deniyordu. Hitler Viyana'ya geldiginde, olaganiJstu he- 



146 YAZILARIM 

yecanli kitlesel bir pohpohlamayla karjilajti. Fakat heniJz jehre dogru giderken, perde arkasinda Nazi- 
ler sistematik bir tahrik bajlatmijti. Yeni buyiJk Almanya'nin dujmanlanna karji, kalabaligin nefretini 
ortaya gikardilar. Anschluss, dijjmanlara kar§i duyulan korkung nefretin patlamasiydi. Sozde diJjman- 
lar, ya da dijjman dedikleri jey her neyse. 

MARCEL FAUST: 1930'larin Viyana Sakini 

Yahudilerin tamamina kar§i ve Nazileri Avusturya'da istemeyen biJtun Avusturyalilara kar§i nefret. 

"Artik her jey mejru, ne isterseniz yapin," dediler. Onlar da yapti. Hirsizlik, gasp, cinayet, hangi bi- 
rini sayayim. 

Elbette bir de insanlarin ahlaki gokujij. Ahlaksizlikia normal davrani? arasinda ince bir gizgi vardir, 
gabucak yon degijtirebilirsiniz. Viyana'da §iddet ve suikastler arttikga, Freud jehri terk etmeye karar 
verdi. ingiltere'ye gitmeyi planliyordu, ama biliyordu ki birgok iJlke gibi ingiltere de Yahudi multecile- 
re giriji yasaklami$ti. Ama bekledigi yardim ingiltere'deki bir psikanalistten geldi, Ernest Jones'tan. 

Jones, igijieri Bakani Sir Samuel Hall ile ayni buz pateni kuliJbune ijyeydi. Hall'u ikna ederek 
Freud'a ingiltere'de galijma izni gikardi. 1938 Mayis'inda Freud, kizi Anna ve ailesinin diger ijyeleriyle 
birlikte Londra'ya dogru yola gikti. Freud Londra'ya geldiginde ingiltere savaja hazirlaniyordu. Hamps- 
tead'de bulunan bir eve kizi Anna ile yerlejti. Freud'un kanseri artik iyice ilerlemijti. 

1939 EyliJl ayinda, savajin patlak vermesinden ijg hafta sonra oldij. ikinci DiJnya Sava§i, hukiJmet- 
lerin demokrasiye ve yonettikleri insanlara bakijini tamamen degijtirecekti. 

ikinci bdlijmde, Amerikan hijkumetinin sava$in bir sonucu olarak, bijtijn insanlarin iginde vah$i 
tehlikeli gij^ier olduguna nasi! inandigmi gorecegiz. Bu gij^ier kontrol altina almmaliydi. Olum 
kamplarindaki korkung kanitlar, bu gijgler agiga giktiginda neler olabilecegini gosteriyordu. 

Sava? sonrasi Amerika'sinda, siyasetgiler ve planlamacilar, ayni tehlikeli gijglerin kendi halklarinin 
da iginde yattigina inandilar. Bu ig dijjmani kontrol etmek igin, Freud ailesinden yardim istediler. Ve 
her yola gelen Bernays, sadece Amerikan hukijmetiyie degil, CIA ile de gali$maya ba$ladi. Sigmund 
Freud'un kizi Anna da Amerika'da guciJnu artiracakti. ^unku ona gore, insanlara iglerindeki irrasyonel 
gijgleri kontrol etmeyi ogretebilirdik. Buradan, kitlelerin igsel psikolojik ya§amlarini yonetecek devasa 
hiJkumet programlari gikacakti. 



YAZILARIM 147 
147 YAZILARIM 
PDFsini iNDJR 

BEN ASRI JKiNCi BOLUM 

Gelin biraz rijyalardan konu§alim. Hepimizin hig farkinda olmadigi dijjunceleri vardir. Bu dujiJnce- 
ler, yetijkin benligimiz tarafindan hatirlanmak igin gok uygunsuz ve rahatsiz edicidir. Ustelik genellikle 
huzurunuz kaginrlar. YiJzeyin altinda gezerler, aynen volkanlann altindaki lavlar gibi. Rijya, bu du$un- 
celere giden ana yoldur. Bilingdijma giden ana yol. Sigmund Freud'un bilingdi^i hakkindaki du^unce- 
lerinin, sava? sonrasi Amerika'sinda kitleleri kontrol etmek amaciyla iktidarlar tarafindan nasil kulla- 
nildigini aniatacagiz. 

Politikacilar ve planlamacilar $una inaniyordu: Butun insanlarin iginde sakli, tehlikeli irrasyonel 
korkular ve arzular oldugunu soyleyen Freud hakliydi. Bu iggiJdulerin dijari gikmasiyla birlikte, Nazi 
Almanya'sindaki barbarlikia kar§ila§tigimizi du§unuyorlardi. Bunun yeniden olmasini engellemek igin, 
insan zihni igindeki bu gizli dijjmani kontrol etmenin yollarini aramaya koyuldular. Hikayenin merke- 
zinde, Sigmund Freud'un kizi Anna ve yegeni Edward Bernays bulunuyor. Bernays, halkia ili$kiler 
meslegini icat etmi$ti. Amerikan halkinin zihinlerini yonetmek ve kontrol altinda tutmak amaciyla 
gejitii teknikler gelijtirmek igin Amerikan hiJkumeti, bijyuk §irketler ve CIA tarafindan Freud ailesinin 
fikirleri kullanildi. iktidardakiler, demokrasinin i§lemesini saglamak igin tek yolun dengeli bir toplum 
yaratmak oldugunu, normal Amerikan yajaminin hemen altinda gezinen vah§i barbarligin bastirilmasi 
gerektigini dijjunuyorlardi. 

RIZA MUHENDiSLiGi 

Hikaye, II. DiJnya Sava§i'nin getin kavgasinin ortasinda ba§liyor. ^arpijmalar yogunlajtikga, Ameri- 
kan ordusu, askerler arasmda gok yiJksek oranda zihinsel g6ku§lerle kar§ila§ti. ^arpi$madan geri ?eki- 
len askerlerin % 49'u geri gdnderilmi$ti. ^ijnkij hepsinin akil sagligi bozulmu$tu. Umutsuzluk iginde- 
ki ordu, psikanalistlerin yeni fikirlerine bajvurdu. Deneyieri gizli kamerayla kayit altina aidiiar. 

Kayitlarda yazdigina gore ba§ agrilari gekiyormu§sun. 

- Bir de aglama nobetleri geliyormu?. 

- Evet efendim. Sanirim sizin meslekte nostaiji deniyor. 

- Ba§ka bir deyijie, sila hasreti. 

- Evet efendim. Sava§tan kisa sure once ba? gosterdi. 
Sevgilimin bir resmi elime gegti. Evet. 

- OziJr dilerim, devam edemeyecegim. 

- Sorun degil. 

Siradan insanlarin hislerine ve korkularma ilk kez birileri bu kadar ilgi gosteriyordu. Deneyin 
merkezinde, Orta Avrupa'dan gelen birkac miJlteci psikanalist vardi. Bunlar, projeyi yonetmek ve §e- 
killendirmek igin Amerikali psikiyatristlerle birlikte gali§tilar. 

Profesor MARTIN BERGMAN: ABD Ordusunda Psikanalist 1943-45 

Amerika'ya ilk geidigimde, psikiyatri servisinde askerlerle galijtim. Onlari rehabilite (iyilejtirme) 
ediyorduk. Dogu kiyisindan bati kiyisina trenle seyahat ettim. Muthi§ bir merakim vardi. ButiJn o kij- 
gijk kentlerde neler olup bitiyordu? Tren gegip gidiyordu oradan. Orduda gegirdigim yillardan sonra, o 
kugiJk kentlerde herkesin neler yaptigini iyice ogrendim. ^unkij oralardan gelen sayisiz insan gordiJm. 
Onlarin ozlemlerini, hayal kirikliklarini falan aniadim. Sanki birileri beni Amerika'nin tam kalbine giden 
ayricalikli bir geziye davet etmi§ti. Bunu bilerek yapmiyorum efendim, liJtfen bana inanin. GoriJyo- 
rum, inaniyorum sana. Duygulari agiga vurmak bazen gok iyi gelir. 

- Evet, umarim oyledir efendim. 



148 YAZILARIM 

- Elbette, iginde sikijip kalmaz. 

Peki, efendim, size karji 50k diJrust olacagim. Sevgilimi o kadar 50k seviyorum ki. Kendimi onemli 
hissettiren tek kiji oydu. Ve bbylece, onun yardimiyla sayisiz engeli birlikte ajtik. 

Sakin ol jimdi, sadece bir garpinti 

Psikanalistler, Freud'un geli$tirdigi yontemleri kullanarak askerleri ge^mi^lerine goturdijler. ^o- 
kijjlerin dogrudan garpijmalardan kaynaklanmadigi sonucuna vardilar. ^arpijma stresi, sadece eski 
gocukluk hatiralarmi canlandirmijti. Bunlar, askerlerin kendi jiddet dolu duygulari ve arzulanna dair 
hatiralardi. Onlari bastirmijlardi, gunkij gok korkung duygulardi. 

Derin nefes al, baja donelim, ne zaman . 

Psikanalistlere gore bu, Freud'un teorisini fazlasiyla kanitliyordu. Aslinda insanlari ilkel irrasyonel 
gugler yonlendiriyordu. II. DiJnya Sava$i (ok ciddi bi^imde yikici bir deneyimdi. ^unku gogu insanin 
hayatinda, irrasyonel olanin ne kadar buyiJk rol oynadigini kejfettim. §imdi rahatlikia diyebilirim ki, 
Amerika'da rasyonel ve irrasyonel arasindaki dengede, terazinin irrasyonel .yoniJnde gok agir bastigi- 
ni ogrendim. OlaganiJstu buyiJk bir mutsuzluk var, gok buyiJk acilar var. ^ok fazla. Reklamlarda izledik- 
lerimize bakarsak, gok gok iJzgun bir iJlke. ^ok fazla problemli bir iJlke. 

ZAFER! JAPONYATESLiM OLDU 

II. DiJnya Sava§i'nda zafer, demokrasinin bir zaferi olarak kutlandi. Fakat igten ige birgok politikaci, 
askerlerin analizinden gikan sonuglardan endije duyuyordu. Sonuglar gosteriyordu ki, her Amerikali- 
nin iginde irrasyonel ve jiddet dolu diJrtuler vardi. Almanya'da yajananlar da bunu dogrular gibiydi. 
^ok sayida siradan Alman, sava? sirasinda toplu katliamlarda sug ortakligi yapmi§ti. Bu gizli gijgler gok 
kolay agiga gikabiliyor, demokrasiyi yerle bir ediyordu. II. DiJnya Savaji sirasindaki deneyimler netice- 
sinde, politikaci ve planlamacilar juna kanaat getirdi: insanlar oldukga irrasyonel olabiliyordu. 

ELLEN HERMAN: Amerikan Psikoiojisi Tarihcisi 

Grupla§malar ve acemilikler yiJzunden, OngoriJlemeyen bir duygusallik vardi. insan ki§iliginin te- 
melinde yajayan bir tiJr kaos. Aslinda bu, toplumu zehirleyebilirdi. Sosyal kurumlara oyle bir zarar 
verebilirdi ki, biJtun toplum hasta olabilirdi. Almanya'da boyle oldugunu dijjunuyorlardi. irrasyonel 
olan, antidemokratik olan taraf saldiriya gegmi§ti. insan dogasinin inanilmaz olgiJde yikici olabilecegi 
g6ru§u vardi. Amerikalilar da ayni jekilde davranacak diye miJthi? iJrkuyorlardi. Ya da, o jekilde dav- 
ranma ihtimalleri var diye. Boyle bir jeyin tekrarlanmasini engellemek istiyorlardi. Yani ne lazimdi, 
demokratik degerleri igsellejtirebilen insanlar. Firtinada dik durabilecek insanlar lazimdi. Ve psikanaliz 
kendi iginde bunun olabilecegine dair bir umut tajiyordu. Yeni pencereler agiyordu. insanin igsel yapi- 
sinin nasil degijtirilecegini soylijyordu. Boylece yajama daha gok bagli olacak, bzgiJr olacak, demokra- 
siyi koruyacak ve taraf olacakti. 

Psikanalistler §una kanaat getirdiler: Hem bu tehlikeli giJcleri aniiyorlar, hem de onlari nasil kont- 
rol edeceklerini biliyorlardi. Bu yontemleri demokratik bireyler yaratmak icin kullanacaklardi. CunkiJ 
demokrasi kendi ba$ina bunu ba$aramami$ti. Bu dijjuncenin kaynagi sadece Sigmund Freud degildi. 
En geng kizi Anna da boyle dijjunuyordu. Sava? gikmadan hemen once babasiyla birlikte Londra'ya 
kagmijti. Babasi oliJnce, diJnyadaki psikanalitik hareketin bilinen lideri Anna Freud olmu$tu. (Babasi- 
nin toplumla paylajmadigi bazi bilgileri bildigini dijjunebiliriz.) Meslegini babasmin rijyasini gergeklej- 
tirmeye adamijti. Onun fikirlerini diJnya gapinda kabul ettirecekti. 

Sigmund Freud (1856- 1939) Psikanalizin kurucusu Freud hareketinin merkezinde Anna teyzem 
vardi. ^unkij kendi gabasiyla o noktaya gelmijti. 

ANTON FREUD: Anna Freud'un yegeni 

Bu §ekilde biliniyordu. Sadece onun kizi oldugu igin degil. ^ok galijti, bunun iJzerine gok ugrajti. 
Daha ziyade yasakgi biriydi. Bana karji sicak bir insan degildi. Opebileceginiz, sarilabileceginiz bir tey- 
ze degildi. Asia. ButiJn hayati psikanalizi yayginlajtirmak iJzerine donijyordu. Freud'un kendisi, psika- 
nalizin rolunij 56yle gorijyordu: insanlara kendi bilingdiji dunyalarini aniamalari igin yardimci olmak. 
Fakat Anna Freud'a gore, bireylere bu i^sei gij^ieri kontrol etmeyi ogretmek mijmkundu. Bu du^un- 
ceye Hepsinden ziyade, Dorotliy Burlingham adii yakin arkadajinin gocuklarini analiz ederken varmi?- 



YAZILARIM 149 

149 YAZILARIM 

tl. 

Dorothy Burlingham Amerikali bir milyonerdi. 1920'lerde kotij bir eviilikten kagmi§, gocuklarini Vi- 
yana'da Anna Freud'a getirmi§ti. MiJthi? bir anksiyete (endije- sikinti) ve saldirganliktan muzdaripti- 
ler. Ama Anna Freud, etraflarindaki diJnyayi degijtirerek gocuklari bu durumdan kurtarabilecegini 
dijjunuyordu. 

ilgilendigi MICHAEL BURLINGHAM: Dorothy Burlingham'in torunu 

Saniyordu ki, iglerine girip aslinda gevrelerine girip, gunkij daha gocuktu onlar. Kendilerine ait ba- 
gimsiz bir hayatlari yoktu. Aileleriyle ya da anneleriyle gorijjuyordu. Okullarina gidiyordu, biJtun ha- 
yatlarini etkileyebiliyordu. Gergek, yajadikiari diJnyayi. Hayatlarini degijtirmek igin. Onlara yardim 
etmek igin. insanlar gibi onlari da degijtirecekti? 

Sanirim o biraz, akiinin bir kojesinde onlari degijtirebiiecegini dijjunuyordu. Burlingham'in gocuk- 
larina yaptigi analizden sonra, ANNA FREUD igSEL DURTULERi NASIL KONTROL EDECEGINE DAIR BIR 
TEORi GELi§TiRDi. gOK BASiTTJ; gOCUKLARA TOPLUM KURALLARINA UYUM SAGLAMAYI OGRETE- 
CEKTi. Ama bu sadece ahlaki rehberlikten ibaret olmayacakti. Anna Freud'a gore, Burlingham'in go- 
cuklari gibi ki§iler, adab-i muajerete siki sikiya bagli kalmaliydilar. Boylece buyuduklerinde, zihinleri- 
nin ego adi verilen biiin^ii tarafi, bilin(di$ini kontrol altina alirken verdigi mijcadeiede bijyuk gijg 
kazanacakti. Fakat gocuklar uyum saglamazsa, egolari zayif kalacakti. O zaman bilingdijinin tehlikeli 
guglerinin merhametine kalacaklardi. Babamin vakasmda, onun e$cinsel olabilecegini du$unuyorlar- 
di. ^abalarinin buyiJk boliJmunu, babamin e§cinsel olmasini engellemek igin harcadilar. E§cinsel olsa 
da olmasa da, yani, ben 5U an bilmiyorum gergegi. 

Niye bunu engellemek istediler? 

CunkiJ bunu anormal gorijyorlardi, gelijimin normal bir yolu degildi. Toplumun normal kabul ettigi 
gizgide gelijmesini istiyorlardi. ^unkij bunu yapmadiklari takdirde, aniamadiginiz, farkinda bile olma- 
diginiz gijglerin esiri olabilirdiniz. Analiz gok biJyuk ba§ariyla sonuglanmi? gibi goriJnuyordu. 
1930'larda Burlingham'in gocuklari Amerika'ya dondij. §ehir dijina yerlejip mutlu eviilikler kurdular. 
Bilmedikleri bir jey vardi. Va^adiklari deneyim, Amerikan halkinin icsel zihin dunyasini kontrol etmek 
icin yapilacak devasa toplumsal deneyin ciki$ noktasi olacakti. 

ULKENiN AKILSAGLIGI 

1949'da Bagkan Truman, Ulusal Akil Sagligi Kanunu'nu imzaiadi. Kanun, dogrudan psikanalistlerin 
savajtaki bulgularina dayaniyordu. Askere alinan milyonlarca Amerikali, gizli anksiyete ve korkudan 
muzdaripti. Kanunun amaci, toplumu tehdit eden bu goriJnmez dijjmanla ba? etmekti. 

II. DiJnya Savaji asker alimlarinda ortaya gikan duygusal dengesizliklerin dehjet verici oraniyla sar- 
silan Kongre, 1946 yilinda Ulusal Akil Sagligi Kanunu'nu kabul etti. ilk kez akil hastaligi ulusal bir so- 
run olarak goriJldu. 

DR. ROBERT H. FELJX. bu yeni dev projenin baskani. 

OniJmuzdeki muazzam problemlerin fazlasiyla farkinda. Ulusal Akil Sagligi Programi'nin oncelikli 
gayelerinden biri, akil sagligi ve akil hastaligiyla ilgili bilimsel bilgilerimizi artirmaktir. 

§u an yapamiyoruz, neden? 

^unkij akil sagligi alaninda galijan sayisi gok az. Kanunu hazirlayan en bnemli ki§ilerden ikisi, Men- 
ninger kardejierdi, Karl ve Will. 

Will, sava5 sirasindaki psikoterapi deneylerini yurutmu§tu. §imdi kardejiyle birlikte yiJzlerce psiki- 
yatrist yeti§tirmeye bajlamijlardi. Menninger kardejiere gore, Anna Freud'un fikirlerini geni§ bir 61- 
gekte uygulamak mumkundij. ^ocuklardaki gibi, yeti§kinlere de uygulanabilirdi. Psikiyatristlerin iji, 
siradan Amerikalilara kendi bilingdiji giJdulerini nasil kontrol edeceklerini ogretmekti. Psikanaliz, daha 
iyi bir toplum yaratmak igin kullanilabilirdi. Dediklerine gore, psikanalitik dijjunce toplumun iyiligini 
saglayabilirdi. ^unkij zihinlerin ijleyi? bigimlerini degijtirebilirdiniz. 



150 YAZILARIM 

DR. ROBERT WALLERSTEIN: Psychoanalyst, Menninger Clinic 1949-66 

insanlann kendilerini ve ba§kalarini incitecek davrani§larini torpuleyebilirdiniz, bunun igin aniayi? 
kapasitelerini geli§tirmek yeterliydi. Bu vizyonu psikanaliz getirmi§ti. insanlari gergekten degijtirebiie- 
cekleri mi? 

insanlari gergekten degijtirebilecekleri. Hem de sinirsiz jekillerde degijtirebilirdiniz. 40'larin so- 
nunda, Amerika'da dev proje ba§ladi. Psikanalizin fikirleri kitlelere uygulaniyordu. YiJzlerce kentte 
psikolojik rehberlik merkezlerl kuruldu. 

SHAWNEE REHBERLiK MERKEZi 

Buralarda galijan psikiyatristler, milyonlarca siradan Amerikali'nin zihinlerinin igindeki gizli gijgleri 
kontrol etmenin kendi ijleri oldugunu dijjunuyorlardi. 

*Sari5in kiz akil sagligi igin ije gidiyor. 

Evet, bir ijim var, yardima ihtiyacim var. Sevdiginiz ya da sevmediginiz ozel bir ogretmeniniz oldu 
mu? 

Biri haricinde biJtun ogretmenlerimi seviyordum. 

Hatirliyorum. 

O ogretmenle probleminiz neydi? 

Bilmiyorum. 

Sadece korkuyordum ondan. 

^ogu zaman gece di§aridayken beni korkutuyordu. 

Abimden nefret ediyorum. Ajagilik adam.* 

Ayni zamanda, binlerce danijman psikanalizi eviilik rehberliginde uygulamak igin egitildi. Sosyal 
hizmet gorevlileri ev ziyaretleri yaptilar. Aile hayatinin psikolojik yapisi hakkmda tavsiyeler verdiler. 
Bunlarin hepsinin arkasinda ANNA FREUD'UN TEMEL FJKRJ vardi. Eger insanlar, aile ve toplum haya- 
tinin genel kabul gdrmu$ oruntijlerine uyum saglamasi igin desteklenirse, egolari gij^lenecekti. 
i^lerindeki tehlikeli gij^leri kontrol altina alabileceklerdi. 

DUYGULARINIZI KONTROL EDIN 

Yajama Psikolojisi Duygulariniz eyiemlerinizi kontrol ederse, sadece kendiniz degil, gevrenizdekiler 
de etkilenir. Eger bu durum sik sik tekrarlanirsa, kalici hasar gormij? bir kijilige yol agabilir. Duygulari- 
nizin ate§ini kontrol edebilirsiniz. Boylece daha ho? bir ki§iliginiz olur. 

Dr. HAROLD BLUM: Psychoanalyst 

Bu deneyimden gegmi? birinden beklentimiz, daha yiJksek iggorij sahibi, daha anlayi5li ve daha ku- 
ralci bir kiji olmasiydi. 

Peki jeylere ne oluyor? 

Kurallar arasinda gerektiginde bojvermek de var, bir futbol magindan zevk almak gibi. Daha anla- 
yijli, evet rasyonel, ama yakijik alir duygulari olan bir insan. insan zihninin kural koyucu tarafi 

Asil egemen taraf olacakti. 

Neyin yerine? 

Tutkulariniz ve karanlik gudiJleriniz tarafindan ezilmek yerine. O taraf insanin kendi tutkularinin 
efendisi olacakti. iginde yajadigimiz diJnyaya adapte olmak, mutlulugun yolu diye dijjunuyorlardi. 
insanlar kendi nevrotik gatijmalarmdan kurtarilabilirdi. Ve durtiJlerden. Kendilerine zarar verecek 
davrani§lardan kaginacaklardi. 

Dr. NEIL SMELSER: Siyasi diJsunur ve psikanalist 

Aslinda kendi gergekliklerine adapte olacaklardi. Ama bu gergekligi hig sorgulamadilar. Hig sorgu- 
lamadilar ki, o gergekligin kendisi bir kotuliJk kaynagi olabilirdi. Ya da, kendinizi somiJrmeden, aci 
gekmeden, taviz vermeden uyum saglayamayacaginiz bir jey de olabilirdi. Yani, giJnun siyasetine 



YAZILARIM 151 

151 YAZILARIM 

uyumlu bir gali§ma vardi. Duygulann dengede olmasi, iyi gelijen bir kijilik igin onemlidir. Fakat bu, 
Amerika'da psikanalizin yukselijinin sadece bajlangiciydi. Psikanalistler artik buyijk $irketlere kayi- 
yordu. Yontemlerini sadece ornek vatanda? yaratmak igin degil, ornek tiJketici yaratmak igin de kulla- 
nacaklardi. Gegen boliJmde, Freud'un Amerikali yegeni Edward Bernays'in, Amerikan jirketlerini ikna 
ederken, insanlann bilingdiji hislerine hitap ederek nasil iJrun satabileceklerini ilk soyleyen kiji oldu- 
gunu anlatmi§tik. §imdi de bir grup psikanalist, Bernays'in bajiadigi iji devam ettirerek, tiJketicinin 
biling;di5ina girip onu yonlendirebilmek igin bir surij yontem geli§tirmeye bajiamijti. Bajiarinda Ernest 
Dichter vardi. Dichter Viyana'da Freud'un komju biJrosunda gaiijiyordu. Sonra Amerika'ya gelmek 
zorunda kaldi. New York'un kuzeyinde eski bir malikanede Motivasyon Ara$tirma Enstitusu'niJ kurdu. 

Motivasyon Ara§tirma EnstitiJsunde, insanlann neden belli bir jekilde davrandiklarini, neden belli 
bir urunij aldiklarini arajtirmak igin merak uyandirici bir i§le ugra§iyor. insanlann reklamlara verdikleri 
tepkiler arajtinliyor. 

Dr. Ernest Dichter, Biz di§ari gikip dogrudan "Neden aldiniz, neden almadiniz?" diye sormuyoruz. 
BiJtun bir ki§iligi, tiJketicinin kendini nasil gordugunij aniamaya galijiyoruz. Modern sosyal bilimlerin 
biJtun imkanlanni kullaniyoruz. Bu sayede her tiJrlu yeni uruniJ satabilmek igin kijkirtici psikolojik 
yontemler buluyoruz. Diger psikanalistler gibi, Dichter de Amerikan vatandajlannin temel olarak ir- 
rasyonel kijiler olduklanni dijjunuyordu. Onlara giJven olmazdi. UriJn satin alirlarken onlari asil etki- 
leyen jey, bilingdijindaki arzular ve duygulardi. Dichter, Amerikan tiJketicisinin "gizli benligi" dedigi 
§eyi agiga gikarmanin yollanni bulmak istiyordu. 

FRITZ GEHAGEN: Ernest Dichter'in psikologu ve calisani 

insanlann bir jey satin alirken zihinlerinde yatan bilingdiji ve galijani motivasyonlan agiga gikar- 
maya galijiyordu. Bu MOTiVASYONLAR SOSYOLOJJK, PSiKOLOJJK VEYA CJNSEL OLABJLiRDi. Statu ve 
fark edilme talepleri de olabilirdi. insanlann dile getiremedigi veya getiremeyecegi jeyler vardi. ^un- 
kij bunlar kendileri igin bile sirdi. Bu sirlar, insanlann kendi dogasinin o kadar igindeydi ki, eger gikip 
da soylerlerse bunlardan utang duyacaklardi. insanlaria miJlakat yapiyordu, ama dogrudan soru sor- 
muyordu. 

HEDY DICHTER: Ernest Dichter'in Kansi 

Psikanalizde oldugu gibi, serbest konu§malarini sagliyordu. Zaten psikanalizden geliyordu. Sonra 
dedi ki, 

"Urunlerle ilgli bir grup seansi yapsak nasi! olur? 

Dogru mu? 

Ve Dichter evdeki garajin iJzerinde bir oda yaptirdi, dedi ki, UriJnlerin psikanalizini yapabiliriz, 
ijrunler de kendi ihtiyag ve arzulanni gergekten dile getirebilirler. §imdi bu salatalardan ikisini dene- 
yecegiz. Bakalim ne olacak. ijte bu tipik bir ev kadini, kullanma talimatini okuyor. Bu seanslar seyredi- 
lip incelenebilirdi. Diger insanlar iJzerine yorum yapabilirdi. insanlar bu i§ten bahsedebilir, herkes ona 
katilabilirdi. Bunu yapan ilk kijiydi. §imdiye kadar ilk kez boyle bir jey yapiliyordu. Yukanda da film 
projektorij vardi, orada reklam falan oynatiliyordu. insanlann tepkisi olgiJluyordu. Dichter, insanlann 
urijnier hakkmdaki gizli psikolojik isteklerini bulmak igin bilin(di$ini ara$tirma ydntemleri icat etti. 
Bunu focus grup yoluyla yapti. ije yaradi! 

"Aiijveris ifin te§ekkurler" 

Dichter'in yiJkseliji, Betty Crocker Foods igin yaptigi bir focus grup galijmasiyla oldu. 

1950'lerin bajinda birgok yiyecek firmasi gibi, onlar da yepyeni tiJketime hazir iJrunler icat etmi§ti. 
Fakat piyasa ara§tirmasi sirasinda tiJketiciler bu fikri begenmelerine ragmen, uriJnleri satin almiyor- 
lardi. En buyiJk sorun, Betty Crocker kek kanjimindaydi. Dichter, ev kadinlannin kek hakkinda serbest 
yorum yaptigi bir dizi focus grup gergeklejtirdi. Vardigi sonuca gore, kolaylik ve rahatlik olarak pazar- 
lanan kek imaji hakkinda bilingdiji bir sugluluk duyuyorlardi. Yani aniamijti ki, ev kadinlarinin hisset- 
tigi su^iuiuk, ijrunun tijketiimesine bir engel te$kil ediyordu. (Reklamlarda annemin yaptigi gibi) 



152 YAZILARIM 

BILLSCHLACKMAN: Ernest Dichter'in psikologu ve calisani 

Temelde bir yandan kendilerine kolaylik sagladigi igin istiyorlar, ama sugluluk duyuyorlardi. Boyle 
durumlarda yapmaniz gereken, engeli kaldirmaktir. Yani sugluluk duygusunu. Bunun yolu da, ev kadi- 
nina daha gok katilimci oldugunu hissettirmektir. 

Bunu nasil yaparsiniz? 

Biryumurta ekieyerek. 

- Bu kadar kolay mi? 

- O kadar kolay. 

Dichter, Betty Crocker firmasina paketin uzerine junu yazdirdi: Evin hanimi bir yumurta ekiemeli. 
(Hile) 

"Boylece bilin(di$i bir simge olarak, ev kadini kendi yumurtalarmi kocasma hediye ettigini his- 
sedecek, su^iuiuk duygusu azalacaktir," diyordu. 

BETTY CROCKER BU TAVSJYEYi DJNLEDi VE SATI§LAR PATLADI. 

Kekim hazir! 

Tuketici, kendisinin bile tarn olarak aniamadigi temel ihtiyaglara sahip olabilir. Tuketlclyl tamamen 
somurebilmek igin bu ihtiyaglari da bilmeniz gerekiyor. insanlarin savunmalarini alarak, savunmalarmi 
kaldirmalarina yardimci olarak onlara istediklerini vermek yanli? midir? 

Gegen senekinden gok daha uzun. 

Evet. 

Bazi modellerde 10 cm daha uzun. 

Dichter'in bu bajarisindan sonra, jirketler ve reklam ajanslari psikanalistleri ije almak igin yarija 
girdi. Derin adamlar olarak tanindilar. UriJnleri insanlarin gizli arzulariyla e§le§tirerek, §irketlere mil- 
yonlarca dolar kazandirma sozij verdiler. 

Dichter'in kendisi de milyoner oldu, joyle sloganlar iJreterek: 

"Lavabonuzda bir kaplan" 

Barby bebek pazari bile gocuklaria yapilan focus grupla ortaya gikti. Ama Dichter'e gore bu, sati? 
yapmaktan ote bir jeydi. Anna Freud gibi o da, gevre kojullarinin insan kijiligini geli§tirmek igin kulla- 
nilabilecegini dijjunuyordu. UriJnler, hem insanlarin arzularini doyurma, hem de onlara etraflarindaki 
diger insanlaria ortak bir kimlik kazandirma giJcune sahipti. Dengeli bir toplum yaratma stratejisiydi. 

Dicliter, arzu stratejisinin kurallarini koymustu. Dengeli vatandaji aniamak istiyorsaniz, modern 
insanin sikintilarini gidermek igin siJrekli kendini tatmin arayijinda oldugunu bilmelisiniz. Modern 
insan, kendi benlik imgesini olujturmak igin, onu tamamlayan iJrunleri satin almaya her zaman hazir- 
dir. Kendinizi bir iJrunle ozdejiejtirirseniz, terapiye gitmi? gibi olursunuz. UriJn benlik imgenizi gelijti- 
rir, daha giJvenli bir insan olursunuz. Hemen ardindan dijari gikip istediklerinizi ba§ariyla gergekle?- 
tirmek igin kendinize giJveniniz gelir. 

Ernest inaniyordu ki, bu sayede biJtun toplumumuz geli§ecek, gezegendeki en iyi toplum olacakti. 
1950'lerin ba$larmda, psikanalistlerin du$unceleri Amerikan ya$ammm merkezine yerle$ti. Psikana- 
listler zengin ve gijglu hale geldiler. Birgogunun New York'ta Central Park manzarali dani§ma odalari 
vardi. Siyasetgilere ve Arthur Miller ve Tennesse Williams gibi yazarlara dani§manlik yaptilar. insan 
davranijinin kokenindeki gizli jeyleri aniamak igin yardim ariyorlardi. Bizi ariyorlardi. Washington 
bizim ne dujundijgumuzu merak ediyordu. 

"Onemli yazarlar, onemli siyasetgiier psikanaliz seanslarma geliyordu. Bekleme listelerimiz var- 
di." 

^unkij analiz edilmek isteyen o kadar gok hasta vardi ki. Bu ilgi biraz jimartti. Amerika'da psikana- 
listlerin fikirleri kabul gordijk^e, siyaset, toplumsal planlama ve i$ dunyasmda yeni bir elit kesim 
olu$maya ba$ladi. Bu elit kesimi birbirine baglayan jey, kitlelerin temelde irrasyonel oldugu dujiJnce- 
siydi. Amerika gibi ozgiJr bir demokrasinin ijlemesi igin, kitle akiini kontrol edecek psikanalitik yon- 
temler kullanmak gerekiyordu. Elit bir kesimin gerekli olduguna kalpten inaniyorlardi. EGER VATAN- 
DA§LAR TEK TEK KENDI HAUNE BIRAKIURSA, DEMOKRATJK BJR VATANDA^ OLMA YETENEKLERi 
YOKTU. (Milletvekilinin tayinini parti bajkani yapiyordu) Hem demokratik bir vatandaj, hem de iyi bir 
tuketici gibi davranacak bireyleri olujturmak igin, gerekli kojullari yaratacak bir elit kesime ihtiyag 



YAZILARIM 153 

153 YAZILARIM 

vardi. Yaptiklan jeyleri antidemokratik bulmuyorlardi. Aslinda tek tek bireylerin kapasitelerini yok 
ediyorlardi. Demokrasi ise bunu tarn tersi. Demokrasinin gelecekte ya$ayabilmesi i^in gerekli ko$ul- 
lari yarattiklarmi saniyorlardi. Amerika'da psikanalizin guglij hale gelmesi, Anna Freud i^in bulun- 
maz bir zaferdi. DiJjuncelerini yaymak igin durmak bilmeden galijmijti. Kendisi ingiltere'de kaldi, 
Dorothy Burlingham ile yajiyordu. G6runu§te cennet gibi bir hayatti. Hafta sonlari gitmek igin Suffolk 
kiyisinda Dorothy ile bir yazlik satin almijlardi. Yazlari Dorothy'nin gocuklari, torunlari da alip Ameri- 
ka'dan ziyarete geliyordu. Fakat i§in ash, her §ey fok kotijye gidiyordu. Anna Freud'un 193Q'larda 
analiz ettigi Bob ve Mabbie Burlingham, ki$isel yikimlar ya$iyorlardi . Eviilik hayatlari gokmek iJzereydi. 

Bob iyice alkolik olmu$tu. 

Mabbie ise korkung anksiyeteler ge^iriyordu. 

ingiltere ziyaretlerinin asil amaci, Anna Freud ile daha fazia analiz yapmakti. Sorun juydu: 

"Pek de iyi goriJnmuyor, degil mi?" 

Qiunkij ortada sinir krizleri gegiren birisi vardi. igki alemler yapan birisi. Bu degildi istenen, tam 
oturmamijti. Yani, insani agidan bakinca, bu pek de arzu edilen bir durum degildi. Bu insanlara yardim 
etmek istiyorsunuz, ama i5ler iyice dallanip budaklaniyor. Analiz gevrelerindeki herkes biliyordu ki, 
Bob ve Mabbie birer deneme tahtasiydi. Bu i§in ne kadar harika olduguna dair canli kanitlardi. Fakat 
i§in gergegi halinin altina sijpuruldu. Hig duyulmadi. Yani bu insanlarm, nijfuzu ve gijgleri o kadar faz- 
laydi ki, ijte, gok dikkatii davraniyordunuz. Anna Freud miJthi? gijglu bir insandi. Siz de torunlarsiniz. 
Anne babanizin hayatinda neler oldugunu filan sizden gok gok daha iyi biliyordu. Munakaja edecegi- 
niz tek bir 5ey bile yoktu. BiJtun bu durumun bir urunij olarak duruyordunuz. Fakat ayni zamanda, 
hepimiz biliyordu ki epey yanli$ giden bir $eyler vardi. 

Yajlandikga daha fazIa onem kazanmaya bajladi, degil mi? 

Siyasi olarak, bilimsel olarak, ama nerede duracagini bilmiyordu. Biraz fazIa dogrucu bir kadindi. O 
ne yapsa dogrusu oyleydi, Bildigim kadariyla, higbir zaman yanli? veya hatali davrandigmi kabul et- 
mezdi. Benim hislerim bu yonde. Ama Freud ailesinin Amerika'daki gucij ve etkisi, gittikge daha fazIa 
bijyumek iJzereydi. Siyasetgiler, kriz zamaninda yardim igin Anna Freud'un kuzeni Edward Bernays'e 
gitmeye bajlayacakti. Bernays, kitlelerin igsel duygularini ve korkularini manipiJle (kontrol) ederek, 
soguk sava? miJcadelesinde Amerikali siyasetgilere yardim edecekti. Ne ben, ne de bir bajkasi higbir 
tehlike olmadigini soyleyebilir. Elbette bu riskleri almaya heniJz hazir degiliz. Ama histerik olmamiz da 
gerekmiyor. 

1953 'te Sovyetler Birligi ilk hidrojen bombasmi patlatti. Boylece komijnizm ve nijkleer savas 
korkusu Amerika'yi iyice sardi. Iktidardakiler, halki nasil teselli edeceklerini diJsunmeye basladilar. 
Komiteler kuruldu ve halki bilgilendirici filmier gekildi. Filmier, niJkleer saldiri gibi tehditler karjisinda 
siJkunet gagrisi yapiyordu. 

ENDi§E-6LUMLER 

Yapilan hata, atom bombasinm yok etme potansiyelinin % 15'i igin, insanlarin endi5e kapasitesinin 
% 85'ini harcamasidir. Bu sirada Edward Bernays New York'ta yajiyordu. 1920'lerde halkia ili5kiler 
meslegini icat etmijti. Ve 5U an Amerika'daki en gijglu Public relations (PR) Halkia ili$kiler adamiydi. 
Bajkan Eisenhower dahil olmak iJzere birgok siyasetgiye danijmanlik yapmi?, buyiJk jirketler igin ga- 
li^mi^ti. Amcasi Sigmund gibi, Bernays de insanlarin irrasyonel gijgler tarafmdan yonlendirildigini 
du$unuyordu. Halkia ba? edebilmenin tek yolu onlarin bilingdi§i arzu ve korkulariyla bag kurmakti. 

BERNAYS'E GORE, JNSANLARIN KOMUNJZM KORKUSUNU AZALTMAYA ^ALI^MAK YERJNE, BU 
KORKULARI JYiCE YUKSELTJP, KORKUYU MANJPULE (kendi amaci dogrultusunda yonlendirmek) ET- 
MEK LAZIMDI. 

Oyle bir yapilmaliydi ki bu, soguk sava§ta bir silah gibi olmaliydi. Rasyonel sozler fayda etmiyordu. 
Babamin insan gruplarina bakiji, onlari manipiJle edebilir 

"Bifimlendirebilirdiniz." 

EDWARD BERNAYS'iN kizi 



154 YAZILARIM 

Onlarin en derin arzulanna ve korkularina erijebilir, bunlari kendi amaglanniz ugruna kullanabilir- 
diniz. Sokaktaki halkin sagduyusuna giJvendigini sanmiyorum. ^ok kolay bir jekilde yanli? adama oy 
verebilir, yanli§ §eyi isteyebilirlerdi. O yiJzden yukaridan biri onlari yonetmeliydi. 

MUZ ULKESiNE YOLCULUK 

Bernays'in temel mijjterilerinden biri, dev jirket United Fruit Company idi. Orta Amerika'daki 
Guatemala'da, gok geni? muz tarlalari vardi. United Fruit onlarca yildir, iJlkeyi uysal diktatorler yoluy- 
la kontrol ediyordu. Ull<enin adi Muz Cumhuriyeti'ne (ikmi$ti. Ama 1950'de, geng subay Albay Ar- 
benz bajkan segildi. United Fruit'in iJlkedeki hakimiyetini sona erdirmek igin soz vermijti. 1953 yilin- 
da, JiiJkumetin $irket tarlalarmm buyijk bdlijmune el koydugunu agikiadi. Buyuk bir halk hareketiydi 
bu, ama United Fruit igin felaketti. Arbenz'den kurtulmak i^in Bernays'in yardimma ba$vurdular. 
United Fruit Bernays'i getirdi. §irketin ne yapmasi gerektigini temel olarak aniamijti. = 

LARRY TYE: Gazeteci, Boston Globe 

ijin bigimini degijtirecekti. Halkin segtigi, oradaki insanlarin yararina galijan bir hiJkumet fikrini 
degijtirecekti. Amerika kiyilarina bu kadar yakin olmasi dolayisiyla, hazir Soguk Sava? da varken, Ame- 
rikan demokrasisine karji bir tehdit haline getirdi. Amerikalilar "kizil korku"ya tepki veriyordu. Ko- 
miJnizmin yapabileceklerinden korkuyorlardi. Bernays bunu alip kizil komiJnist meselesine donijjtur- 
meye galijti ve becerdi. Hem de burnumuzun dibinde. United Fruit $irketini ticari bir kurulu; olmak- 
tan (ikardi. Sanki Amerikan demokrasisi, Amerikan degerleri tehdit altmdaymi; gibi meseleyi yansitti. 
Gercekte Arbenz, Moskova'yla ili$kisi olmayan bir sosyal demokratti. Ama Bernays, onu Amerika'ya 
karji komiJnist bir tehdide donijjturecekti. Amerika'nin etkili gazetecilerini icin Guatemala'ya bir 
gezi dijzenledi. Neredeyse hicbiri, iJlke veya siyaseti hakkinda hicbir sey bilmiyordu. Bernays onlar 
icin eglenceler diJzenledi. Kendi sectigi Guatemala siyasetcileriyle gorusmeler ayarladi. Onlar da, 
"komunist" Arbenz'in Moskova tarafindan yonlendirildigini soylediler. GEZi SIRASINDA, ULKENJN 
BA§KENTiNDE §iDDETLi BJR ANTi-AMERJKAN GOSTERJ DUZENLENMi§Ti. United Fruit icin cali$an 
herkes, gosteriyi Bernays'in tezgahladigina yaptigina emindi. 

BERNAYS BiR TARAFTAN AMERJKA'DA BAGIMSIZ BJR SAHTE HABER AJANSI KURDU. 

Ajansa "Orta Amerika Enfromasyon BiJrosu" adini verdi. 

Bu ajansin basin biJltenleri, Amerikan medyasini haber yagmuruna tuttu. Moskova, Amerika'ya 
saldirmak igin Guatemala'yi us olarak kullanacakti. Butun bunlar arzulanan sonucu yaratti. Guate- 
mala'da Jacob Arbenz rejimi 1951'de goreve geldiginden beri gittik^e komunist hale geldi. Mecliste 
ve yiJksek hiJkumet gorevlerinde bulunan komiJnistler buyiJk komitelerin bajina gegtiler: ijgi orgiJtle- 
ri, giftciler ve propaganda organlari. Ajitasyon yoluyla kom$u ijlkelere ve Amerika'ya kar§i gosteriler 
dijzenlediler. Bernays'in yaptigi agisindan, gok yeni bir jey vardi. Uzaktaki tehdidi alip arka bahgemiz- 
deki Guatemala'ya getirdi. ilk defa New Orleans'in birkag yiJz mil agigmda kizillari gorijyorduk. Eddy 
Bernays, bunun gercek bir tehdit olduguna herkesi inandirmisti. ARKA BAH^EMiZDE BJR SOVYET 
USSU OLACAKTI. Bernays'in tek yaptigi Arbenz rejimini karalamak degildi. Gizli bir ajandanin parga- 
siydi o. 

Balkan Eisenhower, Arbenz rejimini devirmek gerektigini kabul etmi$ti, ama bu gizlice yapilma- 
liydi. CIA, bir darbe organize etmesi igin gorevlendirildi. United Fruit Company ile gali$arak, CIA 
silahli bir isyan ordusu hazirladi. Yuzba$i Armas adii birini de ijlkenin yeni lideri olarak segti. i§in ba- 
§indaki CIA ajani Howard Hunt idi. Sonradan Watergate hirsizlarmdan biri olacakti. Ozellikle de Ar- 
benz'i korkutmak igin bir teror kampanyasi diJzenledik. Askerlerini korkutacaktik. Aynen Alman Stuka 
bombacilarmm II. DiJnya Sava$i oncesinde Hollanda, Bel^ika ve Polonya halklarmi korkuttugu gibi. 
i§ ba§ladiginda herkes donup kalmijti. CIA pilotlarinin kullandigi ugaklar Guatemala §ehrini bombalar- 
ken, Edward Bernays Amerikan basmindaki propaganda kampanyasini surdiJruyordu. Amerikan halki- 
ni, bu olayi demokrasi icin ozgurluk sava^cilari tarafindan Guatemala'nin kurtarilmasi olarak gormeleri 
icin hazirliyordu. Darbenin olujmasi igin, halkin ve basinin darbe kojullari igin hazir olmalari gerekti- 
gini cok iyi biliyordu. Ve bu kojullari kendisi yaratti. ^ok giJclu bir kavrayi§i vardi. Orada bir devirme 
ko§ulu yaratiyordu. Ama neticede, gergekligi yeniden yaratiyordu. Kamuoyunu yeniden yaratiyordu. 



YAZILARIM 155 

155 YAZILARIM 

Antidemokratik ve manipiJlatif bir yolla. 27 Haziran 1954'te Albay Arbenz ijlkeden ka?ti. Armas yeni 
lider olarak geldi. Birkag ay iginde bajkan yardimcisi Nixon Guatemala'yi ziyaret etti. United Fruit'in 
PR departmaninin tezgahladigi bir olayla, Nixon'a birgok Marxist edebiyat eseri gosterildi. Bunlarin 
bajkaniik sarayinda bulundugunu soylediler. 

BU OLAY, DUNYADA KOMUNJST BJR HUKUMETJN HALK TARAFINDAN DEVRJLDiGJ JLK OLAYDIR. 
Bu yiJzden hem sizi, hem de Guatemala halkini verdiginiz destek igin kutluyoruz. 

5undan eminiz ki, halkin destegiyle sizin liderliginizde, ki Guatemala ziyaretimde halktan yiJzlerce 
kijiyle kar§ila§tim, Guatemala insanlar igin refah ve ozgiJrlugun bir arada oldugu yeni bir doneme 
girecektir. 

Guatemala'daki komijnizmden kalanlarin sergilendigi bu etkinlige - davetiniz igin te§ekkur ederim. 

- Rica ederim. 

Bakalim yemekten sonra anne tatli olarak ne yapmij. Muzlu zencefilli kek. Bu besleyici yiyecegin 
kijkirtici hazirlanma jekillerinden sadece biri. Artik masaniza gelen muzlarin nereden geldigini gordij- 
gumiJze gore, Muzlar Diyari'na yolculugumuz sona erdi. Umariz yolculuk ho§unuza gitmijtir. Muzlari 
sevdiginizi biliyoruz. 

BERNAYS, AMERiKAN HALKINI MANiPULE ETMi§Ti. (ustalikia y6netmi§ti) Ama bunu yapmasinin 
nedeni, o zamanlarda birgoklari gibi onun da, Amerika'nin ve jirketlerin fikarlarinin birbiriyle ayni 
oldugunu du§unmesiydi. Ozellikle de komiJnizm gibi bir tehdit karjisinda. Ama BERNAYS'E GORE, 
BUNU AMERiKAN HALKINA RASYONEL OLARAK ANLATMAK JMKANSIZDI. QUNKU ONLAR JRRASYO- 
NELDJ. Tersine, igsel korkularina dokunup manipiJlasyon (hileli ybniendirme) yapmak gerekiyordu, 
daha yiJksek bir hakikatin gikarlari igin. Buna "Riza muhendisligi" diyordu. BiJtun bunlari, kendini 
adadigi Amerikan yajam tarzi igin yapiyordu. Samimiyetle adamijti. Vine de, insanlarin son derece 
aptallajtigini dujiJnuyordu. 

Bu Bir Paradoks. 

iNSANLARI KENDi HALLERJNE BIRAKMAYIP, SJZlN JSTEDJGiNiZ §EYi SECMEYE ALTTAN ALTA ZOR- 
LARSANIZ, O ZAMAN ARTIK DEMOKRASiDEN BAHSEDEMEZSiNiZ. 

Bu bajka bir jey, ne yapacaginizin soylenmesi, bu otoriter bir zihniyetin yapabilecegi bir jey. An- 
cak, Soguk Sava? ile miJcadele etmek amaciyla Amerikan halkinin igsel duygularini manipiJle etmek 
gerektigi fikri, artik Washington'da yerlejmeye bajlamijti. Hepsinden onemlisi, CIA bunu daha da ileri 
gotiJrecekti. Sovyetlerin, insanlarin duygularini ve hafizalarini gergekten degijtirecek psikolojik yon- 
temler iJzerinde deney yapmalarina takmijlardi. Amaglari, daha uysal vatandajlar yaratmakti. Beyin 
yikama olarak biliniyordu. ClA'deki psikologlar, bunun gergekten mumkiJn olduguna inaniyorlardi. 
Bunu kendileri denemek istiyorlardi. O donemde olujmaya bajlayan insan imgesine gore, her insan 
ciddi aniamda savunmasizdi. 

CIA $ef Psikolog: 1950-74 

Bu savunmasizlik sayesinde, insanlar kendi istemedikleri, ama benim istedigim jekilde olmalari igin 
programlanip manipiJle edilebilirdi. insanlari oyle bir manipiJle edebilirdiniz ki, sizin kendi amaglarinizi 
gergeklejtirecek hirer otomata donijjebilirlerdi. insanlar bunun mumkiJn oldugunu saniyorlardi. 
50'lerin sonunda, CIA Amerika'daki universitelerin psikoloji bdlumlerine milyonlarca dolar yatirdi. 
(TURKiYEDE iSE PSlKANAUZ VE S. FREUD HAKKINDA KOTULEME KAMPANYASI YAPILDI. BUNDA 
GENELi MUSLUMAN OLAN KJTLE KULLANILDI. QUNKU HJLELERJ JNSANLAR BJLMEMESi iSTENJLDi.) 
insanlarin icsel diJrtulerini kontrol edip degi$tirmeye cali$an deneyler icin gizlice fon aktariyorlardi. Bu 
deneylerin en mejhuru, Amerikan Psikiyatri Birligi ba$kani Dr. Ewen Cameron tarafindan yapildi. O 
donemin birgok psikiyatristi gibi, Cameron da insanlarin iginde toplumu tehdit eden tehlikeli gijgler 
olduguna inaniyordu. Ama ona gore, bu gij^ieri kontrol etmenin yaninda, yok etmek de mumkundij. 
Ona gore, psikiyatri sadece akil hastasi olan insanlaria ilgilenmemeliydi. HiJkumette de yer almaliydi- 
lar. 

DR. CAMERON'm meslektasi ve psikologu 



156 YAZILARIM 

Siyasetgiler psikiyatristleri dinlemeliydi. Psikiyatristler her mecliste yer almali ve siyasi kararlan 
yonlendirip tartmaliydi. ^unkij onlar, insanlar igin neyin iyi oldugunu rasyonel ve bilimsel agidan bili- 
yorlardi. Cameron, Montreal'de bir hastanede The Allan Memorial adii bir klinik kurmu$tu. O za- 
mandan beri kapali. 

Cameron gejitii zihinsel sorunlari olan hastalari aldi. Teorisine gore, bunlarin nedeni unutuimu? ya 
da bastiriimi^ hatiralardi. Fakat, bunlari psikoterapiyle ortaya (ikaracak kadar sabirli degildi. Onun 
yerine, basitge silecekti. Cameron LSD dahil (e$itli ila^lar kullandi. ECT teknigini de kullandi: Elekt- 
rokonvijlsif Terapi. 

O zamanlarda depresyonu onlemek icin kuiianiiiyordu. Fakat Cameron bu yontemi yen! insanlar 
uretmekicin kullanacakti. 

Gergekten de bunu, bireyin temel fonksiyonlarmi degijtirmek igin kullaniyordu. Eski hatiralarini, 
eski davranijlarini degijtirmek igin. Bence, sanirim bir noktada joyle demijti, gegmijteki her jeyi si- 
lince, yeni davranijlari kaydetmek igin bojiuk yaratmi? oluyorduk. Bunun igin 50k yijksek dijzeyde 
$oklar uyguladi. GiJnde defalarca $ok yiyen insanlar, bir sure sonra, yiJzlerce ECT tedavisiyle birlikte, 
(ok ilkel bir (e$it bitkisel ya$ama gegiyorlardi. 

Dr. Cameron'm hastasi 

Bana neler oldugunu hatirlamiyorum. 

Dr. Cameron ile tanijmijtim, ama onu hig hatirlamiyorum. 

Bunlarin higbirini hatirlamiyorum. 

Beni "Uyku Odasi" dedikleri bir yere gonderdiler. 

Bana o elektrokonviJlsif 50k tedavilerini uyguladilar. YiJzlerce doz ilag ve LSD verdiler. 

Bunlarin higbiri hafizamda yok. Allan Memorial'da gegirdigim o zaman ve ondan onceki biJtun ha- 
yatim silindi, yok oldu. 

Sonra, birinin endazesini kaydirip savunmasini du§urunce, insanlar dogada nefes alan jeylere do- 
nu§uyor, sadece viJcudun temel fonksiyonlari gali§iyordu. Ardindan bu insanlari maddelerle besliyor- 
du. Beyin olumlu yonde programlansin diye olumlu maddeler veriyordu. Bu jekilde insan tamamen 
degijmi? olacakti. Sonra yastiklarimizin altina "Psi§ik Yolculuk" adii kasetler koyuyordu. 

Tahminimce, bu bo? beyine kendi karar verdigi §ekilde bir program yiJkluyordu. Benim gibi insan- 
lar yeni bir insan olarak uyansin diye. 

Aslinda, Cameron'm deneyleri tam bir felaketti. Bajardigi tek §ey, hafiza kaybina ugrayan onlarca 
insan yaratip, hepsine 5U lafi tekrarlatmakti: 

"Kendimi iyi hissediyorum". 

Bu olay degil sadece. ClA'in destekledigi neredeyse biJtun deneyler ba5arisiz oldu. BUTUN HIRS- 
LARINA RAGMEN, AMERJKALI PSJKOLOGLAR iNSAN ZJHNiNJN IQ MEKANiZMASINI KONTROL ETME- 
NiN NE KADAR ZOR OLDUGUNU ANLAMAYA BA§LADILAR. BJZLER BJR HAYALETJN PE^JNDE K0§- 
MU§UZ, BiR iLLUZYONUN. 

insan zihni di$aridan manipijlasyona ve di; faktorlere gok a^ik saniyorduk. insanin son derece 
kompleks bir varlik oldugunu aniadik. 

Basit cozumler yoktu. Ama tuhaf bir devirde ya$adiginiza dair bir agirlik cokuyordu zihninize. Psi- 
kanalistler Amerika'da giJc kazanmi$ti, cunkij teorilerine gore, insanlarin icindeki tehlikeli giJcleri nasil 
kontrol edeceklerini biliyorlardi. Ama $imdi, buyiJk bir ba$arisizlikla yiJz yiJzeydiler. 

insanlar, psikanalistlerin temel fikirlerini sorgulamaya bajlayacakti. 

Du§u§, Hollywood'la ba^ladi. Los Angeles Psikanaliz Merkezi Film endiJstrisi psikanalizden gok et- 
kilenmijti. 

Anna Freud ise, Los Angeles'ta bulunan onlarca analist iJzerinde gijglu bir nijfuza sahipti. Analist- 
ler, film yildizlarini, yonetmenleri ve stiJdyo jeflerini analiz ediyorlardi. 

Anna Freud'un en yakin arkadaji hepsinden once geliyordu; Ralph Greenson. 1960 yilinda, diJnya- 
nin en iJnlu yildizi Greenson'dan yardim istedi. 

Marilyn Monroe umutsuzluk iginde alkol ve ilaglara bagimli hale gelmi§ti. Akjam yemegi igin gitti- 



YAZILARIM 157 

157 YAZILARIM 

gimde, karjimda Marilyn Monroe vardi. All About Eve (Film-1950) Onun bir resmini yaptim, adinda. 

- Bu yemen Ralph Greenson'daydi? 

- Evet. Ralph ona junu gostermeye galijiyordu, pardon, ben ona higbir zaman Ralph demedim ki, 
Romy ona 5unu gostermeye galijiyordu, bir aile yajammin nasil olmasi gerektigini. Kopegi gezdiriyor- 
duk, sonra Romy dedi ki: 

"Ee, burda ne ijin var senin?" 

Ben de dedim, 

"Beni yemege davet etmedin ki." 

O da, "Sen o kadar hasta degildin." dedi. 

"Oyle mi?" dedim. 

"Hig,"dedi, 

"gocugun hig yol yordam bildigi yok." 

Diger bir deyijie, hedefin ne oldugunu bilmiyordu. 

Greenson'in yaptigi, Anna Freud'un teorisini uygulamak oldu. Eger Marilyn Monroe, toplumda ha- 
yatin normal akiji olarak kabul edilen jeyi ogrenirse, boylece egosuyla igsel yikici diJrtulerini kontrol 
edebilirdi. Ama Greenson bu iji iyice abartmijti. 

Monroe'yu ikna ederek, Ralph'in evi gibi dojenmi? yakinda bir eve yerlejmesini sagladi. Sonra ka- 
dini kendi aile yajaminin igine gekti. O, karisi ve kizi, Monroe'nun ailesinden biriymi? gibi davrandilar. 

Greenson'in kendisi konformist (uyumlu kimse) bir ornek olmujtu. 

Teorisi: Boylece bu ki$i, kadinin onemli gordugij, idealize ettigi ki$i, eger tatmin edici bir baba fi- 
gurij olursa, egosu bundan yarar gorecekti.. 

Karisi ve gocuklari, herkes ijin igindeydi. Kijiyi gijglendiriyorlardi. Zihni gijglendiriyorlardi. igsel ya- 
5ami kontrol eden aktorij gijglendiriyorlardi. Yetersizlige, ajiri yipranmaya ve terslige karji. Boylece 
Marilyn Monroe artik ajki arayan yardima muhtag biri olmayacakti. Yeterii sevgisi vardi. Ama biJtun 
gabalarma ragmen, Greenson Marilyn Monroe'ya yardimci olamadi. 

MARiLYN MONROE 5 AGUSTOS 1962'DE, EViNDE INTIHAR ETTI. 

Anna Freud dahil analiz gevresindeki insanlar intihar kar§isinda §oka girdiler.. Amerikan yajaminin 
onde gelen figiJrleri, jimdiye kadar psikanalizi cojkuyla desteklerken, artik psikanalizin Amerika'da 
neden bu kadar gijglu oldugunu sorgulamaya bajladilar. Bunun sebebi gergekten de bireylere faydali 
olmasi miydi? 

Yoksa aslinda, toplum diJzenini korumak igin bir tiJr engel mi olujturuyordu? 

Elejtirenlerden biri de Monroe'nun eski kocasi Arthur Miller'di. Bana gore, psikanaliz aci gekmeyi 
bir hata, bir zayiflik gostergesi olarak ele aliyor. Hatta bir hastalik gostergesi sayiyor. Ama aslinda, 
bugiJn bildigimiz en onemli hakikatler, insanlarin acilarindan tiJremijtir. 

Mesele, aciyi geri almak veya diJnya iJzerinden yok etmek degil, onun sayesinde hayatimiza bilgi 
katmaktir. Onu siJrekli engelleyip kendimizi "iyile§tirmeye" galijmayi birakmaliyiz. Beynimize yerlejti- 
rilen mutluluk dedikleri his dijinda her jeyi engelliyoruz. Bana oyle geliyor ki, insani ozgiJrlejtirmek 
yerine, en buyiJk gaba kontrol etmek igin harcaniyor. Onu serbest birakmak yerine, tanimlamaya ug- 
ra^iyorlar. Qagimizdaki delilik iktidarmda biJtun ideolojinin bir par^asi bu. 

Hey, bugiJn mesaj gondermenin gilginca bir yolu var. 

Ekranda yanip sonijyor, goziJmuzden kagiyor. 

Ama kisa siJrede bilingdi§iniza giriyor. 

REKLAM GiRiN 

(Reklamlar direk bilingaltina hitap ettigini aniamamiz igin, bir ya§indaki bebeklerin televizyondaki 
ilk seyrettikleri program olmasi agisindan onemlidir.) 

Ayni zamanda, insanlari kontrol etmek igin §irketlerin psikanalizi kullanmasina karji da saldiri ba?- 
ladi. 

JLK ATAK, Vance Packard'in yazdigi "Gizli ikna Ediciler" adii gok satan kitapla ba^ladi. 

Psikanalistleri, Amerikan halkini duygusal kuklalara gevirmekle sugluyordu. insanlarin tek i§levi, se- 



158 YAZILARIM 

ri iJretim bantlannin durmasini engellemekti. Bunu bajarmak igin, her yeni marka ve model giktigin- 
da, insanlann bilingdiji arzulanni manipiJle ederek ozlem yaratiyorlardi. Modasinin ne zaman gegece- 
gi planlanmi§ uriJnler sistemine insanlari fark ettirmeden dahil ediyorlardi. 

iKiNCi SALDIRI, etkili bir felsefeci ve toplumsal elejtirmen Herbert Marcuse'den geldi. Psikanaliz 
egitimi almijti. 

Bu, psikanalizin gocukga bir uygulamasi. Hem iJretim siJrecinde, hem teknolojide siyasi olarak sis- 
tematik bigimde kaynak israfini dikkate almiyorlar. Ornegin iJrunlerin ne zaman eskiyecegi planlani- 
yor, ornegin sayisiz marka ve alet iJretiiiyor, ama son tahlilde hepsi birbirinin aynisi. Sayisiz gejit farkli 
araba markasi iJretiiiyor. Bu refah, ayni zamanda bilerek veya bilmeyerek, bir tiJr jizofrenik varoiuja 
neden oluyor. Bu toplumda inanilmaz yiJksek diJzeyde saldirganlik ve yikicilik biriktigine inaniyorum. 
Bunun nedeni, sonradan patlak veren \g\ bo? bir refahtir. 

Marcuse, sadece psikanalizin kotij emellere alet edilmesinden bahsetmiyordu. ^ok daha temel bir 
5eyden bahsediyordu. Marcuse'ye gore, insanlari kontrol etmek gerektigi fikri ba§tan yanli$ti. insan- 
lann igsel duygusal giJduleri vardi, ama bunlar kendi iginde jiddet dolu veya kotiJ degildi. Bu giJduleri 
tehlikeli yapan jey, onlari bastiran ve garpitan toplumdu. Anna Freud ve takip^iieri, insanlari toplu- 
ma uyumlu hale getirmeye (ali$irken bu bastirmayi daha da artirdilar. Boyle yaparak, aksine insan- 
lari daha da tehlikeli hale getirdiler. Marcuse bu toplumsal yapiya itiraz etti ve boyle bir diJnyaya 
uyum saglamamak gerektigini soyledi. Aslinda, bireylerin uyum sagladigi jey yozlajma ve kotiJluk, ve 
yozlajtirmakti. Yani, kotiJlugun kaynaginin insanin ig gatijmasi degil, toplumsal yapi oldugunu soyledi. 
Toplumdaki hastaligin toplum diJzeyinde oldugunu, igindeki bireylerin hastaligindan kaynaklanmadi- 
gini. Eger insanlar buna karji gikmazsa, aslinda kotiJluge teslim olacaklardi. 

Modern psikolojide beiki de en gok kullanilan ifadelerden biri, "^evreye uyum saglayamayan" ifa- 
desidir. Uyumsuz lafi, modern gocuk psikolojisinin ayrilmaz bir pargasidir. Elbette hepimiz nevrotik ve 
$izofrenik bir ya§amdan kaginmak igin uyum saglamaya galijiriz. Ancak sonug boliJmune yaklajirken, 
samimiyetle junu soylemek isterim, toplumumuzda ve diJnyamizda oyle jeyler var ki, bunlara uyum 
saglamadigim igin gurur duyuyorum. iginde iyi niyet tajiyan biJtun insanlari, giJzel bir toplum yaratila- 
na kadar bunlara uyum saglamamaya davet ediyorum. DiJrustge ifade ediyorum, asia irk ayrimina ve 
ayrimciliga uyum saglamaya niyetim yok. Dinsiz yobazliga uyum saglamaya hig niyetim yok. ihtiyaglari 
gogunluktan esirgeyip, liJksleri azinliga dagitan bir ekonomik sisteme uyum saglamaya hig niyetim 
yok. 

Refah toplumu iginde, Tanri'nin yarattigi milyonlarca gocugu fakirlik kafesinin igine siki§tirip bo- 
gulmaya birakan bir ekonomik sistem. 

Freudiyen psikanalistlerin siyasi nijfuzu sona ermi$ti. Aksine §imdi, toplumsal kontrolun baskin 
bir turunij yaratmakia suglaniyorlardi. Anna Freud ve Dorothy Burlingham, Sigmund Freud'un Lond- 
ra'daki eski evinde yajiyorlardi. 1970'te Dorothy'nin oglu Bob, alkolizm nedeniyle oldij. 1973'te 
Bob'un kizi Mabbie, Anna Freud ile analizlere devam etmek igin geri dondij. Analize devam etmek igin 
geri dondiJ. Maresfield Gardens bolgesinde numaradaki Freud'un evinde oturuyordu. Sanirim koca- 
siyla beraber olmadigi zamanlarda en azindan. Sonra intiharetti. Uyku haplari almijti. 

Freud'un kendi evinde mi? Evet, Freud'un kendi evinde. 

Yani, i§te, tabii ki buradan gikarilabilecek birgok sonug olabilir. Bence artik ipin ucuna gelmijti o 
noktada. Her ne kadar olay sanki belli bir kasitia yapilmi? gibi goriJnse de. Elbette intihar olduk^a 
politik bir eyiemdir. Bunu Sigmund Freud'un evinde yapmak ise, tabii ki New York'ta Riverdale'de 
yapmaktan kesinlikle farkli. 

UgiJncu boliJmde, Freud ailesinin dujmanlarinin nasil yiJkseldigini aniatacagiz. Onlara gore, daha 
iyi bir toplum yaratmanin yolu, bireyi serbest birakmakti. Fakat goremedikleri bir jey vardi. Bu ozgijr- 
le$me fikri, $irketlere ve siyasilere, insanin sonsuz arzulanni besleyerek bireyi kontrol etmenin yeni 
yollarmi saglayacakti. 

"Yalnizligm ne demek oldugunu bilmiyorsun? 

Mavi olmak ne demek bilmiyorsun? 

Bir gijn anlayacaksm o hayatin bedelini odeyeceksin! 



YAZILARIM 159 

159 YAZILARIM 

Sonra gdreceksin mavi olmak ne demekmi;! 



160 YAZILARIM 



PDFsini lNDIR 

BEN ASRI UCUNCU BOLUM 

Olabileceginizin en iyisi di$inda bir $ey kabul etmeyin. 
Hayatmizi bir sanat eserine donu$turun. 

Bu belgeselde, Sigmund Freud'un bilingdiji hakkindaki fikirlerinin, iktidardakiler tarafindan kitleleri 
kontrol etmek igin demokrasi gaginda nasil kullanildigini aniatacagiz. Gegen bolumde, Freud'un dij- 
5uncelerinin 1950'de Amerika'da nasil yayildigmi aniattik. 

Bu dij^unceler, Freud'un kizi Anna ve halkia ili$kileri icat eden yegeni Edward Bernays tarafin- 
dan pazarlanmi$ti. 

Bernays, Freud'un teorilerini reklam ve pazarlamanm kalbine ta$idi. 

Senin gibi bir adam, yani, boyle bir araba mi satin aldi! 

Her ikisine gore de, biJtun insanlarin iginde gizli bir irrasyonel kijilik vardi. Bu ki5ilik, hem bireyin 
iyiligi igin, hem de toplumun dengesi igin kontrol altinda tutulmaliydi. Ancak Freud'lar iktidardan dev- 
rilmek iJzereydiier. Rakipleri, onlarin insan dogasi hakkinda yanildigini soyluyorlardi. igteki benlik bas- 
tirilip kontrol edilmek yerine, kendini ifade edebilmesi ifin tejvik edilmeliydi. Boylece yeni bir guglij 
insan turij ortaya gikacak, daha iyi toplum olujacakti. Fakat aslinda bu devrimden gikan §ey tam ter- 
siydi. iZOLE OLMU$, SAVUNMASIZ VE EN ONEMUSJ AgGOZLU BJR BENLJK. 

§irketler ve siyaset tarafindan manipijle edilmeye daha oncekilerden gok (ok daha yatkin bir ki- 
$ilik. iktidardakiler artik benligi kontrol etmek igin onu bastirmaya degil, sonsuz arzularmi besle- 
meye ba$lami$ti. 

HEPiMiziN KAFASINDA BJR ROUS GEZJYOR 

Burada yaptigimiz §ey duygularin ozgiJrlejmesi. Yani sadece bastirilan hatiralar degil, bastirilan 
duygular da ozgiJrlejiyor. 

Ornegin, bagirmak, aglamak, sinir bojaltmak. 

insanlarin sinirini bozuyorsun! 

Buna izin vermeyecegim! 

Hayir! Hayir! 

OldiJrurum seni! 

Bu §ey 

Ben yajli bir adamim, bakin. 

BiJtun gucumij toplayamiyorum, ama geng insanlar boyle hislere sahiplerse yapabilirler. 

Hig fena degil. 

1950'lerde, bir grup donek psikanalist yeni bir terapi bigimine bajladi. New York'ta kijguk odalarda 
galijiyorlardi. Duygularini agikga ifade etmeleri igin hastalari te§vik ediyorlardi. 

Yardim edin. 
GiJzel, soyle, soyle. 
Yardim istiyorum, yardim. 

Bu, Amerikalilara hislerini nasil kontrol edeceklerini ogreterek zengin ve gijglu hale gelmi§ olan 
Freudiyen psikanalistlere karji dogrudan bir saldiriydi. Freud'un deyi§iyle, onlar duygulardan korku- 
yorlardi. 

Dr. ALEXANDER LOWEN= Deneysell Psikoterapist 1950' ler 

1950'ler Onlara gore, onlarin istedigi §ey kapali insanlardi, oldukga diJzenli, dogru §eyi yapan, dog- 



YAZILARIM 161 

161 YAZILARIM 

ru hayati ya§ayan tipler. Bunu istiyorlardi. Ama yogun duygulann olmadigi bir hayat. Freud'un kendisi 
duygusal degildi, o bir entelektiJel Freud'du. Ben de entelektiJeldim, biliyorum, ama §u an daha fazia 
bir §eyim. Bu grubun lideri, Freud ve ailesinin nefretini kazanmi$ bir adamdi. Wilhelm Reich. 

Reich, Kanada sinirindaki uzak daglarda kendine yaptirdigi evde izole bir yajam surijyordu. Reich 
ilk olarak, 1920'lerde Viyana'da Freud'un sadik ogrencilerinden biriydi. Ama, psikanalizin temel yakla- 
§imlari iJzerinden Freud'a kar§i gikti. Freud'a gore yine de, insanlar halen ilkel hayvani iggudiJierie 
hareket ediyorlardi. Toplumun gorevi ise, bu tehlikeli gijgieri bastirip kontrol etmekti. Reich tam ter- 
sini dijjunuyordu. "insan zihninin i^indeki bilin(di$i gij^ier iyidir," diyordu. Bunlarm toplum tarafin- 
dan bastirilmasi i§i bozuyordu. 

[Bilin(di$i iyiydi de, gevresi kotuydij] 

insanlari tehlikeli hale getiren ijte buydu. 

MORTON HERSKOWITZ: Wilhelm Reich'm ogrencisi 1949-52 

Reich ve Freud, insan dogasi hakkmda temel farkliliklar tajiyan iki gorijje sahiptiler. ijin oziJnde, 
Freud kontrolsiJz, jiddet dolu, savajtaymi? gibi, cehennem iginde duygular gorijyordu. Reich'e gore 
bunlar insanligm kaderi degildi. Orijinal dijrtulerin agiga gikmasma izin verilmedigi i^in boyle olu- 
yordu. i$in ardinda yatan dogal dijrtu, Reich'a gore libidoydu, yani cinsel enerji. Eger bu agiga gikar- 
sa, insanlar nejv-ij nema (gelijme-yetijme) bulacakti. Fakat bu dijjunce onu sadece Sigmund Freud 
ile degil, kontrolsiJz cinsel gijglerin tehlikeli olduguna inanan Anna Freud ile de karji karjiya getirdi. 
Bahama gore, libidoyu 6zgurle§tirince siz de ozgiJr oluyordunuz. 

LORE REICH RUBIN: Wilhelm Reich'm kizi 

Zamanmda nevrozun iyi orgazm eksikliginden ya da orgazm olmamaktan kaynaklandigi teorisini 
gelijtirdi. Ve bu, biliyorsunuz Anna Freud bakireydi. Yani bu gok onemli. ^unkij hig bir erkekle cinsel 
ilijkisi olmamijti. Burada ise bir adam, saglikli olmanin yolu iyi orgazmdan geger diyor, karjisinda ise 
bir kadin, mastiJrbasyon yaptigi gerekgesiyle babasi tarafindan analize aliniyor. Bir yanda cinsellige 
gergekten karji olan bir kadin, diger yanda cinsel ozgiJrluk vaazlari veren bir adam var. Yani, bir ga- 
tijma kaginilmazdi, degil mi? 

Cati§ma, 1934'te isvigre'de bir konferansta aleniyet kazandi. Psikanalitik hareketin taninmi§ lideri 
Anna Freud, Wilhelm Reich'i hareketin dijina itti. Adamin kariyerini mahvetti. Babamdan cidden kur- 
tuldu, bir kenara atti. Sanirim, benim yapmaya galijtigim jeylerden biri de Anna'dan kurtulmak. 

Agar misiniz? 

Yani, bence Anna Freud'un yaptigi yanina kar kalmamali, insanlar bilmeli. Babami Uluslararasi Psi- 
kanaliz Birligi'nden attirmak igin manevralar yapti. 

Yani intikam aliyorsunuz? 

Eh, oyle de denebilir. 

Peki. Ya da bir dogruyu diJzeltmek. 

Hayir! 

Biryanliji diJzeltmek. Burayi yayinlamasaniz iyi olur. 

Buna Freudiyen siJrgme denmiyor mu? 

Evet, oyle deniyor. 

Reich Amerika'ya kagti. Kendine bir ev ve labaratuvar yaptirdi. Muhtejem fikirleri delilik noktasina 
kadar varmijti. Libidinal enerjinin kaynagini ke$fettigini du$unuyordu . Bu kaynaga "orgon enerjisi" 
adini verdi ve kocaman bir silah yapti. 

ORGON ENERJiSi: GOZLEM EVi 

Bu silah atmosferdeki orgonu toplayarak bulutlara dogru piJskurtecek, boylece yagmur olujtura- 
cakti. Ayni zamanda, diJnyanin gelecegini tehdit eden UFO'lara karji da bu silahi kullanabilecegini 
soylijyordu. bindokuzellialti'da Reich, federal yetkililer tarafindan tutuklandi. ^unkij orgon enerjisi 
kullanarak kanseri iyile§tirdigini iddia ettigi bir cihaz satiyordu. Reich, deli muamelesi gordij. Hapse 
atildi, bijtijn kitaplari ve yazilari mahkeme karariyla yakildi. Bir yil sonra Reich hapishanede oldu. 



162 YAZILARIM 

Freudiyenlere gore, asil tehdit unsuru artik tamamen ortadan kalkmisti. Fakat yaniliyorlardi. Freu- 
diyenlerin fark etmedigi $uvdu: Amerikan toplumu uzerindeki etkileri de artik tehdit altindaydi. Bu 
durum bir agidan sadece onlarin fikirlerini gozden du§urmuyor, ayni zamanda Reich'in dijjuncelerinin 
Amerika'da ve kapitalist diJnya igerisinde 50k daha fazia kabul gormesini sagliyordu. 

AMASONRABiRDENBiRE 

Sanki, tek dokunujta "Tuketici, kral"dir. Onun heyeslerine gore iJreticiler, toptancilar ve peraken- 
deciler olujuyor. Onun giJvenini kazanan, bu oyunu da kazanir. Onun gijyenini kaybedenin kendisi de 
kaybolur. 

1950'lerin sonunda psikanaliz Amerika'da tiJketim kiJlturunu yonlendirmekte epey etkili oldu. ^o- 
gu reklam jirketinde psikanalistler galijiyordu. Gegen boliJmde gordijgumuz gibi, tuketici egilimlerini 
aniamak igin yeni yollar geiijtirmijierdi. En ba§ta da focus grubu geliyordu. Burada tiJketiciier uriJnier 
hakkinda duygularini serbestge dile getiriyorlardi. Boylece uriJnierin pazarlanmasi igin yeni yollar ke?- 
fedildi. TiJketicinin gizli bilingdiji arzularina hitap ediliyordu. 

"Aiijverij ifin Te§ekkurler" 

Fakat 1960'larin ba$inda yeni ku$ak bu du$unceye saldirdi. Amerikan $irketlerini, insanlari ideal 
tuketici haline getirmek i^in duygularini manipijle etmek amaciyla psikolojik yontemler kullanmak- 
la su^ladilar. 

REKLAM, MANiPULASYON DEMEKTi. 

ROBERT PARDUN: 1960 'larda Aktivist Ogrenci 

Reklam, i^inizden gelmeyen, ba$kasindan gelen bir $eyi size yaptirmak i^in bir yontem. 

Birisi diyor ki, "Bu sene toz pembe renkli gdmlekle, ona uygun toz pembe ayakkabilar giymeli- 
sin." 

Ben de diyorum ki, 

"Neden? O ben degilim ki, o zaman ba$ka birisi olurum." 

Urettikleri mallari satin alacak birisi olmanizi istiyorlardi. Bir bajkasinin araci olma hisi, ben boyle 
olmak istemedim. Ben bir bajkasinin adami olmak istemiyorum. Ben kendim olmak istiyorum. 
1960'larin ortasmda Amerika'da kampijs iginde protesto hareketleri ba$ladi. Ogrencilerin asil he- 
deflerinden biri Amerikan $irket dijnyasiydi. ^JRKETLERJ, AMERJKAN HALKININ BEYNJNJ YIKAMAK- 
LA SU^LUYORLARDI. TiJketim kiJlturu sadece para kazanmayi saglamiyor. Kitleleri koyun haline ge- 
tirmek icin de kullaniliyor ki, bu sirada hiJkumet Vietnam'da vah$i ve yasadi$i bir sava$ yiJrutebilsin. 

Ogrencilerin hocasi, iJnlu radikal dijjunur Herbert Marcuse'ydi. Marcuse psikanaliz okumujtu. 
Freudiyenlere kar?! gok sert ele5tiriler getiriyordu: 

"insanlarm, seri ijretim nesneleri ijzerinden duygularini ve kimliklerini ifade etmeye indirgendigi 
bir diJnya yaratmak isteyenlere yardimci oldular. Bunun sonucu olarak, "tek boyutlu insan" dedigi, 
konformist (uyumlu kimseler) ve bastirilmi; bir tip ortaya ^ikti." 

HERBERT MARCUSE: Roportaj 1978 

Psikanalistler, Amerika'yi yonetenlerin kirii ijlerini yapan ajanlara donijjtuler. Yonetimdeki iktidar 
yapisinin bireylerin sadece bilincini degil, bilingdijini ve bilingaltini da ne kadar buyiJk olgiJde manipij- 
le ve kontrol edebildigini gormek en garpici fenomenlerden biriydi. Bu durum psikolojik bir temelde 
meydana gikti. 

Freud'un belirttigi bilingdiji ilkel giJdulerin kontrolij ve manipiJlasyonu soz konusuydu. 

Ekran bajindaki sevgili Amerikalilari bir dujiJnun. 

Hepsinin de beyni yikanmi§, gocuklar. 

Hepsinin beyni yikanmi§. 

BEYNi...iKiLMi§ 

Marcuse'nin soylediklerini takip eden yeni ogrenci solu, bu toplumsal kontrol sistemine kar§i saldi- 
riya gegti. DiJjuncelerini 5U slogania ozetlediler: 

"Hepimizin kafasmda bir polis geziyor. Onu yok etmeliyiz." Bu polisi yok etmenin yolu ise, onu 



YAZILARIM 163 

163 YAZILARIM 

oraya yerle§tiren devleti ve §irketleri yok etmekten gegiyordu. 

Weatherman adii bir grup jirketlere bombali saldinlar diJzenledi. Onlara gore bu jirketler, hem tij- 
ketim malzemeleri iJzerinden insanlarin zihnini kontrol ediyor, hem de Vietnam'da kullanilan silahlari 
ijretiyordu. 

BERNADINE DOHRN: Weatherman Devrimci Orgutij Kurucusu 

Tarih boyunca goriJlmu? en vahji diJzenin iginde yajarken, jiddete bajvurmamak mumkiJn degil. 
§iddete bajvurmayacagim diye asia soz veremem. 

LINDA EVANS: Weatherman Devrimci OrgutiJ Uyesi 

Maddi degerler iJzerine kurulmami? bir yajam siJrmek istiyoruz. Ancak biJtun yonetim sistemi ve 
Amerikan ekonomisi, bencillik, kijisel hirs ve kar etmek iJzerine kurulmu? durumda. Yani insan ola- 
bilmek igin, birbirimizi sevmek ve ejit olmak igin, birbirimize roller bigmemek igin, kendi pozitif ya§am 
degerlerimizi uygulamaktan bizi alikoyan yonetim bigimini devirmemiz gerekiyor. Fakat Amerikan 
devleti buna jiddetle karjilik verdi. 

1968'de Chicago'da yapilan demokrasi toplantisinda, polls ve ulusal muhafizlar binlerce gosterici- 
nin iJzerine salindi. Boylece, Amerika'da yeni solun acimasizca bastirildigi donem bajlami? oldu. 18 ay 
sonra Kent State Universitesi'nde dbrt bgrencinin oldiJrulmesiyle olaylar doruga gikti. Bu muamele 
karjisinda sol kesim dagilmaya bajladi. Devletin giJcuyle karji karjiya kalmi§tik. Bu gijg, tahmin etti- 
gimizden gok daha buyiJk, kuvvetii ve keskindi. Ve bu noktada, sanki taktik degijikligine gidilmi? gibi 
bir 5ey oldu. Bu §iddetli miJdahale kar§isinda, yeni sol kesim yeni bir fikre yonelmeye bajladi. Madem 
insanlarin kafalarinin igindeki polisi gikarmak igin devleti yikmak mumkiJn degildi, o zaman herkes 
kendi zihnine ulajmanm bir yolunu bulmali, devlet ve jirketler tarafindan yerlejtirilen kontrol meka- 
nizmalarini kendisi yok etmeliydi. Bu sayede yeni bir birey, yani yeni bir toplum olujacakti. 

STEW ALBERT: Yippie Partisi Kurucu Uyesi 

Aktif siyasetin i^inde olan insanlar $una ikna olmu$tu; eger kendilerini degi$tirip saglikli birey 
olmayi ba$arirlarsa ve yalnizca insanlarin kendini degi$tirmesini hedefleyen bir hareket ba$larsa, 
bir gijn gelecek ve biJtun bu sijregiden pozitif degi$im sayesinde toplum kendiliginden ddnu$ecekti, 
yani niceligin nitelige ddnu$umu diyebiliriz. Ama siyasi aktivizm §art degildi. Yeni bir benlik olu$tur- 
ma meselesiydi. Eger yeterince insan kendisini degijtirirse, toplum da degijebilirdi. Yani, kijisel olan 
5eyler de politik hale geldi? 

Evet, kijisel alan politik oldu. Ama kijisel olan jeyleri degijtirmeden siyasi bir degijim yaratmaniz 
miJmkun degildi. ABD'nin devlet giJcune karji gelme jansimiz yoktu. Yani, onlarin silahli gucij vardi. 
Ve yeni bireyi olujturmak igin, Wilhelm Reich'in fikir ve yontemlerine bajvurdular. OliJmunden bu 
yana, Reich'in fikirlerini temel alan kijguk bir psikanalist grubu yeni yontemler gelijtirmijti. Ama^iari, 
toplum tarafindan bireylerin zihnine kazinan kurallardan kurtulmayi saglayacak yollar geli$tirmekti. 
Merkezleri, California'nin uzak bir kiyisinda eski kijguk bir oteldeydi. Esalen EnstitusiJ adini vermijler- 
di. Fritz Perls, Esalen'de en onde gelen psikanalistti. 

Perls, Reich tarafindan egitilmijti. 

Toplu yiJzlejme benzeri bir teknikgelijtirmijti. 

insanlari zorluyor, toplumun tehlikeli buldugu ve bastirilmasi gerektigi dijjunulen hislerini herke- 
sin oniJnde dija vurmalarini istiyordu. igimdeki jeyden korkuyorum, kugiJk bir jeytan gibi duruyor 
orada. 

Pek fazia dijari gikmiyor. 

Ortaya gikarmak gok zor. 

FRITZ PERLS ATOLYESJ Esalen EnstitusiJ 1960'lar 

§imdi o igindeki jeyi sandalyeye koy ve konu? onunla. Perls buna, grubun oniJnde sicak sandalye- 
ye oturmak diyordu. Diyelim ki bu sicak sandalye, siz de Perls olun. Beni, kendi kurallarimi koymaya, 
kendimi agiga gikarmaya dogru yonlendiriyorsunuz. 



164 YAZILARIM 

MICHAEL MURPHY: Esalen EnstitusiJ Kurucusu 

igimdeki her unsura agik olup onlari fark etmemi sagliyorsunuz. Sonra da igimdeki giJce hakim olu- 
yorum. 

§eytan mi olayim? 

Evet. Evet, di§ari gikabilirim. Adamin iginden gikabilirim. 

Adami bir kenara atabilirim. 

"Seni," diye soyle, "seni." 

Seni bir kenara atabilirim. 

Seni, evet. §eytani bizimie yalniz birak jimdi. 

Hepinizi aglatirim. 

Kendinizi berbat hissedersiniz. Beiki de sonsuza kadar. 

§u gorduguniJz agizdan gikacak oyle jeyler soylerim ki, istedigim herkesi mahvederim, her birini- 
zi.Tabii dijari gikarsam. iginizden kimseye acimam. 

Sana bile. 

Tamam. §imdi nasil hissediyorsun? 

Daha iyiyim. 

Yani, gergekten diJrust oldugumu hissettim. 

Peki. GiJg ne kadar artiyor dikkat edin. 

Yani, kim oldugunuzun, nasil davrandiginizin, nasil hissettiginizin, diJnyadaki biJtun varliginizin esas 
sahibi siz olmalisiniz. Yani, size bir ozerklik taniyor, ozgiJrlugunuzun sahibi siz oluyorsunuz. Benden 
korkulur. GiJglerimi harekete gegirdigimde benden korkarsiniz. 

"Gij^ierimie sizi korkutuyorum," deyin. 

GiJglerimle sizi korkutuyorum. 

§imdi, gucij nerede hissediyorsunuz, ellerde mi, kaslarda mi? 

GugsiJzum. Uyanin! 

igimdeki super guciJ istiyorum, Allah'in belasi! 

Tamam, tamam Dur artik. 

Bu yaptigim ho? degildi, sadece yapmak istiyordum ve yaptim. 

Esalen'de (ali$anlara ve Perls'e gore, burada bireyin i^indeki hakiki benligi di$a vurmasi i^in yon- 
temler yaratiyorlardi. Beni alkijlamalarini istiyorum. Onlara gore bu sayede, toplumsal kojullanma- 
dan kurtulmu5 yeni ozerk varliklar ortaya gikacakti. Chicago'da yenilgiye ugrayan sol kesim arasmda 
bu fikir muthi$ ilgi uyandirdi. Bu yontemler eski diJzeni yikacak kadar gijglu bir yeni bireyi agiga gi- 
karmak igin kullanilabilirdi. 60'larin sonu ve 70'lerin ba$inda, binlerce insan Esalen'e u$u$tu. Bundan 
birkag yil oncesine kadar, orasi kenarda kalmi? gizli kapakli bir yerdi. §imdi ise, kijisel donujiJm amagli 
ulusal bir hareketin merkezi olmujtu: 

insanin Potansiyeli Hareketi. 

Cok gekici hale geldi. insanlar bu kejif akimina katilmak istiyordu. Yedi-sekiz yil iginde Amerika'da, 
Esalen'i ornek alan civarmda benzer yerler agildi. 

Kendimi 6zgurle§mi§ hissediyorum. 
Cidden mi? 
Harika bir §ey. 

Ve ciddi bir siyasi aniam kazandi. Kijisel donujumij toplumsal donijjumden ayri tutamazsiniz. ikisi 
birlikte ijler. Hareket buyiJdukge, Esalen yoneticileri bu yontemleri toplumsal sorunlari gozmek igin 
kullanmaya karar verdiler. Once irkgilikia bajladilar. Radikal zenci ve beyazlardan olu5an yiJzlejme 
gruplari diJzenlediler. Her iki grup da, toplum tarafindan iglerine ijlenen irkgi hislerini dija vurmalari 
igin tejvik edildi. Bunu yaparken o hisleri ajacaklar, sonra karjidakini birey olarak kabul edeceklerdi. 

"Ajkm bir deneyim olarak radikal yuzle§me," adini verdigim bir yiJzlejme dizisi bajlattim. Boyle 
bir zenci/beyaz yiJzlejmesinin gerekli oldugunu, bu sayede iki irk arasindaki meselenin kokiJne inebi- 



YAZILARIM 165 

165 YAZILARIM 

lecegimizi dujundiJk. ^ekingen ve kibar davranmakia olmuyordu. Dogrudan aslanin midesine inecek- 
tik, bu irk aynmciliginin temeline. Ve son derece garpici oldu. Esalen EnstitiJsu'nde yapilan en sert 
toplantilan yajadik. 

§una bak igi beyazmi?, ustiJnde kiyafetin var, ayakkabin var. Bana baktigindan eminsin oyle mi? 

Mahalledeki polls belasi da sizden geliyor. 

Yok ya? Nerden benim oluyor polls? 

Hukumetiniz var, belediye bajkaniniz var. Yapma ya. Bajkan sizin, elgiler sizin. 

Sen de oy kullaniyorsun. 

Vietnam'da insan bldiJrdunuz. 

Onlarin heps! kole ijgilerdi. Bir surij binalar gokdelenler var, ekonomik ve siyasi olarak hepsine ha- 
kimsiniz. Onlarda mi sizin degil? 

Hem bizim, hem sizin. 

Sonra zenciler toplanip beyazlara saldirdilar. 

BiJtun hepsini oturup seyrettik. Buna birini dikizlemek diyorlardi. 

Dikizlemek derken, en gizli sirlarini ogrenmek. §arlatanliklarini falan, hepsini. 

Mesela beyaz liberaller. Beyaz liberallerin gok iJzerine gittiler. 

"Ben ozgijrijm," sagmaligini aniatma bana jimdi. 

§erefsiz yalancinin tekisin, agik pembe bir orospu gocugusun. 

Buraya niye geldiniz bilmiyorum ki. 

Sizin kara kitabiniz yok mu? 

Ha? 

Refah iginde gibisiniz. 

Ha? 

Ne diye geldiniz buraya? 

Bacaklarinizi ayirip oturmujsunuz karjimda, kiJlotlarinizi sergiliyorsunuz. 

Peki niye geldiniz o zaman? 

Zenci/beyaz yuzle$me gruplari tarn bir felaketti. Zenci radikallere gore bu i$, onlari zayiflatmak 
ama^ii hain bir saldiriydi. Onlari ozgiJr bireylere donijjturmeye galijan Esalen, aslinda irkgiliga karji 
miJcadelelerinde onlara gijg veren tek jeyi de yok ediyordu; ortak zenci kimligi. 

Benim sebebim mi? 

Senin sebebin. Senin burada olma sebebin benimkinden farkli. 

Sonra, insanin Potansiyeli Hareketi, ki$isel geli$imin i$e yarayacagmi du$undugu ba$ka bir top- 
lumsal gruba yoneldi. 

Rahibeler . 

Ama bu sefer daha ba^arili oldular. Los Angeles'ta bulunan Temiz Kalp Manastiri, Amerika'daki en 
buyiJk dini kiz okullarmdan biriydi. Birkag radikal psikoterapist manastira geldi. Kijisel ozgiJrlejme 
yontemlerini, kimlikleri dijaridan dayatilan kurallaria belirlenen ve bunlari gok derin bir jekilde igsel- 
lejtirmi? olan bireyler iJzerinde denemek istediler. Modern goriJnmek isteyen manastir, deneye ka- 
tilmayi kabul etti. YiJzlerce Temiz Kalp rahibesiyle hafta sonlarinda yiJzlejme toplantilan diJzenledik. 
Rahibeler gok gekingendi. 

Dr. WILLIAM COULSON: Rahibelerin yuzle$me grubu lideri 

Normal insanlardan daha fazia igine kapanik oluyorlar. Onlara dedik ki, 
"Bu kadar cekingen olmayin, kendinizi serbest birakin." 
"Siz iyi insanlarsiniz, icinizdeki gercek ki$iyi saklamaniza gerek yok." 
"Rahibe roliJnu oynamaniza gerek yok." 



166 YAZILARIM 

"Mahzun bakislar atmaniza gerek yok." 
"ihtiyatli olmak fazia abartilan bir erdem." 
"Kendinizi zorluyorsunuz, 

Temiz Kalp rahibe adayi Psikoterapi deneyi sirasmda roportai 

"Kimliginizi anyorsunuz," 

"kim olacaginizi." 

"Ayni zamanda hizmete adanmi? " 

"Bir hayat yajamaya galijiyorsunuz." 

"ButiJn bunlari kimliginize uydurmaya galijiyorsunuz. Ama aslinda, yani, bu i? gok karma5ik oluyor 
bazen. Bazen kafanizdaki engeli a§ip gilgin ve aptaica jeyler yapiyorsunuz. Bahgede kojup portakal 
galiyorsunuz, buzdolabindan kola ajiriyorsunuz, gilginca jeyler. Kendimi ikiyiJzlu gibi hissettim ve in- 
sanlarm beni ne giydigime gore degil, kim olduguma gore yargilamasini istedim. Bu degijimden 
memnunum yani. Korkuyorsunuz ama devam ediyorsunuz. 

"Evet, korkudan olebilirim, ama buna degiyor." 

Deney, manastiri donijjturmeye ba§ladi. Rahibeler, siradan kiyafet giyme aiijkaniikiarini birakma- 
ya karar verdiler. Ama psikoterapistler, bajka gijgieri de uyandirdiklarini gordiJier. Ortaya gikardigi- 
miz $eylerden biri cinsel enerjiydi. Kilisenin bajariyia engelledigi jeyierden biri, artik engel tanimi- 
yordu. Cemaat ijyesi bir rahibe vardi. Oncekinden bile daha ozgiJr olabilecegini du§undu. Sinif arka- 
dajlarmdan birini bajtan gikardi. Sonra, aday rahibelerin ba§indaki daha ya§li rahibeyi de ba§tan gi- 
kardi. Qok tutucu biriydi ve onu bile cinsellik yoluyla dzgurle$tirmek istedi. Ya^li olan, adayi alip ara- 
bayla markete goturdij, geri geldiler, garaja girdiklerinde ona yakla§ti, uzun uzun dudaklarindan optij, 
sonra muhtemelen ilk defa opijjen aday, daha fazlasini istedi. Deney buyiJk bir felakete yol agti. Bir 
yil i^inde 300 rahibe, yeminlerinden azat edilmek i^in Vatikan'a dilek^e verdi, ki bu sayi manastirm 
yarismdan fazlaydi. Alti ay sonra ise manastir kapandi. Geride birkagtane rahibe kalmi§ti. Ama onlar 
da radikal lezbiyen rahibelerdi. Digerleri dini ya^ami terk ettiler. 

Rahibelikten istifa mi ettiler? 

Evet, artik normal insan oldular. 

SANA SOYLUYORUM DINLE HER YERDEYiZ ARTIK! 

60'larin sonunda, kendini ke$fetme du$uncesi Amerika'da liizia yayiliyordu. Yuzle$me gruplari, 
kendini geli$tirmeye ve yozla$mi$ kapitalist kijlturden uzak kalmaya dayandigi igin radikal bir alter- 
natif kijltur olarak gorijlen her $eyin merkezi oldular. Kendimiz olabilmek igin onlari bzgurle^tirmek 
istiyorum. Amacimiz sevgi, deneyimler, pozitif bir yajam tarzi. Sizin yajam tarziniz yanli? demiyoruz. 
Sadece ozgiJr olmak istiyoruz, ne olmak istiyorsak onu olmak. Ya da kendimizi aradikga ne oldugu- 
muzu bulursak, o olacagiz. 

Amerikan $irketleri ijzerinde bu durum ciddi sorunlar yaratmaya ba$lami$ti. Qunkij bu yeni bi- 
reyler, ongorijlebilir tuketiciler gibi davranmiyorlardi. OZELLJKLE DE HAYAT SJGORTASI SEKTORU 
ENDJ^ELiYDJ. Universiteyi bitiren ogrenciler arasmda hayat sigortasi yaptiranlar gittikce azaliyordu. 
Amerika'nin en iyi piyasa arajtirmacisi Daniel Yankelovich'ten bu durumu analiz etmesini istediler. 
da psikanaliz okumujtu. 

DANIELI YANKELOVICH:Yankelovich Partners Piyasa Aragtirma Sirketi 

Hayat sigortasi i$i, o donemde protestan ahlakina en cok yaslanan i$ti. Gelecek icin fedakarlik ya- 
pan bir insansaniz, ancak o zaman hayat sigortasi yaptirirsiniz. Eger bugiJn icin ya$iyorsaniz, hayat 
sigortasina ihtiyacmiz kalmaz. Yani, ortaya cikmaya ba$layan bazi yeni degerlerin, bir noktada protes- 
tan ahlakinin temel degerlerine kar$i oldugunu hissetmi$lerdi. Gorduklerim karjisinda jajtim kaldim. 

Geleneksel ve hakim yoruma gore, bu durumu yaratan ajiri uglardaki siyasi akimlardi. Fakat biz 
agikga gordiJk ki, bu yorum aslinda gergegin iJzerini ortijyor. Bu durumun temelinde kendini ifade 
etme meselesi vardi. Birey ve igimizdeki benlik meselesiyle ugra$iyorlardi. insanlar igin bu gok 



YAZILARIM 167 

167 YAZILARIM 

onemli hale gelmi§ti, kendini ifade edebilmek. 

Yankelovich, bu yeni di§avurumcu bireylerin gelijimini ve davranijlanni incelemeye koyuldu. 5ir- 
ketlere verdigi bilgiye gore, bu yeni insanlar yine tiJketiciydiler. Fakat artik onlari Amerikan toplumu- 
nun dar katmanlarina siki$tiracak hicbir $ey istemiyorlardi. Paha ziyade, konformist bir diJnyada onla- 
rin farkini yansitacak, bireyselligini ortaya cikaracak iJrunler istiyorlardi. Amerikan jirketieri boyle 
§eyler iJretmiyordu. Urunlerin zaten her zaman duygusal bir aniami vardi. Yeni olan jey ise, bireysel- 
likti. Ana fikir §uydu; "bu urijnle kendimi ifade ediyorum." 

Bu iJrun kijguk bir Avrupa arabasi olabilir. Belli bir miJzik sistemi olabilir. Kendinizi sunma bigiminiz, 
kiyafetleriniz. Kaslarimdan ani bir enerji fi5kiriyor. insanlar artik bu gibi §eyler igin para harciyordu. 
^evrelerine kim olduklarini aniatmak igin. Fakat iJreticilerin, goriJnen piyasalar ve tiJketiciler hakkinda 
neler olduguna dair gergekten en ufak fikri yoktu. BuyiJk reklam $irketleri, i$letme gruplari denen 
ekipler kurdular. Bu yeni bireylere nasil hitap edecekleri hakkinda galijmalar yapiyorlardi. Ajanslar- 
dan birinin mudurij, biJtun galijanlara bir bildiri gonderdi. 

"TOPLUM KURALLARINA UYUM SAG LAM AYAN LARA UYUM SAGLAMALIYIZ," diyordu. 

"Bobby Dylan'in yaptigi miJzigi dinleyip, sinemaya daha gokgitmeliyiz." 

Ama asil sorun, focus gruplarina bu dijavurumcu bireylerin artik pek katilmamasiydi. Reklamcilar, 
kendi bajlarinin garesine bakacaklardi. ^ok ho§ yeni bir iiriinumuz var, dans edeceksiniz, gozden kay- 
bolmak igin bir firsat. Lezzetii kugiJk kareler malt bugdayindan, gatalli, gitir gitir ve enfes bir tadi var. 
Daha hizli ama. Ben de onu diyorum. Folk rock olacak, ama folk ve rock gok olacak. Ve gok daha ciddi 
bir sorun vardi aslinda. Kendini ifade etmek isteyen insanlar igin yapilacak iJretim, gejitlilik yaratmak 
aniamina geliyordu. Ancak Amerika'da gelijtirilen seri iJretim sistemleri, eger ayni nesnelerden gok 
sayida iJretilirse karli olabiliyordu. Bu sistemler, konformist bir toplumun sinirli arzularini karjilamak 
igin mukemmeldi. Di$avurumcu birey, butijn bu iJretim sistemini tehdit ediyordu. Ustelik tehdit 
hizia bijyumek iJzereydi. 

AKLINIZ NASIL? 

Hadi! ^unkij bir girijimci, bu yeni bagimsiz bireyin seri iJretimi igin bir ybntem icat etmijti. Adi, 
Werner Erhard idi. Geleneksel olarak zihnimizde oldugunu sandigimiz bazi 5eyler aslinda di? diJnyada 
bulunur, jimdi o noktaya da geliyoruz. 

Erhard, EST adii bir sistem icat etmi$ti: ERHARD SEMJNAR TRAiNiNG. 

Nasil kendileri olacaklarini ogrenmek isteyen yiJzlerce insan hafta sonu oturumlarina katiliyordu. 
Bir sure sonra EST'nin taklitleri de gikti; mesela ingiltere'deki Exegesis. Erhard'in yontemlerinin bir 
gogu insanin Potansiyeli Hareketi'nden alinmaydi. Fakat Erhard, bu hareketi yeterince ileri gitmedik- 
leri igin elejtiriyordu. Ona gore, biJtun insanlarm iginde merkezi bir gekirdek oldugunu soyleyen bu 
hareket, insan ozgurlijgune bajka bir sinirlama getiriyordu. Aslinda sabit bir benlikten soz edemezdik. 
Yani, insan ne olmak istiyorsa onu bajarabilirdi. insanin Potansiyeli Hareketi'nin tezine gore, insanla- 
rm oziJnde gergekten iyi bir jeyler vardi. 

WERNER ERHARD= EST'nin Kurucusu 

Eger yiJzeydeki katmanlari kaldirirsaniz, gijya elinizde bir 6z kalacakti. Bu 6z kendiliginden zaten 
dijavurumcu bir 6z idi. Hakiki benlik buydu, muhtejem bir jey ortaya gikacakti. Gergekte olan ise, bu 
son katmana ulajmi? insanlar gordiJk ve bu katmani da a§tiklarinda ellerinde higbir §ey kalmamijti. 

Tamam, it! 

Hadi, itele! 

EST oturumlari gok yogun ve acimasizdi. Her katilimci bir s6zle§me imzaliyordu. Buna gore, toplum 
tarafindan olujturulan kimliklerini kirmak igin, egitimciler gerekli gordiJkleri her jeyi yapacaklar ve 
kimse ayrilmayacakti. 

Hadi dedim! 

Bastir, it! 

Senden daha guglij bastirirsam ezilip gideceksin. 

Artik sertge itmen lazim, hadi §imdi. 



168 YAZILARIM 

Ha 56yle, it geriye. 

GiJzel, aferin. GiJzel! 

Bir daha! 

Evet! 

EST egitimindeki esas mesele, katman altmdaki katmanin altmdaki katmanlara dogru ilerlemek- 
ti. Sonunda en alt katmana gelip onu da kaldirdiginizda, orada tamamen bo$luk ve aniamsizlik oldu- 
gunu fark ediyorsunuz. $imdi bu, varolugculugun geldigi son noktadir. 

EST ise bir adim daha ileri gitti. Insanlar fark etmeye ba$ladi ki, buradaki sadece aniamsizlik ve bo$- 
luk degil, aniamsizlik ve bo$lugun kendisi aniamsiz ve bo$ bir $eydi. Boyle bakinca, buyuk bir ozgurluk 
oldugunu goruyorsunuz. BiJtun bu siki$ma, kendinizi mahkum ettiginiz biJtun kurallar yitip gidiyor. 
Elinizde ise koca bir hiclik kaliyor. Hiclik ise, olaganustij giJc kazandiran bir ciki? noktasi. CunkiJ bir $ey 
yaratmak icin once bir hiclige ihtiyaciniz vardir. Bu hiclikten yola cikarak insanlar bir ya$am yaratabi- 
lecek hale geldiler ve kendilerine benlik olu$turma $ansi buldular. 

Kendilerini icat edeceklerdi? 

Kendilerini icat edeceklerdi. Ne olmak istiyorsaniz olabilirsiniz. O sesi gikarmaya bajlamanizi istiyo- 
rum, ve bu ses yoluyla insanlari ve diJnyayi nasil istiyorsaniz o §ekilde yaratacaksiniz. Erhard'in yaptigi, 
en onemli jeyin birey oldugunu vurgulamakti. 

JESSE KORNBLUTH: Gazeteci, New Times 1970' ler 

Toplumsal mevzularm bir onemi yoktu. Sizi ilgilendiren tek §ey, tatmin edici bir yajam surup sur- 
mediginizdi. EST katilimcilari oturumlardan giktiklarinda, kendini dijjunmenin bencillik degil, en biJ- 
yijk gorev oldugunu dujunijyorlardi. 

Gel beni op ve guliJmse, 

beni bekleyecegini soyle, 

hig birakmayacakmi§ gibi bana saril. 

JOHN DENVER: EST Mezunu 

Egitim iki hafta sonu surijyor. Gergekten hayatimdaki en inanilmaz deneyimdi. Bu deneyime omiJr 
boyu minnettar kalacagim. ^ok faydasini gordiJm. Kim oldugumuzu gergekten bilmek istiyoruz. Haya- 
timizda birgok jey yajiyoruz, kendimizle ilgili gittikge daha 50k §ey ogreniyoruz. Bizi ayakta tutanin 
gergekte ne oldugunu bulmak, kendimizi nasil ke§fedecegimizi gormek istiyoruz. 

EST buyiJk bir ba$ari kazandi. Sarkicilar, film yildizlari ve yiJz binlerce siradan Amerikali 1970'lerde 
bu egitimlerden gecti. Fakat belli bir siJrec icinde, kigisei donugum hareketini ba$latan siyasi fikir yok 
olmaya ba$ladi. Ba$langictaki fikre gore, kendini ke$fetme ve ifade etme yoluyla yeni bir kiJltur doga- 
cakti. Bu sayede devletin iktidarina meydan okunacakti. 

KiJlturumuzu siyasetten ayirmalarina izin vermeyecegiz. 
Hepimiz insaniz, hepimiz birlikteyiz. 

Fakat jimdi de, insanlarin basitge kendi iginde mutlu olabilecegi, toplumu degijtirmenin bununia 
ilgisi olmadigi dijjuncesi ortaya gikmaya bajliyordu. Bu dijjuncenin onde gelen isimlerinden biri de 
Jerry Rubin'di. 1968'de Rubin, Yippie'lerin lideri olarak Chicago yuruyijjunu yonetmijti. Ama artik o 
da EST egitiminden gegmijti. Olmeye hazirdim ve bir aniamda kurban kompleksine sahiptim. Sanirim 
bu hepimizde vardi. Kendini feda etme idealinden vazgegtim. 

JERRY RUBIN: Yippie Partisi Kurucusu Roportaj 1968 

Artik eskisi kadar haksizlik iJzerinden hareket etmiyorum. §imdi kendimizi kendi igimizden yeniden 
yarattik. Temel olarak siyaset ortadan kalkmij, tamamen bu yeni yajam tarzi gelmijti. Benligin daha 
da derinine inme arzusu ba? g6stermi§ti. §u anda ise fazia abartili bir bireye donujtij. Yakin arkadajim 
ve Yippie kurucularindan Jerry Rubin de kesinlikle bu yonde hareket etti. Ve bence, kendi bajina ken- 



YAZILARIM 169 

169 YAZILARIM 

dini gelijtirip mutlu olabilecegi fikrine kapilmaya bajliyordu. 

Tek ki$ilik sosyalizm. 

Oyle mi? 

Boyle mi dijjunuyordu? 

Aslinda bu kapitalizmin ta kendisi. 

i§in esprisi orada. 

Bence gok komik. 

Bence komik, gunkij insanlar hayatlarinin buyiJk bolumunij gegmijierine hapsoimu? ve gegmijie- 
riyle kafayi yemi?, gegmijie sinirli bir halde gegiriyor. Bundan kurtulmak buyiJk bir ozgurliJk getiriyor. 
insanlar kendilerini yaratabiliyorlar. 

EST, Amerikan toplumunun biJtun katmanlarinda hizia yayilan bir dijjuncenin yogunlajmi? ve can- 
lanmi§ ifadesiydi. Kitaplar ve televizyon programlari, 'insanin ilk gorevi kendisi olmaktir' dijjuncesini 
yaymaktaydi. Bu degijimi gozlemleyenler, bu dujiJncenin ne kadar hizli yayildigini goriJnce jajkinliga 
dijjtuler. 

DANIEL YANKELOVICH: Piyasa Aragtirmacisi 

1970 'te bu dijjunce toplumun kijguk bir kesiminde vardi. Beiki yiJzde 3-5 kadar. 1980'de ise top- 
lumun % 80'ine yayilmijti. §unu sordunuz, 

"Nasil kendimizi gergekle^tirebiliriz?" 

Sabah kalkip diyeceksiniz ki, her sabah tira? oldugumda aynaya bakip kendime soylerim, gergekten 
soylijyorum: 

"BugiJn kimse gunumij zehir edemez. Kimse!" 

Benlik ve ig benlikle bu kadar hajir nejir olanlar, toplum iginde 1970 'ler boyunca gittikge yayildi ve 
artti. Beni gegmijte yajamaktan kurtardiniz. BugiJnden itibaren deneyimlerimi olumlu yonde kul- 
lanmaya ba$ladim ve hem bugiJn hem de yarin igin daha iyi bir insan olmak istiyorum. Ama tabii 
mesele $uraya geliyor, kendini ifade eden biri nasil olunur? 

ijte bu noktada, Amerikan kapitalizmi devreye girmeye karar verdi ve bireylere kendilerini ifade 
etmeleri igin yardimci oldu. Bunu yaparken de gok buyiJk paralar kazandi. ilk i? olarak, bu yeni insan- 
larin kendileri olmak igin ne istediklerini kejfetmek amaciyla, kafalarinin igine girmenin yollarini bul- 
dular. Bunun yolunu i$ merkezleri degil, Amerika'daki en guglij bilimsel ara$tirma merkezlerinden 
biri buldu. Kaliforniya'daki Stanford Ara$tirma Merkezi (SRI), ^irketler ve hukumet igin gali^iyordu. 
Bilgisayarlarm ilk gelijimlerinin buyiJk bolumiJnu onlar yapmijti. Savunma Bakanligi igin de, sonradan 
Yildiz Sava$lari Projesi adi verilecek bir galijma yapiyorlardi. 1978 'de, SRI'de galijan birkag ekonomist 
ve psikolog, onceden kestirilemeyen yeni tiJketicilerin arzularini okuyup blgme ve karjilamanin bir 
yolunu bulmaya karar verdiler. 

JAY OGILVY: Psikoiojik Deger Arastirmasi Yoneticisi. SRI 1979 -88 

O doneme kadar onem verilmeyen biJtun arzular, istekler ve degerleri olgmek igin titiz bir ybntem 
gelijtirme dijjuncemiz vardi. i? diJnyasinda ne derler bilirsiniz, "Ancak olgebildiginiz jeyi yaparsmiz." 
Temelde ijreticiiere $unu sdylijyorduk, eger gergekten sadece temel ihtiyaglari degil, gok daha ge- 
li$kin insanlarm bireysel heves, arzu ve isteklerini de kar$ilamak istiyorsaniz, i$i pargalara ayirmak 
zorundasmiz, her §eyi bireyselle$tirmek zorundasmiz. SRI, bunu yapabilmek igin bireyi 6zgurle§tirme 
ijine bajlami? olanlarm yardimma bajvurdu. insanin Potansiyeli Hareketi'nin onderlerinden birisi olan 
psikolog Abraham Maslow'a gittiler. Esalen gibi yerler yapilan gali§malari gozlemleyen Maslow, psi- 
koiojik kategorilere dairyeni bir sistem geli§tirmi§ti. Buna "iHTiYA^LAR HiYERAR§iSi" diyordu. insan- 
larm hislerini dzgurle$tirdikge gegtigi farkli duygusal a$amalari tanimliyordu. 

En iJstte kendini gergeklejtirme yer aliyordu. Bu noktadaki bireyler tamamen kendi yolunu kendi 
giziyor, toplumdan bagimsiz hareket ediyordu. SRI ekibi, Maslow'un hiyerarjisini temel alarak toplu- 
mu kategorize etmenin yeni bir yolunu bulabilecegini dijjundu. Sosyal siniflari degil, farkli psikoiojik 
ihtiyaglar ve diJrtuleri temel alacaklardi. Bunu test etmek igin dev bir anket hazirladilar. insanlarm 



170 YAZILARIM 

kendilerini nasil gordijgune, igsel degerlerine dair yiJzlerce soru vardi. Sorular, insanlann Maslow'un 
kategorilerine uyup uymadigini gormek igin tasarlanmi§ti. insanlann gergekten nasil hissettigini bul- 
maya galijiyorduk. O yiJzden bu rahatsiz edici sorulan sorduk. 

AMINA MARIE SPENGLER: Psikolojik Deger Arastirmasi Program Yoneticisi 1979-86 

Sorulan sormasi igin anket diJzenleyen bir §irketi gorevlendirdik. Onlar bile §imdiye kadar boyle bir 
5ey gormediklerini soyledi. Genellikle hafta iginde bir mektup gondermek zorunda kalirsiniz. Sonra bir 
mektup daha ve en sonunda cevap alabilmek igin telefon agmaniz gerekir. Bizim ankette % 86 ora- 
ninda geri donij? oldu ve sadece bir mektup gonderdiler. insanlar bu anketi severek doldurdular. 

"Ba$ka anketiniz varsa doldurabilirim" diye notlar ilijtirilmi? sayisiz anket geldi. ^unkij bizim soru- 
larimiz, insanlara daha once hig du§unmedikleri §eyleri dujundiJruyordu. sorular iJzerine du§unmek 
ho§larina gitti. 

Ne gibi mesela, iglerindeki hisler mi? 

Evet, aslinda ne hissettikleri, gibi. Onlan neyin motive ettigi, hayatlannin aniami, onem verdikleri 
5eyler. Yani, bir acayip gelmi5ti. 

Cevaplar daha sonra bilgisayarda analiz edildi. insanlann kendilerini nasil gordiJgune bakinca, Mas- 
low'un kategorilerine uyum saglayan belli jablonlar ortaya gikti. Hiyerarjinin en tepesinde, biJtun 
sosyal siniflan igeren, biJyuk ve genijiemekte olan bir grup belirdi. SRI bunlara "KENDInI YONETEN- 
LER" diyordu. Bu insanlar kendilerini toplumdaki konumlan ile degil, kendi yaptiklan segimlerle ta- 
nimliyorlardi. Ama SRI §unu ke§fetti; bu insanlar kendilerini ifade etmek icin sectikleri farkli davra- 
nis kaliplari ijzerinden tanimianabiiirdi. Kendini ifade etme bicimleri sonsuz degildi ve belli tiirlere 
avriiabiiiyordu. SRI ekibi bunu ifade eden bir terim geli$tirdi: YA§AM TARZI. Yeni bireyciligi katego- 
rize etmeyi bajarmijlardi. Gelijtirdikleri sisteme Degerler ve Yajam Tarzlan, kisaca VALs diyorlardi. 

Bu degi$imin onde gelen ij^ yeni VALs grubu var. 

SRI Degerler ve Ya$am Tarzlari Promosyon videosu 1983 

Bunlara topluca kendini yonetenler diyoruz. Bu insanlara gore ki§isel tatmin paradan ve statiJden 
daha onemli. Kendilerini ifade etmeye egilimliler. Karmajik ve bireyseici bir yapilan var. BEN KENDi- 
MJM diyenler Rob "Ben kendimim" diyor. Ben kendimim diyenler yeni deger arayijindalar, gelenek- 
lerden koparak kendi standartlanni yaratiyorlar. Rob, kendi ismini bile kendi yaratmi§: Rob-ot. Jody 
bir deneyselci. 

DENEYSELCJLER 

Bu grup, dogrudan tecriJbe ederek kendilerini gelijtirme arayijinda. Deneyselciler ayni yerde uzun 
sure durmuyor. Her jeyi bir kere denemek pejindeler. Tabii biJtun bu aktiviteler igin iJrun ve hizmete 
ihtiyaglan var. Aktif hobileri var, basit uriJnlere sahipler ama bunlann fiyati ilia ki ucuz degil. 

TOPLUMSAL BiLiNQ SAHJPLERJ 

Ben bir kitapgiyim, kitap satiyorum. 

Bir i§adamiyim. Bu, kapitalizme inandigim aniamina gelmiyor. Sadece 5U an yaptigim i? bu. 

SRI, anahtar sorudan olujan basitlejtirilmi? bir anket hazirladi. Bunlari cevaplayan herkesi, hemen 
gruptan birine koyabiliyorlardi. ijletmeler bu sayede iJrunlerini hangi grubun satin aldigini gorebili- 
yordu. Boylece iJrunlerin nasil pazarlanacagina da karar veriyorlardi. Amag, urunij o grubun deger ve 
yajam tarzini gosteren bir sembol haline getirmekti. "Ya§am tarzi pazarlamasi" boyle bajlamijti. Bu 
sayede, insanlara sadece nijfus, ya? araligi ve gelir diJzeyi falan agismdan bakilmadi. Altta yatan moti- 
vasyonlanni gergekten aniama jansimiz oldu. Yani, pazarlamanin buyiJk kismi insanlann eyiemlerine 
bakip, ne yapacaklanni tahmin etmekten ibaretti. Fakat bizim yaptigimiz farkli bir jeydi. insanlann 
derinde yatan degerlerine bakip, onlarin yajam tarzini tahmin etmeye galijiyorduk. Nasil bir evde 
yajadiklanni, nasil bir araba kullandiklarmi. Boylece jirketler onlara farkli yollarla bir jeyler satabili- 
yordu. Onlan aniiyorlardi, belli etiketleri vardi. insanlann neye benzedigini, nerede ya5adiklarini, ya- 
5am tarzlanni biliyorlardi. Eger bir iJrun belli bir grubun degerlerini yansitiyorsa, o grup tarafindan 
satin alinabilirdi. Deger ve Yajam Tarzlari sistemini gijglu kilan jey buydu. Kendini gergeklejtirmek 



YAZILARIM 171 

171 YAZILARIM 

isteyenlerin hangi yeni iJrunu segecegi tahmin edilebiliyordu. Sistemin bu gucij garpici bigimde ortaya 
gikmak iJzereydi. 

VALs sistemi sadece alacaklari urunij degil, oy verecekleri siyaset^ileri de tahmin edebilecekti. 

Hanimlar beyler, Amerika'nin yeni bajkani karjinizda, Ronald Reagen! 

1980 yilinda Ronald Reagen ba§kanlik yanjina girdi. Kendisi ve danijmanlan, yeni bireycilik iJzerine 
kurulan bir program izleyerek segimi kazanacaklarini dijjunuyordu. Bu program, hukiJmetlerin elli 
yildir insanlarin hayatina yaptiklari miJdahaleye sava? agmakti. Bir konujma yazdim. Temel kararlari 
insanlar versin, yargiglar oniJmuzden gekilsin, biJrokratlar gekilsin, merkezi hiJkumet gekilsin. Rea- 
gen'a konu§ma bajligi olarak birgok §ey bnerdim. O ise junu se?ti; 

"Hakimiyet milletindir." 

insanlar tekrar yonetimi ele alsin, kendi kaderlerini kontrol etsinler, Washington'daki bir grup 
elit kesim yapmasm. §dyle du$unuyorum, Washington'da uygulayacagim yonetim $ekli, burada size 
bahsettigim sorunlarm hepsini ^zebilecekmi; gibi yapmak degil. Ama sizinle birlikte olursak goze- 
biliriz. Yonetimi ele aldigimda, Amerikan halkinm sirtmdan hijkumeti indirip sizleri ozgijr birakaca- 
gim, ijte o zaman en gijzelini siz yapacaksmiz. (Bizim siyasetgiler ayni konujmayi yapiyorlar) 

Radikal bir cikisti. Ilimli cumhuriyetciler bunun bir intihar oldugunu dusundijler. Jimmy Carter 
gijlung buldu, basin ise fazlasiyla negatifti. Fakat tuhaf bir jey oldu, New Hampshire 'daki ankette gok 
iyi sonuglar gikti. Burasi kazanmamiz gereken ilk buyiJk eyaletti. Asil tuhaf olan, Reagen'in politikalari- 
na gok gijglu bir destek varmi? gibi bir hava esmesiydi. Geleneksel segim anketleri, sinif, ya? ve cinsi- 
yet temelinde tutarli bir gizgi bulamiyordu. Deger ve Yajam Tarzlari sistemini geli§tirenler ise bunun 
sebebini bildiklerini du5unuyorlardi. Sistemlerini hem Amerika'da, hem de ingiltere'de deniyorlardi. 
Onlara gore, hem Reagen, hem de Thatcher'm bireysel ozgiJrlukle ilgili mesajlari, hiyerarjinin en te- 
pesinde olan, kendini yoneten gruba hitap ediyordu. ^unkij onlarin kendilerine baki§i da boyleydi. 
insanlar birey olmayi, bireyseici olmayi gergekten onemsiyorlardi. 

CHRISTINE MacNULTY= SRI Deger ve Yasam Tarzlari Ekibi Program Yoneticisi 1978-81 

Thatcher ve Reagen'in ortaya koydugu mesajlara erken donemde bakarken junu dedik, geng in- 
sanlarin goguna gergekten hitap edecek sozciJkler kullaniyorlardi, ozellikle de kendini gergeklejtirme 
yolunda ilerleyenlere hitap ediyorlardi. Bu insanlara "kendini yoneten insanlar" diyorduk. Birgok 
meslektajimiz bunun tamamen sagmalik oldugunu soyledi. ^unkij kendini yoneten insanlarin toplum- 
sal duyarliligi gok yiJksekti, muhafazakar bir partiye asia oy vermezlerdi, ya da cumhuriyetgilere asia 
oy vermezlerdi. Fakat biz dedik ki, Thatcher ve Reagen onlara bu gekilde hitap etmeye devam eder- 
se, sonunda oy vereceklerdir. 

Oyle bir liderlik du$luyorum ki, hiJkumeti sirtmizdan alacagim ve en iyi bildiginiz $eyi yapabil- 
meniz igin herkesi ozgiJr birakacagim. Te$ekkur ederim. 

Kendini gergeklejtirme hedefinde olan bireylerin solcu degil de sagci bir politikaciyi segmeleri gok 
aykiri bir dijjunceydi. Deger ve Yajam Tarzlari ekibi, bu tahminlerini test etmek igin segim anketi dij- 
zenledi. Buradan gikan sonuglari, yeni psikolojik kategorilerle karjilajtirdilar. Ankette sorulan "Kime 
oy vereceksiniz?" sorusuna Thatcher ve Reagen diye cevap verenlerin kendini yonetenler oldugu gok 
belliydi. O segimlerdeki farki da onlar yaratti. Onlarin Thatcher ve Reagen'a oy vermesi farki yaratti. 
Kendi ekibimde bulunan meslektajlarim bile bu duruma gergekten 5a§irdi. Bu sonug, gelijtirdigimiz 
yontemin gucunij gosterdi. ^unkij kendini yoneten ki§ileri sokakta ayirt etmeniz gok zor. Thatcher ve 
Reagen'a oy veren bu insanlar kendini yonetenler, her kesimden gikabilirdi. Sosyal siniflar agisindan 
bir korelasyon (ihtimal) gormek de gok zor. Yani, eger gidip ya?, cinsiyet, sosyal sinif diye bakarsaniz, 
higbir zaman bunlari bulamazsiniz. Fakat eger onlarin degerlerini yakalayabilen bir anketle giderseniz, 
hemen kolayca taniyabilirsiniz. 

Bu yeni bir yontem miydi? 

Evet, tamamen yeniydi. 

1981'in bajinda, Ronald Reagen bajkanligi devraldi. Ancak, ekonomik felakete siJruklenen bir iJl- 



172 YAZILARIM 

keyle karjilajmijti. 1970'lerdeki korkung enflasyon, Amerika'nin geleneksel agir sanayisinin buyiJk 
bolumunij yok etmijti. Milyonlarca ijsiz vardi. Ama segim kampanyasinda soziJne sadik kalan Reagen, 
savajtan bu yana biJtun hiJkumetlerin yaptigi gibi yardim etmek amaciyla mudahale etmeyecegini 
soyledi. 

RONALD REAGEN= Devir-teslim toreni Peak 1981 

Amerika, bijyuk ekonomik kayiplar ve acilaria karji karjiya. Ulusal tarihimizdeki en uzun ve en ka- 
lici enflasyonlardan birini yajiyoruz. Kapanan fabrikalar galijanlan ijsizlige, aciya ve onursuzluga 
mahkum etti. Bu kriz iginde, hiJkumet sorunlanmiza goziJm degildir. HiJkumetin kendisi bir sorundur. 
Fakat Amerika'nin hasta ekonomisi kurtarilmak iJzereydi. HiJkumet tarafindan degil, yeni insanlar 
tarafindan, yani piyasa arajtirmacilannin tespit ettigi kendini gergeklejtiren bireyler tarafindan. Yeni 
ekonomi denilen sistemin motorunu olu§turmak iizereydiler. Ne istersen olabilirsin. 

"SEN" 

Peki yardim igin gergekten ne istiyorsunuz? 

Lezzetii bir iJrun bence iyi olurdu. Neden boyle bir jey istiyorsunuz? 

Yontemlerden birisi, insanlara bir soruyu surekli, tekrar tekrar sormak. §6yle soruyorduk, 

"Ne istiyorsunuz, gergekten ne istiyorsunuz, neden onu istiyorsunuz?" 

Sonra cevaplari hakkinda konujmaya bajiiyoriardi. Akiindan gegenleri, mahrem jeyieri de anlati- 
yorlardi. Bu ybntem, sogan soymaya benziyordu. insanlarm korunmak igin bir suriJ tabakadan olu§tu- 
gunu dijjunurseniz, dijjunceler ve davranijiardan, inanglardan, biz merkezde duran jeye ula§mak 
istiyorduk. Deger ve Ya§am Tarzlari icat edildikten sonra, psikolojik piyasa arajtirmalari sektorij bij- 
yijmeye bajiadi. (Yajam Kogu) 

60'lerde Freudiyen psikanalistler tarafindan geiijtiriien focus grubu yontemi, daha yeni ve etkili bir 
§ekilde uygulaniyordu. FOCUS GRUBUN ESAS AMACI, AZ CE§iTLi QOK SAYIDA URUNU SATMAK igN 
iNSANLARI BA§TAN gKARMANIN YOLLARINI BULMAKTI. Ama jimdi focus grubu farkli bir jekiide 
kullaniliyordu; yajam tarzi gruplarinin asil hislerini kejfetmek igin. Ve boylece, bu gruplarin kendileri- 
ni nasi! gorijyoriarsa o jekiide ifade etmesine vesile olan yeni iJrun gejitieri yaratilacakti. TiJketim 
toplumu tarafindan dayatilan konformizme karji isyan eden jenerasyon, artik onu kucakliyordu, giJn- 
kij bu sayede kendileri olabiliyorlardi. 

STEW ALBERT: Yippie Partisi Kurucu Uyesi 

Kapitalizmin en zekice bajarisi, benim gibi insanlarm bile ilgi duyabilecegi iJrunler yaratmakti. Jerry 
Rubin gibi insanlarm satin almak isteyebilecegi iJrunler var. Kapitalizm, daha geni? aniamda bir benli- 
ge ijaret eden iJrunler iJretmek igin buyiJk bir endiJstri gelijtirdi. Bizimie ayni fikirdeymij gibi gorij- 
nen, insanin sonsuz oldugu hissini veren, istediginiz $eyi yapabileceginizi du$unduren ijrunier. BJ- 
ZiM FELSEFEMizi ALDI VE ONUNLA BARI§TL Sonra da gijya sizin bu smirsiz birey olmaniza yardim 
eden iJrunler gikardi. Size bir yajam tarzi satan, bir varolu? tarzi satan iJrunler. UriJn size deger sat- 
maya ba$ladi. 

Bunu giyeceksiniz, boyle bir evde ya§ayacaksiniz, boyle mobilyalarmiz olacak, bu bilgisayari kulla- 
nacaksmiz. 

Normal kotlarmiz var mi? 

Cok gejidimiz var, kot, ipek kabanlar var. 

5u restoranda yemek yiyeceksiniz, bunlarm hepsinde bir deger var. 

Cagda5lik, sogukkanlilik, 

PHIL KNIGHT: Nike Baskani 

Bu gorduguniJz kesinlikle bir pazarlama degildir. yani, bu HAREKETJN ASIL CIKI§ NOKTASI OLAN 
KENDiMiZE OZGURCE BJR KIMUK YARATMA DU^UNCESJ YERJNE, BJR KiMLJGi SATIN ALABILME DU- 
§UNCESi GELDi. 

GiJya diJnyayi degi§tirmek bizim elimizdeydi, diJnyayi istedigimiz gibi donujtiJrecektik. Giydigim ki- 
yafet bir onermedir. 

Bu yeni arzu yiginma paralel olarak endustriyel iJretim teknikleri de geli§ti. 



YAZILARIM 173 

173 YAZILARIM 

Bilgisayarlar sayesinde artik iJreticiler, az sayida mail ekonomik olarak ijretebilir hale gelmi§lerdi. 
Seri uretimin yarattigi engeller ortadan kalkmisti. Seri uretim icat edildiginden beri Amerikan sirketle- 
rinin korkulu rijyasi haline gelen bu endi$e de artik yok olmu$tu. Gereginden fazia mal uretmekten 
korkuyorlardi. Bu yen! bireyle birlikte, tuketicinin arzulari sinirsiz gibi gorunuyordu. Amerika'da $irket- 
lerin her zaman en bijyuk derdi, arzin talepten fazIa olmasi meselesiydi. Gereginden fazIa urettiklerini 
du$unuyorlardi. Bunlari satacak bir pazar olmadigini du$unuyorlardi. Artik boyle $eyleri pek duymu- 
yoruz. CunkiJ dnceden sinirli ihtiyaclari olan bir pazar kavrami vardi. O ihtiyaglar giderildiginde artik 
pazar bitmi§ demekti. §imdi ise, smirsiz ve surekli degisen ihtiyaclaria tanimlanan bir pazar var . 
KENDiNi iFADE ETMEK PAZARA HAKJM OLMU§. (6zgurle§me kazigini yine insanlar yemijti.) UriJn ve 
hizmetler artik sonsuz degijik yontemie ihtiyaglara cevap verebilir. Bu yontemler ise durmadan degi- 
§ir. Dolayisiyla, ekonomilerin sinirlari kalkmi? oluyor. Bu arzu patlamasi neticesinde, Amerikan eko- 
nomisini yeniden canlandiran, hi^ bitmeyecekmi$ gibi duran bir tuketim patlamasi meydana geldi. 
ButiJn bu dujuncenin g;iki§ noktasina gore, bireyin 6zgurle$mesi sonucunda toplumsal kurallardan 
bagimsiz yen! insanlar ortaya cikacakti. 

Bu radikal degijim ger?ekle5mi§ti. FAKAT BU YENJ JNSANLAR BJR YANDAN OZGUR HiSSEDERKEN, 
DiGER YANDAN KiMLiKLERJNi OLU^TURMAK igN ^JRKETLERE GJTTJKCE BAGIMLI HALE GELDJLER. 
^irketler junu fark etti; insanlarin ozgun bireyler gibi hissetmesini tesvik etmek onlara yarayacakti. 
Ve ardindan insanlara bu bireyselligi ifade etmek igin yol gostereceklerdi. 

insanlarin konformizme isyan ettigini hissederek yasadigi bir dijnya. sirketler icin bir tehditten 
5te. en biJyuk firsat haline gelmisti. 

BugiJn nereye gitmek istiyorsunuz? 

ROBERT REICH= Clinton hukiJmeti ijyesi, iktisatgi 1993-97 

Bir aniamda bu, bireyin zaferiydi. Belli bir bireysel tutkunun zaferiydi. DiJnyadaki her §eyi ve butiJn 
ahlaki yargilari bireysel tatmin gergevesinde degerlendiren bir baki§ agisi vardi. Aslinda bu mantikia 
gidersek varacagimiz nihai nokta, toplumun olmadigi, bir grup bireyci insanin kendi bireysel refahini 
gozeterek bireysel tercihier yaptigi bir diJnyadir. 

Bir sonraki bolumde, Amerika ve Jngiltere'deki sol siyasetgilerin yeniden iktidara gelmek igin $ir- 
ketler tarafmdan geli$tirilen y5ntemleri nasil kullandigmi gorecegiz. Ama fark etmedikleri bir §ey 
vardi. §irketlerin ijine yarayan bu yontemler, kendi siyasi inanglarini temelden sarsacakti. Kendilerini, 
yeni bireyin aggozliJ arzulari arasinda sikijmi? halde bulacaklardi. 

YORUM: 

insanlari birileri aldatmak igin surekli dijjunuyorlar. Sizde onlarin du5uncelerini ters gikarabilmeniz 
igin hile yollarini bilmeniz gerekir. Ancak okumayan milletimizinde bu komplolara ne zamana kadar 
dayanacak bilemiyorum. 

"Ba§kalarinin dogru diye soylediklerine inanmadan once jijphe edin. Bunda maddT ve maneviyat 
ayrimi yapmayin. Ibrahim aleyhisselam gibi arajtirin, sonugta hakikati goreceksiniz. Yoksa 



PDF sini INDIR 



174 YAZILARIM 



CiNLERLE iNSANLARIN EVLILiGi: BUYU (SiHIR-MAji) 

Gerek insan bilimi, gerekse kiJlturel olarak toplumlann inang ve dijjunce yapilanna baktigimizda 
bunlann temellerinde ya din veya sihir olgusuna rastlamak mumkundur ki, bu umumiyetle tabiat 
gijglerini elinde bulundurup idare eden insaniJstu ilahi gijglerin varligina inanma olgusudur yahut da 
insanlarin kimileri tarafindan ogretilmek suretiyle de kazanilabilen yetenekler vasitasiyla toplumun 
ihtiyaglarina gore yonlendirilebilen insanustij gijglerin ve bedensiz varliklarm mevcudiyetine inanma 
olgusudur. 

Birincisini din, ikincisini ise sihir tabirleri ile ifade ettigimiz bu iki olgu kimi toplumlarda birbirlerinin 
igine girmijier, kimilerinde din kayboimu? sihir bir din gibi aigiianmi?, kimilerinde ise sihir kutsaiiajtiri- 
larak ancak ozel kijiierin aniayip uygulayabildikleri olgular olarak kabul edilmijtir. OlaganiJstulukler 
olu§turma yoniJnden sihre, gogunlukia uygulayicilarma tabiatustij ilahilik yakijtirmalari yapilmak su- 
retiyle, dint bir kisve burundiJrme gabasina girilmijtir. Nitekim pek gok dinde bunun orneklerine rast- 
lanilabilir. insanlardaki bu saplantilar yani dint ve ilahT kisveye buriJndurme gabasi, hak rasiJllerin bu 
gibi ameliyelerin benzeri ya da daha iJstun hallerini sihrT bir sisteme ba§vurmadan, dogrudan ilahT 
gijglerle uygulama giri§imlerini zorunlu hale getirmi5tir ki biz, bunlara mucize gosterme diyoruz. Boy- 
lece rasiJllerin gonderilme sebeplerinden birisi de sihir ile dinin arasini ayirarak, sihirbazlaria vasita 
gorevi yapan bedensiz varliklarm (cinlerin) ilahTlejtirilmelerinin onlenmesidir. Nitekim bu taviryasak- 
lanarak bir inang bozuklugunun onij alinmaya galijilmijtir. Buna en bariz misallerden birisi eski Yunan 
mitolojisi ve dinidir. Din ile sihir Grek kiJlturunde bajlangigta mevcut idi; hatta Aristo ve Platon'da 
ifade bulan tevhid inanci hakimdi. Ancak sihirde kullanilan iJstun bedensiz varliklar ilahilejtirilerek 
tanrilara donijjturuldu; boylece tevhid dini yozlajmi? oldu, kijfur ve jirk hakim oldu. ^ok tanrili dinle- 
rin meydana gelijinde sihir onemli roller oynamijtir. 

Sihir islamiyet'in bajlarinda Arab yarimadasinda ya§ami5 olan toplumlann birgogunda pratik ola- 
rak uygulanan bir hadise olarak karjimizda durmaktadir. §6yle ki putperest Araplar, Kabala ya da Ya- 
hudi sihrini uygulayan Museviler sihrin gejitii orneklerini ve astrolojik bazi ijlemleri uygulamakta idi- 
ler. Bu, onlara gegmi? toplumlardan miras olarak gegmi? idi. 

Cahiliye donemi Arab toplumunda sihir yapilarak etki altina alinanlara meshur deniliyordu. 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem de niJbuvvetinin ilk yillarinda ilahi davetine icabet ederek pek 
gok kijinin putperestlikten siyrilip tevhid inancina sahip olmalarina vesile oldugu igin insanlarin dij- 
5uncelerini sihirle etki altina aldigi suglamalari ile karji karjiya kalmij; bazen kendisi cinlenmi?, bazen 
de sihirbaz tabirleri ile suglanmijtir. 0, bu davetlerinde umumiyetle sadece Kur'an'dan pasajlar oku- 
yup dinlettigi igin bazen Kur'an igin de bu yakijtirmalar yapilmijtir. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem, gosterdigi pek gok gejit mucizeler ile hem insanlarin inangla- 
rini etkileyerek sarsmi?, hem de uygulanmakta olan sihri hak ettigi seviyeye indirgemi? ve dini iJst 
plana gikarmijtir. Buna karjilik sihrin insana yararli olan sahalarinda uygulamalara izin vermi?, ancak 
kendisi bizzat bu gibi hadiselerde sihri uygulamami?, biJtiJniJyIe mucizesi ile tabiatiJstiJ miJdahaleler 
icra etmijtir. Mesela olaganiJstiJ tibbT miJdahaleleri mijjahede edilmijtir. Akrep ve yilan sokmalari ile 
goz degmelerine karji putperest Arablarin jirk igermeyen sihri formiJiasyonlarini bazi ufak tefek degi- 
§ikliklerle onaylami? ve insana "yararli" olmasi jartiyla uygulamalarina izin vermijtir. Bununia birlikte 
bazi ruhsal ve fizyolojik hastaliklarda Kur'an'dan ayetleri bizzat kendisi okumak veya ashabina ogret- 
mek suretiyle de islam! Nebevi temellerini atmijtir. Boylece islam! ozge gergek rukye (dua), aslini 
Nebevi buyruk ve bilgilerden temel almijtir. 

islam duada ile din! inanglarin arasinda kesin bir gizgi vardir. Uygulamalarda ilahi sozler kullanilir. 
islam inancinda rukye duanin bir tiJriJdiJr. Bazen vasita olarak bedensiz varliklar (melekler-cinler) kul- 
lanilir. Ancak higbir zaman bu varliklar ilahlajtirilmazlar. 

Tarihsel olarak baktigimizda rukye uygulamada Kur'an esasli olmayan yabanci orijinii uygulamalari 
da gorebilmekteyiz. Mesela Batida "sihirii dortgenler" diye de tabir olunan vefk uygulamalari ve harf- 
lerin "bast ve teksiri" gibi ameliyeler bajka sihir ekollerden, islam!le5tirilmek suretiyle sonradan so- 



YAZILARIM 175 

175 YAZILARIM 

kulmu5 jekiller olarak dikkatimizi gekmektedir. Bu uygulamanin sebebi, evveiki sihir ekolleri kendi 
biJnyesi ijine alip eritme yani islamTlejtirme gayesine matuftur. ijte bu husus, aslinda tahrif olunmu? 
dinlerin orijinlerinin tevhid inanci oldugunu vurgular gibi, sihir ekollerin gogunlugunun da orijinlerinin 
bir oldugunu vurgulamaktadir. 

Pek (ok kijlturlerde oldugu gibi islam toplumunda da dindar bir musliJman din kar$isinda sihrin 
seviyesini ve inan^ kar$isinda olumlu ya da olumsuz ta$idigi degeri bilmemektedir. Hatta bu bilgi 
noksanligi topluma ogretme ve onlari bilgilendirme konumunda olan imamlar ve bilginlerde bile mev- 
cuttur. Onlar sihri yeterii olarak tanimadiklarindan topluma da hatali telkinlerde bulunabilmektedir- 
ler. Bu telkinler ozellikle Haneft Mezhebi toplumlarda (jehirii) sihri inkara yonelik bir merada seyret- 
mi§tir. Bajlangigta toplumun sihirle gok fazia ilgili bulunmayiji, ona yonelik itikadT ve jerT baki? agisini 
da etkilemijtir. Kufe ve gevresi kiJlturel olarak sihir ile fazIa igli dijli olmadigi igin Hanefilerin sihir olgu- 
larina bakiji inkara yoneliktir. Buna karjilik tarihsel ve kiJlturel bir olgu olarak Kuzey Afrika, sihir ile 
oldukga igli-dijli oldugu igin MalikT Mezhebi, sihri oldukga yapici yakla§imlarda bulunarak tevile yo- 
nelmijlerdir. Beiki de MalikTIerin bu tutumu "islam! Rukye" bu yorede koklejip, bir sistem olarak orta- 
ya gikmasinda onemli bir etken olmujtur. 

Silirin islam toplumlarmda bazi yorelerde digerlerine nisbetle dalia az ya da ^ok mevcut olmasi- 
nin bir diger onemli nedeni de ekonomik etkenlerdir. Yoksul yorelerde silirT (dzijmlere daha (ok 
ba$vurulmaktadir. Buna kar$ilik fakirligin az gorijldugu, zenginlik ve refalim oldugu $ehirlerde sihir 
uygulamalari azalmaktadir. Bu liusus sadece islam? kiilturlere lias bir olgu degildir. (sh:ll-15) 

SiHRiN UYG U LAMA ALAN LARI 

Sihrin, daha geni§ bir ifade ile ele alirsak sihirnin icra edilip, tatbik edildigi sahalar, insanin yajadigi 
ve tabi oldugu tiJm alan ve kurumlar igine girmijtir. Bu sahalari konu bajliklari ve ornek operasyonlar- 
la ele alalim: 

Sosyal sihir: Eviilik (kismet kapama ve agma, kalp teshiri, problemli eviiler arasinda sevgi olu§tur- 
ma, gegimsiz eviileri ayirma), komjuluk (kotij komjulari yerinden etme), dijjman (zaiimin zulmiJnden 
korunma, hakkini alma, zaiimden intikam, kotiJ kijilerin arasina kin Tka etme), teshir (muhabbet, atif, 
iJlfet ve celb ameliyeleri). 

TibbT sihir: Hastalik tejhisi, genel saglik, hijyen, genel jifa operasyonlari, agrilarin giderilmesi, yi- 
lan, akrep ve hajerat sokmalarina karji efsunlar, gocuk hastaliklari, psijik ve manik hastaliklar, obses- 
yon vak'alanmn tedavileri, uyku problemleri... 

BuyiJ baglama ve a^ma ameliyeleri, idrar, dil, cinsel baglar, kismet agma ve baglama... 

Ceza sihri: Hastalatma ve hastalik gonderme ameliyeleri, sar'alatma, irsal-i hatif (cin gonderme), 
dijjman ve jer evierinin tajlanmasi ve tahribi, dijjmanin helaki. 

Kriminal sihir: Hirsizin tesbiti ve cezalandirilmasi, kayip insan ve malm bulunmasi ve kayboldugu 
yere ceibi, kayip hakkinda haber alinmasi. 

AdIT sihir: Hakim veya savciyi sakinlejtirmek, mahkemeyi kazanmak, mahpusu hapisten kurtar- 
mak. 

Hifz sihri: Kaza, bela ve musibetlere karji genel korunma, yolcuyu gejitii tehlikelerden koruma, 
diJkkan, taria ve depodaki mal ve tahillari zararlilardan koruma. 

8. Arkeolojik sihir: Define aramakia ilgili konular. 

9. Veteriner sihri: Koyun, sigir siJt ve yaglarinin arttirilmasi, at ve koyun hastaliklarinin tedavisi, 
hayvanlarm kurtgibi yirticilara karji korunmasi... 

10. Parasal sihir: Kagit taksTsleri, mal ve kazangta bereketin artirilmasi, kagit tasrifleri, deri ve yap- 
rak gibi maddelerin kiymetli kagit ve metallere donijjturulmesi, cinlerden 
para ceIbi, mijjteri celbi... 

11. §eytanla ili§ki i^in sihir: Cin davetleri ve tasrifler. 

12. Haber alma sihri: Su vasitasiyla haber alma (mendel), istihare, rijyada haber alma, cinlerden 
direkt bilgi edinme. 

ZiraT sihir: Ot, tahil ve meyve agaglannin kolay ve bol iJrun vermesini temin eden operasyonlar. 



176 YAZILARIM 

meyve dijjuren agaglann tedavisi. 

Ha$eratlarla mucadele: Pire toplama operasyonlari, fare, akrep ve benzeri hajeratin kovulmasi. 

Medyumsal sihir: istintak(sorgulanacak hale getirme), hipnoz haline sokarak konu§turma ve so- 
rujturma. 

Bu listedeki orneklerden de goriJlebilecegi gibi insanin ihtiyag duydugu hemen her hususta ve 
ozellikle ali§ilmi5 metodlarin yetersiz kaldigi hallerde sihre bajvurulmaktadir. Tabii ki bu ba§vuru, 
toplumun refah seviyesinin yiJkselmesi ile ters orantilidir. Sihrinin uygulamalari yoksul toplumlarda 
Bati toplumlarma gore (ok daha ileridir ve kijlturlere gore sihir ekollerinde din her ne kadar degi- 
§iklikler arzediyor olsa da, listede zikredilen konularin pek (ogunda uygulama sahalari mevcuttur. 

A§agida sihrin insan yajaminm gejitii safha ve kurumlarini ne denii etkileyebilecegini gozler oniJne 
serecek ijaretler verilecektir: 

ibnu'l-Hacc, §umusu'l-envar'in 1329 H. baskisinin 75. sayfasinda 5. mesele bajligi altinda sihirlerin 
30 grubunu saymijtir. 

Bir sure once hizmetinde bulundugum Dehmu§u'l-ifrTt'i elde etmijtim. Bana sayisiz meselelerde 
hizmet veren bu melege (cinne) bir giJn sihir yapiimi? kijinin alametlerinden sordum. Bana: 

"Sihir 30 grupta kendini gosterir" dedi. Ben de: 

"Bana bunlari, Allah'a ve Siiieyman peygamberin ahitlerine yemin ederek yalan soylemeyecegi- 
ni sdyledikten sonra say" dedim. O da joyie karjilik verdi: 

"Kendisine sihir yapilan ki$i kapisi kapali bir eve benzer ki, i^ine bu kapismdan ba$ka hi^bir giri$ 
imkani yoktur. Bir anahtar olmazsa eve girmek kabil olabilir mi?". Ben de: 

"Hayir" dedim. §6yle devam etti: 

"Bir insanin vijcuduna bir diken veya ok saplansa, bunlari gikarmadan agrismm dinmesi mum- 
kijn degildir, degil mi?". Ben de 

"Evet" dedim. Sonra da sihrin uygulama yerlerini aniatmaya bajladi: 

Kocaya oyle hiJkmeder ki, karisindan nefret eder. Sihir yapilmadan once karisini ne kadar gok sevi- 
yorsa, o derece tiksinir hale gelir. 

Kadina hiJkmeder, kocasindan nefret ettirir. Ondan o derece tiksinir ki goziJne sanki kocasi degil 
de, bir domuz veya bir dijjman goriJnur. 

Kiz veya kadinlarin evienmelerine engel olur. Boyle sihir yapilmi? kijileri istemeye gelenler bu is- 
teklerinden vazgegerekgeri donerler. (Dolayisiyla kismetleri baglanmi? olur.) 

Bakirelere yapilir. Oyle ki, bu kadinlar sokaga gikmazlar. Kimse de bunlarin oturduklari mahalle ug- 
ramaz. Sihir yapilanin evine gelen kiji (sanki oliJmden kagar gibi) uzaklajir (Bunlarin da kismetleri 
baglandigi igin isteyenleri de gikmaz). 

Erkek aile reisine yapilir. ^oluk gocuguna, ailesine sover ve dover. 

Koyunlara yapilir, karinlarindaki dollerini oldiJrur. "Bu, nasil olur?" dedim. Dehmu? joyle cevap 
verdi: 

"GogiJ direksiz ayakta tutan Allah Teala'ya yemin olsun ki, sihir yapilip da koyun surusij iJzerine 
tatbik edildigi zaman, jeytanlar bu suriJnun hayvanlanna havale edilirler. Bunlar da, koyunlarin ra- 
himlerinde dol hasil olmasina mani olurlar." 

Evcil hayvanlara musallat olup, ekiemlerinde hastalik yaparlar. 

(Yapildigi zaman miJvekkel kilinan jeytanlar) koyunun rahmine darbe vurup, dbliJnu dijjururler. 

inege yapilir, siJt vermez, verse de yagsiz olur. Bundan sonra Dehmu§ dedi ki: §eytanlar, katir, ejek 
ve ata sihrin hiJkmunu icra ettiremezler. Bunlarda ortaya gikan hastalik belirtileri "kotiJ g6z"dendir. 
Bu ise, Allah korusun, dol verecek kisraklara dogum anlarmda ariz olur. 

insan gocugunun olumij igin yapilir. Sihir yapilan kadinin gok az gocugu hayatta kalabilir. Sihrin te- 
sir ettigi kadinin iJzerine jeytanlar hiicum ederek, kasiklanna, makadina ve karnina turliJ gejit sihirler- 
le vurarak doliJnu dijjururler. 

Kimi zaman da kijguk gocuklarin oliJmleri igin yapilir. Bu halde, jeytanlarin miJvekkel kilindigi go- 
cuklar, bunlarin gejitii darbelerine maruz kalirlar. Daha kotusiJ: jeytanlar, Bahr-i azrak (mavi deniz) 
denen malum yerdeki bir kaynaktan getirdikleri suyu igirirler ki, bu sudan igen gocuk aniden hastala- 
narak oliJr. Bu sudan yetijkinlere igirildigi takdirde, bunlarin karmlari §i§er ve su toplar. 



YAZILARIM 177 

177 YAZILARIM 

Sail veya Cuma gunij Ba§ak burcunun tali' oldugu bir zamanda bir kadin resmi gizilip de istenilen 
herhangi bir kadin iJzerine tatbik edilirse, o kadinin her doguracagi gocuk kiz gocugu olur. Bunun iJze- 
rine: 

"Ey Dehmu§, nasil olur da erkek gocuk dogurabilecek bir kadin (sihir yapildiktan sonra) yalnizca kiz 
gocuk dogurur hale gelir?" dedim. Buna joyle cevap verdi: 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemi alemlere peygamber ve resul olarak gonderene yemin olsun 
ki, dogrudan bajka bir jey bildirmedim ve gergekten gayri bir jey konujmadim. Magrib (Kuzey Afri- 
ka)'nin denize yakin iJcra bir yerinde malum bir bitki yetijir. TiJrlu tiJrlu sihirlere miJvekkel (vekil olan) 
olan jeytanlar, ijte bu bitkiyi alip sihir yapilan kadina yedirirler. Bunun iJzerine kiz gocuktan ba§ka 
gocuk dogurmaz olur. Zaten bu bitkiden hangi kadin yerse yalnizca kiz gocuk dogurur (Yani sihir ya- 
pilmasa bile ayni etkiyi gosterir). 

Oyle sihir yaparlar ki, koca karisina cinsel yakla§imda bulunamaz. 

Geline isabet eder, damattan nefret eder. 

Kadina isabet eder, kocasi ile miJnasebetten tiksinti duyar ve ona ilijkiden hojianmadigim soyler. 

Adama yapilir ve ekiemlerinde hastalik yapar. 

Kadina yapilir, bununia bajina ve karnina su birikir. 

Kadinlara isabet edip, suratlarim degijtirir (Yani mesela agzi ve yiJzu garpilir) 

Kadina yapilir, gocuk doguramaz olur. Goren de kisir zanneder. Bilindigi gibi ?ocuk dogurabilecek 
kadin hayiz goriJr. Boyle sihir yapilmi? kadin, hayiz gordugij halde gocuk doguramaz (^unkij jeytanlar 
rahmin faaliyetine mani olurlar). 

Yapildigi zaman mal, ejya ve hayvanlar telef olur. 

Kan kocanin arasini agmak igin yapilir. 

Yapildiginda, bir aile veya grup iginde aniajmazlik ve kin dogmasina neden olur. 

Erkek olsun, kadin olsun, insanlarm goziJnde hor ve hakir yapar (Hig kimse boyle ki§ilere deger 
vermez). 

Adama yapilir, galijtigi ijinden veya gbrevinden uzaklajtirilir. 

Yapildigi kijinin elinde mal ve para cinsinden ne varsa alip gider (iflas eder veya fakirlejir). 

Kadina yapilir, ne eviendigi koca ona sabreder, ne de kadin eviendigi kocasma dayanabilir. Her iki 
jekilde de genellikle bojanma vaki olur (Yani kadinin eviilik hayati kararsiz olur). 

Sihrin yapildigi kiji vatanmda kalamaz. Sihir tesirini gosterdigi siJrece tiJrlu nedenlerle gurbette ka- 
lip vatanina donemez. 

GiJzel bir kadina yapildigi zaman, onu kocasinin ve insanlarm gozunde girkin gosterir. 

30. Erkek veya kadin olsun yapildigi zaman, rengi degijir, sararir ve akiini yitirir. (sh:48-53) 

Obsesyon(bir bedensiz ruhun bir bedenliyi (insani) hiJkmedecek derecede etkisi altina almasi), 
jeytanin firsat buldukga uygulamaya galijtigi bir zarar bigimidir. Mesela bir nebi olarak Hz. EyyiJb 
aleyhisselamin bile mail, gocuklari ve her §eyden once bedenine taarruz ederek hasta etmijtir. Bunun 
delili Sad suresinin 41. ayetidir. Mealen Allah Teala joyle buyurmu5tur: 

"(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da zikret. O, Rabbine nida ederek: "Dogrusu $eytan bana 
bir yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmi$ti." 

Cinnin, insan bedenine tasallut etmesinin sebeplerini ibn Teymiyye joyle siralamijtir: 

1. Cinnin, insana ajik olmasi, 

2. Cinnin seksiJel ilijki kurma istegi (jehvet), 

3. Cinnin insana karji nefret beslemesi, 

4. §u hallerde insanin onlara eziyette bulunmasi: iJzerlerine ijemek ve su dokmek, bilerek ya da 
bilmeyerek onlardan birisini oldiJrmek. Cinlerde zuliJm ve cehalet insana gore daha yogun oldugu igin, 
injam hakettiginden fazlasi ile cezalandirmaktan gekinmezler. 

Obsesyonu kolayla$tiran haller: 

Kadinda aybaji ve lohusalik halleri gibi onu cismanT ve ruhanT yonlerden zayiflatacak patolojik 
(hastalik) durumlar; 



178 YAZILARIM 

Turn iJzuntu ve depresyon halleri; beyne zarar veren darbeler ve patolojik durumlar; cenabet hali- 
nin siJrekliligi ve ciJnupken yapilmasi yasak olan amellerin yapilmasi; cin davetleri gibi formiJlasyonlar- 
la cinlerin zorlanmasi. 

Obsesyonun tedavisinde bu durumlann diJzeltilmesine gali§ilir. Aslolan tedbiri elden birakmayarak 
taharet iJzere bulunup, ruhsal uyanikligim muhafaza etmekgereklidir. (sh:186) 

YORUM: 

Yukandaki bilgiler ijiginda soylenen durumlann hepsinde cin unsurunun muhakkak uzaktan ve ya- 
kindan bir ilgisi vardir. Bajlikta kullandigimiz "CiNLERLE JNSANLARIN EVLJUGi: BUYU" ciJmlesi bir 
gergegin habercisidir. insanlar eviilik denilince mana yonunij daraltirlar. Aslinda eviilik, iradeli ayriligi 
olmayan birlejme demektir. istekli birlejmeler diyebilecegimiz eviiliklerdeki ayrilmalar genellikle is- 
tenmeyen olaylar neticesinde gergeklejir. Bu nedenle buyij iji ile ugrajanlar eninde sonunda yaptigi 
tilsimla, muskayla, cin daveti ile cinlerle evienirler. Birgok insanda bunun ya farkina ya da varamaz. Bu 
eviilik zit jeylerin birlejmesine benzer ve karma karijik olur. Bilindigi iJzere zit jeyleri ayirmak benzer 
unsurlarinkine benzemez. Sonugta tehlikeli durumlar olujur. Bu nedenle sihir demek cinlerle ilijkiye 
girmek denilmesinin ne aniama geldigi agiklanmi? oldu. Higbir jekilde dinimiz dua ve gocuklara yapi- 
lan rukyenin dijinda bu jeyleri tavsiye etmemijtir. Ancak sihir yapilmi? kijinin sihirden kurtarilmasi 
igin bu ilmi bilmenin geregi oldugu igin bazi telif edilmi? eserler bulunur. Bunlar ise jeytanT dujiJnceli 
kijiler tarafindan istismar edilmektedir. 

Ayrica, medyum, bu ijle ugrajan hoca denilen kijilerin genellikle hayatlari incelenirse cinler ile bir 
ili5kisinin muhakkak oldugu goriJlecektir. Bazen bu ilijkiler o seviye varir ki bu kijiler cinlerin istekleri- 
ni yapmaya ba§larlar. 

Hulasa buyiJ yapan ve isteyen kiji, cinni hayatT alaninda kendisiyle ilijkilendirmi? demektir. Birde 
bu ijlerde para alma verme mevzusu varsa o kimselere acimaktan bajka bir §ey diyemiyoruz. Alanin 
kotij oldugunu herkes bilir. Unutulan verenin kendi zayifligini ortaya gikarmasidir. 

Allah Teala'ya siginiriz. 

ihramcizade ismail Hakki 



Kaynak^a: 

OZBEK Yusuf, islam Agisindan Sihir -Maji [Kitap]. - Istanbul: \z, 1994. 



YAZILARIM 179 
179 YAZILARIM 



ALINTI " 
Do(. Dr. Bilal DiNDAR 

§EYH BEDREDDiN ve PRESOKRATIKLER 

Ankara Meydan Savajindan (1402) sonra, Osmanlilarda yajanmi? Fetret doneminde, dort karde? jehzadeden 
Musa ^elebi'nin yaninda onemli politik faaliyetler gostermi?, hiJr dujiJncesinden daha gok, bu politik eylemlerin- 
den dolayi, XV. yiJzyilin ilk geyreginde idam edilmi? olan ve tarihimizde §eyh Bedreddin adiyla taninan Sayh Badr 
al-dTn Mahmud bin isratl bin 'Abd al-'Aziz'in onemli felsefT, daha dogrusu tasawufT dijjunceleri "Varidat" adii 
eserde toplanmijtir. 

Arapgadan V.R.D. ( ^ j j ) kokiJnden tiJretilmi? olup, diger manalariyla beraber, cezbe (extase) halindeki kijinin 
cojkuyla soyledigi soz aniamina gelen "Varidat" muellifin eseri degiidir. O, buvul< bir ihtimalle degi$il< vesilelerle 
Seyh Bedreddin'e sorulmu$ olan cesitii tasawufT sorulara l<endisinin vermi$ oldugu cevaplardan mute$el<l<ildir. 

Sokrat'tan once, yakla§ik olarak 650-400 yillan arasinda, Ege Havzasi etrafinda ya§ami5 olan, Antik Cagm Kos- 
mologik filozoflanni, bajka bir deyijie Presokratik (Sokrates oncesi donem) leri, birkag altboliJmler halinde grupla- 
mak mumkundur; mensublanna Aristonun Fizikgiler veya Tabiatcilar adini verdigi Milet okulu, ionia'da bajli bajina 
bir ekol olan Heraklit, Fisagorcular, Elea ve Abdera okullan gibi. 

Calijmalanni genellikle "Tabiat" iJzerinde, daha agkgasi varlik ve olu§ iJzerinde yogunlajtirmi? bulunan Presok- 
ratiklerin eser yazmi? olduklan bilindigi halde, birkagndan kalma fragmentlerin (pargalar) dijinda, higbirinin eseri 
tam olarak guniJmuze kadar ulajmi? degiidir. 

Tarih yonijnden, a$agi yul<ari l<endisinden 2000 yil once geimi; olmalanna ragmen, §eyh Bedreddin ile Pre- 
sol<ratil<lerin "Varlil<" l<onusundal<i du$unceleri ill< bal<i$ta $a$ilacal< derecede birbirine benzemel<tedir. Boyle bir 
benzerlik, goriJnujte de olsa, bizi bu iki dijjunce arasinda karjilajtirma yapmaya adeta zorladi. 

Aliiret i$lerinin avamin sandigi gibi gorijnen alemde degil de, ruhlar aleminde oldugundan, cahillerin du^un- 
dugij gibi olmadigini ileri siJren §eyh Bedreddin^^, bu fikri ile bizi Heraklit ile Elea okuluna mensup Parmenid ara- 
sinda tartijma konusu olan iki alem aniayijina goturijyor. Bir irmak gibi, her jeyin aki? ve olu? iginde oldugunu 
kabul eden Heraklit'e gore iki alem vardir, daha dogrusu "varlil<"in iki gorunumij vardir: 

Birincisi; be? duyu ile algiladigimiz ve bize degijmiyor gibi gelen goriJnum veya gorijnujler alemi, digeri ise; 
akilla idrak ettigimiz ve siJrekli degijen veya gergek alem. 

Parmenid de ayni jekilde iki alemi kabul eder. Ancak, be? duyu ile algilanip Heraklit'in degijmez dedigi gorij- 
nijjler aleminin Parmenid, be? duyunun yanilgisi olarak degijir gibi goriJndugunu, akilla idrak ettigimiz alemin ise; 
degijmez, gergek bir alem oldugunu soylemektedir. 

Felsefe tarihinde onemli ilk felsefT tarti5ma konulardan biri olarak sayilan iki alem aniayiji, §eyh Bedreddin'in 
"Varidat"in ilk sahifelerinde daha da belirginlejmektedir. 

"Huri, l<d$l<ler, irmal<lar, aga^iar, meyveler... ve benzerlerinin liepsi liayalde ger(el<le$ir, duyumlarda degil. 
Cin de oyledir ve adi bunu dogrular. Qunl<u duyumlardan gizlenmi$tir. Onu goren di$ta gordugunij sanir. Oysa 
hayal l<uwetiyle gdrmu$tur; gordugij ger(el< degil".^^ 

"Varlik"i hareketsiz, degijmeyen, boliJnmez ve bir "BiJtun" olarak goren, dolayisiyla bojiugu kesinlikle kabul 
etmeyen ve her jeyi "Butun"un iginde, "Butun"unun de her jeyde oldugunu soyleyen Parmenid'in bu du$uncesi 
"Varidat"ta $u ifadeyle anlatilmi$tir: 

"TiJmun degi$ik bigmleri, yine tumiJn kendisindedir. Demek Istiyorum ki, butiJn varliklar her $eyde vardir, beiki 
de her zerrede. Tohumda, biJtun agacin bulundugu ve agacin her yerinde tohumun olu$tugu goriJlmuyor mu? 
CunkiJ agac, tumiJ ile meyvede vardir; tohumun da iginde agacin butuniJ vardir ki agac bundan tiJrer. Bunun gibi, 



^^ Bu makale, Ataturk Universitesi, Fen-Edebiyat Fakultesi, Felsefe BoliJmu tarafindan, 7-11 Mayis 1984 tarihieri 
arasinda Erzurum'da diizenlenmi? olan "I. Felsefe ve Sosyal llimler Kongresi'nde Blldlrl olarak sunulmu5tur. 

57 Bilal DJNDAR; Sayh Badr al-dTn Mahmud et ses Warldat, Unlverslte de Parls-Sorbonne Parls-IV, Basilmami5 
doktora tezi, Paris, 1975. 

58 Cemll Yener; §eyh Bedreddin Varidat, Elif yaymlari, Istanbul, 1970, s., 63 



180 YAZILARIM 

varliklarda asillarinda belirirler; bu asil da butunij lie bu varliklarin her birinde; hervarlikda her zerrede... Bununia, 
ermi$ler ign bir sir coziJlur: ButiJn, her insanda vardir ama perdelenmi$tir. Bu perde, Insanin kendi nefsine aglma- 
sivla kalkar" '^ 

Esasinda, bazilarina gore Elea okulunun gergek kurucusu olarak kabul edilen Xenophanes'in du§uncesi ya- 
kindan incelenecek olunursa yukarida karjilajtirmaya galijilan iki fikir daha iyi aniajilacaktir. 

Xenophanes'in du$uncesine gore; g6runu$te her $ey degi$ir. Fakat, biJtun bu degi$melerin arkasinda degi$- 
meyen, ba$ka bir ifadeyle degi$en dunyanin karanlik ortusij arkasinda degi$meyen ve sonsuz olan bir 6z vardir; bu 
Evren'dir, Tann'dir. Tanri her$eyig6rur, duyarvedu$unur. Kendisi hareketsiz oldugundan du$uncesi ve akiiyla her 
$eyi yonetir. Sonsuz ve sinirsiz olan Tanri, tabiat ile aynidir. Fakat, Xenophanes yine de insanin Hakikat'i kav- 
rayamadigini, ancak O'nu andirana ulajabilecegini soyliJyor.Biri, tesadijfen dogruyu soylemi? olsa bile, onun 
dogrulugunu heniJz kesin olarak kendisi de bilemez. 

Xenophanes'e gore hig bir yerde tahminden bajka bir §ey yoktur. Ona gore tabiat ile ayni olan Tanri, §effaf bir 
kiJre §eklindedir. 

§eyh Bedreddin, ebetteki bu konuda boyle dujunmijyor. O, Tann'yi, islam! bir ifadeyle "Hakk"i tabiattan, yani 
"tum"den tamamiyla ayn tutuyorve de O'nun bir fill olarakgordijgu ijkence, aci gibi kotiJluklerle, giJzel ve lezzet 
gibi iyilikleri Tann'nin izafi bir jekilde tabiata inijieri olarak gorijyor. 

Bu dijjunce, Anaxagoras'in Tann olarak kabul ettigi Nous (akil) aniayijini hatirlatiyor. Ancak 5U farkia ki, Anax- 
agoras'in felsefesinde ilk like (arche) ilksiz ve sonsuz kugiJk pargaciklar (spermatalar)dir. Hareketsiz duran bu par- 
gaciklara ilk hareketi veren, kendileri gibi ezelTve ebedTolan, fakat kendilerinden ayn, daha dogrusu onlara ajkin 
olan bir gijg vardir ki, buna Anaxagoras "Nous" adini veriyor. Pargaciklara ilk hareketi Nous'a verdiren Anaxago- 
ras, artik oluju, O'nun miJdahalesi olmaksizin kendi halinde birakiyor. Agkga goriJldugu gibi, Anaxagoras felsefe- 
sinde, Antik ^ag felsefesinin tipik ozelligi olan dualizm hakim oldugu halde §eyh Bedreddin'de. Tann "tum"un 
dijinda fakat izafi olarak "tum"un iginde goriJldugunden vahdet-TviJcud aniayiji vardir denilebilinir. 

"Varlik" olarak Hakk vardir ve ba$ka bir varlik yoktur; ozlenecek tek varlik "O'dur" ve "YiJce Hakk'in ozijnde, 
gdrijnme egilimi vardir. Bu egilim, varliklarin kuguk par^aiarmdan belirmekten ba$ka bir yoldan ger(ekle$e- 
mez" diyen Bedreddin'in dijjuncesini isiamT vahdet-i viJcud gorujij iginde miJtalaa etmek mumkundiJr. ^unkij o, 
"...$u halde kar$i ve (eli$ik de olsalar, O, biJtun varliklan kapsar. QiJnku her $ey, varlik kavrammm igndedir. 
Kar$itlik Hakk'-tan uzak olan a$ama ile ilgilidir. Buna kar$ilik, a$amada Hakk vardir. Batil da, var oldugu i^in 
haktir; batil olmasi izafidir. BiJtun a$amalar, cisimler aleminde toplanmi$tir. Cisim ortadan kalkarsa ne kurallar- 
dan, ne de ba$ka soyut varliklardan bir iz kalir"^°, demi§tir. Ancak, vahdet-i viJcud aniayiji iginde de pek agkliga 
kavujturulamayan bir konu olan ve inkar ediliyormu? duygusunu veren Bedreddin'in kevn ve fesad (creation et 
corruption) aniayijini ortaya koyan 

"Bilesin ki; olu$ ve bozulu$un ba$langici ve sonu yoktur. DiJnya ile ahretin ikisi de izafidir. GoriJnmekte olan, 
gegci dijnyadir; gizli olan da dlijmsuz ahret. ikisi de ilksizden beri vardi ve sonsuza kadar var olacaktir" ^^ du^un- 
cesi ile "Evren cinsi ile tijru ile varligi ile salt olarak ilksizdir. Sonradan var olmu$lugu, zamania degil, ozle ilgilidir 
(zatTdir). Kar$itliklar Hakk'tan dogar"" sozij bize Anaximandros'un apeiron'u (sinirsizi), veya Heraklit'in Logos' (akil 
ile kavrama )unu hatirlatiyor. 

Milet okulunun ikinci buyiJk dijjunuru ve Thales'in ogrencisi olan Anaximandros'a gore her jeyin esasi apei- 
ron'dur (sinirsiz). Apeiron, soyut olmu? olmasina ragmen, Thales'in su'yunu, somutlulugu tartijmali olan Heraklit'in 
Logos'unu, Parmenid'in varlik'ini, Empedokles'in dort elemaninin, Anaxagoras'in spermatalan'nin ve Demokri- 
tos'un atom'lannin (boliJnemez'lerinin) hemen hemen biJtun ozelliklerine sahiptir, yani apeiron; sinirsiz, sonsuz, 
yaratilmi; olmayan ve zitti da bulunmayan biricik "Bir Varlik"tir, her$ey bundan zitliklar halinde cikar ve sonunda, 
adaletin yerini bulmasi icin yine her$ey O'na donecektir. 

§eyh Bedreddin'in "Varidat"inda, ibn'iJl Arabfnin vahdet-i viJcut aniayijini hatirlatan ciJmleler oldukga goktur, 
ornek olarak; 

"YiJce Hakk"in oz varligi "tum"den uzaktir; turn, o'nun i^indedir; o da tijmun iginde. Zorunlulugun, her du- 

59 a.g.e., s., 64 

60 a.g.e., s., 67-63. 

61 a.g.e., s., 96. 

62 a.g.e., 5,, 70, 



YAZILARIM 181 

181 YAZILARIM 

rumda zorunlu kalmasi gerekir. Suret yonunden mumkijn, hayal eserdir. Sonradan olmu$tuk ile ilksizlik, suret- 
lerde birbirini kovalar; Tanri, onun ign oldugu gibi, ondan da uzaktir. MumkiJnun var olmasi, ger^ek bakimin- 
dan Hakk'tir; varlik da suret bakimmdan mumkundijr; sonradan olmu; ve yaratilmi$tir." ^^ 

Ayrica, "Salt varlik, kendisi ign zorunlu olan varliktir. Qunkij varlik ile yokluk arasmdaki kar$itliga gore ba$ka 
turlij olamaz. Bunlardan biri, oburij ile nitelenemez. Var olmanin da yok olmasi imkansizdir. Ustelik zorunlu 
olan bir $ey, ozel bir imkania mumkiJn durumuna gelemez. QiJnku boyle olunca, varligmi ba$ka bir varliktan 
almi; olur, kendi varligi, var olmasmi saglayan varliga bagli kalir ve onun di$inda yok olur; varligi yoklukia nitele- 
nir. Bu ise soylediklerimize gore imkansizdir. Ayni zamanda, bu ba$ka varlik da var olamaz. Boyle olsa, o gergek- 
le$meden once, bir varligm bulunmasi gerekir. Salt Varlik i^in de boyle bir $eyin bulunmasi imkansizdir. Salt 
yokluk da hig bir $eyin var olmamasidir. Boylece, Salt Varligin var olmasi gerekir ve butijn var olanlann O'ndan 
var oldugu ispatlandi, O varlik Tann'dir. Var olan her $eyde goriinen O'dur, belirten kendisidir" ^'^ gibi. 

§eyh Bedreddin'in, Antik Qag felsefesinin pantheist materyalizmine^^ l<agan gibi goziJken dijjuncelerden biri 
de, Tann'nin iradesi konusunda soyledigi ajagidaki cumleler, ister istemez Demokritos'un felsefesini bize hatirlat- 
maktadir: 

"O'nun dilemesi, iradesi ve ozgiJriugu, evrenin yatkinligina gore gergekiejir. Tann'nin: (Tanri, diledigini yapar, 
istedigi gibi hukmijnu yuriJtur)'^^ soziJnun aniami; (Tann, du$unulebilen kar$it $eylerden her biri iJzerinde ayn ayn 
iradesini kullanir) degiidir. Beiki de: (Tann, bir §eyin yatkin oldugu niteliklere gore diler ve ona gore iradesini kul- 
lanir) aniamindadir. O, nitelige aykin olan bir jey isteyemez. irade, yatkinliga baglidir. Evren de bu yatkinlikia var 
oimujtur. Tann iradesi ancak bununia ilgilidir; buna aykin olamaz. Tann, diledigini yapar. Nasi! yapmasin ki, var 
olabilecek jeyde beliren kendisidir" ^^ 

Demokritos'un felsefesinde de ilk iike, daha da fazlaya boliJnemez olan atom'lardir. ilksiz, sonsuz ve yaratil- 
mami5 olan bu elementlerin jekil, sertlik ve agirlik gibi ijg sifati vardir, Boyle vasiflara sahip olan atom'lar "Bijyuk 
Girdap" ile, bojiuk iginde zorunlu olarak harekete gegerler. Tesadijfiligi kesinlikle kabul etmeyen Demokritos, 
atomlann dijinda, onlara ajkin olan ve onlara ilk hareketi veren hig bir gizli kuweti kabul etmiyor. Atom'lar sahip 
olduklan ijg vasiflanndan dolayi, bojiuk iginde mekaniki olarak hareket etmek, zorundadirlar. Bajka tiJrlu hareket 
etmeleri mumkiJn degiidir, ilahT bir gijg dahi bu zorunlu hareketi durduramaz ve bajka jekilde yapamaz. GoriJldu- 
gij gibi, mutlak determinizmin hakim oldugu Demokritos felsefesinde pantheist materyalizm vardir. Gergi, De- 
mokritos, eski Yuna gelenegi iJzere ilahlar kabul etmektedir, fakat onlann kainat iJzerinde hig bir etkinligi yoktur. 
Demokritos'un bu felsefesini animsatan §eyh Bedreddin'in yukandaki dijjuncesi, islam! Tasawuf yorumu iginde 
miJtala edilip, diger mutasawiflann fikirleriyle karjilajtinlirsa daha iyi aniajilacaktir. 

"Varidat'in "Tanri'dan ba§ka Tann "yoktur; evrende Tann'dan ba§ka bir §ey yoktur" gibi sozleri buyiJk muta- 
sawif ibn'iJl-ArabT'nin dijjuncesini ozetleyen "yaratilmi; $eylerin varligi, yaratanin varligindan ba§ka bir jey de- 
giidir" ciJmlesine uygundur. Aynca, ibn'iJl-ArabT'nin ogrencisi Sadreddin KonevT, bu konuda kainatin Tann'nin bir 
golgesinden ve O'nun bilgisinin bir "g6runu5"unden ibaret oldugunu soylemektedir. Fakat bu dijjunceyi en iyi 
jekilde, jair mutasawif Mahmud §ebesterT, "Gul§en-i Raz" adii jiirinde: 

Cihan-i cijmle furug nur-i Hakk'dan 
Hakk enderu-zi peyda-i- est pinhan 

"ButiJn cihani nuru Hakk'in $a'$asi bil, 

Hakk onda pek zahir oldugu ign gizli gorunijr"^^ 



63 a,g.e„ s„ 80. 
64a.g.e., s., 82-83. 

Gergek olan yalnizca evrendir. Allah, varolan 5eylerln toplamindan Ibarettlr. Holbach ve Diderot gibi filozofla- 
rin g6ru5leri bu paraleldedir. Buna gogunlukia Tabiatgi Panteizm (Pantheism Naturaliste) veya Materyalist Pan- 
teizm (Panteism materialiste) adi verilir. 
'^ibrahim,17. 

67 Cemil Yener; a.g.e., s., 76. 

68 Riza Tevfik; Abdulhak Hamid'in 5iirleri, s., 392 - 393. 



182 YAZILARIM 

misralari dile getirmektedir. 

Bu tasawufTdiJjunce, §eyh Bedreddin'in "Varidat"indan alinan uzunca iki iktibas ile agklanip, bildiri kisa birso- 
nugla noktalanacaktir: 

"Tek olan yiJce Tanri, belirme yerlerin tumunde kendini gosterir. Belirme yerlerinin her biri de, gorunujij baki- 
mindan, obiJrune benzemez; ama aslinda ayni jeydirler. Bunlarin her birerinden, bajka goriJnujte ejya ortaya 
gkar. Gergekte biJtun varliklar birdir. Bunlarin biri : "Ben Hakk'im" derse, biJtun varliklar Hakk'tan gelmi? olduguna 
gore, salt gergege uyar, dolayisiyla dogru soylemi? olur. Belirdigi yerlerin sayica gok olmasi ile Tann'nin gok sayida 
olmasi gerekmez. Her jeyde goriJnen birdir. Belirme yerlerinden her biri: "Ben Hakk'im" derse, salt dogru soyle- 
mi5 olur. ^unkij varlik, §artsiz olarak Hakk adini almijtir. TiJmun ya da ciJzun kendisinden dogmasi, ya da hig bir 
5eyin dogmamasi ve bunlann turn ile nitelenmi? olmasi, ya da olmamasi, durumu degijtirmez. Belirdigi yerlerden 
her biri, tumiJn kendisinden dogmami? olmasi bakimindan "Hakk"tan ayndir denilebilir. TiJm de "Yaratici" ve 
"rizik dagitici" sozlerinin aniamlan yoniJnden Hakk'tir. Ba§ka jeyleri de bununia karjilajtirabiliriz: Kul ve Hakk 
gibi... zat soziJnden de aniajilacagi iJzere, gokluk yoktur. Farklilik, ancak dolayisiyladir ve kavramlardadir. ^okluk, 
hayallerden bajka bir jey degildir".^^ 

Diger ikinci ciJmle de $udur: 

"Bilesin ki: salt varlik olan Hakk'in kendisi, biJtun ajamalarda ikiyonludiJr: 

Biri eyiem ve etken yonij, ikincisi edilgen ve olu? yonij. 

Birinci yoniJ ile ona ilah ve Tann denir; ikincisiyle evrendir, yaratiktir, sonradan var olmujtur. 

Saltve 6z Varlik bagimsizliktan, bagimliliktan ve bunlann arasinda bulunmaktan uzakolanyiJce Hakk'tir; ne biJ- 
tun ile ne de ciJz ile ilgisi vardir. BiJtun olmasi, ciJz olmasi ikinci yonijyledir. O, gergegin kendisi oldugu igin, evrene 
girmesi ya da girmemesi izafidir. ^unkij varligi bunlardan oncedir. izafi olmasi dolayisiyla da bunlarin hig birinin 
dijinda kalmaz. 

ikincisi: SoziJnu ettigimiz her jeyden arinmi? olan varlik, iJstunde hig bir ajama bulunmayan bir ululuktur. Bu 
ululuk, her §eyin iJstundedir, her jey ondadir, her jey O'dur. Bu durumun ba§i ve sonu, agikligi - gizliligi yoktur. 
Ba§ka jeyleri de buna gore, degerlendir. ^unkij O, tiJmden ayri sayildi ve ikinci yoniJ ile her jey O'ndan oldu. DiJze- 
nin baji ve sonu yoktur; ilksiz ile sonrasiz ayni §eydir".^° 

Sonu( olarak; bildirinin ba? tarafinda belirtildigi gibi, "Varidat" bizzat miJellifin eseri olmadigindan, §eyh Bed- 
reddin'in tasawufTdujiJncelerin eksik aniatilmi? olma ihtimaline, iJstelik ara sira geli5kiye du5ulmesine ragmen, 6z 
olarak tasawufa ait bir eserdir. Annesinin Jsiamiyef i kabul etrni; bir Rum kizi olu$unun di$inda, Eski Yunania hi( 
bir kijiture! bagi olmayan, ve tamamiyla islam KiJlturu ignde buyijyup, Misir'da, bijyuk mutasawif HiJseyin 
Ahlatf nin yaninda yeti$mi$ olan Bedreddin, "Varidat' inda, gdrunu$te lier ne kadar Presokratiklerin felsefesini 
liatirlatan bazi ifadeler kullanmi$ gibi oluyorsa da, kesinlikle onlarin etkisi altinda degildir. Fakat dikkatle ince- 
lendiginde, Tann'yi bilme konusunda filozoflann yaptigi gibi, birlikten gokluga dogru agilmayi, bajka bir ifadeyle, 
"Tann'dan yaratiklara dogru inildigi degil de, mutasawiflann yolu olan gokluktan birlige veya yaratiklardan Tann'ya 
dogru gikildiginin hissedilecegi "Varidat"ta $eyh Bedreddin'in, anla$ilmasinda oldugu gibi aniatilmasinda gijgluk 
gekilen vahdet-i viJcut g6ru$unde, "Fusus al-Hikem" adii eserini $erh ettigi ibn'iJl-arabT'nin etkisi altinda kaldigi 
goriJlecektir. 



NOT: "istedigin kadar "Ene'l Hakk" (Ben Hakk'im) desende kulluktan gikmadigin gibi Hakk'da olamazsin. Kullu- 
gunu inkar etme. Kul oldugunu kabul etmek, Allah oldugunu iddia etmekten daha emniyetlidir. Fakat "tann ol- 
mak" insana ho? gelen vehimlerdendir." ihramcizade ismail Hakki 



Cemil Yener, a.g.e., s., 77 - 78. 
^°a.g.e,.s., 83-84. 



YAZILARIM 183 
183 YAZILARIM 

THE UNTOUCHABLES (Dokunulmazlar) 

TiJr: Aksiyon / Polisiye / Dram 

Yonetmen : Brian de Palma 

Senaryo : David Mamet, Oscar Fraley (Kitap) , Eliot Ness (Kitap) , Paul Robsky (Kitap) 

GdriJntu Yonetmeni : Stephen H. Burum 

MiJzik : Ennio Morricone 

Yapim : 1987, ABD, 119 dk. 

Oyuncular: Kevin Costner (Eliot Ness) , Sean Connery (Jim Malone) , Charles Martin Smith (Ajan 
Oscar Wallace) , Andy Garcia (Ajan George Stone/Giuseppe Petri) , Robert De Niro (Al Capone) , Ric- 
hard Bradford (Polls §efi Mike Dorsett) , Jack Kehoe (Walter Payne) , Brad Sullivan (George) , Billy 
Drago (Frank Nitti) , Patricia Clarkson (Catherine Ness) , Steven Goldstein (Scoop) 



Brian De Palma'nin eski gangster filmlerini anmisatan bajyapiti Dokunulmazlar gekildigi 1987'den 
alti yil sonra bir TV dizisi olarak uyarlanmijti. Sean Connery, Kevin Costner, Robert De Niro gibi birinci 
sinif aktorleri igeren bir oyuncu kadrosuna sahip olan film DePalma'nin en gok taninan yapiti. 

FiLiMDEN KISA KISA 

"Bu insanlara (mafyaya) sava? agarsan, sonuna kadar gotiJrmeye hazir olmalisin. ^unkij taraflar- 
dan biri yok olana kadar onlar savaji siJrdureceklerdir. 

Capone'u ele gegirmek istiyorum. Ama nasil yapacagimi bilemiyorum. 

Capone'u ancak joyle ele gegirebilirsin: O bigak gekince, sen silah gekeceksin. O senin bir adamini 
hastahaneye yollayinca, sen onunkini morga yollayacaksin! 

Bu, Chicago tarzidir! Ve Capone'u ancak boyle ele gegirebilirsin." 



" 5imdi, kime giJvenebilirsin? 

- Hig kimseye. 

- Maalesef, bu bir gergek. 

- O zaman, kimden yardim alacagiz? Eger guriJk elma yemek istemiyorsan, sepetten elma alma. Di- 
rek agagtan topla. Direk agagtan topla." 



"Herkes igkinin yerini biliyor. Sorun igkiyi bulmamakta. Capone'nun ijini kim bozmak istiyor? So- 
run burada. Haydi, gidelim." 



"Hayat devam ediyor. 
Segkin bir adamdan tutkulari olmasi beklenir. 



184 YAZILARIM 

Tutkular... Tutkular... 

Benim tutkulanm neler? 

Takdirimi kazanan jeyler nelerdir? 

Bana zevk veren jeyler nelerdir? 

- Adam... Adam sahanin ortasinda tek bajina. 

Neyin zamani gelmijtir? 

Bireysel bajarinin. 

Adam tek bajina. Pekiyi, o adamin sahadaki fonksiyonu ne? 

Takimin birferdi. Takim halinde galijmak... 

GorunujiJ, atiji, yakalamasi, miJcadelesi. Her jeyi takiminin bir ferdi olarak yapiyor. 

Takiminin zaferi igin ugrajiyor. 

Egertakimi bajaramazsa, adam ne olur? 

Aniiyor musunuz? 

Bir hig olur. GiJnejIi bir giJn, taraftarlar tribiJnleri doldurmu?. Adam onlara ne diyecek? 

Sahaya kendim igin gikiyorum. Ama takim kazanamazsa, ben hig bir yere varamam. 

-Takim! -Takim!" 



"SiJrpriz savajin yarisidir. ?ok jey sava§in yarisidir. Kaybetmek de savajin yarisidir. Biz savajin 
hepsini dijjunelim." 



"Ben bu insanlara zarar verecek bir jey yapmadim. Ama onlar bana kizgin. Ve ne yaptilar? 
Sirf beni rahatsiz etmek igin ash olmayan bir gelir vergisi meselesi uydurdular. Benimie erkek er- 
kege konujtular mi? 

Hayir. Barijcil bir adami taciz etmeye ugrajiyorlar." 



"Ben herhangi bir konuda yakmmak isteyecek olursam, biraz olsun haysiyetii davranmami sagla- 
masi igin Tanriya dua ediyorum. Size bir §ey daha soyleyeyim: BuyiJk boks maglarinda, kimin ayakta 
kaldigina bakarsiniz. Magin galibini ancak boyle aniayabilirsiniz." 



"Sayin yargicim! 
Adalet bu mu?" 



"Kavga bitmeden, kavgayi birakma." 

" 'DOKUNULAMAZLAR' 
GANGSTER DUNYASINI SARSTI 
'SATIN AUNAMAZ' 
CAPONE BUGUN MAHKEMEDE " 



"Al Capone'u sanik kiJrsusune gikartan adamsiniz. Sadece §ans eseri, dogru zamanda dogru yerde 
bulunmu5 oldum. igki yasaginin kalkacagi soyleniyor. 

- zaman, ne yapacaksiniz? 



YAZILARIM 185 

185 YAZILARIM 

- Sanirim, o zaman bir igki igerim." 



YORUM: 

Degijen bir jey yok. 

Sadece zaman ve mekan. 

insan bir yerde varsa bajka ne olabilir ki. 

MiJcadele eden diJnyada kimi zaman A! Copone, kimi zaman Hz. isa aleyhisselam. 

Ancak yanii? hesabinda bir odemesi vardir. 

Onemli olan ileriyi gormek. 

Ne var ki yanii? hesaplar gok olunca ba? agritir. 

Allah Teala'ya siginiriz. 

ihramcizade Ismail Hakki 



186 YAZILARIM 



KURT MiLLiYETCiLiGiNiN OLU§UM SURECl (1918-1926) 

KiJrtler, 19. yiJzyila kadar Osmanli idaresi altindaki KiJrt beylikleriyle yari otonom bir diJzen igeri- 
sinde sorunsuz ya§ami§lardir. Ancak bu yiJzyilda, Osmanli'nin yerinden idare sitemini birakarak mer- 
kezilejme gabalanyla birlikte, sahip olduklari ozerkliklerini kaybetmeye bajlayan KiJrt beyleri bir isyan 
dalgasi bajlatmijlardir. Bu isyanlan milliyetgi bir gergevede degerlendirmek mumkiJn olmasa da ilerde 
yajanacakiarin temeli olmalarindan otiJru onemlidirler. 

KiJrtier gerek yajadikiari cografyanin getirdigi zorluklar gerekse de feodal yajam alijkaniikiari se- 
bebiyle ulus olma bilicini Fransiz ihtilali ile diJnyaya yayilan siJregten daha geg yakalami5lardir. KiJrtler 
i^in modern manada milliyet^ilikle kar$ila$malarina ayni topraklarda ya$adiklari Ermenilerin buyijk 
katkisi olmu$tur. I. DiJnya Sava$inin son bulmasiyla birlikte Kurt miiiiyet^iiigi yeni bir ivme kazan- 
mi$tir. KiJrt^uier igin bir donum noktasi olan Sevr Ban; Antla$masi gelecekteki ingiliz gikariari dij- 
$unulerek bazi $artlarla bagimsiz bir Kurt Devleti kurulmasmi dngdrmu$tur. Anadolu'da verilen Milli 
IVlucadelenin akabinde tatbik jansi bulamayan Sevr Aniajmasi yerini Lozan'a birakmi5tir. 

TiJrkiye Cumhuriyeti'nin ve KiJrtierin gelecegini yakmdan ilgilendiren Musul meselesi, Lozan 
Antla$masiyla bir (dzijme kavu$mami$ ve 1926 yilina kadar ingiltere ve TiJrkiye arasmda ya$anacak 
olan bir sorun olarak kalmi$tir. Genel olarak bu donem incelendiginde, KiJrtler i^in milliyet^ilik faa- 
liyetleri, (ogunlukia dini bir kimligi olan feodal bir beyin dnculugijnde, emperyalist gij^lerin gijdu- 
mij altinda meydana gelen olaylar zincirinden oteye gidememi$tir. 

TiJrkiye'nin son otuz yillik gundeminde onemli bir yer tejkii eden KiJrt aynlikgi teror hareketine, 
bakildiginda sorunun yeni olmadigi, gegmi? yillardan siJregeien milliyetgi bir hareketin, feodal etkiler- 
den daha bagimsiz bir uzantisi oldugu aniajiimaktadir. 

Degerlendirme yapilacak olursa: 

19. yuzyilm sonlanndan 1926 yilina kadar inceledigimiz KiJrtguiuk hareketleri ba5langigta daha zi- 
yade feodal karakterde iken gittikge milliyetgi bir kimlige biJrunmujtur. 19. yuzyilda meydana gelen 
KiJrt isyanlan milliyetci bir kapsam icerisinde tahlil etmek cok da mumkun degildir. Bu donemdeki 
hareketler esas itibariyle belli bir bolge icerisinde yari otonom hayatlarindan memnun olarak ya$a- 
makta olan Kurt a$iret liderlerinin Osmanli siteminde meydana gelen bir takim degi$ikliklere goster- 
dikleri tepkiden ibarettir. Bu isyanlar milli bir hareketten ziyade ki$isel veya mahalli cikarlarin gozetil- 
mesine yonelik hareketlerdir. 

KiJrtlerin modern manada milliyet^ilikle tani$malarina en bijyuk etkiyi Ermenilerle olan ili$kile- 
rinin yol aftigmi gormekteyiz. Emperyalist giJclerin misyonerler ve konsolosluklari vasitasiyla Ermeni- 
ler ve diger Hiristiyan azmliklarma karsi yuruttukleri faaliyetlere sahit olan KiJrtler kendi yasadiklari 
topraklar Gzerinde bagimsiz bir Ermenistan kurulmasi konusundaki faaliyetlere tepki olarak milli bir 
refleks g6stermi$lerdir. 

KiJrt-Ermeni ili$kilerinin yaninda Kurt Milliyet^iliginin olu$umuna sebep olan diger bir etken ise 
Hamidiye Alaylari olmu$tur. Bu uygulama sayesinde milliyetgiligin ihtiyag duydugu burjuva sinifi 
devlet eliyle yaratilmi$tir. 

Ajiret mekteplerinde okutulan KiJrt gocuklan bajta Istanbul olmak iJzere KiJrtgiJ faaliyetleri KiJrtle- 
rin yajadiklan topraklarda yayma gayreti igerisinde olmujlardir. Bu noktada Jon TiJrklerin de siJrecin 
hizlanmasina bazi katkilan olmu§tur. Bajlangigta Osmanli'nin biJtiJnIiJgiJniJ korumak saikiyla hareket 
eden Jon TiJrklerin igerisinde KiJrt kbkenii ki§iler de bulunmaktaydi. ilerleyen yillarda ittihat ve Terak- 
ki'nin TiJrk milliyetgiligi ekseninde politikalar iJretmesine tepki olarak bu orgiJtte bulunan KiJrtler de 
KiJrtgiJ faaliyetler igerisine girmijierdir. 

I. DiJnya Savaji, Osmanli imparatorlugu iJzerindeki yikici etkisiyle birlikte iJikedeki halklann bagim- 
sizlik arayi§lari igerisine girmelerine de sebep olmujtur. Ozellikle ingiltere, Fransa ve Rusya'nin bolge 
uzerindeki emelleri dogrultusunda yiJriJttiJkleri faaliyetler bu halklann bagimsizlik isteklerini daha da 



YAZILARIM 187 

187 YAZILARIM 

kamgilamijtir. 

Wilson ilkelerinden birisi olan halklann kendi kendileri yonetmesi prensibi hizia tiim imparatorlu- 
gu etkisi altina almijtir. Bu donemde KiJrtguluk faaliyetleri igerisinde bulunan kijiler kendi gikarlanni 
on planda tutarak gelecekleri igin emperyalist devletlerden medet umar bir tutum igerisinde oimu?- 
lardir. DiJnya Sava$i ardmdan imzalanan Sevr Antla$masi Kurt milliyet^ileri i^in bir ba$ka milat ol- 
mu$tur. Taraf iJikeierce imzalanan ancak onaylanmayan bu antla$ma hie bir zaman hayata gecmeme- 
sine ragmen bagimsiz bir Kurt Devletinin kurulmasi yonunde uluslararasi ilk beige olmasi itibariyle 
Kurt milliyetcileri icin bir referans ozelligi ta$imaktadir. 

Kurtulu$ Sava$inin verildigi yillarda Milli MiJcadeleyi zora sokacak bir takim Kurt faaliyetleri olsa 
da genel olarak KiJrtler olumsuz bir tutum sergilememi$lerdir. Fakat bu tutumlarinin ardinda orgutlu 
bir yaklajim yoktur. Mustafa Kemal'in ajiret ileri gelenleri ile yaptigi gorijjmeler bu olumlu havanin 
olujmasina katki saglamijtir. Aslinda bu yillardaki KiJrtlerin tutumlarini daha ziyade TiJrklerle olan dini 
birliktelikleriyle ve halifelige olan bagliliklariyla agiklanabilir. 

LOZAN KONFERANSI SIRASINDA EMPERYALJSTLERJN KURTLER KONUSUNDAKJ GORU^LERiNJN 
DAHA KRiSTALLE^TiGi GORULMEKTEDJR. GORU^MELERJN BA§ AKTORU OLAN JNGJLTERE, BU ANT- 
LA§MAYLA MUSUL VE PETROL KONULARINDAKJ QIKARLARINA KURTLERJ FEDA ETMJ^TJR. Musul 
meselesinin goziJm siJreci igerisinde KiJrt milliyetgilik faaliyetlerine daha yogun bir jekilde bugunkij 
Kuzey Irak topraklarinda rastlamak mumkiJn olmujtur. Ancak ortak bir toplumsal talebi yakalayama- 
yan bu faaliyetler daha ziyade feodal bir diJzeyde bu sefer TiJrkiye'nin miJdahaleleri ile hayat bulmaya 
galijmijtir. 

1900'lu yillaria birlikte tiJm diJnyada yayilan milliyetgi fikir, KiJrt toplumu iJzerinde ayni etkiyi do- 
gurdugunu soylemek gok da mumkiJn degildir. KiJrtler agisindan bu gecikmenin bajlica nedenlerinden 
birisi ya5adiklari cografyanin yarattigi jartlardan kaynaklanmaktadir. Daglarin birbirinden ayirdigi bu 
toplumda merkezi bir devlet yapisi olujmamijtir. Bunun bajlica sebebini KiJrtlerin sosyal yapilari olu?- 
turmaktadir. KiJrtierdeki aidiyet duygusu millet kavrammdan ziyade ait oldugu a$iret, aile gibi daha 
alt bir yapiya aittir. KiJrtlerin bu feodal yapiya siki bagliliklari milliyet^i duygularia hareket etmele- 
rine buyijk oranda engel olmu$tur. Ayrica KiJrtler milli farkmdaligin esaslarmdan olan kulturel ve 
edebiyat alanlinda da oldukca geri kalmi$lardir. Bu alanlarda kendilerini ifade edebilecek ciddi eserler 
ortaya koymaktan uzak olmu$lardir. KiJrt^enin farkli diyalektierde konu$ulmasi ve bu farkliliginm 
zaman zaman birbirlerini dahi aniayamama boyutuna varmasi bunda etkili olmu$tur. dIGER BIR 
NEDEN iSE iMPARATORLUK iCERlSlNDE TEK BJR MUSLUMAN MILLETIN VARUGINDAN OTURU, KURT- 
LERiN TURKLERDEN FARKLI BJR MUAMELE GORMEMi§ OLMALARIDIR. Bu nedenle KiJrt milliyetgileri 
agisindan Cumhuriyetin ilaniyla birlikte halifeligin kaldirilmasi yeni bir donemi temsil etmektedir. Zira 
halifeligin kaldirilmasiyla TiJrkler ve KiJrtler arasmda onemli bir baglilik vasitasi olan din bijyuk ol- 
(ude etkinligini kaybetmi$tir. 

Gerek incelenen donem itibariyle gerekse 1926 yilindan giJniJmiJze kadar yer alan donem icerisin- 
deki KiJrtciJ faaliyetlerin hep feodal bir yapi icerisinde zuhur ettigini goriJimektedir. KiJrt milli hareketi 
adi altinda yiJriJtiJien cali$rnalarin tamammda bir bdyLik KiJrt ailesinin adini gormek miJmkiJndiJr/ ^ Bu 
galijmalarin derinlemesine incelenmesi halinde kijisel gikar ve hirslarin oldugu da goriJiecektir. 1960 
yillarda tiJm diJnyada bajlayan somiJrgecilik sonrasi milli hareketler 1961 Anayasasinin sagladigi 6z- 
giJrliJk ortamiyla KiJrtleri de etkisi altina almijtir. PKK'nin kurulujuna zemin hazirlayan bu siJreg ve 
sonrasi KiJrt milliyetgiliginin gegmi? donemden farkli olarak dar bir feodal ziJmrenin etkisinden ote 
kitlesellejmi? bir milliyetgi kimlige donijjmijjtijr. 

Musul meselesine gelindiginde, bu topraklarin TiJrkiye igin ekonomik degerinden ziyade milli gij- 



Gedikpa5a Mahallesinde 2 Ekim 1908 tarihinde kurulan Kurt Terakki ve Teavun Cemiyeti merkezinin kurulu- 
5unda en taninmi5 ug Kurt ailesinin ugu de yer almi5tir. §emdinan ailesinden 5eyh Ubeydullah'in oglu Seylt 
Abdulkadir, Bedirhan ailesinden Bedlrhan Pa§a'nin oglu Mehmed Emin All Bedirhan, Baban ailesinden Baban- 
zade Ahmet Nairn Bey. Bunlardan bajka Dr. §ukru Mehmet Sekban, Ismail Pa5azade, Mu5ir Mehmet Pa5a da yer 
almi5lardir. 
Ubeydullah ailesi otonomist kanadi temsil ederken Bedirhanlar ayrilikf i bir goru? benimseyeceklerdir. 



188 YAZILARIM 

venlik agisindan onemi dikkate jayandir. KiJrt nijfusunun gok buyiJk bir kisminin Musul'un Irak'a bira- 
kilmasiyla pargalanmasi TiJrkiye igin mutemadiyen bir tehdit yajanmasina sebep olacaktir. Aralannda 
kagit iJzerindeki gizgilerden ibaret olan sinirlann bulundugu ayni dili, kulturij ve tarihi paylajan halkla- 
rin birbirleri iJzerindeki etkileri gormezden gelmek imkansizdir. Bolgenin gegmijteki enerji kaynaklan- 
na, gunumuzdeki onemiyle su kaynaklarinin da ekienmesiyle gegmijteki onemini arttirarak koruyor 
olmasi DiJnya gijglerinin buraya olan ilgilerini devam ettirmelerine sebep olacaktir. 

Kaynak: 

Levent JBRAL Polls Akademisi, YiJksek Lisans Tezi-240055, Ankara - 2009 



YAZILARIM 189 

189 YAZILARIM 

ALINTI 

TURKIYE'DE DINSEL AKIMLAR'IN iCTlMAt TEMELI OSMANLI TOPLUMUNDA 
SANAYiLE§ME NiglN GERCEKLE^EMEDJ? 

ONSOZ 

Siyaset bilimi, nerede, nasil ve hangi $artlarda, kimin kime hijkmedebilecegim dgrenmeye ^ali- 
§an bir ilim alanidir. Bu nedenle, insan geli§iminin tarihi boyunca gelijtirilmi?, sinanmi§ ve yenilenmi? 
teorik bilgilerin yam sira saha ara5tirmalarina, gozlemlere ve ampirik (deneycilik) verilere dayanarak 
bilimsel yaklajim ve niteliklerini pekijtirir. Birtoplum bilimi oldugu igin de turn veri kaynaklan toplu- 
mun bizatihi kendisi olmaktadir. 

Bu nedenle, toplumsuz siyaset olamayacagina gore, toplumu kaynak olarak almayan siyaset bilimi 
de olamaz. Boylelikle taban toplum, siyaset de onun, toplumsal degijimie farklila§an iJrunu olmakta- 
dir. Eskilerden bir soz vardir. 

- "Bana arkada$ini, ya da okudugun kitabi soyle, sana kim oldugunu soyleyeyim." 

Toplum ve siyaset bilimi de ozellikle boyledir. Bir siyaset bilimcisine toplumun geli§im endekslerini 
verin, size az bir yanilgi ile siyasT yapisini tarif edebilir. Ya da tam tersini yapin. Yani toplumun siyasT 
yapisini bilgi olarak verin, size o toplumun geli§menin neresinde oldugunu be§ a§agi, be§ yukari tah- 
min edebilsin. 

Hem ders, hem de yardimci okuma kitabi niteliginde hazirladigimiz bu kitapta biz de siyasal ku- 
rumlarin ve siyasal davranijin toplumsal boyutlar ile olan yakin ilijkilerini vurgulamaya gali§tik. Daha 
gok ana kavramlar ve temel kurumlar agisindan ele aldigimiz bu toplumsal ile siyasal arasindaki etki- 
tepki ilijkisi umariz ki siyasetin degi§en ko§ullara olan "muayyeniyetine" az da olsa bir i§ik tutar. 

Ama, yararli olmasini diledigimiz bir bajka husus da 5U. 

- Siyaset bilimini, hangi §artlarda, kimin kimi nasil yonlendirecegini inceleyen bir disiplin olarak ta- 
nimlami§tik. Bu gergeklerin bilincinde (!) olmadan, "Hayir, ben!" diye evi gekip geviren dort ya§indaki 
kizim, gok ileride yazdiklarimi okuma jajkinligina dijjup akli karijirsa, beiki evdeki gergek iktidarin o 
degil, ben oldugum yanilgisina kapilabilir. 

Ahmet N.YUCEKOK 



Osmanli toplumunun sanayile$memesinin ardmdaki gergegi Osmanli devletinin asker-bijrokrat 
niteliginde aramak gerekmektedir. Ana gorevleri askerT fetihier ve din'e ve devlete en uygun §ekilde 
hizmet olan bu ki§ilerin sanayilejmeden sinifsal bir gikar beklemeyecekleri agiktir. Buna ragmen, Av- 
rupa'daki sanayi devriminin yikici etkilerine kadar, Osmanli toplumunda devlet denetimi altinda bu- 
lunan ve hatta Avrupa'ya buyiJk blgiJde ihracatta bulunan bir sanayiden soz etmek miimkundur. Ama 
ne zaman ki tarim fazlasinin olujturdugu bir sermaye Batida kentlere akmaya bajlami? ve bunun so- 
nucu olarak sanayi merkezleri serpilmi? ve bijyumujtur; o zaman Osmanli sanayii gabuk ve ucuz iJre- 



190 YAZILARIM 

tim yapan batili tezgahlann ve yiJksek firinlann ekonomik etki alanina ve bu ekonomik gijgleri koru- 
yan ve temsil eden Batili devletlerin de siyasal etki alanina girmijtir. 

i§te Avrupa'nin ekonomik iJstunlugunu, ona agik pazar olarak boylesine gabuk ve ezilmek pahasina 
kabullenen Osmanli imparatorlugunun gokijjunu ve onu izleyen geri kalma siJrecini, toplumun "dev- 
lete tabi millet" niteliginde aramaliyiz. Batida ekonomik degijim ve gelijimler sonucu beliren serma- 
ye sahibi bir sinif, sosyal ve siyasal ya§antiya giderek egemen olup kendi gikar ve ihtiyaglanni temsil 
edecek kurumlan devlet yapisina kabul ettirirken, bizde igtimai ve ekonomik hayatin tek egemen 
unsuru olan saray ve kapikulu, toplumda kendilerinden bagimsiz olujacak her birikimi ve akimi kis- 
kangga denetleyen ve dagitan bir goriJntu ve davrani§ igindedirler. Ticaret sektoriJnu akil almaz bir 
kirtasiye ve vergileme sistemiyle denetleyen, sanayi kollarinin rekabetini ve iJretimini merkeze bagli 
bir ahilik sistemi ile sinirlayan ve zirai alana miri toprak diJzeni ile egemen olan Osmanli Devleti, yalniz 
batidaki sanayilejmenin ilk jarti olan sermayenin belirii ellerde toplanmasini onlemek ile kalmamij, 
fakat o sanayile§meyi yajatacak ve hizlandiracak olan bir bati parlamenterizminin ana unsurunu 
meydana getiren bir burjuva sinifinin da dogmasini 6nlemi§tir. 

(Burjuva: koylij, ijgi ya da soylu sinifina dahil olmayip, sosyal statusunij ve gucunij, egitiminden, 
ijveren konumundan ve zenginliginden alan kentii kiji. Bu kimselerin olujturdugu sosyal sinifa burju- 
vazi denir. Bu kavram Karl Marx ve Friedrich Engels tarafindan yazilan KomiJnist Manifesto'da "kapi- 
talist orta sinif" anlammda kullanilmi§tir. Zaman zaman ele§tirel olarak materyalist ve sig, tipik orta 
sinif kimse anlammda kullanilir.) 

JKiNCiL GRUPLARIN YOKLUGU VE DEVLETJN ONEMi 

Osmanli devletinin iJretimde ve ticaret hayatmdaki bu kiskang denetimi sonucu saray ve kapikulu 
egemenligine rakip olabilecek hor sosyoekonomik gelijme daha dogum aninda yok edilmi? ve batida 
devlet toplumun degijen ekonomik yapisi ile gijglenen siniflarin eline gegerken Osmanli Devleti ege- 
menligi tekelinde tutan ve payla§ilmayan bir iktidar yapisi olarak kalmijtir. Batidaki burjuva patlayi$i 
sonucu devlet iktisaden egemen gij^ierin mijlklerini koruyan bir jandarma gdrijnumune bijrunur- 
ken Osmanlilarda Devlet, burjuva toplumuna set geken ve bu nedenle topluma sanayile$me olana- 
gi vermeyen bir baraj olmu$tur. Ayrica bati toplumlarinda buldugumuz bazi kurumlan, sanayile$me- 
me ve onun bir sonucu olan farklila$amama nedeni ile Osmanli Devletinde gormek mumkiJn degildir. 
Bu kurumlar, fertle devlet arasinda tampon gorevini yerine getiren ve "ikincil gruplar" diye adlandir- 
digimiz kurumlardir. 

Bunlar arasinda dernekleri, sendikalari, ce$itli baski gruplarmi, belediyeleri saymak mumkundijr. 

Ekonomik geli§menin yarattigi sosyal hareketlilik ve farklilajma, batida, bu gruplar ve kurumlar sa- 
yesinde, devletin kayitsiz jartsiz egemenligini kirmi?, ticaret ve sanayi ile gelijen jehirler kendi ozel 
kanunlarmi gikarmak yetkisini saglamijlar, belediyeler kurmujiardir. ihtisaslajmanm ve i? bolumiJnun 
beraberinde getirdigi gikar farklilajmasi ayni gikarlari ve gorijjleri savunanlarin orgiJtlenmesi geregini 
duyurmu5, boylelikle olujan farkli gruplar topluma, batida, giderek dengeci, pluralist (gogulcu) bir 
goruniJm kazandirmi§lardir. 

i§te Osmanlilarda bu ikincil kurumlarin sosyo-ekonomik yetersizlikten oturij bulunmayi§i, ikincil 
kurulujiarin batida yarattigi degerleri, tutumlari, istemleri Osmanli toplumunda bulmamizi imkansiz 
kilmijtir. 



YAZILARIM 191 

191 YAZILARIM 

Ki$i ile devlet arasmdaki bu kurumlarm bulunmayi$i devleti siyasal, sosyal ve ekonomik sahalar- 
da bijtunuyle ba$ibo$ birakmi;, toplumdaki bijtun iyiliklerin de, kotijluklerin de ba$lica kaynagi 
devlet olmu$tur. 

Devleti ki$i (ikarlari lehinde etkileyecek ve ki$iyi devlete kar$i koruyacak ikincil gruplarm yoklu- 
gu nedeni ile Osmanli devletinde halkin aradigi koruyucu siginak, ummet yapisi ve ona bagli olan 
tarikatlar olmu$tur. 

Osmanlilarda oldugu gibi diger Dogu islam toplumlannda da halkin sigindigi iJmmet yapisi, Batida 
oldugu gibi, ki§ilerin belirii bir igtimai amagia gikar birligi ve ijbirligi yapmak igin bir araya geldikleri 
topluluk degildir. 

Ummet igerisinde kijiye, bir jeye ait olmanin verdigi duygusal bir bag saglanir. Kiji bu aniamda 
toplumun jekilsiz bir pargasidir. Meydana gelen bu toplulugun baji Allah Teala'dir. Bu toplulugu 
meydana getiren miJminler ise kendilerini Allah Teala'ya mutlak bir §ekilde teslim etmijierdir. Burada 
her §ey Allah'a aittir ve Allah'in yasalari olan 5eriatla idare edilir. 

Bu nedenlerle, sosyo-ekonomik yetersizliklerden dolayi kijinin sadakatini gekebilecek, gikarlarinin 
savunulmasinda yardimci olacak ikincil gruplarm Osmanli toplumunda bulunmamasi, ummet yapi- 
sina buyiJk dnem ve baglilik kazandirmi$tir. 

Mutlak olarak dinin jekillendirdigi iJmmet yapisindan zmdiklik ya da benzeri bir suglama ile gika- 
rilmak, kijinin toplum iginde siginacagi bajka bir orgiJt olmamasmdan otiJru korkung agir bir cezadir. 
Bu nedenle Osmanli toplumunda dinsel ilkeler her alanda mutlak saygi ve itaat gormij?, yon veren, 
adalet dagitan, egiten ve ceza veren kurallar olarak Osmanli toplumunda egemen olmu§lardir. 

BATIYA ACILMA VE iCTJMAi SARSINTI 

Genellikle fetih gelirleri ile beslenen bir iJlke olan Osmanli imparatorlugu 16. yiJzyilda dogal sinirla- 
ra ula§ip, gelijen bati teknolojisinin gijglendirdigi batili ordularia baja gikamaz olunca duraklamijti. Bu 
duraklama, Avrupa'daki sanayi devriminin rekabet kabul etmez sonuglarinin sanayilejmeyen toplum- 
lar iJzerindeki ezici etkileri goriJlmeye bajlayana kadar surdij. Ondan sonra kaginilmaz olarak ancak 
"iman dolu gogsumijzle" karji koymaya galijtigimiz birgerileme devri ba§ladi. 

UstiJnlugunu hemen her alanda Osmanli devletine kabul ettiren Batiya karji duyulan hayranlik ve 
bzenti Osmanli baticilarinda "(okuntijye karji" tedbir olarak "Batili Kurumlarm" topluma ithal edilme 
tezini guglendirdi. Zannedildi ki Bati uygarligmi ve gijcunij yansitan modern kurumlar Osmanli top- 
lumuna ithal edilirse biz de onlar gibi uygar ve gijflu olabilecegiz. Fakat yanilgi $uradaydi ki Avru- 
pa'daki siyasal ve sosyal kurumlar, oradaki ictimai biJnyenin iJrettigi, yeni geli$en sanayici ve iJretici 
siniflarin cikarlarina ve sorunlarina cevap olarak olu$an kurumlardi. Yani toplum icerisinde beslendik- 
leri ve ya$amak icin giJc bulduklari geni$ bir taraftar kitleleri vardi. 

Osmanlida ise bu batili kurumlari yajatacak bu tiJr igtimai gijgler ve gikarlar heniJz olu5mami5ti. 
Toplumun mizag ozelliklerini ve niteliklerini bir tarafa birakip kerameti bu kurumlarm kendilerinde 
arayan Osmanli baticilari yanildiklarini aniayana kadar Batilajma hareketi Osmanli toplumuna sarsici 
ve pargalayici etkisini kabul ettirdi. 



192 YAZILARIM 

KULTUR JKiLE^MESi 

Batinin ucuz ve bol mal suriJmu karjisinda rekabet edemeyen Osmanli, siyasal baski ile 1838'de 
gumriJk duvarlanni da kaldinnca cilizlamaya bajlami? olan sanayi gucunij busbiJtun yitirdi ve fiJtuhat 
(fetihier) gelirlerinden sonra gumruk ve tekel gelirlerini de kaybetmi? oldu. Hazineye gelir saglama 
nedeniyle topraklardaki "miri" diJzen (HiJkumetin, hazinenin mail olan topraklar) daha 16. yiJzyil son- 
larinda bozulmujtu ve topraklar "iltizam"a verilmeye ba§lanmi5ti. 

(iltizam, eskiden devlet gelirlerinin (vergilerin) bir bolumiJnun belli bir bedel karjiliginda devlet ta- 
rafindan kijilere devredilerek toplanmasi yontemi.) 

Zirai urunij denetleyen ve "multezimlerin" yam sira di? devletlerin ticari gikarlarini kollayarak zen- 
ginlejen ve siyasal gijg kazanan, gogu azinlik tebaaya mensup, bir ticaret sinifi devlet giJcunu iyiden 
iyiye etkilemeye bajladi. Jctimai ve siyasal diJzen alt ijst oldu. Batiya acilma sonucu giyini$iyle, konu- 
$u$uyla, davrani$i ile ve sahip oldugu degerler ve kiJltur ile toplumun ana kismini meydana getiren 
tabakalardan giderek ayrilan ve yabancila$an ziJmreler ve tabakalar belirdi. Siyasal yapida, kendini 
devlet cikarlarina adami$, "boynu kildan ince" olan geleneksel kapikulunun yerini uluslararasi diplo- 
masinin sivrilttigi, hayatlari ve gelirleri kanunT teminat altinda olan buyiJk burokrat aileler aldi. Payla- 
5ilmayan, tekeici iktidarin sahibi olan Osmanli devlet yapisi zayifladi, pargalandi ve etkinligini yitirdi. 
^oken devlet yapisi, toplumda kendi yerini alabilecek nitelikte bir alternatif, bir ulusal gijg yaratama- 
mi§ oldugu igin korkung gatirtilaria goken bu kof govdeyi ayakta tutmak mumkiJn olamiyordu. 

Mali ve siyasal perijanligi "Duyunu Umumiye"^^ idaresi perginledi. Kurumla5ma hareketlerinin so- 
nucu, toplumda kokleri bulunmayan batili kurumlarm getirilmesi, boyle kurumlarin toplumdaki sosyo- 
kulturel yapi ile agik bir geli^kiye du^meleri, Osmanli toplumunda bir kiJltur ikile$mesi yaratti. ^unku 
bu kurumlar batida kapital sahibi olup sosyal ve siyasal haklari kisintili burjuvalarin ihtiyaglarina cevap 
veren kurumlardi ve goriJldugu gibi, Osmanlilarda ise bu kurumlari yajatacak toplum gapinda boyle 
bir sosyo-ekonomik zorunluk heniJz yoktu. SomiJrunun, siyasal ve ekonomik sarsintinin acilarim gok 
yakmdan taniyan halk yiginlari batilajmanin bu igreti goruntusiJne §iddetle karji giktilar. 

Ulkenin giderek yoksulla$masmi bu yeni kurumlarin varligma baglayan geni$ bir mulialefet, dini 
esaslara dayanarak bijtun su^u $eriattan ve dinden uzakla$mada bulmaktaydi. Batili kurumlarin ve 
bati iktisadi gucuniJn toplum iJzerinde etkin olmaya ba§lamasi Osmanli toplumunun statik diJzenini 
pargalami5, ekonomik hareketlilik ve kapitalist baski sonucu halkin yajaminda buyiJk degijmeler ba?- 
Iami§ti. YiJz yiJze olan ticari ili§kinin, uluslararasi ticaretin de koyula§tirdigi bir gayri jahsi somurij or- 
tamina d6nu§mesi halkin bijyuk kismini tedirgin etmi?, degijen ve yabancilajan sosyo-ekonomik jart- 
lar halk tarafindan "gavurla§ma" olarak nitelenmi? ve batilajmanin sebep oldugu bir sosyal hastalik 
olarak gbriJlmujtur. GuniJmuze kadar uzanan islami akimlar propagandalarini ve egitimlerini genellik- 
le islam dininin "vah§et ve bedeviyet halindeki bir kavmi" diJnyanin en buyiJk, en gijglu imparator- 
luklardan biri haline getirmesine dayandirmaktadirlar. Bu aniamda islamcilik akimlari gerek Osmanli 
devletindeki gokijjun gerekse Cumhuriyet TiJrkiye'sindeki bozuk diJzenin nedenlerini islami ilkelerden 
uzakla5ilmi5 olmasina ve biJnyemize uymayan baticilik ozlemlerine baglamijlardir. Hatta batilajmayi 



Duyun-u Umumiye: (Duyun-u Umumiye-i Osmaniye Varidat-i Muhassasa idaresi), 1881 - 1928 yillari arasinda 
Osmanli Devleti 'nin di5 borglarmi denetleyen bir kurumdu. II. Abdulhamit donemlnde kurulmu5tur. Sozcuk, 
"Genel Borglar" aniamma gelir. Duyun-u Umumiye kuruldugu yildan itibaren, Osmanli Devleti' nin ekonomik ve 
mail ya5ami uzerinde etkili bir rol oynamiftir. 



YAZILARIM 193 

193 YAZILARIM 

savunan ve Osmanli toplumunu bu yonde etkilemi? Yeni Osmanli akiminin onculerinden Namik Kemal 
bile savundugu bati kurumlanni islami temellere oturtmak istemekte bir sakinca gormemijtir. Bunu 
bir tezat olarak gormeyijinin nedeni ise, biJyuk bir olasilikla, sanayi devriminin, batida yarattigi kiJltur 
ve degerlerin Osmanli toplumunda bulunmamasidir. 

i§te bu yokluk sonucudur ki batili kurumlar, Namik Kemal ve arkadajlan tarafindan, toplumda 
farklila§mama ve sanayilejmeme sonucu, tek egemen deger sistemi olarak bulunan islam! ilkelere 
dayandirilmak istenmi§ ve tabii biJtun iyi niyetlere ragmen gayretler sonugsuz kalmijtir. 

CUMHURiYET TURKJYESiNDEKi GELJ^MELER 

Cumhuriyet TiJrkiye'sinde de statik, yalinkat ve alijilmi? diJzeni yikmaya ve sarsmaya devam eden 
batila§ma hareketi ve onun yanisira sosyo-ekonomik ve kultiJrel yeteneksizliklerden dolayi yikilanin 
yerine bojiugu doldurabilecek nitelikte yeni kurumlari hemen olujturamayan bir igtimai biJnye, acilari 
ve sarsintilari devam eden halki, bajlarina gelenlerin yine batilajmadan geldigine inandirmi§ ve du- 
rumlarindan ho§nut olmayan yiginlar yeni cumhuriyet diJzenine radikal bir dinsel tepkiyle karji gik- 
mijlardir. 

Batila§maya kar§i tutucu bir direni? olarak bajlayan bu muhalefet giderek "gerici" bir tepki halini 
almi5 ve ayni zamanda "iJtopyaci" bir aniam kazanmijtir. Burada "ijtopya", batinin maddeciligi ve 
kotij taraflarinin alinmasi sonucu kisirla§an ve bu nedenle goken, dagilan bir toplumun, islam dini 
sayesinde tekrar altin devirlerine ulajtirilmasi ideal ve istemi aniamindadir. Cumhuriyet devriyle bir- 
likte dinsel akimlarda beliren ve tutuculugu gericilige donijjturen bu fonksiyon degijimi, kendini en 
belirgin jekilde. gunumiJz TiJrkiye'sinde, kapitalist kalkinmanin en yogun oldugu, iginde bulundugu- 
muz yillarda g6stermi§tir. 

gOK PARTiLi HAY AT VE "SAG" TEPKJ 

^ok partili hayata kadar kendilerine yabanci bulduklari batiya agik diJzeni kanli ba§kaldirmalarla 
yikmak isteyen radikal sag, yalniz bununia yetinmemi§, fakat gok partili hayata her gegi§ denemesinde 
hirer liberal muhalefet olarak beliren siyasal partilere damgasini vurarak yolundan saptirmi? ve kapa- 
tilmalarma sebep olmujtur. 

Ekonomik ve sosyal olanaksizliklari nedeniyle gijglenemeyen esnaf ve sanatkar sinifi, devletten de 
kendi gikarlari dogrultusunda bir politika saglayamayinca, kendilerini ezen batilajma ve yenile§me 
ortamina karji duymakta olduklari ho§nutsuzlugun ana kaynagini devlette aramijlar ve gelijen burju- 
vazinin kendine paravan yaptigi sivil-asker biJrokratlari suglayarak batilajmanin ve degi§imin getirdigi 
sarsintilar ve acilari onlardan bilmijlerdir. 

Ticaret ve toprak burjuvazisinin gijglendigi yillar olan tek parti devrinde "radikal sag muhalefet" 
igin igin kaynami? ve kendi gikarlarina ters dijjen bir ekonomik gelijime ve sosyal degijime karji gik- 
ma igin uygun bir ortamin yaratilmasmi beklemijierdir. Bu firsat ikinci diJnya savajinin da getirdigi 
elverijli jartlardan yararlanan ve artik tek partinin dar kaliplari iginde barinamayacak kadar serpilmi? 
ticaret ve toprak burjuvazisinin Demokrat Parti hareketi ile dogmujtur. Aslinda sinifsal gikarlari baki- 
mindan islamci cephe ile hig bir ilgisi bulunmayan D.P.'de orgiJtlenen bu burjuvazinin, asker-biJrokrat 
CHP'ye kar§i yuruttugiJ muhalefet yine dinsel bir nitelige burundurulmu§ ve miJcadele, topluma "ya- 



194 YAZILARIM 

banci" olanlara, "frenkme§replere" karji verilen bir mucadele jekline sokulmu§tur. Gerci DP'nin tem- 
silciligini yaptigi burjuvazi Turk toplumunda batila$madan yarar goren bir siniftir ama "batici" olarak 
gorunmenin gereksizligini hatta zararini da gayet iyi bilmektedir. Bu nedenle D.P.de orgutlenen bur- 
juvazi "radikal sag"i tatmin etmek icin batilasmanin goruntusune karsi imis gibi davranmakta ve fakat 
batila$manin nimetlerinden fazlasiyla yararlanmaktadir. 

Bu arada enflasyonist patlama ve §uursuz olmasina ragmen Turk toplumunun o zamana kadar 
g6rmu§ oldugu en hizli gelijme siJreci, aslan payini ticaret ve tarim burjuvazisine saglarken, refah 
kirmtilarini da halka kadar sagmaktaydi. i$te bu refah kirmtilaridir ki halk yigmlarma DP'yi terfihleri- 
nin isabetini gostermi; ve bu nedenle radikal sag, asker-burokrat baticilara gosterdigi tepkiyi 
D.P.'ye gostermemijtir. Fakat plansiz kalkinmanin sonucu beliren ekonomik tikaniklik siyasal hayati 
da etkiiemi?, iktidarin muhalefeti susturma gabalari da anayasa dijina gikinca ordu mudahalesi kagi- 
nilmaz olmu5tur. 

1960 SONRASI TURK iCTlMAl GELi§iMi 

1960 sonrasi Turk igtimai hayatinda ekonomik ve sosyal geiijmeier, toplumumuzdaki "radikal sag" 
gijgierin nicelik olarak daha az fakat biling ve eyiem olarak daha guglij olmalarini saglami5tir. Bunun 
ana nedeni, halk yiginlarmin DP zannettikleri A.P.'nin artik bir D.P. olmamasinda yatmaktadir. ilk kal- 
kinma yillarmda, halki sagtigi refah kirmtilari ile az gok tatmin eden D.P.'nin devami sayilan AP, sanayi- 
lejen bir toplumda buyiJk i? gevrelerinin temsilciligini yiJklenerek toplum igerisindeki gikar kutuplaj- 
masinin yogunlajmasmi saglamij, sanayilejmenin bazi gevreler iJzerinde yarattigi statu kaybinin ve 
gokiJntunun sebebi olarak bilinmi§tir. A.P. gergi ticaret, toprak ve sanayi burjuvazisini bir koalisyon 
halinde biJnyesinde bulundurarak iktidari devir almi? bir partidir ama kapitalist gelijmenin burjuva 
sinifi iginde yarattigi bir ig geli§kiden oturij bu koalisyon 1970 Tiirkiye'sinde artik gatlamaya ba§lami§- 
tir. ^unkij bijyuk sanayi ve ticaret burjuvazisi 1965'den bu yana Turk ekonomik ya§antisina agirligini 
koymujtur. BiJtun D.P. devri boyunca ve son bir kag yila kadar A.P. iktidari iginde gati§masiz ve koalis- 
yon halinde beraber bulunan egemen siniflarin sanayi burjuvazisinin gelijmesi sonucu ittifaklari ge- 
lijmeye dijjmujtur. Sosyo-ekonomik gelijme siJreci igerisinde kaginilmaz olarak ortaya gikan ve AP.'yi 
de uzun bir siJreden beri etkilemekte olan burjuvazi arasindaki bu gatlama, sinifsal gikarlari temsil 
etme bakimindan D.P.'ye orania A.P. ye daha bajka bir goriJntu vermijtir. 

BURJUVAZi iTTiFAKI COZULUYOR 

1960 sonrasi ekonomik gelijme, burjuvaziyi, ekonomik gikar farklilajmasi nedeni ile pargalamaya 
bajlami? ve ekonomik tabani zayiflamaya ba§layan kijguk burjuvazi ile ekonomik gelijmeden en bij- 
yijk paylari alan sanayi ve di5 ticaret gevreleri siyasal ve ekonomik ittifaklarini gozmeye bajlamijlardir. 
Qijnku bir toplumda geli$en buyiJk sanayi ka^milmaz olarak toprak ve kij^uk sanayi burjuvazisini 
sdmijrecektir. QiJnku artik onlarin beslendigi tabandan beslenmemektedirler ve TiJrkiye sanayile;- 
menin tarimi somurerek ger^ekle^ecegi noktaya goktan ula$mi$tir. 

Agilacak bir aliJminyum fabrikasinin yakin zamanda koca bir bakircilar garsisini kapatacagi, bir plas- 
tik sanayinin o bolgedeki gomlekgi, yemenici, derici gibi esnafin ekmegi ile oynayacagi dusuniJlurse 
kiJcuk ticaret ve sanayi burjuvazisinin de buyiJk sanayi burjuvazisine ters diJsen gikarlari savunacagi 
agiktir. Sanayile$menin, kapital birikiminin artirdigi ijretim sonucu igtimai tijketim fazlala$acak, 
ozellikle $ehirlerdeki pazarlama $artlari sijpermarketleri ve biJyiJk ticari $irketleri dn plana itecektir. 



YAZILARIM 195 

195 YAZILARIM 

Yogunla$an uluslararasi ticaret, ithalat ve ihracat alanmda zengin ve gij^lij bir sinif yaratirken ig 
piyasalarda da ekonomik hareketliligi kontrol eden ve hizmetinde ticari $artlari en yeni tekniklerle 
kendi $irketleri lehine ^eviren, hangi malm ne zaman, hangi $artlar altinda sijrulecegini bilimsel 
yonden ara§tiran uzmanlar bulunduran yen! bir ticaret burjuvazisi belirmektedir. 

Ayrica tijketim alani. simdilik yainizca buyuk sehirlerde de olsa. Ordu Pazarlari. Gima. Tarko. su- 
permarket zincirleri ($imdi ise Istanbul Form'dakiler) gibi bijyuk $irketler ve kooperatifler tarafin- 
dan onemli 5lcude etkilenmektedir. Bu gelismeler kuciJk ticaret burjuvazisini de olumsuz olarak 
etkilemekte. esnaf ve kuciJk tacir her gecen gun kapitalist gelisimin olusturdugu buyijk ticaret bur- 
juvazisi tarafmdan biraz daha ezilmekledirler. BOYLE BJR ORTAMDA BUYUK BURJUVAZi ILE KUgUK 
BURJUVAZi AYRILACAK VE BUNU KACINILMAZ OLARAK BJR CATI§MA IZLEYECEKTIR. BiJyuk sanayi bur- 
juvazisinin ne olgude guglendigini aniayabilmek igin ise 1963 yilmdan bu yana hizlanan geiijimine 
kisaca bir goz atmak yeterlidir. 

1963 yilindan buyana 10-19, 20-49 kiji gaiijtiran i? yerlerinin payinda bir azalma meydana gelir- 
ken, 50 ki§iden fazia gaiijtiran ijyerierinin katkisinda bir artma oimujtur. Nisbi oneminde en fazia 
du§u5 olan i§ yerleri 10-19 kiji gaiijtiran kurumlardir. Buna karjilik en gok artanlar, once 200-499 ki§i, 
sonra 1000 ya da daha fazia galijtiranlardir. Bu jekilde, genel olarak baktigimizda 1965'lerden sonra 
TiJrkiye'de burjuva sinifi igerisinde gikar farklilajmasindan dogan bir goziJlme gormekteyiz. BuyiJk ve 
kijguk burjuvazi arasmdaki bu goziJlmenin sonucu kendisini A.P.'deki buyiJk gatlama ile belirtmi? ve 
genellikle kijguk burjuva kokenden gelen ve o sinifin gikarlarini temsil eden 41 kijilik bir parlamenter 
grup, artik buyiJk burjuva girijimlerinin daha fazia temsil edilmekte oldugu A. P. 'den kopmujiar ve 
Demokratik Partiyi kurmujiardir. 

RADiKAL SAG YENI DUZENDE KJMLERJ TEMSlL ETMEKTEDJR? 

Son sosyo-ekonomik geli$meler halk yigmlarmm buyiJk kismmi batili kurumlara kar$i eski dij;- 
manliklarmdan aritirken ayni zamanda yeni bir yabancila$ma ve ki$ilik bunalimi meydana getirmi$- 
tir. Bu yeni bunalim sonucu nicelik olarak daha az fakat nitelik olarak daha tutarli bir gurubun artik 
kapitalist kalkinmaya kar§i daha bilingli bir vaziyet aldiklari goriJlmektedir. Kapitalist gelijme toplu- 
mun statik biJnyesinde buyiJk patlamalara sebep olmu?, gelijen ulajim ve haberlejme sonucu inang- 
lar ve degerler yikilmi?, kapitalist tarim sonucu kijguk ijletmeler yer yer kapanmi?, sanayilejme ve 
buyiJk ticaret bazi esnaf iJzerinde olumsuz etkilerde bulunmujtur. 

Bu yeni $artlara adapte olamayan insanlar yikilan ^evrelerinde eski ali$kanliklarini ve ili$kilerini 
bulamami;, yabanci bir toplumda kendilerine bir ki$ilik edinme ^abasina du$mu$lerdir. BuyiJyen 
toplum kar$isinda kendilerini gucsiJz hissedenlerin, yeni diJzeni aniamsiz bulanlarin, yikilan, yok olan, 
orf, adet ve normlari yeniden kurmak isteyenlerin ve kendilerini toplumdan kiJlturel ve sosyal bakim- 
lardan soyutlanmi; gorenlerin, yani biJtunuyle topluma yabanci olanlarin imdadina gene din ko$mu$- 
tur. Fakat bu geleneksel bir toplumdaki gibi dine kaderci bir baglanma degildir. Radikal sag bugijn 
TiJrkiye'deki en biiin^ii eyiemcilerin ideoloj isidir. 

Gelijen kapitalizm kar§isinda tutunamayan ve giderek kaybettigi gikarlarini korumak igin direni§e 
gegen kijgiik burjuvazinin tumijnun, dinsel bir cephe arkasinda sosyo-ekonomik sisteme muhalefet 
ettiklerini onermek gergekgi bir yorum olamaz. Bajka bir ekonomik sistem igerisinde, tarim sektoriJne 
prim vererek ve kapitalist patlamayi yava§latarak dengeli, agir ve uzlajtirici bir politikanin izlenmesi 



196 YAZILARIM 

kijguk burjuva arasinda birgok taraftar bulabilir. Fakat gelijen kapitalizmin kendilerinde yarattigi statu 
ve gelir kaybini ahlaksizlik, ijgkagitgilik gibi unsurlara baglayip, gokuntuyij bati ekonomik sistemine 
agilmada goren ve gogunlugu esnaf ve kijguk giftgi olan kitleler dinsel bir muhalefete katilacaklar, 
ekonomik gikarlarini din araciligi ile savunacaklardir. Sanayiiejme karjismda bazi bolgelerde sonmek- 
te olan esnaf ve sanatkar gevrelerinin temsilcisi olarak Turk siyasal hayatinda beiirmi? olan dinsel 
orgiJtlenmeler, altlanndan hizia kayan sosyo-ekonomik tabani dinsel bir ideoloji ile tutmaya galijanla- 
rin gayretleri olarak belirmektedir. Kapitalizmin yarattigi degijim sonucu, iginde yajadiklari geleneksel 
ortami da kaybeden bazi kijguk esnaf, el sanatkarlari ve kijguk giftgiler kendilerine yabanci ve haksiz 
gelen yeni ortamda kijilik krizi gegirmekte, sosyal yapi igerisinde tutunacak bir yer aramaktadirlar. 

islam'm toplum i^erisinde yaygin bir deger olmasmm yani sira degi$ime muhalefetin dinsel ol- 
masinin onemli bir ba$ka nedeni bulunmaktadir, islam dini statik bir toplum ya$antisi saglayacak 
ekonomi ve liukuk kurallarmi i^ermektedir. Tanri hukumdardir ve toplumda herkes kendini ona 
adami$tir. Onun kitabi olan ve biJtun gergekleri ifade eden Kur'an hiJkumleri degijmez ve onemini 
yitirmez birer kuraldir. ^unkij insanlari yaratan Tanri her jeyi insanlardan daha iyi bilir ve goriJr. ijte 
bu degijimi onleyici niteligi islam dininin gokmekte olan siniflar arasinda siyasal bir dunya gbrijju 
olarak benimsenmesine ve kapitalist gelijimin yukarida belirtilen degijmelere yol agmasi, bu degi?- 
melerden zarar gorenlerin, degijimi engelleyen islami ilkeleri siyasT eyiem olarak benimsemelerine 
sebep olmujtur. Kapitalist gelijmeyle birlikte artan kuran kurslarinin ve imam Hatip Okullarinin ne- 
deni genellikle burada yatmaktadir. 

TURKiYE'DE RADJKALSAG NEDEN GERiCiOiR? 

Kendilerini once ezen ve mutsuzluga iten batilajmaya, sonra proleterlejtirmeye (Karl Marx'tan 
sonra i§gi sinifini tanimlamak igin kullanilan sosyolojik bir terim) bajlayan kapitalizme karji amansizca 
direnmi^ olan TiJrkiye'deki radikal sag, tutucu ideolojilerini terk etmi$ durumdadirlar. Bunu §oyle 
agiklamak mumkundiJr: 

Kendilerinin degerii bulduklari duzeni ve kurumlari degisime karsi siddetii savunan tutucularin, bu 
ugra$ilarinda ba$arisizliga ugradiklari takdirde bir kismi, yeni beliren diJzeni, evrenin i$leyi$inin kaci- 
nilmaz sonucu olarak kabul edeceklerdir. Fakat eski ideallerini liala benimsemekte devam eden ye- 
nik du$mu$ tutucu, ister istemez, bir "gerici" olacaktir. Yeni gelijen diJnyayi elejtirecek ve gelecekte, 
eskiden var olmu§ olduguna inandigi bir yajam igin harekete gegecektir. BiJtun degi§imler "sta- 
tusquo"(statuko)dan ayrilmayi ongorurler. Bu aniamda, ilerici degi$im ile gerici degi$im arasinda 
degi§im dinamigi a?isindan lii^ bir ge^erli ayirim yoktur. Her ikisi de degijimdir ve bu gerici degijime 
yonelen islamcilar da bu aniamda birer radikaldirler. 

Radikal sagi, tutucu sagdan ayiran diger belli ba$li hususlar $unlardir: 

Tutucu sag, genellikle, egitim gormij?, ekonomik alanda bajarili, teknolojiye agik bir orta sinif ideo- 
lojisi ise; radikal sag da, diJnya gorujij sosyo-ekonomik yetersizliklerden otiJru sinirli olan, ekonomik 
ve teknolojik alanlarda bajarili ve etkili olamami?, bu nedenlerle ezilmi? ve statu kaybina ugrami§ bir 
sinifin ideolojisidir. 

Tutucu sag, gevresine adapte olmasmi bilmi§ ve onun tarafindan ezilmemi?, radikal sag ise zama- 
nin biitiJn sosyal gijglerine dijjmanlik duymu§, gevresine adapte olamamanin psikolojik sarsintilarini 
gegirmi^tir. Bu aniamda radikal sag "yeni bir dini kabul eden toplumlarda eski inancin tanrilari ve 



YAZILARIM 197 

197 YAZILARIM 

yeni dinin $eytanlari" olarak belirmektedirler. Degijmeden yarar gormeyen ve olumsuz yonde etkile- 
nen siniflar, ideal model olarak gegmijteki bir altin devri aldiklan igin (ki bu model islamin yedi diJvele 
meydan okudugu gagdir) degijim ve bu modelden giderek uzaklajma en bijyuk hata ve sug sayilir ve 
bozulmanm temelinde de geleneklere saygi ve inangtan uzaklajma goriJlur. 

RADiKALSAG KENDi JgNDE BOLUNMEKTEMJDJR? 

Farklilajmami? ve duragan igtimai yapisi nedeni lie batila§ma hareketlerinin yarattigi bunalimlara, 
"tutucu" bir ideoloji ile karji koymaya galijmi? olan Osmanli islamcilarinin Cumhuriyetle birlikte ba?- 
layan ve ozellikle 1960'lardan sonra busbiJtun hizlanan gelijime kar§i siJrdurdukleri tepkinin nasil 
"gerici" bir nitelige burundugunij gostermege gali5tik. Fakat ijzerinde durmamiz gereken diger bir 
onemli nokta, TiJrkiye'de radikal sag cephenin yalnizca islamcilardan olu$madigidir. Turkiye'de ra- 
dikal sagin bir kanadini meydana getirdigini onerebilecegimiz "Miiiiyet^i Toplumcular" da iJzerinde 
durmamizi gerektiren bir sosyolojik unsurdur. 

"islamcilar" ile "Milliyetci Toplumcular" arasindaki sosyolojik benzerlik, "Milliyetci Toplumcula- 
rin"da ayni "Islamcilar" gibi, ideolojilerine, kiJcuk burjuva unsurlar arasinda taraftar bulabilmeleridir. 

Marxist aniamdaki sinif gatijmalarinin kesinlikle kar§isinda olan "Milliyetci toplumcu" gorij? ve 
ideoloji, siniflar, ziJmreler ve tabakalar arasi bir dayanijmanin ongoriJldugu "uyu§umcu" bir toplum 
diJzenini savunmaktadir. Toplumdaki farkli sosyal gijgler arasindaki bu dayanijma milliyetgilik gibi 
idealist degerler ve esaslar ile saglanacaktir. "BiJtun TiJrkier bir Ordu"dur. Bu "Ordu"nun muzaffer 
olmasi igin yogun bir dayanijmaya ve ortak bir gayeye ihtiyag vardir. Bu nedenle gikar farklilajmalari- 
na dayanan sinif gati§malari yerine "Ordu"yu ortak gayeye ulajtiracak siniflararasi yardimlajma ge- 
rekmektedir. Toplum igerisindeki farklila§malara ise, yine bir Ordunun igindeki gibi, riJtbe ve statu 
farki gozij ile bakilmaktadir. Bu da gerekli bir unsurdur. ^unkij erat'i zafere gotiJrecek onder ve ku- 
manda heyetinin "Milliyetci Toplumcu" gorijjte buyiJk bir agirligi vardir. 

Toplumdaki degijimlere ve farklilajmalara boyle bir ideoloji ile egilmesi "Milliyetgi Toplumcular"a 
kapitalist patlama sonucu magdur duruma dijjmu? kijguk iJretici ve ticaret erbabi arasinda taraftar 
kazandirmi§tir. Durumlari gun ge^tik^e kotijye giden ve kapital'e kar$i buyiJk liin^ beslerken sola 
a^iimaiardan da (ellerindeki ku^iJk mulkiyetleri yitirecekleri inanci ile) korkan bu ku^ijk burjuva 
unsurlari, kendilerini de ya$atacak ve statijlerini koruyacak uyu$umcu bir toplum modeline giderek 
dalia 50k yakla$acaklardir. Toplum diizenini, aynen islamiyet gibi, statik ve dayanijma esasina gore 
kuracak, fakat islami kurallardan uzak boyle bir ideolojinin, toplumda islamci akimlari besleyen ayni 
sosyo-ekonomik kaynaktan desteklenmesi dogaldir. Boyle bir yaklajim ve yorum Avrupa'daki "Nas- 
yonal Sosyalist" ve "Fajist" gelijimlerin igtimai tabanlarina egilinince daha da bir agiklik kazanacaktir. 

Geni; gevrelerce genellikle zannedildigi gibi Avrupa'daki fa$ist liareketler sermaye ^evrelerinin 
yon verdigi ve olu$turdugu liareketler degildir. Beiki fajist iktidarlara sermaye gevreleri daha sonra 
damgalarini vurmujiardir ama Avrupa'da "fajizmi" iktidara getiren kadrolar asil, buyiJk sermaye ile 
komiJnist tehlike arasinda ezilen orta ve kijguk burjuva unsurlara dayanmijlardir. Ornegin kirsal ital- 
ya'da fa§izme en buyiJk destegi ipotek ve faiz altinda inleyen ozgiJr kijguk giftgiler saglamijlardir. 

Turkiye'de islamci cephe ile milliyetgi toplumcu cephenin ayni sosyolojik kaynaktan beslendigini 
onermekle birlikte aralarindaki buyiJk farka da deginmemiz gerekmektedir. islamcilarm istegi, kapita- 



198 YAZILARIM 

list bir duzende tek tarafli i$leyen kredileri ve bankaciligi faiz yasagi ile smirlamak, ekmekleri ile 
oynayan kapitalist patlamayi din devletinin dizginlerine vurmak, ij^kagit^iiik ve namussuzlukia edi- 
nildigine kesin inan^iari olan sermaye kar$isinda be$ paralik olan itibarlarmi tekrar kazanmak ve 
islami duzenin getirecegi statik bir toplum yapisi i^erisinde herkesin yerii yerini bildigi eski giizei 
gijniere ula$maktir. 

Turkiye'de dinci radikal sag bu aniamda geli§me karjisinda, statu gelir ve itibarlarmi yitirmi? bir ki- 
sim kugiJk tacir, ijletmeci, esnaf ve el sanatkarinin onculugiJnde orgiJtlenmektedir. Ayni tabana da- 
yandigini one surdugiJmiJz milliyetgi toplumcular ise, TiJrk-islam sentezcilerinin dijinda islamci cep- 
heden siyasT inang ve g6ru§leri bakimindan kesinlikle ayrilmaktadirlar. Modern toplumun olu§turdugu 
kaginilmaz bir sonug o toplumdaki kijilerin kendilerini yurttajlari ve uluslari ile ozdejiejtirebilme ye- 
tenekleridir. Bu yetenegin "islamcilar" arasinda bulunmayacagi kesindir. Statu kaybi ye ekonomik 
gerileme ile toplumun gelijen kismiyla aralari giderek agilan Turk islamcilari, kendilerine karji i5leyen 
bir diJzene tiJmuyle kar§i koyarlarken ve onu yeniden islam milliyetgiligi ile yogurarak §ekillendirmeye 
gali^irlarken "TiJrkguiuk" gibi "Kavmiyet Davalari" ile ugra^mayacaklari agiktir. Kurtuiu; yolunda esas 
olan islamiyettir. TiJrkluk ise islamiyetin i^inde erimeye malikum bir azmliktir. Turkiye'deki islamci- 
lari soven milliyetgi toplumcu gbrijjtekileri "kuru" ve "ruhsuz" milliyetgiler olarak isimlendirmeleri de 
bu gorijje dayanmaktadir. islamcilaria, milliyetgi toplumcular arasindaki ideolojik ayriligin, her iki 
akiminda taraftar kitlesi iJzerinde nitelik ve nicelik bakimindan oynadigini sandigimiz bir bajka roliJne 
deginmek gerekmektedir. Halkin islamcilara gosterdigi olgiJde egilimi milliyetgi toplumculara goster- 
memesinin nedeni, bijyuk bir olasilikla, milliyetgi toplumcularin sivil-asker devlet biJrokrasisinin giJcu- 
nij artirma sonucunu doguracak bir "iJstun devlet" anlayi§ina sahip olmalaridir. Boyle bir anlayi§in, 
bir kisim halkin siyasT hatiralarindaki "devlet" tecriJbelerine aykiri dijjecegi beklenebilir. Milliyetgi 
toplumculari askerci ve biJrokrat bir devlet anlayi§ina yaklajtiran bu nitelikleri, radikal sag cephe ige- 
risinde kuvvet dengesinin islamcilarda kalmasini saglamijtir. 

(Yazarin "TURKiYE'DE ORGUTLENMi§ DiNiN SOSYO EKONOMiK TABANI SBF Yaymlari No. 323, Se- 
ving Matbaasi, Ankara 1971'den 50k kisa ozetlenerek hazirlanmi§tir.) 

Kaynak: 

Ahmet N. YUCEKOK; Siyasetin Toplumsal Tabani (Siyaset Sosyolojisi) [Kitap]. - Ankara : A.U. Siyasal 
Bilgiler FakiJltes, 1987 . (KISIM : D, s.171-183) 



YAZILARIM 199 

199 YAZILARIM 

Biz NERESiNDEYiZ? 

ibn Haldun'un siyasal felsefesinde yoneticilerin ahlak ve karakteri, devletin gegirdigi safhalaria 
devlet muhtelif tavirlardan ve yenilenen bir takim hallerden geger. Devleti yonetenler her tavirda, o 
tavrin hallerinden bir takim huylar ve karakterler kazanirlar. Bu sebeple ibn Haldun devlet yoneticisi- 
nin gegirmi? oldugu ajamalari devletin gegirdigi safhalar iginde degerlendirmi? ve bunun be§ evreden 
olujtugunu iddia etmijtir. Bunlar; 

Zafere ula$ma, gij? ve otoriteyi elde etme safhasi: Bu ajamada devlet bajkani, jan ve jeref ka- 
zanma, vergileri toplama ve yurdu savunma hususlarinda halka ornek olur. Onlarin gorij? ve dijjunce- 
lerini almadan tek bajina hareket etmez. Zira zaferin meydana gelmesine esas te§kil eden asabiyetin 
geregi budur ve asabiyet heniJz oldugu jekliyle devam etmektedir. 

Bu safha devlet yoneticisinin, ijlkeyi halkin katilimi olmadan kendi ba$ma yonettigi ve ba$kala- 
rinin mudahale ve katilimmdan uzak tuttugu safhadir. Bu a^amada devletin ba^mdaki §ahis, kendine 
taraftar olan adamlar toplamaya, azatlilar ve dev5irmeler edinmeye ve bunlari arttirmaya onem verir. 
MiJlkun paylajimi hususunda zararli hissettikleri ve kendisiyle ayni nesebi paylajan ajiretinin (kurucu 
ijyelerin) ve asabiyet (parti) mensuplarinin burunlarini siJrtmek igin boyle hareket eder. Hakimiyetin 
talep ve tesisi yolunda evvelkilerin karjilajmi? olduklari gibi hatta ondan daha zor sikintilara, asa- 
biyetinden olanlara kar§i miJcadele ederken, onlaria bogujurken ve onlari iktidarda uzaklajtirirken 
katlanir. Bu yolda gok getin ve daha fazia zorluklara gogiJs germek mecburiyetinde kalir. ^unkij 
evvelkiler, miJlku yabancilara (diger partilere) kar§i savunmujiar, bu konuda miJcadele etmijierdi. 
Verdikleri bu miJcadelede destekgileri asabiyet sahipleriydi. §imdi kendisi ise hakimiyet hususunda 
yakinlarina kar§i miJcadele vermekte, onlara karji miJcadelesini yuriJturken, uzak ve yabanci olanlar- 
dan pek az kimse ona destek olmakta, i§te bunun igin de cidden zor bir ije tejebbiJs etmi§ bulunmak- 
tadir. 

Dinlenme ve rahatlik safhasi: Zira artik insan tabiatinin meylettigi servete, eserlerin ebedTlejtiril- 
mesine ve §6hrete kavujmak gibi miJlkun semereleri elde edilmi§tir. Bu sebeple hukumdar, biJtun 
enerjisini vergi toplamaya, servet edinmeye, gelir ve giderleri zabt ve tespit etmeye, nafaka ve mas- 
raflari kaydetmeye, biriktirilen servetle de buyiJk ve g6steri$li binalar, muazzam sanat eserleri, geni$ 
$ehirler, yiJksek heykeller in$a etmeye sarf eder. Kendilerine gelen diger iJlkelerin elgilerine, ejrafina 
ve ileri gelenlerine bah§i§ler verir, ihsanda bulunur. Ehil ve layik olanlara iyiliklerini yayar. Askerlerin 
erzaklarmi ve maa$larmi boica verir. Bu safhada, orduya yonelik diJzenleme, ban? zamaninda jata- 
fatli askeri kiyafetler giymek, silahlar tajimak, gegit torenleri yaparak diger devletlere karji oviJnmek- 
ten ve sava? zamaninda da dijjmani korkutmaktan ibarettir. Bu donem, onlarin izzet ve jan iginde 
yajadiklari ve kendilerinden sonra gelenlere yol gosterdikleri donemdir. 

Kanaat ve bari§ safhasidir. Bu safhada hukumdar seleflerinin tesis ettigi jeye kanaat eder, zama- 
ninda ki ve dengi olan hiJkumdarla ban? iginde yajar. Seleflerini (oncekileri) taklit ederek adim adim 
takip eder, iktidardaki usullerin en giJzeli ile onlarin yoluna tabi olur. Oncekilerin kendilerinden daha 
dogru ve ileri gorij? sahipleri olduklarina ve bu dujiJnceleriyle devlete mevcut gijg ve itibarini kazan- 
dirdiklarina inanirlar. 

5- Son donem ise israf, har vurup harman savurma safhasidir. Hukumdar, bu safhada, seleflerinin 
tiJm birikimini, nefsanT arzu ve zevkleri, ihtiras ve tutkulari ugrunda savurganca tiJketir. Yakinlarina, 
kotiJ dost ve destekgilerine tiJm servetinden comertge sunar. BuyiJk ve onemli ijlerin bajina bunlari 
getirir. Halbuki bunlar bu nevi ijleri yiJrutemezler. Uzerlerine aldiklari hususlarda neyi yapmalari ve 
neyi yapmamalari gerektigini bilmezler. Hukumdar (lider), kavminden olan onemli taraftarlarinin, 
buyiJk yardimcilarinin ve baba dostlarinin kalbini kirar, onlari kendine kin besleyen ve yardima muh- 
tag oldugu zaman desteklerini geken bir hale getirir. Bunlarin yam sira ordunun giderleri igin ayrilan 
biJtgeyi de kendi nefsani arzu ve istekleri yolunda kullanir. Bizzat gidip ordu mensuplari ile temasta 
bulunmadigi igin, ihtiyag ve dertlerini tespit etmekten uzak kalir. Boylece selefleri tarafindan kurul- 
mu5 olan her jeyi hoyratga tiJketir ve yikar. 

ijte bu safhada, devlette ihtiyarlik belirtileri ortaya ^ikar. Devlet tedavisi olmayan hastaliga tutu- 
lur ve bu hastalik onu yer bitirir. 



200 YAZILARIM 

Sonugta diyebiliriz ki; ibn Haldun'un felsefesinde, toplumsal $artlarin bireyler uzerinde sonsuz bir 
hakimiyeti vardir. Elbette bunun sonucu olarak yoneticiler de donemlerinin sadece birer yansima- 
laridir. 

bkz. Osman Arpagukuru, ibn Haldun-Devlet, like yay., Istanbul 2003 ibn Haldun, Mukaddime, C. I, 
s. 399 



YAZILARIM 201 
201 YAZILARIM 



YAHUDI BAKI§IYLA: RUSYA YAHUDILERI TARIHI 

(Yonetilmeyi istemek) 

SSCB, israil'i 1948 yilinda derhal tanidi. iki ijlke arasmdaki baglar ise, israil'in Bati ile mijttefik 
olmasmm ardmdan ^arpici bi^imde kdtule$ti. Yahudilerin bir millet olduklarma dair fikirler ise, Ya- 
hudi kar$iti hisleri daha da korijkledi. 

1967 yilinda, Sovyetler Birligi, israil ile diplomatik baglarmi kopardi ve bu baglar ancak 1992'de 
yeniden kuruldu. Alti Gun Sava$lari'ndan kisa sure sonra, Sovyetler Birligi'nde kitlesel bir propa- 
ganda kampanyasi ba$latildi. 

1967 yilmdaki sava$in ardmdan, israil'e dogru Yahudi gogij durdu. Sovyetler Birligi, Arap devlet- 
lerinin ba$lica silah tedarik^isi haline gelmi$ti. 

Avi HEiN 
YAHUDJTARiHiUZMANI 

Milattan Sonra 7. Yuzyil'da Yunanistan, Babil, Pens, Orta Dogu ve Akdeniz bolgesinden birgok Mu- 
sevi; Kafkaslar ve otesine gog etti. Orta ^ag ba5larindan itibaren, 'Rus seyyahlar' (holkhei Rusyah) 
olarak bilinen Musevi tiJccarlar, Hindistan ve ^in'e varmak iJzere Slav ve Hazar topraklan iJzerinden 
yolculuk yaptilar. 

Sekizinci yijzyilm ilk yarismda Hazar Kralligi Yahudi dinine ge^ti ve yeni bir Yahudi kralligma do- 
nu$tu. Kimi akademisyenler, A$kenaz Yahudilerinin kokenlerini, Hazarlann Yahudilige gegijieriyie 
iiijkiiendiririer. Bu konu, bugiJn halen akademisyenlerin arajtirmaian igin onemli bir boyut tejkii edi- 
yor. 

Yahudi Hazarlar'm kralligi, eski Rus literatijrunde 'Yahudilerin Topragi' olarak bilinir. Ayni za- 
manda, o donemde Kiev'de yajayan Yahudiler de bulunmaktaydi. Tarih belgelerinde, Kiev Yahudileri 
ile Hiristiyan din adamlan arasmdaki tartijmaiardan soz edilir. Ote yandan, Kiev'deki Yahudiler ile 
Babil ve Bati Avrupa'daki Yahudiler arasmda iletijimin tesis edildigine dair kayitlar da bulunur. 1237 
yilinda ise, Mogollann ijgali, Rusya'da yajayan Yahudi topluluklanna buyiJk aci gektirmijtir. 

14. Yuzyil'da, Bati Rusya'nin kontrolunij Litvanyalilar ele gegirdi ve yiJzyil sonuna dogru, denetim- 
leri altinda yajayan Yahudi topluluklanna ilk imtiyazlan da yine onlar verdi. Ayni donemde birgok 
Yahudi, Ukrayna ve Bati Rusya'nin bazi bolgelerine gog etti. 

1648-1649 yillari arasmda yajanan Chmielnicki kiyimlanndan dolayi bu Yahudilerin bir boliJmu bij- 
yijk cefa gekti ve bu kiyimlar birkag yiJzyil daha devam etti. 

19. ve 20.yuzyillarda, Rusya'da yajayan Yahudilerin Polonya ve Litvanya'daki Yahudilerle baglanti- 
lan kunilmaya ba§landi. Bunda, Rusya'nin 18. YiJzyil sonunda Polonya topraklarini ilhak etmesinin ve 
20. Yuzyil'da Sovyetler Birligi'nin kurulmasmin payi bulunmaktaydi. 

1791 yilinda alinan bir karar geregi, Rus Yahudileri'ne, Polonya'dan ilhak edilen topraklarda ya§a- 
ma ve ikamet etme hakki verildi. Bundan sonra yapilan fetihier ve toprak ilhaklan, Moskova'yi Yahu- 
diler'den temizlemek igin 1791'de olujturulan bolgenin (Pale Yerle$imi olarak adiandirilan soz konusu 
bolge, Rusya Imparatorlugu'nda Yahudilerin daimi ikamet etmesi icin izin verilen bolgeyi ifade 
eder'Editor Notu) on plana getirilmesine yardimci oldu. Bolgenin hudutlan, 1812 yilinda, Besarab- 
ya'nin topraklanna katilmasiyla birlikte nihai haline kavu§tu. 

1618. YiJzyillar arasmda, ticaret ijlerinden dolayi Yahudiler Rusya'ya ya yasadiji yollardan, ya da 
Polonya ve Litvanyalilann izniyle girdiler. Sinir di§i edilecekleri kendilerine siJrekli tekrarlanmasma 
karjin bazi kijguk Yahudi topluluklan ise varliklarmi korudu; gunkij ticarette onemli bir rol oynuyorlar- 
di. Yahudilerin ekonomik pozisyonu. Pale Yerlejimi olarak adiandirilan bolge igine hapsolmalanyla 
birlikte kotiJlejmeye bajladi. Rus kontrolij altina ge^en soz konusu topluluklara dayatilan yeni ve 
orantisiz vergi yukiJnden dolayi gijgsuzlejtiler. Zamanmm mijreffeh Yahudi cemaati, bu donemde 



202 YAZILARIM 

yoksullukia bogu$ur hale geldi. 

1700'lu yillarda, Yahudi kitlelere ulajmak amaciyla Dogu Avrupa'da Hasidik hareketi kuruldu. Rus 
egemenligine gegi§ donemi boyunca Hasidiler ile onlara kar§i gikanlar (Mitnagdim) arasmdaki anla?- 
mazliklar artti. Bu aniajmazlik o raddeye vardi ki, onde gelen Hasidik liderlerden biri 'Sheneur Zaiman 
1798 yilinda tutuklanarak, soru§turulmak iJzere St. Petersburg'a gonderildi. TiJm gorij? farkliliklanna 
karjin Hasidik 'mahkemeleri' ve Mitnagdik Ye$ivotlari (din akademileri ' e.n) farkli ve gelijmi? bir 
Yahudi kultiJru yaratmak iJzere bir araya geldiler. 

I. Nikola donemi (1825-1855) 

Car I. Nikola (1825-1855), Rusya'daki turn Yahudi ya§antisini yerle bir etmeyi hedefledi. Dolayisiy- 
la, hukumdarlik donemi, Avrupa'daki Yahudi tarihi agismdan aci verici bir doneme ijaret eder. 1825 
yilinda, 12 yajindan bajlamak iJzere turn Yahudi genglerinin Rus ordusunda askerlik hizmetlerini ger- 
gekle§tirmelerini emretti. Genglerin buyiJk boliJmu, gelijim donemlerini Rus ordusu iginde gegirmeleri 
igin 'yai^^esiciler' tarafindan kagirildi. Bu durum, Rus Yahudi toplulugunun moralini buyiJk olgiJde 
bozdu. On yillarmi orduda gegirmeye mecbur birakilmayan Yahudiler ise, gogu zaman koylerinden ve 
kasabalarindan suriJldu. 

Bununia birlikte, bazi Yahudiler bu kiyimdan kagip kurtulabildiler; keza hiJkumet, Yahudi toplulugu 
iginde taninia ugrajanlari kayiriyordu. Bu Yahudiler, zoraki askerlik gorevinden muaf tutulmujtu. GiJ- 
ney Rusya ve Pale Yerlejimi olarak adiandirilan bolgenin geri kalaninda birgok Yahudi ziraat arazisi 
kuruldu. 1840'li yillarda, Yahudilere yonelik olarak ozel okullardan olujan bir ag kuruldu; keza 1804'te 
kumlan devlet okullarindan yararlanma firsatlari olmamijti. Bu okullar; Yahudilerden alman ozel bir 
vergi ile finanse ediliyordu. 1844 yilinda, okullardaki hocalarm Hiristiyan ve Yahudilerden olu$masi 
gerektigine dair bir kanun gikarildi. Yahudi cemaati, hiJkumetin bu okullari agma girijimini, geng ku- 
jaklari laiklejtirme ve asimile etmenin bir yolu olarak gorijyordu. Korkulari da yersiz degildi aslinda; 
keza Hiristiyan ogretmenler bulunmasini jart kojan yasanin beraberinde yayimlanan bir beyanname- 
de; 'Yahudilerin egitiminin amacinm, onlari Hiristiyanlara yakla$tirmak ve Talmud'dan etkilenen 
zararli inani$larini kokijnden kazimak' oldugu belirtiliyordu. 

1844 yilinda, Polonya tarzi cemaatler yasaklandi; ancak yerlerine yeni bir umumi orgiJtlenme yapi- 
si getirildi. Yahudilerin per^em birakmalari (pe'ot) ve geleneksel kiyafetlerini giymeleri yasaklandi. 
I. Nikola, daha sonra Yahudileri iki gruba ayirdi: yararli olanlar, yararli olmayanlar. Zengin tiJccarlar ve 
ticaret igin gerekli diger kijiler 'y^''^''''' kategorisinde degerlendirilirken; digerleri 'y3''3''siz' olarak 
goriJldu. Bu talimat, ozellikle Bati Avrupa olmak iJzere diJnya gapindaki Yahudi cemaatlerinin muhale- 
fetiyle karjilajti; ancak yine de 1851 yilinda uygulamaya gegirildi. Kirim Savaji'mn patlak vermesiyle 
birlikte ise, uygulama takvimi otelendi. Savaj, gocuklarin ve delikanlilarin daha sik kaginlmasina ve 
silah altina alinma sina neden oldu. 

II. Aleksandr donemi (1855-1881) 

ikinci Aleksandr doneminde (1855-1881), Yahudilere yonelik sert muamelelere son verildi; ancak 
yine de Yahudilerin asimilasyonunu saglamak iJzere yeni politikalar uygulamaya gegirildi. 

Yahudilerin Pale Yerlejimi'nden dijana gikmaya bajlamalariyla birlikte, kendilerine, Rusga egitim 
veren bir lisede egitim gorenlere daha bijyuk haklar verilmeye ba5landi; bu da Yahudilerin Rus okulla- 
rini daha fazia tercih eder hale gelmesine neden oldu. Bunun sonucunda da asimilasyon dijzeyi artti. 
Ordudaki Yahudilerin memur statiJsune erijmelerinin yasaklanmasiyla birlikte asimilasyon siJreci bir 
olgiJde aksakliga ugradi; keza bu jekilde Yahudi ve Yahudi olmayanlar arasmdaki temas sinirlaniyordu. 
Yahudilerin bagimsizliklarma kavujmasi yava? yava? gergeklejti ve bir noktadan sonra asimilasyon 
ciddi boyutlara ulajti. 

Asimilasyon Yahudilerin giderek daha fazIa goruniJrluk kazanmalarina yol agarken, bu durum ayni 
zamanda Yahudi olmayan topluluklar arasmda da ofkeye neden oldu. Yahudilerin bajat rol (Benzerleri 
arasinda gijg ve onem bakimmdan bajta gelen, hakim) edinmesine karji gikanlarin bajinda, Dosto- 
yevski ve ivan Asakov gibi Rus aydinlari bulunuyordu. Liberal ve devrimci unsurlar da, Yahudilerin 
gunbegiJn daha goruniJr bir mevcudiyet sergilemelerine karji gikmaktaydi. Yahudi karjitligi, 1877- 



YAZILARIM 203 

203 YAZILARIM 

1878 yillari arasinda gergeklejen Balkan Savaji'nin ardindan daha da gijglendi. Bununia birlikte, 1850 
ile 19.yuzyilin sonu arasinda, Rusya'daki Yahudi toplulugu onemli oranda buyudij. Bunun nedeni de 
dogum oranlannin yiJksekligine karjin oliJm oranlannin dujiJkluguydu. 1850 yilinda, Rusya'daki Yahu- 
dilerin sayisi 2.350.000'i bulmujtu. 19.yuzyilin sonuna gelindiginde ise, bu sayi neredeyse iki katina 
gikarak 5 milyonu buldu. 

YiJksek dogum oranlanndan dolayi, geleneksel olarak Yahudilere ait olan i? kollanndaki rekabet 
artti. Bu da; ekonomik farklila§maya neden oldu. Ornegin, akollij igecekler sektoriJne bir siJreiigine 
hakim olan Yahudiler (bu sektor, daha sonra hiJkumet tekeline gegti), injaat ve endiJstriyel kalkinma 
alaninda da faaliyet gostermeye bajladilar. KiJguk Yahudi gruplan, bankacilik endiJstrilerinde oncij 
konuma erijti ve akademi gibi din gevreler ile avukatlar, doktorlar, ilim adamlan ve yazarlar gibi pro- 
fesyonel gevrelere miJdahil olmaya bajladilar. Serflerin ozgiJrluklerine kavujmasiyla birlikte arazi 
talepleri gijglenince, [hiJumet de tarimsal arazileri desteklemeye son yerdi. Ba? gosteren arazi yoklu- 
gu, Rus imparatorlugu'nun diger bolleri genelinde Yahudi topluluklarin gog etmesine yol agti. 

Rusya'da Haskalah 

Bati Avrupa'dan farkli olarak, haskalah 'veya Yahudi Aydmlanmasi-, Yahudi cemaati dinsel aidiyet- 
lerinden uzaklajirken bile Yahudi kiJlturu ve degerlerinin korunmasma hizmet etti. Haskalah'tan etki- 
lenen kesimlerin buyiJk boliJmu, milliyetgi veya milliyetgi dindar bigimlerde hareket etti. Siyonizm ve 
Avrupa Yidi§ kiJlturunun tezat ideolojileri ise, popiJlerliklerini artirdilar; gunkij Haskala'nin ulusalci bir 
boyutu bulunmaktaydi. Bununia birlikte, Maskilimler, Yidi§'e karjiydi ve daha sonralari sekiJler bir 
Yidi5 kiJlturu yarattilar. 

Ote yandan, ibranice, Yidi$(e ve Rus^a olarak bir Yahudi gazetesi de (ikardilar. Rus Yahudilerini 
Rusga ogrenmek ve haskalahi yaymak konusunda tejvik etmek iJzere zengin Yahudiler tarafindan 
Hevrat Mefizei Haskalah kuruldu. Haskalah, giderek etiJt salonlarina ve Musevi din okullarina dogru 
etkisini genijietmeye bajlayinca, birgok ogrenci bu okullardan ayrilip, sekiJler diJnyaya asimile oldu. 

II.AIeksandr donemi 

1881 yilinda, ^ar ikinci Aleksandir blduruldiJ ve Yahudilerin durumu kotiJlejmeye bajladi. Cinayet- 
ler, kitle ayaklanmalarini tetikledi ve Rusya'daki durum herkes agisindan anarjik ve kaotik bir hal aldi. 
Bu durumdan ise, Yahudiler suglu tutuldu. Toplu kiyimlar, yagmalar, cinayetler ve irza gegmeler ya- 
5andi. Rus entelektiJellerin bu siJrece verdikleri destek ise, birgok Yahudi'yi jajkina gevirdi. Ozellikle 
de asimile olan Rus aydmlarmi' 

1882 Mayis'inda, Yahudileri toplu kiyimlardan sorumlu tutan yasalar gikarildi. Bu durum, Yahudi 
arazi sahipleri iJzerinde kisitlamalar getirilmesine, Yahudilerin koylerde yajamalarinin yasaklanmasma 
ve sekiJler okullarda okuyan Yahudi sayisinin. Pale Yerlejimi'nin %10'u, diger yerlerin ise %35'i ile 
sinirlandirilmasina yol agti. Bu ayrimcilik, Yahudilerin Rus toplumuna giJcenmesine sebep oldu. Yahu- 
diler, sistematik olarak Moskova'dan siJruldu. Polls, ayrimci yasalar uygularken, medya da Yahudilere 
karji kiJstah bir propagandaya girijti. 

ikinci Nikola baja gegtiginde (1894-1918), Yahudilerin durumu daha da kotiJlejti. 1903'teki toplu 
kiyimin ardindan, bu tiJr kiyimlar bir hukiJmet politikasina donujijp, 1905 Ekim'inde zirve noktasina 
erijti. Rus sagcilar, bugiJn bile bazi topluluklarda popiJlerligini koruyan buyiJk bir Yahudi kar$iti evrak 
sahtekarligina imza attilar: 'Yahudi Atalarmm Protokoiieri'. (Siyon Prtokolleri) 

1912 yilinda orduda bulunan Yahudilerin sayisini dikkate almaksizin Yahudilerin torunlarinin bile 
askerlik hizmetini yapmalarini yasaklayan yeni bir yasa cikarildi. 1897'deki nijfus sayimi, sayilari 
5.189.400'u bulan Rus Yahudilerinin, toplam Rusya nijfusunun %4'unun biraz iJzerinde oldugunu or- 
taya cikardi. DiJnyadaki Yahudi nijfusunun ise neredeyse yarisi Rusya'da ya$amaktaydi. 

Yahudilerin Siyasile$mesi' Sosyal Radikalizm & Siyonizm 

Carlarm baskici politikalarmm ve Yahudilerin artan sosyal ozgijrluklerinin bir sonucu olarak, Ya- 



204 YAZILARIM 

hudiler orantisiz bir sekilde Rus radikallerinin safina katildilar. Sosyal Demokratlarin liderleri (ki 
icierinde J. Martov ve L Trocki ile Rus Sosyal Devrim Partisi'nin liderleri de vardi). hep Yahudi idi. 
Yahudilere ait bir devrimci isci hareketi kuruldu. Yahudilerin kurduklari isci sendikalari. Bund'u 
(Yahudi Jsci Partisi' Editor Notu) oiusturdu. 

Kendisini tiJm Ruslar igin Sosyal Demokrat bir yapinin pargasi olarak goren Bund, Yahudilerin so- 
runlarini 'ozellikle de Yahudi kitleler igin kiJlturel otonomi meselesini ele aldi. Ayri bir okul sistemi 
kurulmasini savundu. Yidij'in ulusal bir dil olmasi, Yidijge yayin yapan basin ve edebiyat kanallarinin 
gelijtirilmesi gerektigini ileri surdij. 

Yahudilerin gordugij baskiya bir diger yanit ise, Siyonist hareketin iginden geldi. Hibbat Siyon ha- 
reketi, 1881-1883 yillan arasindaki toplu kiyimlarin ardmdan Siyonizm'i Rusya iglerine dek tajidi. Rus- 
ya'dan kagan az sayidaki Yahudi, israil diyan Eretz Yisrael'e geldi. Bati Avrupa'da Siyonist hareketin 
merkezi orgiJtlenmeleri (DiJnya Siyonist OrgutiJ gibi) kurulurken, Dogu Avrupa'dan kitleler halinde 
destekgi ve ijye akini bajladi. 

Siyonist hareket, Rus Yahudi toplulugunun turn kesimlerinde onemli bir destek kazandi. Siyonist 
hareketin ardindaki bu kapsamli destege ragmen 'veya bu destek yiJzunden, Siyonist orgiJtler, Rus- 
ya'da 'yasadiji' ilan edildi. Ancak, Rus Yahudileri, ikinci Aliya'nin (geri donij? ' Editor Notu) gogunlugu- 
nu olujturdu ve Siyonist ijgi Hareketi'nin temellerini atti. Siyonist hareketin bijyumesi ve Siyonist 
dijjuncesinde ozsaygi ve ozsavunmanin oneminin artmasiyla birlikte, 1903 yilinda yeni toplu kiyimlar 
yajanirken, Yahudi gengligi kendisini korudu ve Bund, Siyonistler ve Sosyalist Siyonistler tarafindan 6z 
miJdafaa orgiJtleri kuruldu. 

KulturelTepkiler 

Siyonizm'in biJyumesi, ibranice'nin de yayginlajmasina yol agti. Bu sure zarfinda, ibranice ve Yidi?- 
ge edebiyatta hizli bir bijyume yajandi. Rusya'da Hayim Nachman Bialik, Ahad Ha'Am, Saul Tcher- 
nickowsky ve Yidi$(e yazan Shalom Aleichem ve I. L. Peretz gibi buyiJk yazarlar, 19. Yuzyil sonu, 20. 
YiJzyii ba$larinda ortaya gikti. 

Yahudilere ait birgok buyiJk hikaye de bu donemde kaleme alindi. Yidijge ve ibranice basinin yildizi 
da ayni donemde parladi. 

Yidijge destekgileri arasmda bazi aniajmazliklar ba? g6stermi§ti; keza onlar Yahudilerin gelecegini 
Rusya'da goriJrlerken; Siyonistler ise, Yahudilerin geleceginin Yahudi anayurdu Eretz Yisrael'de oldu- 
gunu iddia ediyorlardi. Yidijge yanlilarinin dillerinin ustiJnlugunu ilan etmesinden kisa sure sonra, 
ibraniceyi savunan Siyonistler ile Bund arasmda getin bir miJcadele yajandi ve Rus Entelijansiyasi, 
Yahudi ideolojisinin bu boyutu konusunda ikiye ayrildi. 

Birinci DiJnya Sava$i 

Birinci DiJnya Savaji'nin ufukta goriJnmesiyle birlikte, Rus Yahudileri, Rusya'nin savunmasina kati- 
lirlarsa, toplum igindeki standart alti rollerini artirabileceklerini hissettiler. 400.000'in iJzerinde Yahudi 
askere gagrildi ve 80.000'i de on cephelerde gorev aldi. Pale Yerlejimi'nde gergeklejti muharebeler' 
Ve milyonlarca Yahudi oldij. Bununia birlikte, Rus ordusu yenilgiye ugradiginda, Yahudi karjiti komu- 
tanlar, Yahudileri sugladilar ve onlarin kendilerine ihanet ettigini, Almanlara casusluk ettiklerini iddia 
ettiler. Yahudiler kagirildi ve casusluk yapmaya zorlandi. TiJm bu gelijmelerin kisa sure sonrasinda, 
cephe hatlarinin yakinlarinda yajayan Yahudiler kitleler halinde bulunduklari yerden kovuldular. 1915 
Haziran'inda, Litvanya'nin kuzeyinden ve Courland'dan sinir di§i edildiler. 

Bir ay kadar sonra, yazi ve resimde ibranice karakterlerin kullanimi yasaklandi; dolayisiyla hem ib- 
ranice hem de Yidijge yazmak imkansiz hale geldi. Yahudilere karji yapilan ayrimcilik karjisinda tek 
viJcut olan Batili kamuoyu, Bati iJlkelerinden Rusya'ya kredi gelijini de zorlajtirmi? oldu. Kisa sure 
sonra, Ruslar, Yahudilere ayrimcilik getiren yasalan uygulamaya son verdiler. Ve Polonya ve Litvan- 
ya'dan gelen Yahudi miJlteciler, Rusya'nin orta bolgelerine dogru yerlejtiler. 

Avusturya ve Macaristan'in 1915 yilinda gergeklejtirdikleri fetihier, 2.260.000 kadar Yahudi'yi (ya- 
ni Rusya'da yajayan Yahudilerin %40'ini) askeri idare kapsamina soktu. Bu Yahudiler, Rus ^ari'nin hak 
ihlallerinden kurtulmujiardi; ancak ayni zamanda aileleri ve komjularmdan da ayri dujmijjlerdi. Rus- 



YAZILARIM 205 

205 YAZILARIM 

ya'da Yahudice yayin yapan basin organlan susturuldu; Yahudi gengligi silahaltina alindi. Dogu Avru- 
pa'nin geri kalanindaki Yahudiler, Rus Yahudileri'nden sokulijp alininca; bu durum, sosyal ayaklanma- 
lara neden oldu. Sosyal ayaklanmalar ise, Dogu Avrupa Yahudiligi'nin turn boyutlarini etkiledi. 

§ubat Devrimi 

1917 Mart bajinda, II. Nikola, tahttan feragat edince, 300 yillik Romanov iktidari sona erdi. Gegici 
bir hiJkumet kuruldu. 16 Mart 1917'de, gegici hiJkumet, Yahudilerin iJzerindeki tiJm kisitlamalari kal- 
dirdi. Yahudilere, tiJm kamu gorevlerine gelme hakki verildi ve yen! ozgiJrlukler edinmeleri saglandi. 
Yahudi karjitligi, gegici hiJkumetin sagladigi yeni ozgiJrlukler sayesinde, artik yeraltina supuruldij. 
Yahudilere verilen ozgiJrlukler neticesinde, §ubat devrimi, Yahudi cemaatinden onemli bir destek 
gordij. Yahudiler, Devrim'in her ajamasinda son derece aktif rol oynadilar; birgok partide liderlik po- 
zisyonlarina erijtiler. Yahudilerin, ayni zamanda Yahudi milliyetgi politikalarma da miJdahil olmalarina 
izin verildi. 

1917 yilinda Siyonist hareketi canlandi ve iJike gapinda Siyonist genglik gruplari kuruldu. ibranice 
kitap kulijpleri ve basin organlan agildi. Kasim ayinda, Balfur Deklarasyonu'na ilijkin haberler Rus- 
ya'ya ulajtiginda, biJyiJk kentlerde Siyonizm yanlisi mitingler yapildi. 'Yahudi Askerler Birligi' adi al- 
tinda bir 6z miJdafaa orgiJtiJ kuruldu. Bajinda da Joseph Trumpeldor bulunuyordu. Bundan sadece 
birkag ay soma, gegici hiJkiJmet ciddi bigimde zayifladi ve anarji etrafta kol gezmeye bajladi. Onceden 
yeraltina siJpiJriJimiJ? olan Yahudi karjitligi yeniden giJn yiJziJne gikti. Rus imparatorlugu gapinda 
miJnferit pogromlar yajandi. 1917 Ekim'inde Boljevik Devrimi sonunda gegici hiJkiJmet yok edildi. 
Kisa bir sijre soma, Rusya, 1921'e dek sUrecek bir ig savaja siJriJklendi. 

1917 Ekim ila 1921 yillari arasinda, Yahudi karjiti jiddet, yayginlik kazandi. Kizil Ordu'nun miJnferit 
askerleri Yahudilere saldirirken, Kizil Ordu'nun resmi politikasi, Yahudi karjiti saldirilari kontrol altina 
almak olunca, bu durum Yahudilerin Kizil Ordu'ya ve Sovyet Rejimi'ne sempati duymasiyla sonuglandi. 
Beyaz Ordu ise, Kazaklar ve Yahudi kar§itliginin neferi olan devlet memurlariyla doldurulmujtu. Beyaz 
Ordu, Yahudi kar§itligiyla adeta doydu ve slogani da; 'Yahudilere Saldir ve Rusya'yi Kurtar!' idi. 

Sovyet Denetimi Altinda 

Sovyet Rusya'nin sinirlan daraldigi igin, daha once Rus kontrolij altinda bulunan birgok Yahudi, 
kendilerini bir anda Sovyet imparatorlugu'nun sinirlari dijinda buluverdiler. Sadece 2,5 milyon kadar 
Yahudi, Sovyet denetiminde kaldi. Boljevikler, Yahudi-karjitligim inkar ettiler ve Yahudiler iJzerindeki 
sivil kisitlamalari azalttilar. 

Onceden asimile olmu? ve toplum iJzerinde nijfuzu bulunan Yahudiler'in etkisiyle, Boljevikler, Ya- 
hudilerin asimilasyonunu 'Yahudi sorununun yegane ^dzumij' olarak gormeye bajladilar. Bu siJre 
zarfinda, Yahudilerin milliyetgi damarlan kisitlandi. Bol§evik liderlerin Yahudi-karjitligiyla miJcadelele- 
ri, onlara Yahudi topluluklarindan geni? halk destegi sagladi. Yahudi gengiigi, turn heyecanlariyla, 
aslinda Leon Tro^ki adii bir Yahudi'nin kurdugu Kizil Ordu'ya katildilar. 

1926 yilinda, Yahudiler, Kizil Ordu memurlarmm %4,4'unu olu$turuyorlardi. Bu da, gene! nijfusa 
olan oranlarmm ij^ katmdan fazlasma kar$ilik geliyordu. Ulkenin idari yeniden yapilandrilmasmda 
Yahudi elitler de gorev aldilar. Kij^uk ancak etkili bir Yahudi grup, Rusya'nin yeniden in$asina yar- 
dimci olurken, Sosyalistlerin ekonomi politikalari, kitleleri zayiflatti. Bol$evikler, ayni zamanda hiJ- 
kumet i^inde ozel bir 'Yahudi birimi' kurdular. Keza, Yahudi dinine bagli milyonlarca Yahudi bulu- 
nuyor ve bunlar ibranice konu$uyorlardi. KomiJnistier ise, Yahudi dinine, ibraniceye ve Siyonizm'e 
olan nefreti gij^iendirmek i^in sekijler asimile olmu; Yahudileri aralarma aldilar. 

1919 Agustos'unda, Yahudi cemaatleri dagilmi§; mal varliklarma el konmujtu. Yeshivot ve cheder 
gibi Yahudi egitim ve kiJitiJriJne ait geleneksel kurulujiar kapatildi. ibranice egitim ve ibranice kitap 
basimi yasaklandi. 1928 yilinda, din kitaplari ve Yahudi takvimleri basmak bile yasak kapsamina alindi. 
1927 yilinda, Habad Ha§idizm'in lideri Rabbi J. Schneerson, hapse atildi ve Rusya'dan siJriJidiJ. 

Bununia birlikte, her ne kadar ikinci DiJnya Savaji'nin ardindan yiJzlerce Ha$idizm yanlisi Rusya'yi 
terk edip Eretz Yisrael'e kagmi? olsalar da, Rusya'da Yahudilere ait dini faaliyetler 'yeraltmdan' siJr- 



206 YAZILARIM 

meye devam etti. Yahudilerin dini yajantisi iJzerinde artan kisitlamalar ise, Siyonizm'i gijglendirdi. 

Yidi§ kulturu, ayni zamanda 'Yahudi proleterya kulturij'nun kurulmasi yoluyla gij^lenmi; oldu. Yi- 
dijge yayin yapan gazete ve basin organlan kuruldu; ancak ibranice matbua ile baglarmi koparmak 
ijzere Yidijge yazim, Rus yazimiyla fonetiklejtirilmijti. Ruslar, Yidijge'ye resmi statu verdiler; oyle ki 
mahkemeler Yidijge yapilmaya ba§landi ve Yidijge egitim veren okul sistemlerine onemli kaynak yati- 
rimlari yapildi. Bununia birlikte, bir sure sonra Yahudi aileler, bu okullara karji gikmaya ba§ladilar; 
keza okullarm Yahudi kiJituruyie yegane baglantisi, Yidi§ literaturiJndeki birkag satiria sinirliydi ve 
okullarda din karjiti egitim veriliyordu Okullarm kalitesi azaldikga, giderek yok oldular. 

Yidi§ kulturu yok olunca, yerini kiJlturel asimilasyona birakti. Yahudi gocuklar Rusga konu§maya ve 
Rus okullarina gitmeye ba§ladilar. Karma eviilikler yaygin olarak goriJlmeye bajlandi. Yahudiler Rus- 
ya'nin kiJltur yajantisinda onemli bir rol iJstlenmeye bajladilar, ikinci DiJnya Savaji sirasinda, Yahudi- 
lere zulmetmeye yonelik birgok girijim durduruldu, ikin DiJnya Savaji bajladiginda, Yahudiler Sovyet 
ordusunda onemli bir rol iJstlen diler. Cephe hatlarindaki rolleri, diger ulusal gruplardan 'orantisiz bir 
$ekilde (ok daha fazlaydi. 

Sovyet Yahudilerinin buyiJk boliJm Holokost sirasinda hayatini kaybederken, Rusya'da yajayanlar 
canlarini buyiJk olgiJde kurtardilar. Bununia birlikte, ikinci DiJnya Savaji'nin ardindan Sovyet Yahudile- 
rini yok etmeye yonelik girijimler birakilan noktadan yeniden bajladi. Stalin'in 1953'te oliJmune dek, 
Sovyet Yahudiler! gulaglara (Sovyet (ali$ma kamplari - e.n) yerle^tirildi ve ciddi boyutlarda fiziksel 
baskilaria karjilajtilar. 1952 yilinda, Stalin, 'Katledilen ^airier Gecesi' sirasinda Rusya'daki Yahudi 
cemaatinin onde gelen bir dizi entelektiJelini oldurttij. Stalin'in oliJmunden sonra bile, Yahudiligi ve 
Yahudi kiJlturunu sindirmeye yonelik girijim devam etti. Yahudilere ait kitaplar ve dini makaleler, 
ijlkeye gizlice sokulmak zorunda kaldi ve bu kitap ve makaleleri kullanma girijimleri, hep kagak yollar- 
dan gergeklejti. Bu 'gizlilik' durumu, Yahudi yajantisina sadece az sayida bireyin nijfuz edebilmesine 
neden oldu. Yahudi ya§antisini surdiJren az sayidaki Yahudi, 'refusenik' olarak adiandirildi ve Sovyet 
mercileri tarafindan ciddi jekilde cezalandirildi. 1965 yili itibariyle, Rusya genelinde hepsi topu sadece 
60 sinagog kaldi. Ancak Gorbagov'un goreve gelmesi ve glasnost politikasini uygulamaya gegirmesiyle 
birlikte Sovyet Yahudilerin iJzerindeki kisitlamalar gev§emi§ oldu. 

Alti GiJn Savajlari'nin ardindan, Sovyetlerin Yahudilere karji uyguladigi ayrimcilik artti. Bu ayrimci- 
liga karjin, Alti GiJn Savajlari, Yahudilerin ulusal biling diJzeyini gijglendirdi. 1970 yilinda, Sovyet Ya- 
hudilerinin iginde bulunduklari kotij duruma dikkat gekmek isteyen 11 kiji (iglerinden 9'u Yahudiydi), 
diJnya kamuoyunun dikkatini gekmek iJzere bir ugak kagirma girijiminde bulundular. Bu olay, Sovyet 
Yahudileri'nin hareketine yeni bir soluk kazandirdi. Ufak korsanlarmdan biri, Yusuf Mendeievi^, Rus- 
ya'da tamamen sekijler bir ki$i iken, $imdilerde israii'de bir liaham' 

Yahudiler, Sovyet mercileri tarafindan potansiyel du$manlar olarak gorulijyorlar. Bunun kismen 
nedeni, birgok Yahudi'nin ABD'de akrabalarmm olmasi' 

1980 ve sonrasi 

Sovyetler Birligi'nin dagilmasinin ardindan bile, Rusya, diJnyadaki en buyiJk Yahudi topluluklarin- 
dan birine sahipti. Rusya; (ABD, israil ve Fransa'dan sonra) bugiJn diJnyanin dorduncij buyiJk Yahudi 
cemaatine ev sahipligi yapiyor. Moskova ve St.Petersburg, Rusya'daki diger buyiJk kentlerle birlikte, 
binlerce Yahudi barindiriyor. 

Bununia birlikte, 1800'lu yillara dek Rusya'daki kentsel bolgelerde gok az Yahudi yajar; gogu Pale 
Yerlejimi'nde ikamet ederdi. Pale Yerlejimi, hali hazirda Ukrayna, Beyaz Rusya, Moldova, Litvanya ve 
Polonya topraklarini kapsiyor. Sovyet egemenligi sirasinda, KomiJnist hiJkumet, iJlke igindeki tiJm dini 
ya5antiyi yok etmeyi hedefledi. Bu da, Yahudi cemaati iginde ciddi boyutlarda bir asimilasyon ve sekij- 
lerlejmeye yol agti. Sovyet hiJkumeti, Yahudilerin ayri bir birim ve milliyet olarak varliklarinin silinme- 
si igin elinden geleni yapti. Bu sure zarfinda, diJnya gapindaki Yahudiler, Sovyet Yahudilerine destek 
oldular. 1980'li yillarda ise, Gorbagov'un goreve gelmesiyle birlikte, iJzerlerindeki baskilar tedrici ola- 
rak azaldi. Sovyetler Birligi de, bir yandan dagilma siJrecine girmijti. 



YAZILARIM 207 

207 YAZILARIM 

Son Geli$meler (Sovyet sonrasi Rusya) 

Rus Yahudileri, gog ve nijfusun yajlanmasi yuzunden giderek kijguluyor. Sovyetler Birligi'nin dagil- 
digi donemde, milyonlarca Yahudi, Rusya ve eski Sovyet devletlerine ait topraklan terk etmijti. Yahu- 
diler, oncelikli olarak israil ve ABD'ye yerlejtiler. Bununia birlikte, 2000'den beri, gog egilimi yava§ladi 
ve gerek Rusya'daki gerekse eski Sovyet topraklanndaki Yahudi yajantisinin yeniden canlandirilmasi 
igin daha fazia gaba harcanmaya bajiandi. 

2003 yilinda, Rusya, Yahudi okullarmdan olu$an bir ag kurdu. Ag dahilinde; 17 gijnduz okulu, 11 
anaokul ve 81 yardimci okul bulunuyor; yakla$ik 7000 ogrenci egitim gorijyordu. Ayrica, dort adet 
Yahudi iJniversitesi de vardi. BuyiJk kentlerde, sinagoglan ve hahamlanyla Yahudi varligi hissediliyor- 
du. Hasidik bir mezhep olan ^abad-Lubavig, Rusya'daki Yahudi dini hayatinin yeniden injasinda 
onemli bir rol ustlenmi§ti. Moskova'daki ^abad'iar, dort okul agtilar ve Yahudilere ait bir Cemaat 
merkezi kurma gaiijmaiarini surdiJruyoriar. Universite mijfredatlarina Yahudi egitim programlari ek- 
leniyor. 

Yahudi Dini Cemaatler Birligi, Ortodoks kurulujiari ve dini yajantisini destekliyor. ilerlemeci (Re- 
form) hareketi ve Masorti (Muhafazakar) hareketleri de, bu konuda onemli bajari sagliyorlar. Sovyet 
doneminde karma eviiliklerin oraninm artmasmm ardmdan, Yahudi soyundan gelen, ancak Yahudi 
yasalarma gore Yahudi kabul edilmeyen bir^ok Rus ortaya ^ikti. ilerlemeci Hareket, i§te bu kesimler 
arasinda destek buldu; keza ilerlemeciler'in baba soyunu temel alan yaklajimi, Yahudi yasalarma gore 
Yahudi kabul edilmeyen birgok kijiyi Yahudi toplulugunun igine kabul ediyor. 

Birgok Rus kenti, kendi ibranice gazetelerini basarken; diger kiJlturel, sosyal ve dini kurulu5lar da 
yayginlik kazaniyor. Moskova'da be? sinagog, alti gundiJz okulu, yeshivalar ve bir kosher restorani 
(Yahudi inanglarina ve beslenme kurallarina uygun yemek hazirlanan restoranlar' e.n.) bulunuyor. 

Rusya'da Yahudi dini kurulu$larinin artmasi da, Yahudi kar$itligina hedef tahtasi olu$turuyor. 
Otobanlarda Yahudi karjitligi sloganlar ve ijaretler goze garpiyor. 2002 ve 2003 yillarinda, sinagoglar 
ve mezarliklara saldirida bulunuldu. Hatta gergek ve sahte bombalar dahi kullanildi. Moskova'da, 28 
yajindaki bir ogrenci, bu Yahudi karjiti ijaretlerden birini kaldirmaya galijirken, bir patlama sonucu 
ciddi jekilde yaralandi. Rusya'da dini kurulujiarin artan bir varlik sergilemesine karjin, yillar siJren 
asimilasyonlarin ardmdan Rus Yahudilerinin buyiJk boliJmu, artik gozlemci olmaktan gikip, Yahudiligi 
'etnikkultiJrel bir davrani?' olarak gormeye bajladilar. 20.yuzyil sonu ve 21.yuzyil bajlarmdaki kitlesel 
gog hareketlerinin ardmdan, Rusya'da yaklajik 400.000 ila 700.000 kadar Yahudi bulunuyor; ki bu da 
Rus nijfusunun %9,27'si ila 0,48'ine kar§ilik geliyor. 

Rusya'da Yahudi cemaatinin aktif oldugu bolgelerden birisi de St. Petersburg. Burada bulunan Bu- 
yiJk Sinagog, kentteki Yahudi kiJlturunun buyiJk bolumiJnden sorumlu tutuluyor. St. Petersburg'da iki 
Yahudi gundiJz okulu ve hem kadmlara hem de erkeklere yonelik bir Yeshivot bulunuyor. Tam teghi- 
zatli bir kosher mutfagi ve yemek salonu da, cemaat ijyelerine ve yoksul vatandajlara giJnluk yemek 
servisinde bulunuyor. 

Sinagog, ayni zamanda, cemaat igindeki yoksul veya oksiiz gocuklara da yuva imkani sagliyor. Sina- 
gog ijyelerinden ?ogu, cemaatin hayir kurulujuna mensup. 

israil'le ili$kiler 

Sovyetler Birligi, israil'i 1948 yihnda derhal tanidi. iki iJlke arasmdaki baglar ise, israil'in Bati ile 
miJttefik olmasmm ardmdan garpici bigimde kotiJlejti. Yahudilerin bir millet olduklarma dair fikirler 
ise, Yahudi karjiti hisleri daha da koriJkledi. 1967 yihnda, Sovyetler Birligi, israil ile diplomatik baglari- 
ni kopardi ve bu baglar ancak 1992'de yeniden kuruldu. Alti GiJn Savajlari'ndan kisa sure sonra, Sov- 
yetler Birligi'nde kitlesel bir propaganda kampanyasi ba§latildi. Kampanya sirasmda, Siyonist ile Yahu- 
di kiji arasmda herhangi bir ayrim yapilmaksizm Siyonizm ve israil'e iftira atilmaktaydi. 1967 yilmdaki 
sava$in ardmdan, israil'e dogru Yahudi go^ii durdu. Sovyetler Birligi, Arap devletlerinin ba^lica silah 
tedarikgisi haline gelmijti. 

1948 ila 21. YiJzyil bajlari arasmda, yaklajik 600.000-700.000 kadar Yahudi, eski Sovyetler Birligi 
topraklarmdan israil'e gog ettiler. Rus gogmenler, israil toplumunun bajat (hakim) bir unsurudur. 



208 YAZILARIM 

israil'de, Rus dilinde yayin yapan birgok gazete, televizyon, dergi bulunur. Rusya, ayni zamanda, BM, 
ABD ve AB ile birlikte Arap-israil ban? siJrecinde kurulan ve 'Vol Haritasi'ni destekleyen Ban? DortliJ- 
sij'nde ml almi5tir. 

Kaynak: http://www.iewishvirtuallibrary.org/isource/viw/russia.html 
TURQUIE Diplomatique NiSAN 2011-Sayi:27 



YAZILARIM 209 
209 YAZILARIM 



TURKiYE'NiN GIZLI YAHUDiLERiNIN ORTAYA CIKI§I 

Yakin bir tarihte, New Jersey'deki bir sinagogda, ijg yiJzyildan fazia bir siJredir devam eden bir Ya- 
hudi trajedisi am, ancak uzun zamandir beklenen bir sona ulajti. Bir haham mahkemesinin karjisina 
gikan TiJrkiyeli bir "gizli Yahudi", gegmi5in karanliklarindan gikip resmen Yahudi halkinin arasina do- 
nerek tarihsel bir devri kapadi. 

Soz konusu gen^ adam $imdi ibranice ismi olan Ari'yi kullaniyor sahte Mesih Sabetay Sevi'nin 
takipgilerinin soyundan gelen birkag bin ki$iden olu$an bir cemaat olan Donme cemaatinin bir ijye- 
sidir. 

Kulaga hayal urunij ve hatta inanilmasi gijg gelse de gegen biJtun bu yillardan sonra Sabetay Se- 
vi'nin, israil'i kurtarmak igin donecegine inanan insanlar hala var. Sabetay Sevi, kurtuiu? umitlerini 
artirarak ve diJnya gapmdaki Yahudiler arasinda heyecana neden olarak 17. YiJzyiida firtinali bir jekii- 
de Yahudilerin hayatina girdi. IVluazzam bir karizmayla donanmi? olan Se vi, degijik Yahudi cemaatle- 
rini ziyaret etti ve onlara, uzun zamandir beklenen surgiJnden kurtulujun gok yakinda gergeklejecegi- 
ni vadetti. 

Ancak Sevi'nin bu kurtarici kariyeri, Osmanli sultani, Sevi'ye dehjet verici bir tercih ya MusliJman 
ol ya da kiligia 51 sundugunda mahvedici bir §ekilde sonuglandi. Krai Davut'un tahtini talep eden bu 
sozde hak iddiacisi, kahramanligi bir tarafa birakti ve en sadik takip^ilerinden olan ij^ yijz aile ile 
birlikte MiJsluman oldu. GoriJnujte islam'i uyguladilarsa da Donme cemaatinin ijyeleri ayrica 
Ma'aminim ("inananlarm ibranicesi) olarak da bilinirler bununia beraber Museviligin mistik bir bigi- 
mini gizlice ya§amaya devam ettiler. 

Donme cemaatinin iJyeleri, 1923-1924 yillarinda iki iJlke arasinda yapilan nijfus miJbadelesi kap- 
saminda TiJrkiye'ye siJrulene kadar, yogun bir bigimde Yunanistan'in Selanik kentinde yajadi. Gegmi?- 
lerindeki bu zor donemin aslinda gizli bir liJtuf oldugu ortaya gikti gunkij bu surgiJn onlari, gogunlugu 
Naziler tarafindan katledilen Yunanistan Yahudilerinin ba§ina gelenlerden kurtardi. Ancak MiJsluman 
olmalarina ve aradan ijg yiJzyil gegmesine ragmen Donmelere MiJsluman TiJrkler tarafindan kujkuyla 
bakiliyor ve Donmeler, onlari uluslararasi Siyonist bir komplonun pargasi olmakla suglayan basinin sik 
sik hedefi oluyor. 

Bu yiJzden Donmelerin ige kapanmalari ve esas itibariyle de yer altina gekilmeleri §a§irtici degildir. 
iki yil once istanbul'a yaptigim bir ziyaret sirasinda Ari'nin de dahil oldugu bazi geng nesil Donmelerle 
g6ru§tum. TiJrk-israil ilijkilerinin hali hazirdaki durumu dikkate alindiginda, onlarin kimlikleriyle ilgili 
detaylari agiklayamam ancak sadece hepsinin, Musevilige donmek igin derin bir arzu ifade ettiklerini 
soyleyebilirim. Onlaria kijguk bir otelin lobisinde bulujtugumda, ozelikle Ari gergin goriJnuyordu. Her 
§eyden once kippa (dindar Yahudilerin ba§larina orttiJkleri takke) giyen israilli bir Yahudi ile birlikte 
goriJlmekten korkan Ari, siJrekli etrafina bakiyordu. 

Ari, bana. Donmelerin Tiirk medyasinda katlanmak zorunda kaldiklari kotij muameleden bahsetti 
ve "Saklanmaktan ve rol yapmaktan biktim. Yahudi olmak istiyorum. Halkima donmek istiyorum." 
dedi. Agik bir hayal kirikligi duygusuyla Ari, TiJrkiye'deki Yahudi cemaatinde olujturabilecegi tepkiden 
korkarak Donme meselesinin yanina bile yaklajmayacagini soyledi. 

Ari, "iki diJnya arasinda siki$ip kaimi; durumdayim. TiJrkler beni bir Yahudi olarak gorijyor ancak 
Yahudiler beni kabul etmeyecek." dedi. Ancak butiJn bunlar, birkag hafta once, Ari'nin, Musevilige 
donmek igin ABD'ye seyahat etme yoniJnde cesur bir karar almasiyla degijti. Ari'nin durumunu ince- 
leyen hahamlar, Ari'nin atalarmm sadece kendi aralarmda eviilik yaptigi gercegini dikkate alarak 
Ari'nin yuvaya donusunij onayladi. 

Ari yalniz degil. 

Musevilige geri donij? yolu arayan gok sayida ba§ka geng Donmeler de var ve onlara yardim etmek 
de Yahudi halkina dijjuyor. Atalari ne hata ijlemi? olursa olsun, gunumuziJn Donmeleri, sahip olduk- 
lari Yahudi mirasina sarildilar ve onu yajattilar. 

Kendi koklerine donmek isteyenlerin bunu yapmasma olanak tamnmali. 



210 YAZILARIM 

(israil'de yayinlanan The Jerusalem Post 24 Mart 2011) 

MICHAEL FREUND 

Kaynak: TURQUIE Diplomatique NiSAN 2011 - Sayi:27 



YAZILARIM 211 
211 YAZILARIM 



ALTI KO§ELI YILDIZ 

Alti kbjeli yildiz ilkgag oncesi kulturlerde sanatsal degerinden ziyade farkli mistik aniamlari iginde 
barindiran bir sembol olarak goze garpmaktadir. Sembol ij^ semavi dinde ve farkli felsefi gdru$lerde 
kullaniliyor olmasma ragmen insanlar tarafmdan bugijn Yahudileri (agri$tirmakta olup Yahudilerin 
ulusal-dini kimliklerinin bir par^asi olmu$tur. 

Bezeme sanatlannda ise alti k6§eli yildiz diJz, kink ve kapali §ekillerin birbirine gegmesiyle elde 
edilmi? bunun sonucunda sonsuz kompozisyonlar yaratilmi?; bu kompozisyonlar ta?, tugia, gini agirlik- 
li olmak iJzere hemen hemen her malzemeye uygulanmijtir. 

Alti kojeli yildiz ozellikle islamiyet'ten sonra insan ve hayvan figurlerinin yerini alan geometrik 
kompozisyonlann merkezinde bulunmaktadir. 

Geometrik kompozisyonlann belirii, siJrekli ve tutarli bir hale gelmesi Karahanli ve BuyiJk Sel^ukiu 
donemlerinde gergeklejmijtir. Erken devir Anadolu-TiJrk Mimarisinin tezyinati sinirli olmakla birlikte 
13. yiJzyil ortalarma kadar gejitii yoresel farkliliklarm etkisi altinda kalmi?; 11. yiJzyildan sonra geo- 
metrik kompozisyonlar belirii formiJllere baglanarak degijik oyma tarzlanyla iJretilmijtir. 

Anadolu Selguklu mimari tezyinati lie Anadolu Beyliklerinin mimari siJslemelerini birbirinden kesin 
gizgilerle ayirmak gok zordur. 14. yiJzyil ozellikle mimari eserlerin di? cephe siJslemelerinde sadelige 
dogru gidilen bir donemdir. 13. yiJzyilda gelijmi? olan geometrik kompozisyonlarda dogadan alinmi? 
motiflere dogru birgegi? olmujtur. 

Turk gini sanatinin Uygurlara kadar uzanan gok eski bir gegmiji vardir. Mimariye bagli olarak geli- 
§en gini sanati Anadolu'ya Selguklular'la girmi§ farkli teknikler uygulanarak Anadolu-TiJrk mimarisinde 
gok zengin ornekler verilmijtir. 

Osmanli sanatmda alti kd$eli yildiz sembolij agirlikli olarak ta?, gini ve ahjap malzemeye uygu- 
lanmi§ gini sanatmda mozaik teknigi yerine tek renkli sir alti teknigine birakmi?, ah§ap malzeme de ise 
genellikle Selguklu gelenegi devam etmi§tir. Alti kojeli yildiz semboliJ Osmanli sanatmda camilerin 
ciJmle kapilarma, tabhane ve eyvan duvarlarmm alt boliJmlerine ve minberlerin jebekelerinde yer yer 
goriJlmektedir. 

Ozel bir alti k6§eli yildiz olan; iki ejkenar ijggenin zit yonde ig ige gegmesi sonucunda olujan MiJhr- 
i SiJleyman sembolij Anadolu Turk sanatmda hemen hemen her malzemeye uygulanan, farkli igsel 
aniamlar ta§iyan bir degerdir. Fakat bu sembol birtakim dar gorijjlu ve bilingsiz insanlar tarafmdan 
ozgiJn yerlerinden gikanlmi? veya yok edilmijtir. 

Alti kojeli yildiz formu farkli tiplerde gejitii malzemelerle uygulanarak gorsel bir ge§itlilik saglan- 
mi§tir. 

ilk Cag Oncesi KiJlturler 

Tarihte alti kojeli yildiz figuruniin ilk olarak kimler tarafmdan kullanildigi bilinmemekteyse de bu 
figijrun Bronz ^agi'na dayanan bir gegmiji olduguna ilijkin gorijjler vardir. O donemde bu jeklin 6r- 
neklerine Misir'da, Kuzey Amerika'da ve Hindistan'da rastlanilmi5tir. Ayrica bazi arajtirmacilar bu 
semboliJn ilk orneklerini Ta? Devri'ne dek uzatip, iskandinavya'da da kullanildigmi soylemektedirler. 

Son zamanlarda bu kronolojik kullanim gorijjunun dogru olduguna kanaat getirilmi?; alti kojeli yil- 
diz semboliJnun Bronz ^agi'nda ve Bronz ^agi'ndan daha onceki devirlerde Avrupa ve Ortadogu'da 
be? kojeli yildizia birlikte ozellikle siJs ve buyij ijareti olarak kullanildigi iddialan ortaya atilmijtir. 
Bajka bir arajtirmaci ise sembole orneklerini gogaltarak bu jekle; iskandinavya'da Ta? Devri'ne ait bir 
toprak kasede, Eski Misir'da, Orta Amerika'da, Yukatan giJne? stelinde, Bati Nevada'da bir kaya res- 
minde ve Hindistan'da rastlanilmi? oldugunu ifade etmektedir. 

Alti kollu yildiz motifi islamiyet oncesinde TiJrkler arasmda te$ekkul eden Oniki Hayvanli Turk 
Takvimi'nde de bir burg sembolij olarak gdsterilmi$tir. Yine ayni jekilde Hun ve Uygur sehpalarm- 
dan birinin iizeri alti kollu yildizlaria ve altigenlerle bezenmijtir. 

On Turk boylarmda Tamga olarak da kullanilan sembol ig ige gegmi? iki ijggenden meydana gel- 



212 YAZILARIM 

mektedir. 

KiJn-Eki sembolij ig ige gegmi? ters-yiJz iki uggendir, alti k6§eli yildiz olarak da bilinen bu §ekil idil- 
Ural bolgesinde ve Kumanlarda goriJlmektedir. Bu semboliJn Proto-TiJrkge'deki adi "Ugu-Eki" olup 
Gok ikilisi aniamina gelmektedir; semboliJn M.O 3000 yillarinda Ortadogu'ya indigi sanilmaktadir. 

ON-TURK TARiHiNDE, IQ JQE GEQIVli^ IkI UQGENDEN OLU^AN BU YILDIZ YARADANI VE YARADI- 
LANI iFADE ETMEKTEDJR. 

On-TiJrk boylarinda bu yildiz Temur Kazik'i simgelemektedir. Daha sonra bu yildizin adi bazi Turk 
boylarmca "Qolpan Yildizi" olarak adiandirilmijtir. ^olpan Yildizi turn Turk boylari tarafindan Tanri'nin 
bir liJtfu ve kendilerinin yol gostericisi olarak kabul edilmi? ve kirmizi renkli sabit yildiz (Temur Kazik) 
olarak isimlendirilmijtir. 

Bunun dijinda alti kojeli yildiz Alpler'de kaya resimleri olarak goriJlen; buyij lie ilgili yazmalarda bir 
gijg simgesi olarak beliren bir semboldiJr. Daha sonraki donemlerde bazi kiJlturlerde adi gegen yildi- 
zin semboliJnun Yukari Mezopotamya ve Britanya'nin bazi bolgelerinde Demir ^agi'na ait ornekleri de 
bulunmujtur. Ayrica Elephania Magarasi'nda ve Barbaria (Afrika'da bir bolge) Duvarlari'na kadar uzak 
yerlerde dahi bu yildizin izlerine rastlamak mumkun olabilmektedir. Bu sembolgejitii uygarliklar tara- 
findan garkifeiek ve giJne? kursu gibi jekillerle birlikte de kullanilmijtir. 

Bu ic ice gecmi; ters ve diJz iki e$kenar iJcgen $ekli insanin beiki de varliginin ba$langicindan beri 
ya da en azindan ilk $ehirle$me ve medenile$me hareketinin ba$ladigi "Catalh6yuk"'ten beri pek cok 
yerde goriJlur ve artik sembol olarak temelde "erkegi" ve "kadini" remzettikleri genel kabul gorerek 
oturmu$tur. 

Bu yildiz, sadece kadin-erkek sembolizmasi di$inda sonradan yiJzlerce veya binlerce farkli aniama 
da gelebilecek sekilde tanimlandirilmistir. 

Bajka bir gorijje gore ise; Eskigag diJnyasinda yildizin Tanrilaria ilijkisi soz konusudur. "Buna gore 
gocukluktan gikan erkegin yaratimdaki roliJnun ke§fedilmesi sonucu ozellikle bebek Dionysos figurij 
ile bu yildiz ilijkilendirilmijtir. Bu nedenle M.O 900'lerde Anadolu'nun once batisinda daha sonra ise 
dogusunda bu yildiz Dionist-Zionist bir yildiz jeklinde algilanmaya bajlanmijtir. Alti k6§eli yildiz moti- 
finin Roma'da kullanili§inin ornekleri Baalbek'teki Bakkhus mabedinde ve Tauroentum'daki yer doje- 
melerinde goriJlmektedir. 

Hint kijiturunde gune$i sembolize eden alti kd$eli yildiz bu kultijrde Yantra olarak adlandiril- 
makta; sembol eski Hint geleneginde yaratici Vi$nu ijggeni ile yikici §iva ijggeninin birligini ifade 
etmekte ba$ka bir deyi$le Kutsal Eviiligi simgelemektedir. Boylece maddi dunyanin yaradili^ina ve 
yikilijina gondermede bulunur. Hint kiJlturunde belirgin bir onem tajiyan bu yildiza Hint mabetlerin- 
de, mezarliklarinda ve hatta Hint gemilerinin sancaklarinda rastlamak mumkundiJr. Hint kulturiJnde 
Yantra'ya benzeyen bir diger alti k6§eli yildiz jekli ise "Mandala" olarak isimlendirilmektedir. 

Bir merkez gevresinde duzenlenmi§ simgesel bir goriJntu olan Mandala; hem bir evren simgesi, 
hem insan ruhunun bir tasviri, hem de derin dijjuncenin kutbu olan ve merkezde yer alan Tanri'nin 
mucizevi bir bigimde goriJnur hale gelmesidir. Bu sozciJk Hindu ve Budist ayinlerinde mistik bir diag- 
ram olujturmak igin telaffuz edilen ve en hizli yayilan sembollerden biri olup; semboliJn yiJzlerce ge- 
5idi vardir. Mandalalarin gogu bir gember ve ortasinda bir kareden olujmaktadir. Mandala ayni za- 
manda, toreni diJzenleyen sihirbazin sihirii halkasi ve gevrelenmi? kutsal mekan (imago mundi) ania- 
mina da gelmektedir. Anahat gakra yedi enerji merkezi arasinda aracilik ettigi igin ozel bir onem tajir. 
Havanin etkisi altinda bulunan "mandala"si, karjitlarin birligini simgeleyen ve birbirine gegmi? iki ters 
ijggenden olujan alti kojeli bir yildizia temsil edilir. Bajka geleneklerde oldugu gibi "kalbin yeri" ve 
kendini adamanin merkezidir. 

Bazi Uzakdogu kiJitiJrIerinde alti kojeli yildiz jekli itibariyle eril-di$il ilijkileri simgelemektedir. Ne- 
pal'de ruh ve madde arasindaki ilijkiyi simgeleyen bu yildiz kralin tacina i§lenmi§tir. 

Kuzey Amerika'daki Kizilderili kabileler de Nepal'deki gibi; alti kbjeli yildizi ruh ve maddenin birle- 
5imi aniaminda kullanmijlar ve bu jekilde "yukarisi ne ise, a$agisi da aynidir" diJjiJncesinin simgesini 
bulmujiardir. 

^in okiJit kitaplarindan "Yi-King" tamamen alti kojeli yildizlar iJzerine kuruludur. Yi-King §ekilleri 
"Degijimler" kitabi adi altinda toplanmijlardir. Hexagramlar her biri alti gizgiden olujmu? semboller- 



YAZILARIM 213 

213 YAZILARIM 

dir. Emirleri (buyruklari-'duzenleri-kaideleri) kayit eden; evrensel diJzen veya taoyu temsil eden bu 
gizgiler veya siralar devam etmeyi veya etmemeyi agiklami§tirlar. Ayrica ^in'de bunlar Yin (dijil pren- 
sip) ve Yang (eril prensip) olarak gorijlmujlerdir ki boylece yerle gogiJn eviiligi temsil edilmektedir; bu 
da bereketin ve edebiyetin talebi aniamina gelmektedir. 

Bu yildiz iki ejkenar ijggenden oiujtuguna gore sembolizmasini da yine uglem olarak incelemek 
yerinde olur. Hemen hemen her millet ve kiJlturde ijg sayisi, kutsal, simgesel veya mistik aniamlar 
tajir. Uggenin simgeledigi kavramlara ornek olarak; anne-baba-gocuk kapsaminda aile, gegmij-jimdi- 
gelecek kapsaminda zaman, toprak-hava-su kapsaminda doga, kati-sivi-gaz kapsaminda madde ve 
proton-notron-elektron kapsaminda atom ijgluleri gosterilebilir. 

Bati okiJltusleri, ozellikle simyacilar sembole gok onem vermijier ve hakkinda dort unsuria, evoliJs- 
yon-envoliJsyon ilkesiyle, pozitif ve negatif gijglerin senteziyle ilgili degijik, sayisiz yorumlar yapmi?- 
lardir. 

Alti k6§eli yildizin igerdigi dort temel elemandan tepe noktasi yukarida olan ijggen Atej'i, tepe 
noktasi ajagida olan ijggen Su'yu, su ijggenin taban kenari ile kesijen ate? ijggeni Hava'yi, ate? ijgge- 
ninin taban kenari ile kesijen su ijggeni ise Topragi gostermektedir. 

TiJm bunlarin bir altigen iginde birlejmeleri ise evreni olujturan elemanlarin uyum ve beraberligini 
dile getirmektedir. Ote yandan; her iki ijggenin taban kenarlarinin uglarina yerle§tirilen ve maddenin 
dort ozelligini olu§turan sicak-kuru, soguk-ya? durumlari, diJnyayi olujturan ve sayilari yine dort olan 
hava, su, ate? ve toprak elemanlarinin bulunduklari yerlerle de uyum saglamaktadir. Su ve atejin, 
du§man unsurlari arasindaki ahengi ifade eden bir simya simgesi olarak kullanimi 

XVII. yiJzyilin sonlarina dogru yayginlik kazanmi§tir. Simyacilara gore kiJkurt merkezi atejtir; her 
varlikta bulunur ve igten di5a dogru tesir ederek tekamiJlu ve dijjunceyi saglar. TiJm organizmalarin 
konstriJktif prensibidir. Ate? ijggeni yukariya yoneliktir, gunkij alev hep yukari gikmak ister. Su ijggeni 
ise, suyun dokiJlmek istedigi yone bakar ve ateji keserek onu sondiJrur. Ate? sicakia kuru, su ya5la 
soguk, toprak sogukia kuru, hava ise yajla sicak arasindadir. Sonugta bu bilejimlerin; degijmedeki 
karjitliklarin, zitliklarin, kozmik birligin ve onun akil almaz ve karmakarijik ifadesinin bir sentezi oldu- 
gu kabul edilmektedir. 

Zitliklarin birligi yoluyla nefis "sivi ate?" ve "atejii su" haline gelir ve ayni zamanda diger unsurlarin 
olumlu niteliklerini de elde eder. Bu yiJzden su "sabit" ve "yakmayici" hale gelir. ^unkij nefsin "ateji" 
onun "su" yuna sabitlik verendir. Bunlarin yaninda nefsin "su"yu "ate5"e "hava" nin yumajakligini ve 
her yerde bulunujunu verir. Bazi simya kitaplarinda ise alti kojeli yildiz igtigimiz su igin kullanilmak- 
tadir. 

Ce§itli yorumsal agiklamalara yol agan, bu diJzendeki faktorlerin segiminde maddi plandan manevi 
plana gegi? oldugu kadar, erillik ve dijillik prensiplerinin bir kaynajmasi ve tam olmayandan tam ve 
miJkemmel olana dogru surijp giden bir geli5menin rol oynadigi sanilmaktadir. 

Modern hermetik buyijculukte alti kd$eli yildiz Gune$ ve gezegenleri temsil etmekte olup, Mak- 
rokozmos veya Evreni sembolize etmektedir. 

Hermetik gelenege gore alti kojeli yildiz Makrokozmosun veya Evrenin semboliJdur. Ay bir geze- 
gen kabul edilip, Venus, Jupiter, Saturn, Mars, MerkiJr alti kolun herbirine yerlejtirilmekte, ortada ise 
GiJne? yer almaktadir. Ayrica alti kojeli yildiz Hermetik gelenege gore yedi temel metali (metallerin 
tiJmunu) ve goguntiJmunu ozetleyen yedi gezegeni iginde toplar; her gezegen bir elemente karjilik 
gelir. 

§6yle ki: En iJstte Ay - gumij?, altta Saturn - kurjun; sag yukarida Venus -bakir, sag a§agida MerkiJr 
- civa, sol tarafin uglarinda Mars - demir, Jupiter - kalay giftleri ve yildizin ortasinda da gune§-altin yer 
alir; yani gune§ altindir. 

Simyanin tiJm dijjuncesi ve i§i, gevrede bulunan kusurlu ve degersiz elementlerin, ortada bulunan 
ve altinia GiJnej'in simgeledigi tek bir mukemmellige donijjturulmesinden ibarettir; bu ise alti kojeli 
yildiz da ifadesini bulur. 

Heksagram Yunanca'da alti harfli sozciJk veya alti gizgili aniamlarina gelir. Ancak, burada, bu alti 
harfin hepsi de "A" ya da Alpha'dir. Buna gore Heksagram Heksalfa ile 6zde§le§ir. ^unkij Grek alfabe- 



214 YAZILARIM 

sinin ilk harfi olan Alpha'nin sembolij alti yerden okunur. Alpha harfinin alti kez tekrarlanmasinin 
kendine ozel bir aniami vardir. Bu alti kez tekrar "bajlangifta Tanri, yeni hayat, i§ik, en yijksek 
tekamijl, en yiJksek hedef veTanrisallik" anlamlanna gelir. 

Hemen hemen her sembol gibi Heksagram'da en eski zamanlarda bile bir kiJlt olarak farkli kita ve 
kiJlturlerde yer almijtir. 

Bir g6ru5e gore o devirlerde boyle bir yildizin sihirii bir giJce sahip olduguna inanilir, yildiz kotij 
ruhlari kovan ve insanlari kotiJluklerden koruyan bir tilsim olarak kullanilirdi. Misirlilar'da yildizin 
piramit jeklinde Firavunu, yani Tanri'yi temsil ettigi, piramitteki ijggenlerin merkezi noktalarinda Fira- 
vunlarin mezarlarinm bulundugu, piramitteki ijggenlerin ise dunyanin giri? ve giki? kapilarini temsil 
ettigi belirtilmektedir. 

Efsaneye gore, Bijyuk iskender'in askerleri, Misir Seferi sirasmda Gize'nin BuyiJk Piramidi'nin 
iginde bu konuyla ilgili bir metin bulmujiar. Tanri Hermes'in mezari da bu piramidin igindeymi?. Buna 
gore Hermes bir elmas ugla, ziJmrut bir levhanin iJzerine bir metin kazimi?. ZiJmrut Tablet'in ilk ciJm- 
lesi joyledir: 

"YALAN SOYLEMEDEN, QOK DOGRU VE GERCEKTJR KJ: YUKARIDA OLAN A§AGIDA OLANLA, A§A- 
GIDA OLAN DA YUKARIDA OLANLA AYNIDIR." 

Hermes Trismegistos'un yazitinin anIami, her bireyin makrokozmu andiran bir mikrokozm oldugu 
ve boylece yajammda kendine gizecegi yolun da kendine ozel olacagidir. Bu ifadenin semboliJ de bir 
ucu a§agi ve bir ucu yukari bakarak kesijen iki ejkenar ijggendir, bu da alti kojeli yildizin tarifidir. 

Trismegistos, "uf kere buyijk" veya "uf kere gufiij" aniamina gelir. "Alemin ij? kismi", "evrenin 
ij? buyiJk bdlijmune" yani manevi, psi§ik ve cismani sahalara (bunlarin sembolleri gok, hava ve top- 
raktir) denk gelmektedir. 

ilk Cag (Eski Cag) ve Orta Cag 

YAHUDiLiK 

Yahudi soyleminde Magen David adiyla taninan alti kbjeli yildiz figurij, nerede olurlarsa olsunlar 
asirlar boyu Yahudilere; daha parlak bir gelecek vaadini simgelemi? ve David'in Kralligi'na kadar uza- 
nan umut ve inang dolu bir tarihin simgesi olmujtur. 

Kitab-i Mukaddes'in II. kitabi olan Ciki§ kitabinda aniatildigina gore; israilogullari'nin (ibraniler) Mi- 
sir'dan gikip Tanri'nin kendilerine vaad ettigi toprak olan Kenaan topraklarina (bugunkij Filistin top- 
raklari) ulajmalari kirk yillik bir siJreci kapsar. israilogullari (ibraniler) bu yolculugu Tanri'dan aldiklari 
ilahi emirler dogrultusunda konar-goger olarak yaparlar. Filistin topraklari Tevrat'ta kaydedildigine 
gore Hz. Ibrahim ve ziJrriyetine Tanri tarafindan vaad edilmi§ bir topraktir. israilogullari'da (ibraniler) 
Hz. ibrahim'in torunlari oldugu iddiasindan hareketle Filistin'e gitmekteydiler. israilogullari (ibraniler) 
bu yolculuga oniki boy halinde gikarlar. 

israilogullari'nin (ibraniler) her bir boyun gijveniigini saglamak amaciyla konup go^meieri sira- 
smda aldiklari askeri bir duru; $ekli vardir. Bu $ekil alti kd$eli yildiz $eklinde olup eli silah tutan 
erkekler alti kd$eli yildizi olu$turan ^izgileri takip etmi$, kadmlar ve gocuklar ise iki e$kenar ij^genin 
ke$ismesi sonucu meydana gelen altigen alanin i^inde yolculuklarmi surdurmu$lerdir. Diger bir an- 
latiyi gore ise israilogullari'nin (ibraniler) golde konakladiklari siJreg igerisinde konaklama krokisi ola- 
rak alti kojeli yildiz formu esas alinmi?, kadmlar ve gocuklar altigen alanin iginde erkekler ise altigen 
alanin dijinda konaklami§lardir. 

Bazi Yahudi dijjunurler birtakim verilerden hareketle bunun boyle oldugunu iddia etmektedirler, 
ya da bir hipotez olarak one siJrmektedirler. Bu varsayimlar ise Yahudiler tarafindan makbul kar§i- 
lanmaktadir; bu semboliJn bir diger adi da "§haddai"'dir. 

§haddai ibranice de iki temel aniama gelmektedir. 

Birinci anIami; kadin gogsu, anne memesi, hayat kaynagi, kuvvet kaynagidir. 

ikinci anIami ise; her $eye gucij yeten Kadir-i Mutlak Tanri'dir; ve bu aniam Yahudiler tarafindan 
daha makbul kar$ilanmaktadir. 

Yahudiler Magen David'in igine §haddai yerle§tirerek Ona bir kutsiyet atfetmi? olurlar. Yahudi mis- 



YAZILARIM 215 

215 YAZILARIM 

tisizmi olan Kabala'ya gore en mukemmel, en yetkin jeometrik §ekil ejkenar uggendir; gunkij ejkenar 
ijggen her tarafiyla dengeli olup agilari ve kenarlari birbirine ejittir. Kabala'ya gore bir on kabul olarak 
360° varsaydigimiz daire gokgenlerin gogalmasi oldugundan 360° degildir, ama zit yonde ig ige gegmi? 
iki e§kenar ijggenden olujan Magen David'in agisal degeri 360° dir. 

Kabala'ya gore 360° evrende var olan tiJm varligi kujatan degerlerin toplami veya Panteizm (Tanri 
Her§ey'dir / Her§ey Tanri'dir) olarak yorumlanabilir. 

islam dininde Peygamber olduguna inanilan Davud'a; Yahudilikte Krai David olarak inanilir. Bunun 
sebebi ise o donemde bajka bir nebinin olmasidir. Yahudilik Krai David'i bir takim spitiJruel gijgleri 
olan, gejitii ilahi ilhamlar alan, ilahi sezgileri olan bir kral olarak goriJr, higbir zaman Krai David'i pey- 
gamber olarak gormez, ama yine de Mezmurlar Kral David'in yazdigi bir boliJmdur. Bir aniatiya gore 
savajkan bir kral olan David'in kullandigi kalkanin alti kojeli yildiz jeklinde oldugu; bir diger aniatiya 
gore ise kalkanin yuvarlak oldugu ve bu kalkanin iJzerind ealti kojeli yildiz motifinin i5lenmi5 oldugu 
kabul edilmektedir. Her iki aniatida bahsedilen alti kojeli yildiz motifi bir mucizeyle olujmu? veya 
Tanri tarafindan verilmi? bir §ey olmayip insan yapisidir. 

David, tipki bir kalkanin arkasina siginir gibi Tanri'nin korumasina sagindigini dualarinda, 5iir ve 
mezmurlarinda defalarca tekrarlami?, mezmurlarinin tekrarlanan temasi "TANRI BENJM KALKANIM- 
DIR" tiJmcesi olmujtur. 

ibranice'de "Magen" sozcugij savunma aniamindaki "Lehagen / Hagana" sozcijguyle ayni koke sa- 
hiptir ve savunucu / koruyucu anlammi tajir. "Magen", ayrica koruyucu bir askeri donanim olan "Kal- 
kan"'a verilen addir. Buna gore Magen David; David'in Kalkani /David'in Korugani demektir. 

Bu konuda arajtirma yapanlarm yorumlarina gore; bu motif, Yahudi kimligini kazanmasini beiki de 
jeklinin David admin ibranice yazili? bigimine benzemesine borgludur: David ibranice'de ijg harfle; 
"Dalet-Vav-Dalet" harfleriyle yazilmakta olup, erken donem ibrani alfabesinde "Dalet" harfi Yunan 
alfabesindeki ayni sedanin harfi olan "Delta"ya gok benzeyen bir ijggen jeklinde, buna gore de David 
ismi aralarinda dikey bir gizgi bulunan iki ijggen jeklinde yazilirdi. iki "Dalet"'in degijik bir bigimde 
birlejtirilmesinden meydana gelen alti kojeli yildiz figurij, ayni zamanda David adinin yazilimiydi. Bu 
figuriJn Kral David'in monogrami oldugu jeklindeki iddialara, mantikli varsayimlar gozijyle bakilmak- 
tadir. 

Museviler arasinda gok yaygin olan bir inani§a gore alti k6§eli yildiz §eklindeki muhiJr yuzijgunun 
her bir kojelerinde Musa, Ya'kub ishak ve ibrahim peygamberlerin ve Kral David'in adiari kazilidir. 

Talmudik donemde bu figiJr daha aniam yiJklu bir jekilde gizilmijtir. FigiJrun ortasina ve ijggenlerin 
kesi§me noktalarina ibranice "AGLA" kelimesi yazilarak semboliJn aniaminin daha da artacagi diJju- 
nulmu§tur. 

AGLA kelimesi Ateh= senden, Gibur = kuwet, Leolam= ebediyen, Adonai=Ey Tanri aniamina ge- 
len kelimelerin ilk harflerinden meydana gelmektedir. Bu kelimeler ard arda siralandiginda bir dua 
olu^maktadir. "Sonsuz YiJce Tanrimiz Huzurunda Gugiij Olalim" 

Franz Rosenz Weig'e gore ise bu simgenin herbir kojesi felsefi aniamlar ta§imaktaydi. Bu aniamlar 
Yaradili5, Kurtulu?, Tecelli, insanlik, DiJnya ve Tanridir. 

Kabala'ya gore bir jeyin kendisi ile ziddi birbirlerinin karjiti olmayip bir butunij olu5tururlar; buna 
gore alti kojeli yildiz zitliklarin dengesini ifade eder. 

Magen David'in ic acilarinin toplami 2160°'dir. 2160 sayisinin rakamsal degerinin toplami 6+2+1= 
9'dur. Dokuz sayisi Tanri'yi sembolize eden ve en mukemmel sayi olan on sayisindan bir eksiktir. Ya- 
hudiler Magen David'in icine ibranice (y) harfi olan (yod) harfini yerle$tirerek Tanri'nin mukemmelli- 
gini sembolize ederler. 

Kabala'ya gore bu jekil bir biJtunu olujturan eril ve di§il prensipler veya bir biJtunu meydana geti- 
ren eril ve dijil prensiplerin dengesidir. 

israil'de bugiJn bu motifin en eski arkeolojik kalintisina, Bet-El yoresindeki M.6. 10-20 yillarina ta- 
rihlenen yapida rastlanmi§tir. Ayni motif; Kineret GoliJ kiyisindaki 2. yiJzyildan kalma Kfar- Nahum 
Sinagogu'ndaki oymalar arasinda da goriJlmektedir. Mozaik, fresk ve ta? oyma sanati bakimindan ?ok 
zengin olan bu sinagogun kalintilari arasinda o yorede yetijen meyve ve sebze motiflerinin yam sira 



216 YAZILARIM 

Menora gibi dinsel simgelerin figiJrleriyle be? ve alti kojeli yildiz motifleri bulunmaktadir. 6. yiJzyil 
italya ve ispanya'sinda "David" adii ki§ilerin mezar tajlarina alti kojeli yildiz figiJrlerinin kazinmi? oldu- 
gu gbriJlur. Kullanim di§i kalmi§ eski din kitaplannin ve dinsel gereglerin saklandigi bir tiJr eski dinsel 
ejya arjivi niteligindeki mejhur Kahire Genizasi'nda bulunan 10. yiJzyila ait bir okul defterinde 

ibranice yazi ali5tirmalarini siJsleyen bir Menora'nin iki yanina gizilmi? "Magen David"ler bu yildizin 
diger tipik Yahudi sembolleriyle birlikte kullanildigi en eski orneklerden biri sayilmaktadir. 

Magen David tabiri, halk arasinda taninmi§ olan bir gizemli alfabe ile ilgili olarak Geonim devrinde 
ve 12. yiJzyilda Karaim eserlerinde goriJlmektedir. 

Alti k6§eli yildizin "David Yildizi" olarak adiandirildigi ilk yazili ornek 13. yiJzyilda Kabalist Yosef 
Gikatilla'nin eserlerinde goriJlmektedir. 

Altigen 5ekil ilk kez 14. yiJzyilda Nahmanides'in torunu tarafindan kaleme alinan Sefer ha gevul adii 
kabalistlik eserde Magen David olarak tanimlanmijtir. 

Magen David 13. ve 14. yiJzyillarda Almanya'da in§a edilen sinagoglarda ve Ortagag'in ibranice el 
yazisi metinlerinde belirii bir ismi veya aniami ifade etmeden kullanmijtir. 

Ortagag'da ve Ortagag sonrasi donemlerde Yahudiler Magen David'i yangmdan korunmak amaciy- 
la ozellikle de birahanelere asarak kullanmijtirlar. Oyle ki Magen David Almanya'da birahanelerin 
sembolij haline gelmijtir. Alti kojeli yildiz XIII. ve XVII. yiJzyillar arasinda "Davud'un Kalkani" ve "SiJ- 
leyman'm MiJhru" terimleri; arasinda ayirim yapilmaksizin kullanilmijtir. 

1354'te IV. Charles (M.S. 1316-1378) Prag'daki Yahudi Cemaati'nin, daha sonraki dokiJmanlarda 
"Krai Davud'un Bayragi" olarak isimlendirilecek olan alti kojeli yildiz ile "SiJleyman'in MuhriJ adi veri- 
len be? kojeli yildiz i§lemeli kirmizi bir flama kullanmalarina izin vermijti. 

Alti kojeli yildiz, Krai David'e verilen onemden dolayi resmi bir sembol olmujtur. ^unkij Krai David 
alti kojeli yildiz sembolunij kendi kalkani iJzerinde tajimijtir. Resmi bir sembol niteligi tajiyan alti 
kojeli yildiz burada daima Magen David olarak isimlendirilmijtir. Alti kojeli yildiz ozellikle 1492'den 
itibaren kitaplarda baski ijareti olarak kullanmijtir. 

Yahudi basin tarihinin bilinen ilk ibranice kitabi 1512'de Prag'da basilan "Sefer Tefirot" tur. Bu ki- 
tabin kapagini bijyuk bir "Magen David" siJslenmektedir. 

Alti kojeli yildiz 16. yiJzyilin ilk yarisindan itibaren Prag, italya ve Hollanda'da Foa ailesi tarafindan 
basilan kitaplarda baski ijareti olarak kullanilmijtir. ^ejitli italyan Yahudi aileleri 1660-1770 yillari 
arasinda onlari takip etmijierdir. Fakat biJtun bu kullanimlar yine de genel bir Yahudi gagrijimina 
sahip olamami§tir. 17. ve 18. yiJzyillarda alti kojeli yildizin kullanimi Moravia, Avusturya daha sonra 
ise GiJney Almanya ve Hollanda'da yayginlajmijtir. 

1643'ten itibaren dinsel objelere ijlenen Magen David Yahudiligin simgesi olarak ilk kez Prag Ya- 
hudi Cemaati tarafindan kullanilmi? ve bu cemaatin ozel ve resmi semboliJ olarak kabul edilmi§tir; bu 
semboliJn Bohemya Cemaatleri yoluyla Viyana'ya kadar ulajtigi varsayilmaktadir. Magen David 
1655'te Viyana, 1671'de Amsterdam Yahudi Cemaatleri'nin miJhurlerinde yer almijtir. 

Baron Shiome Meir Rothschild 1822 yilinda Viyana'da jovalye ilan edildiginde bu yildizi aile armasi 
almi§ti. 19. yiJzyil bajlarinin iJnlu Yahudi Alman yazari Heinrich Heine, Hristiyanliga donmij? olmasina 
ragmen gazete makalelerini isim yerine alti kojeli bir yildiz figiJruyle imzalamaktaydi. 

"Magen David'e" asil buyiJk olgiJde onem ve aniam Kabala ile gelmi? bulunmaktadir. ^agda? ve iJn- 
lij Kabala uzmani Gershon Sholem "Magen David'in bir Yahudi figurij haline gelmesiyle ilgili evrimi 
§6yle ozetlemektedir: Hristiyan diJnyasinca kabul edilen Hag'a kar§ilik Yahudilerin de ozgiJn bir sem- 
bol benimsemeleri ihtiyaci dogmu§tu. Hag'in ifade ettigi aniama sahip olmasa da, 

"Magen David" yayginlikia taninip sevilmi? bir jekildi ve Yahudi diJnyasina kendini kolaylikia kabul 
ettirmi5ti." 

Magen David "Sionist" hareket tarafindan da benimsenmi§ 1897'deki ilk Sionist Kongresi'nde kul- 
lanilmi?; ayni yil Theodor Herzl'in gikardigi "Die Welt" adii gazetenin amblemi olmujtur. Franz Rosenz 
Weig "Der Stern der Erioesung" (1921) adii yayinmda Magen David'e yeni aniamlar yiJklenip onu Mu- 
seviligin igine iyice gekti. Ona gore bu yildizm Musevilik ile Tanri veya insan ile DiJnya arasinda derin 
bir etkilejimi vardir. 

Theodor Herzl'in halefi ve yakm arkada$i Dr. David Wolfson, ilk kez Yahudi Ulusu'nu simgeleye- 



YAZILARIM 217 

217 YAZILARIM 

cek bir bayrak $ekli dnermi$ti. 1933'te Prag'da onaylanan $ekliyle bu bayrak "Tallit"'teki gibi beyaz 
zemin ijzerine iki paralel mavi (izgi arasina ortalanmi; bir mavi "Magen David" idi. Bu $ekil, dalia 
sonra, 1948'de yeniden dogan israil Devleti'nin bayragi olacakti. 

Almanya'da ve Nazilerin ijgal ettigi iJlkelerde yajayan Yahudiler II. DiJnya Savaji sirasinda kollarina 
kolluk veya gogiJslerln iJst kismina rozet olarak iJzerJnde "Jude" yazan bir sari Magen David takmaya 
mecbur edilmijierdi. Bunun nedeni; Yahudi nijfusu rahat tanimak ve onlari kolay bir $ekilde topla- 
makti. Magen David'in kolluklara ve rozetlere sari renkte i$lenmesinin nedeni geleneksel olarak Ya- 
hudilikte altin rengi sarinin safiyeti ve ilahiligi temsil etmesidir. 

Ayni donemde ingiliz Kumandasi altindaki be? bin kadar gonulliJ Yahudi askerinin kurdugu ve ta- 
rihte "Jewish Brigade" olarak taninan birligin uniformalarinin kollarini "Magen David"'li bir bant siJs- 
lijyordu. Fakat Magen David'li bu bant bu kez bir utang sembolij degildi. 

GuniJmuzde alti kojeli yildiz, sadece israil Devleti'nin bayraginda yer alan bir sembol olmakla kal- 
mami§, Ortodoks veya liberal olsun, israil'de veya Diaspora'da olsun, hiJr diJnyada veya Yahudilerin 
azinlikta yajayip kimliklerini agiga gikarmadiklari iJlkelerde olsun, Yahudi toplumlarinin sevgisiyle, 
saygiyla ve derin bir baglilikia sahip giktiklari bir sembol olmujtur. 

HRiSTiVANLIK 

Hristiyan sanatinda alti kojeli yildiz motifi ozellikle mimari eserlerde bezeme ogesi olarak kullanil- 
mijtir. Hristiyan diJnyasinin "SiJleyman'in MuhriJ" teriminden algiladigi be? kollu yildizdir. islam diJn- 
yasinca alti kollu yildiz olarak bilinen bu yildiz Batili kaynaklarda "Magen David" olarak isimlendiril- 
mektedir. 

Birgok Bizans kilisesindeki oyma ve fresklerde, ahjap kabartmalarda ve muhiJrlerde bu yildiza sik- 
likla rastlanir. 

IV. yiJzyil Bizans muskalarmda alti k6§eli yildizm adi olarak "Muhr-iJ SiJleyman" deyimi kullanilmij- 
tir. Bu muska tilsimi ozellikle yiJzuklerde gok sevilen ve tercih edilen bir tilsim ijareti olmujtur. 

Ortagagdan kalma bazi katedrallerde, ve kiliselerde, Burgos, Valencia ve Lerida jatolarinin girijle- 
rinde alti kojeli yildiz orneklerine rastlanabilir. Kiliselerde kullanilan nesneler iJzerinde de alti kojeli 
yildiz ornekleri goriJlebilir. Buna ornek olarak 1266 dolaylarinda yapilan Anagni Katedrali'nin vaaz 
kijrsusundeki motifi verebiliriz. 

Almanya'da gelijen Gotik mimarisi, cepheleri ve alti dilimli giJlge siJslemeleri ile alti k6§eli yildiz ge- 
lenegine baglanir. Ortaya konan bu mimari siJsleme "Tanri'nm dunyayi mukemmel bir eser olarak 
alt! gijnde yarattigmi" ifade eder. Bunlara en giJzel ornekler Paris Saint Chapelle, Roven Katedrali, 
Calende Kapisi, Lyon Saint Jean Katedrali'dir. 

Arajtirmaci J.W. Horsley kitabinda. Sir John Soane'nin 1824 yilinda Waltworth'de in§a edilmi? St. 
Peter Kilisesi'ni ziyaretinde, kilisenin bahgesine agilan kapinin direklerinde bu sembole koruyucu bir 
muska olarak rastladigini ve jeklin yerlejtirildigi yer itibariyle bunun yangindan koruyucu bir muska 
olarak asildigini dujundijgunu kaleme almijtir. 

Ayni arajtirmaci kitabinda ilging bir bilgiye de yer vermekte ve ingiltere'de yeti§en vadi zambagiyla 
ayni aileden gelen "Sigillum Salomonis" (Hz. SiJleyman'in MuhriJ) adii gigegi aniatmaktadir. Bu isim- 
lendirme muhtemelen gigegin alti k6§eli yildiza benzemesi nedeniyle (halkasinin yukaridan bakildi- 
ginda ig ige iki ijggen jeklinde goziJkmesi) yapilmijtir. Yazar bu bilgiden bajka Gerard isimli birinin 
yazdigi eserinde "kokleri kalin ve beyazdi, iJzerinde pek gok bogum goze (arpmaktaydi, bazi kisimla- 
ri bir muhrijn $eklini almaktaydi ki bence ismi olan Sigillum Salomonis buradan gelmekteydi" sozle- 
rine de yer vermektedir. Yazar notlarinin sonraki kisimlarinda bu bitkinin yararlarindan da bahseder. 
"Hz. SiJleyman'm mijhrunun (i^eginin kokleri henijz taze ve ye$ilken ezilir ve aynen viicuda tatbik 
edilirse en fazia iki gun i^inde oradaki (urijgu ya da yarayi iyile$tirmektedir." 

Ancak zaman iginde Hristiyanlar alti kojeli yildizi bir Yahudi semboliJ olarak tanimlayarak bu jeklin 
kullanimmi terk etmi§, bunun yerine siJsleme sanatlarinda be? k6§eli yildiza yer vermeye bajlamijlar- 
dir. 



218 YAZILARIM 

iSLAMiYET 

islam dunyasmda Hz. Suleyman'in muhur yiJzugune Muhr-iJ veya MiJhr-i SiJleyman adi verilmek- 
tedir. islam inanijina gore, yiJzugun ortaya giki? hikayesi ise §6yledir: 

Hz. SiJleyman aleyhisselam tahta gikmasindan sonra, Hebron lie Kudus arasinda bir vadide bulu- 
nurken, riJzgarlar, su, cinler ve hayvanlar uzerinde hakim olma iktidarini, bu dort aleme ait dort koru- 
yucu melekten almijti. Her biri ona kiymetli bir ta? verdi. O bu tajlari tungtan ve demirden yapilmi? 
bir yiJzuge gegirdi. iyi cinlere verdigi emirlerini tung ile kotiJ cinlere verdiklerini ise demir ile muhiJrlu- 
yordu. Bu yiJzuk onun parmaginda oldugu siJrece cinler, herhangi bir zarar verme kabiliyetini kaybet- 
tikleri gibi ayrica onun emrinde her iji yapmak zorunda kalirlardi. 

Efsaneye gore; SiJleyman, yikanacagi ya da ayakyoluna gidecegi zamanlar, hiJkumdarlik muhrunij 
cariyelerinden AMINA adinda birine birakmayi gelenek edinmijti. ijini bitirdikten sonra miJhrunu geri 
alirdi; ayrica yardimcisi Asaf b. Barahya (Berhiya)da bu yiJzugu kullanma iznine sahipti. 

Hz. Suleyman'in muhrij Amina'ya verdigi giJnlerden birinde jeytani cinlerden biri olan §ahr, gelip 
Amina'ya oyun oynamak ister ve O'na SiJleyman kiliginda goriJniJr. Amina'dan miJhriJ alir almaz ayni 
kilikta tahta oturur ve iJikeyi yonetmeye, diledigi gibi kanunlarda degijiklik yapmaya bajlar. Bu arada 
SiJleyman, miJhriJnden yoksun kalip dilenci durumuna dijjer. Aradan kirk giJn gegince jeytan miJhriJ 
denize atarak kagar. MiJhriJ denizde bir balik yutar. Balikgilar baligi tutup SiJieyman'a getirirler; da 
baligin karnindan miJhriJ gikarip hiJkiJmdarligina yeniden kavujmu? olur. Sonra da kendisine bu oyu- 
nu oynayan jeytani buldurur ve boynuna biJyiJk bir ta? baglayip onu gole attirir. Hz. SiJleyman oldijgij 
zaman bu hiJkiJmdarlik yijzijgij hala parmagindadir. 

Kur'an-i Kerim'de zikr edildigine gore Hz. SiJleyman; kujiara, hayvanlara, insanlara ve cin taifesine 
hiJkmeder, onlari galijtinrmi?. Hz. SiJleyman Allah Teala'nin verdigi insaniJstiJ-metafizik bir kuvvete ve 
derin bir ilme sahipmi?. Bazi mijfessirlere gore de; bu gijg-kuvvet, O'na ig ige ters olarak girmi? iki 
ijggen jeklinde olan ve Hz. SiJieyman'i temsil eden MiJhr-i SiJieyman'dan gelir. Bu sembol Tanriyi 
temsil eden bir ^e^it tilsimdir. 

islam yazarlari Hz. SiJieyman'in miJhriJniJ eserlerinde siJrekli olarak aniatmijlardir. Taberi (M.S 
838-923). Hz. SiJieyman'in Cennet'ten getirilmi? olan yiJziJgiJniJn O'nun miJhriJ oldugunu bildirmi?, 
dort yiJzliJ yiJziJkte 

"Gu( Allah'indir", "UstiJn olan Allah'tir", "En yijce yetki Allah'indir", "BiJtiJne hakim olan Al- 
lah'tir" yazilarinin yer aldigini belirtmi§tir. Bundan bajka miJhriJn iJzerinde bir ademotunun bulundu- 
gu rivayet olunur. Ayrica islam edebiyatinda onemli bir yere sahip olan 1001 gece masallarinda da bu 
yijzijge atiflar yapilmaktadir. 

GiJg, iktidar ve saltanat simgesi olarak MiJhr-i SiJleyman, gizli gijgler diJjiJniJierek resmedildigi gibi, 
kimi yerlerde de manevi gijg, devamlilik ve iktidar dilegiyle kullanilmijtir. 

Vine efsaneye gore bir giJn yikandigi sirada SiJieyman'in parmagindan gikardigi yiJziJgiJ galan bir 
dev, giJciJniJ de elinden almi? oldugu peygamberin yerine kirk yil hiJkiJm siJrer. Ama sonunda dev 
yiJziJgiJ denize diJjiJriJr. 6te yandan, uzun bir arayi§tan sonra yiJziJgiJ yutan baligi tutup karnini yara- 
rak miJhriJniJ ele gegiren 

SiJleyman, tahtini ve sihirii giJciJniJ yeniden kazanir. TiJrkge'deki "MiJhiJr kimde ise SiJleyman 
odur" deyimi buradan gelir. 

islam inanijina gore bu simgeyi "Nazar" kurami ile de bagda§tirabiliriz. Ayrica alti k6§eli yildizi 
olujturan ijggenler, bir kurama gore, stilize bir gozdiJr. 

MASONLUK 

1614-1615 yillarinda once Almanya'da gbriJien sonra Almanya'nin komjularina da yayilan "Rose 
Croix", dini-felsefi gizli bir tejkilattir. Ozellikle mistik simya ile mejgul olmakla beraber; biJyiJciJiiJkten 
alinmi5 unsurlari da benimsemijierdir. Uggenlere ve alti kojeli yildiza gizli aniamlar vermijier, bu ko- 
nuda simya ve astroloji ile birtakim paralellikler kurmujiardir. Daha sonraki yillarda kurulu5un birgok 
sembolij ve uygulamasi ile birlikte, MiJhr-i SiJleyman sembolij de SpekiJiatif Masonluga gegmijtir. 
Oyle ki XIX. yiJzyilda bu tejkilatm ismi Masonlukta bir derece aniaminda kullanilmaya bajlanmijtir. 

Masonluk tejkilati iginde alti kbjeli yildiz MiJhr-i SiJleyman olarak tanimlanmaktadir. MiJhr-i SiJ- 



YAZILARIM 219 

219 YAZILARIM 

leyman'da tepesi yukariya bakan ijggen insani, tepesi ajagiya bakan ijggen Allah'i temsil eder. 

ig ige kucaklajmi? iki ijggen, Masonlugun dayandigi biri Allah, digeri insan olan iki ogenin birligini; 
yani Tevhid'i ve Vahdet'i simgeler. CunkiJ, Allah ve insan tektir. Her insanin ozij Allah'tir. Bu sembol, 
insanin biri madde digeri mana veya biri beden digeri ruh veya biri zahir digeri batin olan iki unsuru- 
nun birligini gosterir. 

Dualiteye gore; pozitif ve negatif ogelerin sentezinden notr dogar. Bu nedenle, Allah'm ve insan'in 
kucakla§arak birbirinin iginde erimesi "Teklik" yani "Ahad"'dir. iki Uggen'in ig ige kucaklajmasi, yani 
MiJhr-i SiJleyman'in nihai sembolizmasi "Ahadiyyet" sirridir; semboliJn ortasi Makam-i Mahmud'tur. 

Royal Arch bazinda MiJhr-i SiJleyman'in alti kojesi "U5 BiJyiJk Nur'u ve U? Kij^uk Nur'u veya i$igi 
temsil eder. 

^ejitli masonik uygulamalarda, bu simgenin yalnizca kendi bajina degil, diger simgelerle kullandigi 
da goriJlur. Bu bilejik simgelerde, iki gapraz ijggenin ortasinda G Harfi, Gune$, Goz ve bunlarin birle- 
§imlerine sik sik rastlanir. 

Masonik yazinda Hexagram, bir geometrik jekil oluju bakimindan, "iki Qapraz U?gen" ile, toplam 
alti kojesi olmasi nedeniyle de "Alti Kollu Yildiz" ile ayni niteligi tajir. 

Cagda? masonlukta bu geometrik jekil, Ozdek (madde) ile Ruh'un dengede olujiarinin bir simgesi 
olarak benimsenmi§tir. "Etkin" (aktif) ile "Edilgen (pasif), ya da "Diji" ile "Erkek" arasindaki dengenin 
simgesi olarak da yorumlanir. "Ate?" ve "Su" gibi birbirine karjit ogelerin, ya da "Aydinlik" ve Karan- 
lik" gibi birbirine karjit kavramlarin, birbirlerini biJtunleyici olujiarinin bir simgesi olarak da degerlen- 
dirilir. 

Bir diger degerlendirmeye gore ise "Gonye ve Pergel" simgesinin sonsuzcasina yenilenijidir. Bazi 
degerlendirmelerde, bir mason locasinin ilk be? gorevlisi (Envar) ile ig Koruyucu'nun Mabet'teki yerle- 
5imlerin temsil eder. Bazi masonik yorumcular ise, bu jekli SiJleyman'in mijhrijyie hig bagdajtirmak- 
sizin bajli bajina bir simge olarak degerlendirirler. "iki simetrik ejkenar ijggen" bilgi ve yetenegin 
birlejimiyle olujmu? bir olgunlugun ya da yetkinligin simgesi olarak benimsenir. Kimi masonik yorum- 
cular ise bu 5ekli "ya§am ve dlijmun birle§imi" jeklinde agiklami§tirlar. 

soNug 

Alti kojeli yildiz semboliJniJn tarih oncesi devirlerde birgok medeniyet tarafindan farkli aniamlarda 
kullanilan bir kiJit ve inang sembolij oldugu; sembol hermetik agidan incelendiginde modern hermetik 
biJyiJciJiiJkte makrokosmozu veya evreni, hermetik gelenege gore ise yedi temel metali iginde topla- 
yan yedi gezegeni sembolize ettigi hususlari pek gok arajtirmaya konu olmujtur. 

Konunun Yahudilik boliJmiJ incelendiginde Magen David'in, kendi iJretimleri olmadigi halde sem- 
boliJn, Yahudilerin ulusal-dini kimliklerinin ayrilmaz bir pargasi oldugu ve semboliJn Yahudilik ile 6z- 
dejlejtigi sonucuna varilmijtir. 

Hristiyanlikta alti kojeli yildiz semboliJniJn kiliselerde, katedrallerde ve jatolarda kullanilmi? olma- 
sina ragmen, Hristiyanlarin Yahudi sembolij oldugu hareketle alti k6§eli yildizi terk ettikleri ve be? 
kojeli yildizi kullanmayi tercih ettikleri goriJimektedir. 

islamiyette ise SiJieyman Peygamber'in miJhiJr yiJziJgiJniJn bir gijg ve saltanat simgesi oldugu bili- 
nir. 

Masonik felsefe ijiginda alti kojeli yildiz sembolij incelendiginde, semboliJn birbirine karjit gibi 
gbriJnen fakat birbirini tamamlayan ogeleri ve bu tamamlamanin sonucunda olujan dengeyi simgele- 
digi belirlenmijtir. 

Alti k6§eli yildiz On Turk boylarmda Tamga olarak kullanilan ters-yiJz iki ijggenden meydana gel- 
mi?; Orta Asya TiJrk kiJitiJriJnde Yaradani ve Yaradilani simgeleyen ge§itli TiJrk boylarinin yol gosterici- 
si olarak kabul edilen bir semboldiJr. 

Noktalarin birlejmesi sonucunda olujan gizgilerin gejitii kompozisyonlar olujturacak §ekilde ke- 
sijmesi veya birlejmesi sonucunda meydana gelen alti kojeli yildiz sembolij Anadolu Selguklu Oncesi 
Donemi TiJrk Sanati'nda ta§ malzeme ile oyma teknigi uygulanarak mihraplara ijlenmijtir. Anadolu 
Selguklu Donemi'nde alti kojeli yildiz sembolij gini malzeme ile mozaik teknigi uygulanarak mihrapla- 



220 YAZILARIM 

ra, ta5 malzeme ile oyma teknigi uygulanarak tagkapilara, ahjap malzeme ile kundekari teknigi uygu- 
lanarak camiilerin cumie kapilanna ve pencere kapaklarina ijlenmijtir. 

Beylikler Donemi Sanati, Anadolu Selguklu sanatindan aldigi etkileri varoldugu cografya ve siyasi 
yapiyla harmanlamijtir. Anadolu Beylikleri Donemi'nde alti kojeli yildiz sembolij agirlikli olarak gini 
malzeme ile mozaik teknigi uygulanarak mihraplara, ta§ malzeme ile oyma teknigi uygulanarak tagka- 
pilara ijlenmijtir. 

Osmanli Sanati, Anadolu Sei^ukiu Sanati ile kiyaslandiginda bir merkeziyet ve ge^itlilik arayi^inin 
varoldugunu soyleyebiliriz. Osmanli imparatorlugu kendi sanatini olujtururken siyasi, kiJlturel ve sos- 
yolojik yapismi da biJnyesine alarak kendi sentezini yaratan ve bu sentezden yeni ve gagda? gikarimlar 
yapan bir sanat evresidir. Osmanli Sanati'nda alti kojeli yildiz semboliJ ijlenirken semboliJn i§lendigi 
yer ve uygulanan tekniklerde bir degijim gozlemlenmektedir. 

Osmanli Sanati'nda alti kojeli yildiz semboliJ ta? malzeme ile oyma teknigi uygulanarak pencere 
almliklarma ve minberlerin jebekelerine ijlenmijtir. Ta? malzeme ile alti kojeli yildiz semboliJ ijlenir- 
ken oyma tekniginin yam sira iki renkli ta? ijgiliginin kakma teknigi ile uygulandigini goriJlmektedir. 
^ini malzeme ise agirlikli olarak di? cephelerden ziyade ig tezyinatta kullanilmi?; alti kojeli yildiz sem- 
boliJ camiilerin eyvan ve tabhane duvarlarinin alt boliJmiJne siralti teknigi uygulanarak ijlenmijtir. 
Ahjap malzeme de Anadolu Selguklu Sanati'nda uygulanan teknik ile camiilerin cijmie kapilanna ve 
pencere kapaklarina ijlenmijtir. 

Anadolu TiJrk mimari siJslemesi ve kiJgiJk objelerde karjimiza gikan alti kojeli yildiz, geni? kompo- 
zisyonlar igine alinarak sayica arttirilmi§, jeklin ikonografik kokeni ya da aniam boyutu yerine; dekora- 
tif kimligi geometrik tasariminin bir geregi olarak one gikmijtir. 

Sonugta diyebiliriz ki; ALTI KO^EU YILDIZ BUTUN INSANLIGINDIR. 



KAYNAKCA: 

idil TURELi, TiJrk Sanatinda Alti Kbjeli Yildiz [Kitap]. - Istanbul: Marmara Universitesi Tiirkiyat Ara?- 
tirmalari EstitiJsiJ TiJrk Sanati Anabilim Dali, 209901- YiJksek Lisans Tezi, 2006. 



YAZILARIM 221 
221 YAZILARIM 



THE SPIRIT MOLECULE (2010) (Ruh Molekulu) 

Yonetmen: Mitch Schultz 

Yazar: Rick Strassman (bool<), Mitch Schultz 

Oyuncular: Joe Rogan, Ralph Abraham and Joel Bakst 

Sure: 75 dk 

Spirit MolekiJl dimethyitryptamine (DMT), inceler, insan ve bitki ve hayvan tiJrlerinin gok sayida 
var olan bir endojen psikoaktif bilejik. 

Dr Rick Strassman'in arajtirma ve sikmtilariyla beraber insan DMT'si hakkinda akil almaz birgok 
denemeleri hiJkumet tarafindan onaylanmijtir. 

iki geleneksel olarak karjit kavramlari, bilim ve maneviyat objektifinden DMT's etkilerini daha ya- 
kindan incelemesi, Spirit MolekiJl iJstun sinirbilim, kuantum fizigi ve insan maneviyat arasindaki 
baglantilari arajtiriyor. 

Strassman arajtirma ve oncesinde, sirasinda insan denekler deneyimleri ve yogun klinik galijmalar 
sonrasmda, birgok ilging sorulari akia getiriyor. Uzmanlar gejitii kendi alanlarmda DMT ile kendilerine 
ozgij dujiJnce ve deneyimlerini ses getirdi. 

TURKCEALTYAZISI 

Bu 5ehri gok uzak mesafede gordiJm, koyu yejil renkteydi. UstiJnde titrejen ijiklar ve bulutlar var- 
di. Son derece hizli hareket ettigi igin, tanimlanmasi gok gijg olan muhtejem geometrik jekillerin ya- 
vajlamasinin ardindan uzaklardaki bu jehri gordiJm. Ben bu manzarayi izlerken bir i§ik topu tam da 
gozlerimin oniJnden "Bu da neydi" dedirtircesine, ge^ip gitti. Bu kadar yakin olmasi dijinda korkma- 
dim. Etrafima bakinmaya bajladim ve sanki bu yerin igindeydim. "Neden burdayim" derken hemen 
sagimda, kocaman bir burnu ve yejil cildi olan kadini gordiJm. Bir dijgme geviriyordu, fark ettim ki 
uzaktaki jehrin ijiklarinin gucuniJ artirip azaltiyordu. Ona baktigimi farkedince 

"Ba$ka ne istiyorsun"dedi 

"Ba$ka neyin var" dedim. 

RUH MOLEKULU 

i§te DMT'nin ya da dimethyltryptamine'nin hikayesi. 

insan bilinci iJzerinde gok etkili, dogada bulunan basit bir bilejik. 

Yaptigi §eylerin yanisira DMT hakkinda beni herzaman etkileyen §eylerden birisi gok basit bir mo- 
lekiJl olmasidir. 

DMT, N- N-Dimethyltryptamine'ni simgelemektedir. Eger DMT'nin halka yapisina bakarsaniz, bag- 
lama yapabileceginiz sadece pozisyon goreceksiniz. Bu sona ekieyebileceginiz diethyl, dipropyl ve 
bajka birkag karbon degijimi var. Bunlar da size aktif bilejikleri verir ama DMT'den farklidirlar. Bio- 
sentetik olarak triptofandan ajama farklidir. Triptofandan kijguk enzimatik farklilik. Tryptophan bir 
amino asittir ve her yerde bulunmaktadir. TiJm organizmalarda tryptophan bulunmaktadir ve biJtun 
organizmalar DMT sentezine yol agan iki anahtar enzime sahiptirler. Ve bunlar gok eski enzimlerdir, 
her yerdedirler ve esas metabolizmanin onemli bir pargasidirlar. Yani teorik olarak, lierliangi bir jey 
DMT'yi sentezleyebilir. DMT, jajirtici bir jekilde dogadaki bitki ve hayvanlarda gokga goriJlmektedir. 
Fakat $u ana dek kimse bunun nedenini ya da i$levini bulamadi. 

64 milyar dolarlik bir soru bu. 

DMT'nin insan vijcudundaki, bitkilerdeki ve turn memelilerdeki islevi nedir? 

insandaki rolij nedir? 

30-40 yil onceki geleneksel akIa gore DMT lerin gergek bir i§levi yoktu ve sadece fizyolojik giJrul- 
tijyduler. Bu son derece naif bir anlayij. BugiJn artik biliyoruz ki bu ikincil bilejimler bir aniamda bitki- 
lerin dili gibiler. Bunlar "tajiyici" molekiJller. Bitkiler dogadaki diger organizmalaria olan baglantilarini 
bunlaria saglamaktadir. Peki insanin sinir siteminin bunu deneyimlemek igin bununia donanmi? olma- 
sinin ijlevi nedir? Burada fark edilmesi gereken gok onemli birjey olmali. Bunun dogada kazara olu- 
5an bir jey oldugunu sanmiyorum. Gergek bir i§levi var, bu bitkilerle birlikte evrimlejtik. Bunun bir 



222 YAZILARIM 

amaci, aniami olmali. Bu amag DMT'nin ortak molekiJler dil olabilecegi gorijjune gok uygun.. Bu geze- 
gendeki ve hatta diger gezegenlerdeki capillar arasindaki rezonans dill. 

"Biiin^ nedir?" sorusuna yanit bulmak igln bundan daha giJglu bir arag dujunemiyorum. Bunlar, 
yajamin turn noktalarindaki farkindaligi artirmak ve bu farkindaligi insanlarin, topluluklarin, ailelerin 
ve turn toplumun islahi dogrultusunda kullanmak igin harika jeyler. ijin giJzel yam 5U ki, bunun artik 
gizli tutulamayacak kadar ilging oldugunu fark eden gittikge artan sayida entellektiJel, bilim adami, 
sanatgi ve yapimci var. Bu arada, engizisyon gok uzun zaman onceydi, rasyonalizmin dogu§u da uzun 
zaman onceydi. Bu noktada bu engellere takilip kalmak sadece kotij bir alijkanlik gostergesidir. Gele- 
neksel olarak kar$i (ikilan iki aniayi; olan bilim ve rulianiyet yardimiyla, kijlturel dialog i^indeki 
zihin a^icilari yeniden gun yijzune ^ikariyoruz. 

DMT, yani sprit molekijlij, bir bilmece, paradoks. 

SPiRJT-RUH iQ DUNYADIR, MOLEKUL JSE Dl§ DUNYA. 

Yani psikedelikler^^ bizi bilimden ruha tajiyan uyaricilardir. Beynin ortasinda kijguk bir organ olan 
pineal gland'in igindeydim. Bu bolge, pek gok ezoterik fizyolojik otorite tarafindan ilgi ve onem arzet- 
mijtir. DMT'nin kaynaginin pineal gland olmasi gok da gilginca bir fikir gibi gelmemijti. Bu da pinealin, 
dogal olarak olujan mistik durumlaria baglantili oldugu teorime gok uyuyordu. Bu hipotez junu 6n- 
gormektedir: 

Bazi stres uyarimlarmda, pineal gland (ok onemli miktarda DMT hormonu salgilar. i§TE RUHUN 
VUCUDA GiRiP gKMASINI KOLAYLA^TlRAN HORMON BUDUR. 

Yahudi alimlerinin yiJzyillardir jifreli bir dille tanimladiklari jey budur. Meditasyon, orug, ilahi soy- 
lemek ya da bajka herhangi bir teknik ile ozden kaynaklanan DMT seviyesinde bir patlama olujabilir. 
Bu da mistik ve oliJme yakin deneyimie baglantilidir. 

Psikedelikler ve yogun meditasyon sonucu yajananlar arasinda bir gok benzerlik olduguna dair bir 
teorim vardi. Bu, benim ruh molekiJlu iJzerinde arajtirma yapmamin nedenlerinden biridir. Mistik 
deneyimlerin agiga gikmasina neden olan beyindeki bilejik. Bence tarih boyunca insanoglunun dene- 
yimledigi haliJsinasyonla ilgili tiJm fenomenlerde DMT'nin rolij var. 

Yaraticilik, hayal gucij, rijya, yalniz olmaktan kaynaklanan degi$imler travma, aclik.. hepsi halusi- 
nasyona neden olur. 

Bu fenomenler, haliJsinasyona yol agtigi bilinen bilejimlerle agiklanabilir. Bildigimiz kadariyla bunu 
yapabilecek bilejikler, halusinojen denilen bile§iklerdir. Ruhsal durumlarda, bence igten kaynaklanan, 
beynin potansiyel olarak agiga gikarabilecegi halusinojenik bilejikler ve molekiJller konuyla gok alaka- 
li. ^unkij bu deneyimlerin noro-kimyasal mekanizmasinin ne oldugunu aniamamiza 151k tutabilirler. 
Eger i( kaynakli, morfin benzeri kimyasallar, ya da serotonin salmimmm oldugunu varsayarsak, bu 
salmimi ol^ebilir ve bu farkli molekijllerin beyinde nereye gittigini, liangi resopterleri aktive edip 
liangilerini etkisiz kildigmi gorebilir, boylece de bu deneyimler hakkmda daha fazia bilgi sahibi olu- 
ruz. ^unkij bu bizim, insanlarin yajadigi deneyimlerle halusinojenler arasinda nasil bir ilijki oldugunu 
ve beyindeki hangi reseptorlerle baglantili olduklarini aniamamizi, beynin aktive olmayan diger bo- 
lijmlerini fark etmemizi saglar. 

DMT farmokolojisiyle ilgili ilging noktalardan bir digeri de aktif olarak beyne tajinmasidir. DMT'nin 
gijnluk algisal aktivite iJzerindeki etkisini merak ediyorsaniz, gok fazIa DMT psikedelik bir etki yaratir- 
ken, yetersiz DMT ise diJnyayi donuk, diJz ve gri gormenize yol agar. Bu nokta da DMT benim igin gok 
onemlidir. Siz buna "ruh molekiJliJ" diyorsunuz. Benim iginse "gergeklik molekiJliJ". 

Felsefi olarak, gergekligi algilama bigimimizin, yine o gergekligin kurallarina tabi olmasi gayet an- 
lamli goriJnuyor. Bunun farkli oldugunu, bajka bir jeye ve hatta diger psikedeliklere de benzemedigini 
hissettim. kadar yogun ve hizliydi ki, neredeyse farkli bir tiJr tepki olujturdu. Sanki psikedelik bir 



Psychedelic : Psychedelic muzik ya da psychedelic rock, ozellikle LSD gibi ruh halini degi5tirici ve du5unme 
paternlerini garpitici maddelerin yarattigi etkiyi aktarmaya galijan bir muzik turudur. 1960lardaki yaygm madde 
kullanimindan etkilenerek pop kulturune de yansiyan muzik turu, bu yillarda en yaygm donemini ya5adi. the 
Beatles, Jimi Hendrix, Led Zeppelin, Pink Floyd, Rolling Stones ve the Who gibi birfok dbnemin Cinlu grubu, bu 
turde 5arkilar yazmiflardir. 



YAZILARIM 223 

223 YAZILARIM 

bungee jumping yapiyor gibiydim. ^ok hizli degijen bu ortamin igine acemice atlami§ gibiydim. Daha 
agir seyreden diger psikedeliklerden gok farkliydi. DMT dumanmi ^ekmek, psikedeliklerin ate$len- 
mesi gibidir. 

Bir yerdesiniz, sonra Bang,ba5ka bir yerde.. sonra tekrar bang ve yine eski yerinizde.. Yani "ben 
kimim?" "Burada ne yapiyorum, ne i§im var?" "Ne ogreniyorum?" gibi sorulari sormaya pek firsati- 
niz olmuyor. Sanki tekrar normale dondijgunuzde degerlendirebilmek iJzere, gok kisa siJrede 50k fazia 
bilgiyi ijlemeye galijmak gibi... 

DMT verildigi anda 50k kisa siJrede aktive olur. CunkiJ viJcut tarafindan temizlenmek ijzere 50k 
hizli pargalanir. 

DMT, monoamin oksidas denen, karacigerdeki bir enzim tarafindan cozunur. Bu yiJzden de agiz- 
dan alindiginda aktif degildir. Bunun tam tersine psilosibini agizdan aldiginizda monaamin oksidas 
bunu hemen gozumiemez ve dogrudan karacigere geger, oradan kana karijir ve beyne uiajir. 

Ayahuska gok ilgimi gekiyor. (HaliJsinojenik igki Ayahuasca kabugundan hazirlanan; tropikal odun- 
su asma halusinasyonlar (Amazon bolgesinde bulunan) neden oldugu ozellikleri ile dikkat) 

1990'larda gaiijmaiarima bajiadigimda, Ayahuska batiya daha yeni geliyordu. Son 10 - 15 yilda 
daha da mejhuroidu. 

Ayahuskada bulunan gorsel hayal igerigi DMT'dir. Amazon yerlileri, yazili kimya bilgileri olmaksizin 
ya tesadijfen ya da bir karijim yaparak DMT igeren bir bitki bir de ayrica enzim inhibitorij igeren bir 
bitki buldular. Bunlar karjtirilip DMT igilebilir. Yarim saat iginde etkiniejir, etkisi de 3-4 saat surer. Ve 
bu yontemie, dumanin gekilmesinden ya da damardan enjekte edilmesinden gok daha rahat hareket 
imkani saglanir. Agiz yoluyla alinan Ayahuska, sizi goklere gikartir, kucaklar, temizler ve tiJm mistik 
gorselleri oniJnuze serer, ve sonra tekrar sizi, tijy gibi hafifge eski halinize dondiJrur. 

Benim igin degerii olan DMT deneyimlerim gibi, bu kavmin, genijieyen ve hareket alani saglayan 
teknolojisinin de gok degerii oldugunu hissediyorum. TiJm bati yani Avrupa kaynakli, alkol damitma 
gelenegini du§unun, kimyasallari izole etmek ve sertlejtirmek ve bunlari dogadan alip koyabildigimiz 
en bijyuk puncha bojaltmak... En kullanijli yontemin bu oldugunu sanmiyorum. Bence kiJlturlerin 
dakikalik deneyimi saate donijjturmesinin bir nedeni var. Oyle geliyor ki Ayahuskanin bir plani vardi 
ve bu tiJm diJnyaya ulajti ve DMT'yi binlerce insanin yajamina soktu. Son bin yildir ulajtigindan gok 
daha biJyuk bir alana ulajmijtir. Bu gok hizli ve en uygun yapida gergeklejti. Ayahuska mevcut enerji 
yapilarindan kijguksenmeyecek derecede daha gijglu. ^unkij binlerce yildir Amazon'da dini ve spiri- 
tiJel galijmalarinin mejru pargasi olmujtur. Bunu ilkel bir sagmalik ve batil inang olarak degerlendirip 
gormezden gelemeyiz. Kendi ko5ullari iginde, bu konunun iJzerinde ciddi olarak durmaliyiz. Bence giJn 
gegtikge daha gok insan, dogayla, bitkilerle, hayvanlaria iletijimde olmak istiyor ve biliyorlar ki, jama- 
nik yontemlerde bunu yapmanin bir yolu var. Aslinda Ayahuska gibi bitkiler, psikoaktif araglar bunu 
yapmanin direkt bir yolu. Bu herkesin tercih edecegi bir jey olmayabilir ve sanirim pek gok insan bir 
sebepten otiJru bundan korkuyor... Benim neslimdeki pek gok kiji gibi ben de ilk olarak DMT'yi Teren- 
ce McKenna'dan duydum. Bu kadar guglij, ilging, antropolojik olarak zengin bir konu olan DMT bile- 
5eni hakkinda bilgi edinmenin gok eglenceli bir yolu vardi DMT, insanlar igin, kullanmak zorunda ol- 
duklari bir maddeden ziyade artik bir kavram haline geldi. 

DMT etkisi, vijcuttan ayriimi; bilincin mumkun oldugunu a^ik^a gostermektedir. Bence tarihteki 
ve ya§amdaki tiJm gerginlikler bedenden kurtulma ile alakali. Terence 50k iyi bir girijimciydi. Aslinda 
bir hap olmasa bile bunun, en iJst diJzey metafizik gergeklik hapi oldugunu soyledi. Kullandiktan sonra 
bunun iyi bir tanimlama oldugunu dijjundum. LSD'den, meskalin ve digerlerinden farkli bir gejit ola- 
rak goriJnuyordu. Gergekten de DMT gok farkli bir deneyim seviyesi sunuyordu. Bu bilejimlerle ilgili 
olumlu ya da olumsuz tiJm fikirlerinizi askiya almanizi istiyorum. Siz bunlara ne deger bigerseniz bigin 
kullanildiklari yerlerde derin etkiler birakmaya devam ediyorlar, ister gagda? bati toplumunda olsun 
ister Amazon yagmur ormanlarinda. 50'li yillarda Ayahuska kiliseleri halka agilmaya ba§ladi. Kizilderili 
yerlilerinden jehirdeki melezlere donujiJm vardi. ve bu kiliseler, once Santo Daime sonra da UDV 
kiliseleri, Ayahuskanin sadece kizilderililere degil, bugiJn bizim §amanlara uzak oldugumuz kadar uzak 
olan biiyuk §ehirlerdeki halka da ulajmasini saglayacak torenler diJzenlediler. 



224 YAZILARIM 

90'li yillarm ba$inda, UDV kilisesi,Amerika da kendi $ubesini a^ti. 90'larin sonunda ABD gumrijk 
bakanligi ve uyu$turucuyla mijcadele dairesi bir ayahuska sevkiyatma engel oldular. Kilise, devleti 
protesto etti, ve bunun dinde ozgurluk^ij yenilenme hareketini sekteye ugrattigmi soylediler. Dava 
Amerikan temyiz mahkemesine gitti ve §ubat 2006'da UDV lehine oybirligiyle karar verildigi duyurul- 
du. 

Binlerce yildir, yijzlerce kijltur tarafmdan bu kadar ilgin^ bulunan bu maddeler neden turn bati 
dijnyasmda yasaktir? 

Nasil olmu$ da kendilerini aydinlanmi?, demokratik ve bilimsel kabul eden toplumlar, bitkileri ya- 
sadi$i olarak ilan etmi$lerdir? 

Garip gelebilir ama bu toplumlann yapisini gok net aniatan bir jey var. Toplumsal degerlerimiz 
problem gozme ve bilince onem verir ve bunun dijindaki tiJm biling hallerini degersiz kabul eder. Ure- 
tim ya da tuketimie ilgisi olmayan herhangi bir biling durumu bugiJn toplumda kijguk goriJlmektedir. 
Tabii ki sarhojiugu kabul ediyoruz. insanlarin, maddiyat yiJkune kisa bir ara vermesine nefes almalari- 
na izin veriyoruz. Bu modeli destekleyen bir topluluk, problem gozme ile hig iji olmayan bilinglilik 
hallerini kinayan bir topluluk olacaktir. Psikedeliklerin gok yaygin olarak arajtirildigi 60'lara geri gider- 
seniz, karjilajacaginiz tepkiler aslinda giJce karji verilen tepkilerdir. Eger yeterince insan bu alanlara 
gidip, bunu deneyimleseler, bugunkij toplum yapisi paramparga olur ve en onemlisi de, bugiJn guciJn 
zirvesinde oturanlar orada oturuyor olmazlardi. Nedensiz bir iyimserlik vardi. Vietnam olayi vardi ve 
devam eden diger bir siJru jey de vardi. psikedelik hareketi gergek aniamda hedefine ulajmamijti. 
Timothy'nin bize sattigi sadece gereksiz yaygara ve dalavere olmujtu. 

"Kabul edelim ya da etmeyelim, psikokimyasal bir donemde ya$iyoruz. Gelecekte, bilincini ag- 
man ya da kapaman i^in ne okudugun degil, hangi kimyasallari kullandigm onemli olacaktir. Kimya- 
sallar daha hizli ogrenmemize, farkmdaligimizi artirmamiza ya da azaltmamiza sebep olurlar. 
60'lardaki atmosfer $dyleydi: 

"Ara$tirma yapiyoruz ve hayatlarimizi bu gezegende yapilabilecek her $eyi yapmaya adadik. " 
Ugrajtik, degerlendirmeler yaptik, kendimizi neredeyse spritiJel onciJler olarak kabul ettik. 60'lara 
baktigimda kitlesel, kultiJrel olarak bajlatilan bir jeyin bajarisizligini gorijyorum. insanlar bajka ger- 
gekliklere yonelebilir, ama bunun bir temeli yok. Yani bilge kijiler, gelenekler ya da §aman kokenii 
baglantilar yok. insanlar gelijip bijyuyorlar ve sonra dagiliyorlar. 

Timothy Leary bu galijmadaki bilimsel yaklajimi ayaklar altina aldi. ^unkij ilging bir arajtirmaya 
ba§lami§tik, bir de baktik ki bunun kullanimini savunan son derece tehlikeli bir yola girmi§iz. Bu ara?- 
tirmayi yapmak politik olarak da imkansiz hale geldi. Kaynak saglayan jirketler kaynaklari ulajilmaz 
kildilar. Saglik denetim kurumlari, bu tiJr bir ara§tirmayi bajlatma kojullarini gijglejtirdiler. Ve sanirim 
bu tiJr ara§tirmalarla ilgilenen kijiler bu ilgileri yiJzunden sayginliklarini yitirdiler. Biraraya gelen sos- 
yal, politik ve bilimsel yayimlar bu uyujturuculari bilimsel pazarin dijina ittiler. Toplumun genel fikri, 
psikedelik arajtirmanin tehlikeli oldugu yoniJndeydi. Halkin gogunlugu bu bilejimlerin gergek yapisi 
ve algilamanin, kendisini aniamadaki onemi konusunda bilgilendirilmemi§ti. Bu maddelerin klinik 
arajtirmasmin yetmijii yillarda oldukga yava§lami5 olmasi da bence gok aci bir durumdur. inaniyorum 
ki, bu maddeler tiJm diJnyanin felsefe ve dijjunce gelijiminde gok onemli bir rol oynami§lardir. 50'li 
yillara kadar bu alanda psikiyatri, norokimyanin duygu ve davranijlar iJzerinde onemli bir rol oynadi- 
gini fark etmemijti. §imdi, bize gok garip gelse de pek gok kiji de bunu aniami? degildi. 

LSD ve onun insan ruhu ijzerindeki gij^iu etkilerinin ke$fedilmesiyle birlikte neredeyse e$ za- 
manli olarak beyindeki seratonin molekulij de bulundu. insanlar ancak seratoninin yapisina bakip, 
LSD ile karjilajtirdiktan sonra fark edip dijjunmeye ba§ladilar ki "beiki de norokimya, Eger LSD ke§- 
fedilmeseydi, depresyon ve benzeri rahatsizliklari tedavi eden iiagiarimiz olur muydu? 

ya da bu kadar hizli bulunurlar miydi?" 

Bu ila^lar bir kez kotijlenip, karalandiktan sonra, psikiatri, psikedeliklerle baglantili bilimsel de- 
geri olan her $eyden kendisini uzak tutmak zorunda kaldi. 

Bir psikiyatrist olarak, psikedelikler iJzerinde gali§ma yapmak istediginizi soylediginizde, bu gok iyi 
karjilanmaz. Bir keresinde bundan bahsettigimde bir daha bir kag yil dile getiremeyecek kadar gok 
cesaretim kirilmi^ti. KiJlturel nedenlerden dolayi turn bile$im grubu klinik masalarmdan kaldirildi yil 



YAZILARIM 225 

225 YAZILARIM 

hif bir ara$tirma yapilmadi. Yani bilimsel olarak takip edilebilecek bundan daha heyecanli bir alan 

dujunemiyorum. 

Kiji, bu bitkiler ve bilejimleri incelemeyi nasil yapabilir? 

Siradiji deneyimlere neden olan ve insanoglunun en bijyuk gizemlerine 151k tutabilecek bitki ve bi- 
lejimler. 

Dr Strassman bu sorunun vanitini bulabilmek icin avni jenerasvona ait, ilk insan psikedelik ara$- 
tirmasini gercekle$tirdi. ilk saptadigim jeylerden biri, bilimsel alanda kullanim ve eglence igin kulla- 
nim iJzerine yapilan gali§malar arasindaki farki gorebilmek oldu. 80'lerde turn bu galijma sonuglanni 
tekrar gozden gegirdim ve fark ettim ki, eger insanlar gergekten iyi bir yansitma ve gozlem yapabilse- 
lerdi; olaylari takip edip, LSD ve benzeri psikedelik ilaglara verilen aleyhte tepkilerin ne kadar az oldu- 
gunu takip etselerdi, psikedelik arajtirmalarda ABD cephesini tekrar agabilecek en iyi uyujturucu, 
bilejim ya da kimyasalm DMT oldugunu goriJrlerdi. Bu benim igin gergekten gok heyecan vericiydi. 
^unkij ilk galijmalarda DMT giJvenle kullanilmi? olmasina ve beynin dogal bir bile§imi olmasma rag- 
men bu ayni jenerasyon iJzerinde yapilan ilk galijmaydi. 

DMT, bilinen en temel ve gu^iij psikedelik. 

Dolayisiyla sadece bir klinik arajtirma bajlangici degildi. Son derece gijglu bir uyu§turucuyla yeni- 
den ba§layan klinik bir ara5tirmaydi Bu galijmalarin yapilabileceginden gok emindim. Rick de bu fikri- 
me katildi ve birkag gorijjmeden sonra 5U noktaya vardik: "Dave, peki tiJm bu kagit ijlerini halledip, 
iJzerinde bu kadar zaman harcadiktan ve incelemeye hazir olduktan sonra ya DMT ye ulajamazsam? 

Bu gergekten olasiydi gunkij klinik gri DMT, raflarda bir yerlerde bulunup kullanilan birjey degildi. 
Rick'e dedim ki: "Eger bu ajamaya gelirsen, kimse bajaramazsa, ben yapacagim. " Nihayet Rick bu 
noktaya ula5tiginda, ben de yapmam gerekeni yaptim ^alijmanin taslagi oldukga basitti: insanlara 
DMT ver ve olabildigince gok degijken olg. Bu tiJr arajtirmalari denetleyen denetim organlari tarafin- 
dan oniJme konabilecek bir surij engeli onceden tahmin etmeliydim Bu noktada pek gok denetim 
organi degil, birlejmi? olanlarla ugrajtigim yillik bir siJreg bajladi. ProtokoliJn bir tarafindaki gizgide 
UCLA'dan Daniel Freeman adinda bir psikiatrist vardi. Amerikan psikiatrisinin en bilge adamlarindan 
biriydi. 50 ve 60 'li yillarda psikedelik arajtirmalaria bu ije ba5lami5 kijilerdendi. Daniel Freeman'in 
bize soyledigi en onemli §ey §uydu: "psikoterapiye yakla$mayin bile. " "Zihinsel liastaliklari, alkoliz- 
mi ya da digerlerini iyile§tirmeyi unutun" Unutun gitsin. Bu, histeriyi ve korkulari uyandiracaktir. Sen 
bir bilim adamisin Rick ve bu konuya oyle yakia?. Temel, basit olgiJmler yap, kalp atijina, kardiovasku- 
ler baskilayicilara bak Bunu yapmakta sorun yajamazsin, bunu kurabilirsin ve bu verilere dayali ger- 
gek bilimdir. Rick dedigini yapti ve istediklerine, Danny'nin hig bahsetmedigi, galijmalarda aslinda hig 
niyet edilmeyen, planlanmayan hesaplara ula§ti. Ama bunlar iji gergekten ilging kilan ikincil etkilerdi. 
Rick Strassman, bir dergide, psikotropik bir gali5mada gonijllu olmak isteyen kijiler arandigini duyur- 
du. O zamanlar STP'den gelen DMT hakkmda bilgim yoktu Okuyup "Aman Allah'im, bu hi? iyi degil 
Bu i$e dahil olup, kimseye zarar gelmediginden emin olmaliyim. En azindan bu maddenin ger^ekte 
ne olduguna dair biraz duyarlilik olu$ur. " dedigimi hatirliyorum. 

Rick'in arajtirma hemjiresiyle bir partide tanijtim. halusinayona sebep olan peyote yi daha once 
kullandigimi duyunca beni bir kenara gekip: 

"ilgini gekebilecek birjey var. Siradiji bir arajtirma igin goniJlluler ariyoruz" dedi. Bazi katilimcilarin 
berbat olacagi konusunda endijelerim vardi beiki bu hig dogru bir kelime degil ama amaglari olabildi- 
gince gok uyujturucu denemek olan profesyonel insanlar var. Bunlarin her biri farkli seviyelerde halu- 
sinojen kullanmijlar. Her tiJrlu maddeyi denemeyi hayat misyonu haline getirmi? insanlar var. Bunla- 
rin dijinda bir de sadece meraklarini tatmin etmek isteyenler var. Bir keresinde uguja gegmeye hazir- 
lanirken Rick bana roller coasteri sevip sevmedigimi sordu. GokyiJzune kadar gikip sonra da diJnyaya 
gakilmak hissini sevip sevmedigimi "Hayir, nefret ederim" dedim Bu hig ho? degil. Sadece deneyip, 
olabildigince gok jey ogrenmek, kavramak ve bunda algakgonijllu olmak istedim. Yasal olarak detek- 
lenen psikedelik fikri gok ikna ediciydi. Ayrica, hastanedesiniz ve olur da oliJm korkusuyla huzursuz 
olursaniz en azindan doktorlaria birlikte giJvende olursunuz. Bu 50k keskin bir bigak. ^ok riskli ve in- 
sanlar neyle karji karjiya olduklarini biliyorlardi ve ekstra giJvence istediler. Oda da bir acil arabasi 



226 YAZILARIM 

olmasi ve acil durumlarda yardim edebilecek bir ekibin olmasindan memnundum. Hastane odasinda, 
tipki onceki deneyimde oldugu gibi kokular ve sesler, turn bu negatif jeyler geri d6nmu§tu bu gevre- 
nin iJstesinden gelinmesi gerekiyordu. ^unku nerede oldugumun onemi olmadigi konusunda bilgim 
yoktu. Bedenimin iginde degil, evrende bir yerlerde olacaktim. Nereden izlediginizin onemi yoktu, bir 
hastane odasi, amazonda bir orman, nerede oldugunuz onemli degildi; gunkij orada kalmayacaktiniz 
Kijisei ve sosyal ortam gok onemlidir, alinan maddeden bile daha onemli. Ki§inin zihin yapisi ve sosyal 
ortam herjey demektir. 

Gozleriniz bagiliyken bu ortam ne ifade eder? 

Bu ortam ne gordugunuz degildir, cunkij hicbir $ey gormezsiniz, sizin ozbenliginizdir bu ortam Og- 
rendiginiz $eyler, edindiginiz beceriler kendi ruhunuzun ve psikolojinizin icinde bulundugu durumdur. 

Bunlar sizin ki§isel ve sosyal ortaminizdir. Kijisel ve sosyal ortamla etkilejime gegen ilag, giJvenlik, 
huzur, beceri etkisi yaratarak daha buyiJk adimlar atmaniza daha buyiJk odiJller almaniza sebep olur, 
aksi takdirde dehjete kapilirsmz. Bu yiJzden, olecekler ya da feig gegirecekler diye fiziksel bir korku 
duymuyordum ama onlarin akil sagliklariyla ilgili endijelerim vardi. ozellikle de yiJksek doz sonrasi... 

Uyujturucuyla gok gegmiji olan bir adama bir doz verdik, kendisine bu onu gok etkilemi? gibi gel- 
memi?. Biraz daha yiJksek doz verdigimizde, adam ugtu. Gergekten ugtu, "jeytan" filmini hatirlatti 
bana. Kendinden gegti, yatagin iJzerine goktij, kocaman agilan gozleri kapkaraydi. Bajini derece don- 
diJrecek sandim. Rick'le birbirimize bakijtik ve joyle dedim kendi kendime, "sanirim adam gitti, uma- 
rim geri doner" ve dondij de... Geri sayim oliJme hazirlanmak gibiydi, teslimiyeti beklemek gibiydi. 
Damarlarinizin gekilmesiyle hissettiginiz soguklugu tarif etmek imkansiz. Sanki damarlarmizdan buz 
gegiyormu5 gibi... Ve daha sonra olan jey, kalp atijlarimin artmasi ve boynumun arkasi da yanmaya 
bajlamijti... Bu gayet inanilirdi, saat gibi diJzenli ijliyordu, beni DMT ile joka soktugunuz her an bu 
oldu. Sonra gittikge artan bir uguitu hissedersiniz. Her §eyin koptugu zamana kadar oldugum ya da 
bildigim tek jey bu sesti. Ses yiJkseldikge yiJkseldi.. Ta ki sese teslim olana dek Ve ijte oradasiniz... 
orada.! Once gogsiJmde, sonra da bajimda sicacik, fevkalade bir his vardi. , ing gapinda bir gubuk 
sanki omurga kanalindan igeri girmeye bajlami? gibiydi. Yavajga girip, gogsiJmde bir iliklik yaratip, 
ba§ima ilerliyor, Yavajliyor, gozlerimin arkasinda gorij? agima gok buyiJk bir basing uyguluyor ve ya- 
vajliyor. BiJyumeye bajliyor, ainim saglarimin gerisine dogru derisi gekiliyor. 

Fiziksel olarak bunu o kadar hissediyordum ki, derim agilacak sandim. Kafatasimdan yaklajik 1,5-2 
ing yukari dogru. ijte burda psikedelik sersemleme bajladi. OldiJgumu sandim. Beyaz bulutlari gor- 
diJm. Uyani5, bembeyaz pamuk gibi bulutlar, tanrilar, melekler gordiJm. OliJyor oldugumu dijjundum. 
Ama Sindy ve Rick'e joyle bir baktim da her ikisi de sakin sakin beni izliyorlardi. "iyi haber, bedenim 
gayet iyi gorijnuyor" diye dijjundum. Doguyor muydum ya da heniJz gergeklejmemi? oliJmu mij de- 
neyimliyordum aniayamadim.. ^unkij biliyordum ki, bu gibi durumlarda zaman unufak olur, zaman 
dogrusalinin higbir aniami kalmaz. Zamanin goktijgu ilahi makamdir burasi. insaniyetime ait tiJm ta- 
bakalar gittikge soyulup, dokiJluyor. Nihayet, Sonunda, nerdeyse son tabakada, bu tabakanin ne ol- 
dugunu tarif bile edemem ama sanki seni insan olarak tanimlayan bu son tabaka, ve puf... o da gitti. 
Artik bir insan degilsin, aslinda artik tanimlayabilecegin higbir jey degilsin Zaman kavrami yok, kafam 
gok kari5mi§ti. ^ok korktum, hayatim boyunca bu kadar korkmamijtim. Bedenimden kovulmu§tum. 
Bedenimi geride birakarak, sapma hizinda giderken, geriye dogru DNA'larimin iginden gegip diger 
taraftan evrene agildim. Bu beyaz ijigin tam altindan girdim. igine girer girmez, ayri olduguma dair 
tiJm hislerim yok oldu O an ne yapiyor oldugum, gegmi? ve gelecek hissi de... O kadar keyifliydi ki, 
hissettigim §ey, bu ben degildim, ben her jeydim. Ijigin ta kendisiydim, ne ayrilik, ne golgeler, ne de 
farklilik gegmi?, gelecek hissi de yoktu.. Sadece 5U an ve beyaz-sari bir 151k. Sonra bu ijiktan ajagi dij- 
5uyor oldugumu hissettim. Ijigin dijmdayken, ijigin tipki giJnejten kopan alevler gibi oldugunu fark 
ettim. DiJjerken, bu muhtejem ayrilmayi hissedebiliyordum Diger tarafa vardigimda, birdenbire ev- 
rendeydim, bu kocaman bojiuk ve varliklar.. Benimie bu varliklar arasinda uzanan pembe i5ikli gokku- 
5agina dokundum. Ve onu beyaz ijiga dondiJrmek istiyordum. Ama bu inanilmaz pembe 151k, ajk 
enerjisi ve sevgi kapasitesi, insanoglu olarak bizim sahip oldugumuz bir jeydi ve ben onlara bunu yol- 
lamaya galijiyordum. Oz bilincin sonsuz uzayinda yapilan bu meteorit seyahatte birden oniJmde re- 
simli puzzle desenii bir kapi belirdi. Kapi beni kendine gekiyor ve iginden vizildayarak hizlica gegiyo- 



YAZILARIM 227 

227 YAZILARIM 

rum Ama artik resimli puzzle desenii kapinin ne oldugunu biliyorum. Burasi insani varligmizm varabi- 
lecegi en son nokta. Burasi sizi insan olarak tanimlayan §eye gegi? kapisidir. Buradan gegip gittiginiz- 
de, insan olmanin otesine gegmeye bajlarsiniz ne kadar gok ilerlerseniz, insan olmaktan o kadar uzak- 
la§irsiniz Bu noktada bu kapi her§eydir. Burasi sizin insan olarak tanimlanmaniza neden olan her jey- 
dir. Burasi sizin... Bu kapi sizsiniz. Burasi tiJm gergekligin agiga giktigi 6z nokta. Aniamlarin olu§tugu, 
sembollerin aktigi, sarma? dola? oldugu nokta. Her bir dildeki her bir sembol ya da harf bu noktadan 
gikiyordu. Etrafima bakindim ve aniayabilmek igin her 5eyi igime gekmeye galijtim. Ama her yerde 
daha once gormedigim makinalar ve yapilar vardi Ne olduklarini hig bilmiyordum. Bilgisayar laboratu- 
arindaki bir magara adami gibiydim Higbir fikrim yoktu, ama buranin 50k ileri bir medeniyet oldugu- 
nun bilincindeydim. Ne tiJr bir yajam bigimiyse; bizim diJnyada bildigimizden gok daha ileriydiler Be- 
nim "oyuncak atlar" adini verdigim, birbirlerine kenetlenen, bagli, titrejen oyuncak atlar gibi gorunij- 
yorlar bana. Birbirlerine kenetleniyorlar ve sonsuz goriJnen bir gorsel bir desen olujturuyorlar. Ve sen 
igerde, dijarda, iginde, her yerde oluyorsun. Artik kelimeler kifayetsiz Uzayin dokusu sanki Meksika 
d6§emesi gibi renk cumbijju kaplami? her yeri Ama ayni zamanda topraktan, balgiktan yapilmi? gibi. 
DiJnyadaki bir jeyi ijaret ediyor ama diJnya degil. Goz yoktu ama sadece tanik olma hissi vardi. Bu 
inanilmaz kubbeli uzayda, herjeyden uzaklajtirilmijtim, iginde hayal edebilecek tiJm renkleri barindi- 
ran, mozaik camdan yapilmi§ bir katedral gibiydi. Son derece parlak ve canli renkler, gok bijyuk, muh- 
te§em bir dom yapi, kugiJk bir gezegen bijyuklugundeydi. Birde 5U kanatli yaratiklar vardi, tam olarak 
neye benzediklerini hatirlamiyorum. 

Melekler? 

Gorkemli bir §ekilde uzayda siJzulen melege benzer §eyler Bu kadar giJzel siJzulen bir §ey daha on- 
ce hig gormemijtim Orada sanki bajka bir alem vardi O anda hissettigim jey buranin ilahi alem oldu- 
guydu, ilahi alem. Bu bir dujiJnce gibi degil, ama sanki igine dogan bir farkina van? gibiydi. Hig kijisel 
degildi Ta ki ben tiJm ruhlarin yeniden dogmayi bekledigi yerde oldugumu aniayana kadar. Evet ora- 
daydim Daha once de defalarca gittigimi hatirladim Hayatimda ilk defa bu kadar huzurlu hissediyor- 
dum. Herjeyin ortusij kalkmijti, her umudun, korkunun, maddi diJnyayla baglantili herjey siyrilip 
gitmi^ti. OzgurdiJm, sadece oz ruh... ilacin etkisi ge^meye ba$layinca, bedene geri donmeye ba$la- 
digimi hissettim Evet bunu hatirliyorum Duyumsal farkindalikia biJtunlejme hissi tiJm bu deneyimle- 
rin bir pargasiydi. Bir bedene sahip olma ve biraz daha fiziksel varligi hissetmek Ah evet ijte burda- 
yim, bir bedende yajiyorum ve her jey yolunda. Laura goz kapaklarini oynatir. Ben ise gozlerimi ta- 
mamen agmadan soruyorum: 

Ne kadar zamandir burada degilim? 

Bilmem gerekiyordu. 

Rick cevap verir: "Yakla$ik 15 dakika". Bir an $ok oidum. Zihin bunu algiiamaya calisiyor. Cunkii 
deneyimin bilissel uyumsuzlugu da bu fikri yakaiamaya caiisiyordu. 15 dakika gitmigtim. 15 dakika 
icinde yillik deneyim. ^ok yogun, gok derin, gok jiddetliydi. Bir insanin hastane yataginda yajayabile- 
cegi en muhte5em jeydi. Turn evreni deneyimleyebilirler, ya$am, olijm, ikisi arasmda ne varsa... 
Bunun eglencelik oldugunu dujiJnmuyorum. 

Bu, herkesin ciddiyetsizce yapabilecegi bir$ey olmamali. 

Hayat donijjturucu birjey bu. Belkide sizi, higbir jey bilmediginizi fark ettirecek kadar sarsacak Ve 
bu da bilmenin bajlangici olacak. Burada gordijgumuz jey aslinda gergegin gok minik bir pargasi. Ya- 
jadigim bu derin uzay deneyimini, evrendeki diger varliklari, yajam birimlerini ispat etmenin hig bir 
yolunun olmamasi beni sarsiyordu. Beiki bir gijn medeniyet ger^ekten ilerleyecek ve bir nokta gele- 
cek ki tiJm bunlarm imkansiz oldugu, var olanin sadece gdrdijgumuz kadarmdan ibaret oldugu sap- 
lantismdan kurtulacagiz. 95'de galijmalari toparladim. Birkag yil ara vermek zorunda kaldim. Yapti- 
gim 5eyi agiklayamamanin verdigi, gittikge artan bir huzursuzluk duyuyordum. Sadece insanlari boyle 
bir deneyime siJruklemek yerine neler oldugunu ve ne yaptigimi agiklamaliydim. Insanlari boyle bir 
uguruma siJruklemek benim sorumsuzlugumdu. Tam olarak nerede oldugumu bilmemek, bu modeli 
aniamak, kabullenmek ve bu konuda rahat olmak gali§ma bittikten sonra beni depresyona siJrukleyen 
§ey spiritiJel bir fenomenle ugra§iyor olmamdi. TiJm bu deneyler bize gergegin yapisi, zihinlerimizin 



228 YAZILARIM 

yapisi, ya da beynimizin i§levi hakkinda ne soylijyor ki, kolaylikia bajka gergekliklere bu kadar hizli 
gegebiliyoruz? Bir adim geri gidelim ve bu deneylerin bize kendimiz, bilincimiz ve ikisinin ortak yajami 
hakkinda neler ogrettigine bakalim. Bana oyle geliyor ki, paralel ve alternatif evrenlere, buralardaki 
varlik alanlanna gegijie ilgili raporlara gore, DMT ile olujan jey, aslinda turn bunlari ki§inin kendi bi- 
lincinin yarattigini gosteriyor. Bilincin organi olan beyin kimyalari DMT tarafindan oyle degi5tiriliyordu 
ki, normalde elde edemeyecekleri bilgiye uiajabiiiyoriardi. 

DMT ve Ayahuska deneyimleri mevcut ve onlarin da kendi i$levleri var. Ama ayni zamanda bizim 
neyi gormemizi sagladigma bakacak olursak, filtreleme mekanizmasinm bir kac dakikaligma kaldiril- 
masidir, ve bir kac dakikaligina bir ce$it bilgi-data kiJresinden firlayip cikmak, girdilerin, duyusal girdi- 
lerin, hatiralarin, akia getirmelerin bilgi kiJresinden firlayip cikmak, sanki turn bunlarin gercekligini 
beyin olu$turuyor, deneyimlemekte oldugunuzu ve onceden deneyimlediklerinizi, $u ankileri, ve uzay 
zamanda nerede oldugumuzu, ve turn bunlari ili$kilendirilip sentezleyerek bize bir hikaye olu$turuyor. 

Turn bu bilgiyi i$leyen ve dunyamizdakilerle ilgili i$itmeyi yaratan beynimizdir. Fakat bu beynin 
iginde siki^ip kaldik. Halbuki spiritijel deneylerde kendilerinin otesine ge^tigini hissettiler. Belirii 
psikedelik deneyimlerde, inanilmaz algisal jeyler ve gejitii olaganiJstu jeyler yajanmaktadir. 

insanlar gergekten de beyinlerinin di$ina (ikabileceklerini hissederler. Deney aninda bu insanla- 
rin iginde neler olup bittigini gok iyi incelemeliyiz bunun fizyolojik olarak nasil gergeklejtigini aniamali, 
subjektif ve objectif olarak degerlendirebilmeliyiz. 

"Sadece bilim temelli agiklayalim, olsun bitsin" diyeceginizi sanmiyorum. Bu raporlari duydugumda 
ilk yaptigim jey bunun bir gejit psikolojik durum ya da beyin kimyasindaki bir bozukluk olarak yorum- 
ladim. Beyinde yaratik gorme olgusundan sorumlu bir boliJm var. Bu yeni bir olgu degil. 

Bin yildir farkli kultijrlerde, farkli alemlerdeki varliklardan liaberdar olundugu bilinmektedir. 
Yardimcilar, ruh, asistanlar, melekler, bunlarin hepsi, cesitii varliklar, mitolojide ve insanin farkli alem 
deneyimleri yasamasi esnasinda cok karsilasilan varliklar olmuslardir. Insanlarin bir sekilde bu iJc bo- 
yutlu fiziksel diJzlem di$inda bir yerlerde varolan varliklaria ileti$ime gectiklerine inanmiyorum. Ben 
bunu $6yle degerlendiriyorum: 

Peki, uyujturucu sizi iyile§tiriyor mu? Size yardimci mi oluyor? veya eline birjey mi veriyor? Sana 
kalan jey oralarda bir yerlerdeki varliklardan daha fazlasi olmali. 

En iyi psikedelik arajtirmacilari, bir ugujta gordiJkleri "gergeklikler"in bile aslinda gergek degil, sa- 
dece "yeni modeller", yeni "farzedelimki" alternatifleri oldugunu bilenlerdir. Bir harita ve net bir me- 
tod olmadikga, kiji farkli deneyimler yajayacaktir. Rapor edilen tiJm bu farkli deneyimler NDE'ler, 
oliJme yakin deneyimler, uzaylilaria karjilajmak ve onlarin adam kagirmasi, seksiJel ekstazi, bence 
bunlarin tamami aslinda birer fraktal (Kendi kendini tekrar eden ama sonsuza kadar kijgulen §ekilleri, 
kendine benzer bir cisimde cismi olu§turan pargalar ya da bile§enler cismin biJtununu). 

Ne kadar kijguk olursa olsun, fraktal geometrisi kavramini aniayabilirsek goriJruz ki, buyiJk resim- 
deki herjeyi iginde barindirmaktadir. Bu da tiJm bu deneyimleri mejru kilmaktadir. Bu fenomeni ha- 
lusinasyon veya hayal olarak kabul etmekyerine bence olayin mekanizmasmi incelemek daha faydali 
olur. Eger gergekse, o zaman bu nasil ijlemektedir? 

Mistisizm, din ile ilgili deneyimler, diger varliklaria karjilajmak, ve bunlargibi ileri siJrulen konular- 
la direk baglantili siradiji DUZENLi birfenomen var. 

ijte burdayiz. Oraya gergekten girip, kendi norobilimsel ger5:evenizdeki bu maddeye agiklik geti- 
remezseniz, kocaman bir bo§luk birakiyorsunuz demektir. Tipki ruyalarinizi, tiJm psikoaktif tepkilerini- 
zi agiklayabildiginiz gibi bu maddeyi de agiklayabilmelisiniz. 

DMT kullanimi aciklayici bir model, bizim bilincimizle maddi olmayan bir gercekligin bilinci arasin- 
da araci gorevinde. Ustelik kullani$li. DMT ile birlikte kelimeler yok. Deneyimin sonrasinda matema- 
tiksel terimlere daha sonra biJrunuyor. Ozellikle titre$im metaforuyla ilgileniyorum. 

Titre$imler yaratici sureti nasi! etkiliyorlar? 

Manevi alem ile normal alem arasmdaki ilijkinin anahtari budur. Bu pencere DMT ile agildi. Psike- 
delik uyujturuculari ya da diger farmakolojik madde gejitlerini kullanmak, insanin daha derin bir ger- 
geklik hissine sahip olmasina, gergegi daha temel bir diJzeyden aniamasina sebep olabilir. Ya5amin 
nasil i§ledigiyle ve bir insan olarak bu yajam sisteminin neresinde olduklarina ilijkin epey ilham sahibi 



YAZILARIM 229 

229 YAZILARIM 

olurlar. Benim deneyimimde DMT her nasilsa LSD'den, mantarlardan, peyote ve benzerlerinden daha 
buyuk bir cigir acti. 

Egitici, ileriki degijimleri, gelecegin yaratilmasini daha destekleyici kendi iginde daha gizemli. Bu 
kijgucuk jey nasil oluyorda bu idraki olujturabiliyor? 

Bu aslinda ba$ka bir ger^eklige ge(i$ kapisi. Peki ger^egin dogasi nedir? 

Ve bunu deneyimleyen biz insanlarin dogasi ne? 

Daha iyi aniayabilir miyiz bunu? 

Gergekligi daha temel seviyelerde aniamamiz mumkun mudiJr? 

Buna hazirlanmak igin neler yapmamiz gerekir? 

Paralel evrenler var, ya da bu en azindan modern fizigin teorisi. Evrenin fok bijyuk miktarmi, beiki 
% 95 yada daha fazlasmi olu$turan karanlik madde var. Normalde gorebildigimizden daha fazlasini 
gormek igin makina yerine beynimizi kullaniyoruz. §u ana kadar kejfedilen higbir bolgeyle alakasi 
olmayan, heniJz kejfedilmemi? alanlar mevcut. Yergekimi alani 1604 yilina kadar bilinmiyordu. Elekt- 
romanyetik alan 1830 lardan once bilinmiyordu. Matematiksel fizigin temel alanlari dedigimiz tiJm bu 
ornekler heniJz yeni kejifler. Karanlik enerji daha da yeni bir kejif ve bunun otesinde beIki daha ke?- 
fedilmeyi bekleyen 5eyler vardir ve de daha iJst boyutlar. Hala tanri kavramini gok kullanmiyorum. 
ama iJst boyutlarm varligma inaniyorum, ijstun ger^ekiik seviyelerine. artik inanmaya ba$liyorum ki 
beyin bilincin kaynagi degil. Ger^ek biz degil. Sanki kendisinden gok daha buyiJk bir §eyin frekans 
ayarlayicisi gibi. Bunlar spiritiJel deneyim mi yoksa fizyolojik siJregle mi yaratiliyorlar ya da beyin hali- 
hazirda devam etmekte olan birjeye mi tepki veriyor? Onemli olan 5U ki, kiji beynini spiritiJel dene- 
yimlere agma yolu bulabilir. Bunun, deneyimlerin ne hakkinda oldugu gergegini degijtirecegini san- 
miyorum. Eger Farmakoloji ya da psikofarmakolojinin psikedelik deneyimleri, dini ya da manevi dene- 
yimlerle ayni sonuglari vermeye bajlarsa bu da bize bu deneyimlerin insan beyninde nerelerde oluj- 
tugunu aniamamiza yardimci olcaktir. Ahlaki ve etik davranijlarin biyolojik temelini arajtiriyoruz ve o 
kadar eminim ki bence bu ilk dini deneyimler diJnya dinlerinin temel bilgilerini olujturuyor. Pineal 
yapi ve DMT iJzerinde arajtirmalar yapip, bulgularm iJzerinde dijjunmek aslinda bireysel arinma ve 
toplumsal aydmlanma siJrecini canlandirmak ve hizlandirmak igin dogal evrimlejmeyi etkileyen tanri- 
nin elidir. Ayaliuska deneyimlerim yijzunden kendimi spiritiJel bir insan olarak kabul ediyorum. Bu 
deneyimler olmasa asia bilemeyecegim jeyler ogrendim. Pekgok insan igin bu deneyimler gok tanidik 
ve gok kolay ya5anabiliyor gok az gayretle gok fazia bilgi ediniliyor. Bu da bir mucize. Normal gergekli- 
gin otesine gegmeyi ve beIki de hayatta kalabilmek igin gerekli bir bilgiyi elde etmeyi saglayan muci- 
zevi bir yol. Yeni tibbi tedavi yontemlerinden evreni daha iyi aniamaya, yajam degijtiren ilhamlara 
kadar uzanan tiJm bu dogal araglar bize daha fazIa bilgiyi arajtirabilme yetenegi kazandiriyor. Geze- 
genimizdeki yajami olumlu etkileyebilen araglar. 

Dr Strassman'in sorusuna cevap verecek olursak; 

Eger oyleyse... ne olacak? 

Bilincin (okmesi yuziinden, spiritiJel ve bilimsel bilgi birbirinden ayrilir. Her iki bilme tLirCi de bi- 
lim ve teknoloji igin biraraya gelmekte. Geleneksel dini bakija gore bu ekstra bir durum degil. insanli- 
gin bir sonraki evresine gegi? siJrecinin bir pargasi. 

Peki gelecekte psikedeliklerin en uygun modelini nasil bulacagiz? 

Psikedeliklerin gelecekte insanligin bir pargasi olacagini varsayarsak ki 5U an engellenmi? ve yasa- 
di§ilar, bu durum degijirse psikedelikler hakkinda rasyonel ve olgun arajtirmalara izin veren nasil bir 
sistem olujturacagiz? 

Bence asil sorun, bilime bu acayip alemin uygunlugunu ispat etmek olacaktir. O kadar da sagma 
degil. Mantiksiz kabul edilip, ilgi gosterilmeyen bir§ey olmamali. Aslinda yasak ilan edildigi igin ozelik- 
le ele alinmalidir. Ama kiji pire igin yorgan yakmak istemez. Bilime sadik kalmak gok onemlidir. Peki 
bu ne demektir? 

Neden beyinde "tanri dedekt6rij"gibi goriJnen bir boliJm var? 

Peki beynimizde bu gibi transandantal deneyimleri tetikleyen bir boliJmiJn olmasinin evrimsel 
avantajlari nelerdir? 



230 YAZILARIM 

Kabala'ya gore pineal yapi, bizim daha du$uk boyutumuzun i^ine nijfuz eden gok daha ileri bo- 
yutun tarn smiridir ve beynimizin tarn orta kismmda yer almaktadir. Descartes'! okudugumdan ha- 
tirladigim kadariyla O, bunun spiritiJel boyut ve maddi boyut arasinda bir arayiJz oldugunu dijjunu- 
yordu. Eskiden bunun aptaica bir fikir oldugunu du5undugumu hatirliyorum. §u anda ise gok ilging bir 
fikir gibi geliyor. Aradigimiz jey aslinda gergekten de orada. Burasi gegi? noktasi, giri? kapisi. Dolayisiy- 
la psikedeliklerin d6nu§turucu etkisi iJzerinde yogunlajtik. ama ayni zamanda bunun terside dogru. 
psikedeliklerin etkin olabilmesi igin donujiJm de gerekli. Postmodernizm deki en ince paradokslardan 
biridir bu. Psikedelikler donujiJm etkisine hem ihtiyag duyarlar hem de kendileri bu etkiyi yaratirlar. 

Ruh ile baglantimiz koptu. 

TOPLUM Bizi YILLARCA MADDJ ALEMJN TEK ALEM OLDUGU KONUSUNDA IKNA ETMEYE 
CALI§MI§TI. BU SAPLANTIDAN KURTULMANIN TEK YOLU RUH JLE TEKRAR iLETi§ME GECMEKTJ. 

Bunu yapabilmek igin otiarin yardimina ihtiyacimiz olduguna gergekten inaniyorum. ijimizin bir 
kismi da toplumu degijtirebilmek igin bunlara, bu ilaglara saygi duymak. Bu ilaglari iJretenlere saygi 
duyulabilir, iyilejtirilebilir. Herkesin bunu yapmaya ihtiyaci yok. Herkes bunu yapmak istemez ve buna 
gerek de yok. ama bunun bir kenara itilmemesi, iJzerinde arajtirma yapilmasi gerek gunkij yeni jey- 
ler, iginde bulundugumuz indirgeci toplumda ancak bu jekilde kabul goriJr. Yillar gegtikge, daha derin 
dijjundukge, bu bilejimler iJzerine yapilan galijmalardan elde edilebilecek bir jeyler olduguna inanan- 
larin sayisi da artmakta. Ogrenebilecegimiz gok jey var ve ozellikle geleneksel tedavi yontemlerinin 
ije yaramadigi, psikedelik modelin en uygun jekilde kullanildigi hasta ki§ilerde 50k faydali olabilir. 
Sanirim 5U anda yapilacak en onemli jey, son derece agik sozlij bigimde Ayahuska'nin uyu§turucu ve 
alkol bagimliligi olan insanlara yardimci olup olamayacagini sorgulamak ve cevaplamak. Biliyoruz ki, 
DMT ve benzer alkoloidler depresyondan da sorumlu reseptor alanlari iJzerinde (ok gij^lij etkiye 
sahipler. Benim deneyimde, alkol ve uyu§turucu kullanan insanlarin gogunlugu derin bir depresyonu 
veya anksiyeteyi kendi kendilerine tedavi etmektedirler. Birkag yildir psilosibin kullanma iznim var. 
Psilosibin, ileri seviyede kanser hastasi oldugu igin anksiyete sorunu ya$ayan hastalarm anksiyete- 
sini tedavide kullanilan halusinejik mantarlardaki aktif bir alkaliddir. 

Psilosibinin kimyasal yapisi 4- phosphorylixy-N,N-dimethyltryptamine dir. 

Bu kimyasal yapi DMTninkine gok benzemektedir. Sonug olarak, bu maddelerin tipki geleneksel 
tedavi yontemlerinde kullanildigi gibi, yine insanlari iyilejtirmek igin kullanilmalarini istiyorum. §imdi 
ise insanlara yardim etmenin yolu oliJmle yuzle§melerini saglamak. Bu, yaklajan olumuniJze olan 
bakijinizi tamamen degi§tirir. ister inanin ister inanmayin, oleceksiniz. Bu maddelerle madde otesi 
aleme gegi? yapacaginiz igin daha sonra yajayabileceginiz korkulari iJstunuzden atmi? olacaksiniz. 
§imdi 5unu dijjunmeye bajladim: 

Acaba biiing biyolojik dlijmden kurtulabilir mi? 

Beiki de psikiatri ve davranijsal farmakolojide iJzerinde galijtigimiz model yanlijtir. Beiki tam ter- 
sidir. Biling esasen evrendedir, madde de bunun bir sonucudur. DMT veya S-methoxy-DMT gibi mad- 
deleri kullanmak oliJm otesi deneyimlerine hazirlanmamiza yardimci olabilir. Gozlemledigimiz kada- 
riyla, oturum esnasmda deneyimin dogasi iJzerinde gok olumlu etkileri olmujtur. Sonrasmda da ruh 
halinin diJzelmesinde, anksiyete (endije) kontroliJnde, aci algilamasinda ve kanser hastalarinin yajam 
kaliteleri iJzerinde de olumlu etkileri olmujtur. Deneklerimizin gogu geri kalan zamanlarinda gok iyi 
idare etmijierdir. Bununia gergekten yiJzlejenler igin, ki bu yiJzlejmenin bir kismi psikedelikler yardi- 
miyla daha once varligmdan haberdar olmadiklari bir uzaya agilmalarini sagladi. Ve bir jekilde onlara 
oliJm otesine gegmenin, hayatta yaptiklarina daha farkli agidan bakmalarinin, yaptiklarindan memnun 
olmanin ne demek oldugunu gozleri oniJne serdi. Psikedelik seyahat, meditasyon ve benzeri jeyler 
yapanlar hemen hemen ayni aleme giriyorlar ve ayni bilgiyi elde ediyorlar. Eger bunu, bilimsel metod- 
la yaklajabilecegimiz normal bilim jekline d6niJ5tiJrebilirsek, o zaman DiJnya gezegeninde liayatta 
kalma yetenegimizi ve zekamizi geli$tirmi$ oluruz. 

Bizler oliJmliJyiJz. 

Olmekte olan bir gezegende ya§iyoruz, gezegenimizi oldiJriJyoruz. 

yani hastaligimiz gok ciddi. 

Bu yijzden de ijmitsizce bizi diger aleme ta$iyacak yeni bilgiler, fikirler bulmaya (ali$iyoruz. Ev- 



YAZILARIM 231 

231 YAZILARIM 

rimlejmek zorundayiz ve sanirim entellektiJel evrimimiz psikedeliklerin onculugiJne birakilabilir. Psi- 
kedelik deneyimin gijzeliginin tuzagma du$mezseniz eger dijnyayi degi$tirmek kolaydir. Psikedelik- 
lerle yajadiginiz da buna benzer bir jey zaten. ^unku bu, gergeklik avizesinin gok giJzel bir noktasin- 
dan bakmak gibidir. Artik bu noktada kristaller arasindan yansittiginiz jey de giJzel olacaktir. Ama... 
§imdi geri donelim, geri. Eger insanlara DMT ve ozellikle psikedelikler vermeye devam edersek sadece 
beyin kimyasini tamir etmeyebilir sadece ne olacagini gorelim. Arajtirmadan ogrendigim jeylerden 
bir tanesi de ilaglari verip ne oldugunu gormek istemiyorsunuz. Calais dogru kelime midir bilmiyorum 
ama akiima gelen ilk kelime. Eger insanlara boylesi bir agilim ya§atacaksaniz, bunu bir amag ugruna 
yapmalisiniz sadece bilimsel merakinizi tatmin etmek, daha akilli olmak igin degil, onlara yardimci 
olabilmek igin olmali. Bana gore, iki tarafi keskin bi^ak olarak, hem mesajlar, ruhlar ve varliklar 
dijnyasma a^iimakta; hem de bu maddeyi norolojinin, sosyolojinin ve yapilanmakta olan ger^ekii- 
gin asit banyosuna atmaktadir. TiJm bunlarm getirdigi ilim tanrilar, mesajlar ve ilhamlaria karijik 
dinsel bir deneyime benziyor ve aklin olaganustij yansiticisi gibi. Her iki alemde de ya$iyor olmamiz 
meraktan ya da beiki de e$siz olmamizdan kaynaklanmaktadir. 

SPiRJTUEL VE FiziKSEL DENEYJM YA§AMA KABJUYETiNE SAHJBJZ. 

SpiritiJel diJnyanin acendasi varsa eger, bize potansiyelimizin tamamini kullanmayi, agiga gikarma- 
yi amaglamaktadir. BeIki de toplumun uygarlajmasi igin §uan yaptigimiz segimler bizden 50k otelere 
yansiyacaktir. 

Bence DMT gergeklik, evren, kendimiz, biosfer ile ilgili hayal ettigimizden ?ok daha fazlasi oldugu 
hatirlatan gok gijglu bir hatirlaticidir. Oyle goriJnuyor ki bizim gergekligimiz tek gergeklik degil. Ara sira 
gatlaklar agiga gikabilir hatta kejfedilmek istiyor bile olabilirler. Biz insanlar bilgiye a?iz. Okullarda, 
kiliselerde, i? ve teknoloji alaninda bunu arajtirmak igin zaman, para ve sonsuz bir enerji harciyoruz. 
Bilgi gijgtur, bu yiJzden de bizim en buyiJk arajtirmamizdir. 

Dimethyltryptamine. 

Karma§ik bir adi olan ve bajka bir boyuta kapi agabilen bir molekiJl. 

Kimbilir beIki de gelecekteki evrimimizdir. 

Yorum: Du5unce diJnyanizda birgok yeni fikir iJretmenizi saglayacak bir konu oldugunu dijjunuyo- 
rum. insan beyni etkilerinden kopunca gok jeylerin farkina daha iyi variyor olabilir. Ancak birgok kiji- 
nin bundan zarar gordugij kesin. Lakin kontrollij bir uygulamada 50k onemli bilgilere kavu§ulacagi da 
kesin gibi. 



232 YAZILARIM 



FLOW: FOR LOVE OF WATER (2008) (Aki§: Su Sevgisi i?in) 

Yonetmen: Irena Salina 

Oyuncular: Maude Barlow, Shelly Brime and Anthony Burgmans 

Sure: 93 dk 

Her gezegende su olma gerekll olup, ya§amin gok bziJdur. 'Flow' belgesell bizim gok onemll kaynak 
olan suyun giderek azaldigini ve aggozliJluk eden insanin rahatsiz olacagi gergegi ve nedenleriyle yiJz- 
lejtiriyor. 

TURKCEALTYAZISI 

"Binlerce ki$i sevgisiz ya$ayabildi, ama hi( biri susuz ya$ayamazdi." 

W.H.Auden 

Her yil Ikl mllyondan fazia insan suyla bulajan hastaliklardan olmektedir. Bunlarin gogu be§ ya§in 
altindaki gocuklar. 

ABD' de milyonlar, her sabah uyanip musluklarini agiyor. Ama bilmiyorlar ki su kaynaklarina roket 
yakiti karijiyor. Kar§i kar§iya oldugumuz tehlikeyi gormeyelim diye buyiJk gabalar harciyorlar. DiJn- 
ya'da, petrol fiyatlari nedeniyle sijregeien bir sava; var, Ayni yolu izlersek, ayni $eyleri su i^in de 
ya$ariz, her $ey bugijn petrolde ya$adiklarimiz gibi olur. 

DiJnyanm temiz suyu tijkeniyor, Gelecekte insanlar temiz su ugruna her $eyi yapacaklar. 

Her jeylerini, tiJm birikimlerlnl, evierini verecekler. Su olmadan, hig bir jeyimiz olmaz, su olmadan 
hig bir hayat, hig bir kiJltur, hig bir toplum, hig bir ekonomi var olamaz. Su olmadan yeryiJzu var ola- 
maz. Gezegenimizi dijjunursek, her yanindan sular akan kocaman, yajayan bir kiJtle oldugunu gorebi- 
liriz, kitalarda sularin aktigi kanallari gorebiliriz. Bu sular akarak okyanuslarimiza ulajir. Okyanuslar, 
diJnyamizin kalbidir ve nefes alip verir. Suyu buharlajtirir ve hidrolojik dongijye geri koyar, daglarin 
tepelerinden ajirir, tekrar ajagi indirir, tipki dolajim sistemimiz gibi. Yani, gezegenimiz iJzerinde sij- 
rekli su dolajan dev bir viJcuttur. 

Su, gezegenimize hayat verir. 

Bizler de, tipki gezegenimiz gibi; % 70 su ve % 30 kati maddeden olujuruz. Bizim de bir kalbimiz 
var, 90.000 km uzunlugunda damarlarimiz var, diJnyada nasil bir su dongusij varsa, bizde de var. 

ABD'de su kaynaklari yijzunden hastalananlarm kayitlari tutulmamaktadir . Tahminler, her yil 
500 bin ile 7 milyon arasinda ki$inin musluk suyu kullanimmdan dolayi hastalandigidir. Sorunlardan 
biri de su $ebekelerinde virijsier, patojenler ve bakteriler gibi hastalik yaraticilarm varligidir. Hasta- 
liklarin gogunun yediklerinizle veya havadan bulajtigini dijjunebilirsiniz, ama % 40'i igme suyundan 
bulajmaktadir. Fabrikalar ve aritma tesislerinden gelen kimyasallar, roket yakiti, pestisidler (bocek 
zehirleri) ve tibbi ilaglar yok edilememektedir. insanlarin gogu su kaynaklari igin endije duymamakta- 
dir. ^unkij gogu $i$elenmi$ su almaktadir. Onlar igin bir haberimiz var, Basit bir du§ almayla bile 
kimyasallara maruz kalinmaktadir. Boylece, zararli maddeler deri yoluyla alinmaktadir. 

116.000'inden fazia insan yapimi kimyasal madde var. Bunlarin nasil etkile^tigi konusunda en 
ufak bir fikrimiz yok. 

Bu kimyasallar igin kobay olmaya bajladik. 

Karaciger bunlari bedenimizden attigmda ne oluyor? 

Dijki ile tuvalete ve kanalizasyona, oradan yeralti sularina, sonra nehirlere gidiyor, suyu nehirler- 
den aliyoruz ve su §ebekesine karijiyor ve yine igiyoruz. Bu ilag ve kozmetikler, sorun bunlarda, ViJcu- 
dumuzun kimyasini degijtiriyorlar ve bize zarar veriyorlar... 

Ye$il devrimin Hindistan'a kimyasal tarimi getirdigi son 30 yildir, su sistemlerimizde iki sorun or- 
taya gikmi$tir. 

Birincisi, ekinler igin fazia su kullanilmi§tir, kimyasallarin goziJlmesi igin daha gok suya ihtiyag du- 
yulmujtur. bu ayni miktarda uriJn igin 5-10 kat daha fazia su kullanimi demek . 

DiJnya suyunun % 70'i tarim, % 20'si endijstri, % lO'u ise bizim tijketimimizdedir. Tarim ve en- 



YAZILARIM 233 

233 YAZILARIM 

diJstri kullanicilan, kendilerinin daha fazia suya ihtiyaglan oldugunu soylijyorlar ve tabii ki ekinlerin 
bijyumesi igin daha gok pestisid ve kimyasala da ihtiyag var. Bu kimyasallarm toprakta suyla bulu$- 
masi, iyi bir birliktelik degil... 

Meksika'da tarim arazileri yakmmda ya$ayanlarda dogum kusurlari artti. Avrupa'da pestisidlerin 
kullanildigi alanlarda iJretkenlik dijjuje ge?ti. Tazmanya'da yogun pestisid kullanimi sonrasinda kan- 
ser vakalari % 200 artti. 

Laboratuvar (ali$malarinda, son 5 yilda Seine Nehri'ndeki baliklarm cinsiyet degi$tirdigini belir- 
ledik. ARTIK SADECE DJ^J BALIKLAR VAR, ERKEK BAUKLAR YOK. (Aman Ya Rabbi e§cinsel baliklarda 
var) 

Teksas'ta incelenen baliklarm hepsinin dokularinda prozac bulundu. ~"^ 

Esas problem, gozumun olmamasi. 

Ne olursa olsun siJrekli su igmek zorundayiz. 

Tanriya inansaniz bile, kirlilikyayilmaya devam ediyor. 

EndiJstriyel zehirler suyla yayiliyor ayibakliklar, balinalar, kutup ayilari, baliklar ve Eskimo anneleri- 
nin siJtlerinde bile varlar. Bu kimyasallarm sava? igin iJretildiklerini unutmamak gerekir. Bunlar, kitle 
imha silahlaridir. Hepsi sava? sistemi sonucunda ortaya gikmijtir. §imdi de, igme suyumuzun igindeler. 
Abartiliyor gibi gelse de, aslmda hig abartmiyoruz. Bu oyle 50-100 yil iginde olacak bir §ey degil, §imdi 
oluyor. insanlar, hiJkumetlerinde su kaynaklarmi koruyanlarm oldugunu saniyor, Oysa durum oyle 
degil. Bunlardan en sira diji ornek, ABD'de en fazIa kullanilan bocek ilaci olan atrazine ile ilgili. 

Atrazine bir bitki oldurijcu ve ot kirandir. Misir gibi ijrunierin uretiminde kullanilir. jgme suyun- 
da, yeralti ve yijzey sularmda bulunan bir numarali kirleticidir. 

ATRAZINE isve? firmasi SYNGENTA tarafmdan iJretilmektedir. SYNGENTA tarim kimyasallari iJreten 
5irketlerin en bijyugudur. Once, atrazine iJreticisi Syngenta ile aniajma yaptik; konu atrazine'in hor- 
monal diJzeni bozup bozmadigmi aniamakti. Yani tiroid, testesteron, ostrojen gibi hormonlaria tepki- 
ye girip girmediginin belirlenmesiydi. Atrazine'in bir dizi farkli etkisi vardi, ama en onemlisi erkek 
kurbagalari kisirla$tirmasiydi. Buna kimyasal hadim etme diyebiliriz. Ustelik sadece hadim etmekle 
kalmiyor, kurbagalara di$i ozelligi de kazandiriyordu. Bir ba^ka deyi^le, erkek kurbagalar yumurtalik 
sahibi oluyor ve yumurtluyorlardi. Baliklarda da benzer etkiler goriJluyordu. Sperm sayilari azaliyor ve 
yumurta sarisi protein iJretiyorlardi. §imdi, bunun aniami: Atrazinin erkeklerde ciddi bir sperm sayisi 
du$uklugune neden oldugu mudur? 

Bilimsel veriler atrazinin bu konuda ciddi bir rolij olabilecegini ortaya koymaktadir. ABD'de sperm 
sayilarinm dijjmesinin nedeni olarak pestisidler suglaniyor. Atrazine iJreten bazi fabrikalarda galijan 
erkeklerde prostat kanseri, Atrazin'li su kullanan kadmlarda yapilan arajtirmalarda da gogiJs kanseri 
vakalarina rastlanmijtir. 

Fetuslar (cenin) suda yajadigi igin bu konuda incelenmelidir. FetiJsler amniyotik (Rahim igindeki si- 
vi) siviyi igtiginden kimyasallara maruz kalabilir. 

TUM AVRUPA BiRLiGi ULKELERJNDE ATRAZJNE YASAKLANMI§TIR. Aslmda dogrusu bu, gunkij At- 
razine yagmur suyuyla, 1.000 km yol alabilir. ABD'de 40 milyon kg atrazinin 250.000 kg'lik bolumij 
yagmur suyu ile geri gelmektedir. 

KOMiK OLANI JSE, BJLDiGJNizi DU§UNUYORUM, ABD'YE 40 MILYON KG SATI§ YAPAN AVRUPA 
§iRKETiNiN KENDi ULKESJNDE ATRAZInIN YASAK OLMASIDIR. 

Bush doneminde ^evre Koruma Ajansi, biz onlara dava agtiktan sonra, bu sorunia ilgili bir jeyler 
yapiyor gibi goriJnmeleri gerektigine karar verdi. Atrazine iJreticileriyle masaya oturdular; 50 kez bir 
araya geldiler ve bir anla§maya vardilar. Ama gorijjmeler, Atrazinle ilgili ne bir yasaklama, ne de bir 



Prozac: llag tedavisinin ilk birkag ay ozellikle sirasinda, intihar du5unce ve davrani5lan gocuk ve ergenlerde 
major depresif bozukluk (MDB) ve diger psikiyatrik bozukluklaria riskini artirabilir. Kendini intihar risklnl artir- 
maktadir depresyon risk!, kllnik Ihtlyaci Ile dengell olmalidir. Tedavlsl ba5ladigmda her ya5ta hasta Ile k6tule5en, 
Intihar eglllml ve ali5ilmadik davrani5 degl5lkllklerl kllnik Igin yakmdan gozlemlemek. Tavslye alle ve bakicilar 
yakindan hasta gozlemlemek ve gerektiglnde regeteyl Iletl5lm. 



234 YAZILARIM 

haciz i^lemi yapilmasini sagladi. 2006'da, ^evre koruma kurumu ATRAZIN'in bir zarara neden olma- 
yacagmi belirtti. 

Boyle berbat bir §eyi daha once gormedim. Kimyasali dokiJveriyorlar. Hepsi bu insanlar igin kutsal 
olan Titicaca GoliJ'ne gidiyor. Burasi agik oldugu igin ne yaptiklanni gorebiliyoruz. Nehrin diger bolum- 
lerine ne yaptiklanni goremiyorsunuz. Burada yaptiklan, betonlann altina saklamak; temizleyecek 
halleri yok ya, boylece goriJnmeyecek, ama her zamanki gibi kokacak. Mezbahadan gelen kan ve atik- 
larin karijtigi su koktugu igin derenin iJstunu kapatiyorlar. Burada su §ebekesi yok ve herkes nehri 
kullanmak zorunda. Aniamama yardimci olun, Suez, buraya 80 milyon dolarlik aritma tesisi kurdu- 
gunu soylijyor. Sadece bu konuda yalan soylemediler, pis suyu da Titicaca goliJne dokiJlen nehre mi 
yonlendirdiler? Evet. Bu nehir kenti boydan boya gegiyor ve kente de ayni jeyi yapiyorlar. Geleneksel 
olarak su, hiJkumetler tarafindan bir kamu hizmeti olarak dagitilir. Ama, son 10 senedir, Avrupa'nin 3 
buyiJk su jirketi diJnyanin bir gok yerine kar amagli su dagitimi yapmaya bajladi. ^ok gijgluler. UgiJ de 
dunyanin en zengin 500 jirketinde ilk 100 iginde. ^ok hizli bijyuyorlar. Fakir ve gelijmekte olan iJlke- 
ler, su kontroliJnu Avrupali veya kar amagli gok uluslu jirketlere vermeye zorlanmaktadirlar. Suez, su 
dagitimi ve aritiminda dunyanin lider iki jirketinden birisidir. Bir Fransiz §irketinde galijiyorum, Viven- 
di denilen buyiJk su operatorij, "Vivendi Environment" lOO'den fazia iJlkede galijmaktayiz. Bu iji 
neredeyse yildir yapiyoruz. Yani, su ijinde gok uzun donemdir variz. 

§urasi Suez'in yan kuruluju "Aguas del lllimani" Buradaki su kirlendi. §imdi temiz goriJnuyor, ama 
bir sure once siyah akiyordu. sonra bir sure de kurtlu akti. Buradaki gocuklari su igmekten alikoymak 
gok zor, bu su onlari hasta ediyor. 

Ozellejtirmenin amaci. La Paz ve El Alto kentlerine igme suyu ve kanalizasyon §ebekesi yapilmasini 
saglamakti. Ancak, bu siJreg boyunca. El Alto'da 208.000 kijinin igme suyu hizmeti sonlandirildi. Aguas 
del lllimani (Suez'in yan kuruluju) "Ne kadar 50k su, O kadar hayat" Suyumuz ve elektrigimiz yok. Bu 
tozlu yollar ustumuzij bajimizi kirletiyor... Bize pismijiz gibi davraniyorlar... Biz de boyle tozlu goriJn- 
mek istemiyoruz ama ne yapalim suyumuz yok. Bizler zar zor yajayan miJtevazi insanlariz, Sadece 
tiJkettiklerimizi odeyebiliriz. Eger buralar ozellejtirilirse bunlar i^in yeterince paramiz olmayacak. 
Aguas del lllimani'nin gitmesi gerektigini soylijyoruz. Bir gok komjumuzun suyu ve kanalizasyonu yok. 
Muhtemelen iJlkenizdeki gazetelerden biliyorsunuzdur... biz Bolivya'da gok aci gekiyoruz. Politikacila- 
rimizi satin alabilirsiniz ama bizi satin alamazsiniz. Burasi, her 10 gocuktan birinin 5 ya$ina gelmeden 
oldugij bir ijlke. Bu oliJmlerin gogunun nedeni temiz igme suyu olmamasi. Bu nedenle. El Alto'lular 
"su 6zelle§tirilmesin" diyorlarsa temiz suya ulajamazlarsa gocuklarinin sagliklarinin risk altinda ola- 
cagidir. 1999'da Bolivya hiJkumeti Cochabamba kentindeki su jebekesini ozellejtirdi. Cochabamba'li- 
lar gok uluslu Bechtel jirketinden kurtulmak igin sokaklara dokiJldu, gatijma bajladi. Bolivya'nin Coc- 
habamba ve El Alto jehirlerinin su sistemleri niye ozellejtirildi? Bu Bolivyalilarin "iyi fikir" diyerek 
istemesiyle olmadi. Ozelle§tirme DiJnya Bankasi tarafindan dayatildi. 

1997'de DiJnya Bankasi Bolivya'ya Cochabamba, El Alto ve La Paz'in su sistemlerini ozellejtirmez- 
seniz, verilen kredileri iptal edecegi tehdidinde bulundu. Ben ozellejtirmenin bir hayat memat mese- 
lesi oldugunu dujunijyorum. Hayat \g\n miJcadele boylece ya§am devam edebilir. ^ocuklarimiz, torun- 
larimiz igin ve hepimizin keyif alacagi jeyler igin... Onurlu, keyifli bir ya§am igin sava§mak, ya da acilar- 
la dolu giJvensiz bir ya5ami kabul etmek ki aslinda bu yajamak degil... 

Ocak 2007: Bolivya hiJkumeti Suez'in kontratini feshetti ve La Paz'lilara su jebekelerini geri verdi. 

19 EyliJl 2000'de annem mide agrisi gekiyordu. 3 giJn sonra oldij. Nehirden aldigimiz kirii sudan igi- 
yordu. Ben ilk gocuguyum, her jeye ozen gosteririm. Ama ijsizim ve annem ardinda bir surij gocuk 
birakti. Sorumluluklarimdan bunaldim. ^ocuklar okula gitmeli ama gonderecek giJcum yok. Evierimize 
musluk suyu baglayacaklarma soz verdiler. Ama bu su bedava degil ve bizim paramiz yok. O yiJzden 
yine dereden su almaya bajladik. Saglik Departmanindan geldiler. Mikroplari oldiJrmek igin kullandi- 
gimiz nehir suyuna tablet atmamiz gerektigini soylediler. Suyu nehirden alsaniz bile, tableti 
dijkkandan satin almaniz gerek. Buna da para gerekiyor. Bu nedenle bazen suyu oylece igiyoruz. 
Korkuyoruz, ama su hayatimizda o kadar onemli ki, onu nehirden almak zorunda kaliyoruz. Be? saattir 
burada bekliyoruz. Su bazen geliyor, bazen gelmiyor. Bazen susuz 4 hafta gegiriyoruz... Her giJn gelip 
agiyoruz. Ama su yok, hig bir §ey yok. Maliyeti karjilama fikri gunumuziJn yeni incili. GiJney Afrika'da 



YAZILARIM 235 

235 YAZILARIM 

herkes aldigi hizmet karjiligini odemek zorundadir. 

Zengin insanlar igin bu sorun degil, ancak i? gergekten de fakir olanlara gelince, bir dolardan az 
olan 5 rand bile onlar igin gok para. En fakirleri sadece bir kova su alabiliyorlar. Bir kova suyu almak 
igin ne kadar gali§tiklarini bir bilseniz. Ayni miktarda su alabilmek igin §ehirdeki bir zenginden daha 
fazia fali§mak zorunda kaliyorlar, bu haksizlik. 

SUYUNUZ YOKSA YOKSULLUGU AZALTMAYI UNUTUN, gUNKU BUGUN SU BJR QOK HASTALIGIN 
TEMEL KAYNAGI. AIDS' den ve sava$lardan daha (ok dldurijyor. 

Temiz igme suyu olmayan insan sayismi yariya indirmekte kararliyiz. i§imiz gok zor. Ozel sektoriJn 
uzmanligini insanlarin ortak yararina kullanmak zorundayiz. Gorelim bakalim... Biz Suez firmasmdaniz. 
Bu ozel 5irketler gelijmekte olan iJlkelere gittiginde, once halk tarafindan su getirecekleri ve yatirim 
yapacaklari igin iyi kar^ilaniyorlardi. Ama insanlarin aniamadigi $ey, onlarin yeni yatirimlar getirme- 
digiydi. Halk bu hizmet igin DiJnya Bankasina odeme yapiyordu. Geldikten sonra fiyatlari yiJkselttiler, 
iyi ve kaliteli su sunmadilar, yoksul insanlarin sularini kestiler, kamu gbrevlilerini i§ten gikarttilar, yap- 
tiklari bir kiyimdi. Yoksul bolgelere su getirdiler; ama getirdikleri bolgelerde o suyu elde etmek igin 
kugiJk bir kart kullanmaniz gerekiyordu. Bu iJlke beiki, on odemeli sayaglarin kullanildigi yeni teknolo- 
jinin onderi olabilir. Bu kitap on odemeli sayaglarin nasil kullanilacagini aniatiyor. Ama ingilizce yazil- 
mi5 ve buradaki insanlarin yarisindan gogu ingilizce bilmiyor. Su ifin pe§in para odemeleri gerektigini 
idrak ettiler. Suya alabilmek i^in elinizde bu jetonlardan olmali, su almak istiyorsam kovami $uraya 
koymaliyim, jetonu da buraya, GorduniJz mij, suyu almanin tek yolu bu. Aslinda insanlarin du^unme 
tarzlarini, kiJlturlerini degi§tirerek, odeme yapmak zorunda olduklarini ogrettik. Odemeye zorlama- 
maliyiz, istedikleri igin odemeliler. 

Hig bir §eyi olmayan bir kadina, "su alman i^in karti buraya takip, karttaki para kadar su alabilir- 
sin" demenin bir manasi yok, O kadin ne yapar? 

Nehre gidip, kirii suyu alir ve sonra koleradan oliJr! Sonra da hijyen bilmiyorlar dersiniz... Buradaki 
insanlar bilmiyor... Onlara sorduk. Pejin odemeli sayaglarin konulacagini bilmiyorlar. Bajka janslari 
yok!.. Bu insanlar yoksul, segme janslari yok, Bu siJrecin sonuglari hakkinda bilgi verilmiyor. Sayacin 
on odemeli oldugunun farkmda bile degiller. Bu inanilmaz, bana hakaret ediyorsunuz! Biz gidiyoruz. 
insanlar ne tijketiyorsa bedelini odemeliler. 

Post-liberasyon posterleri ne diyordu... bedava su, bedava elektrik, herkes igin ev. 

Ama gergekte ne oldu? 

HiJkumet kojullari iyile5tirecegiz diyerek; insanlari evierinden gikartti, elektriklerini, suyunu kesti. 
ijte o zaman, agikga, "yasadi$i olarak hepsini yeniden baglayacagiz" demeye bajladilar. §ehir jebe- 
kesine bu jekilde baglanan mahalleler var. Burada kadin muslukgular var, bu iji erkeklerden ogrendik, 
gunkij erkekler olmadigi zaman suyu baglayan ve ijigi yakan biziz. Ne zaman ki su kesiliyor, savajmaya 
bajliyoruz. Yani, bildiginiz gibi boyle depolardan ve bunun gibi yerlerden su almaya galijiyoruz. Okul- 
da Sudan bahsediyorlar. Su, gok ama gok degerli. Su oyle onemli ki, siz de biliyorsunuz, her zaman 
suya ihtiyacimiz var. Ne yapacagiz bilmiyoruz. 

"insanlik i^in su" denmesinde bizim agimizdan bir sorun yok. "Su ticari bir meta olmamalidir" de- 
nilmesi de bizim igin sorun degil. Biz burada ijletmeciyiz, otel ijletmecileri gibi; Sistemi ijletiyoruz, 
gijnku deneyimliyiz. Bilgi birikimimizi satiyoruz. Biz de uzmanlik var. Bizde teknoloji var. Eviere su 
getiren buyiJk jebekelerin nasil kurulacagini biliyoruz. 

GiJniJmiJzde, her gun su kaynakli hastaliklardan bin ki$i olijyor. 

ideal olan; herkese temiz su getirmek olmali. Bu jirketlerin 150 yillik gegmiji var, bankerler tara- 
findan kuruldular. ijte bilmeniz gereken bu. Bu gokuluslu jirketlerin hayirsever kurulujiar olmadigi 
gok agik. Bu jirketlerin kalkinmaya yonelik gelijtirdigi "soylem" bir rezalet. Bu §irketler "SUYU GETi- 
REREK YOKSULLUGA SON VERECEGiZ" diyorlar. Ama, odeme yapamayan insanlara su getirmek igin 
Vivendi paydajlari 10-15 yil nasil beklesinler. Bu onlarin hig ilgisini gekmez. Yatirimcilariniza kar vaadi 
veriyorsaniz, topluma ihtiyaci olan kaliteli su, saglik ya da egitim hizmeti veremezsiniz. Bu temel ku- 
raldir. insanlar; suyun tanrilar tarafindan cennetten gonderildigine inaniyorlar. O halde suya neden 
para odesinler? Eger su borular ve muslukia geliyorsa, bu i§te buyiJk paralar donijyor demektir. Bu 



236 YAZILARIM 

§ehri idare etmek igin paraya ihtiyaciniz oldugunu biliyoruz. Ama siz bu parayi, odeme yapamayacak 
insanlardan almaya kararli misiniz? Birle$mi$ Milletler'in milenyum hedeflerinden biri, 2015'de i^me 
suyuna eri§emeyen insan sayismi yari yariya azaltmak. Ama, ayni yontemlerle igme suyu saglamaya 
devam edilirse, yani merkezi sistemden su borularia tajinmaya devam edilirse, kirsalda; kijguk toplu- 
luklar halinde yajandigi igin maliyetin altindan kalkamazsiniz. Bu nedenle farkli bir goztim iJretilmeli- 
dir. Hindistan'da neredeyse herkesin biyolojik olarak kirlenmi; suyla ilgili bir anisi vardir. Benimki 
ise, kuzenimi ishal nedeniyle kaybettim. O zamanlar kijguk bir gocuktum. BuyuyiJp, kendi gocuklarima 
sahip olduktan sonra teyzelerim ve amcalarimin nasil bir felaket yajadiklarini aniadim. 

1920'li yillardan beri ultraviyole'nin sudaki mikroplari oldurdugij bilinmekte. Akiima, Ultraviyole 
ile sulari az maliyetle dezenfekte etme fikri geldi, ba$ka kimse bunu yapmiyordu. Bu, dnceleri cok 
ki$i tarafindan uygulanmi$ olmaliydi, ama kimse yapmamigti. 

Andhra Pradesh eyaletinde resmi kayitlara gore gecen yil 70 bin ki$inin kirii icme suyundan oldu- 
gunu biliyoruz; evet, 2 km'likyurume mesafesi icerisinde su vardi, ama Hindistan'da yuzbinlerce insan 
kirIi icme suyu nedeniyle hayatini kaybediyor. UV filtrasyonu gelmeden once kuyular ve derelerden su 
igerdik. Kolera gibi pek gok hastaliga yakalanirdik. Sistemin bakimi, yerel toplum tarafindan yapilabilir. 
Suya verdikleri para oylesine az ki, sistemi galijtirmasi igin birini ije alabilirler. Maliyet uygunsa, hig 
saglikli igme suyuna sahip olmami? bir halk, kendini amorti eden saglikli su modelini gergeklejtirebilir. 
Eviere posta dagitmaya gittigimde, herkes, bu igme suyu geldikten sonra hayatlarinin nasil daha iyi 
hale geldigini aniatiyorlar. Su bizim igin iyiyse, biz kocamaniz, 5U kijguk tavuklar igin nasil olacagini 
dijjunsenize. Onceden tavuklarim sudan hasta olduklari igin ilag kullanirdim. Her bir tavuk igin 2 ru- 
pee maliyet. Ama artik tavuklarim hastalanmiyor. Bu nedenle gok mutluyum. Yilda, bir ki§i i^in gijnde 
10 litrelik gijvenii su yakla$ik 2 dolara ma! olmakta. GiJnde 1 dolardan az kazanan insanlar igin bile 
senede 2 dolar vermek bir sorun olmaz. Bu teknolojiden giJnde yakla5ik 300 bin kiji yararlanmakta. 
Buna ihtiyaci olanlarla oranlarsak, gok az. Daha gok yol almamiz lazim. Yardim kurulu5larinin fonlari- 
nin gogu fakir iJlkelere verilir, ama bu iJlkelerde sadece politik ve ekonomik gijg sahibi olanlara su 
saglanir. Kendileri giJvenli suya kavu§ur kavu§maz, iJlkenin kalan bolumij igin su saglama istekleri bir 
anda isteksizlige d6nu§ur. Kendileri istediklerini elde ettiklerinden digerleri gecekondularda yajayabi- 
lir ve bulduklari sulari igebilirler. Yillardir, insanlar suyu gantada keklik gibi gorijyorlar. Suyun nereden 
geldigi ile ilgili hig dijjunmuyorlar. Muslugu agtiklarinda suyun akmasini bekliyorlar. Artik, giJzel giJn- 
lerin sonu geldi. 

SONSUZA DEK SUYUMUZUN OLACAGI GORU^U QOK YANLI§. Kaliforniya'nm 20 senelik suyu kal- 
di. New Mexico'nun 10 senelik. Yeni golf sahalari yaparlarsa, bu sijreyi 5 yila kadar du$urebilirler. 
Arizona, Florida ve hatta buyiJk goller igin bile bu soz konusu. 

Nil Nehri artik denize akamiyor. Colorado Nehri ve ^in'in San Nehri de. Artik bu nehirlerin buyiJk 
bir bolumiJ denizlere akamiyorlar. Bu sorunun uzakta oldugu fikrinden kurtulun, daha gok zamanimiz 
var fikrini akiinizdan silin. Zaman kalmadi. Gezegenimizin su kaynaklarmi hakir gorijyoruz, ama bu 
(ok aptaica, gunkij onlara bagimliyiz. Ya$amak i^in suya gereksinmemiz var. Eger suyumuz olmazsa, 
bir ya da iki gun hayatta kalabiliriz. BJUM JNSANLARININ YILLARDIR YAPTIGI QAU^MALAR VE ELDE 
EDiLEN MiLYONLARCA VERJYE GORE, 6 . NESUN YOK OLMASIYLA KAR§I KAR§IYAYIZ. yok olan 5. 
nesil dinazorlardi. Hani 5U filmleri bilirsiniz, uzaydan diJnyaya bir kuyrukluyildiz gelir. ve aniden hukij- 
metler, "amanin, aslinda aramizda buyiJk farklar yok, nasi! olsa hepimiz yakinda olecegiz" derler ya. 
i§te iginde bulundugumuz durum budur. Yaklajan bir kuyruklu yildiz var. Biz ona "SU KITLIGI" diyoruz. 
ikiim degijikligi buyiJk bir sorun. insanlar ikiimleri degijtiriyorlar, bununia ilgili deliller halihazirda 
elimizde. ikIim degijikliginin en buyiJk etkisi su kaynaklarimiz iJzerinde olacak. insanin seller ve kurak- 
liklar yuziJnden oldugunu ve kiJresel isinma nedeniyle olujan sosyal karijikliklar gorecegiz. Aslinda 
trajik olan insanlarin §u anda son derece bilingli olmasi, ama bu biling jirket karlari igin kullaniliyor. 

"Allah'im, suyumuz tijkeniyor, suya buyiJk yatirimlar yapmaliyiz, su ne kadar da kotij idare edili- 
yor" 

Bunun hemen ardindan gelinen nokta "onu dzelle$tirmeliyiz, o zaman daha verimli kullanabiliriz 
ve herkes daha iyi olabilir" Tabi ki bunlarin hepsi laf salatasi, tamamen aptallik. Temelde bu insanlar 
su satarak para kazanmak istiyorlar. Ozel jirketlere gore su, satija sunulmali, herhangi bir mal gibi 



YAZILARIM 237 

237 YAZILARIM 

satilabilmeli, KiJresel endustri'de su, elektrik ve petrolden sonra 400 milyar dolarlik hacmiyle 3. 
sirada yer aliyor. Ben bir yejil, bir de mavi satin aldim ve sarinin da yarisini almak iJzereyim. Pazar 
son derece ahlakdiji. Kirlenme ve kitlik bahane edilerek. Sizi, suyu ihtiyaci olanlara degil, parasi olan- 
lara satmaniza yonlendiriyor. Su sektdrij, son 20 yilda kijresel ekonominin 2-3 kati kadar bijyudu. 
Suyla ilgili jirketleri satin almak, suyun kontroliJnu, nasil dagitilacagi saglayacak; bunu bajanrsaniz 
oniJmuzdeki 10-20 yil igin en iyi yatirim olanagini elde etmijsiniz demektir. 

insanlar diyor ki: Su da hava gibi, hava i^in herhangi bir bedel odijyor muyuz? tabii ki hayir" 

"Oyleyse, su ifin de bir bedel odemememiz gerekir" tamam, ne olacagini gorecegiz!.. §i5e suyu 
tiJm diJnyada musluk suyundan daha giJvenli oldugu igin milyonlarca ki§i tarafmdan kullanilmakta. 
FDA'ya gore, ABD'de milyarlarca dolarlik $i$e suyunu denetleyenlerin sayisi bir ki$iden az. Bunun 
aniami: fakir insanlarin gaiijtigi sektorlerden birinin de sularin jijeienmesi oldugu. FDA'ya ne tiJr jije- 
lenmi? su diye sorarsaniz size "hi^ fikrimiz yok" diyeceklerdir. ABD'liler gegen yil 31 milyar jije suyu 
satin aldilar. Buna 10.8 milyar dolar odediler. 

DiJnyada her yil $i$e suyuna 100 milyar dolar harcaniyor. 

Bu nasil bir aptallik. 

insanlar neden jijelenmi? su igin para odesinler. Bunun nedenini aniamak igin Kaliforniya'nin goz- 
de restoranlarindan birine gidelim. Son derece gbsterijli ve aslinda olmayan jijelenmi? sular igin bir 
menu bastirdik. Bu sularin jijesine 7 dolar fiyat koyduk. Bajgarsonumuz ilk jansli mijjteriye ozel su 
listemizi sunuyor. 

Biz bir §ise "L'eau Du Robinet" alalim. 

L'eau du Robinet'mi istiyorsunuz? 

MiJkemmel segim. 

Fransizca: musluk suyu demek. 

§erefe Evet, bu gayet temiz goriJnuyor. ^ok ho5 bir tadi var. Musluk suyuna gore tadi nasil? 

Evet, musluk suyundan gok daha iyi. Bu gosterijii sularin gergek kaynagi neresi? 

Restoranin aviusundaki hortumla doldurduk. Her dort ABD'liden ijgu jije suyu igiyor. Her 5'inden 
biri sadece ve sadece jije suyu igiyor. Su halihazirda odeme yapmi? oldugumuz bir jey. Cogu musluk 
suyu olan markalar benzinden daha pahaliya satiliyor. 

i§te boylece, Tufts Universitesi'nde 42. musluk suyu miJcadelesini vermekteyiz. Sanirsam, Dasani 
markali su, musluk suyu. Her yil, bizleri jije suyunun musluk suyundan daha iyi olduguna ikna etmek 
igin milyarlarca dolar harciyorlar. Halbuki musluk suyu sadece daha az denetleniyor o kadar. ABD'DE 
SATILAN BiNLERCE MARKANIN SUYUNU TEST ETTJK. SONUQLARA GORE, §i§E SUYU, MUSLUK SU- 
YUNA GORE NE DAHA GUVENU, NE DAHA IyI, NE DE DAHA SAF. Hatta bazilarmda yijksek dijzeyde 
arsenik, organik kimyasallar, bakteriler bulduk. Yani, inceledigimiz sularin ijgte birinde sorun vardi. 
Uzerinde dag resmi olan bazilari musluk suyuydu. 

Glacier suyu, Florida'daki yeralti suyu. 

Bir kismi igin saf dag suyu deniyor. Aslinda liste gok uzun. 

Ornegin, Massachussets'de bir adam, Superfund bolgesine yakin endijstriyel alanda bir kuyu ag- 
mi$ ve bu kuyudan gelen sulari birka^ degi$ik isim altinda pazarlami$. insanlar bu sulari, nereden 
geldigini bilmeden satin aliyorlar. 

BiRLE§Mi§ MiLLETLERE GORE, TUM DUNYA IgN GUVENU, TEMIZ JQIVIE SUYU ELDE ETMEK IgN 
YILDA 130 MiLYAR DOLAR GEREKJYOR. 

Ge^en yil hepimizin $i$e suyuna odedigi bunun 3 kati. 

Herkes igin saf su bulma hayali, insanoglunun elinde. DiJnya Su Konseyi, 'de su yatirimlari ile ilgili 
bir toplanti sonrasinda olujturuldu. Suyun jirketlere devredilmesini desteklemek amaciyla bir araya 
gelmi§lerdi. insanlara su saglamak i?in bir araya geldiklerini soylediler. Ama o toplantida kimlerin 
olduguna bakarsaniz, hepsinin buyiJk su §irketleri, DiJnya Bankasi ya da uluslalarari kalkinma acenta- 
lari oldugunu gorebilirsiniz. Bir araya gelme nedenleri aslinda gelecekte suyu iyi bir mal olarak nasil 
pazarlayabileceklerini belirlemekti. 

Pek gok ABD'li DiJnya Bankasi'nin ne oldugunu bilmiyor. Benimie ayni fikirde misiniz? 



238 YAZILARIM 

Evet, maalesef ben de ayni fikirdeyim. Bu durum gergekten de gok iJzucu. DiJnya Bankasi; tejkilat- 
landirma, bozulma, gevre, saglik, egitim gibi konularia yakindan ilgilenir. Bunlann tamamiyla ve bari- 
§in temelini olu§turmakla ilgili. Fakir iJlkelere, temel gereksinmelerini kar§ilayabilmeleri igin borg 
vermeye daha ne kadar devam edebiliriz? 

FAKiR ULKELER BORCLARINI ODEYEMEYECEK HALE GELECEKLER VE SONUNDA DUNYA BANKASI 
VE IMF ONLARIN HUKUMETLERiNiN YERInI ALACAK. 

Sorulmasi gereken bir dizi politik soru var. 

Suyun sahibi kim? 

Suyla ilgili kararlari kimler veriyor? 

Niye bu grup? 

Niye DiJnya Su Konseyi, DiJnya Bankasi ve bijyuk su $irketleri, Bunlari suyun idaresiyle ilgili bu 
yerlere kim getirdi? 

Bunlara hepimiz adina karar verme yetkisini kim verdi? 

Bunlari kim segti? 

Bu forumlari duzenleyen Dunya Su Konseyi'nin o zamanki ba$kani %50'sine Vivendi, %50'sine 
Suez'in sahip oldugu Marseilles $irketinin ba$kanindan ba$kasi degiidir. 

IMF'nin onceki baskani olan Michel Camdessus'un iki danismanmm Suez ve Vivendi'nin baskan 
yardimcilari oldugunu aniadigimizda, artik baska bir sey soylemeye gerek kalmiyor. 

HER §EY KONTROL ALTINDA, HER §EY AYNI YOZLA^MANIN BJR PARQASI. SADECE, INSANLAR 
BUNU BiLMiYORLAR. 

Biz olayin onemini aniamadan, bu kulijp, suyun dijnyadaki en degerii $ey olduguna karar ver- 
mi$ti. 

BU MAVi ALTINDI. 

Tonlarca para kazanacaklar, daha da onemlisi, temiz sudan kazanilan parayi petrolle kiyaslamak 
zorunda kalacaksiniz. Bu gijg sahibi olmakla ilgili bir jey. Bu mavi altini gelecekte hangi toplumlarin, 
ijlkelerin, hiJkumetlerin ve jirketlerin kontrol altinda tutacagiyla ilgili. 

SU HAYATI iDAME ETTJRMEK i^JN MUTLAKTIR. SUYA SAHJP OLAN, SiZE DE SAHJP OLACAKTIR. 
(TiJrkiyedeki biJtun sular israil tarafindan alinmaktadir.lll) 

i§te insanlarin aniamasi gereken de bu. 

Kurbanlarinizdan birini gorduniJz mij? 

Kurbanlar mi? 

Melodrama kagmayalim. §imdi buraya bakin. Buradaki noktalardan biri hareketsiz kalirsa gergek- 
ten iJzuntu duyar misiniz? Her duran nokta igin 20 000 pound teklif etsem, bana dogruyu soyleyin, 
parayi almaz misiniz? Yoksa kag noktayi saklamak igin ne kadar verebileceginin hesabini mi yaparsin? 
Gelir vergisinden muaf. Aman allahim, gelir vergisinden muaf. GiJnumuzde para biriktirmenin tek 
yolu. 

Hint kiJlturunde Ganj, ANA demektir. insanlar oldiJklerinde, kiJllerini bu nehre atariz. KiJlleri neh- 
re savruluncaya kadar ruhu huzura eremez, kurtuluju bulamaz. Bir ?ocuk dogdugu zaman, agizina bir 
parga Ganj suyu damlatiriz. Biri oldijgu zaman yapilan son ayin bir damla Ganj suyudur. Ruhani an- 
lamda Ganj'in saflajtirici oldugu dijjunulur; yani sizi temizler ve daha iyi insan olarak geri donecekleri 
yerdir. O bize insanligimizi bagi§layan nehirdir. Ganj'in hayati tehdit altinda ve Ganj'in hayati ile birlik- 
te milyarlarca Hint'linin inanci da tehlike altinda. Bu suyun akiji kesintiye ugratilmi§tir. Ganj, Tehri 
barajinda tutulmaktadir. Esas trajedi, diJnyanin en buyiJk su jirketinin aggozliJlugunu doyurmak igin 
tutulmakta olmasidir. Suez $irketi, Delhi halkina normalden kat daha pahali su satmak i^in gijnde 
635 milyon litre suya el koymaktadir. ISOOve 1700'lerde, hatta daha eski zamanlarda, toplum sahip 
oldugumuz kaynaklaria yajardi. KiJguk tarlalari sulamak igin nehirlerden gerektigi kadar su alirdik. 
Yagmur suyunu biriktirir ve olabildigince yeraltindaki su havzasini yeniden doldururduk. Geleneksel 
jekilde suyla ilgili gereksinmelerimizin degijimi 20. yiJzyilda oldu, ne zamanki daha biJyuk altyapilar 
kurduk, daha buyiJk barajlar yaptik, i§te o zaman nehirlerin akijini degi§tirdik. Barajlari, temelde su 
biriktirmek igin kullaniyoruz. 

Niye suyu biriktiriyoruz? 



YAZILARIM 239 

239 YAZILARIM 

Suyu depoluyoruz ki, §ehirlere igme suyu saglayalim, ya da tarim igin sulama yapalim; boylece hid- 
roelektrigi gelijtirdik. §imdi, esas soru 5U, gergekten de bu barajlara ihtiyacimiz var mi? 

Yoksa suyu depolayabilecegimiz daha iyi yontemler mevcut mu? 

BiR NEHRE BARAJ KURDUGUMUZ VEYA YONUNU DEGJ^TiRDiGJIVliZ ZAMAN, QOK GUCLU BJR 
§EYLE OYNAMI§ OLUYORUZ. MILYONLARCA YILDA GELi§iP, OLU§MU§ BJR EKO SiSTEMJ QOK KISA 
BiR SUREDE TERSJNE CEVJRJYORUZ. 

NEHiRLERDE, AKAN ORGANJK MADDELER VARDIR, BUNLAR NEHJRLERDEKJ TUM HAYAT FORM- 
LARINI BESLER; NEHJR BOYUNCA AKAN BU YA§AM FORMLARI, OKYANUSLARI BESLER. BARAJ KUR- 
DUGUNUZ ZAMAN, ORGANJK MADDELER BARAJDA SIKI^IP KALIR, QURUMEYE BA^LAR, CURUME- 
NiN SONUCU OLARAK METAN GAZI OLU^UR, METAN GAZI SERA ETKJSiNJ YARATAN GAZLARDAN 
BiRiDJR. 

BiR BARAJ GOLUNUN KURESEL ISINMAYA OLAN ETKiSi, KOMUR SANTRAUNDEN ^OK DAHA 
FAZLADIR. BAZEN, KOMUR SANTRAUNDEN 20 KAT DAHA FAZLADIR. 

Bir baraj in$a edildigi zaman, fakir insanlara su saglanacagi, kurakliktan kirilan alanlara su temin 
edilecegi soylenir, bu dijnyanm her yerindeki aynidir; SiZ DE, KUQUK CiFTgiER VE FAKiRLERiN YA- 
§ANTILARININ iYi OLMASI igN YAPILDIGINI DU^UNURSUNUZ. ANCAK, DENEYiMLERiMiZ GOSTER- 
Mi§TiR Ki, KUgUK CiFTgiLER DEGiL, BUYUK CiFTQiLER BU SULAMALARDAN DAHA gOK YARARLAN- 
MAKTADIR. ( Zenginler her yerde karli olujunu gormek ne kadar zor) 

Benim adim Anna Debwese Mape. Lesotho daglarindaki Maetsisa'dan gelmekteyim. Bizler ?ok 
uzun zamandir buralarda ya§amaktayiz. Ne kadar uzun sure oldugunu animsamiyorum bile. Kujaklar 
boyudur bu cografyanin bir pargasiyiz. Lesotho Daglari Baraj projesinde firmalar bize yana§tilar. §efle- 
rimize baraj kuralacagi igin buradan gitmemiz gerektigini soylediler. Bajka segenegimiz olmadigindan 
tajindik. ^ok zor bir hayatimiz var. Burada gocuklarim ag oldugu zaman onlari besleyecek hig bir 5e- 
yim yok. Halbuki eskiden tarlalarimizda taze sebzelerimiz vardi. Ama burada, her jey farkli. Hig topra- 
gimiz yok. Yetkililere gok kizginim. Ama kizgin olmak bana bir jey kazandirmiyor. Bize gitmemiz gerek- 
tigi soylendi, biz de gittik. Segenegimiz yoktu. 

"Katse Baraji-Lesotho" 17 000 kiji g6?e zorlandi. 

"Xiaolangdi Baraji-Qin" 200 000 ki$i go; etti. 

"Akosombo Baraji-Gana" 80 000 ki$i 

" 3 Gorges Baraji-Qin" 1.3 milyon ki$i 

DUNYANIN HER YERiNDE, BUYUK BARAJLARIN EN ONEMU DARBESi TOPLULUKLARIN YER DE- 
Gi^TiRMESi OLMU^TUR. 

Barajlaria ilgili DiJnya Komisyonu verilerine gore, 20. yijzyilda buyijk barajlar nedeniyle 40-80 
milyon ki$i yerlerinden edilmi$tir. 10 milyonlarca insandan bahsetmekteyiz; Bijyuk bir Avrupa ijl- 
kesinin nijfusundan daha fazla. Ger^ekten de bu ^ok buyiJk bir rakam. 

Buradaki asil sorun, insanlari yer degijtirmeye ikna etmek igin verilen sozler. 

"Size yeni bir ev verecegiz, temiz su saglayacagiz, elektrik verecegiz". (Baraj hikayeleri demek ki 
hep bir yalanin pazarlamasi oluyor.) Ama hie kimse bu sozleri tutabilecek konumda degil. Sozler veri- 
lir, insanlar yer degi$tirir, proje gercekle$ir. aradan bir yil geese bile, insanlara soz verilen topraklar 
verilmez. Artik onlarin yapabilecekleri hig bir jey yoktur. Genellikle kanuni olarak miJracaat edebile- 
cekleri kimse de kalmami^tir. Geli$me adina, bu vadilerdeki insanlar yikima, yoksulluga ve mahru- 
miyete mahkum edildiler. Tarlalari, bah^eleri, tapmaklari, camileri, kijltiir anitlari ve her $eyleri su 
altinda kaldi. Yillar 5nce olmij; atalarimizm hepsi hala oradalar. Otoriteler bize, mezarlarimizi ar- 
kamizda birakmak zorunda oldugumuzu soylediler. Beiki de hepsi baraj sularma gark olacaktir. 

DUNYA BANKASI, KURULDUGU 1940'TAN BERi, DUNYADAKi BUYUK BARAJLARIN EN ONEMLi 
FON SAGLAYICISIDIR. DUNYA BANKASI'NIN BUYUK BARAJLARI SEVMESiNiN NEDENi, QOK PAHALI- 
YA MAL OLMALARIDIR. DiJnya Bankasi yilda yakla$ik 20 milyar dolar bor^ vermektedir. Bunu ya- 
pamazsa, daha az kar elde edecektir. Bor^ vererek kar etmenin en iyi yontemi buyiJk projelere borg 
para vermektir. 

DUNYA BANKASI'NIN KANUNi DOKUNULMAZUGI VARDIR. KiMSE DUNYA BANKASI'NI DAVA 



240 YAZILARIM 

EDEMEZ. DiJnva Bankasi'nin destekledigi bir proie yasam alaninizi. evinizi mahvedebilir; tarlalarini- 
zi sular basabilir. ve hayatinizi alt ijst edebilir. Bu yijzden Dunya Bankasi'ni dava edemezsiniz. DiJn- 
ya Bankasi tek yere milyarlarca dolar harcar. Bunun yerine milyonlarca farkli koye. daha az harca- 
mayi tercih etmez. Pek cok yerde gereken milyon dolarlar degil, yiizbinlerdir. 

YUZYILLAR ONCE, BJNALAR YAPIURKEN DAMLARDAN SUZULEN SULARIN BODRUMDA BJRJKE- 
CEGi DEPOLAR YAPILIRMI§. INSANLAR §iMDi "AMAN ALLAHIM NE IyI FIkIR" DIYORLAR. (§imdi bah- 
gende artezyen agmak yasak, depo bulundurmak yasak) Ne diye kilometrelerce otedeki buyijk bir 
baraj i^in milyarlar harcayalim? Niye damimiza du$en yagmuru biriktirmeyelim? 

Benim adim Rajendra Singh... Burasi bir Ghopalpura koyij. Ekiminden beri burada gaiijmaktayim. 
Ba$langi(ta, bir okul ve kij^uk bir klinik kurdum. 6 ay sonra Bay Mangu Mina, "Bizim egitime degil, 
suya gereksinmemiz var" dedi. 

Ben bir miJhendis degilim. Sudan aniamam. §u tepeyi gorijyor musunuz? Eskiden her yer boyle go- 
rakti. Buraya gok az yagmur yagar. Oyleyse ne yapabiliriz? 

Mangu, "Sana ogretebilirim" dedi. Ulkemizde suyu saklama ve hasat etmek igin gok akilli bir 
yontemimiz vardir. Bu akilli yontemi kullandik; bu benim ijlkemin su saklama yontemiydi. Daha 
once buralarda su sorunu vardi. Kuyular tamamen kurumu$tu, hig su yoktu. Eger $u ilerdeki tepele- 
ri birle$tirebilirsek, su hasadi yontemiyle, su o taraftan gelecek, biz de suyu burada toplayabilece- 
giz, boylece yeralti havzalarmi yeniden doldurabilecegiz. Su burada toplanir, yeraltma gider ve hav- 
zalari besler. Boylece kuyularimiz dolar. Degi$imin etkisini gorijyormusunuz? 

Olu§an nemie birlikte kijguk dereler, yejillikler, agaglar ve bitki ortusij olujur. Nem varsa, yejillik- 
ler buyiJr, ye§illikler bijyurse refah da onunia birlikte geri gelir. ijte suyla olan baglanti budur, yeralti 
su havzalan ve yeryuzij. Bu yontemie giftgilerimiz senede 2 ya da 3 mahsul alir. Artik yeterince tahil 
yetijtiriyoruz. §imdi kentlere tahil ve sebze vermekteyiz. Artik §ehirliler koyiJme gelip i? ariyorlar. 
BugiJne kadar 7600'den fazia su hasati yapisi gergeklejtirdik. Toplumun giJcuyle!.. Halkin harekete 
gegmesiyle ve giJcuyle. Rajasthan goliJnde ye§il orman yaratildil.. Burada su hasati yapmaya basladi- 
gimizda, bana resmi bildirimde bulundular. 

54 No.lu Sulama Drenaji Kanuna dayanarak. "Burada yagmur sularmi biriktiriyorsunuz. Yagmur 
sizin degil dediler. 

"Su Kimin? Diye Sordum Onlara. Sizin Mi? HiJkumetin Mi? Hayir Degil. Su Dogal Bir Kaynaktir, 
Herkesin Ortak Kullanim Kaynagidir. Su Herhangi Birinin MiJlkiyeti Altinda Degildir. Su, Hayat igin 
Kaynaktir. 

i§TE KAZIKLANDIGIMIZIN HiKAYESi 

Nestle'nin, Michigan'da bir $i$eleme tesisi kurmayi planladigmi ogrendigim zaman. Nestle, hem 
de bizim eyaletin tam kalbinde, su $i$eleme, buyiJk bir i$ olmali diye du$undum. NESTLE, ABD'DEKJ 
POPULER MARKALAR DA DAHJL, DUNYADA 70 §i§E SUYU MARKASININ SAHJBiDJR. Dakikada 2000 
litre su pompaliyorlar. Ekolojik aniamda bunun aniami, derelerin su dijzeyinin du$mesi, eskiden su 
akan yerlerin gamur bataklarma ddnu$mesi, pompalama bolgesindeki gol sularmm diJzeyinin du$- 
mesi demektir. J^JN DAHA DA FENASI, NESTLE, CEKTJGJ BU SU JgN BJR KURU§ BJLE ODEMJYOR. 
Tam tersine, dedikodulara gore bizim suyumuzdan giJnde 1.8 milyar dolar kar elde ediyor. 

i§te 5imdi Michigan'dayiz, bir dereden su almak isteyen bir jirket var, oyle degil mi? 

Su onun degil. 

Su iJzerinde, ancak burada yajayanlar kadar hakki var. 

i§te soru 5U, kullanma hakki; jijelemek, sahip olmak ve satmak mi demek? ijte esas soru bu. DiJ- 
5unmek igin sure istedik ve insanlara sorduk, "gergekten toplumun istedigi bu mu?" diye arajtirma 
igin biraz zaman istedik. Kentin resmi yetkilileri dedi ki "en iyisini biz biliriz". insanlar projeyi duydu- 
gunda, 5irket neredeyse bir senedir orada yerlejik durumdaydi. Gerekli herkesle konujmujiardi, gay- 
riresmi olarak yejil 151k yakilmijti. 

NESTLE, ON YILDA 10 MILYON DOLARUK VERGJ iNDJRiMi ALDI. SADECE SU igN PARA ODEME- 
MEKLE KALMIYORLAR, AYNI ZAMANDA TOPLUMUN VERGJ GEURJNE DE KATKIDA BULUNMUYOR- 
LAR. 

DNR (Birgok alt-ulusal hiJkumetler veya Tabii Kaynaklar Bblumi) benzer organizasyon adiari) orayi 



YAZILARIM 241 

241 YAZILARIM 

99 yilligma 63 bin dolara kiraya verdi. Para bile degil. 

Su almak igin gelen kugiJk kamyonetleri gorijyor musunuz? Pompalanan su 20 km'lik ^elik boru 
liattiyla buraya geliyor; kimyasallaria i$leniyor ve plastik $i$elere konuluyor, ki bu $i$eler yenilene- 
bilir kaynaklar degil, igindeki su kullanildiktan sonra ^evreyi kirletiyorlar. Pek (ogunun desteklen- 
mesine devam edilecek, neden derseniz burada Ice Mountain satiyorlar. §aka gibi. Kendi suyumuzu 
bize satarak para kazaniyorlar. 5 Eyalette haklarmda dava a^ildi. Zephyrhill'den o kadar gok su 
gekmijier ki, buyiJk oyuklar nedeniyle heyelan olmaya bajiami?. Ben bir giftlikte yajiyorum ve kijguk 
deremin yok olmasini istemiyorum. Evart'ta da kuyu agmak istiyoriarmi?. Karimin kardeji, gegen yiiki 
ve gunliJk denemeler sirasinda susuz kaldi. Yan komjum neredeyse susuz kaliyordu. Bunlar, onlar 
kuyulari denemeye bajiadiktan sonra oldu. Bizler bu savajin igindeyiz. 

Davut ve Golyat sava$inin i^indeyiz. 

Para bulmak igin biJtun yollara bajvuruyoruz: kermesler yapiyoruz, ekmek satiyoruz, konserler ve- 
riyoruz. Mahkeme sirasinda; saygideger Lawrence Root ba§kan. Oturabilirsiniz. 

BiRLE§Mi§ MiLLETLER RAPORLARI, 2020 YILI JtIBARI ILE DUNYANIN YARISININ YETERU SU BU- 
LAMAYACAGINI SOYLUYOR. Onlar ise hala Michigan sularinin pejindeler. 

Nestle, Michigan'a geldiginde, "Biz iyi bir $irketiz, hig bir $eye zarar vermeyecegiz. Her $eyden 
sorumlu olacagiz" dediler. Mahkeme sirasinda, kuraklik boyunca su pompalamaya devam ettiler. 
Dead Deresinin akijinda saptanmi? herhangi bir azalmanin oradaki ekosisteme en ufak bir etkisi yok. 
Birinin evinin oniJndeki dere yatagi, gamur tabakasi haline geldi. Fabrika mudurunij sorguya gektim ve 
dedim ki: 

"§u resimlere bakin, burada bir gamur tabakasi var, hala pompalamayi durdurmayi du§unmuyor 
musunuz?" 

O durumda bile pompalamaya devam ettiler. Bu kaynaklardan gole akan sularin bazilari neredeyse 
durdu. Gergek 5U ki, ne derlerse desinler zararli etkilerin hepsini gorebiliyorduk, yine de pompalama- 
ya devam ettiler. Bir uzaklajtirma dilekgesi aldik ve bir sure sonra bazilarimiz "ozel mijfettij oldugunu 
soyleyen ki$ilerin kapilarmi faldigmi" soylediler. Bir firma kiralayip insanlarin kapisini galarak "dilek- 
ge imzaladiniz mi?" diye sormaya bajladilar. bu insanlari bulmaya galijtilar. 

Yaptigimiz 5eyi joyle aniattik, 

"zamanda $dyle geriye gidelim, bin yil once Roma'da suyun sahibi kimdi? Avrupa'da, diger ijlke- 
lerde medeni hukuk, suyun sahipligi ve kullanimmi nasil halletmi$ti ?" 

Bunun yaniti olarak suyun her zaman kamu mail oldugunu gordiJk. Su, hig bir zaman kimse tara- 
findan sahiplenilmemijti. GiJnumuzu dujiJnursek, bu boyle mi? 

Hig de oyle degil. Demek istedigim bu, sadece sagduyu. Gune§e bir baksaniza, giJnejin sahibi var 
mi? 

Su, degijik formlariyla diJnyamiza hayat igin verilmi? fani bir hediyedir. Ve faniligini ortak fikirler 
gergevesinde surduriJr. Fani olmayan §eyleri, bu kalem gibi alip verebilirsiniz. Fani olan jeylere sahip 
olamazsiniz. Yargig, 

"Bakin, bir akinti ya da gol suyunun azaimasi ya da yok olmasma neden olan su sati$i var." 

"Bu yapilamaz, bunu yapmak igin gereken haklara sahip degilsiniz, pompalarinizi kapatin" dedi. 

NESTLE, KARARA JtIrAZ ETTJ. Mecosta'da su pompalamaya hakki oldugunu iddia etti ve itirazi sij- 
resince su pompalamasma izin verilmesini istedi. Bu istegi kabul edildi. Aralik 2005'te Nestle'nin iti- 
raziyla ilgili karar verildi: Dakikada 825 litre veya gijnde 1 200 000 litre su pompalayabilir. Bolge 
halki bu karara bir iJst mahkemeye ba§vurarak itiraz etti. Nestle, ki§ilerin itirazinin kijisel bir zarara 
ugramamalari durumunda gegersiz sayilmasi gerektigini belirterek, itirazin kabul edilmemesi igin ba§- 
vurdu. Mahkeme Nestle'yi hakli buldu. Bu siralarda. Nestle Evart bolgesinden 800 000 litre su pom- 
palamayi planladigmi duyuruyor. Nestle'nin ABD'deki su kaynaklari Olan neydi biliyor musunuz? 
1854 'tekinin aynisi. 

Seattle'in Kizilderili §efinin, ABD'nin beyaz hiJkumetine verdigi yanitin aynisi. 

Satin almak, tirnak i§areti igerisinde buyiJk bir Kizilderili topragi "satin almak". 

GokyiJzunu nasil alip satabilirsiniz ki? 



242 YAZILARIM 

Topraklann co§kusunu? 

Bu dijjunce bize gok tens. Bizler taze havanin ve suyun i§iltisinin sahibi degilsek, bunlari nasil satin 
alabilirsiniz ki? Onlarin sahibi biz degiliz ki !.. 

DiJnyanin her bir pargasi benim insanlarim igin kutsaldir. Her bir gamin ignesi, her bir kumsal, or- 
manlarin bugusu ve her bir bocek, benim insanlarimin bellekleri ve deneyimleri igin kutsaldir. Bu gij- 
zel yeryuzij, kizilderili adamin annesidir. Biz nasi! diJnyanin bir pargasiysak, diJnya da bizim bir parga- 
mizdir. Nehirler bizim kardejierimizdir. Nehirlere, kardejierimize davrandigmiz gibi iyi davraniriz. 
Ama beyazlar bizi aniayamaz. Onlar, topraklardan istedigini alip giden yabancilardir. DiJnya onlarin 
kardeji degil, dijjmanidir. Ve ne zaman ki onu fetheder, yoluna devam eder. DiJnyayi kendi gocukla- 
rindan kagirir ve bu umurunda bile olmaz. Bilmiyorum. Bizler ve sizler gok farkliyiz. 

(COCA-COLA KAZIGI) 

Defolun, 

Coca-cola defol. 

Coca-cola defol. 

Pepsi istemiyoruz, cola istemiyoruz. 

Biz igme suyu istiyoruz. 

Pepsi istemiyoruz. 

Cola istemiyoruz. 

i^me suyu istiyoruz. 

Plachimada'ya ilk kez gegen yil geldim. ^^ Kizkardejierim tek bajlanna bir yil boyunca Cola'ya evine 
don diye bagirip durdular. Burada olan $udur, bu kadmlar yillardir Coca-cola tarafmdan sulari ^ali- 
narak, $i$elenerek, topraklari zehirlenerek oyalanmi$lardir. Artik kuyulari kuruyor, yiyecekler eskisi 
gibi degil, sular kullanilacak gibi degil. Bu insanlar yaklajik 2 yildir bu durumdalar. Her giJn buraya 
geliyorlar ve vakur bir jekilde karjilarindakilere kendi gergeklerini aniatmayi siJrduruyorlar. Bu iJlke- 
deki hig kimsenin, ozellikle de fakirlerin hayatlarini kazanmak yerine bir kenarda oturma liJksleri yok- 
tur. 

Eger karde$lerimiz buraya geliyorlarsa bunun bir nedeni vardir. Bu $irket buraya gelmeden once, 
hayatlarimiz gayet konforlu ve gijzeldi. 

iyi suyumuz vardi ve tarlalarda galijiyorduk. §irket geldikten 6 ay sonra suyun tadi degi$ti. Banyo 
yaptigimiz zaman ba§imiz donijyor. Canimiz aciyor ve her yerimiz ka§iniyor. Buraya, savajan kardejle- 
rimizle birlikte olmak igin geldik. 

Haberlerde, Coca-cola'nm Plachimada'lilaria gorusmeyi red ettigi soylendi. 

Biz de §irketinizi bu nedenle sorguluyoruz zaten. 

Bunun hakkmda konu§amam. 

Fabrikadan hayvan le$i gibi berbat kokular geliyor. (Coca Colanin i^inde ne var ki) 



" HJNDlSTAN'DAN COCA COIAVA 48 MJLYON DOLAR CEZA 

2004 yilinda kapatilan Coca Cola tesisine su kaynaklarina zararverdigi gerekgesiyle 48 milyon dolar ceza kesildi. 
Kerala hukumetl tarafmdan kurulan Yuksek Enerjl KomltesI, Coca Cola'nin Plachlmada'dakI fabrlkasinin bolge- 
dekl dogal su kaynaklarina zarar verdlglnl ve bu gerekge lie 2004 yilinm Mart aymda kapatildigini belirterek 48 
milyon dolarlik cezanin Hindustan Coca Cola Beverages Pvt. Ltd. (HCBPL) 5lrketlne Ibraz edilmeslne karar verdl. 
Komltenin raporunu sevlngle kar5ilayan bolge halki ve dogal ya5ami koruma eyiemcllerl Kerala hukumetlnin 
bolge halkmin sesini dinlemeslnden memnun olduklann dlle getirdi. Plachimada Dayanijma Dernegl ba5kani R. 
Ajayan 5u a5amadan sonra dogal su kaynaklarina verllen zararlarm telaflslnln yapilmasini Istedlklerlnl dlle getir- 
di. Raporda HCBPL 5lrketlne verllen cezaya bolge halkina verilen zararin ekienmedigi belirtiliyor. Komite buna 
bagli olarak hukumetl 5irket hakkmda ceza mahkemesinde dava agmasmi ve bolge halkmin zararmi talep etme- 
sini tavsiye ediyor. 

Rapor ayrica Coca Cola firmasmm hissedarlarma, 5irketin kurulu5undan beri Hindistan'm birgok yerinde su 
kaynaklarina zarar verdigi, verilen cezalara ragmen halen 5irketin ayni suglari i5lemeye devam ettigi, bu son 
cezanin kendilerince bir son uyari 5eklinde algilanmasi gerektigi gibi bir dizi ogutte bulunuyor. Komltenin karari- 
nin 22 Mart dCinya su gununde agiklanmasi ise manidar bulundu. (24 Mart 2010) 



YAZILARIM 243 

243 YAZILARIM 

Atik tankini sadece geceleri agiyorlar. 

Geceyarismdan sonra, atiklari toplayip uzaktaki hindistancevizi (iftliklerine atiyorlar. Bu atikla- 
rm biyolojik gijbre oldugunu soylijyorlar. 

Coca-cola Plachimadalilara iJcretsiz giJbre dagitti. (!!!!!) 

BBC, bu gijbrelerde atik maddeler, kur$un ve cadmium oldugunu belirtti. (Illl!) 

Bu durumla ilgili daha gok galijmali ve bir jeyler yapmaliyiz. 

COCA-COLA VE PEPSi... VE NESTLE, NESTLEYJ'DE UNUTMAMAK GEREK, TOPLUMLARIN i^iNE GJ- 
RiYORLAR, HEPSi SU HIRSIZLARI, TUM DUNYADAKJ SAF YERALTI SULARININ PE^JNDELER. Uyani^a 
gegen topluluklan ortadan kaldiriyorlar ve bunu umursamiyorlar bile. Plachimada halki 'te bajardi. 
Coca-cola'ya tesisleri kapatmasi gerektigi bildirildi. Coca-cola hala yerel su kaynaklanna zarar verme- 
digini iddia ediyor. Son yillarda suyun ozellejtirilmesi ve ticarilejtirilmesiyle ilgili girijimler artti. 

Hindistan hiJkumeti, Kamusal dogal kaynaklanmizi 6zelle§tirmek igin yeni bir su politikasi olujtur- 
du. Bu politikaya karji savajiyoruz. Ulkemde suyla ilgili bilinglendirme hareketi bajlattim. 

BU YOLCULUGUN TEMEL KONUSU "SU HAKKI". ARANIZDAN HERHANGJ BJRJ SU, SUTLE AYNI FJ- 
YATTAN SATILMAU Ml? DJYE DU§UNDU MU? 

Bu gokuluslu jirketlerden once, her kby kendine yeterdi. KoyumiJzde her §eyimiz vardi. Bu §irket- 
lerden sonra, tohumlar, giJbreler, hatta su bile jirketlerin eline gegti. Onlar hayatin kaynaklarmi kont- 
rol edebilirlerse iJlkedeki her jeyi kontrol edebilirler. Bu ticarilejtirme siJrecinin bir pargasi olarak su 
kaynaklarindan faydalananlarin kaynaklari ya kapatilacak, ya da ozellejtirilecek. Madhya Pradesh 
eyaletinde, Asya Kalkinma Bankasi, su kaynaklarinin iyilejtirilmesi igin borg para veriyor. Bu parayi, 
fakir halkin su aldigi istasyonlarin kapatilmasi jartiyla veriyor. §imdi su istasyonlari, sonra insanlarin 
kendi bajlarina agtiklari kuyular ve tanklar. Bunlar da ya ozellejtirilecek ya da kapatilacak. Burada 
onemli bir baglanti var. Sadece yiJzler, binler degil, milyonlarca insanin kendi ev ekonomileri, ijleri ve 
yajam jartlari bozulursa ne olur? Kanimca, her tiJrlu sosyal hastalik, hatta terorizm ve toplumsal kar- 
gajanin temeli bunlar olacaktir. !§, su hakkina gelince, ortak yajam gereksinimimize gelince, ortak tek 
jeyimiz var. Temiz ve taze suyun yerini hig bir jey tutamaz. nehirlerin, derelerin ve yeralti sularinin 
yerini hig bir jey alamaz. Bunlarin yerine gegebilecek bajka hig bir 5ey yok, ijte bu yiJzden su her yer- 
de korunmali. 

"Hig §UPHESiZ Ki, KENOiLERiNi BiR JDEALE ADAYANLAR DUNYAYI DEGJ^TiREBJUR. ASLINDA, 
BUGUNE KADAR HEP BOYLE OLMU§TUR" 

Bizler bunun deliliyiz. Michiganda'ki bu kijguk grup; jimdi 1800 kijiye ula5ti ve hala katilim artmak- 
ta. Bu grup, Kuzey Amerika ve dunyanin diger yerlerindeki gruplaria baglanti kurdu. i§ler boyle yurij- 
mekte. Bu bir demokrasi meselesi degil, cumhuriyet meselesi degil. Bu bir yajam meselesi. Buradaki 
strateji gok basit; git ve insanlaria konuj, onlara gelmekte olan tehlikeyi goster. Hepsi bu kadar. Mo- 
dern teknolojinin turn olanaklarina sahibiz. Ama hig bir teknoloji yuriJmenin yerini tutmaz. Hig kimse 
yurijyuju durduramaz. Suez §irketi, fiyatlara zam yapmak istiyor, eger zam yaptirilmazsa, hepsi gider- 
ler. Gitmek istiyorlarsa, giderler. insanlar ne yapmalari gerektigini gok iyi biliyorlar. Suyun bzellejti- 
rilmesine karji verilen sava?, uluslararasi bir savajtir. 

Savajmamiz gerek, yapilacak tek jey budur. 

Ya savajacagiz, ya olecegiz. 

Ben "savajalim" diyorum. Eger suyla birlikte uyum iginde ya§arsak ne olur? 

Cocuklarimizin ve torunlarimizin bu giJzel yajami paylajmasini istemiyor muyuz? 

DiJnyaya zamanimizin gogunu iginde yajanmasi zor olan kutularin iginde gegirmeye mi geldik? 

Niye buradayiz? 

insanlarin gogu, gocuklarinin gelecegi, ba§ka tiJrlerin gelecegi ve diJnyadaki turn ekosistemin gele- 
ceginin, yeryiJzunde insanligin yapacagi miJdahelenin elinde oldugunu aniamiyorlar. Gelecek kujakla- 
ra iyi bir miras birakmak istiyoruz. Savajmak zorunda kalacaklari bir yikim degil. Nasil yapilabilecegini 
bilmiyorum, fakat olmali, bu igebaki§ mutlaka olu§turulmali. Dogru degil mi? Nihayetinde mutlaka bir 
§eyler yapilmali, insanlar kendilerine neyin onemli olup olmadigini sormali. ve degijiklik yapmak igin 
gergekten de ne olmasi gerektigi ile ilgili gereken bnlemleri almali. Doganin ne kadarini aliyoruz? 



244 YAZILARIM 

Gunumuzde her §eyi dogadan aliyoruz. Ama dogaya hig bir §ey vermiyoruz. ili§ki §6yle olmali, Ha- 
yatinizi ve hayat tarzinizi ancak doga ile dost olursaniz siJrdurebilirsiniz. Bu degijikliklerin olmasini 
saglamak igin herkesin bu i§in iginde olmasini saglamaliyiz, ama bana gore, suyla ilgili sorunlar hep 
yerel olacaktir. 

Gelecegin dalgasi bunu gostermekte. 

Bunun yeterince bilgi sahibi olmamakla bir ilgisi yok. 

BU POLiTiK JRADE EKSiKUGJ. 

Dunyanin su kaynaklarmi kurtarmak i^in politik irade olarak ne gerekiyorsa bunu i$birligi halin- 
de gergekle^tirmeliyiz. 

Hi( $uphesiz kazanacagiz. 

21. yiJzyil, orta sinifin donemi olacak. Birlejmi? Milletlere, insan Haklari Beyannamesine su hakki- 
ninda ekienmesi igin bir kampanya bajiattik. Bize katilin, destek verin. 

MaddeSl: 

Herkesin, kendisi ve ailesinin ya$amini sijrdurmek i^in temiz ve yeterii miktarda suya ula$ma 
hakki vardir. Kimse ya$ami igin gerekli olan sudan mahrum birakilamaz. 

Yaptiklarimizia gocuklarimiza olumlu mesajlar iletmeliyiz, degil mi? Su gibi, ay, yildizlar gibi jeyler 
verecegimiz en degerii hediyeler. Bunlar gocuklarimizin isteyecegi gok giJzei §eyler. ^ocukiara, hadi 
hep birlikte sava§alim fikrini ogretiyorum. Bir giJn bunu siz degijtireceksiniz ve toplumu daha iyi hale 
getireceksiniz. Biz diyoruz ki, toplumu Motswaladi Halk Projesiyle kalkindiralim. Buraya bizim igin 
kuyu agmaya geldiklerinde, bu kadar gok temiz su gikacagini hig dijjunmedik. §imdi herkes bu suyu 
kullaniyor. Bir kuyu 4000 dolara agiliyor. Yapilabilecek bir surij jey var. Bu pompalama oyunu, yeralti 
suyunu besliyor. ^ocuklar bunun iJstune biniyor, suyu buyiJk tanklara ta§iyorlar ve herkes suya ulaji- 
yor. Afrika'da 900'den fazia pompadan 2 250 000 kiji yararlaniyor. GJDEREK ARTAN SAYIDAKJ JNSAN 
YAGMUR SUYU HASATI YAPIYOR, YERALTI SULARININ TUKENMESiNJ ENGELLEYECEK TEK gOZUM 
BELKi DE BUDUR. 

Austin'de tepelerdeki yijzierce ev su elde etmek igin yagmur toplama sisteminden yararlaniyor. 
i$leyi$i (ok basit; yagmur suyu ^atidan oluklaria bir depoya gdnderiliyor. Evdeki ki$i sayisma gdre, 
deponun buyuklijgu ayarlaniyor. Boylece, mevsimlere gore ayarlanabilen harika bir su kaynagi sagla- 
niyor. Bu sorunia ba§a gikmak igin her yerde organize su aktivistlerine ihtiyacimiz var. ve herkese dij- 
§en bir rol var. 

Oncelikle gogu 100 yillik olan ve eskimi? altyapimizin 2.5 milyon km'lik kismini diJzeltecek bir fon 
kurulmasi igin kanun gikartilmasi gerekmekte. 

Ayrica, 20. yiJzyil donemecinde toplum liderlerinin borularimizi yenilemek ve su i^in evrensel hiz- 
meti saglamak igin para bulabilecek kijiler olmasi gerek. 

Onlar yaptilarsa, biz de yapabiliriz. 

Kaynak: www.anadoluyuvermeyecegiz.net hgonendik(5)gmail.com 

Bu payla$im igin ba$ta Steven Starr olmak uzere turn FLOW Filmi Yapim Ekibine te$ekkur ederiz. 

Yorum: Bu yazidan sonra siyasileri yoneticileri tekrar sorgulamamiz gerekmektedir. 



YAZILARIM 245 
245 YAZILARIM 

HAIN VE HiYANET 

Hz. Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l azTz hiyanet hakkinda buyurdu ki; 

"Su, birisinden altin keseleri galmi?, nerede bir muflis diye her tarafa kojan birine benzer. Yahut 
bitmi? otiara dokiJlur yahut bir yuzij yunmamijin yiJzunu yikar. Yahut da denizlerde elsiz ayaksiz ge- 
miyi hamal gibi bajinda tajir. Onda yiJz binlerce ilag gizli. ^unku her ilag oldugu gibi ondan yetijir 
gelijir. Her incinin cam, her tanenin gonlij, bir eczane gibi olan suda yuriJr durur. YeryuziJ yetimleri- 
ni o besler, kuruyup kaimi? kijiieri o yurutiJr. Fakat mayasi bitti mi bunalir, yeryuziJnde bizim gibi 
jajirir kalir. Suyun bulandiktan sonra ulu Tanri'dan yardim dilemesi igten feryada bajiar; 

"Yarabbi, bana ne verdiysen verdim, yoksul kaldim. Sermayemi temize pise ddktijm sarf ettim. 
Ey sermaye veren, daha yok mu?" 

Tanri buluta " onu iyi bir yere gotijr" giJneje de "ey giJne; der onu yukariya f ek!" der. 

Onu turlij turlij yollara surer, nihayet ucu bucagi olmayan denize uiajtirir. Bu sudan maksat velile- 
rin canidir. O can, sizin kirliliklerinizi iyiden iyiye yikar, aritir. YeryuziJndekiierin hiyanetliklerinden 
bunaldi mi yine ar§a, temizlik bagi$layana gider. Yine o taraftan etegini geke geke gelir, o okyanu- 
sun temizliklerinden yeryuziJndekiiere ders vermeye kojar."^^ 

Hainleri gok olan yerler neden kurak memleket oldugunu hig du§undunuz mij? 

O (su olan) yagmurlar (veliler) yagmaz oldu. 

Suyumuzu kaybetmek istemiyorsak hain olmaktan kendimizi kurtarmaliyiz. 

"Hain kul, Tanri yaninda, onun rizasini kazanmi? bir kul olmaz." " 

"Hain kalpazandan, halis altinia kuyumcu, daha fazia korkar." ^^ 

"Emniyet ettigim bir adam olan lalam, hain gikti, bana hiyanette bulundu." ^^ 

"Allah, hangi tijrden olursa olsun, hainleri ve nankorleri asia sevmez."(Hac, 38) 

Allah Teala'm hain olmaktan ve hiyanetten sana siginirim. 



75 



Mesnevi, c.V, b: 210-223 



^^Mesnevi, c.l, b: 3590 
^'^Mesnevi, c.ll, b: 1404 
^^ Mesnevi, c.V, b: 4003 



246 YAZILARIM 



STALIN VE YOLUNMU§ TAVUK 

Stalin ve galijma arkadajlan birlikte toplanmi? sohbet ediyorlardi. Birden yiJzunde alayci bir gij- 

lijmseme belirdi. 

- Sizler yillardir devlet i^in (ali$mi$, ihtilale emegi ge^mi; ki$ilersiniz. Soyleyin bakayim halkin 
yonetime kayitsiz $artsiz ba$ egmesi igin yoneticiler nasil davranmalidir? 

Salonda bulunanlar gejitii fikirler ortaya attilar. iglerinde haktan, adaletten, demokrasiden, siJr- 
gijnden, idamdan, hapisten soz edenler oldu. Stalin soylenenleri begenmedi. 

- Yonetimi eline ge^iren en gugiii ve en yijcedir. Halkin kar$inizda ba$ egmesi i^in ne gerektigini 
size bir drnekle gostereyim. 

Hemen gali§anlardan birine buyurdu: 

- Bana hemen bir tavuk getirin. 

Tavugu gabukga bulup getirdiler. Stalin salonda oturanlann jajkin bakijlan arasinda canli tavu- 
gun tijylerini yolmaya bajladi. Tavugun biJtun tijylerini yolup cascavlak biraktiktan sonra salonun 
ortasma saldi. Cali5fna arkadajlanna dondiJ: 

- §imdi izleyin bakalim bu $a$kin tavuk nereye gidecek. 

Zavalli tavuk gektigi azaptan kurtulmak igin aralik kapidan dijari gikmak istiyor ama soguktan titri- 
yor. Masalann altina giriyor, masa ayaklan canini acitiyor. Duvar diplerine gidiyor ama her yam yara 
bere iginde. §6mineye yaklajiyor ama tuysiJz derisi sicaga dayanamiyor. ^aresizlikten tijylerini yolan 
Stalin'in bacaklari arasina siginiyor. Stalin cebinden bir avug yem gikariyor ve yolunmu? tavugun onij- 
ne tane tane atiyor. Yemlenen tavuk Stalin nereye giderse pejinden ayrilmiyor.l! Agizlarini agmi? 
jajkinlikia kendisini izleyen arkada§larina giJlerek bakan Stalin §6yle diyor: 

- GorduniJz mij HALK dediginiz topluluk bu TAVUK gibidir.!! Tijyierini yolacak ve serbest biraka- 
caksmiz. O zaman yonetmek kolayla$ir...!! 



YAZILARIM 247 
247 YAZILARIM 



LET'S MAKE MONEY (2008) (Hadi para yapalim) 

Yonetmen: Erwin Wagenhofer 

Senaryo: Erwin Wagenhofer 

Oyuncular: Mark Mobius, Mirko Kovats and K. Sujatha Raaju 

Sure: 110 dk 

"Let's make money" (Hadi para yapalim) krizi, kapitalizmin gelijkilerini ve nasil bir diJnyada ya§a- 
digimizi daha iyi aniamak isteyenler igin kagirilmamasi gereken garpici bir belgesel film. 

Avusturya'li Rejisor Erwin Wagenhofer bir onceki "Feed the World" (DiJnyayi Besliyoruz) belgese- 
linden sonra, bu filminde de seyircileri uluslararasi kapitalizmin mantigi iJzerinde biryolculuga gikari- 
yor. DiJnyadaki finans akijin nasil gergeklejtigini aniatiyor, finans sistemi gozler oniJne seriyor. Kapita- 
listleri paralarini yari somiJrge iJlkelerin yoksullarinin sirtindan nasil gogalttiklarini ayrintilariyla ortaya 
seriyor. iginden gegmekte oldugumuz kriz kojullari dujiJnuldugunde belgeselin onemi artiyor. 

Wagenhofer bir bankanin reklam sloganini hatirliyor: "Paranizi caiijtirm". Bu slogani bir afijte 
okumu?. "Ama sadece insanlar, makineler ve hayvanlar galijabilir oysa" diyor rejisor. Ortaya attigi tez 
ise: Parasini bir bankaya yatiran her insan, e§itsizlige katkida bulunuyor. ^unkij menajerler, insanlarin 
bankalardaki paralarini, yoksul iJlkelere daha fazia kar yapmak uzere yatiriyorlar. Bunu yaparken de 
mutlaka o iJlkelerin insanlarini somiJruyorlar, gunkij dijjuk iJretim harcamalari ile azami kar elde edi- 
yorlar. 

Vergi cenneti diye bilinen iJlkelerin bankalar igin nasil kara para akiama makineleri olarak i§lev 
gordugunij de gozler oniJne seriyor. Degi§ik hukuk sistemleri olan ijlkeleri araci olarak kullanan ban- 
kalarin, paralarin nerden, nasil geldigini, nereye gittigini gizlemekte ustalajtigini ortaya koyuyor reji- 
sor. Bu banklarin kasalarinda yatan toplam 11,5 trilyon dolar ozel sermayeden soz ediliyor filmde. 
Bankalarin avukatlari buna olanak sunan iJlkelerde yaptigi vergi kagakgiliginin yasal bir temele nasil 
oturtugunu aniatiyor. Ornegin Jersey adasi boylesi bir iJlke. Bu adanin maliye bakani konu§masinda, 
ijlkelerinde neden boyle bir konsepti uyguladiklarini aniatma gabasi ise izleyenlerin giJlmelerine ne- 
den oluyor: 

"HANGi ULKENiN SOKAKLARINDA KAN AKIYORSA, ORAYA YATIRIM YAPACAKSIN" 

TURKCEALTYAZISI 

^ogumuz paramizin yerini bilmeyiz. Emin olabilecegimiz bir tek §ey vardir: Paramiz giJvende olsun 
ya da artsin diye koydugumuz bankada degil. 

Banka, paramizi kiJresel para pazarina soktu. 

Borglu nerede yajar ya da faizi nasil oder, bilmeyiz. Bu umurumuzda bile olmaz. CunkiJ bankalarin 
bajtan gikarici gagrisini giJvenle izleriz: Birakin paraniz gali§sin! 

Gana - Bati Afrika Balerna - isvigre 

Dagilim: % 3 Afrika'ya % 97 Batiya 

KT Freetel %36 Deger Kaybetti 

Singapur - GiJneydogu Asya 

Evet, tabii. 

Selam, adim Mark Mobius. Templeton Emerging Markets jirketini bajkaniyim. DiJnyanin en buyiJk 
geli5mekte olan pazarlar fonlarini yonetiriz. §u anda gelijmekte olan pazarlar fonlarmda 50 milyar 
dolardan buyiJk bir meblagi yonetiyoruz Tamam. Cogu insan bana "yatirim gurusu (biigesi)" diyor 
Gelijmekte olan pazarlarin babasi, cesur kartal diyorlar. Bu isimlere itirazim yok. iyi isimler. Ama ijin 



248 YAZILARIM 

gergegi, biz sadece yatirim yapiyoruz. Yatinmcilanmiz igin elimizden geleni yapiyoruz. Yonettigimiz 
varliklanni artirmak ve onlarin yaranna olacak yatirimlar yapmak igin. Aniiyorum. Evet. Onlara muh- 
temelen joyle deriz: 

Bajka bir yonetici igin sinirlama getirmenin yanli? bir tarafi yok. Ba§ka bir deyi§le: 

Portfolyoyu indeksleyen yoneticiler var.^° Bu yoneticiler en iyi jekilde boyle bir portfolyo igin kul- 
lanilabilir. Ama boyle sinirlamalar getirirlerse bizi dogru kuiianmi? olmazlar. Ne demek istedigimi an- 
lami§sindir. Aniadin mi? 

Burada Singapur'dayiz gok dujiJk bir vergi odijyoruz. Neden mi? 

^unkij Singapur hiJkumeti bizim gibileri gekmek istiyor: Para yoneticileri, yatirim yoneticileri. ^un- 
kij bir finans merkezi haline gelmek istiyorlar. KiJresei bir finans merkezi. Bu nedenle gok dijjuk vergi 
odijyoruz. Hatta bazi durumlarda hig odemiyoruz. Personelimiz elbette vergi odijyor. §irkete personel 
alimi yapiyoruz. Yani devlet de burada gaiijip bireysel gelirleri iJzerinden vergi odeyenlerden dolayli 
yoldan fayda sagiyor. Kureseiiejmenin gok kotij gagrijimlari var. Ama aslinda kureseiiejmenin diJnya- 
daki tiJm iJikeier igin gok iyi oldugu ortaya gikti. ^unku ma! ve hizmetlerin toplam maliyetini dijjuru- 
yor. KiJresei gapta bir rekabet piyasaniz varsa herkes igin maliyet dijjer ve enflasyon kontrol altinda 
olur. Dolayisiyla biz bu kiJreseiiejme egiliminin genel olarak gok ama gok iyi oldugunu dijjunuyoruz. 
Ve elbette bizim alanimizda 5U anda gelijmekte olan pazarlara yatirim yapiyor ve Batidaki, gelijmi? 
ijlkelerdeki emeklilik maajlarina faydamiz oluyor. ^unku gelijmekte olan pazarlarda para kazaniyor 
ve bu parayi Batiya tajiyoruz. Emeklilik fonunuzun bizim fonlarimizdan birine yatirilmi? olmasi gok 
buyiJk bir ihtimal gunkij emeklilik fonu yoneticileri de diJnya gapinda bir firsat gejitliligi ister. 

Cenay- Hindistan 

Hindistan'in sevdigim tarafi demokrasi olmasi. Buradan arazi alirsaniz sizin olacagina emin olabilir- 
siniz. Kimse yarin gelip yeni vergiler talep ederek ya da ba§ka bir yolla arazinizi elinizden almaya 
kalkmaz. Bunlar somiJrge doneminin kalintilari. Adii sistem benim igin gok onemli. Onemli bir yatirim 
kistasi. Bu konuda gok tatmin olmu? durumdayiz. 

Adim Mirko Kovats, Avusturyaliyim. Son on yil iginde Avusturya'nin en biJyuk endiJstriyel grupla- 
rindan birini kurdum. Burada kimse devleti gagirmaz. Bajinizin garesine bakmalisiniz. Bizim memle- 
kette var oldugunu sandigimiz sorunlarimizia ilgili tartijmalar beni hep hayrete dijjurmujtur. Bir jey- 
leri vergilendirip insanlarin elinden almanin yollarini tarti§madan edemezler. Bunlar burada gegerii 
degil. Burada gegerii olan tek jey ekonomi. 

Adim Sujatha Raaju. Madras Universitesinde ticaret okudum. 5u anda Hindistan'in en buyiJk jehir- 
lerinden ^enay'dayiz. Eskiden resmi adi Madras'ti. NiJfusu sekiz milyon. NiJfusun ijgte biri boyle yaji- 
yor. Yani nehir kenarlarinda. Bazilari gok daha fakir bir hayat surijyor kaldirimda yajiyorlar. Avrupa'da 
ogrenciler sosyolojiyle ilgilenir. Herkes ogretmen olmak ister. Buradaysa herkes muhendislik okur. 
Kendi kendine , sonra kim nerede olacak diye soruyorum. Daha mi zengin olacaklar? Daha mi fakir 
olacaklar? 

Umarim olmazlar. §irketi finanse edenler borsada var olan tiJm §irketleri finanse edenlerle ayni ki- 
§iler. Emeklilik ve sigorta fonlarindaki parayi ybneten Londrali yatirimcilar. Fabrika gok kijguk. Tajinip 
dort katina gikarmayi dijjunuyoruz. Rekabet bizi onlem almaya mecbur birakiyor. Hepsi de tatsiz 6n- 
lemler. Ama iJstumuzde kiJresellejmenin baskisi var. ^ok dijjuk iJcret alan ama hayatini kazanmak 
zorunda olan insanlara rekabet etmek zorundayiz. Elbette mesai saatleri uzayacak. Bu fazia mesai igin 
para odenmeyecegine eminim. ^ok basit: Daha gok galijmaliyiz. Bajka segenegimiz yok. ^ok diJzenli. 
Qok diJzenli. Bunu bajarmak zor oldu mu? ^ok emek sarf etmem gerekti. Ama gordijgumuz gibi galiji- 



PORTFOY :Sahip olunan varliklarm yatirim sonucu olu5turdugu toplam degerdir.Ki5i ve kurulu5lar sahip olduk- 
lari servetlerini gejitll §ekilde tutarlar: 

Nakit para,altin ve doviz, vadeli mevduat, tahvil, hisse senedi ve hazine bonosu gibi mali mevduatlar, gayrimen- 
kul ve yatirim mail olarak fizlkl mevcutlar. servetin tutulma 5ekll olan yukaridaki dort mevcudun butunune kl5l 
veya kurulu§larin portfoyu denlr. kl5l veya kurulu5larin portfoy yapisi bunlarin risk alma eglllmlerlne, llkldlte 
terclhlerlne ve 5e5ltll mevcutlarin saglayacagi getlrl oranlarma baglidir. kl5l ve kurumlarm llkldlte Ihtlyaglarinm 
degijmesi veya mevcutlarin getlrl oranmin degl5mesl, portfoyun yenlden dCizenlenmesI sonucunu verlr. 



YAZILARIM 249 

249 YAZILARIM 

yor. Gergekten afalladim. Sendikalaria g6ru§me yapiyor musunuz? Neyse ki hayir. §u ana dek gorij?- 
medik. Personelimizin sosyal konumunu goz oniJne almaya galijiyorum. Bir kaynakgi ne kadar kazani- 
yor? Ortalama ayda 200 avro. 

Bunu mu kazaniyor? 

Yoksa size maliyeti mi bu? Bunu kazaniyor. Bize % 25 daha fazlasina ma! oluyor. 

-250 

-Evet. 

Ya miJhendisier? Sekiz ila on katini. O da 2500 ediyor. Avrupa'nin gok altinda ama artik ucuz da 
degil. Hindistan'da patlama yajayan pazarlan da dujunmeiisin. Gelecek yillarda fiyatlar yiJzde ijg, be? 
degil %10 ila 15 artacak. Gelecekte bunu da hesaba katmak gerekecek. Yani verimli olmaliyiz. Comert- 
lik edecek durumumuz yok. Maliyetler artacak. SiJregieri en aza indirgemek ve ek maliyetleri azaltmak 
igin gaiijtim. Maliyetleri azaltmak ya da dijjuk tutmak igin yari otomatik iJretime yatirim yaptik. En 
iyisi bu. En iyisi bu gunkij fabrikayi tajimakgerekmeyecek 

-Kesinlikle. 

-Gereken tiJm altyapi hazir. Ve bene binayi yapmak en gok alti ay alir. Temel de dahil. 

-Aynen. Kagtan olursa olsun almaliyiz. Bundan sonra daha da pahali olacak. Fiyatlar dijjmeyecek. 
Artik ucuz degil ama almak zorundayiz. Hemen almamiz lazim. Yoksa daha sonra daha da pahali ola- 
cak. Daha ajagi dijjmez. Sorun 5U ki ilgilendigimizi bildigi igin hemen fiyati yiJkseltiyor. Tamam ama 
ona 5unu soyle 

Ba§ka bir yere gitme §ansimiz da var. Pazarlik ediyoruz sonugta. Bajka bir yere gitme jansimiz da 
var. 

Hintliler vergilerini odijyor. 

VERGiLERi DEVLET TOPLUYOR SATI§ VERGJSi, GEUR VERGJSi SU VERGJSi, ELEKTRJK VERGJSi, EM- 
LAK VERGiSi DEVLET DAHA BA§KA BiRQOK VERGJ TOPLUYOR. AMA BU GEUR YABANCI YATIRIMCI- 
LARA ODENEK ^EKLJNDE VERiUYOR. VE SONUNDA DEVLETTE HALKIN SOSYAL REFAHINA HARCA- 
YACAK PARA KALMIYOR. BU ADAMLAR ONLARA NE DIYOR BILMIYORUM 

Bence Bu Onlaria kim konujur? Hayir, onlarin tarafindan yani. Bence bir yatirimci yatirim yaptigi 
5irketin ahlaki yarattigi kirlilik ya da bajka jeylerinden sorumlu olmamali. Neymi?? 

Bu onun i5i degil. Onun iji yatirim yapip mijjterilerine para kazandirmak. Evet. Onu arayalim mi, 
ne dersin? Gelijmekte olan pazarlardan bahsederken aslinda bijyumeden bahsediyoruz. Bizim asil 
derdimiz buyiJme. Gelijmekte olan pazarlara bu yiJzden girdik zaten. Ve ayni yil once IPC ^^ (Uluslara- 
rasi Finans Kuruluju) " geli$mekte olan pazarlar" sozunij ilk kullandigi zaman bekledigimiz gibi oldu. 
Eskiden buralarin adi gelijmekte olan pazarlar degildi. O zamanlar "az geli$mi$ ijikeier" denirdi. "fa- 
kirler," "Uguncij DiJnya," "GiJney," vesaire vesaire. Sonra birinin akiina buna geli$mekte olan pazar- 
lar demek geldi. Qok gijzei ve gok hizli bijyuyen bir pazar. Ve tarn olarak da boyle oldu. ^evresel ve 
toplumsal standartlar uzun sure degijmeyecek. Bu standartlari yiJkseltmenin maliyeti Hindistan ve 
^in gibi iJlkeler tarafindan karjilanamaz. Gergek bu, hojunuza gitsin gitmesin. Bu insanlarin gogunlugu 
fakir. Ve gok uzun sure fakir kalacaklar. Bedeli ne olursa olsun rekabete devam edebilmek zorundalar. 

Bu nedenle bence yumusak iyi niyet aciklamalari disinda gelecek birkac on yil boyunca pek bir sey 
degismeyecek cunkij insanlar bunun bedelini odeyemezler. Geli$me ve ekonomik bijyumenin insan- 
lar ve toplumla hig ilgisi yok. Ekonomik bijyume sadece siyasetgi, yatirimci ve onlarin ortasmda 



Uluslararasi Finans Kurulu$u (IFC): 



Dunya Bankasi Grubu'nun uyesi olan Uluslararasi Finans Kurulu5u (IFC), 1956 yilmda gelijmekte olan ulkelerde 
ozel sektor yatirimlarmi arttirmak ve yoksullugu azaltip, ya5am standartlanni iyile5tirmek uzere kurulmu5tur. 
5u an 179 ulkenin uye oldugu IFC'nin hedefi uye ulkelerinde uretken girljimciligi arttirarak ve etkin sermaye 
piyasalanni hakim kilarak ekonomik kalkmmayi saglamaktir. 

IFC icra kurulu, uye ulkelerin atadigi ve gogunlukia maliye bakanlan olan yoneticiler tarafindan olu§turulmakta- 
dir. Icra kurulu yetkilerinin birgogunu IFC'nin stratejik yonelimini belirleyen IFC yonetim kuruluna devretmi5tir. 
IFC yatirimlari Orta Afrika, Dogu Asya ve Pasifik, Guney Asya, Avrupa ve Orta Asya, Latin Amerika, Orta Dogu ve 
KuzeyAfrlka bolgelerini kapsamaktadir. 



250 YAZILARIM 

oynayan araci i^indir. 

On yil once orta sinif bir ailede gelir on bin rupi civarmda olunca en az iki ya da ij^ bin rupi biril<- 
tirebilirlerdi. Ama o gijnier geride l<aldi. BugiJn bin rupi bile l<azansalar bir l<uru$ bile biriktiremez- 
ler. (Bizde de ayni durum var) Hindistan'da birgok yabanci kultiJr var ve insanlar buna aiijmaya bajia- 
di. Bati kulturunij taklit etmek igin her yolu deniyorlar. Ama fakirlik ortadan kaldirilmadi. Hala fakir 
insanlar var. Bunu silmenin tek yolu Hindistan'da iyi bir politik sistemin olmasi. 

Adim Kalaiselvan. Yedinci siniftayim, on iki yajimdayim. Dogdugumdan beri Gandhinagar gece- 
kondu mahallesinde yajiyorum. BiJyudugumde avukat olmak ve yozlajmayla savajmak istiyorum. 
Me$hur bir deyi$ vardir: 

ALIM YAPILACAK EN iVi ZAMAN SOKAKLARDA KAN OLDUGU ZAMANDIR derler. Bu deyise bir ek- 
leme yapayim: 

KAN SiziN KANINIZ OLSA BILE QUNKU GENELUKLE SAVA§ VARSA DEVRJM, SJYASi SORUNLAR, 
EKONOMiK SORUNLAR VARSA HJSSELERiN FJYATI DU^ER. VE EN DU^UK HALJNDEYKEN HiSSE 
ALANLAR QOK PARA KAZANDILAR. QOK ONCEDEN PLANLANMI^ 

Adim Gerhard Schwarz. On dort yildir Neue ZiJrcher Zeitung'un ekonomi boliJmunun genel yayin 
yonetmeniyim. Ayrica ZiJrih Universitesinde ders veriyorum. Bunun dijinda Friedrich August Hayek 
Derneginin de bajkaniyim. Friedrich August von Hayek kesinlikle . Yuzyilin en onemli liberal ekono- 
mistiydi. Avusturya'da dogdu ve Ingiltere, Amerika ve Almanya'da cali$ti. Cenevre GoliJ ustiJndeki 
Vevey'den Mont Pelerin'e gidiyoruz. "Hacinin Dagi" aniamina geliyor. BuyiJk otelleri olan kuciJk bir 
kasaba. 1947'de Avrupa ve Amerika'nin en onemli du$unurleri burada bulu$tu. Amaclari Bati dunyasi 
ijstune du$unup ta$inmakti. 

Mont Pelerin Dernegi burada Hotel du Parc'ta kuruldu. Kurucularinin amaci bir aydinlar agi kur- 
makti. Siyaset yapmak degil fikirleriyle siyaseti etkilemek istediler. MONT PELERIN DERNEGI 
1980'LERDE RONALD REAGAN'LA UNLU OLDU. HiJkumetinde ve danijmanlari arasinda Mont Pelerin 
Derneginden birgok ijye vardi. Sayilar bazen yirmiyi bile ajiyordu. Ajagi yukari ayni zamanlarda Mar- 
garet Thatcher Hayek'in ve dernegin ingiliz ijyelerinin fikirlerinden feyiz aldi. 

Londra - Bijyuk Britanya 

John Christensen Kalkinma Ekonomisti 

Londra jehri denen bolge Londra'nin finans mahallesidir. DiJnyada en gok banka burada bulunur. 
Ve 1980'lerden beri, bilingli olarak tiJm kitalardan bankalari kendine gekmeye galijmijtir. 1970'lerde 
ingiliz hiJkumeti iJretim endiJstrisinde krizle karjilajinca Londra §ehri'ni se^kin bir finans merkezi 
haline getirmeye ba$ladi. Ve bunu da burada i$lem yapan bankalar ve buyijk finans evierini dene- 
timsiz birakarak yapti. Bankalarin gevjek bir taviria kredi vermesine izin verdi. Genel olarak finans 
hizmetlerini diJzenlemeyi birakti. Daha da onemlisi bankalara izin vererek gogu operasyonlarini deniz 
a§iri merkezlere Jersey, Guernsey, the Isle of Man gibi finans merkezlerine hatta daha da ileri giderek 
Karayipler Cayman ve ingiliz Virgin Adalari gibi yerlere ta$imalarini sagladi. Bunun amaci ingiliz ban- 
kalarmm dijnyanm dort bir yanmdan sermayeyi sehre cekmelerini ve sehrin ucuz sermayeye ulasa- 
bilmesini saglamakti. 

WASHiNGTON UZLA§MASI 1970'LERE DEK UZANIR IMF'NiN VE DUNYA BANKASI'NIN DORT ANA 
FiKiRLE BU PROJEYE BA§LADIGI DONEME. 

Birinci fikir diJnyadaki finans pazarlarinin denetimi serbest birakmakti. Diger bir deyi§le sermaye- 
nin bir iJlkeden digerine ozgiJrce hareket etmesine izin vermek. 

ikinci bdlijm ticaret aki$larini liberalle$tirmekti. Diger bir deyijie onlarca yil boyunca gelijmekte 
olan iJlkeler tarafindan kendi endiJstrilerini korumak igin dikkatle koyulan ticaret engellerini yikmakti. 

U^uncij bdliJm, araya girmeleri ihtimalini azaltmak icin devletleri parcalamak tamamen parcala- 
makti. Diger bir deyijie vergi gelirlerini azaltacaklardi ki devletler vatandajlarini korumak igin araya 
giremesin. 

Ve dorduncij ayak da DEVLETLERi ENDUSTRiLERiNi OZELLE^TIRMEYE MECBUR BIRAKMAKTI. Ve 
bunun da genel olarak endiJstriler ozellejtirilirken di? yatirimcilara gergek degerlerinin altinda satila- 
cak jekilde yapilmasi saglandi. 

insanlarm neo-liberalizm dedigi IMF'den ve DiJnya Bankasmdan gelen siyasi baskinm dort ayagi 



YAZILARIM 251 

251 YAZILARIM 

bunlardiriste. BiZJM SERMAYEMiZ BUYURSE, BA§KA BJR YERDE BOR? ARTIYORDUR. 
Burkina Faso - Afrika 

Sahel Kujaginin girijindeyiz. Toprak tamamen mahvoldu. Tam bir erozyon. Derin vadilerde bile. 
Sadece pamuk yeti5tirilmesinin bir sonucu. Pamuk gitti. pamuk parasi gitti. Geriye higbir jey yetijtiri- 
lemeyen bu toprak kaldi. 

Adim Yves Deiisie. Bilimsel tarim uzmaniyim. Cenevre Universitesinde kalkinma iJzerine egitim al- 
dim. Neredeyse 20 yildir dogrudan ciftgiierie cali$iyorum. 20 yil cok uzun sure. Ama $u ana dek sahip 
oldugum izlenim durumun iyile$medigi yonunde. Bu insanlarin yillik kazanci 50 avro bile degil. Endi$e- 
liyiz! 

Biktik. Cocuklarimiz pamuk yetijtiriyor ama kar§iliginda para alamiyor. Ne yapacagiz? 

Elimizden higbir jey gelmiyor. Sizden medet umuyoruz. Hayatimizi iyilejtirin diye. Gidip pamugu- 
muzu alanlara soyleyin pamugu adil bir fiyattan alsinlar. Boylece Burkina da biz de daha gok para 
alabilelim. Benim gibi yajli kadinlar biJtun giJn giJne? altinda galijiyor. Hem de bir hig ugruna. Ama 
elden ne gelir? Bizi aniamaya galijin. Yalvariyoruz. Bu i? ne kadar yorucu, gorijyorsunuz. Borglarimizi 
odeyebilsek gok mutlu olacagiz. 

DiJnyanin en iyi pamugu burada yeti§ir. Uretim maliyeti en dijjuk yer burasi. Pamuk temiz gunkij 
tamamen elle toplaniyor. Ancak diJnya pazarmda pamugun fiyati gok dijjuk. Her yil Amerika sijbvan- 
siyon olarak kendi pamuk ijreticiierine ijf milyar dolar veriyor. Amerikalilar liberalse oyle olsun! 
Ama neden kendi ijreticiierine sijbvansiyon veriyorlar? 

Francis Kologo Uretim Mudurij 

Bu liberalizm degill Aslinda kendileri korumaci davranip bizi liberal olmaya zorluyorlar. Jki farkli 
standart uyguluyorlar! 

Bu iki futbol sahasi ve iki futbol takimi olmasi gibi bir jey. A takimi en iyi ayakkabilara sahip ve elle- 
rini de kullanabiliyor. 

B takimiysa, ki bunlar Afrikalilar ve bizim gibi kugiJk iJlkeler oluyor ayakkabisiz ve el kullanmadan 
oynamakzorunda. Sizce bu normal mi? 

1980'lerde DiJnya Bankasi Burkina Faso'yu yeniden yapilanma programlari uygulamaya zorladi. 
Bunun iJlke igin aniami ne? (24 Ocak kararlari) 

Hammaddeler ithal ediliyor Pamuk, ham pamuk olarak katma deger ekienmeden. DUNYA BAN- 
KASININ VE YATIRIMCILARIN TEK DERDJ ULKEDEKJ HAMMADDELERi ULKE DI^INA gKARMAK. Pa- 
muk, kereste, kahve, kakao, altin vesaire. Gecmi$te somurgeciler bizi belirii bir urunij ekmeye zorlar- 
di. $imdi de DiJnya Bankasi parayla iJstumuzde baski kurup pamuk yeti$tirtiyor. ilag nasil alacaksmiz? 

Doviz lazim Pamuk bize bu dovizi sagliyor. Size pamugun iki milyon insanin dogrudan gelir kaynagi 
oldugunu soyledim. Ama Afrika'da herkesin on be? kijiye daha baktigini hesaplarsaniz Bunu iki mil- 
yonla garpinca tiJm nijfusun pamuktan gegindigini fark edersiniz. Amerika pamugunu sijbvanse et- 
mese*^ Burkina Faso yilda en az milyon avro kar ederdi. Iki tarafli yardim AB'den, ABD'den ve Japon- 
ya'da gelen krediler toplamda sadece 30 milyon avro ediyor. Ulkemizi kalkindirmak icin borca girme- 
mize gerek olmayacakti! Sadece giftgilerin kazandiklariyla bile gocuklarimiza daha iyi bir gelecek vere- 
bilmek igin okullar ve yollar yapabilirdik. GuniJmuz pamuk iJretimi konusunda karjimizdaki ikilem bu 
ijte. Burada topragi supiJren kadinlar gorijyorsunuz. Topragi ve gakillari satip biraz para kazanmaya 
gali^iyorlar. BM kalkinma programma gore daha fakir sadece ij( ijike var. Nijfusun % 62'si gunde bir 
dolardan aziyla ya$iyor. Bu % 62'nin bijyuk bolumu de malirumiyet iginde ya$iyor. 

Bu fakir olmaktan da kotij. ^ocuklarin % 40'i okula gitmiyor. Okula gidenlerin ancak yiJze biri, ikisi 
ijniversiteye ulajiyor. Ortalama hayat siJresi 42 yil. Sefalette bahsetmi§ken, §unu fark etmelisiniz: EN 
MAHRUM TOPLUMSAL KESJM KADINLAR VE COCUKLAR. Bazi kadinlar ta§ ocagina gidiyor. Burada 
kazandiklari para giJnde 50 avro sentine denk dijjijyor. ^OK BORCUMUZ VAR. BUGUN DOGAN TUM 



subvansiyon : fransizca subvention (yardim; devlet^e yapilan para yardimi, para destegi). teklif ettigimiz 
kar5ilik: destekleme. ornek: Cilkenin bazi urCinlerine dunya pazarlannda rekabet imkani saglamak igin ihracat 
desteklemeleri yapiliyor. 



252 YAZILARIM 

BURKiNALILAR BUYUK BJR BORQLA DOGUYOR. 25 YIL SONRA DOGANLAR BJLE BORCLA DOGACAK. 

Pamuk iJretmezsek Burkina'da ya§ayan turn Afrikalilar hatta Mali, Benin ve ba§ka ulkelerde yajayan- 
lar da Avrupa'ya gog edecek. Gitmekten bajka segenegimiz olmayacak. Sizi ijgai edecegiz, orasi kesin. 
Ama eger Batililar pamuklarmi sijbvanse etmeyi kesmezse gitmeye mecbur kalacagiz. Gidersek is- 
terlerse on metrelik duvarlar orsiJnier biz yine de Avrupa'ya girecegiz. DiJnyanin tiJm liberalleri diyor 
ki sinirlar agik olmali Mallar para ve hizmet igin. Konu insanlar olunca durum biraz daha karma§ikla§i- 
yor. 

Gerhard Shwarz i$ DiJnyasi Editorij, 

NNZ Ayni kuluplerde istendigi gibi ijyeiik aidati koymayi dijjunmeniz gerekiyor. Bir tenis kulubiJne 
ijye olursaniz iJyeiik aidati odemeniz gerekir. Vergiler gibi sadece aylik ve yillik iJcretler degil. Bunun 
nedeni sizden oncekilerin kuliJbu inja edip haziriami? olmasidir. Aksi halde yeni gelen katkida bulun- 
madigi bir jeyden kar etmi? olurdu. Toplumlarin Kamuiajtiriimasi Viyana - Avusturya yil once finans 
gruplari, bankalar ve yatirimcilar kamu mallarma konmaya bajiadiiar. Deviate ve dijzenli olarak kira, 
su gibi bedeller ddemesi gereken vatanda$lara ait mallara. 6zelle$tirmenin turn mantigi budur. 

Viyana'da bir toplu tajima tramvayindayiz. Werner Rijgemer Koln Universitesi 

Turn vatandajlar tramvaylarin Viyana jehrine ait oldugunu varsayiyor. Ama durum boyle degil. BU 
TRAMVAY AMERiKALI BJR YATIRIMCIYA AJT. UZUN YILLAR ONCE ViYANA §EHiR KONSEYi TRAMVAY- 
LARINI AMERiKALI YATIRIMCILARA SATMAYA KARAR VERDi. gOK PARA ALDILAR BJR MJLYAR DOLAR- 
DAN FAZLA. AMA PARA ViYANA'YA Hig ULA§MADI. Onun yerine ingiltere'de ve ba§ka yerlerdeki 
bankalara havale edildi. Parayi aldilar ve uzun yillar boyunca Amerikali yatirimciya diJzenli olarak kira 
taksiti odeyecekleri ki Viyana jehri tramvaylari kullanma hakkina sahip olsun. Bunu hayal edebiliyor 
musunuz? 

Berlin - Almanya Devlet, o devlette yajayan tiJm insanlarin toplumudur. Devlet biziz. En azindan 
demokrasilerde boyle. ijleyen bir toplum organize edebilmek igin devletin kamu mallarma ihtiyaci 
vardir: Okullar, iJniversiteler, toplu tajima, vesaire. Bu baglamda 6zelle§tirmede neler olduguna bak- 
mak ilging olacaktir. 

Kelimenin ingilizcesi "Privatization" Latince "privare"den gelir Aniami "YOKSUN BIRAKMAKtir." 

Hermann Scheer Alman Milletvekili 

Ozellejtirme siJrecinde kamu mallari ozel yatirimcilar tarafindan satin alinir. Hatta bazen hediye 
olarak verilir. Bunun ancak toplumu kamu mallarmdan yoksun birakmak denebilir. Durumu joyle 
ozetleyebiliriz: Toplum, kar amaciyla ozel yatirimcinin ilgisini geken belirii bir maldan yoksun birakilir. 
"Sinir otesi kiralama" adi verilen bu garip sistem yaygin bigimde uygulanmi5tir, sadece Viyana tram- 
vaylarinda degil. AVUSTURYA FEDERAL DEMIRYOLLARI TRENLERJNi AMERiKALI YATIRIMCILARA 
SATTI. Innsbruck §ehri kamu hizmetlerini satti. KiJrsellejme gaginda yajadigimiz igin bu sadece Avus- 
turya'da degil, Almanya Hollanda ve Avrupa'nin diger her yerinden boyle oldu. SiYASETCiLERJN SINIR 
OTESi BJRSiSTEMJ ONAYLAMASININ NEDENJ BAZEN CEHALETTJR. DURUMU AN LAYAN LARS A SADE- 
CE COK KISA SURECEK PLAN KARIYERLERINJ ONEMSERLER. 

Kendilerinden sonra olanlarla ilgilenmezler. Bu kisa vadeli tavir uzun vade igin sorumluluk alma 
iradesinin yoksunlugu sorunlari gozmenin arkadan geleceklere kalacagini bilmek neo-liberal gagin en 
karakteristik ozelligidir. Neo-liberal gagda her jey derhal en yiJksek kari elde etmeye indirgenir. Hem 
de bedeli ne olursa olsun. Ozgurlukadma 

Washington D.C. - ABD 

Evsiz denince insanlarin gozij onune gelen resim ya$li, du$kun bir alkolik kesinlikle dogru degil. Ba- 
rinagimiza gelenler arasinda aile ici $iddet magdurlari evieri yananlar ya da Katrina gibi felaketlere 
maruz kalanlar var. Bu nedenle evsiz kaliyorlar. Doktora yapmi; insanlar var. Mastir ve daha ba$ka bir 
surij $ey yapmi; olanlar da. Avukatlar, resmi olarak doktor olanlar var. Hayatlarinda bir $eyler ters 
gidiyor ve evsiz durumuna du$uyorlar. Ama genel olarak gelenlerin gogu DC bolgesinden. LiJtfen dik- 
kat edin: 

Salonda hanimlarvar! 

Salonda hanimlarvar! 

Duruma uygun giyinin beyler 



YAZILARIM 253 

253 YAZILARIM 

Salonda hanimlarvar. 

Salonda hanimlar var beyler! 

LiJtfen banyo kapilanni kapatip uygun bigimde giyinin. LiJtfen. 

Qiogu yajli erkekler, gogu emekli Bazen aralannda bir tiJr maa? alanlar bile oluyor. Ama kazandikla- 
n parayla herhangi bir yerde kalamiyorlar. ^unku bu bolgede yajamak gok pahali.. O kadar ki bazi 
insanlar yajadikian daireler ve evierin masraflanni karjilayamiyorlar. Bu organizasyon sokaktaki va- 
tandajin yaptigi bagijiaria ayakta duruyor. Ben gelen gekleri goruyorum. Bize DiJnya Bankasindan gek 
falan gelmedi. Buradan Beyaz Saray biraz goriJnuyor. Barikatlar, giJveniik gorevlileri. Caddenin az 
ilerisinde DiJnya Bankasi var. Herhalde yabanci ijlkeler ve doviz alip satanlaria orada ilgileniyorlar. 
Ama igerde neler oluyor en ufak fikrim yok. 

Burasi DiJnya Bankasi. 

Buranin aslinda bir Amerikan bankasi oldugunu aniamak hepimiz icin cok onemli bence. Cogu uike 
DiJnya Bankasma katkida bulunuyor. Almanya, Avusturya, baska bircok Avrupa iJlkesi bankaya katkida 
bulunuyor ve bu iJlkeler bankanin hissedari. Teorik olarak bankanin sahipleri yani. AMA i§iN GERQEGi 
BANKAYI ABD KONTROL EDJYOR. 

Bati Palm Beach - ABD 

Adim John Perkins, Amerikan vatandajiyim. ABD'de dogdum, ABD'de buyiJdum. Ben eskiden eko- 
nomik tetikciydim. Bizim yaptiklarimiz da ayni mafyanin tetikgileri gibidir. ^unkij daha sonra bir iyilik 
isteriz. Mafya ve gangsterler de yillardir ayni jeyi yapar. Tek fark, bizim bunu gok buyiJk bir olgekte 
yapmamiz. Devletlerle, iJlkelerle, devasa bir olgekte yapariz. Ve biz gok daha profesyoneliz. Bunu bir- 
gok yolla yapariz ama herhalde en yaygini judur: 

Ekonomik tetikgi $irketlerimizin ilgilendigi kaynaklara sahip bir ijlke belirler Mesela petrol. SON- 
RA DUNYA BANKASI YA DA KARDES ORGANlZASYONLARINDAN O ULKEYE BUYUK BJR KREDJ AYAR- 
LARIZ. 

AMA PARA O ULKEYE HIQ GITMEZ. ONUN YERJNE BJZJM ^JRKETLERE GJDER. ONLAR DA O ULKE- 
DE DEVASA ALTYAPI PROJELERi JN^A EDERLER. O ULKEDEKJ QOK AZ SAYIDA ZENGInIN VE BJZJM 
§iRKETLERiN YARARINA OLAN §EYLER. AMA BUNLARIN, COGUNLUK OLAN FAKIRLERE HICBIR FAY- 
DASI YOKTUR. Bu fakir insanlara koca bir bor^ yigini kalir. O kadar bijyuktur ki odemeleri imkansiz- 
dir. Ama bunu odemeye galijtiklari siJreg boyunca oyle bir duruma dijjerler ki ne iyi saglik programla- 
rina ne de iyi egitim programlarina paralari kalmaz. O zaman biz ekonomik tetikgiler oraya geri gidip 
56yle deriz: 

"Bakin bize (ok borcunuz var ve odeyemiyorsunuz. Onun i^in bize canmizdan bir par^a verin. 
PetroliJnuzu bizim $irketlere ucuzdan satin. Ya da bir sonraki kritik BM oylamasmda bizimie oy kul- 
lanin. Ya da bizimkilere destek olmak i^in bir yere siz de asker yollaym". Mesela Irak'a. 

Bu yontemie gergekten bir imparatorluk yaratmayi bajardik. ^unkij ijin ozij 5u: 

Kanunlari biz yaziyoruz. DiJnya Bankasini biz kontrol ediyoruz. IMF'yi biz kontrol ediyoruz. Hatta 
buyiJk oranda BM'yi bile biz kontrol ediyoruz. Yani kanunlar bizden soruluyor. Ekonomik tetikcilerin 
yaptiklari yasadi$i degil. 

Ulkeleri buyiJk borg yiJkleri altina sokmak sonra karjiliginda iyilik istemek bu yasadiji degil. Olmali 
ama degil. Bir imparatorlugun belirleyici ozelliklerinden biri diJnyanin geri kalanmi kendi kurunu kul- 
lanmaya zorlamasidir. Ve dolar konusunda biz tam olarak bunu yaptik. 1971'DE ABD'NIN MUAZZAM 
BOYUTLARDA BORCU VARDI. VE BUYUK BOLUMU DE VJETNAM SAVA§ININ SONUCUYDU. Ve altin 
standardma uyuyorduk. Birden ijlkelerden biri borcunu altin olarak geri istedi. QiJnku dolara gij- 
venmiyorlardi. Nixon bunu reddetti hatta bizi altin standardmdan (ikardi (unkij borcu altin olarak 
odeyemeyecegini biliyordu. O kadar altmimiz yoktu. Ve bunun ardmdan ^abucak petrol standardi- 
na ge?tik. SUUDi ARABiSTAN'LA YAPTIGIMIZ ANLA§MADA ONEMU BJR ROL ALDIM. OPEC'iN PETROLU 
SADECE DOLAR USTUNDEN SATMASINDA ISRAR ETTIK. Boylece bir anda dolar altin standardmdan 
petrol standardma ge?ti. BU BiRCOK ACIDAN COK DAHA ONEMU BJR STANDARTTIR. CUNKU BU 
CAGDA DOGAL OLARAK PETROL ALTINDAN COK DAHA DEGERUDIR. BOYLECE DUNYA BJRDEN SADECE 



254 YAZILARIM 

DOLARLA PETROL ALABiLM EYE BA§LADI. VE DOLAR gOK AMA gOK ONEMLi HALE GELDi. 

BUGUN AMERiKA YJNE BATIK BJR ULKE. 

COK BUYUK BORCLARIMIZ VAR. 

DUNYATARiHiNDE BU KADAR BUYUK BORCU OLAN BA§KA BIR ULKE OLMADI. Bu iJlkelerden bi- 
ri borcunu dolar di$inda bir kurdan tahsil etmek istese ba$imiza buyijk bir dert a^ilirdi. Ama $u an- 
da sadece dolar olarak istiyorlar (unkij en bijyuk emtia petrol ve sadece dolaria alinabiliyor. AMA 
SADDAM HUSEYiN BIR TEHDIT SAVURUP PETROLU DOLARDAN BA§KA BIR §EY KAR^IUGINDA SA- 
TARIM DEDi. iktldardan indirilmeden hemen once. Bazen biz ekonomik tetik^iler ba$arisiz olur ba$- 
ka ijlkelerin liderleriniyozla$tiramayiz. 

Panama'da Torrijos'u, Ekuador'da Roldos'u yozla$tiramadim mesela. Bu pek sik olmaz. Ama 
olunca gakaiiari yollarlar. BUNLAR HUKUMET YIKAN YA DA LIDERLERINE SUIKAST DUZENLEYEN 
ADAMLARDIR. YANJ BEN EKUADOR'DA JAJME ROLDOS'U VE PANAMA'DA OMAR TORRJJOS'U YOZLA§- 
TIRAMAYINCA CAKALLAR GIdIP ONLARI OLDURDU. NADJREN DE OLSA NE TETiKQlLER NE DE QAKAL- 
LAR BA§ARILI OLAMAZSA O ZAMAN VE ANCAK O ZAMAN ORDUYU YOLLARIZ. Irak'ta da tarn olarak 
boyle oldu. 

Ekonomik tetik^iler Saddam HiJseyin'i yozla$tiramadi onu ikna edemediler, ^akallar da oldijre- 
medi. Bu nedenle ordu yollandi. 

Orduyu oraya ilk volladigimiz 1991'de ordusunu yok ettik ve artik bu ceza yeterii olmu$tur akli ba- 
$ina gelmi$tir dedik. Bu nedenle 1990'li yillarda tetikciler yine Irak'a gitti ve Saddam Huseyin'i ikna 
etmeye cali$tilar. Ama o pes etmiyordu. Pes etmi$ olsa hala iJlkenin ba$inda olurdu. Biz de ona jetler, 
tanklar, cam ne istiyorsa satiyor olurduk. Ama pes etmedi. Cakallar onu olduremedi. GiJvenlik giJcleri 
cok iyiydi. Ve bir siJru dublorij vardi. Guvenlik ekibi bile koruduklari Saddam mi, dublorij mij bilmez- 
di. Yani ikinci seferde de ne tetikciler, ne de cakallar Saddam HiJseyin konusunda basarili olamadilar. 
O NOKTADA BJR KEZ DAHA ORDUYU IRAK'A YOLLAYIP BU SEFER ONU INDIRDIK. Gerisini biliyorsunuz 
zaten. 

DiJnya Bankasi Grubu 

YiJkselen karlar Batan ijcretler 

Son 10-15 yilda kureselle$me nedeniyle gelir dagiliminda dramatik bir degi$im oldu. Milyonlarca 
mavi ve beyaz yakali ijginin gelirleri baski altinda kaldi. Artik talep ettikleri maa$lari alamiyorlardi. 
Kureselle$me onlari daha ucuza cali$tirdi. Bu da gelirlerde sermaye yoniJnde ciddi bir kaymaya neden 
oldu. Yatirim yapilmasi gereken buyiJk bir meblag vardi. Bu da dramatik ve kisir bir geli§meye neden 
oldu. Yeni bir endiJstri ortaya gikti: Finans hizmetleri yatirim bankacilari girijim sermayesi fonlari ser- 
best fonlar Bu yeni endiJstri bir fenomen: 

Yiginia para kazaniyor ama kendi parasmi riske ederek degil di$aridan gelen parayi kullanarak. 
Yatirilan her dolar ve avro igin komisyon aliyorlar. Koln'iin Ren nehri iJzerinde imtiyazli bir konumu 
var. 

Adim Anton Schneider. 

Kijguk bir giri§im sermayesi fonuna ortagim Yani yatirimcimizin sermayesini aliriz. Kendi paramizia 
birle$tirir, yeniden yapilandirdigimiz kurulu$lara yatirir ve ardindan o kurulu$lari satariz. Giri$im ser- 
mayesi endiJstrisi cok dikkat cekiyor cunkij biz normalde 6z kaynaklari cok du$uk $irketleri satin aliriz. 
All? fiyatinin cogu borclaria finanse edilir. Bu borclar kurulu$la birle$tirilir. Boylece satin alinan kuru- 
lu$lar buyiJk borclar odemek zorunda kalirlar. Yatirima pek paralari kalmaz. Bu yontem ekonomi iyi 
oldugu siJrece ije yarar. YiJksek karlar oldugu siJrece. Ekonomik gokij? olmadigi siJrece. Soz konusu 
kurulu5lar daha onceden yeterii yatirim yaptigi siJrece. Ama gogu durumda ije yaramaz. AI15 fiyatlari 
inanilmaz derecede artti. Saglanan para buyiJk boyutta di? sermayeydi. Kurulu5larin borglarini ode- 
yememe riski vardir. Bu durumda bankalar kredileri silmek zorunda kalir. Kurulujiar yillarca soyulup 
sogana gevrilir. Boylece yapmalari gereken jeyi yapamazlar: UriJn gelijtirip yatirim yapmak ve istih- 
dam yaratmak. Bunlara bu nedenle "gekirge" denir. Ne yazik ki bence bu terim tam olarak dogru. Bu 
finans sisteminin onemi buyiJk ol^ijde artti. Bunun da iki nedeni vardi: 

ilk olarak sermayeye sahip olanlar daha da acgozlij hale geldi. 

ikinci olarak, sermayeyi yonetenler komisyon alir. Yatirim $ekilleri ne kadar riskliyse operasyondan 



YAZILARIM 255 

255 YAZILARIM 

o kadar buyuk kar ederler. Birkac birey icin kar Herkes icin kayip 

Almeria - ispanya 

El Algarrobico Oteli'ne ho? geldiniz. ispanya'da, EndiJlus'teyiz. 

Antonio Baena Perez Azata del Sol'un SozcusiJ Almeria'da, Carboneras koyijndeyjz. Otel, Cabo de 
Gata Ulusal Parki'nda Park jurada, batida bajliyor. Burasi onemli bir deniz ve kara koruma alani. Bi- 
yosferin korunmasi igin savajiyoruz. ikiimin, temiz havanin ve karada ve denizde yajayan tiJrlerJn 
korunmasi igin. Bu otel onemli bir proje. Bolgede yapilmasi planlanan yedi otelin ilki. Buna ek olarak 
bir golf sahasi ve sinirli sayida daire de inja etmek istiyoruz. ilk safhada daire inja edecegiz. Daha 
sonra daire ve ev olacak. 

Adim Miguel Angel Torres. 

DEVLET MEMURU VE KARTOGRAFIM. ON SEKiZ YILDIR COSTA DEL SOL'DE iN§A EDJLEN BJNALARI 
iNCELiVORUM. BURASI, PARQUE ViCTORJA. 4000 DAJRE YAPIYORLAR. BUNLAR COGUNLUKLA SERMA- 
YE YATIRIMI OLARAK iN§A EDiUYORLAR. BOYLECE EMLAK §iRKETLERi KURULU§LAR VE AVRUPA BAN- 
KALARI YILDA % 20 ORANINDA KAR BEKLEYEBJUYOR. BANKADA YA DA BORSADA YAPILAN GELENEK- 
SEL BiR YATIRIM ANCAK % 5 JLA 6 KAR GETIrIR. DOLAYISIYLA BURADA VE iSPANYA SAHILLERINDE 
YAPILAN BiNALAR iglNDE YA§AMAK UZERE iN§A EDILMIYOR. TATILLERDE BILE. SADECE BIR YATIRIM 
ZiNCiRiNi BA§LATMAK AMACIYLA iN§A EDIlIYORLAR. TUM BU SURECJN ARDINDAN EUMiZDE HIQ 
TANIMADIGIMIZ HATTA BURADA YA§AMAYAN INSANLARA KAR SAGLAMI§ BJNLERCE B0§ DAJRE 
KALACAK. Bir $ehir hayal edin. En ba$indan tasarianmi; bir $eliir. Eglence i^in tasarianmi; bir $ehir. 
GELECEK 50 YILDA DEGJ^MEMEK UZERE TASARLANMI§ BJR ^EHJR. 124 bin avroluk dairelerin, bir 
milyon avroluk villalarla bir arada ya$ayabildigi bir $ehir hayal edin. Bir arada degil ama gok yakin. 
85 bin metrekarelik birgol hayal edin. (??????????) 

Laureano Ruiz Liano Emlak^i 

Buna 75 bin metrekarelik Marake? tarzi bir garji da dahil. En az iki, iJc gun icinde kaybolabilecegi- 
niz kadar bijyuk. Ama klasik bir sehir degil. Bu sehir normalde oldugu gibi bir kilisenin cevresinde 
bijyumeyecek. Birkac yiJzyilda bijyumeyecek. Birkac vilda buyuyecek. Cok temel ve yijksek bir tasa- 
rimdan biiyiiyecek. Onceden dusuniilmus, daha en basmdan Avrupa'nm en buyiik ve luks tatil ka- 
sabasi olmaya uygun bir yer. Bir Avrupa bankasinda emeklilik fonunuz varsa muhtemelen o para 

ispanya'daki bu sitelerden birine yatirilmi$tir. Daha $imdiden satilmi; olan bu villalar yil boyunca 

bo$lar. Gene Jspanyollar bu daireleri alamiyor. Dairelerin maliyeti verebileceklerinin cok iJstunde. Bu 
binalarin bakim masrafi ki oldukca kalitesiz binalar su ve diger harcamalar Ispanyol devleti tarafindan 
odeniyor. ISPANYA'DA HER YIL iN§A EDJLEN 800 BJN DAJRENiN BJZE EN UFAK FAYDASI YOK. 

Ramon Fernandez Duran §ehir Planlama, Madrid Universitesi 

ispanya diJnyada, emiak piyasasmdaki balon bijyumenin son be? yilda iyice bariz hale geldigi iJlke- 
lerden biri. TAM BJR §EHiRLE§ME FIRTINASI, BJR BETON TSUNAMiSi ispanya sahillerini ve adalarmi 
mahvediyor. Burada bu sitelerden birini gorebiliyoruz. Hepsi golf sahalariyla baglantili. ispanya'da 
boyle yiJzlerce site var. Cok az insanin golf oynadigi bir iJlkede. ^ok kuciJk bir azinlik. Bu nasil mumkiJn 
olabiliyor? Bunun nedeni bu tiJr iJrunlere yapilan buyiJk yabanci yatirimlar. Golf sahasi yaninda olur- 
sa boyle sitelerin degeri cok daha yiJksek oluyor. BU TAMAMEN YAPAY. ^olun ortasmda ye^il alan 
yaratiyoruz. BUNU YAPABILMEK \Q\N BUYUK MJKTARDA SU LAZIM. BU TUR BJR GOLF SAHASI 20 
BiN SAKiNi OLAN BJR KASABAYLA AYNI MJKTARDA SU TUKETJYOR. Fiyati bir yilda % 35 yiJkseltebili- 
riz. 

Neden diyorsaniz gok kolay. ^unkij yapabiliriz. ^unkij olabiliyor. 

DiJnyanm en onemli on bir in$aat $irketinden yedisi ispanyol $irketleridir. Bazilarinin buyuk fut- 
bol kulijpleriyle baglantisi vardir. ispanya'nin en buyiJk injaat jirketi olan ACS Real Madrid'in eski 
bajkani tarafindan yonetilmektedir. in§aatin boyutlari sinirlarina ulajti. TiJm ispanyol sahilleri ilk ki- 
lometresinden itibaren % 80 binalaria kaplidir. Kalan son dogal alanlari ijgal etmeye bajliyorlar. §u 
anda in§aat galijmalari gegici olarak durduruldu gunku gevreci bir grup yaptiklarimizi yetkililere ihbar 
etmi5 ve gereken izinleri almadigimizi iddia etmi§ler. Umudum ve dilegim hakimin injaatin yasal ol- 



256 YAZILARIM 

dugunu onayladiktan sonra daha jimdiden Avrupa'nin her yanmdan rezervasyon aldigimiz bu oteli 
bitirmemize kisa zamanda izin vermes!. Hotel El Algarrobico'nun kanunsuz in$a edildigi i^in yikilmasi 
gerekiyordu. Azata injaat jirketi vergi mukelleflerinin parasindan tazminat olarak 100 milyon avro 
alacakti. Ayrica yikim masraflari da kamunun parasiyla odenecekti. Ama yukarida sozij edilen yasal 
sorunlar heniJz sonuca baglanmadi. 

iN§AAT SEKTORU J^QiLERiNi AGIRLIKU OLARAK GOCMENLERDEN SEgYOR. Afrika'dan ya da Gu- 
ney Amerika'dan gelenler en dijjuk iJcretlere gaiijiyoriar. BOYLECE iN§AAT SEKTORUNDEKi JNSAN- 
LAR KARA PARALARINI iN§AAT i^giLERlNE MAA§ VERMEKTE KULLANIYORLAR. 

ispanyol Gayrimenkul Balonunun Sonu^lari: 

Sahillerdeki iJc milyon bo$ ev. 

On alti milyon insania ayni miktarda su tiJketen yen! golf sahasi. 

ispanyol Merkez Bankasi altin ve doviz rezervlerinin buyiJk bolumunij satti ve ulusal bore gayrisafi 
milli hasilanm %106'sina cikti. 

Ani bir i$sizlik arti$i oldu. 

Emiakcilarin yarisindan fazlasi kapandi. 

Neden kimse finansal sistemin bu verimsiz geli$imi hakkinda hicbir $ey yapmiyor? 

Bu soruya cevap vermek gijg. ^unkij bunun acisini geken gok. Buna ulusal ekonomi de dahil. CunkiJ 
ortada yeni bir kiJresel ekonomik kriz tehlikesi var. TiJm bunlara ragmen higbir jey olmuyor. Ekono- 
mik krizden bir yil sonra, jimdi bile hig yeni yonetmelik yok. Boylece finansal ajiriliklara izin veriliyor. 
Tam tersi, sistem gokmesin diye merkez bankasmdan kamunun parasini sisteme paylajtirdilar. Bunun 
aniami 5u: Kendi bahislerini karsilamak icin siradan insanlarin parasini kullaniyorlar. Aslinda amaqlari 
kendi kurumlari batmasin diye sistemin kanini emen kumarbazlara bir temel saglamak. GORUNEN O 
Ki TEKRAR TEKRAR FELAKETLER INSANUGI BASTIRIYOR. Her felaketin ardindan benzer felaketleri 
onlemek amaciyla kurallar yeniden tanimlaniyor. DiJnyadaki ekonomik krizin ardindan bankalar icin 
tamamen yeni kurallar kondu. DiJnyada capmda yeni bir ekonomik krizi onlemek amaciyla tiJm ban- 
kacilik sistemi ciddi bicimde diJzenlendi. Son birkac yilda yeni bir tavir kurumsalla$ti: Hicbir §eyi dij- 
zenlememiz gerekmedigini (unkij pazarin her $eyi dijzenledigini iddia ediyorlar. Bu nedenle artik 
kamusal kontrol yetkilileri finans sisteminde dijzenleme olmamasma mijsamaha gosterdiler. Her 
$ey tamamen liberalle$tirildi. BUGUN SAHiP OLDUGUMUZ fINANS SEKTORU TAMAMEN MANTIK- 
SIZDIR VE iNSANLARA KAR^IDIR. 

GUNUMUZDE UDERLERJ MEDYA SEQIYOR. Onlar olur ya da olmaz diyor. Bu nedenle insanlar 
medyayi memnun etmeye spotlarin altinda olmaya cali$iyor- Ciddi siyasi kavramlarin secilmelerine 
olan etkisi gittikce daha da azaliyor. Bu medyayi memnun edebilme kapasitesi siyasi bir lider icin ha- 
yati bir kistas haline geldi ama aslinda siyasi bir lider olmak icin bunun tam tersi ozelliklere sahip ol- 
maniz gerekiyor. Dolayisiyla hayati siyasi kararlar alan ve cabucak ba$kalarinin kararla$tirdigi geli$me- 
lere itaatkar kuklalar haline gelen aptallarin sayisi gittikce artiyor. Zenginlere daha ne kadar bakabile- 
cegiz? 

Burasi St. Helier. St. Helier, Jersey'nin ba$kentidir. 

Adanin da en buyiJk jehridir. Ama adanin kendisi cok kiJcuk. Sagda gorduguniJz binalar Jersey kra- 
liyet ailesine ait. Bu binalar hiJkumet merkezi ve buyiJk sue davalarinda adalet sarayi gorevi gorijyor. 
§imdi bazi hukuk firmalarinin yeni merkez binalarina yaklajiyoruz. Jersey bir finans merkezi olarak 
goriJluyor olsa da ekonomik destek alabilmek icin hukuki danijmanliga ihtiyaciniz var. Var olan cogu 
depo modern bankalar ve biJrolara cevrildi. Boylece St. Helier'in bu yeni bolgesinde eksiksiz bir finans 
merkezimiz olacak. Mesela 5urada gordijgunuz Credit Suisse'in merkezi. Avrupa bankalarmin yaninda 
Citigroup gibi Amerikan bankalari da var. Onlar da Jersey'de varlik gosteriyor. Bir iskoc bankasi var. 
Ama onunia ayni sirada daha uzaklardan, Hindistan'dan gelen bir banka var. Bu da sadece Avrupa ve 
Amerika'ya degil diJnyanm ba§ka yerlerine de baktigimiz aniamina geliyor. Burada da Deutsche 
Bank'in biJrolari var. Adada var olan bircok Avrupa bankasmdan biri. Deutsche Bank da digerleri gibi 
sundugumu hizmetlerden etkilendigi icin adaya geldi 

Ben Senator Terry Le Sueur. Jersey adasinm Ba$bakan Yardimcisiyim. Ama ayni zamanda Hazine ve 



YAZILARIM 257 

257 YAZILARIM 

Kaynaklar Bakaniyim. 

Uzun yillardir Jersey'nin sohreti Jersey inekleri ve patatesleri nedeniyle yayildi. Oldukca kirsal bir 
toplumduk. Gecimimizi tarim ve turizmie saglardik. Ama son yilda finans hizmetleri endustrisinde bir 
bijyume oldu. Ve birileri dunyanin geri kalanina da faydali olacak bicimde Jersey'ye para cekme firsa- 
tini gorunce bu ortaya cikti. Buranin kuzeyinde vergi cenneti Guernsey adasini gorebilirsiniz. Ufukta 
goriJluyor. Ardindan Brecqhou adasi geliyor. Sonra Herm ve Sark adalari ki oralar da vergi cennetidir. 
Sonra doguya bakinca Jersey adasi var Benim geldigim, buyudugum yer. 1986'da oraya dondum. Fi- 
nans merkezinde cali$rnaya ba$ladim. Ardindan buradaki hukumetin ekonomi dani$mani oldum. 
Amerikalilarin tahminlerine gore $u anda Jersey'de var olan $ahsi servetin boyutlari 500 milyar dolar 
boyutlarina ulasiyor. $u anda adadaki bankalarda bulunan ve ada di$indan gelen para. Bu para bu- 
radaki mevduat hesaplarmda duruyor. Ama bunlar sadece elektronik hesaplar. Para aslinda Jer- 
sey'ye gelmiyor bile. Jersey'den gegip dunyanin buyiJk finans merkezlerine gidiyor. Ozellikle de Lond- 
ra'ya dogru. Jersey'nin bu i§teki rolij ne? Jersey bizim "gizlilik alani" dedigimiz bir gorevi yerine geti- 
riyor. Aslinda yaptigi jey 5u: 

"Offshore" emanetler ve $irketler araciligiyla ada di$indan insanlara ozellikle Avrupa'dan ama 
Afrika, Latin Amerika ve Asya'dan insanlara da varliklarmi dunyanin para pazarlarma ta$ima ve 
mijlkiyeti saklama $ansi taniyor. Paranin mijlkiyeti bu offshore emanetler sayesinden saklanir. Ve 
bu da Jersey'nin uzmanla$tigi konulardandir: Emanetler, Jersey gibi yetki alanlarmda kurulmu$ 
yasal varliklardir. Buralarda emaneti yaratan ve bundan fayda saglayan insanlarm kimliklerini a^ik- 
lamalari zorunlu degildir. Hatta bir emanet hakkmda a^iklanan yegane bilgi (ogu durumda sadece 
emanetin adidir. Bazen de bu emaneti yaratan avukatlarm adi bilinir. Ama bu emanetlerin ardin- 
daki ger^ek insanlar kimseye a^iklanmaz. Bu da Jersey'yi para saklamak isteyenler i^in mijkemmel 
bir yer haline getirir. VERGJDEN KAgiNMAK YA DA VERGi KACIRMAK \Q\U tIpIK bIr YAP! JERSEY'DE 
BiR EMANET KURARAK ORTAYA CIKARIUR. Emanetin LiJksemburg'da bir jirketi olabilir. LiJksem- 
burg'daki $irket de bir banka hesabin yonetebilir. O da Cayman adalarmda ya da Jsvi^re'de olabilir. 
Ya da Londra'da. U( farkli yetki alaninm olmasi onemlidir. Ama^ bu ij^ farkli yetki alanini kari$tira- 
rak soru$turmalardan ka^mmak i^in gizliligi en yijksek seviyeye gikarmaktir. Emanetin ardinda kim 
var, $irketin ger^ek sahibi kim o banka hesabmi ger^ekte kim yonetiyor ke$fetmek neredeyse 
imkansizdir. Bu durum cagda; kapitalizm icin cok derin sorunlar ortaya cikariyor. CunkiJ artik kuresel 
ticaretin bijyuk bolumu vergi cennetlerinden geciyor. Ve bu ticaretin buyiJk boliJmu de bu vergi cen- 
netlerinden gegerken fiziksel jekiide degil sadece kagit iJstunde gegiyor. Ve Jersey gibi vergi cennetle- 
rinden gegen bu ticaretin amaci sermayeyi varligin iJretiidigi iJlkeden iJlke dijina gikarmak ve vergi 
cennetlerine goturmektir. Jersey, adada varlik gostermeyen jirketierden vergi almaz. Tek yaptigimiz 
bu 5irketlere hizmet saglamaktir. Ayni birgok bajka finansal yetki alaninda yapildigi gibi. Ama galiba 
Jersey'nin uzmanligi ve duzenlemeleri gogundan daha iyi ve uluslararasi hizmetler aniaminda adanin 
gok iyi bir johreti var. Artik oyle bir duruma geldik ki Jersey bajini dik tutup isvigre veya LiJksemburg 
gibi uluslararasi merkezlerle rekabet edebilir "Biz onlar kadar, hatta onlardan daha iyiyiz ve sagla- 
diklari her jeyi saglayabiliriz." diyebilir. Ayni kalitede veya daha iyi. 

Gerhard Schwarz Ekonomi Editorij, NZZ 

isvigre'de bize gore kijinin mahremiyetini korumak en onemli jeydir. Bu koruma liberal ekonomi- 
nin pargasidir. Bu koruma ancak buyiJk hukuk ihlallerinde askiya almabilir. Vergi kagirma ihlal sayilir. 
Ama mahremiyeti askiya alacak kadar ciddi degildir. Ne kendi vatandajlarimizin, ne de yabancilarin 
mahremiyetini. iSVi^RE ASLA OZEL OLARAK KENDi VATANDA§LARINI VERGi DAJRESiNDEN KORU- 
MAZ. Ama vergi kacirildigina ya da vergiden kacmildigina dair en ufak $uphede yabancilarin mahre- 
miyetini hemen askiya alir. Geli$mekte olan iJlkelerin buyiJk bolumu icin bu vergi cennetleri felaket 
demektir. Felaket olmalarinin nedeni gok buyiJk boyutlarda sermayenin bu iJlkelerden vergi cennetle- 
rine kagirilmasina olanak saglamasidir. Ve gogu durumda bu sermaye iJlkeye geri donmez. Tahminle- 
re gore Afrika'ya akan her bir dolarlik yardima kar$ilik en az on dolar masa altmdan kitadan kagi- 
rilmaktadir. 

Finans hizmetleri endustrisinde cali$rnanin bence en belirii taraflarindan biri cali$anlarin icinde bu- 



258 YAZILARIM 

lundugu kiJlturun kendisiydi. Cogu ?ok zeki insanlar. Avukatlar, muhasebeciler, bankacilar Universite- 
lerde gok iyi egitim almi? insanlar. ^ok ayncalikli insanlar. Genel olarak i$lerinden nefret ediyorlar. 
isler sikici, tekrara dayali ve aptaica ama parasi muhtesem. Yaptiklarinin degeri olmadigini biliyorlar. 
Terimin higbir ekonomik aniaminda deger iJretmiyorlar. Yaptiklari $ey $u: 

bir ijlkede uretilen sermayenin ba$ka bir ijlkede birikmesini saglamak. O sermaye orada dijnya 
nijfusunun (ok kij^uk ve se^kin bir bdlijmunde toplanacak. Beiki % 3 bile degildir. Muhtemelen daha 
da kijguktur. §u anda , 11,5 trilyon dolarlik $ahsi servetin offshore hesaplarda tutuldugu yonetildigi 
ve vergiden ka^iriidigi tahmin ediliyor. ,11,5 trilyon dolar nasil bir $eydir? 

Size bu rakamin buyuklijgu konusunda bir fikir vereyim: 

Bu servetin oldukca mutevazi bir faiz orani olsun. Mesela % 7 diyelim. Ve bu gelir de mutevazi bi- 
cimde, % 30 oranmda vergilendirilse o zaman diJnya devletlerinin elinde yilda milyar dolarlik fazladan 
gelir olurdu. BU DA FAKiRLiGi HAFIFLETMEK VE BM BJN YIL KALKINMA AMAQLARINI GERCEKLE§- 
TiRMEKTE KULLANILABiURDi. 

Evrensel insan Haklari Bildirgesi joyle bir jart kojar: 

"BUTUN Insanlar OZGUR, ONUR ve HAKLAR BAKIMINDAN E^IT DOGARLAR." Bu Insanl prensi- 
be bagli kalmak istiyorsak servet dagilimi farkli olmali. Dagilim turn toplumun iyiligine olmali birkag 
bireyin iyiligine degil. Ancak o zaman bu insani prensibi koruyabilirsiniz. Sistemi degi$tirmezsek yeni 
se^im mekanizmalari olacak: 

Devletler arasmda se^im mekanizmalari olacak Irklar arasmda dinler arasmda kaynaklari kul- 
lanmaya hakki olanlarla olmayanlar arasmda degerii ve degersiz insanlar arasmda. Bu durumda 
insan oglunun parasal degeri galip gelecek ve yeni bir barbarlik ^agi ba$layacak. Bu ka^milmaz. 

Sonugta bunun bedelini sokaktaki vatanda? odeyecek. §u "kij^uk adam" denene insan. Ya da "kij- 
gijk kadin." SiJreg iJstunde en ufak etkisi olmayan insanlar orgiJtlenmedikleri siJrece gikarlarini temsil 
edecek bu siJreci durdurabilecek kadar gijglu insanlar bulamadiklari siJrece boyle olacak. 

§u anda Reichstag'tayiz, Alman Parlamentosunda. Burada Reichstag'in Rus askerleri tarafinda ele 
gegirilmesiyle son bulan 2. DiJnya Savajinin izlerini gbrijyoruz. Buraya kendi iJlkelerinden getirdikleri 
selamlari yazmijlar. Bu, bize 5U gergegi hatirlatmali: Yeni bir servet dagilimi yontemi olmadan hepimi- 
ze yeterii olmayacak olan yenilenemeyen kaynaklar yerine yenilenebilir enerji kaynaklari kullanarak 
gevre sorununa bir goziJm bulunmadan 2. DiJnya Savajiyla burada sona eren her jey farkli bir jekilde 
tekrarlanacak. TerciJmesini bilmiyorum. Ama Almanca'da joyle: 

Bazilar karanlikta durur. 

Digerleri i$ikta durur. 

Sadece i$ikta duranlari gorijrsun. 

Karanlikta duranlariysa goremezsin. 

I$ikta kim duruyorsa onlari gorursijn. 

Karanlikta duranlariysa insan goremez diyor. 

Sonra tamamen farkli bir yer geliyor 

^unkij sahneyi hatirlarsaniz, burasi birbiri ijstune kelimeleri siraladigi yer. 

Sonra bir $ey gorursiJn. 

I$ikta (ok az insan vardir. 

Onlari gorijr ve "i$te insanlik bu." dersin. 

Ama karanlikta (ok fazia sayida insan vardir. 

Binlerce, milyonlarca insan GuliJmsuyorlar, agliyorlar, olijyorlar, doguyorlar. 

Onlari ne sahnede gorursiJn ne haberlerde, ne de ba$ka bir yerde. 

Ve bu (ok kotij, berbat bir $ey. 

AgiKCA YALAN SOYLUYORLAR. 

Adamin biri yijzune kar$i yalanlarmi haykiriyor. 

Bu muhte$em bir du$unce. 

"I$ik orada ve i$te insanlik bu." dersin. 

Ben boyle bir huzur buluyorum. 

insanlik a^gozlijluk ya da korkunun sona ermesi i^in yeni yijzyili bekliyor. 



YAZILARIM 259 

259 YAZILARIM 

insanlik Vay canina, insanlik! 

Cam cehenneme. 

Sonra diger bir adam der ki bana mi diyorsun? 

insanlikia entelektijelleri kastettigini soyler sonra. 

Kastettigi ev hammlari falan degildir yani. 

YORUM: 2012 finansal kiyamet gelmeden tedbir almamiz gerekmektedir. §ahsT borglannizi ka- 
patmakta acele ediniz. ^unku dolar eninde sonunda patlayacak. 

Allah Teala'm gakallann hilesinden bizleri kurtarman l^ln dua ediyoruz. 
ismail Hakki 



THE MARKETING OF MADNESS (DELIlIK PAZARLAMA) 

BugiJn, hayatin olagan ini? gikijlanna, "sinir rahatsizliklari" tejhisi konuldu. Genel jikayetler kor- 
kutucu hastaliklara d6nu§turuldu. Gittikge daha fazia saglikli insan hastaya gevrildi. igimizdeki oliJm, 
yajlanma ve hastalik korkulanni kajiyan 500 milyar dolarlik Hag endustrisi, yaptigi promosyon kam- 
panyalanyla, insan olmanin aniamini degi§tirdi. 

-Bazen az bilinen bir hastaliga dikkat gekilir 

-Bazen eski bir hastalik yeniden tammlamr ve yeni bir isim verilir 

-Bazen de yepyeni bir hastalik tijretilir 

En sevilen yeni hastaliklar erektil i§lev bozuklugu (erkeklerdeki sertle§me sorunu), yeti§kin dikkat 
eksikligi sendromu ve regl oncesi disforik bozukluk. Bu hastaliklardan sonuncusu o kadar $aibeli ki, 
bazi ara$tirmacilar aslinda boyle bir hastaligm olmadigim soylijyorlar. 

ilac sirketlerinin, artik sadece PROZAC VE VJAGRA gibi yildizlasmis ilaclarin degil, bu ilaclarin kulla- 
nimini gerektirecek durumlarin markalandirilmasinda da isin icindeler. 

Temel sati? stratejisi, insanlann genel rahatsizliklari algilama jeklini degi§tirerek 'dogal siJregleri' 
hastaliklara d6nu§turmektir. Ayni zamanda da, daha once kijguk bir sikinti gibi goriJlen kellik, kiri§ik- 
liklar, cinsel sorunlar gibi dertlerin "tibbi mijdahaie gerektirdigine ikna" edilebilmeleriydi. Amagsa, 
sati§lari en iJst seviyeye gikarabilmek igin hastaliklar ve ilaglar arasinda baglanti kurmaktir. 

ilag endiJstrisi, diJzenli olarak hastalik tanimlarinin tartijildigi ve yenilendigi onemli tip toplantilari- 
ni finanse ediyor. GiJndelik risklerinizin, oliJmcul hastalik olarak adiandirilip adiandirilmayacagina 
karar veren iJst diJzey uzmanlardan ?ogu da, size ilag satmaya ugrajan jirketlerin bordrolarindan bes- 
leniyorlar. 

Man§et agligi geken medyanin da destegiyle, "yeni" hastaliklarin yayildigi, ciddilejtigi, ancak en 
son model ilaglaria tedavi edilebildigi kafalarimiza kazmiyor. 

Aslinda ironik (ciddi goruntusij altinda, karjit soylenceyi ya da eyiemi, gelijki noktasina gekmeyi 
hedefler) olan 5U ki, reklami en gok yapilan ilaglar, tam da onlemeyi iddia ettikleri rahatsizliga bizzat 



260 YAZILARIM 

kendileri neden olabiliyorlar. 

Hastalik satarken kullanilan promosyon stratejileri: "Korkunun pazarlanmasi"dir. En basit ornek- 
lerden birisi, genglerin intihar edecegi korkusunun, ebeveynlere gocuklannin en hafif sikintilannda 
dahi gijglu antidepresanlara ihtiyag duydugu fikrinin satmak igin kullanilmasi. 

Yakla$ik 20 sene boyunca depresyonun yaygin bir psikiyatrik hastalik oldugu fikrinin yerle$me- 
sine ve gu^iendiriimesine (ali$ildi. 

^ok hafif sikintilan olan insanlar dahi, asil hastalar arasinda sayildi. Bu da, sonuglann jijiriimesine 
neden oldu. Agir hasta olanlarin yarisi da, ihtiyaglan olan tedaviyi alamadilar. 

Yayinlanan ara§tirma sonuglanna gore, tiJm iJlkelerde tedavi gorenlerin gogu ya hafif rahatsizligi 
olanlardi, ya da gereksiz yere tedavi edilenlerdi. 

Bu hastalik, beyinde salgilanan kimyasal dengesizlikten kaynaklaniyordu. Yegane iyilejtirme yon- 
temi de ilag kullanmaktan gegiyordu! 1990'larda, bu ilaglarin yazildigi regeteler, bazi iJlkelerde, 3 
misline gikarak antidepresanlar en gok satan ilaglar kategorisine girdi. 

Arajtirmalara gore, ilag temsilcilerinin ziyaret ettigi doktorlar, ilagsiz tedaviye orania, ilagli tedaviyi 
tercih ediyorlardi. Ayni etkiye sahip fakat ucuz olan ilaglar yerine de daha pahali olanlarmi yazmaya 
egilim gosteriyorlardi. 

Psikiyatrinin ilag endiJstrisi ile yajadigi ilijki girkin bir haldedir. Gazeteciler, antidepresan haplar 
hakkinda elejtiri yazisi yazacak deneyimli ve bagimsiz bir psikiyatrist aradiklarinda buyiJk gijgluk gek- 
tiklerini yazmi§ti. 

Nedense, sponsorlu oturumlar hep yemek zamanlarina denk gelirdi! New York kongresinde psiki- 
yatristler, bipolar (gift kutuplu) bozuklugu oteldeki kahvalti oturumunda, annelik depresyonunu ogle 
yemeginde, anksiyete bozuklugunu ak§am sofrasinda, ilag iJreticilerinin katkilariyla ogreniyorlardi. Bu, 
tibbin modern diJnyasiydi. 

Egitim masraflarinin ilag §irketlerince karjilanmasi egitimin yanli olmasina yol agmaz mi?" sorusu- 
na verilen cevap 

'ister konsijltasyonla, ister ilaglaria tedavi edilsin, tedavi goren insan sayismi artirmak hepimizin 
yararmadir.' olmujtur. 

Psikiyatrik ilag tarihi konusunda uzman bir Doktor 5U saptamalarda bulunuyordu: "Bizi belirii bir 
jekilde dijjundurmeye galijiyorlar. Biyolojik sebepler dikkate alindiginda, ilaglarin satijini destekle- 
mek igin serotonin *^ teorisi ajiri derecede abartildi. Oysa, depresyona, serotonin eksikliginin neden 
oldugu varsayimi, sonraki arajtirmalaria dogrulanmadi." diyordu. 

Konuyla ve daha geni? aniamda ilag sektorijyle ilgilenenlere ilgilenenlere Ray Moynihan ve Alan 
Cassels' in yazdiklari, Hayy Kitap'tan gikan "SATILIK HASTAUKLAR" kitabini onerebiliriz. 

Bu yaziyi siyasete uyguiayarak da diisiinunce ne kadar cok sanal sorunlarimizm oldugunu gore- 
ceksiniz. 



Serotonin, monoamin bir norotransmitterdir. Triptofan aminoasitinden sentezlenir. Beyinde serotonin kim- 
yasali salmdiginda kan damarlari kasilarak daralir; serotonin diJzeyi dijjtukge geni5ler. 
Migren atagindan once vucuttaki serotonin duzeyl yuksek olmakta, atak gegtikten sonra da du5mektedlr. 
Aglik, yorgunluk, stres, yemek, 151k ve ilaglar gibi faktorlerin tamami insan vucudundaki serotonin duzeylnl etkl- 
lemektedlr. Stres ve du5uk kan 5ekerl serotonin duzeyini dufiJrurken; oksljen, kusma, Iglnde aminler bulunan 
gidalar (ornegin: peynir, glkoiata, portakal, mandallna, domates ) ve Iglnde triptofan Ismlnde bir 5e5lt amino 
asit bulunan gidalar, (ornegin sut, hindl eti ) serotonin duzeylnl yukseltmektedlr. 



YAZILARIM 261 
261 YAZILARIM 



BOY INTERRUPTED (2009) " Akli Kari§ik Bir Cocuk" 

Yonetmen : Dana Heinz Perry 

Oyuncular : Evan Scott Perry 

Sure : 92 dakika 

UIke: ABD 

Dil : ingilizce 

Konu: Evan isimli gocugun intihara surukleni§ seriJveni 

TURKCE ALT YAZISINDAN KISMT ALINTI 

Babam beni arayip, Evan'in camdan atladigini soylediginde yatili okulda, odamdaydim. Hayatini 
sona erdirme karari aldiginda okulun ijguncu haftasiydi sanirim. Annemin odasina gittim ve bu ciJm- 
leleri kurmam gerektiginin farkina vardim. Onlaria iletijim kurmaliydim ve onlara Evan'in kendisini 
oldiJrdugunu aniatmam gerekiyordu. Bilingsiz bir jekiide yapilan, en azindan ben oyle yapiyorum 
yijziejmesi aci olan jeyieri bloke etmektir. 

Bunu nasi! yapmi? olabilir? 

MumkiJn gelmiyor. Oglunuz ne kadar aci verici bir §ey yajami? olabilir ki, artik buralarda olmak is- 
temez? 

St. John's Mezarligi, Barrytown New York; Ekim Kendisini oldiJrdugu ak5am, Evan'in kafasinda ne- 
ler vardi asia bilemeyecegiz. 

Pencerenin kenarmda, atlamak iJzereyken dujiJnceleri nelerdi? 

Adimini atip o karari verirken ne dujiJnuyordu? 

* * * 

Nasil olur da, bebegime son defa onun cenazesinde sarilabilirim? 15 Yil Once Hayatimdaki en 
mutlu gunijm, Evan'in dogdugu gundij. En sonunda onu gorebilmenin mutlulugu tanimlanamazdi. 
Hamileyken bebekle iletijim kurmaya bajlarsiniz. iginizde hareket eder. Tekmeler ve kim oldugunuzu 
sorgular gibidir. Sonunda dogdugunda, Evan gok giJzeldi. Ona hemen ajik olmujtum. Evan'in dogu- 
munu gekerken gok heyecanliydim. Kamerayi doktora vermi§tim. da bir kag fotograf gekti. Evan 
dogdugunda, yajindaydim. Hart ise. Eski ilijkisinden bir oglu daha vardi. Evan, benim ilk gocugumdu. 

Evan'la uzun sure yalnizdik. O da ben de gok gengtik ve birbirine yardim etmeye galijan iki minik 

yaratiklar gibiydik. 

* * * 

Evan, havlularin belli bir diJzende katlanmasini istiyordu. Olmadigi takdirde onlari kuma serer ve 
tekrar en bajtan yapmaya bajlardi. En gok bu kalibi kullanirdi, 
"Ba$tan yapmak." 
Mukemmeiiyet^iydi. 
Hayati boyunca da boyle oldu. 

Herhangi bir konuda en ba$arili olamazsa, buna (ok bozulurdu. 
Onu disiplin etmekse imkansiz bir $eydi. 
Cezalism, deyip odasina gonderirdik onu. 

Cezalandirip odasina gonderirdik onu. 

* * * 

Televizyonu camdan atardi; kitapliklari kirardi. Odaya gittiginizde darmadagin bulurdunuz her je- 
yi. Bundan pijmanlik duymasini beklerdiniz ama olmaz. 
"Beni liapse atin isterseniz," derdi. 
Psikoiojik sorunlari oldugu bir gercek. Sanirim. duygusa! sok emicilerinin olmadigmi soyievebiii- 



262 YAZILARIM 



riz. Bu nedenle sizin ya da benim basit gordugumuz konulara buyiJk tepkiler verirdi. 



4Ya§ 

iki farkli Evan vardi sanki. Bir yandan sinir krizleri gegirirdi. Ona ula§masi imkansiz olurdu. Ote 

yandan, yajamayi seven, harika bir gocuktu. 

* * * 

Evan gok sevgi doluydu. Bunu fiziksel olarak gosterirdi. Hep sanlirdik. Evan, anne karninda minik 
bir bebek misin sen? 

Daha dogmadin bile, degil mi? 

Bu §iddetli sevgi ve duyarliligin tarn tersini de alabilirdiniz. Bunu soyleyebilirim. Korkutucu bir in- 
san ve korkutucu bir ruh. Ruhlarin en karanligi beiki de. 

Evan ana okulundayken, ogretmeni telefon etmi$ti. Onun intihardan bahsetmesinden endi$e- 
lenmi$ti. 

Evan'la be? yajindayken tanijtim. Gosteri sanatlari programimiza katiimijti. GordiJgum en sevimli 
gocuk oydu, diyebilirim. Aralarinda ayrim yapmamaya galijiriz ama bazen buna engel olamayiz. TiJm 
ogretmenlerin gozdesiydi o. 

Tani$tigim en sevgi dolu, en yaratici (ocuklardan birisiydi, Evan. 

Dogruluga (ok onem verirdi. 

Adil olmaliydmiz. 

Bir kavga (iktigmda ayirmaya ilk o giderdi. 

Ve sonra da bunun adil olup olmadigmi sorgulatirdi. 

Be$ya$inda, miniklergrubundayken kafasmi dlijmle bozmu$tu. 

Camdan atlayip, kendisini oldijrecegini soylijyordu. 

Bir akrabasinin bunu yaptigini s6ylemi§ti. Grupta her giJn bu konuyu agardi. Camdan atlamak is- 
tedigini soylerdi. 

"Olijp olmemek, umurumda degil," derdi. 

"Ben ne olacagim peki," diye sorardim ona. 

"Senin ve ailem i^in ijzulurum, ama benim umurumda olmazdi, (unkij ben bir $ey hissetmeyece- 

gim," derdi. 

* * * 

Kucagima oturur, kollarini bana sarar ve higbir iJzuntu belirtisi gostermeden, her zamanki sevgi do- 
lu, tutkulu Evan olarak atlayacagini soylerdi. Ben de, bunun sagma bir konu oldugunu aniatmaya 
galijirdim. 

DEPRESiF COCUKLARLA TANI§TIM. 

HiPER AKTiF OLANLARIYLA DA. 

Ama olijmden bahseden bir gocukla, big tani$mami$tim. 

dlumij merak ediyordu. 

Buna kafasmi takmi$ti bile diyebiliriz. 

OliJm takmtisi son derece mantiga dayali bir konuydu onun igin. 

Olagan bir $eydi gogu zaman. 

* * * 

Evan Perry; miJkemmeliyetgi, takintili, sahip olmayi sevmez. Bundan sonrasini yazmadim bile, iyi 
bir sporcu ve popiJlerdir. 

Be? yajindayken bir psikiyatra gittik. 

Okulda dersleri iyi. 

Gegen seneden beri kavga gikarmami§. 

Evan'a depresyon te$hisi koydu ve Prozac'a ba$latti. 

25 EyliJl 1997'de Prozac hakkinda konu§tuk. ^ocuklarda depresyon konusunun yeni yeni tartijil- 
maya bajladigi donemlerdi. Egitim aldigim donemlerde, gocuklarm da depresyona girebilecegi fikrine 
ajina degildim. 



YAZILARIM 263 

263 YAZILARIM 

Cocuklar depresyona girmez. 

Bu kadar basittir; degil mi? 

AiLESiNiN iKi TARAFINDAN DA GELEN, ^JDDETLi DEPRESYON GECMJ^J VARDI. AMCASI, YA§INDA 
iNTiHAR ETMi§. OLUMDEN VE CJNAYETTEN BAHSEDJYORDU. 

KORKUTUCU BiR COCUKTU. 

Ne diyecegimi bilmiyorum. ^oktan intihar giri§iminde bulunmujtu bile. Pencereye kojup ailesini 
atlamakla tehdit etmi?. Asi ve karji gelen bir yapisi var. Kafasini vurmu?. 

"Kanser olmak istiyorum," demi?. Ebeveynlerini ve kardejini oldiJrmekle tehdit etmi?. Tam bir 
bebek gibiydi. Ba§larda o kadar bebeksi bir yiJzu vardi ki pembemsi, bebek yiJzu vardi. igindeki jey- 
tanlarla yiJzu arasinda miJthi? bir gorsel karjitlik vardi. 

Evan yedi ya da sekiz ya$larmdaydi. 

Evdeydik ve yine kendisini oldiJrmekten soz etmeye ba§lami§ti. 

Ne yapacagmi son derece detayli bir $ekilde aniattigi zamanlar olurdu. 

Camdan atlamakgibi. 

Bir binanin tepesinden atlayacakti. 

Kendisini kesecekti. 

O seferinde de kendisini asmaktan bahsetmijti. Yastik kilifina bir kujak bagiami?. Ranzasina tir- 
manmi§ti. Oraya bagiami? iyice. Sonra dugumij boynundan gegirdi ve bana kendisini nasil asacagini, 
ranzadan atlayacagini gosterdi. Annesine, kendisini nasi! asacagini gosterecekti. 

insanlara oglumun kendisini oldurme planlarindan bahsetmekten gok yoruimujtum ama. Bunun 
ger5:ekten olduguna dair bir kanita ihtiyacim vardi. inanmasi gok da kolay olan bir konu degildi bu. 

gOCUKLARIN JNTiHARA MEYJLLi OLAMAYACAGINA DAIR BJR FJKJR VARDI. !!!!! 

diumun ne oldugunu aniayamayacaklari du$unulurdu. Bunun geri donu^unun olmadigini anla- 
yamazlardi. 

Evan'i iyi tanidigimi du5unmedim higbir zaman. 

Hayatimda gordijgum en korkutucu gocuktu. OliJm hakkinda bu kadar kararli olan bir gocukia ta- 
nijmamijtim hig. 

Maske takmi; gibi geliyordu. YiJzune o ula$ilmaz ifade yerle$irdi. Duygu durumu bozuldugunda, 
turn vijcudu degi$irdi. Fiziksel tepkileri, ileti$im kurma yontemleri liepsi degi$irdi. Bu degi$iklik, 

yuzijnden okunabilirdi. Ona ula$amazdiniz. Fiziksel degi$imi, yijzunun bo$ bakmasma yol agardi. 

* * * 

COCUK OLMAYI ATLAYIP, DIREKT BULUG CAGINA GiRMi§ GiBiYDi. BU DAVRANI§LARI, 15 YA§INDA 
BiRiSiNDEN BEKLERSiNiZ. 

"Sen benim patronum degilsin. Ver $u arabanin analitarlarini." 

"Nereye gidiyorsun? 

Okulda neler yaptin?" 

Yanit alamazsmiz. Normal gibi gelir ama yedi ya$ icin pek de normal degildi. Cok sofistike olmasi- 
nin yam sira, tam bir ergendi. 

"Mutlak gucumijn vaktidir bu." 

Britney Spears'den^'* ya da Backstreet Boys'dan^^ higbir zaman ho§lanmadi. 

Direkt olarak, DYLAN, NEJL YOUNG ve NJRVANA dinlemeye ba§ladi. Bir suriJ §arkilar yazmi§ti. 
Qikarmazsam kafamdaki mesaji 



Britney Jean Spears :(d. 2 Aralik 1981, Louisiana ABD), 1 Grammy Odulu kazanmi5 Amerlkali pop muzik sanat- 
51SI, seksTdansgi, ve sinema oyuncusudur. 
Backstreet Boys, 1992 yilinda kurulmu5 unlu Amerikan pop grubudur. 



264 YAZILARIM 

Olijp gidivermem lazimdi 
Nasil olur dersen bana 
Soylemedim mi ben sana 
Sevdiysen aliriz elinden 
Olur boyle aynen 

Onun yajindaki bir gocugun akiindan bile gegmeyecek konular hakkinda jarki sozlerl yaziyordu. 

9Ya5 

Bele$e gelir sanirsm 

Kessem bogazimi 

Sen! tehdit etsem bi^agimla 

Gebereceksin bu ak$am, 

* * * 

Daha azi degil, depresyondayim 
Ne merakli ne de ofkeli 
OldiJrsun ben! artik biri! 
Diz (dktijm dnunijzde 
LiJtfen, yalvaririm gebertin beni 
Diz (dktijm dnijnuzde 

^unkij feci depresyondayim. 

* * * 

8 - 9 yaslarinda giJnluk tutardi. 

§iirler yazmijti bir surij. 

"Olmeye hazirim, dlijmden korkmuyorum." Derin 5iirlerdi. Akiindan kuvvetii du5unceler gegiyor 
olmali, demi§tim. Yajini ajan bir duygusalligi ve olgunlugu vardi. Evan bir keresinde, ana karakterinin 
depresyonda olan ve her konuda yalnizca olumsuzluklari dijjunen bir gocuk oldugu bir oyun yazmijti. 

Ya§9 

Bu sirada Evan ciddi bir intihar girijiminde bulundu. 

2000 senesi sonbahar doneminde, Evan be§inci smiftaydi. Okul muduriJne, intihara meyilli oldu- 
gunu iletti. 

Mektup: Acilen tavsiye ediyorum Bir psikiyatra dani$mali 

Bize de mektup gonderdiler tabi. 

"Psikolojik dani$mana gorijnmeli." Ug hafta sonra, okulda bir denemede bulundu. 

"Okulun gatisma (ikti. Yakla$ik alti kat yijksekte. Kaldirimdan, burger bir par^a koparmi;. A$agi- 
ya, (ocuklarm oynadigi yere firlatti." 

Ogretmenlerinden bir tanesi, beden egitimi ogretmeni, catiya cikmi$. Evan'in yanina. Evan, per- 
vazdan sarkiyormu; ve ona kendisini oldurmek istedigini, atlayacagini soylemi;. 

Ogretmen de ona, sevilen birisi oldugunu, hayatin ya$amaya deger oldugunu anlatmi;. Sonunda, 
Evan kendi kendisine a$agi inmi$. 

Oraya vardigimda okul mudurunun odasina g6nderilmi$ti. Orada bulu$tuk. Hemen acil servise 
gitmeye karar verdik. Bir doktor ona, olumun nasil bir $ey oldugunu bilip bilmedigini sordu. Evan'in 
yaniti, 

"EVET, HERKESTOPLANIR VE NE KADAR HARJKA OLDUGUNDAN BAHSEDER," olmu§tu. 

Eskiden manik depresif olarak bilinen bu liastalik beyindeki kimyasal dengesizliklerden kaynak- 
lanir. Bazi (ocuklar depresyona, bazilariysa maniye yatkmdir. Evan'in durumunda, yatkinligmin ke- 
sinlikle depresyon oldugunu soyleyebilirim. 

Bipolar (iki kutuplu) depresyon, kesinlikle depresyondan daha ciddidir. Bipolar rahatsizligi olan 



YAZILARIM 265 

265 YAZILARIM 

gocuklarda intihar daha sik goruliJr. Daha korkutucu olmasinin sebebi de budur. Durumu ne kadar 
uzatacagini asia bilemezsiniz. Okulda pervazdan atlayabilirdi. Kendisi dijinda, bajka durum ya da 
insanlari suglamaya yatkindi. 

"Bunu yap ma mam gerekiyordu, bir surij insani korkuttum," demezdi. 

istedigi tek $eyin, kendisini can kulagiyla dinleyecek birisi oldugunu s6ylemi$ti. Davrani$larinin 
ba$kalari tarafindan neden bu kadar korkutucu algilandigini aniamiyordu. Okulun catisina cikarsa, bir 
$eyler olacagini du$unmemi$ti. Bu nedenle, gozetim altinda her saniyenizin takip edildigi programda 
yoksa hicbir $ey yapamadigiz, ba$ka rahatsiz cocuklaria bir arada olunan ve ailenizin sik sik ziyaret 
etmesine izin verilmeyen biryere kapatildiginda paramparca oidu. 

Klinikteki demirba$lara zarar veriyordu. Cok ofkeiiydi. Odasinin turn duvarlarini boyami$ti bir ke- 
resinde. Duvarlari ona temizletmek zorunda kalmi$tik. Sinir krizleri geciriyordu sik sik. Kafasini ve 
kollarini duvara vurmaya ba$lami$ti; cok kizgindi. 

NE DEPRESiF NE DE MANJK OLDUGU DONEMLERDE PARK ETMEZ. BJPOLAR BJR QOCUKLA MAN- 
TIK CERCEVESiNDE ANLA§AMAZSINIZ. 

Evan'i, Four Winds'te ziyaret etmek gok aci vericiydi. ^ok daha ciddi psikolojik sorunlari olan 50- 
cuklarla bir aradaydi. Davrani? bozuklugu olan gocugunuzia yiJziejmek 50k zor. Ergen olsaydi, bu 
gelip gegici bir durum olurdu. Bir suriJ yetenegi ve parlak ozellikleri olan bir gocuktu. Four Winds, bu 
nedenle suratimiza yedigimiz bir tokat gibiydi. 

FOUR WiNDS'DE, EVAN'A BJR SURU iLA? VERDILER. 

DEPACOTE bunlardan biriydi. Narkoz altinda gibiydi. 

Sonradan UTYUM'u onerdiler. 

UTYUM, bir duygu durumu stabilizatoriJdur. YiJkselip algalmasi yerine, beyindeki seratonin sevi- 
yesini dengede tutar. Kimyasal dengeyi saglar. 

Lityum'a cevap vermeye bajlamijti. Dikkat gekici bir gelijmeydi bu. Yine de 50k rahatsizdi. Bundan 
sonra ne yapacagimiza karar vermeliydik. Eski okulu onu geri istemedi. ^ok pahali bir alternatif dijin- 

da gidebilecegi higbir yer yoktu. Bu, onun omriJnu en azindan bir kag sene uzatti, diyebilirim. 

* * * 

Birkag gun sonra, Evan kampiJsten ayrilmaya karar verdi. Kontrol altinda tutulup tutulmadigini 
gormek istemijti. Ug giJn sonra, buna katlanamayacagma karar vermijti. Her §eyden yetijkinlerin 
sorumlu olmasi, ona gore degildi. Olmasi gerekenden biraz daha zorlajtirdi durumu. Dramatik davra- 
nijlar gosterdi ve pencereden gikip gitti. Oysa kapidan da gikabilirdi. Kapilari kilitlemeyiz. Onemli bir 
olaydi. Evan'in verdigi dolayli zarari aniamasi gerekliydi. Yajaminda olup bitenlerin bir ozeti gibi ol- 

mujtu bu olay. Size verdigi zarardan jimdiye dek hig sorumlu tutulmamijti. 

* * * 

^ok erken ya5ta, bir ergen gibi davranmaya bajlayan Evan'in "Ben bunlar i?in goktan buyudijm," 
havasini iJzerinden atmasi gerekliydi. ^ocuk olmasi lazimdi. yajta ihtiyaciniz olan budur. GiJzel bir 

gijnde, arkadajlarinizia top oynamalisiniz. 

* * * 

Ogretmenleri, "Ke§ke bijtun ogrencilerim, Evan gibi olsa," diyorlardi. Fen bilgisi projesiyle odiJl 
bile aldi. 

Evan, York'da gok iyi arkadajlar edindi. Bu, ona iyi geldi. GiJveninizi kazanmasi biraz vakit alirdi. 

Ama sonra gordiJm ki onunia her jey konu§abilirdim. Bir sorunum olursa, ona donebilirdim. 

* * * 

Bazen bir jeylerden jijphelenirdik. Uzun bir sure sessiz kalirdi. Ama buna ali§mi5tik; bunu sik sik 
yapardi gunkij. Arada sirada okulu asardi. 

Derdi ki, "Ne kadar mutlu olursam bu ay, sonrakinde o kadar ofkeli olacagim." Bir keresinde ga- 

tiya gikmijtik. Pervazda oturuyordu. Beni gok korkutmujtu. Korkusuzca kenarda yurijyordu. 

* * * 

Depresyondaydi. 

* * * 



266 YAZILARIM 

Hayatin devam ettigi birgergek. Ama istedigin ve planladigin jekilde degil. 

* * * 

Evan'in durumu (ok iyiydi, neredeyse mucize gibi. inanamiyorduk. 

* * * 

"Artik oyle degilim," diyor. 

* * * 

"intihara meyilli du$uncelerin var mi," ya da "Kendini dldijrmek istiyor musun, kendine zarar ve- 
rir misin," gibi. 
"Hayir," dedi, 
"Bunlari du$unmuyorum." 

Evan'in intiharmdan alti hafta oncesi 

COCUKLAR BAZI §EYLERi SOYLER YA DA YAPARLARSA, ONLARA ENGEL OLUNACAGINI BiURLER. 
OZELLiKLE DE AILELERI, ONLARIN HAYATINDA OLUP bItENLERLE iLGiUYSE. ^ocuk engellenmek iste- 
miyorsa, higbir $ey soylemeyecektir. 

Evan, durumunu dijanya yansitmamayi ogrenmi? olabilir. Ama iginden gok istirap gekiyordu ve bu 
heniJz ijin bajiydi. Daha gok kijgukken bajlamijti ve asia gegmeyecekti. 

Nantucket'e iki haftaligina tatile gitmijtik. 

Depresif gorunijyordu. Baski altinda gibi goriJnuyordu. ^ok mutlu degildi; durumu kotiJiejiyordu. 
Oku! bajiadiginda, kuskiJn ve depresifti. 

EyiiJi ayinda, haftalar birbirini kovalamaya ba§lami5ti ve odevleri igin endijeieniyordu. Bir keresin- 
degelip, 

"Anne, bana dikkat etmen lazim," demijti. Psikiyatnyla iietijime gegtik. Ondan bir randevu aldik. 

Lityumun dozunun arttirilmasi gerekiyordu. ilacinin dozunu arttirmayi denedik; ije yaramadi. 

* * * 

insan bunu kendisine yapmakta kararliysa, bunu herkesten mutlaka saklayacaktir, degil mi? 

2 Ekim 2005, OldiJgu gece, Pazar akjamiydi. 

Hep beraber yemek yiyorduk. Evan'in heniJz tamamlamadigi bir odevi vardi. Ukalalik yapiyor ve 
bitirmek istemedigini soyluyordu. Ayaklarini masaya uzatmi§ti. Annesinin odevie ilgili ba§inin etini 
yedigini soyluyordu. Sonra biraz dalajtilar. ^ok sinirlenmi§ti. Kavga gok §iddetli olmujtu. Genelde 
hep boyle yogun kavgalar gikardi. 

Merdivenlerden gikarken, "Anne, senden nefret ediyorum," dedi. Kapismi kapatti ve kilitledi. 

O akjam giderken, akiima takilan bir jey yoktu. Bu gocuk, bu akjam kendisini oldiJrecek, diye dij- 
5unmeme yol agacak bir jekilde davranmamijti. Milyonlarca sene gegse akiima gelmezdi. En iyi za- 
manlarimda bile ondan beter davrandigim olmujtur. Akjam on sulariydi. 

Bir sure daha okuduk sonra Evan'a bakmaya odasina gittim. Kilidi agmi§ti. ig gamajirlariyla yata- 
ginda oturuyordu. Kucaginda laptopu vardi. igeri girdim ve nasil gittigini sordum. 

"iyiyim baba; odevimi yapiyorum," dedi. Bilgisayari vardi. Odevini yapiyormuja benziyordu. 

* * * 

Evan ortadan kaybolmu§tu. Akiimdan gegen ilk jey, camdan atladigi olmujtu. Pencere, apartman 
bojiuguna bakiyordu; bir 5ey gorunmijyordu. Apartman bojiugunda bir jeyler kesinlikle vardi; ama 
net segilemiyordu. 

Evan, sirtustij yatiyordu. Etraf kan igindeydi. 

"EVAN, EVAN!" 

* * * 

"Lanet olsun, bunlar ger^ekten oluyor," diye dujundiJm 

** * 

Bir mektup agildi karjimiza. 
Ugruna Olunecekler: 



YAZILARIM 267 
267 YAZILARIM 

1-BA§ARISIZLIK KORKUSU 
2-ARKADA§LARA GUVENSJZUK 
3-TUM BU CABA NJYE? 
4-ASLA UYUM SAGLAYAMADIM. 

5-K6TU OLAN her §EYiN, GERQEK OLDUGUNU BJLMEK, TEMBEL, KAYBEDEN, gRKJN, YETENEK- 
SiZ VE APTAL OLMAK. 
6-NEANLAMIVAR? 

Ugruna Yasanacaklar: 

l.MUKEMMEL OLMA POTANSJYEU 

Z.SEVDiKLERJME OLAN GUVEN 

3.GELECEK 

4.GUVENiLiR ARKADA^LAR BULMAK 

B.AiLEMJN UZULECEKOLMASI 

6.S0NRA DAHA JYi HiSSETMEK 

i§te ugruna olijnecek ve ya$anacak alti $ey. 

istedigim sevler: 

YORK HAZIRUK OKULU'NUN NEDEN VE NASIL OLDUGUMU ASLA BiLMEMESi. 

UNUTULMAK. 

CENAZEME YALNIZCA AiLEMJN GELMESi. 

OLUMUN ACISIZ OLMASI. 

VE SON OLARAK DA, HERKESiN HAYATINA DEVAM ETMESL 

UZGUNUM AMA EN iYJSJ BU OLACAK. 

* * * 

DiJrust olmak gerekirse, bu mektup turn 15 yajindakilerin kendileri hakkinda dijjunduklerini ifade 
ediyor. 

YETERi KADAR JYJ DEGJUM, KJMSE BENDEN HO§LANMIYOR. 
HigBiR §EY DUZELMEYECEK. 

Evan'sa bunlari, herhangi bir 15 ya$indaki (ocuktan 20 kat daha kuvvetii hissediyordu. Hi^bir $e- 
yin dijzelmeyecegine daha (ok inaniyordu. Bir gelecegin olmadigma ve ya$amanin (ok azap verici 
olduguna, (ok zor olduguna ve dlijmun tek yanit olduguna (ok daha $iddetli inaniyordu. O listenin 
ijzerinden birlikte gegebiiseydik ke$ke. Kararmi vermeden once, bana gdstermi$ olsaydi o listeyi 
onunia uzerinden ge^erdik ve bunlarm hepsini du$undum, derdim. Bunu da du$undum. Bunu da. 
Ama bunlarm benim igin dogru olmadigma karar verdim. Senin igin de gegerii degiller. 

§U ANDA KENDiNi FARKLI HJSSETMENE YOL A^AN OZELLiKLERJNiN, BE§ SENE SONRA SENIN EN 
iYi YANLARIN OLDUGUNUN FARKINA VARACAKSIN. SENJ DJGERLERJNDEN AYIRAN BUNLAR OLA- 
CAK VE JNSANLAR BUNU QEKJCi BULACAKLAR. 

Evan'in intihar notu; Bundan ne aniam cikariyorsunuz? 

Her 5eyden once, yetijkin yajaminin nasi! olacagini gormeye bajlamijti. istedigi jekiide bajariii 
olamayacakti bu yajamda. 

Psikiyatride bipolar rahatsizlik, bizim kanserimizdir. 
insanlari dldurijr. 



268 YAZILARIM 

Yapabileceginiz her $eyi yaparsmiz ama bazilarmi asia kurtaramazsmiz. 

Ona kesinlikle bir sure daha yardimci olabilirdik. 

Ama ila^larmi eninde sonunda birakacakti. 

Hepsi birakir. 

ilaci birakmca, u^up gidecekti. 

Beiki de hastaligi, tiJr degi5tirmeye ba§lami5ti. Akiini yitirmeye bajlami? olabilir miydi? Bunlar 
hakkinda konu§tu mu? 
Hayir. 

-Higbiri hakkinda mi? 

Hissettiklerini reddetmi? olabilir, ama higbiri hakkinda konu§madi mi? 
Arkadajlarina giJvenmedigini falan soylemedi mi? 
Deliler boyle konujur ama yani 

-Deli sagmasi. Deli sagmasi, son derece akli ba§inda bir §ekilde yapilabilir. 
Planli ve programli bir jekilde. 

Bu nedenle televizyon ve filmlerde akil hastaliklarinin temsil edili$ bi^imierine ofkeleniyorum. 
ille de kendinden gegecek; agzi kopijrecek falan. 

AKLI BA§INDA BIR ^EKJLDE, BILGISAYARININ KAR§ISINDA SAKIN SAKIN BU KORKUNQ §EYi YAZI- 
YOR OLAMAZ SANKi. 

Metodolojik bir bigimde, yapacagini zaten bilerek. Bu da deliliktir. 

* * * 

Onun anismda, hayatin kirilganliginin ve oneminin farkina variyoruz. Sahip oldugumuz hayatin 
kiymetini bilmeli; ili$kilerimizden alabildigimiz kadar keyif almaliyiz. Her ne kadar zamanimiz varsa. 
-Delik di$inda her $ey var. 
Delik di$inda her $ey. 

-Deligi kazmayi unutmu$lar. Nereyi kazacaklarmi soyledik mi? 

* * * 

Birisi bu kadar $iddetli bir depresyondaysa ve gok act ^ekiyorsa, onun i^in higbir $ey yapamayiz. 
Hi^bir $ey. Bundan sag (ikmak (ok zor. Ama elinden geleni yaparsin i$te. 
Ba$ka ne var ki? 

Ne yapilabilir? 

*** 

inan^sizlik hissiyati. Bunun gergek olduguna inanacak miyim hi(? 
Bilemiyorum. Bunlar gergekten oldu mu? 

YORUM: 

Cocuklarimizin yetijme ortamlarina bakinca Evan'dan gok farkli olmadigini gormekteyiz. TV dizile- 
rinde kiJlturumuzun ajagilandigi, ornekleri olmayan hayat tiplemeleri ile baski altinda olan gocuklan- 
mizin feci durumlari, ayrica okul hayatlari ve sosyal durumlan da diJzensiz olanlar, ta? dahi attinlan 
yavrulanmizi goriJnce dua edip tedbir amagli olarak yakin ilgi ve alakayi kesmeyelim. Ancak gelecegi- 
miz gergekten buyiJk bir tehdit altinda oldugu goriJlmektedir. 

ismail Hakki 



YAZILARIM 269 
269 YAZILARIM 

"OYLE BiR GECER ZAMAN KI" DizlsiNlN PSiKANILizi VE POLItIK SEMBOLIZM 

Drama KoordinatoriJ: Elif Ay$e DURMAZ 
Y6netmen:Zeynep GUNAYTAN 
Oykij Ve Senaryo: Co$kun IRMAK 

Oyuncular: 

- Erkan Petekkaya (AN) 

- Ayga Bingol (Cemile) 

- Wilma Elles (Caroline) 

- Yildiz Cagi"! Atiksoy (Berrin) 

- Aras Bulut iynemli (Mete) 

- Farah Zeynep Abdullah (Aylin) 

- Emir Berke Zincidi (Osman) 

- Meral ^etinkaya (Hasefe) 

- Mete Horozoglu (Soner) 

- Orhan Alkaya (Balikgi) 

- Mehmet Sezai GiJrhan (Kemal) 

- Zeyno Eracar (Neriman) 

- Nilperi §ahinkaya (Mesude) 

- Dila Akba? (Ayten) 

- Tolga GiJleg (Ahmet) 

- Salih Bademci (Hakan) 

- Ferit Kaya (Kur§at) 

- Simay KiJguk 

- Sercan Badur (Necati) 

- Yeliz Kuvanci (inci) 

- §enay Aydin (Amina) 

GENELHiKAYE 

Hikaye, 1967 yilinda, istanbul'un eski semtlerinden birinde bajlayan ve guniJmuze kadar siJrecek 
olan bir zamani dilimini igerir. 

Hikayenin odaginda Akarsu ailesi vardir. Anilan zaman iginde bu ailenin dagilmasi, aile bireylerinin 
bu dagilmadan aldiklari etkiler ve her birinin bu etkiler altinda jekillenen hayat hikayeleri sergilenir. 

Denizci olan AN Akarsu'nun, Hollandali Carolin'le olan ajki, karisi Cemile Akarsu tarafindan ogreni- 
lince, yajanan buyiJk sikintilar ve bu durumun yarattigi olumsuz jartlar, Cemile, AN ve gocuklari iJze- 
rinde, hayatlarinin geri kalanini jekillendirecek kalici etkiler birakir. Hayatia ve birbirleriyle olan mij- 
cadeleleri, birgok travmanin izlerini tajiyarak, surer. 

AN ve Cemile'nin iJniversiteye gitmekte olan bijyuk kizi Berrin, liseye gitmekte olan kijguk kizi Ay- 
lin, Aylin'le ayni liseye gitmekte olan oglu Mete, bu travmayi kendi hayatlari iginde hissederler ve 
kendi hayat hikayeleri de bu etki altinda gelijir. 

Ailenin en kijguk bireyi olan 6 yajindaki Osman, biJtun bu siJrecin iginde olan, etkilenen, gozleyen 
bir kiji konumundadir. KugiJk oldugu igin, korunan kollanan, olaylarin dijinda tutulmaya gayret edilen 
bir durumdadir. Ama bu sebeple, aslinda, olaylarin butununij gorebilen, gozleyebilen ve diger aile 
bireylerine orania, yajananlara en biJtuncul yorumu yapabilecek verilere sahip olarak gelijen biridir. 
Bu ozelligiyle Osman, 1967'den guniJmuze uzanan hikayenin, odaginda olan kijidir. Ve hikayenin 
bijtijnu, aslinda Osman'm liikayesidir. Osman'm bu niteligi, hikayenin geli$imi i^inde derinde olgun- 
la$acak ve ancak giinumuz a$amasina gelindiginde kendini net bir $ekilde a^iga vuracaktir. 



270 YAZILARIM 

Ali'nin annesi Hasefe Hanim, hikayedeki en ya§li kijidir. Dobra, mert, gormij? gegirmi? bir kadindir. 
Oglu'nun yanli5 yaptigina inandigi igin, gelini Cemile'nin tarafini tutacak kadar agik sozlij ve yiJreklidir. 
Diger oglu Kemal ve gelini Neriman, gikarci, riJzgara gore davranan kijiier olarak, Hasefe Hanim'in 
goziJnde deger tajimazlar. 

1967'den bajiayarak, siJrecin siyasal-toplumsal olaylan, degijim ve donujumieri, hikayenin geiiji- 
mindeki toplumsal zemini olu§turacagi igin, onemlidir. Yukarda kisaca deginilen kijiiikierin hayat 
hikayeleri, iiijkiieri ve gatijmaiari, bu toplumsal zemin iJzerinde gelijecektir. 

YORUM 

TiJrkiye, 2002 yilindan sonra siJrekli bir diziler bombardimanina ugratildi. SiJrekli bir bilinglendirme 
ile insanlar TV bajinda artik dijjunce ve eyiem bazinda "gizli bir ikna edici" ile olmasi gereken alter- 
natifin igine itilmektedir. Bu durum masa bajinda mi olur. Yoksa birileri kasitli mi yapar? Diye dijjun- 
meden gordiJklerimizi ve du§undurduklerini agiklamak istiyoruz. 

PSiKANALiZ DEGERLENDiRME 

Dizlerin uzunlugu, boliJm ve sezon sayisini geni? tutmak igin psikanaliz limine ihtiyag duyariz. 

"Oteki Kadm-Erkek" 

"Haz" 

"Oteki Haz" 

"Oteki olma arzusu" 

"Karakteri ddijn^ alma" 

"Bir'in ikili ili$kisi" 

Bahse konu dizide bulunan karakterlerde ve ilijkilerinde siJrekli olarak sayilan hususlar tekrar 
edilmektedir. Her karakter iJzerinde bu hususlar zaman igerisinde harekete gegirilip diziler uzadikga 
uzuyor. insanlarda bikmadan usanmadan izlemekten vazgegmiyorlar. 

Bu diziden ornek verecek olursak; 

"Ali" karakteri iki kadinia; 

"Cemile", Ali ve balikgiyla, 

"Berrin" zit kutuplu Ahmet ve Hakan ile.... ilijkilendirilmijtir. 

"Bir"in "ikili ili$kisi" igerisinde, ikililer kendi aralarinda siJrekli "otekisi olma" ile ugrajip durmak- 
tadir. Bu jekilde dizi her karakteri birkag boliJmde one gikararak insanlari kendine gekmeyi bajarmak- 
tadir. Bu nedenle, sonuglanmayan olaylar zinciri ve birbirleri arasinda gidip geliji ancak dizi karakter- 
lerini "oldijrmek" ile ancak finale ulajacagi kesin goriJlmektedir. 

Dizideki vaktinden once §6hret olmu? (!) "Kij^uk Osman" da olaylan aniatirken siJrekli kaderi takip 
eden biri olmasi agisiyla "koken" i irdeleyen psikanaliz yorumcusu durumundadir. Onun "Baba" sim- 
gesiyle (Ali) ile olan ilijkisiyle ileriki donemlerde "Tanri" yi da sorgulamaya bajlayacagini soyleyebili- 
riz. "Koken sorunu" ile mejgul olan zihniyetin temsili, dijjecegi agmazlaria "butunlijgu par^aiayip" 
"ijmitsiziige du$ecegi" "kaderin, bir kurgu olduguna inanmasiyla" da mistik degerlerini kaybedip, 
dinsizlige kadar sonucu vardiracaktir. 

Diziler, psijik alt yapisiyla normal hayatta insanlarin ilijkilerinde "tek" "bir" olma denilen biJtunu 
yikmasiyla birgok sakincalari da beraber getirmektedir. Hayali olan senaryo siJrekliligini ise "dlumsiJz 
kiji ile ilijkili giftii karakterler" barindirmasinmda bilingaltini 50k kotij jekilde yiktigini soylememek 
elde degildir. Farz edelim ki bahse konu dizi karakterlerinden "Ali" yie ili^kili iki kadindan biri olse 
muhakkak "Ali" karakteri de sanal olarak vasfiyla olecektir. 

Egitim amagli olmayan bu tiJrdeki TV dizilerinin, insanlari oyalama taktigi ve para kazanma hesap- 
lari ile on yil daha bikmadan seyredebilecegiz. 

Ayrica diziler senaryo alt yapisini psikanaliz teorileri uzerine kurduklari ve insanlarin du§unup te 
ya5ayamadiklarinin hazzinin bir jekilde tatmin edilmelerini sagladiklari igin gok seyredilmesi de bu 
sebeptendir. 

POLJTiK SEMBOLiZM OLARAK DEGERLENDiRME 



YAZILARIM 271 

271 YAZILARIM 

Dizinin politik sembolizm olarak ijlenijinde 5U tezleri ileri siJrebiliriz. Dizi "Kurtlar Vadisi" kadar ilgi 
gekiciligi altinda politik bir i^ieyi^i de dolayli banndirmaktadir. Bu gijnluk olaylar hakkmda bir ev ka- 
dini veya gencin du$uncelerinde ula$acagi yargiya dizideki karakterlerle ula$mak da etkili ve kalici- 
dir, felsefesiyle hareket etmekten ileri gelir. Yani "Gizli ikna ediciler" dedigimiz hususlar devreye 
girmektedir. Bu jekilde birileri tenkit yaptiklan gibi, istedikleri imaj faktorunij de kabul ettirmi§ olur- 
lar. 

Dizideki olayalar giJncel hayata yakin bir jekilde gegerken toplumun yorumlarindaki verdigi tepki, 
istatiksel hesaplaninca ileriki zamanda verilecek politik bir kararin tayin edilme arifesinde de on hazir- 
likyapilmi§ olur. 

ijte bu bilgilerle ne jekilde dujunmemiz ve kijilerin olaylara baki? agisinda geni? ufka sahip olmayi 
hatirlatmak istiyoruz. Verdigimiz ornekler ile dizinin politik sembolizmi hakkindaki igerik a?iga gika- 
caktir. 

Diziyi siJrekli takip edemiyorum fakat izledigim kisimlar igin yorum yapmaniz igin ipuglari verelim. 
(Yorumlar daha da artirilabilir.) 

"Ali" Devlet idaresi 

"Cemile" TiJrkiye Cumhuriyeti Devleti 

"Caroline" Avrupa Birligi 

"Ekber" Azinliklar. 

"Mete" TurkgiJ fikirler ta§iyan ve gunumijz siyasetinin giJncel politikalarina itiraz eden kesim. 

"Berrin" SiyasT hayat 

"Ahmet" Sol gorujij 

"Hakan" SaggoriJju 

"Ayten" Siyasi gorijjlerin igerigini bilmeden taklit eden halk 

"Aylin" Ekonomi 

"Soner" El altindan olaylara miJdahale emperyalist sermaye 

"Murat" Dija bagimli yerel sermaye 

"Hasefe" Etkisini kaybetmi? gelenek 

"Baiikgi" Hikmete ulajmi? gungormij? kijiler 

"Kemal" Siyasi gorujij gunij birlik olup, riJzgara gore yelken agan yalaka takimi 
"Neriman" Medya, menfaatgi guruplar 
"Mesude" Uzantilar 

"inci" Milli duygulari gelijmi? fedakar halkgi ogretmen 

"Osman" Olaylari seyreden ve yorumlayan saf akil; kader gizgisi; tarih. 
*** 

Allah Teala milletimizi insanlarm ge^ici isteklerinden muhafaza buyursun. 

Ismail Hakki 



272 YAZILARIM 



GAVS-I A'ZAM ABDULKADIR GEYLANI KADDESE'LLAHU SIRRAHU'L AZIZIN 
FETHURRABBANI KITABINDAN ALINTILAR 

Silsileden Esad Efendi Hazretleri, bu eser igin $unlari soylijyor: 

"ViJcudu zarurTolan Cenab-i Allah'm $eriki ve benzeri bulunmadigi gibi, diger kitaplara nisbetle 
O'nun kitabmm da benzerinin bulunmayacagi a$ikar, beiki de tabiidir. Bildiginiz gibi, Allali Teala'nm 
kelami Kur'an'dan sonra, ikinci olarak da liadTs-i verifier gelir. U^unciJsune gelince, onu da olsa olsa 
nebiler varisi ger^ek alimlerin eserlerinde aramak gerekir. Zira ayet-i celTlede, "Allah'a itaat edin. 
rasijle ve sizden olan ulul'emre de itaat edin." buyrulmu$tur. 

Bendeniz, ara$tirma neticesi, FETHURRABBAN? kitabmm u^uncij olduguna kanaat getirmi; ve o 
suretle ifade ederek faziletii zatmiza bir nijslia takdim etmi$tim. ^ijphesiz, $imdiye kadar, tarafmiz- 
dan okunup incelenerek degeri takdir olunmu$tur. (Mektubat, 57. Mektup) (Sh:14) 



EYOGUL! 

Nefsi ve hevayi kendinden defet. 

NefsanT- hevaTduygulardan siyril. 

Tasavvuf erbabinin ayaklan altinda bir zemTn (yer), avuglan iginde de bir toprak ol. AzTz ve CelTI 
olan Allah; oliJden diriyi, diriden de olijyu gikarir. Nitekim Jbrahim aleyhisselami, kijfur ijzere dirnu; 
ebeveyninden vijcuda getirmi$tir. 

Mumin, hayat sahibidir, diridir. 

Kafir ise oliJdur. 

Tevhid erbabi (muvahhid), hayat sahibidir, diridir. 

IVlu§rik (putperest, Allah'a e? - ortak taniyan) ise bliJdur. i§te bunun igindir ki, rivayet edilen bir 
kelaminda, AzTz ve CelTI olan Allah joyle buyurur: 

— Benim mahlukatimdan ilk olen ibITs'dir. 

Bu kelami ile, sani yiJce olan Allah joyle buyurmu§ oluyor: 

— ibiis, Bana isyan etti. Neticede giJnahkarlikla oldij. 

Bu zaman, ahirzamandir. Nifak garjisi agilmijtir, yalan garjisi agilmijtir. 

Ey ahalT! 

MiJnafik, yalanci, deccal,... ki§ilerle oturmaymiz! 

Yazik Sana ki, nefsin miJnafikdir, yalancidir, kafirdir, facirdir, mijjrikdir. Boyle oldugu halde sen 
onunia nasil oturuyorsun? 

Ona muhalefet et, asia muvafakat etme. Onu bagia, asia saliverme. Onu hapset, zindana at. Kendi- 
sine, ancak zarurTolan haklarini ver. Fazia verme. Onu miJcahedelerle kahret, itaat altina all... (Sh:27) 



RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

— "Muminin ferasetinden sakmmiz. ZTra hi( $uphe yok ki, o, AzTz ve CelTI olan Allah'm nuru ile 
bakar." 

Ey fasik, ey igi bozuk kiji! 

Muminin ferasetinden sakin. GiJnah pislikleri ile pislenmi? o halinle onun yanina girme. ZTra hig 
5uphe yok ki, miJmin, Allah'm nuru ile bakar ve bu nuria, senin iginde bulundugun hali goriJr. §uphesiz 
ki miJmin; senin jirkini, nifakmi goriJr. Elbisenin altmda gizlenmi? kotij amellerini goriJr. Rezaletlerini, 
utang verici hallerini goriJr. iflah olani goremeyen kiji, iflah bulamaz. Sen, bir heva ve hevesden iba- 
retsin. Onun igin, kendileriyle dijjup kalkdigm kijiler de heva ve heves erbabmdan ba§kasi degil... 

Vaktiyle, birisi digerine sormu?: 

— Bu korlijk, bu cehalet ne zamana kadar sijrecek? Oteki 5U cevabi vermi§: 



YAZILARIM 273 

273 YAZILARIM 

— Bir tabibe varip e$igine ba$ koyuncaya kadar... Ne zaman ki bir tabtbe vararak e$igine ba$ kor, 
seni tedavT edecegine dair onun hakkmda husnij zan besler ve kalbinle onu tohmet altinda bulun- 
durmazsan, ayni zamanda evladmi da alarak kapismda oturur ve ilacin aciligma tahammijl gosterir- 
sen i$te o zaman iki gdzijnden de kdrlijk zail olur... (Sh:35) 



Kadrinizi biliniz. Seviyenizi biliniz. izzet ve Celal sahibi Allah'in du5urmedigi derekelere siz kendi 
kendinizi dijjurmeyiniz. ijte bunun igindir ki, birisi joyle der: 

— Kim ki seviyesini bilmezse kader ona bildirir... 

Kaldinlacagin yere asia oturma. Bir eve girdigin zaman, ev sahibinin oturtmadigi yere oturma. ZTra 
sen oradan kendi iradenin dijinda olarak kaldinlacaksin. Eger imtina' eder, kalkmamakta direnirsen 
zoria kaldinlir ve kovulursun... (Sh:90) 



Musa aleyhisselamin asasi, sihirbazlann sihir aletlerinden ne varsa birgogunu yutmu?, fakat kar- 
ninda hig bir degijikiik oimamijti. izzet ve Celal sahibi Allah ise, bunun bir hiJner - hikmet olmadigini, 
bil'akis kudret-i ilahToldugunu sihirbazlara aniatmak istemijti. ZTra o sirada sihirbazlann yaptiklari jey, 
bir hiJner - hikmetten ve hendeseye dayanan bazi oyunlardan ibaretti. Musa aleyhisselamin asasinda 
zuhur eden harikul'ade hadise ise, izzet ve Celal sahibi Allah'in kudretinin tecellTsinden bajka bir jey 
degildi. Onun igin, sihirbazlann alel'ade hiJnerlerini yok ediyordu. i§te bunun igindir ki, sihirbazlann 
ba§i, kendi sihirbaz arkadajlanndan birine §6yle dedi: 

— Bu i$ler olurken Musa'ya dikkatle bak bakalim, o anda ne gibi bir hal i^inde bulunacak! 
Arkadaji oyle yapti. Musa aleyhisselamin hal ve tavirlanni dikkatle suzdij. Mu§ahede ettigi 5ey, o 

sirada Musa aleyhisselamin renginin atmasi, asanin ise i§ine devam etmesiydi. Bu durumu, ba? sihir- 
baza bildirerek §6yle dedi: 

— Hadise meydana gelirken Musa'nin rengi atiyor. Fakat asa i$ine devam ediyor... 
Bu neticeyi ogrenen ba? sihirbaz §unlari soyledi: 

— Bu, Allali Teala'nm i$idir. Musa'nin i$i degildir. ZTra, siliirbaz kendi sihrinden korkmaz. Sa- 
natkar da kendi sanatmdan korkmaz... 

Bunlari soyleyen sihirbazbaji, daha sonra Musa aleyhisselamin hak rasul olduguna iman etti. Diger 
sihirbaz arkadajlan da kendisine uydular ve imana geldiler... (Sh:93) 



Ey, kitab miJzakereleri ile i§tigal eden §u ki§i! "Kaalu, kulna — Dediler, dedik" nakaratlan arasinda 
hig bir jey kazanilmaz, bizim bahsettigimiz mertebelerden hig bir jey elde edilmez. Bir taraf da, "§u 
liaramdir!" diyorsun. Diger taraf da, bizzat kendin onu ijliyorsun. Bir taraf da, "§u helaldir!" diyorsun. 
Fakat kendin onu asIa yapmiyor, yerine getirmiyorsun. Sen, heves iginde hevessin. Tenakuz iginde 
tenakuzsun. Kendisinden rivayet edilen bir hadTsde, Nebi sallallahij aleyhi ve sellem joyle buyururlar: 

— "Cahile bir kerre yazik! Alime ise yedi kerre yazik!" 

Evet, ogrenmedigi igin cahile bir kerre yazik. Alime ise yedi kerre yazik. ^unkij o, biliyordu. Buna 
ragmen amel etmedi. Boylece, ilminin bereketi u?up gitti. Aleyhine huccet-delTI olarak ilmin kendisi 
kaldi... 

Sen, once ogren. Sonra, ogrendiginle amel et. Ogrendigini tatbik et. Daha sonra da halvete gekil. 
Yani fani varliklann sevgisini kalbinden at ve izzet ve Celal sahibi Hakkin muhabbeti ile ijtigal et. Fani 
varliklarm sevgisini kalbinden gikardigin ve yalniz Allah sevgisi ile bajbaja kaldigin zaman, Allah Teala 
seni kendisine yaklajtinr, fani varliklardan uzaklajtinr ve seni kendisinde fena'ya ( = fena fillah — 
Allah'in sevgisinde yok olma) kavujturur. Sonra da, Allah dilerse seni halka tanitir, agiklar ve diJnya- 
dan nasTblerini eksiksiz olarak almaga sevkeder. ilminin ve takdTr-i ilahTsinin senin hakkindaki riJzgan- 
na emreder. Bu riJzgar, senin halvet hanenin duvarlanna dogru eserek oraya garpar ve senin halin, 
insanlara agiklanir. Boylece, sen de, sensiz olarak, mahlukatia Allah arasinda yalniz Allah ile birlikte 



274 YAZILARIM 

bulunursun. Nefsinin, cibilliyetinin ve hevaT duygulannin ugursuzlugu bertaraf edilmi? olarak diJnya- 
dan kismetlerini eksiksiz bir §ekilde almaga bajlarsin. §ani yiJce olan Allah, senin hakkindaki ilminin 
kanununun asilsiz gikmi? olmamasi igln, sen! kismetlerini toplamaga sevk eder. DiJnyadaki nasiplerini 
eksiksiz - noksansiz olarak alirsin. Bu esnada kalbin de hep izzet ve Celal sahibi olan Allah ile birlikte 
bulunur... (Sh:114) 



Allah'in rahmeti onun iJzerine olsun, Lokman Hekim, mejhur nasThatlarindan birinde ogluna 56yle 
der: 

— Ogulcugum! Nasi! ki hastalaniyor fakat nasi! hastalandigmi bilmiyorsan, aynen bunun gibi, 
dliJrsun fakat nasi! dldugunij bilmezsin!... 

Ben sizi Tkaaz ediyorum, uyariyorum, Allah'in yoluna uymayan fill ve hareketlerden sakindiriyorum. 
Fakat siz uyanmiyorsunuz, Allah'in yoluna aykiri olan fill ve hareketlere son vermiyorsunuz! 

Ey, hayirlardan uzak, sadece diJnya ile mejgul olanlar! 

Yakinda o diJnya sizin tepenize binecek ve caninizi almak igin girtlaginizi sikacak. O zaman size ne 
onun iJzerinde biriktirdikleriniz fayda verecek, ne de onunia tattiklarmiz. Aksine, butiJn bunlar, sizin 
ijstunuzde hirer yiJk, hirer vebal olacak... (Sh:148) 



Va'zlar - nasfhatlar dinlemege devam et. Zfra va'z ve nasfhatlardan uzak kalan kalb korle^ir. 
Tevbenin hakikati, her hal-ij karda, izzet ve Celal sahibi Hakk'm emrini ta'zim etmek, yiJceltmekdir. 
i§te bunun igindir ki, bijyuklerden biri —Allah'in rahmeti onun iJzerine olsun— §6yle der: 

— Hayirlarm tamami iki cumlede toplanmi$tir. 

Bunlardan biri, izzet ve Celal saliibi Allah'in emrini ta'zTm ve yiJceltmekdir. 
Digeri de O'nun malilukatma $efkattir. 

izzet ve Celal saliibi Allah'in emrini ta'zTm etmeyen ve yine Allah'in mahlukatma $efkat goster- 
meyen her insan, Allah'dan uzakdir... 

izzet ve Celal sahibi Allah, Musa aleyhisselama vahyen buyurdu ki: 

— Merhametii ol. Ta ki ben de sana merhamet edeyim. Ben, (ok merhametliyim. Kim ki mer- 
hametli olursa ben de ona merhamet eder ve kendisini cennetime koyarim. Merhametlilere mijjde- 
ler olsun!... (Sh:180) 

Allah'in rahmeti onun iJzerine olsun, bir defasmda Bayezid BestamT'ye bir adam gelmi§ti. Bir ara bu 
kiji, BestamT'nin huzurunda dururken saga - sola bakmmaga ba§ladi. Onun boyle saga - sola bakindi- 
gini goren Bayezid BestamT kendisine sordu: 

— Ne var? Adam dedi: 

— Namaz kilacak temiz bir yer ariyorum! 

Onun bu sozij iJzerine, BestamT de kendisine junlari soyledi: 

— Kalbini temizle de namazi diledigin yerde kiM... (Sh:205) 



Aniatildigina gore, bir defasmda Tsa aleyhisselam ibiise sordu: 

— Sence insanlarm en sevimlisi kimdir? ibITs dedi: 

— Cimri mijmin... 

isa aleyhisselam bu sefer de dedi ki: 

— Peki, ya en sevimsizi? ibITs dedi: 

— Fasik, fakat comerd kiji... 

isa aleyhisselam bunun sebebini sordugunda ise ibITs'in cevabi §u oldu: 

— ^ijnku ben, cimri mijminin cimriliginin onu her an i^in gijnaha sokabilecegini ijmid ederim. 
Buna kar$ilik, fasik fakat comerd miJminin comertligi sebebiyle gunahlarmm afv edilebileceginden 



YAZILARIM 275 

275 YAZILARIM 
korkarim... (Sh:217) 



Allah'in rahmeti onun iJzerine olsun, bir defasinda, ulemadan birine soruldu: 

— Sahip bulundugun bu ilme nasil ve ne ile nail oldun? Alim, cevaben dedi ki: 

— Kujlann erkenciligi, devenin sabri, domuzun hirsi ve kopegin yaltaklanmasi ile... 

Sabah erkenden, kendilerinden ilim - irfan ogrendigim alimlerin kapisinda olurdum. Tipki kujlann, 
rizik igin sabah erkenden ugmalan gibi. Onlarin, insana agir gelebilecek her jeylerine tahammiJl eder, 
katlanirdim. Tipki devenin agir yiJklere katlanmasi gibi. ilim - irfan ogrenmege son derece haris idim. 
Tipki domuzun, yedigi jeylere harts olmasi gibi. Kendilerinden ilim - irfan ogrendigim alimlerin karji- 
sinda hig seviyesizlik endijesi ta§imazdim. Tipki, sahibinin evinin kapisinda, kendisine yiyecek vermesi 
igin yaltaklanan kopek gibi... (Sh:262) 



Nebi sallallahij aleyhi ve sellem joyle buyururlar: 

— iman, yarim$ar iki pargadan ibarettir. Bir yarimi sabirdir. Diger yarimi da $ukurdur. 

Sen, sikintilara sabredip nimetlere jiJkretmedikge hakTkT bir miJmin olamazsin. islam'in hakikatle- 
rinden biri de teslimiyettir, emirlere boyun egmektir. 

Allah'im, Sen, Sana tevekkijl, Sana itaat, Seni zikir, Senin emirlerine muvafakat ve Seni tevhid ile 
kalblerimizi iliya et!... (Sh:265) 



Sen bir cahilsin. 

Bilgisizin birisin. 

Cahil ki$i, bunlara aldirmaz. Sen, Allah Teala'ya ibadet eder, kurtulu$a erdigini sanirsm. Fakat bir 
de bakarsin ki, ibadetin suratina firlatilmi;. CunkiJ o ibadet, cehalet icinde yapilmi$tir. Cehaletin ise 
kiJllisi mefsedettir, fesada sebep olucudur . Nitekim NebT sallallahij aleyhi ve sellem joyle buyururlar: 

- KiM Ki ALLAH'A CEHALET JCJNDE JBADET EDERSE ONUN JFSAD ETTIgI ISLAH ETTJGJNDEN, 
YANLI^I DOGRUSUNDAN DAHA FAZLA OLUR. 

Allah Teala'nm kelami Kur'ana ve RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin siJnnetine uymadikga se- 
nin igin felah - kurtulu? yoktur. Allah'in rahmeti onun iJzerine olsun, biJyiJklerden biri joyle der: 

— Kimin ki bir mur$idi yoksa ibITs onun mur$ididir. (Sh:275) 



Ey, izzet ve Celal sahibi Allah'i sevdigini iddia eden kiji! 

Senin igin biJtiJn beyhude yollarin tamami kapanip yalniz Allah'a giden yol agik kalmadikga O'na 
olan muhabbet ve sevgin kemale ermez. Senin sevgilin oyle bir sevgilidir ki, Ar§'dan yerin dibine ka- 
dar, biJtiJn varliklarin sevgisini senin kalbinden gikarir. Hem de oyle bir gikarir ki, artik ne diJnyayi se- 
versin, ne de ahireti. Kendinden dahi iJrkiJntiJ duyar, yalniz O'nunia iJnsiyet edersin, oyle ki, tipki 
Leyla'nin Mecnun'u gibi olursun. 

Vaktiyle Mecnun'da Leyla'nin sevgisi yer ettigi zaman, o, halkin arasmdan ayrilmi?, Tek bajina ya- 
§amaga bajlamijti. Daha sonralari, vahjT hayvanlarin arasina gitti. Ma'mur beldeleri birakti, harabe- 
lerde kalmaga ba§ladi. Halkin ovmesini de, yermesini de bir kenara atti. Onun nazarinda, onlarin ko- 
nu§masi da, siJkut etmesi de bir idi. Kendisinden ho§lanmalari da, hojianmamalari da farksizdi. Bir 
gijn kendisine soruldu: 

Sen kimsin? Mecnun, cevaben dedi: 

Leyla. Vine soruldu: 
Nereden geldin? Vine dedi: 



276 YAZILARIM 

Leyla. 

Bir daha soruldu: 

Nereye gidiyorsun? Mecnun, cevaben yine dedi: 

Leyla. 

Mecnun'un gozleri, Leyla'ya olan sevgisinin jiddetinden dolayi, ondan bajkasini gormege kor; ku- 
laklari da Leyla kelimesinden gayri kelimeleri ijitmege sagir olmujtu. Onun igin, etrafindaki insanlann, 
bu halinden dolayi kendisini ayiplamalan, onu hep Leyla kelimesini sayiklamaktan vazgegiremedi. 
NItekim birisi ne giJzel soylemi?: 

— Nefsler bir kerre hevaiyata meyletmemi$ olsun. Artik insanlar, boyuna soguk demire geki^ vu- 
rurlar... 

§u kalb, Aziz ve CelTI olan Allah'i tanidigi, sevdigi ve O'na yakmlajtigi zaman insanlardan ve diger 
varliklardan iJrker. Yemege, igmege, giyinmege ve evienmege karji ijnsjyet peyda edemez olur. 
Ma'mur beldelerden, evierden kagar. Harabelere yonelir. Onu, jeriatin emrinden bajka hig bir jey 
baglayamaz. §eriat onu; emirde, nehiyde ve fiil-i llahTde baglar. Kaderin gelecegi vakitlere kadar bag- 
lar... 

Alllah'im! Bizi rahmetinin elinden birakma. Eger birakirsan, biz dijnya denizinde boguluruz. Var- 
lik denizinde boguluruz. 

Ey keremini sagan! 

Bize idrak ver. Anlayi$ ver. 

Bize hakikatleri idrak ettir. (Sh:284) 



ResuliJllah sallallahij aleyhl ve sellem joyle buyurdular: 

— Kimi ki insanlann en $ereflisi olmak isterse Allah'dan korksun. Kim ki insanlann en gijglusij 
olmak isterse Allah'a gijvensin, Allah'a dayansm. Kim de insanlann en zengini olmak isterse kendi 
elindekinden gok, Allah'm nezdindekine bel baglasm... (Sh:287) 



Vah Sana ki, Allah'i sevdigini iddia ediyorsun. Fakat O'ndan bajkasini seviyorsun. Allah'm sevgisi 
safligin, temizligin ve halisiyetin ta kendisidir. O'nun gayrisi ise adem-i safiyettir, kirliliktir, temiz ol- 
mamaktir. Sen, Allah'm sevgisi halis safiyeti ba§kalarinin sevgisi ile kirletirsen sen de kirlendirilirsin. 
Allah'm dostu Ibrahim aleyhisselam ile Yakup aleyhisselamm ba§ina gelen senin de bajina gelir. Vak- 
tiyle onlar, kalblerindeki hirer atejie, eviadlarina meyletmi§ler, onlara sevgi ile baglanmi§lar ve ma- 
lum musibetlere dugar olmujlardi. 

Yine, vaktiyle, RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem, kizinin ogullari Hasan ile HiJseyin'e karji kal- 
binde bir sevgi duymujtu. Bir ara Cebrail aleyhisselam geldi ve Allah'm ResuliJne sordu: 

Onlari seviyor musun? RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdular: 

Evet. Seviyorum. 

Bunun iJzerine Cebrail aleyhisselam dedi ki: 

— Onlarin biri zehirlenecek. Digeri de $ehid edilecek... 

Bu hadiseden sonra, Allah'm ResuliJ o iki torununun sevgisini kalbinden gikardi. Orayi biJtiJniJyIe, 
Aziz ve CelTI olan Rabbina tahsis etti. Onlar sebebiyle olan siJriJr ve nej'esi de hiJziJn ve kedere d6nij§- 
tij... 

Aziz ve CelTI olan Allah, peygamberlerinin, velTlerinin ve salih kullarinm kalblerine gayret-i ilahT ile 
nazar eder. Orada, kendisinden ba$kalarina yer verilmesini istemez. (Sh:314) 



YAZILARIM 277 

277 YAZILARIM 

** 

Allah'in rahmeti onun iJzerine olsun, ashabdan Muaz radiyallahiJ anh, hep joyle dua ederdi: 
— Allah'im, eger benim murat ettigimi yapmayacaksan, o zaman bana, senin murat ettigine sa- 
bir ve tahammijl gucij ver!... 

EYOGUL! 

Kadere riza gostermek, kavgalar, gekijmeler ve didijmeler sonunda diJnyaliga nail olmaktan daha 
gijzeldir. Kadere riza gostermenin siddTklann kalbinde husule getirdigi tatlilik, nefsamarzularla zevkle- 
re nailiyetin verdigi tatdan gok daha bijyuktur. Allah dostlannin nazannda, kadere razi olmak, diJnya- 
dan ve biitiin dunyadakilerden gok daha tatlidir. ZTra Allah'in takdirine razT olmak, her hal-ij karda 
hayati guzellejtirlr, tatlila§tirir, huzurlu kilar... (Sh:356) 



Sen, Allah hakki igin bir nefs muhasebesi yapmalisin. Gerek Allah'in hukuku ve gerekse Insanlarin 
ve diger mahlukatin hukuku bahsinde nefsini iyi bir hesaba gekmeli, sTgaya gekmelisin. 

Eger hem diJnyada hem de ahirette hayirlara nail olmak istersen Allah'in senin hakkindaki hiJkmu- 
nij du§un. Seni nelerle miJkellef tuttugunu hatirla. Nefsini amele §evket. Allah'in emirlerini yerine 
getirmesini, giJnah ijlemekten sakinmasini, felaketlere sabretmesini, kadere riza gostermesini ve 
nimetlere jiJkretmesini soyle. BiJtun bunlari yaptigin zaman, manlier senden zail olur. Allah Teala ile 
sohbetin istikamet bulur. Yolda arkadaja kavujur, yardimciya kavujur, nereye gidersen seninle gele- 
cek bir hazTne ile karjilajirsin. Nerede bulunsan ve nereye girsen aldiri? etmezsin. ZTra sen nereye 
du§sen hemen kapilirsin. HiJkum, ilim, kader, meiek, insan, cin,... hepsi de sana hizmet eder. Sen Al- 
lah'dan korktugun igin, her jey senden korkar. Allah'a itaat ettigin igin sana her jey verilir... 

KiM Ki AZTZ VE CELTL OLAN ALLAH'DAN KORKARSA ONDAN her §EY KORKAR. KIM KI AL- 
LAH'DAN KORKMAZSA HER §EYDEN KORKAR. 

Kim ki Allah yolunun hizmetgisi olursa her §ey onun hizmetgisi olur. ZTra sani yiJce olan Allah, kulla- 
rindan hig birinin amelinden bir zerreyi bile zayi etmez. 

— Nasi! olursan, oyle muamele gdrijrsun! 

— Nasi! olursaniz, ona uygun idarecilere kavu$turulursunuz. 

Allah'im! Bize kereminle, ihsaninia, af vinia ve diJnya ve ahiret lutfunla muamele et. Ve: 

— Bize diJnyada iyilik ver. Ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabindan korul... (Sh:398) 



Allah'in rahmeti onun iJzerine olsun, SiJfyan SevrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz, hem gok ibadet ve 
taatlerde bulunan, hem de gok yiyen bir zat idi. Doydugu zaman bir zenci gibi jijerdi. Bunca gok ye- 
mek yedigi halde, pejinden ibadete kalkar ve ondan da buyiJk zevk alirdi. 

Zamaninin jahsiyetlerinden biri der ki: 

— SiJfyan SevrT'nin yemek yeyi$ini gdrijnce, (ok yiyor diye kizardim. Fakat namaz kili$ini ve ag- 
layi$ini gdriJnce ise ona gipta eder, sevgi ve $efkatle bakardim. 

Sen, SiJfyan SevrT'ye, onun gok yemek yeyi§inde uyma. Bil'akis, gok ibadet edijinde uy. ZTra sen bir 
SiJfyan SevrT degilsin. Sen, SiJfyan SevrT gibi, nefsini iyice doyurma. ZTra onun nefsine hakim olmasi 
gibi sen nefsine hakim olamazsin. (Sh:450) 



Konu§manin burasinda, dinleyenlerden biri AbdiJlkadir GeylanT Hazretlerine sordu: 

- KORKU ATE§i MJ, YOKSA §EVK ATE§i MJ DAHA ZORDUR? Hazret, buna cevaben dedi ki: 

— Korku ate$i miJride mahsustur. MurTd, yani Allah yoluna daha yeni siJluk etmi$ ki$i, korku ate$i 
icinde bulunur. Sevk ate$i ise murada mahsustur. Muradda, yani siJluk yolunda mesafeler katederek 
Allah'in, kendisini aradigi ki$i mertebesine ermi$ kulda $evk ate$i bulunur. Korku ate$i bir $eydir. Sevk 
ate$i de bir ba$ka $eydir. Acaba sizde hangisi var, ey soru sahibi? 

By, sebeplere dayananlar! Sizin melikiniz de, sultaniniz da, ilahiniz da birdir. Fayda vereniniz de 



278 YAZILARIM 

birdir. O'nun iradesinin dijinda size kimse zarar veremez. Hig ijitmediniz mi l<i, ne buyuruyor: 

— ... Artik kim Rabbina kavu$mayi ijmit ve arzu ediyorsa gijzel bir amel i$lesin ve Rabbma 

ibadette hif bir kimseyi ve hi^ bir §eyi ortak tutmasm" (Kehf suresi, ayet: 110). 

Rabbin ile aranda sen kendin varsin. Kendini aradan gikar. ijte o zaman O'nu gorursiJn!... 
Bu sirada, dinleyenlerden biri dedi ki: 

— Kendimi aradan nasi! ^ikarayim? Hazret, buna cevaben dedi: 

— Nefsine muhalefet ederek, onunia sava$arak ve onun heves ve arzulari kar$isinda sagir kesile- 
rek kendini aradan (ikar. Nefsinin zevklerini, hevaTarzularmi ve budalaliklarmi asia yerine getirme. 
i$te o zaman mahviyete razT olur ve senin kalbinin yijzunden uzakla$ir. Terkediimi;, cansiz bir et 
par^asi haline gelir. Bu sefer ona, nefs-i mut-mainne sirayet eder. Nefsi emmarenin (iktigi yere 
nefs-i mutmainne girer. O zaman, nefs-i mutmainne ile kalb, AzTz ve Celt! olan Allah'i gdrijrier. 
(Sh:500) 



Aniatilir ki, Fudayl ibni lyaz oldijgu zaman babasi onu rijyasinda gordij. Kendisine sordu: 

— Allah Teala sana ne yapti? Fudayl, babasina cevaben dedi: 

— Ey babacigim! Kul igin, kendisine Rabbmdan daha hayirlismi gdrmedim... 

Ey ogulcugum. Sen, Allah'a sank O'ndan ba§kasi ile ijtigal etme. Ev O'nun evidir. Riziklar O'nun ya- 
rattigi riziklardir. Ezelde insanlarm riziklanni O takdir ve ta'ym etmi?, sonra zamani gelince de yer- 
yijzunde yine o yaratmijtir. Melekler senin nziklarini sana ula§tirmakla vazifelidirler. Hayir Allah'dan- 
dir. §er de Allah'm iradesinin haricine gikamaz... (Sh:501) 



^eytanin gorijp ifsad edemiyecegi, sultanm gorijp kahredemiyecegi ki$i pek azdir. §ani yuce olan 
Allah Tur'a (Tur-u STna) yemin etti. Bunun sebebi, Musa aleyhisselamm orada Allah'a miJnacatta bu- 
lunmasi, Allah'm orada ona hitab etmesi, tecellTetmesi idi. 

Kalb Allah'i tanidigi zaman Allah ona genijiik verir. Oyleleki cinleri, insanlan ve melekleri ihata 
edecek seviyeye gelir. O derecede ki, artik bu kaibi mejgul edecek ve bakacagi bir jey kalmadigi za- 
man onu kendisine yakinla§tirir. Musa aleyhisselamm asasini ijitmedin mi ki, fir'avunun sihirbazlari- 
nin degneklerini ve diger sihir aletlerini nasil yuttu, fakat kendisinde herhangi bir degi§iklik olmadi. 

Bu sirada, dinleyenlerden Kamil Mellah adinda birisi bir sual sorarak dedi ki: 

Hasan BasrT, bir soziJnde 56yle diyor: 

— Alim olan zat ayni zamanda zahid olmazsa zamanmm insanlarma bir ukubet olur, bir ceza 
olur. Ayni zamanda zahid olmayan bir alim, zamanmm insanlarma ni^in ceza olur? 

Hazret, bu soruya cevaben junlari soyledi: 

— Evet. Ayni zamanda zahid olmayan bir alim, zamaninin insanlarma bir ukubet, bir ceza olur. 
^unkij o alim, konujtugu zaman ihlasia konujmaz, ilmi ile amil olmaz. Dolayisiyla, soyledikleri de on- 
lari dinleyenlerin kalbine girmez. Orada tesir birakmaz. Dinleyenler sadece dinlerler. Fakat dinledikleri 
ile amel etmezler. i§te bu sebeple, o alim, kendilerine bir ceza olur. 

Kalb ma'nevT- ahlakT sihhata kavujtugu ve ilim ile aydmlandigi zaman, i§igi ile insanlarm giJnahla- 
rinin ate§ini sondiJrur. Tipki miJminin nurunun, iJzerine geldigi ate§i sondiJrmesi gibi. 
Denir ki: 

— Zaviyeye, ancak nefse muhalefeti ogrendikten, hevatarzulara kar$i koyma melekesini elde et- 
tikten, dtne uymayan hususlarda insanlara kar$i ^ikma duygusunu kazandiktan ve Allah ile ijnsiyet 
peyda ettikten sonra ^ekilmelidir. 

Halvet, ahiret yoludur. Nefs, yolculukta arkada? olmaga layik ve miJnasip degildir. Heva da boyle- 
dir. Onlar, kijiyi saptirirlar. §eytan ise dijjmandir. Arkadajliga layik ve miJnasip degildir. Nefsin jiddet- 
le ragbet gosterdigi arzulara gelince, bunlar da oyle afetlerdir ki, yolculugun esnasmda senin zeka, 
feraset ve aniayi? gozunij kor ederler. insanlar ise, hirer yolkesiciden bajka bir jey degildir... 

Heva ve heveslerini halvet kapismda birak. Sonra da yalniz olarak igeri gir. ijte o zaman, halvetinde 
seninle iJnsiyet edeni gorursiJn... 



YAZILARIM 279 

279 YAZILARIM 

Bir defasinda, Havariler, isa aleyhisselama §6yle dediler: 

— Bize en buyijk ilmi ogret. 

isa aleyhisselam, onlara cevaben dedi: 

— EN BUYUK JLiM; ALLAH'DAN KORKMAK, ALLAH'IN TAKDIR VE HUKMUNE RAZT OLMAK VE 
SEVDiGiNi ALLAH igN SEVMEKTJR... 

Senbirzindiksin. 

Tenhalarda hergiJnahi ijlersin. 

insanlara karji ise abidlik ve zahidlikgosterisine kalki§irsin. 

Akibetten emin mi oldun ki, boyle yapiyorsun?... 

Vah Sana! 

Kismetler Allah'in kudret elindedir. 

Her insanin nasibi mutlaka ona ulajir. Bu mesele tipki 5U misaldeki duruma benzer: 

— Mesela Horasan'da bir adam vardir. Bunun, Irak'ta oturan pek zengin bir akrabasi bulunmakta- 
dir ki, kendisinin. Horasan'daki adamdan ba$ka varisi ve akrabasi da buiunmamaktadir. $imdi, Irak'ta- 
ki bu zengin adam vefat etmi$ olsa, biraktigi miras Horasan'daki tek varisinin degil midir?... 

Sizler, avam tabakasindan insanlar olmakta devam ediyorsunuz. Allah'in segkin kullarindan olma 
yolunda gayret gostermiyorsunuz. Bu durumda size; yemekten, igmekten, giyinmekten ve benzeri 
§eylerden bahsetmek gerekir. Ne var ki, iJzerimize emir galip geldigi igin bunlardan bahsediyoruz... 

Kalb, nefsin maddT heveslerini geri gevirir. Bunu, nefsin yolundan ayrilip Allah'a yonelmen igin ya- 
par. 

Kalbinde, bir ki§i hakkinda sevgi, diger bir kiji hakkina da nefret peyda olsa nasil hareket edersin? 
Herhalde, hakkinda sevgi peyda olani, tabiatin icabi sever, nefret peyda olandan da yine tabiatin icabi 
nefret edersin. Fakat hemen ifade edeyim ki, bu jekilde hareket etmekte hayir yoktur. 

Sen, her jeyi Kitaba (Kur'an-i Kerim'e) ve siJnnete vur. Eger onlara uyuyorsa ne a'la. Uymuyorsa 
hemen don, vazgeg. Hareket tarzinm veya yaptigm i§in dogruluguna dair fetva verilmi? de olsa yine de 
kalbine dam?, vicdanina dam?. 

Kalb Kitab (Kur'an-i Kerim) e ve siJnnete uygun olarak hareket ettigi zaman Allah'a yaklajir. Allah'a 
yaklajinca ilim sahibi olur. ijin aslini ve mahiyetini bilir. ilim sahibi olunca lehinde olani da, aleyhinde 
olani da dogru olarak ve agikga gorebilir. Hak igin olani da, batil igin olani da, jeytan igin olani da, 
Rahman igin olani da eksiksiz ve kusursuz olarak gorebilir. Kendisinin Allah'a yakmligmi da, Allah'in 
kendisine yakinligini da ebediyyen gorebilir. Allah'a yakin olmanin sevincini duyar. Sultanin ba? bayii 
olur. Kendisi Allah'dan alir. Diger insanlara, dagitir... 

Buraya benim meclisime geldigin zaman ilmini birak. ilimden an olarak sohbete katil. Ayni jekilde; 
ziJhdunu, takvani ve diger hallerini de birak. Onlardan da soyun. Eger benim sohbet meclisime ilim 
veya zahidlik kisvelerine biJrunerek gelirsen bu takdirde, buradaki bir kisim haller, beni sana karji 
perdeleyebilir. Dolayisiyla, ogrenecegini ogrenemez, alman gereken feyzi alamazsin. Onun igin, biJtun 
bunlari gikar, at. Buraya tertemiz olarak gel. Bu §ekilde gelmen senin igin iyidir. i5te o zaman alacagin 
feyzi alirsin... 

Bir ara, bijyuklerden birinin yanma gitmijtim. Hatira gelen 5eylerden ve kendisinin iginde bulun- 
dugu bazi hallerden bahsediyordu. Bir ara bana dedi ki: 

— Benim iginde bulundugum $u lialleri sever misin? 
Ben dedim: 

— Evet. Severim. Bunun iJzerine dedi ki: 

— Ben biJtun seneyi oruglu ge^iriyorum. iftari da seherden seliere, yirmidort saatte bir yapiyo- 
rum. Bu $ehrin yiyeceklerinde liayir yok. MumkiJn mertebe, onlardan gayet az yemege bak. 

SirrT sakatT, CiJneyd BagdadT'nin halka yaptigi konu§malardan bahseder ve onun, konu§tuklarini 
dogrudan peygamberimizden aldigini ve ancak onlari konujtugunu soylerdi. 

Vah sana! 

Sen de konu$uyorsun. insanlara sen de bir $eyler sdylijyorsun amma, senin konu$malarindan 
sonra ortaligi bir zulmet kapliyor. Benim ne yerde, ne gokte, ne dijnyada, ne de aliirette, Allah'dan 



280 YAZILARIM 

ba$ka kendisinden korkacagim veya bir $ey umacagim bir tek varlik dahi mevcut degil... 

Bir defasinda, salihierden birine soruldu: 

Rabb'mi gorebiliyor musun? Salih ki§i, buna cevaben dedi: 

O'nu gdrmesem yerimde duramam... 

Soranlar dediler: 

— Nasil gorijyorsun? 
Salih dedi: 

— O'nun varligi gozlerimi kaplar. Boylece gozlerim Rabbini gdrijr. Tipki cennette kullara kendisi- 
ni gosterecegi gibi, burada da gosterir. Ki$inin kaibi, Rabbinm sifatlarmi gorijr. ihsanmi goriir. iyili- 
gini goriJr. Rahmetini goriJr. Bereketini goriJr... (Sh:506-509) 



RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin kalbinin yildizi Ay olmu§, yani yildiz kadarki parlakligi Ay 
parlakligi haline geimijtir. Ay'i da GiJne? oimu?, yani Ay parlakligindaki hali, GiJne? parlakligi haline 
donijjmujtur. Halvet hali celvet haline inkilab etmij, batini zahir haline gelmijtir... 

Kul, med veya cezir hallerinde bulunur. Elbisesine buriJnur. OziJnun gadinna girer. Kah yiJkselir, 
kah algalir. Denizlerin altinda miJcevherleri goriJr, incileri, yakutlari goriJr. Fakat kendisi onlara asia el 
uzatmaz. Yanmdakine ijaret ederek: 

Ey filan, sen $unu al! Der. Bir ba^kasma da: 

Ey falan, sen de $unu al! Der. 

Allah dostlari sultanlardir. Yerin ve gogijn sultanlaridir. Hem de Allah'm huzurunda, O'nun naibi, 
vekili ve halTfesi olarak. 

Ben, sultanm kapismdayim. Onlari bekliyorum. Gerek uyanikken ve gerekse uyku halinde sizlere 
bakiyorum. Bu beldenin sikintilarina sizin i^in katlaniyorum. Afet ve musibetlerine sabrediyor, ta- 
hammijl gosteriyorum. Gamlar, kederler ve tefekkijrler i^inde, zulmetlerle nura kavu$uyorum. Her 
adim attikta geri itiliyorum...(Sh:521) 



Bir Sual: 

Nefs haindir. Onun verecegi fetvaya nasil gijveneyim. Onun fetvasiyle nasil amel edeyim? 

Hazret, bu suale joyle cevap verdi: 

— Nefsinle sava$. Hem de o, menff ve kotij duygulariyle birlikte olunceye, yokoluncaya kadar. 
Onunia sava$ip, kotij duygulariyle birlikte kendisini oldurdukten sonra, tekrar dirilt. Bu sefer o; fakTh, 
alim ve hakikat ihtirasina ermi$ olarak dirilecektir. Onun hevaT - nefsanT zevk ve arzularinin kapisini 
kapat. SehevT arzularindan kendisini menet. Azginligi gittigi ve zayif du$tugu zaman, arzulari senin 
ozune donecektir. Oyle ki, o, kendisiyle yaptigin bu miJcahede neticesinde bir kalb haline gelecektir... 

Allah dostlari, gecenin basmasini ve aile efradinin uykuya dalmasini beklerler. ZTra onlar kiJlfet al- 
tindadirlar. Kalbleri Allah'a bagli olmakla beraber, aile ferdlerinin gegim yiJklerini ve sebepleri yiJkle- 
nirler. Sebeplere tevessiJl ederek aile efradinin gegimlerini saglarlar. GiJnduzlerinin bir kismi bu me?- 
galelerle gegtiginden, gece Rabblari ile birlikte olmak arzusuyla, bir an once ak§amin olmasini ve her- 
kesin uykuya dalmasini dilerler... 

Sen, bela gelmeden once takva sahibi oldugun takdirde, bela aninda Allah'dan gayrine siginamaz- 
sin. Ancak Allah'a siginirsin. Allah'dan ba§ka, senden bu belayi savujturacak birisini goremezsin. An- 
cak Allah'i gorursiJn. Hayrin da, jerrin de Allah'm kudretinin haricinde olmadigini aniarsin. Zararin da, 
faydanin da, izzetin de, zilletin de, zenginligin de, fakirliginde,... yalniz ve yalniz O'nun iradesinin tah- 
tinda bulundugunu bilirsin... 

Bir sua! daha: BiJyuklerden birisi joyle der: 



YAZILARIM 281 

281 YAZILARIM 

— Ki§iNiN BAKI§LARI SANA FAYDALI OLMUYORSA VA'Z - NASIHATLARI DA FAYDALI OLMAZ. 

Bu sozijn ma'nasi nedir? 

Allah kendlslnden razTolsun, Hazret buna cevaben dedi ki: 

— Allah dostlarinin hem gozlerinden hem de kalblerinden dunya da, ahiret de tamamen silinmis, 
kavbolmu$tur. Onlar yalniz Rabblarini gorurler, O'nu mu$ahede ederler. Binaen'aleyh, eger sana bir 
nazar atfetmeleri olursa mutlaka faydalari dokunur. Yani Allah dost larinin sana baki$lari fayda getirir. 
$ayet velT (Allah dostu) kuru bir araziye nazar etmi$ olsa Allah orayi diriltir ve ye$illik bitirir. Yahut bir 
yahudiye veya bir nasranTye (hiristiyan) bakmi? olsa Allah onlara hidayet verir... 

Bu sirada, dinleyenlerden biri dedi ki: 

— Biz seni hep $u kursijnun agacina yasianmi; olarak gorijyoruz. Bunun sebebi nedir? 
Hazret buna cevaben dedi ki: 

— Evet. Hep ona yaslaniyor ve sariliyorum. Qunkij o, bana yakmdir. E$yayi gorijyor. Fakat lie- 
men haberini ortaya atmiyor. Uyumuyor. i$te bunun i^in ona sariliyorum... 

Bu sirada soru sahibi dedi ki: 

— Senin kalbine biz de yakiniz... 
Hazret, buna cevaben de junlari soyledi: 

— By dadimin oglu! Sizler; ancaktakva sahibi oldugunuz, Allah i^in nefs murakebesi yaptigmiz, 
Allah'dan korktugunuz ve O'na talib oldugunuz zaman bana yakin olabilirsiniz. O zaman ben de si- 
zin hizmet^iniz olur, sizi severim... 

Kul dijnyada zijhd ve takva sahibi oldugu ve nefsin azgmliklarmdan kurtuldugu zaman Allah ona 
kapismi agar. Onu kendisine yakin kilar. Ona ilmin kapilarmi agar, ilmi gosterir. HiJsnu edebe yak- 
la$tirir. 

Allah dostlari hem uzuvlari, hem kalbleri, hem ozleri ve hem de, halvet halleri ile Allah'm ho$ 
gormedigi fill ve hareketleri haykirirlar, dile getirirler. Allah'm miilkunde takva sahibi olurlar. Ke- 
rem sahibi olurlar. GiJzel ahlak sahibi olurlar. izzet ve $eref sahibi olurlar... 

Sizin kiminizin ma'budu parasidir, malidir, servetidir. Elinden bir miktar mail gidi verse kiyameti 
koparir. Halbuki bir cuma namazmi veya cemaatle namazi kagirsa hig tinmaz, aldiri; etmez. Yahut 
mesela facir - fasik bir eviadi vefat etse onun igin uzun mijddet aglayip sizlar. insanlardan biri ile 
ijnsiyet peyda etmek ister. Halbuki melekler hep kendisiyle birliktedir. Fakat o, onlaria ijnsiyet et- 
mez... (Sh:529) 



Kulun kaibi kotij duygulardan, kotij temayul ve ihtiraslardan ve kotiJ ahlaktan temizlendigi zaman 
meleklerle iJnsiyet peyda eder. Melekler, halvet aniarinda onunia konujurlar... 

Ey, jeriattan ve dmden uzak kiji! 

Ey, diJnya ile nefsle ve kor tabiatiyla sarma§-dola§ olan ki§i! 

Ey, Hakk'i unutup halka tapan kiji! iyi bil ki, giJn gelecek, Allah ile mutlaka karjilajacaksin. Oyleyse 
§imdiden karjila?. Allah'i birakip insanlara goniJl verme. Nefsini bertaraf et. ijte o zaman butiJn korku- 
lardan emin olursun... 

Allah'i zikirden gayri her $ey batildir. Allah'i bilmekten gayri her bilgi batildir. Allah rizasi igin ya- 
pilmayan her $eyin sonu hijsrandir. 

DiJnyaya talib olan goktur. 

Ahirete talib olan azdir. 

AzTz ve CelTI olan Allah'a talib olanlar ise azin da azidir. 

Sen, gece - gundiJz diJnyan ile berabersin. O, seni kendisine hizmetgi tutmu?. Seni Allah yolundan 
kopariyor. Biz ise dunyayi kendimize hizmetgi tuttuk. Ondaki her jeyi kendimize hizmetgi tuttuk. Biz 
boyleyiz. Ya sen nasilsin?... 

Ey tedbir sahibi ki§i! 

DiJnya ijlerinde §eriatla ilmin eli bulunmali. §eriatla ilmin miJsaade ettigi §eyi hemen al. Ona sahip 
g\k. Onlarin miJsaade etmedigi, tasvTb etmedigi ve isabetii bulmadigi §eylerden de kagin. §eriatin ve 



282 YAZILARIM 

ilmin dogru bulmadigi bir ije yanajma. GiJzel gordijgun bir jey hususunda Rabbina munacatta bulun. 
Alirken, satarken, yerken, igerken, verirken, konujurken,... joyle bir dur. O ijin ilme ve jeriata uyup 
uymadigina dikkat et. Allah igin yapilip yapilmadigina dikkat et. Eger Allah igin yapiliyorsa sahiplen. 
Allah'dan bajkasi igin yapiliyorsa ondan uzak dur... 

Sevgi - muhabbet galip geldigi zaman kiji diJnya lie ahireti, vermes! gerekenle vermemesi gereke- 
ni, kabul etmesi gerekenle reddetmesi gerekeni ayirt edemez. Kaibi onun sevgisiyle dolar. Boylece, 
sevdiginin hayri lie §erri arasinda fark kalmaz. Onun hayrini jerrinden ayirt etmez. Kapilari lie yonleri - 
cihetleri birlejir. Sevgi, biJtun bunlari birlejtirir. Haber ile aynen mijjahede arasinda fark kalmaz. Za- 
rar ile fayda, ebediyyen birlejir. Onun kaIbi bazen bir vecd haline girer. Bu durumda, Allah'in zikri ile 
bir celal halini mijjahade eder. Kendisi bir celal hali igine girer. Bazen de cemal halini mijjahede eder. 
Kendisi cemal hali igine girer. Onun giJnduzleri dehjetlidir. Allah'a yakmlajtikga o, uzaklajir. Tipki 
Musa aleyhisselamin gordugij nur gibi ki, o, ateje yakinlajtikga o uzakla§iyordu. Nihayet, oyle bir nok- 
taya gelindi ki, Musa aleyhisselamin mijjahede ettigi mahalden, kendisine hitaben 5U ses geldi: 

— ^ijphesiz ben Allah'im!... 

i$te kalb de boyledir. O da Allah'a yakinlik nurlarini goriJr. Fakat ona dogru her adim attikca nur 
uzakla$ir. Ta ilahT hiJkum yerini buluncaya kadar. 

Adimlarin kesilmesi, hukmiJn yerini bulmasi ve hedefe ulajmasi demektir. Bu andan itibaren du- 
rum degijir. Talib, matlub olur. Arayan, aranilan mertebesine geger. Kaasid, maksud olur. MiJrTcl, 
murad olur. 

Hakk'in cezbelerinden bir cezbe, insanlaria cinlerin amellerinden daha hayirlidir. Artik bu safhada, 
Allah, kulunu kendi tabiatinin, jehevatinin, heva ve hevesatinin dairesinden gikmi?, fanilere goniJl 
vermekten siyrilmi?, biJtun hevaT duygularini terk etmi? ve yalniz Allah'in zatina talib birisi olarak go- 
rijr. Oyle ki, o, biJtun eski kotij heves ve arzularindan siyrilmijtir. Allah igin kalkar. Allah igin oturur. 
Allah igin kiyama varir, kuuda varir. Aziksiz, bineksiz ve arkadajsizdir. Orug tutarak, namaz kilarak ve 
miJcahede ederek zulmetler iginden aydinliga ulajir. O, bu hallerde iken, bir de goriJr ki kendisi Al- 
lah'a yakinlik kapisindadir. O'nun lutfunun hiJcresinde, fazil ve kereminin sofrasindadir. Hem de kade- 
rine bakarak... 

Sen yijksekieri seversin. Halbuki kendin ai^akiardasm, (ukurlardasm. Sen, Cenneti seviyorsun. 
Halbuki Cennete layik ameller i$lemiyorsun... (Sh:530) 



Allah kendisinden razT olsun, AbdiJlkadir GeylanT Hazretleri daha sonra sozlerine devamla joyle 
dedi: 

— Bana, bu beldeye inecek bir belanin haberi geldi... 

Boyle dedikten sonra, belde ehline o belanin gelmemesi igin dua etti. Sonra da, gayet miJtevazTve 
vakur bir eda ile dedi ki: 

— Yeminle soylerim ki, bu beldede, katledilmege ve asilmaga mijstaliak ki$iler var. Fakat, bir 
gozijn hakki i^in bin goze ikram ediliyor. Allali'im, onlarin gunahlari sebebiyle bizleri muaheze et- 
me. Bizler hangi amelleri i$ledik? 

Bu sozij, ofkeli bir eda ile soylijyordu. Sonra sozlerine devam etti: 

— Ben dostu da, du$mani da kader korijgune koydum. Her ikisi de eridi. Ayni $ey oldu. 
Keramet ve mucize taleb etme. Keramet ve mucize gosterme arzusuna kapilma. Mucizeler bahsin- 

de peygamberlere, kerametler bahsinde de eviiyaya zorluk gikarma. Eger Allah'in yakinligini ve sohbe- 
tini istiyorsan, keramet ve mucize gosterme heveslerine kapilma. Allah ile yakinligin ve sohbetin de- 
vam ettigi takdirde O, sana yiyecegin lokmayi yedirir. Giyecegin elbiseyi giydirir. Bunlari istemek bir 
hicabdir. Geldikten sonra reddetmek de bir hicabdir. 

Eviiyaullah'in delaletiyle Hakk'a sijluk edenlere biJtun cinler, insanlar ve melekler hizmet eder. 
Nerede dijjerlerse orada kaldirilirlar. Taaa Allah Teala'ya ulajincaya kadar. Kendilerinden diJnya hirs 
ve hevesi gidinceye kadar. Kendi varliklarindan geginceye kadar. Orada onlara lutf-u ilahT hizmet eder. 
Tellal hizmet eder. Allah'a yakinlik kapisindan girmelerine izin verildigi zaman onlar musibet ve afet- 
lerle karjilajirlar. Ta ki, nefsleri ve kendi varliklarinin kalintilari erisin. Bu musibet ve afetler gejitii 



YAZILARIM 283 

283 YAZILARIM 

5ekillerde gelir. Zahiren yemekten, igmekten ve elbiseden mahrum birakilmasi gibi. Neticede kalb, saf 
ve temiz 6z ile birlikte miJcerret olarak kalir. Bu sirada kendisine fazi ve kerem yemegi takdim edilir. 
Unsiyet jarabi takdim edilir. Keramet taci giydirilir. Minnet elbisesi giydirilir. LediJn ilmi verilir. Hikmet 
ilmi verilir. Sonra, Allah kendilerine isimlerini ogretir. Gegmi? ve gelecek nimetlerini bildirir. BiJtun 
bunlari